Trafik Kazasında Kusur Oranı Nasıl Belirlenir? Tutanak, Bilirkişi ve İtiraz
Trafik kazasında kusur oranı kaza tespit tutanağıyla kesinleşmez. KTK m.84 asli kusur halleri, bilirkişi raporu, iki haftalık itiraz süresi ve ceza dosyasının hukuk davasına etkisi.

Trafik kazası sonrası açılan her tazminat dosyasının kaderini belirleyen tek bir sayı vardır: kusur oranı. Zararın miktarı ne kadar büyük olursa olsun, o zarardan ne kadarının karşı taraftan isteneceğini kusur dağılımı belirler. 500.000 TL'lik bir zararda kusur %80/%20 çıktığında tablo bambaşka, %50/%50 çıktığında bambaşkadır.
Buna rağmen kusurun nasıl belirlendiği çoğu zaman kazazedeye hiç anlatılmaz. Olay yerinde tutulan tutanak kesin hüküm sanılır, sigorta şirketinin yaptığı değerlendirme mahkeme kararı gibi algılanır, ceza dosyasındaki tespitin hukuk davasını da bağladığı düşünülür. Üçü de yanlıştır.
Bu yazı kusur oranının hangi belgelerle, hangi mercilerce ve hangi kanuni ölçütlerle belirlendiğini; tutanağa ve bilirkişi raporuna nasıl itiraz edileceğini; kusurun tazminat hesabına tam olarak nasıl yansıdığını anlatır.
Kusur Oranı Hukuken Neyi Belirler?
Kusur, haksız fiil sorumluluğunun temel unsurudur. Türk Borçlar Kanunu m.51'e göre hâkim, "tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak" belirler. Yani kusur, tazminatın hem varlığını hem miktarını doğrudan etkiler.
İkinci kritik hüküm TBK m.52'dir. Zarar gören de kendi kusuruyla zararın doğmasına veya artmasına katkıda bulunmuşsa, hâkim tazminatı indirir. Uygulamada buna müterafik kusur denir ve pratikte şu anlama gelir: kendi kusurunuz oranındaki zararı kendiniz taşırsınız, yalnız karşı tarafa düşen paya karşılık tazminat istersiniz.
Trafik kazalarında bunun üzerine bir katman daha binir. Karayolları Trafik Kanunu m.85, işletenin tehlike sorumluluğunu düzenler: aracın işleteni, sürücünün kusurundan da sorumludur. Zorunlu mali sorumluluk sigortası şirketi ise poliçe limiti dahilinde işletenle birlikte sorumludur. Bu yüzden kusur oranı yalnız sürücüye karşı değil; araç sahibine, işletene ve sigortacıya karşı ileri sürülecek talebin de ölçüsüdür.
Özetle kusur oranı üç ayrı sonucu birden doğurur: kimden isteneceğini, ne kadar isteneceğini ve kendi payınıza düşen zararı.
Kusur ile sorumluluk aynı şey değildir
Sık karıştırılan bir nokta da kusur ile sorumluluğun özdeşleştirilmesidir. Trafik kazalarında sorumluluk yalnız kusura dayanmaz; KTK m.85 işletene, kusuru olmasa dahi aracın işletilmesinden doğan zarardan sorumluluk yükler. Bu nedenle bir dosyada "sürücü kusursuz" sonucuna varılması, işleten ve sigortacı bakımından hiçbir ödeme yapılmayacağı anlamına gelmez.
Kusurun asıl işlevi, sorumluluğun varlığını değil kapsamını belirlemektir. Tehlike sorumluluğunun devrede olduğu hâllerde bile zarar görenin kendi kusuru, TBK m.52 uyarınca tazminattan indirim sebebidir. Bu ayrım yapılmadığında, kusur raporuna bakıp dosyanın bittiğini düşünmek gibi maliyetli bir hata ortaya çıkar.
Kaza Tespit Tutanağı: Neyi Kanıtlar, Neyi Kanıtlamaz?
