Vasiyetnamenin sulh hukuk mahkemesinde açıldığı gün, babasıyla yıllardır konuşmayan bir oğul tek bir cümleyle karşılaşır: "Oğlumu mirasımdan ve mirasçılığımdan çıkarıyorum." Masadaki kardeşler bu cümlenin her şeyi bitirdiğini düşünür, çıkarılan mirasçı ise çoğu zaman hiçbir şey alamayacağını. İki kanaat de eksiktir. Türk Medeni Kanunu mirasbırakana saklı paylı bir mirasçısını mirastan tamamen uzaklaştırma imkânı tanır, ama bu imkânı dar bir sebep listesine, vasiyetnamede gösterilmesi gereken bir gerekçeye ve itiraz hâlinde ispat yükünü lehine çıkarma yapılana yükleyen bir usule bağlar.
Mirasçılıktan çıkarma, eski terimle ıskat, TMK m.510-513 arasında düzenlenir. Uygulamada en sık karşılaştığımız soru "çocuğumu mirastan men edebilir miyim" biçiminde gelir; cevabı ise vasiyetnameye ne yazıldığına, yazılan olayın kanundaki iki sebepten birine girip girmediğine ve bunun mirasbırakanın ölümünden sonra ispatlanıp ispatlanamayacağına bağlıdır. Aynı üç soru mirasbırakan, çıkarılan mirasçı ve çıkarmadan yararlanan taraf için farklı ağırlık taşır.
Mirasçılıktan çıkarma, saklı payı ortadan kaldırmanın kanuni yoludur
Mirasbırakan, altsoyu, ana ve babası ya da eşi varsa mirasının yalnız saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir (TMK m.505/1). Saklı pay, altsoy için yasal miras payının yarısı, ana ve babadan her biri için dörtte biri, sağ kalan eş için ise altsoy ya da ana-baba zümresiyle birlikte mirasçı olduğunda yasal payın tamamı, diğer hâllerde dörtte üçüdür (TMK m.506). Bu paylar mirasbırakanın tasarruf özgürlüğüne karşı korunur; aşılırsa saklı paylı mirasçı tenkis davası ile payını tamamlatabilir.
Mirasçılıktan çıkarma bu korumanın istisnasıdır. Geçerli bir çıkarmada mirasçı mirastan pay alamaz ve tenkis davası da açamaz (TMK m.511/1). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kurumu, aile bağına layık olmadığını gösteren kimseye uygulanan bir medeni hukuk yaptırımı, "bir çeşit özel hukuk cezası" olarak tanımlar (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/53, K. 2024/464, 25 Eylül 2024).
Saklı payı olmayan mirasçı için çıkarmaya gerek yoktur
Kardeşlerin saklı payı 5650 sayılı Kanunla 2007'de kaldırılmıştır; TMK m.506'nın üçüncü bendi bugün mülgadır. Mirasçısı yalnız kardeşleri olan bir kişi, malvarlığının tamamını vasiyetnameyle dilediğine bırakabilir ve bunun için hiçbir sebep göstermek zorunda değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kardeşini vasiyetnameyle mirasçılıktan çıkaran mirasbırakana karşı açılan davada bu noktayı açıkça vurgulamıştır: "Saklı payı bulunmayan bir mirasçının mirastan çıkarılmasına ihtiyaç yoktur." Daire, saklı payı bulunmayan kardeşin çıkarmanın iptalini dava etme hakkı olmadığını belirterek davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiği gerekçesiyle kabul kararını bozmuştur (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/7692, K. 2017/4540, 4 Nisan 2017).
Çıkarma ancak ölüme bağlı tasarrufla yapılır
TMK m.510 çıkarmayı "ölüme bağlı bir tasarrufla" yapılmasına bağlar. Bu, kanuni şekillerden birine uygun bir vasiyetname (resmî, el yazılı ya da olağanüstü hâllerde sözlü) veya resmî vasiyetname şeklinde düzenlenen bir miras sözleşmesi demektir. Noterde düzenlenen bir ihtarname, aile içinde söylenen söz, mektup ya da sosyal medya paylaşımı, şekil şartlarını taşımadıkça çıkarma hükmü doğurmaz. Cezai çıkarmanın iki temel şartını Genel Kurul da bu şekilde sayar: çıkarma sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ve çıkarmanın ölüme bağlı tasarruf biçiminde yapılması.
