İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Sonbaharda sararmış yapraklarıyla uzanan bağ sıraları

Mirastan Feragat Sözleşmesi (TMK 528): Resmî Şekil, Karşılıklı Feragat ve Altsoya Etkisi

Mirastan feragat, mirasbırakan sağken onunla birlikte resmî şekilde yapılan bir sözleşmedir. Karşılık alınmışsa feragat kural olarak altsoyu da bağlar; feragat eden ise tenkis, iade ve alacaklılara karşı sorumluluk hesabının dışında kalmaz.

Yayın
10 Ekim 2026
Okuma süresi
17 dk
Hukuk alanı
Miras Hukuku
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
10 Ekim 2026
17 dk
okuma

Bir baba sağlığında büyük oğluna bir daire devreder; oğul da aynı gün notere gidip babasının mirasından pay istemeyeceğini imzalar. Yıllar sonra baba öldüğünde iki soru birlikte gelir: Oğlun çocukları dedelerinin mirasından pay alabilecek mi, dairenin değeri diğer kardeşlerin saklı payını aşıyorsa ne olacak? Aynı kâğıdı boşanma protokolüne bir cümle olarak yazan eşler ya da kardeşleriyle "babamızın mirasında hakkım yok" diye adi bir belge imzalayan mirasçı da bir gün aynı soruyla karşılaşır: Bu feragat geçerli mi, kimi bağlar?

Türk Medeni Kanunu (TMK) mirastan feragati üç kısa maddede düzenler; ancak bu üç maddenin her biri, uygulamada yaygın olan bir varsayımı düzeltir. Kanunun kurduğu yapıda feragat, mirasçının ölümden önce, mirasbırakanla birlikte yaptığı resmî şekilli bir sözleşmedir. Karşılık alınıp alınmadığı, altsoyun bağlanıp bağlanmadığını belirler; belirli bir kişi lehine yapılıp yapılmadığı, feragatin ayakta kalıp kalmayacağını belirler. Sözleşmeyi imzalayan mirasçı ise sanıldığı kadar "hiçbir şey alamayan" konumda değildir.

Mirastan feragat, ölümden önce beklenen miras hakkından vazgeçmektir

TMK m.528/1'e göre mirasbırakan, bir mirasçısı ile "karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak" mirastan feragat sözleşmesi yapabilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası sonucu tek cümleyle bağlar: "Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder." Feragat edilen şey, henüz doğmamış bir haktır; çünkü miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır ve mirasçılık sıfatı o anda kazanılır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu niteliği açıkça vurgulamıştır: "Mirastan feragat edenin vazgeçtiği beklenen bir haktır, yoksa miras hakkı değil." (E. 2024/7-819, K. 2025/800, 10 Aralık 2025). Genel Kurul aynı kararda, sözleşmenin kapsamının mirasçının beklenen payının tamamından ya da bir kısmından vazgeçmesine göre belirlendiğini de belirtmiştir. Yani feragat, mirasın tamamına yönelik olabileceği gibi belirli bir bölümle sınırlı da kurulabilir; sınırın sözleşmede açık yazılması, ölümden sonra çıkacak yorum uyuşmazlığını daraltır.

Taraflar, mirasbırakan ile muhtemel mirasçısıdır. Mirasbırakanın katılmadığı, mirasçıların kendi aralarında ya da bir mirasçının üçüncü kişiyle henüz açılmamış miras hakkında yaptığı sözleşmeler TMK m.678/1 uyarınca geçerli değildir; bu tür bir sözleşmeyle verilmiş edimlerin geri verilmesi istenebilir (m.678/2). Kardeşlerin anneleri hayattayken "annemizin evi ağabeyimize kalsın, biz istemeyiz" diye kendi aralarında imzaladıkları bir belge, bu nedenle feragat sözleşmesi sonucunu doğurmaz.

Feragat, mirasın reddi ve çıkarmadan nasıl ayrılır

Üç kurum aynı sonuca, yani mirasçının terekeden pay almamasına varır; ama zamanları, şekilleri ve iradenin sahibi farklıdır. Mirasın reddi ölümden sonra, mirasçının tek taraflı beyanıyla sulh mahkemesine yapılır ve kural olarak üç aylık süreye bağlıdır (TMK m.605-606); ayrıntısı mirasın reddi sayfasında anlatılmıştır. Mirasçılıktan çıkarma ise mirasbırakanın tek taraflı ölüme bağlı tasarrufudur ve kanunda sayılan sebeplere dayanmak zorundadır; ıskatın sebepleri ve itiraz yolu mirasçılıktan çıkarma (ıskat) yazısında ele alınmıştır.