Trafik kazasına kolluk gelip tutanak düzenlediğinde ortaya çıkan belge Trafik Kazası Tespit Tutanağı'dır. Tutanak, kazanın oluş şeklini, araçların konumunu, iz ve emarelerin durumunu, sürücülerin beyanlarını ve kolluk görevlisinin ilk değerlendirmesini kayda geçirir.
Tutanağın hukuki değeri konusunda iki uçta da hata yapılır. Ne "hiçbir değeri yok" denilebilir, ne de "kesin karar" muamelesi yapılabilir.
Tutanağın kanıtladığı: kazanın gerçekleştiği yer, zaman, taraflar, araçların ilk konumu, olay yerindeki fiziki bulgular. Bunlar resmî görevlinin doğrudan gözlemine dayandığı için güçlü delildir ve aksinin ispatı zordur.
Tutanağın kesin olarak belirlemediği: kusurun yüzdesel dağılımı. Kolluk görevlisi olay yerinde ilk değerlendirmeyi yapar; bu değerlendirme yargılamada bilirkişi incelemesiyle denetlenir ve değişebilir. Kusur oranını nihai olarak takdir eden merci mahkemedir.
Maddi hasarlı ve tarafların anlaştığı kazalarda kolluk çağrılmadan doldurulan Maddi Hasarlı Kaza Tespit Tutanağı ise tarafların kendi beyanına dayanır. Bu tutanakta kusur kutucuğunu işaretlemek, ilerideki dosyada aleyhinize kullanılabilecek bir ikrar niteliği taşıyabilir. Kusuru kabul ettiğinizden emin değilseniz o kutucuğu doldurmak yerine kolluk çağırmak daha güvenlidir.
KTK m.84: Asli Kusur Sayılan Haller
Karayolları Trafik Kanunu m.84, araç sürücülerinin trafik kazalarında asli kusurlu sayılacağı halleri tek tek sayar:
- Kırmızı ışıklı trafik işaretinde veya yetkili memurun "dur" işaretinde geçmek
- Taşıt giremez trafik işareti bulunan karayoluna veya bölünmüş karayolunda karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit, rampa ve bağlantı yollarına girmek
- İkiden fazla şeritli taşıt yollarında, karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit veya yol bölümüne girmek
- Arkadan çarpmak
- Geçme yasağı olan yerlerde geçmek
- Doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapmak
- Şeride tecavüz etmek
- Kavşaklarda geçiş önceliğine uymamak
- Kaplamanın dar olduğu yerlerde geçiş önceliğine uymamak
- Manevraları düzenleyen genel şartlara uymamak
- Yerleşim birimleri dışındaki karayolunun taşıt yolu üzerinde, zorunlu haller dışında park etmek veya duraklamak ve her durumda gerekli tedbirleri almamak
- Park için ayrılmış yerlerde veya taşıt yolu dışında kurallara uygun olarak park edilmiş araçlara çarpmak
Maddenin en çok atlanan kısmı: son fıkra
Uygulamada en sık yapılan hata, bu listeyi "asli kusurlu olan %100 kusurludur" biçiminde okumaktır. Maddenin son fıkrası bunu açıkça reddeder: kazada bu hareketlerden herhangi biri kazaya karışan sürücülerden birden fazlası tarafından yapılmışsa veya kaza bu hareketler dışında kurallara, yasaklamalara, kısıtlamalara ve talimatlara uyulmaması nedeniyle doğmuşsa, karayolunu kullananlar için kusur oranı ilgili yönetmelikte belirtilen esaslara göre tespit edilir.
Yani m.84 bir yüzde tablosu değildir. Kusurun ağırlıklı olarak hangi tarafta olduğunu gösteren bir başlangıç noktasıdır; nihai oran teknik inceleme sonucunda belirlenir. "Arkadan çarptım, o zaman tamamen ben kusurluyum" ya da "bana arkadan çarpıldı, ben kusursuzum" sonucu bu fıkra karşısında otomatik değildir.
Son fıkranın pratikte en çok işlediği durum, iki tarafın da ihlalinin bulunduğu kavşak kazalarıdır. Kırmızı ışıkta geçen sürücü ile aşırı hızla yaklaşan sürücünün karıştığı bir kazada, yalnız listeye bakılırsa ilk sürücü asli kusurlu görünür; oysa ikinci sürücünün hızı kazanın kaçınılabilirliğini doğrudan etkilemiştir. Kanun tam bu nedenle oranın yönetmelikte belirtilen esaslara göre tespit edilmesini öngörmüştür.