Çıkarma saklı payın tamamı ya da bir kısmı için yapılabilir
Genel Kurul kararında aktarılan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bozmasında ıskat, mirasbırakanın kanunda belirtilen sebeplerin varlığı hâlinde saklı paylı mirasçısının saklı pay üzerindeki haklarını "tamamen veya kısmen" ortadan kaldırması olarak tanımlanır. Böylece mirasbırakan çocuğunu bütünüyle dışlamak yerine saklı payının bir bölümünü kaldırmayı da seçebilir. Kısmi çıkarmada da sebep vasiyetnamede gösterilmeli ve itiraz hâlinde ispatlanmalıdır; kapsamı dar tutulan bir çıkarma, ispat yükünü hafifletmez.
TMK m.510 yalnız iki sebep sayar ve sayım kapalıdır
Kanun cezai çıkarma için iki sebep öngörür: mirasçının mirasbırakana ya da onun yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi (m.510/1) ve mirasbırakana ya da ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi (m.510/2). Bu iki bendin dışında kalan bir davranış, ne kadar kırıcı olursa olsun, saklı payı ortadan kaldırmaz. Vasiyetnamelerde sık rastlanan "beni ziyaret etmedi", "evlendiği kişiyi onaylamadım", "mal varlığımı istedi" türünden gerekçeler ancak bu iki sebepten birinin ağırlığına ulaşıyorsa sonuç doğurur.
Ağır suç için mahkûmiyet kararı şart değildir
Birinci sebepte aranan, mirasbırakana ya da yakınına karşı işlenmiş ağır bir suçtur. Genel Kurul bu sebebe dayanmak için "kesinleşmiş mahkûmiyet kararının varlığı bir koşul değildir" demiş; aile bağlarını koparacak seviyede kusurlu ve suç teşkil edebilecek hukuka aykırı eylemin, ispat yükü kendisinde olan tarafça her türlü delille ortaya konulabileceğini kabul etmiştir. Suçun ağırlığı ceza hukukundaki ceza miktarına göre değil, fiilin aile bağlarına etkisine göre medeni hukuk esaslarıyla değerlendirilir. Mirasbırakana yönelik kasten yaralama, ciddi tehdit ya da yakınına karşı cinsel saldırı bu ölçüye girebilir; karşılıklı bir tartışmada sarf edilen hakaret niteliğindeki sözler ise Genel Kurul'un incelediği olayda yeterli görülmemiştir.
Aile yükümlülüğünün ihlali ağır suçla orantılı olmalıdır
İkinci sebep daha geniş görünür, ama Yargıtay onu birinci bentle aynı ağırlıkta okur. Kurula göre ağır suç ile aile yükümlülüklerinin "önemli ölçüde" ihlali birbiriyle uyumlu ve orantılı yorumlanmalıdır; aksi hâlde birinci bentte çok ağır şartlara bağlanan sonuç ikinci bentte kolayca elde edilirdi. Bazı yükümlülüklerin ihlali tek başına yetmez, ağır bir ihlal aranır.
Bu yükümlülüklerin başlıca kaynağı TMK m.322'dir: ana, baba ve çocuk ailenin huzur ve bütünlüğünün gerektirdiği şekilde birbirine yardım etmek, saygı ve anlayış göstermek ve aile onurunu gözetmekle yükümlüdür. Eşler arasında TMK m.185 birlikte yaşama, sadakat ve yardım yükümlülüğünü; TMK m.364 ise yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek üstsoy ve altsoya nafaka verme yükümlülüğünü düzenler. Yargıtay ayrıca iki unsur arar: eylem nesnel olarak aile bağını koparacak nitelikte olmalı ve somut olayda bu bağı fiilen de koparmış olmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, ağır hastalığı sırasında eşine bakmadığı gerekçesiyle el yazılı vasiyetnameyle mirasçılıktan çıkarılan eşin açtığı davada, mahkemenin eşin aile hukukundan doğan yükümlülüklerini "büyük ve kusurlu davranışlarla ihmal edip etmediği" üzerinde durması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/4654, K. 2025/2660, 15 Mayıs 2025). Bozmadan sonra bölge adliye mahkemesi çıkarmanın eşin saklı payı dışında yerine getirilmesine hükmetmiş, Daire bu kararı oy çokluğuyla onamıştır (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/2641, K. 2026/2729, 14 Mayıs 2026).