KurumNe zamanKimin iradesiŞekil
Mirastan feragat (TMK m.528)Mirasbırakan sağkenMirasbırakan ve mirasçı birlikteResmî vasiyetname şekli (m.545)
Mirasın reddi (TMK m.605)Ölümden sonra, üç ay içindeYalnız mirasçıSulh mahkemesine sözlü ya da yazılı beyan (m.609)
Mirasçılıktan çıkarma (TMK m.510)Mirasbırakan sağkenYalnız mirasbırakanÖlüme bağlı tasarruf şekli
Miras payının devri (TMK m.677)Ölümden sonraMirasçılar arasındaYazılı şekil; üçüncü kişiye devirde noter

Sözleşme resmî vasiyetname şeklinde yapılmazsa feragat doğmaz

Mirastan feragat bir miras sözleşmesidir ve TMK m.545/1 uyarınca "resmî vasiyetname şeklinde" düzenlenmesi gerekir. Sözleşmenin tarafları arzularını resmî memura aynı zamanda bildirir ve düzenlenen sözleşmeyi memurun ve iki tanığın önünde imzalar (m.545/2). Resmî memur sulh hâkimi, noter ya da kanunla yetkilendirilmiş başka bir görevli olabilir (m.532/2). Uygulamada sözleşmelerin büyük kısmı noterde düzenlenmektedir.

Sözlü vasiyetnameye ilişkin bir kararında Hukuk Genel Kurulu, ölüme bağlı tasarrufların şeklini anlatırken bu noktayı da kaydetmiştir: "Miras sözleşmeleri; miras sözleşmesi (TMK md. 545) ve mirastan feragat sözleşmesi (TMK md. 528) olmak üzere iki türde düzenlenebilir. Her iki sözleşme de resmî şekilde yapılır." (E. 2025/246, K. 2026/201, 1 Nisan 2026). Şekil burada bir ispat kolaylığı değil, geçerlik koşuludur; şekle uyulmadan yapılan ölüme bağlı tasarrufun iptali TMK m.557/4 uyarınca istenebilir.

Okuma ya da imza engeli olan bir taraf için kanun ayrı bir yol öngörür: memur metni iki tanığın önünde okur ve tanıklar bu durumu sözleşmeye yazarak imzalar (TMK m.535). Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin onadığı bir dosyada, eşin okuma yazma bilmediği feragat sözleşmesinde ayrıca belirtilmiş; ilk derece mahkemesi, parmak izli belgelere ilişkin usul kurallarının geçerlik değil ispat şekline ilişkin olduğunu belirterek şekle yönelik itirazı yerinde görmemiştir (E. 2025/3477, K. 2026/973, 23 Şubat 2026). Okuma engeli bulunan tarafta belirleyici olan, memurun metni okuduğunun ve tarafın beyanının tanıklarca sözleşmeye yazılmasıdır.

Adi yazılı "feragatname" ve ölümden sonra imzalanan belge

Mirasbırakan sağken iki taraf arasında imzalanan adi yazılı bir "feragatname", resmî şekil eksikliği nedeniyle mirastan feragat sözleşmesi sonucunu doğurmaz. Ölümden sonra imzalanan ve başlığında "mirastan feragat" yazan belgeler ise ayrı bir değerlendirmeye tabidir. Miras açıldıktan sonra artık feragat edilecek beklenen bir hak kalmamıştır; mirasçının önünde ya mirası reddetmek ya da kazandığı payı devretmek seçeneği vardır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, mirasbırakanın ölümünden iki yıl sonra iki mirasçı arasında 280.000 Euro karşılığında imzalanan "Mirastan Feragat Sözleşmesi" başlıklı adi yazılı belgeyi bu nedenle miras payının devri sözleşmesi olarak nitelendirmiş ve ilk derece mahkemesinin şekil eksikliğinden verdiği ret kararını bozmuştur. TMK m.677/1'e göre mirasçılar arasındaki pay devri sözleşmesi yazılı şekle bağlıdır ve adi yazılı biçim bunun için yeterlidir; bozmaya uyularak verilen kabul kararı 7. Hukuk Dairesince onanmıştır (E. 2023/2582, K. 2023/4632, 11 Ekim 2023). Belgenin başlığı değil içeriği ve imzalandığı an, hangi kurumun uygulanacağını belirler.