Aynı fıkra, m.84'te sayılmayan ihlalleri de kapsar. Listede yer almayan bir kural ihlali kusursuzluk anlamına gelmez; kusur, trafik mevzuatının tamamı ve olayın somut koşulları birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Tali kusur
Asli kusur oluşturmayan ama kazanın meydana gelmesine veya sonucun ağırlaşmasına katkı sağlayan davranışlar tali kusur olarak değerlendirilir. Uygulamada sıkça karşılaşılan tali kusur davranışları arasında hız sınırının aşılması, emniyet kemeri takılmaması, aracın teknik bakımının yapılmamış olması, lastiklerin mevsime uygun olmaması, gece uygun aydınlatma kullanılmaması ve yolun durumuna göre gerekli tedbirlerin alınmaması sayılabilir.
Emniyet kemeri örneği bu ayrımı çok iyi gösterir: kemer takılmaması kazanın oluşumuna katkı sağlamaz, ancak yaralanmanın ağırlığını artırır. Bu nedenle kaza kusurunda değil, TBK m.52 kapsamında zararın artmasına katkı bağlamında değerlendirilir ve tazminattan indirim sebebi olabilir.
Kusur Dağılımı Pratikte Nasıl Çıkar?
Kusur, gerçek dosyalarda nadiren "%100 – %0" biçiminde sonuçlanır. Tipik dağılımlar şöyle şekillenir:
- Tek taraflı asli kusur: yalnız bir sürücü m.84 kapsamında bir ihlal yapmış, diğerinde hiçbir katkı yoksa kusur büyük ölçüde tek tarafta toplanır.
- Asli kusura tali kusurun eklenmesi: kırmızı ışıkta geçen sürücü asli kusurlu sayılırken, diğer sürücünün belirgin hız ihlali varsa kusur bölünür. Yaygın dağılım aralığı %70–%80'e %20–%30 civarında oluşur.
- İki taraflı asli kusur: her iki sürücü de m.84 kapsamında ihlal yapmışsa son fıkra devreye girer ve dağılım teknik incelemeyle belirlenir; eşit veya eşite yakın çıkması olağandır.
- Üçüncü kişi veya yol kusuru: yolun bakımından sorumlu idarenin ihmali, eksik levhalama, hatalı sinyalizasyon ya da başka bir aracın manevrası kusurun bir kısmını üçüncü tarafa kaydırabilir.
Bu oranlar birer eğilimdir, kural değildir. Aynı fiil, yolun geometrisi, görüş mesafesi, hava koşulu ve araçların hızına göre farklı dosyalarda farklı oranlanır. Sitedeki trafik kazası tazminat hesaplama aracı, elinizde kusur raporu yoksa tam bu belirsizlik nedeniyle tek bir rakam yerine birden çok varsayıma dayalı bant üretir.
Yaya Kazalarında Kusur Değerlendirmesi
Yaya karışan kazalarda değerlendirme, iki araç arasındaki kazadan farklı işler. Sürücü bakımından KTK m.85'teki tehlike sorumluluğu devrededir: işleten, kusuru olmasa dahi aracın işletilmesinden doğan zarardan kural olarak sorumludur. Bu sorumluluk yalnız kanunda öngörülen kurtuluş hâllerinde daralır.
Bununla birlikte yayanın kendi kusuru göz ardı edilmez. Yaya geçidi bulunan yerde geçitten yararlanmamak, kırmızı ışıkta karşıya geçmek, bölünmüş yolda korkuluk aşarak yola girmek veya taşıt yolunda yürümek, TBK m.52 kapsamında zararın doğumuna katkı sayılır ve tazminattan indirim sebebi olur.