Vekâletin kötüye kullanılması ve mal uyuşmazlıkları borçlar hukukunun konusudur
Aile içi çıkarma uyuşmazlıklarının büyük bölümü para ve mal üzerinden doğar: babasının vekâletnamesiyle taşınmaz satan, kira toplayıp teslim etmeyen ya da borç alıp ödemeyen çocuk. Vekâletnameleri babası ve kardeşleri aleyhine kullandığı ileri sürülen oğul hakkındaki çıkarmayı inceleyen Genel Kurul, bu tür ihlalin borçlar hukukundan doğan bir sorumluluk olduğunu vurgulamış ve şu sonuca varmıştır: "Vekâletin kötüye kullanılması tek başına mirasçılıktan çıkarılmayı gerektirir bir durumun varlığını kabul etmeye elverişli değildir." Aynı kararda, oğulun bir tartışma sırasında babasına sarf ettiği hakaret niteliğindeki sözler de saklı paydan yoksun bırakmayı haklı kılacak ağırlıkta görülmemiştir. Kararın değerlendirmesi vekâletin kötüye kullanılması ve babaya hakaret üzerine Hukuk Genel Kurulu kararı incelemesinde ayrıntılı olarak yer alır.
Bu çizgi mirasbırakanın elini bağlamaz; vekilin sorumluluğu Türk Borçlar Kanunu m.502 vd. çerçevesinde ayrıca dava edilebilir. Ancak mal kaybı, mirasçının saklı payını ortadan kaldıran bir aile hukuku ihlali sayılmaz. Yine de Genel Kurul, vekâletin kötüye kullanılmasının çıkarma sebebi sayılıp sayılamayacağının her somut olayın özelliği ve ağırlığına göre TMK m.510-512 bağlamında değerlendirileceğini belirterek kapıyı tümden kapatmamıştır.
Sebep vasiyetnamede yazılmamışsa çıkarma saklı paya dokunamaz
TMK m.512/1 çıkarmayı bir geçerlilik koşuluna bağlar: "Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir." "Oğlumu mirastan men ediyorum" diyen ama nedenini yazmayan vasiyetname, saklı payı ortadan kaldırmaya yetmez.
Burada sık yapılan genelleme hatası, sebepsiz çıkarmanın bütünüyle hükümsüz olduğunu düşünmektir. Kanun böyle demez. Kanunun öngördüğü sonuç farklıdır: m.512/3'e göre sebebin varlığı ispat edilememiş ya da sebep tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, "mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir". Çıkarılan mirasçı yasal miras payının tamamını değil, yalnız saklı payını alır; mirasbırakanın geri kalan iradesi ayakta kalır. Genel Kurul da bu durumda ölüme bağlı tasarrufun tümden geçersiz hâle gelmediğini, mirasçının saklı payı dışında mirasbırakanın iradesinin yerine getirileceğini açıkça kabul eder.
Açık yanılma çıkarmayı tamamen geçersiz kılar
Aynı fıkranın ikinci yarısı farklı bir sonuç öngörür: mirasbırakan tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa çıkarma geçersiz olur. Bu hâlde mirasçı saklı payla sınırlı kalmaz; Genel Kurul'un ifadesiyle "miras payını alabilecektir". Bir başka mirasçının anlattıklarına dayanarak çocuğunun kendisini dolandırdığına inanan, oysa işlemin kendi talimatıyla yapıldığı belgeyle ortaya konulan bir mirasbırakan bu hükmün tipik örneğidir. Açık yanılmanın ispatı ise çıkarılan mirasçıya düşer.