Ehliyet ve sözleşmenin zamanı

Miras sözleşmesi yapabilmek için mirasbırakanın ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmaması gerekir (TMK m.503). Uygulamada sık karşılaştığımız ihtiyat önlemi, özellikle ileri yaştaki mirasbırakan için sözleşme gününe yakın tarihli bir sağlık raporu alınmasıdır; raporun varlığı, ehliyetsizlik iddiasının ispatını karşı taraf için güçleştirebilir.

Sözleşmenin evlenmeden önce imzalanması da tartışma konusu olmuştur. Nikâhtan 15-20 dakika önce imzalanan feragat sözleşmesini Hukuk Genel Kurulu, taraflar arasında evliliğin gerçekleşeceğine dair beklentinin yüksek olduğu, eşin evlilikle ve mirasbırakanın ölümüyle mirasçılık sıfatını kazandığı gerekçesiyle geçerli kabul etmiştir (E. 2024/7-819, K. 2025/800). Karar oy çokluğuyla verilmiştir; Kurul görüşmelerinde, evlilik kurulmadan muhtemel mirasçılık sıfatının doğmayacağı yönündeki görüş azınlıkta kalmıştır. Sözleşmenin nikâhtan sonra imzalanması bu tartışmayı baştan ortadan kaldırır.

Karşılıklı feragat altsoyu bağlar, karşılıksız feragat kural olarak bağlamaz

Altsoya etki, TMK m.528/3'te tek ölçüte bağlanmıştır: "Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur." Kanun koyucunun mantığı açıktır. Mirasçı payının karşılığını sağlığında almışsa, onun çocuklarının ikinci kez pay istemesi diğer mirasçılar aleyhine çifte kazandırma yaratır.

Kanun bu sonucu karşılıksız feragate bağlamamıştır. Doktrinde kabul edilen yoruma göre karşılıksız feragatte feragat eden, mirasbırakandan önce ölmüş gibi değerlendirilir ve onun altsoyu, TMK m.495/3'teki halefiyet kuralıyla onun yerini alabilir. Bu nedenle "feragat eden hiçbir şey almaz, çocukları da almaz" genellemesi, karşılıksız feragat için doğru değildir.

Sözleşmenin niteliğiFeragat edenFeragat edenin altsoyu
Karşılıklı (ivazlı), sözleşmede başka hüküm yokMirasçı olmazKural olarak mirasçı olmaz
Karşılıklı, altsoyun hakkı saklı tutulmuşMirasçı olmazSözleşmedeki kayda göre mirasçı olabilir
Karşılıksız (ivazsız)Mirasçı olmazHalefiyet yoluyla mirasçı olabilir

Ayrımın sonucu, feragat edenin çocuklarının durumunda görülür. Babasından karşılık alarak feragat eden bir oğlun çocukları, sözleşmede aksi yazılmadıkça dedelerinin mirasından pay alamaz; çünkü karşılık, babaları aracılığıyla aileye zaten girmiştir. Aynı oğul karşılık almadan feragat etmişse, doktrindeki bu yoruma göre mirasbırakandan önce ölmüş gibi sayılır ve torunlar onun yerine halefiyet yoluyla mirasçı olabilir; oğlun ölüm anında hayatta olması bu sonucu değiştirmez. Bu nedenle karşılıklı feragatte torunların durumu, sözleşme imzalanırken bilinçli bir tercih olarak ele alınmalı ve metne yazılmalıdır.

Karşılığın ne olduğu da somut olarak yazılmalıdır. Sağlığında devredilen bir taşınmaz, ödenen bir para ya da bir borçtan kurtarma, karşılık niteliğindedir; sözleşmede bunun yalnız "bedeli alınmıştır" diye geçmesi, ölümden sonra karşılığın gerçekten verilip verilmediği tartışmasını açık bırakır. Karşılığın sonraya bırakıldığı hâllerde TMK m.547'deki dönme hakkı devreye girer: Sağlararası edimleri isteme hakkı bulunan taraf, bu edimler sözleşmeye uygun yerine getirilmez ya da güvenceye bağlanmazsa, borçlar hukuku kuralları uyarınca sözleşmeden dönebilir.