Uygulamada yaya kazalarında kusurun tamamen yayaya yüklenmesi, ancak sürücü bakımından hiçbir kural ihlali ve öngörülebilirlik bulunmadığında gündeme gelir. Yayanın kusurlu olduğu birçok dosyada dahi sürücünün hız, dikkat ya da tedbir yükümlülüğüne aykırılığı nedeniyle bir kusur payı doğar. Çocuk yayaların karıştığı kazalarda ise ayırt etme gücüne ilişkin değerlendirme ayrıca yapılır ve kusur atfı daha dar tutulur.
Bilirkişi Raporu: Kusuru Kim, Nasıl Belirler?
Kusur oranı özel ve teknik bilgi gerektirdiği için mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.266 uyarınca bilirkişi incelemesine başvurur. Trafik dosyalarında incelemeyi yapan merciler genellikle şunlardır:
- Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi: özellikle ölümlü ve ağır yaralamalı dosyalarda, ceza yargılamasına paralel yürüyen olaylarda başvurulan merci.
- Üniversitelerin makine mühendisliği bölümleri: hız analizi, çarpışma dinamiği ve fren mesafesi hesabı gerektiren dosyalarda.
- Bilirkişilik bölge kurullarına kayıtlı trafik bilirkişileri: maddi hasarlı ve basit yaralamalı dosyaların büyük çoğunluğunda.
Bilirkişi incelemesinin dayanağı olan belgeler; kaza tespit tutanağı ve krokisi, olay yeri fotoğrafları, araç hasar fotoğrafları ve ekspertiz raporu, sürücü ve tanık beyanları, varsa kamera görüntüleri, araçların takoğraf ya da veri kaydı bilgileri ve yol durumuna ilişkin kayıtlardır.
Buradan çıkan pratik sonuç önemlidir: bilirkişi ancak dosyaya giren belgeyi değerlendirebilir. Kavşaktaki güvenlik kamerası görüntüsü zamanında talep edilip dosyaya girmemişse, o görüntünün lehinize olması hiçbir işe yaramaz. Kamera kayıtlarının saklama süresi çoğu sistemde günler veya haftalarla sınırlıdır; kaza sonrası ilk yapılacak işlerden biri kayıtların muhafazasını talep etmektir.
Kusur Belirlemede Kullanılan Teknik Yöntemler
Bilirkişi kusuru sezgiyle değil, ölçülebilir verilerle belirler. Trafik dosyalarında en sık başvurulan teknik değerlendirme başlıkları şunlardır:
- Fren ve kayma izleri: asfalt üzerindeki iz uzunluğu, yol kaplamasının sürtünme katsayısıyla birlikte kullanılarak aracın frene basıldığı andaki hızı hakkında hesap yapılmasını sağlar. İzin başlangıç noktası aynı zamanda sürücünün tehlikeyi ne zaman algıladığını da gösterir.
- Çarpışma açısı ve deformasyon: araçlardaki ezilme bölgelerinin konumu ve derinliği, çarpmanın hangi açıyla ve hangi şiddetle gerçekleştiğini ortaya koyar. Yan çarpma ile arkadan çarpma, hasar geometrisiyle birbirinden ayrılır.
- Araçların son konumu: çarpma sonrası araçların savrulma yönü ve durdukları nokta, çarpma anındaki hız ve kütle ilişkisiyle tutarlı olmak zorundadır. Beyanla bulgunun çeliştiği dosyalarda bulgu esas alınır.
- Görüş mesafesi ve tepki süresi: sürücünün tehlikeyi görebileceği mesafe, yolun geometrisi, aydınlatma ve hava koşuluyla birlikte değerlendirilir. Ortalama tepki süresi eklendiğinde, kazanın kaçınılabilir olup olmadığı sorusu yanıtlanır.
- Araç veri kayıtları: takoğraf, araç takip sistemi ya da modern araçlardaki olay veri kayıtları hız, fren ve direksiyon hareketine ilişkin doğrudan veri sunar. Bu kayıtların varlığı çoğu zaman beyan tartışmasını tümüyle bitirir.
Bu yöntemlerin ortak özelliği, hepsinin fiziki bulguya bağlı olmasıdır. Bulgu ortadan kalktığında ya da kayda geçirilmediğinde geriye yalnız çelişkili beyanlar kalır; böyle dosyalarda kusur çoğunlukla paylaştırılır. Bu, delilin zamanında güvenceye alınmasının neden bu kadar belirleyici olduğunu açıklar.