Üç ihtimalin sayısal karşılığı
Dul bir mirasbırakanın iki çocuğu ve 2.400.000 TL değerinde terekesi olduğunu, vasiyetnameyle bir çocuğunu mirasçılıktan çıkarıp terekenin tamamını diğerine bıraktığını varsayalım. Her çocuğun yasal payı yarı yarıya, yani 1.200.000 TL; altsoyun saklı payı yasal payın yarısı olduğundan 600.000 TL'dir. Saklı pay ve miras payları miras payı hesaplama aracıyla hesaplanabilir.
| Sonuç | Dayanak | Çıkarılan çocuğun alacağı |
|---|---|---|
| Sebep yazılmış, ispatlanmış | TMK m.511/1 | Hiçbir şey; kendi altsoyu, o ölmüş gibi saklı payı (600.000 TL) isteyebilir |
| Sebep yazılmamış ya da ispatlanamamış | TMK m.512/3, ilk cümle | Saklı payı: 600.000 TL |
| Açık yanılma ispatlanmış | TMK m.512/3, ikinci cümle | Çıkarma geçersiz; yasal payı: 1.200.000 TL |
Tablodaki ilk satır, kanunun torunları koruduğunu da gösterir. Geçerli çıkarmada mirasbırakan aksi yönde tasarrufta bulunmamışsa çıkarılan kişinin miras payı, o kişi mirasbırakandan önce ölmüş gibi kendi altsoyuna, altsoyu yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır (m.511/2). Bu pay da başkasına bırakılmışsa, çıkarılanın altsoyu yine saklı payını isteyebilir (m.511/3).
İtiraz hâlinde ispat yükü çıkarmadan yararlanan taraftadır
Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat çıkarmadan yararlanan mirasçıya ya da vasiyet alacaklısına düşer (TMK m.512/2). Bu kural genel ispat düzeninden ayrılır: davayı açan çıkarılan mirasçıdır, ama vasiyetnamede yazılan olayların gerçekliğini kanıtlamak zorunda olan, mirası almış olan davalı taraftır. Mirasbırakan artık hayatta olmadığı için yıllar önceki bir aile kavgasını kanıtlamak çoğu zaman güçtür.
İspat, vasiyetnamede gösterilen sebeple sınırlıdır. Davalı yargılama sırasında vasiyetnamede yazmayan yeni bir olaya dayanarak çıkarmayı ayakta tutamaz; Hukuk Genel Kurulu kararındaki karşı oy da incelemenin vasiyetnamede gösterilen çıkarma sebebiyle bağlı kalınarak yapılacağını vurgular. Delil olarak tanık beyanı, şikâyet ve ceza dosyası, hastane ve bakımevi kayıtları, mesaj yazışmaları, nafaka ya da koruma tedbiri kararları kullanılabilir. Uygulamada sık gördüğümüz bir zayıflık, tanıkların büyük bölümünün çıkarmadan yararlanan kardeşin eşi ya da yakını olmasıdır; mahkemeler bu beyanları dosyadaki diğer delillerle birlikte tartmaktadır.
Genel Kurul, aile içi saygı yükümlülüğünün karşılıklı olduğunu da hatırlatır. Kararın konusu olayda babanın oğlunun evlilik tercihini kabul etmediği, kız isteme merasimine dahi gelmediği ve oğulun barışmak için fırsat aradığı yönündeki olgular da ele alınmış; çıkarma sebebi olarak gösterilen olaylar bu arka planla birlikte değerlendirilmiştir. Mahkeme yalnız vasiyetnamedeki cümleye değil, ilişkinin bütününe bakar.
Iskata itiraz davası, iptal ve tenkis taleplerini birlikte taşır
Kanun "itiraz" der, ama itiraz bir dava ile ileri sürülür. Uygulamada çıkarılan mirasçı, ehliyetsizlik ya da şekil eksikliği gibi TMK m.557'deki genel iptal sebeplerini ve çıkarma sebebinin bulunmadığı itirazını aynı dilekçede toplar. Genel iptal sebepleri ve şekil kuralları vasiyetnamenin iptali davası yazısında ayrıca ele alınmıştır.