Belirli bir kişi lehine feragat, o kişi mirasçı olamazsa hükümden düşer

Çoğu zaman amaç bir başkasının payını büyütmektir: bir kardeşin ötekiler lehine, bir eşin çocuklar lehine feragati gibi. TMK m.529/1'e göre sözleşme belli bir kişi lehine yapılmış ve bu kişi herhangi bir sebeple mirasçı olamamışsa feragat hükümden düşer. Lehine feragat edilen kardeşin mirasbırakandan önce ölmesi, mirastan yoksun sayılması ya da mirasçılıktan çıkarılması bu sonucu doğurabilir; bu durumda feragat eden, sözleşme hiç yapılmamış gibi mirasçı olur.

Sözleşmede kimin lehine yapıldığı belirtilmemişse, kanun bir karine koyar: Bu durumda feragat, "en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılır" ve bunların herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde de hükümden düşer (m.529/2). İki çocuklu bir mirasbırakanın çocuklarından biri lehtar göstermeden feragat ederse, feragat mirasbırakanın altsoyu, yani diğer çocuk ve onun altsoyu lehine yapılmış sayılır. Amaç sağ kalan eşin payını artırmaksa, bu amacın sözleşmeye açıkça yazılması gerekir; aksi hâlde karine başka bir sonuca götürebilir.

Feragat eden kişi tenkis ve iade hesabının dışında kalmaz

Karşılıklı feragatte mirasbırakan, mirasçıya sağlığında çoğu zaman değerli bir mal verir. Bu kazandırma terekenin tasarruf edilebilir kısmını aşıyorsa, diğer mirasçıların saklı payı zedelenebilir. TMK bu ihtimali iki maddeyle düzenler.

TMK m.573/1'e göre mirasbırakan, mirastan feragat eden mirasçıya sağlığında tasarruf edilebilir kısmı aşan edimlerde bulunmuşsa, diğer mirasçılar bunun tenkisini isteyebilir. Ancak bu durumda "mirastan feragat edenin sadece saklı payını aşan miktar tenkise tâbi olur." Edimlerin değerlerinin mahsubu mirasta denkleştirme kurallarına göre yapılır (m.573/2). Feragat edene yapılan kazandırmalar için özel hüküm m.573'tür; genel hükümde de TMK m.565'in 2. bendi, miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmaları tenkise tabi kazandırmalar arasında sayar. Saklı pay hesabı, oranlar ve dava süreleri tenkis davası sayfasında ayrıntılı anlatılmıştır; yasal paylar miras payı hesaplama aracıyla hesaplanabilir.

Feragat edenin seçimlik hakkı

Tenkis nedeniyle terekeye bir mal ya da değer geri vermesi gereken feragat eden için kanun bir seçim tanır (TMK m.574): Buna göre feragat eden, dilerse yalnız tenkise tabi değeri geri verir; dilerse almış olduklarının tamamını terekeye geri vererek mirastan feragat etmemiş gibi paylaşmaya katılır. İkinci seçenek, tereke sözleşme tarihinden sonra büyük ölçüde değer kazanmışsa feragat eden için daha elverişli olabilir. Hangi yolun daha lehe olduğu, sözleşme tarihindeki ve ölüm günündeki değerlerin karşılaştırılmasıyla anlaşılır.

Basit bir örnek bu farkı gösterir. Yasal mirasçıları yalnız iki çocuğu olan bir mirasbırakan, çocuklardan birine feragat karşılığında bir daire verir; ölüm gününde geriye kalan tereke, dairenin değeriyle birlikte hesaplandığında diğer çocuğun saklı payını karşılamaya yetmez. Diğer çocuk tenkis isteyebilir; ancak feragat edenin kendi saklı payı kadar kısım tenkisin dışında kalır. İade yükümlülüğü doğduğunda feragat eden, ya aşan değeri öder ya da daireyi tümüyle terekeye geri verip yasal mirasçı olarak paylaşmaya katılır.

Tereke borca batıksa alacaklılara karşı sorumluluk

Mirasın borçlarından kaçmak için de feragate başvurulabilir; kanun buna bir sınır koymuştur. TMK m.530'a göre mirasın açılması anında tereke borçları karşılayamıyorsa ve borçlar mirasçılar tarafından da ödenmiyorsa, feragat eden ve mirasçıları, alacaklılara karşı, feragat için mirasbırakanın ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları karşılıktan, mirasın açılması anındaki zenginleşmeleri tutarında sorumludur. Beş yıldan önce alınan karşılık bu sorumluluğun dışında kalır; beş yıl içinde alınan karşılıkta ise sorumluluk, alınanın tamamıyla değil, ölüm anında elde kalan zenginleşmeyle sınırlıdır.