Bilirkişi Raporuna İtiraz: İki Haftalık Süre
Bilirkişi raporu tebliğ edildiğinde taraflar için bir süre işlemeye başlar. HMK m.281/1'e göre taraflar, raporun kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsiz hususlar hakkında bilirkişinin açıklama yapmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.
Aynı maddede bir esneklik de tanınmıştır: itirazın bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışma gerektirmesi hâlinde, yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemek, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir.
İtirazın etkili olması için raporun sonucuna genel bir itiraz yeterli değildir. Etkili itiraz dilekçesi raporun hangi verisinin eksik olduğunu, hangi belgenin değerlendirilmediğini, hangi teknik varsayımın hatalı olduğunu ve bunun kusur oranını nasıl değiştirdiğini somut olarak gösterir. Dosyaya girmemiş bir kamera kaydı, dikkate alınmamış bir tanık beyanı ya da yanlış kabul edilmiş bir çarpma açısı, yeni rapor alınmasının en güçlü gerekçeleridir.
Kaza Tespit Tutanağına İtiraz
Tutanağa itiraz, hangi sonuca itiraz edildiğine göre farklı yollardan yürür.
Tutanağa bağlı idari para cezasına itiraz: trafik idari para cezaları için öngörülen itiraz yolu ve süresi işler; itiraz sulh ceza hâkimliğine yapılır. Bu itiraz cezayı hedefler, tazminat davasındaki kusur oranını doğrudan belirlemez.
Tutanaktaki kusur değerlendirmesine itiraz: asıl mecra tazminat davasının kendisidir. Tutanak dosyaya delil olarak girer, siz tutanağın hatalı yönlerini dilekçenizde açıklarsınız ve mahkeme bilirkişi incelemesiyle konuyu yeniden değerlendirir. Tutanağı ayrıca "iptal ettirmek" gibi bir zorunluluk yoktur; onu aşmanın yolu daha güçlü delil sunmaktır.
Maddi hasarlı kaza tutanağındaki beyana itiraz: kendi imzanızla kusuru kabul ettiğiniz bir tutanak varsa, bunun hata, hile veya olayın gerçek oluş şekline aykırılık nedeniyle geçersizliğini ileri sürmek mümkündür; ancak ispat yükü ağırlaşır. Bu yüzden olay yerinde acele imza atmamak, sonradan yürütülecek bir itirazdan çok daha etkilidir.
Ceza Dosyasındaki Kusur Tespiti Hukuk Davasını Bağlar mı?
Ölümlü veya yaralamalı kazalarda paralel bir ceza soruşturması yürür ve orada da kusur değerlendirilir. Kazazedeler çoğu zaman ceza dosyasındaki tespitin tazminat davasını da bitirdiğini düşünür. Kural bunun tersidir.
TBK m.74'e göre hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığına karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı biçimde ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz.
Bunun pratik karşılığı şudur: ceza dosyasında beraat eden bir sürücü, tazminat davasında kusurlu bulunabilir. Ceza yargılamasındaki ispat ölçütü ile hukuk yargılamasındaki ölçüt aynı değildir; ceza hukukunda şüphe sanık lehine yorumlanırken, tazminat davasında kusurun dağılımı teknik değerlendirmeyle belirlenir.
Bağımsızlığın sınırı
Bu bağımsızlık sınırsız değildir. Yerleşik uygulamada, ceza mahkemesinin kesin biçimde saptadığı maddi olgular hukuk hâkimini bağlar. Örneğin ceza mahkemesi "sürücünün kaza anında kırmızı ışıkta geçtiği" olgusunu delillerle kesin olarak tespit etmişse, hukuk hâkimi bu olgunun aksini kabul edemez; ancak o olgudan çıkacak kusur yüzdesini kendisi takdir eder.
Ayrım şudur: ne olduğu ceza dosyasında kesinleşmiş olabilir, bunun tazminat bakımından ne anlama geldiği hukuk hâkiminin takdirindedir. Bu nedenle ceza dosyasının bekletici mesele yapılması sık karşılaşılan bir usul tercihidir.