Davanın tarafları ve konusu
Davacı, mirasçılıktan çıkarılan saklı paylı mirasçıdır; iptal davası tasarrufun iptalinde menfaati bulunan mirasçı ya da vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir (TMK m.558/1). Davalı, çıkarmadan yararlanan mirasçılar ve vasiyet alacaklılarıdır; m.512/2'nin ispat yükünü yüklediği taraf da onlardır. Dava, vasiyetnamenin tamamına ya da yalnız çıkarmaya ilişkin hükmüne yöneltilebilir (m.558/2). Çıkarma hükmünün geçersizliği ileri sürülürken vasiyetnamedeki diğer kazandırmalara itiraz edilmiyorsa bunun dilekçede belirtilmesi, mahkemenin inceleme alanını baştan netleştirir.
Mahkeme, açık tenkis talebi olmasa da saklı payı inceler
Taleple bağlılık ilkesi (HMK m.26/1) kural olarak hâkimin talep edilmeyen bir şeye karar vermesini engeller. Çıkarma içeren vasiyetnamede Genel Kurul bu kuralın istisnası bulunduğunu kabul etmiştir: m.512/3 "tasarruf mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir" demekle, çıkarmayı yerinde görmeyen mahkemeye davacının saklı payını tespit ve tenkis yönünde inceleme yapma görevini yüklemiştir; bu hüküm HMK m.26/2'de saklı tutulan kanuni istisnalardandır. İlk derece mahkemesi, davacının tenkis talebi olmadığı gerekçesiyle direnmiş, Genel Kurul direnme kararını bozmuştur.
Bu koruma çıkarma içermeyen vasiyetnamelere taşınmaz. Çıkarma olmayan bir vasiyetnamede yalnız iptal istenmişse tenkis incelemesi, talep olup olmadığına bağlıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2026'da verdiği bir kararda, dava dilekçesinde saklı payın zedelendiğinin ileri sürülmesini ve tenkis için ayrıca nispi harç yatırılmasını gözeterek davanın terditli tenkis isteğini de içerdiğini kabul etmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/247, K. 2026/282, 29 Nisan 2026). Dilekçede tenkis talebinin terditli olarak ve açıkça yazılması, bu tartışmayı baştan önler.
Süre, vasiyetnamenin öğrenilmesinden itibaren bir yıldır
İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden itibaren iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer (TMK m.559/1). Tenkis davasında da süre saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl, vasiyetnamelerde açılma tarihinden başlayarak on yıldır (TMK m.571/1). İki hüküm de öğrenmeden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre öngördüğü için çıkarılan mirasçının davayı bu süre içinde açması gerekir; hak düşürücü süreyi mahkeme kendiliğinden gözetir.
Öğrenme anının nasıl belirleneceği uyuşmazlık konusu olabilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, mirasçının vekilinin vasiyetnamenin açılması dosyasına iptal davası açılacağını bildiren bir dilekçe verdiği tarihi başlangıç kabul eden bölge adliye mahkemesi kararını bozmuş ve "vasiyetnamenin açılıp okunarak vasiyetnamenin tamamından haberdar olunmasıyla öğrenme süresi başlayacağı" gerekçesine dayanmıştır (E. 2024/4654, K. 2025/2660). Aynı dosyanın ikinci temyizinde karşı oy yazan üye bu kabulün maddi hataya dayandığını savunmuştur; bu ayrışma, öğrenme tarihinin her dosyada ayrıca tartışılabileceğini gösterir. Açılma tutanağı ve vasiyetnamenin tebliğ tarihi, sürenin başlangıcı bakımından ilk bakılacak belgelerdir (TMK m.596-597).
Süre geçtikten sonra da tamamen savunmasız kalınmaz. Kanun, hükümsüzlüğün ve tenkis iddiasının "def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir" olduğunu öngörür (TMK m.559/2, m.571/3). Bu imkân yalnız savunma aracıdır: çıkarılan mirasçının elinde bulunan bir mal için kendisine karşı dava açılırsa ileri sürülebilir, ama terekedeki payın talep edilmesini sağlamaz.