Bir örnekle: Mirasbırakanın ölümünden üç yıl önce feragat karşılığında 2.000.000 TL alan mirasçının ölüm gününde bu paradan elinde kalan değer 1.200.000 TL ise, borca batık terekenin alacaklılarına karşı sorumluluğu bu 1.200.000 TL ile sınırlıdır. Aynı karşılık ölümden yedi yıl önce alınmışsa, m.530'daki sorumluluk hiç doğmaz. Alacaklıların, feragatin gerçekte kendilerinden mal kaçırmak için yapıldığını ileri sürdüğü hâllerde ise İcra ve İflas Kanunu'ndaki tasarrufun iptali davası ayrıca gündeme gelebilir; bu dava kendi koşullarına ve sürelerine tabidir.

Sözleşme tarafların yazılı anlaşmasıyla kaldırılabilir; iptal ise süreye bağlıdır

Mirastan feragat sözleşmesi tek taraflı olarak geri alınamaz; çünkü iki taraflı bir sözleşmedir. Miras sözleşmelerinin ortadan kaldırılmasını düzenleyen TMK m.546/1'e göre miras sözleşmesi "tarafların yazılı anlaşmasıyla her zaman ortadan kaldırılabilir." Kaldırma için resmî şekil değil yazılı şekil yeterlidir. Mirasbırakan ile feragat eden sonradan anlaşırsa, feragat eden yeniden yasal mirasçı konumuna döner; bu anlaşmanın, ileride doğacak tartışmalar bakımından iki tarafın imzasını taşıyan açık bir metinle yapılması gerekir.

Mirasbırakanın iradesi sakatsa

Mirasbırakan yanılma, aldatma, korkutma ya da zorlama etkisi altında sözleşmeyi yapmışsa TMK m.504 uygulanır: Bu etki altında yapılan ölüme bağlı tasarruf geçersizdir; ancak mirasbırakan yanıldığını ya da aldatıldığını öğrendiği veya korkutma ya da zorlamanın etkisinden kurtulduğu günden başlayarak bir yıl içinde tasarruftan dönmezse tasarruf geçerli sayılır. Ölümden sonra iptal davası, menfaati bulunan mirasçı tarafından TMK m.557 sebeplerine dayanılarak açılabilir. Dava hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl, her hâlde mirasın geçmesinden itibaren iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayanlara karşı yirmi yıl geçmekle düşer (m.559/1). Kanun hükümsüzlüğün "def'i yoluyla her zaman" ileri sürülebileceğini de saklı tutmuştur (m.559/2).

Feragat eden tarafın aldatma ve aşırı yararlanma iddiası

Mirasçı tarafı ise sözleşmeyi çoğu zaman aldatıldığı ya da zor durumundan yararlanıldığı iddiasıyla iptal ettirmek ister. Uygulamada bu iddialar Türk Borçlar Kanunu'nun irade sakatlığı hükümleri çerçevesinde incelenmektedir. Aldatma, yanılma ve korkutmada sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirme süresi, yanılma veya aldatmanın öğrenildiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıldır; bu süre içinde bildirimde bulunmayan taraf sözleşmeyi onamış sayılır (TBK m.39/1). Aşırı yararlanmada (TBK m.28) hak, düşüncesizlik ya da deneyimsizliğin öğrenildiği veya zor durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulmasından başlayarak beş yıl içinde kullanılmalıdır.

Bu sürelerin pratik önemi Yargıtay dosyalarında açıkça görülür. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin onadığı bir dosyada, mirasbırakanla feragat sözleşmesi imzalayan eş, okuma yazma bilmediğini ve sözleşmenin içeriği konusunda aldatıldığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi, sözleşme karşılığında eşe bir bağımsız bölümün devredildiğini ve eşin işlemden haberdar olduğunu tanık beyanları ve devir kayıtlarıyla belirleyerek aldatma iddiasının (TBK m.36) ispatlanamadığı sonucuna varmış; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, Daire de kararı onamıştır (E. 2025/3477, K. 2026/973). Aynı Dairenin onadığı başka bir dosyada ise noterde düzenlenen ivazlı feragat sözleşmesinin aşırı yararlanma iddiasıyla iptali istenmiş, ilk derece mahkemesi davayı hak düşürücü süre nedeniyle reddetmiş ve karar istinaf ile temyiz aşamalarından geçerek kesinleşmiştir (E. 2026/65, K. 2026/783, 12 Şubat 2026).