Sigortanın Kusur Değerlendirmesi ve Sigorta Tahkim
Zorunlu mali sorumluluk sigortasına başvurduğunuzda sigorta şirketi kendi eksper ve hasar birimi aracılığıyla bir kusur değerlendirmesi yapar ve ödemeyi buna göre belirler. Bu değerlendirme şirketin kendi teknik görüşüdür; mahkemeyi ya da sizi bağlamaz.
Sigorta şirketinin belirlediği kusur oranına veya ödeme tutarına katılmıyorsanız iki yol vardır:
- Sigorta Tahkim Komisyonu: 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.30 kapsamında kurulan tahkim yolu. Önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapılması ve talebin karşılanmaması gerekir. Hakem heyeti dosyayı kural olarak kısa sürede karara bağlar ve gerektiğinde kendi bilirkişisinden kusur raporu alır. 22 Ocak 2026 itibarıyla 35.000 TL altındaki uyuşmazlıklarda hakem kararı kesindir; bu tutar ve üzerindeki uyuşmazlıklarda itiraz hakem heyetine başvurulabilir.
- Dava yolu: sigortacıya karşı açılan tazminat davası. Görev ve yetki kuralları ile arabuluculuk dava şartına ilişkin değerlendirme dosyanın niteliğine göre yapılır.
Tahkim yolunun tercih edilmesinde belirleyici olan iki husus vardır. Birincisi, sigorta şirketinin Sigorta Tahkim Komisyonu'na üye olup olmadığıdır; zorunlu sigortalardan doğan uyuşmazlıklarda üyelik şartı aranmaz. İkincisi, uyuşmazlık tutarının kesinlik sınırına göre konumudur: sınırın altındaki kararlar kesin olduğu için itiraz aşaması bulunmaz, bu da süreci kısaltırken hata payını da tek aşamaya sıkıştırır.
Kusur oranının en çok tartışıldığı kalemlerden biri de araç değer kaybıdır; oranın düşürülmesi doğrudan alacağı azaltır. Bu konunun ayrıntısı araç değer kaybı sayfasında ele alınmıştır.
Kusur oranı ile hasar oranı karıştırılmamalı
Sigorta uygulamasında karşılaşılan bir başka karışıklık, kusur oranı ile hasarın büyüklüğü arasında kurulan yanlış ilişkidir. Aracı daha ağır hasar gören tarafın kusurunun daha az olduğu gibi bir kural yoktur. Hasarın büyüklüğü araçların kütlesi, çarpma açısı, hız ve yapısal dayanımla ilgilidir; kusur ise kural ihlaliyle ilgilidir. Hafif hasarlı aracın sürücüsü ağır kusurlu, ağır hasarlı aracın sürücüsü kusursuz olabilir.
Kusur Oranı Sonradan Değişirse Ne Olur?
Kusur oranı, dosyanın farklı aşamalarında farklı belirlenebilir. Sigorta şirketi kendi değerlendirmesine göre bir ödeme yapmış, sonrasında yargılamada kusur oranı lehinize değişmiş olabilir. Bu durum ek talep hakkını ortadan kaldırmaz.
Sigortadan alınan ödeme, kural olarak tazminattan mahsup edilir; ancak mahsubun tutarı ve yöntemi, ödemenin niteliğine ve tarihine göre belirlenir. Daha düşük bir kusur oranı esas alınarak yapılmış bir ödeme, sonradan belirlenen gerçek zararın tamamını karşılamıyorsa aradaki fark istenebilir.
Bu noktada iki uygulama hatasına dikkat etmek gerekir. Birincisi, sigorta ödemesi alınırken imzalanan belgelerin içeriğidir: "tüm haklardan feragat" niteliğinde bir ibra metni imzalanmışsa, sonradan ek talepte bulunmak zorlaşır. İkincisi zamanaşımıdır; trafik kazasından doğan tazminat taleplerinde kanunda öngörülen süreler işler ve fiilin aynı zamanda suç oluşturması hâlinde uzamış ceza zamanaşımı süreleri uygulama alanı bulabilir.
Kusur oranındaki değişikliğin tazminata etkisini görmek için, hesabı hem sigorta şirketinin kabul ettiği oranla hem yargılamada beklenen oranla ayrı ayrı çalıştırmak, aradaki farkı somutlaştırmanın en pratik yoludur.
Kusur Oranı Tazminat Hesabına Nasıl Yansır?
Kusur, tazminat hesabının son adımında değil, çekirdeğinde yer alır. Zarar kalemleri (bakıcı gideri, geçici ve sürekli iş göremezlik, destekten yoksun kalma, tedavi giderleri) önce brüt olarak hesaplanır; ardından karşı tarafa düşen kusur payıyla oranlanır.
Bunun bir sonucu da mahsuplarda ortaya çıkar. Sigorta şirketinin daha önce yaptığı ödemeler, hesaptan düşülürken kendi kuralına tabidir; ödeme tarihine göre oranlanarak mahsup edilmesi gereken hâller vardır ve bu ayrım gözden kaçırıldığında tazminat gerçekte olduğundan düşük ya da yüksek görünür.
Kusur oranındaki tek bir puanlık değişikliğin büyük dosyalarda ne anlama geldiğini görmek için tazminat hesaplama aracını farklı kusur oranlarıyla çalıştırmak yeterlidir. Davanın hukuki çerçevesi, zamanaşımı ve husumet konuları ise trafik kazası tazminat davası yazısında anlatılmaktadır.
Kaza Sonrası Delil Kontrol Listesi
Kusur oranını en çok etkileyen aşama, dosyanın açılışından önceki ilk günlerdir. Sağlık durumu elverdiği ölçüde şu adımların atılması, ileride yapılacak her itirazın zeminini oluşturur:
- Olay yeri fotoğrafı çekmek. Araçların çarpma anındaki konumu, fren izleri, cam ve parça saçılması, yol işaretlemesi ve trafik levhaları geniş açıyla ve yakın plandan kaydedilmelidir. Araçlar çekildikten sonra bu bilgi geri getirilemez.
- Tanık bilgilerini almak. Ad, soyad ve telefon numarası yeterlidir. Tanık, tutanağa geçirilmediyse sonradan bulunması çoğu zaman imkânsız hâle gelir.
- Kamera kayıtlarını talep etmek. Kavşak kameraları, çevredeki işyeri kameraları ve araç içi kameralar kısa süreli saklanır. Kaydın muhafazası yazılı olarak istenmelidir.
- Sağlık kayıtlarını eksiksiz tutmak. Acil servis kaydı, epikriz, görüntüleme sonuçları ve istirahat raporları hem yaralanmanın ağırlığını hem kaza ile yaralanma arasındaki nedenselliği gösterir.
- Tutanağı okumadan imzalamamak. Beyan bölümünün olayın gerçek oluşuna uygun olduğundan emin olunmalı; katılınmayan bir tespit varsa şerh düşülmelidir.
- Aracı onarımdan önce belgelemek. Hasar fotoğrafları ve ekspertiz raporu, hem değer kaybı hem çarpışma dinamiği bakımından teknik veri kaynağıdır.
Bu liste hukuki bilgi değil, dosya hazırlığıdır; ancak kusur oranının belirlendiği teknik incelemenin hammaddesini oluşturur. Bilirkişi, olay yerinde bulunmayan bir bulguyu değerlendiremez.
Kusur Oranında Sık Yapılan Beş Hata
- Tutanağı kesin karar sanmak. Kolluk değerlendirmesi başlangıç noktasıdır; nihai kusur oranını mahkeme, bilirkişi incelemesi sonrası takdir eder.
- Asli kusuru %100 kusur saymak. KTK m.84'ün son fıkrası, birden fazla tarafın ihlali veya listede sayılmayan başka ihlaller varsa oranın teknik esaslara göre tespit edileceğini açıkça söyler.
- İki haftalık itiraz süresini kaçırmak. Bilirkişi raporuna HMK m.281 uyarınca iki hafta içinde itiraz edilmezse, hatalı bir kusur değerlendirmesi dosyanın esasına yerleşir.