Muvazaa iddiası ve sağlıkta yapılan devirler

Karşılık olarak gösterilen devir gerçekte bir bağış ise ya da sözleşme başka bir işlemi gizlemek için yapılmışsa, muvazaa iddiası gündeme gelir. Mirastan feragat etmiş bir kişi, kural olarak muris muvazaasına dayalı tapu iptali davası açacak bir miras hakkına sahip olmaz; bu nedenle önce feragatin geçersizliğinin ileri sürülmesi gerekir. Mirasbırakanın sağlığında yaptığı satış görünümlü devirlerde dava şartları ve ispat yükü muris muvazaası yazısında açıklanmıştır.

Eşler arasında feragat boşanma protokolüyle değil, ayrı bir resmî sözleşmeyle kurulur

Eşler arasında mirastan feragat, özellikle ikinci evliliklerde, önceki evlilikten olan çocukların payını korumak için sık başvurulan bir araçtır. Sağ kalan eş, altsoyla birlikte mirasçı olduğunda yasal payının tamamı oranında saklı paya sahiptir (TMK m.506/4); bu nedenle feragat, mirasbırakanın tasarruf alanını genişletmenin başlıca yoludur.

Rakamla düşünüldüğünde etki açıkça görülür. Altsoyla birlikte mirasçı olan eşin yasal payı mirasın dörtte biridir (TMK m.499/1) ve saklı payı bu payın tamamıdır. Önceki evliliğinden iki çocuğu bulunan ve ikinci kez evlenen bir mirasbırakan, vasiyetnameyle tüm malvarlığını çocuklarına bıraksa bile eşin dörtte birlik saklı payı tenkis yoluyla ileri sürülebilir. Eş, geçerli bir feragat sözleşmesiyle mirasçılık sıfatını bırakırsa bu saklı pay da ortadan kalkar; karşılıklı yapılan feragatte ise eşe sağlıkta verilen değer, TMK m.573-574'teki tenkis ve iade kurallarına göre hesaba katılır.

Mal rejimi sözleşmesi ile mirastan feragat ayrı kurumlardır. Mal rejimi sözleşmesi noterde düzenleme ya da onaylama şeklinde yapılır (TMK m.205/1) ve eşlerin evlilik süresince edindikleri malların tasfiyesini düzenler; mirasçılık sıfatına dokunmaz. Örneğin mal ayrılığı seçen eşler birbirinin mirasçısı olmaya devam eder. Eşlerin miras haklarını da düzenlemek istemeleri hâlinde, TMK m.545'teki resmî vasiyetname şekline uygun ayrı bir feragat sözleşmesi gerekir. Seçilebilecek mal rejimleri ve şekil kuralları evlilik sözleşmesi sayfasında anlatılmıştır.

Boşanma protokolündeki "mirastan feragat" cümlesi

Anlaşmalı boşanma protokollerinde zaman zaman "taraflar birbirlerinin mirasından feragat eder" türünde bir cümleye rastlanır. Bu cümlenin pratik etkisi sınırlıdır; çünkü boşanma kesinleştiğinde TMK m.181/1 gereği boşanan eşler birbirlerinin yasal mirasçısı olamaz ve boşanmadan önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybeder. Sorun, eşlerden birinin boşanma kesinleşmeden ölmesi hâlinde ortaya çıkar.

Bu ihtimalde TMK m.181/2 devreye girer: Boşanma davası devam ederken ölen eşin mirasçılarından birinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde de aynı sonuç uygulanır. Protokoldeki feragat cümlesi ise resmî memur önünde, iki tanıkla imzalanmış bir sözleşme olmadığı ölçüde TMK m.545'in aradığı şekli taşımaz ve tek başına bir feragat sözleşmesi olarak sonuç doğurması güçtür. Boşanma süreci uzayacak ve eşlerden birinin sağlık durumu risk taşıyorsa, miras ilişkisinin protokole bırakılmadan ayrıca düzenlenmesi gerekir.

Feragat mirasçılık belgesine ve tapuya kendiliğinden yansımaz

Mirastan feragat sözleşmesi, mirasbırakanın ölümüyle hüküm doğurur; ancak hiçbir sicile kendiliğinden işlenmez. Mirasçılık belgesi, başvuru üzerine sulh mahkemesince veya noterlikçe yasal mirasçılara verilir (TMK m.598/1) ve düzenleyen merci, kendisine sunulmayan bir feragat sözleşmesinden haberdar olmayabilir. Belgede feragat eden de mirasçı olarak yer alırsa, mirasçılar arasında paylaştırma ve tapuda intikal işlemleri yanlış pay oranlarıyla yürüyebilir.

Kanun bu ihtimale karşı belgeyi kesin bir hüküm olarak görmez: "Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir." (m.598/3). Genel Kurulun nikâh öncesi feragate ilişkin dosyası tam olarak bu senaryodan doğmuştur: Diğer mirasçılar, ivazlı feragatte bulunan sağ kalan eşin mirasçı gösterildiği mirasçılık belgesinin iptalini istemiş, eş de karşı dava yoluyla feragat sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmüştür (E. 2024/7-819, K. 2025/800). Uygulamada sık karşılaştığımız hata, feragat sözleşmesinin aslının ya da onaylı örneğinin aile içinde kaybolması ve mirasçılık belgesi başvurusunda hiç sunulmamasıdır; sözleşmeyi düzenleyen noterliğin adı, tarihi ve yevmiye numarası diğer mirasçıların da bilebileceği bir yerde tutulmalıdır.

Tapu kayıtlarında intikal, mirasçılık belgesindeki mirasçılar ve paylar esas alınarak yapılır. Bu hatalı belgeyle tescil yapılmışsa, belgenin iptali ve buna bağlı olarak tapu kaydının düzeltilmesi ayrı bir yargılama gerektirir. Konusu belirli taşınmazlarla sınırlı feragatte, sözleşmeye ada, parsel ve bağımsız bölüm bilgilerinin eksiksiz yazılması, ölümden sonraki paylaştırmada yorum uyuşmazlığını azaltır. Yalova'daki taşınmazlarda veraset ilamı, intikal ve ortaklığın giderilmesi aşamaları Yalova miras avukatı sayfasında özetlenmiştir.

Sık Sorulan Sorular

Mirastan feragat sözleşmesi noterde mi yapılır?

Sözleşmenin resmî vasiyetname şeklinde, yani resmî memur ve iki tanık önünde yapılması gerekir (TMK m.545). Resmî memur sulh hâkimi, noter ya da kanunla yetkilendirilmiş başka bir görevli olabilir; uygulamada çoğunlukla noter tercih edilir. Taraflar arzularını memura aynı anda bildirir ve sözleşmeyi memurun ve tanıkların önünde imzalar.

Babası hayattayken mirastan feragat eden kişinin çocukları mirasçı olur mu?

Bu, feragatin karşılıklı olup olmadığına bağlıdır. Karşılık alınarak yapılan feragat, sözleşmede aksi yazılmadıkça feragat edenin altsoyunu da bağlar (TMK m.528/3). Karşılıksız feragatte kanun bu sonucu öngörmez; doktrinde kabul edilen yoruma göre altsoy, halefiyet yoluyla feragat edenin yerine mirasçı olabilir.

Mirasın yalnız bir kısmından ya da belirli bir taşınmazdan feragat edilebilir mi?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, sözleşmenin kapsamının mirasçının beklenen payının tamamından ya da bir kısmından vazgeçmesine göre belirlendiğini kabul etmektedir (E. 2024/7-819, K. 2025/800). Kısmi feragatte vazgeçilen pay ya da malların sözleşmede tereddüde yer bırakmayacak biçimde tanımlanması gerekir. Taşınmazlarla sınırlı feragatte ada, parsel ve bağımsız bölüm bilgileri, ölümden sonraki paylaştırmanın dayanağı olur.

Mirasbırakan öldükten sonra mirastan feragat edilebilir mi?

Ölümle miras açıldığı için artık feragat sözleşmesi yapılamaz; mirasçının önünde iki yol kalır. Mirasçı, ölümü öğrendiği tarihten başlayarak üç ay içinde mirası reddedebilir (TMK m.605-606) ya da kazandığı payı yazılı bir sözleşmeyle diğer mirasçılara devredebilir (TMK m.677/1). Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, ölümden sonra iki mirasçı arasında imzalanan "Mirastan Feragat Sözleşmesi" başlıklı bir belgeyi içeriğine bakarak miras payının devri sözleşmesi olarak nitelendirmiş; bozmaya uyularak verilen karar 7. Hukuk Dairesince onanmıştır (E. 2023/2582, K. 2023/4632).