- Ceza dosyasındaki sonucu beklemekle yetinmek. Beraat, tazminat sorumluluğunu kaldırmaz; ceza dosyasında kusursuz bulunan sürücü tazminat davasında kusurlu çıkabilir.
- Delili zamanında güvenceye almamak. Kamera kayıtları silinir, araçlar tamir edilir, iz ve emareler kaybolur. Bilirkişi yalnız dosyaya giren belgeyi değerlendirir.
Sık Sorulan Sorular
Kaza tespit tutanağında kusurlu gösterildim, sonuç kesin mi?
Hayır. Tutanak delil niteliğindedir ve mahkemede bilirkişi incelemesiyle denetlenir. Aksi yönde teknik veri sunulduğunda kusur oranı tutanaktakinden farklı belirlenebilir.
Arkadan çarpan her zaman tam kusurlu mudur?
Hayır. Arkadan çarpmak KTK m.84 kapsamında asli kusur hâlidir, ancak öndeki aracın ani ve gereksiz frenlemesi, stop lambalarının çalışmaması, kurallara aykırı duraklama gibi durumlarda kusurun bir kısmı öndeki sürücüye de yüklenebilir.
Emniyet kemeri takmamak kusur oranımı artırır mı?
Kazanın oluşumundaki kusuru değil, zararın artmasına katkıyı ilgilendirir. TBK m.52 kapsamında tazminattan indirim sebebi olarak değerlendirilebilir.
Bilirkişi raporuna itiraz süresini kaçırırsam ne olur?
HMK m.281'deki iki haftalık süre geçtikten sonra rapora yönelik itiraz imkânı büyük ölçüde daralır. Süre içinde başvurulması hâlinde, teknik çalışma gerektiren durumlarda bir defaya mahsus ve iki haftayı aşmayan ek süre verilebilir.
Ceza davasında beraat ettim, tazminat ödemem gerekir mi?
Gerekebilir. TBK m.74 uyarınca hukuk hâkimi ceza hâkiminin beraat kararıyla bağlı değildir; kusuru bağımsız olarak değerlendirir.
Sigortanın belirlediği kusur oranına itiraz edebilir miyim?
Evet. Önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapılır; talep karşılanmazsa Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulabilir veya dava açılabilir.
Kusur oranı davanın hangi aşamasında kesinleşir?
Bilirkişi raporu alınıp itirazlar değerlendirildikten ve gerekirse ek ya da yeni rapor alındıktan sonra, mahkemenin hükmüyle kesinleşir. Kanun yolu incelemesinde de değişebilir.
Kusur oranı tazminatı nasıl etkiler?
Hesaplanan zarar kalemleri karşı tarafa düşen kusur payıyla oranlanır. Kendi kusurunuza isabet eden kısım, TBK m.52 uyarınca tazminattan indirilir.
Sonuç
Trafik kazası dosyalarında kusur oranı, olay yerinde kolluk tarafından bir kere yazılıp kapanan bir sayı değildir. Kaza tespit tutanağı başlangıç noktasıdır; KTK m.84 asli kusur hâllerini gösterir ama son fıkrasıyla oranın teknik esaslara göre tespit edileceğini söyler; bilirkişi raporu dosyaya giren delillerle şekillenir; ceza dosyasındaki tespit hukuk hâkimini kusur takdirinde bağlamaz.
Bu zincirin her halkası müdahaleye açıktır ve müdahalenin en etkili olduğu iki an bellidir: kaza sonrası ilk günlerde delilin güvenceye alınması ve bilirkişi raporu tebliğ edildikten sonraki iki haftalık itiraz süresi. Bu iki an kaçırıldığında, sonradan yapılacak itirazların etkisi belirgin biçimde azalır.
Yalova ve çevresindeki trafik kazası dosyalarına ilişkin süreç bilgisi için Yalova trafik kazası sayfasına bakılabilir.
Yazar
Av. Mesut İLME
İlme Hukuk & Danışmanlık kurucu avukatı. Aile, iş, ceza ve ticaret hukuku alanlarında 20+ yıl deneyim ile Yalova ve Türkiye genelinde online avukatlık hizmeti sunmaktadır.
Profili Görüntüle