Mirastan feragat sözleşmesinden sonradan vazgeçilebilir mi?

Mirasbırakan ile feragat eden birlikte anlaşırsa sözleşme yazılı bir anlaşmayla kaldırılabilir (TMK m.546/1). Taraflardan birinin tek başına geri alması mümkün değildir. Karşılık sözleşmeye uygun ödenmemiş ya da güvenceye bağlanmamışsa, karşılığı isteme hakkı olan taraf borçlar hukuku kurallarına göre sözleşmeden dönebilir (TMK m.547).

Mirastan feragat eden kişi tenkis davası açabilir mi?

Mirasçılık sıfatını kaybeden kişi, kural olarak saklı pay sahibi mirasçı sıfatıyla tenkis davası açamaz. Bunun tersi ise mümkündür: Diğer mirasçılar, feragat edene sağlıkta yapılan ve tasarruf edilebilir kısmı aşan edimlerin tenkisini isteyebilir (TMK m.573). Geçersizliği ileri sürüp kabul ettiren kişi ise yeniden mirasçı konumuna döner.

Feragat sözleşmesinin iptali için süre var mı?

Süre, iptal sebebine ve iptali isteyen tarafa göre değişir. Mirasçıların açacağı iptal davası öğrenilmesinden başlayarak bir yıl ve her hâlde on yıl ya da yirmi yıllık hak düşürücü sürelere bağlıdır (TMK m.559). Sözleşmeyi imzalayan mirasçının aldatma veya korkutmaya dayalı iddiası TBK m.39 uyarınca bir yıl, aşırı yararlanma iddiası TBK m.28 uyarınca bir yıl ve her hâlde beş yıl içinde ileri sürülmelidir.

Mirastan feragat edenin miras borçlarından sorumluluğu var mı?

Mirastan feragat etmiş kişi mirasçı değildir; mirasçı sıfatıyla tereke borçlarından sorumlu tutulmaz. Tereke borca batıksa ve borçlar mirasçılarca ödenmiyorsa, feragat eden ve mirasçıları, ölümden önceki beş yıl içinde feragat karşılığı olarak alınan değerden, mirasın açılması anındaki zenginleşme tutarında alacaklılara karşı sorumludur (TMK m.530).

Feragat sözleşmesi imzalanmadan önce yazılı hâle getirilmesi gereken altı nokta

Feragatin sonuçları, imzalandığı günden çok sonra, mirasbırakanın ölümüyle ortaya çıkar. O gün sözleşmenin taraflarından biri artık hayatta değildir ve metinde yazmayan bir iradenin ispatı güçleşir. Bu nedenle sözleşme metninde şu noktaların açıkça yer alması gerekir:

  1. Karşılık: Feragatin karşılıklı mı karşılıksız mı olduğu, karşılığın ne olduğu (taşınmazın ada-parsel bilgisi, ödenen paranın tutarı ve ödeme biçimi) ve ne zaman verileceği.
  2. Altsoy: Karşılıklı feragatte altsoyun hakkının saklı tutulup tutulmadığı; TMK m.528/3'teki kural ancak sözleşmede aksi yazılarak değiştirilebilir.
  3. Lehtar: Sözleşmenin kimin lehine yapıldığı; lehtar yazılmazsa m.529/2'deki karine uygulanır ve amaç dışı bir sonuca götürebilir.
  4. Kapsam: Feragatin mirasın tamamına mı, yoksa belirli mallara ya da bir paya mı yönelik olduğu.
  5. Ehliyet kanıtı: Özellikle ileri yaşta ya da sağlık sorunu bulunan mirasbırakan için sözleşme tarihine yakın bir sağlık raporu.
  6. Saklama: Sözleşmenin düzenlendiği merci, tarih ve yevmiye numarasının, ölümden sonra mirasçılık belgesi başvurusunda sunulabilecek şekilde kayıt altına alınması.

Bu altı nokta, feragatin ölümden sonra mirasçılık belgesi, tenkis ve iptal davalarında nasıl okunacağını büyük ölçüde belirler. Aile içinde verilmiş bir karar gibi görünse de feragatin hukuki sonucu, imzalanan metnin lafzından ve kanunun üç kısa maddesinden doğar.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.

Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Tüm Miras Hukuku kararları

Bu konuyla ilgili yazılar

Tüm Miras Hukuku yazıları