Bir aylık itiraz süresi davanın yerini tutmaz
Ayrı bir hüküm olan TMK m.598/2, atanmış mirasçıya ya da vasiyet alacaklısına sulh mahkemesince belge verilmesini, tasarrufun bildirilmesinden itibaren bir ay içinde itiraz edilmemesine bağlar. Bu itiraz yalnız belgenin verilmesini engeller; çıkarmanın geçersizliğini ya da saklı payı karara bağlamaz. Bir aylık itirazı yapan mirasçının, bir yıllık süre içinde ayrıca dava açması gerekir.
Yetkili ve görevli mahkeme
Ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine ilişkin davalarda ölen kişinin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m.11/1-a). Davalar asliye hukuk mahkemesinde görülür. Mirasbırakanın son yerleşim yeri Yalova olan dosyalarda yetki ve yerel uygulama hakkında bilgi Yalova miras avukatı sayfasında yer almaktadır.
Borç ödemeden aciz sebebiyle çıkarma cezalandırmaz, korur
Koruyucu çıkarmayı düzenleyen TMK m.513 bambaşka bir amaca hizmet eder. Mirasbırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunu saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarabilir; ancak bu yarıyı çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemesi şarttır. Amaç, borca batmış çocuğun mirasının doğrudan alacaklılarına gitmesini önleyip aile içinde, torunlarda tutmaktır. Genel Kurul kararında aktarılan Daire bozması bu ayrımı "cezai (alelade) çıkarma ve koruyucu (aciz sebebiyle) çıkarma" olarak adlandırır.
Koruyucu çıkarmanın sınırları da kanunda yazılıdır. Yalnız altsoy hakkında ve yalnız saklı payın yarısı için yapılabilir; eş, ana ya da baba hakkında bu yola başvurulamaz. Miras açıldığında aciz belgesinin hükmü kalmamışsa ya da belgenin kapsadığı borç tutarı çıkarılanın miras payının yarısını aşmıyorsa, çıkarılanın istemi üzerine çıkarma iptal olunur (m.513/2). Yarıyı torunlara özgülemeyen bir tasarruf ise m.513'ün aradığı şartı taşımaz.
Önceki örnekteki 2.400.000 TL'lik terekeyi bu kez aciz belgesi bulunan bir çocuk açısından düşünelim. Çocuğun yasal payı 1.200.000 TL, saklı payı 600.000 TL'dir. m.513'e dayanan mirasbırakan bu saklı payın yarısını, yani 300.000 TL'yi çıkarabilir ve bu tutarı çocuğun çocuklarına özgüler; saklı payın kalan 300.000 TL'lik bölümü çocuğa kalır ve alacaklıların takibine açıktır. Miras açıldığında aciz belgesindeki borç örneğin 500.000 TL ise, bu tutar çocuğun miras payının yarısını (600.000 TL) aşmadığından çocuk çıkarmanın iptalini isteyebilir.
Mirastan yoksunluk kanundan doğar, çıkarma mirasbırakanın iradesinden
Mirasçılıktan çıkarma sıklıkla mirastan yoksunlukla karıştırılır. TMK m.578'e göre mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldüren ya da öldürmeye teşebbüs eden, onu sürekli olarak ölüme bağlı tasarruf yapamayacak duruma getiren, aldatma, zorlama ya da korkutma yoluyla tasarruf yaptıran ya da tasarruftan döndüren veya bunu engelleyen, yeniden yapılamayacak bir vasiyetnameyi kasten yok eden kişi mirasçı olamaz. Yoksunluk için vasiyetname gerekmez; kanunun kendisi sonuç bağlar.
| Ölçüt | Mirasçılıktan çıkarma | Mirastan yoksunluk |
|---|---|---|
| Kaynak | Mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufu (TMK m.510) | Doğrudan kanun (TMK m.578) |
| Kimler hakkında | Saklı paylı mirasçılar | Her mirasçı ve ölüme bağlı tasarrufla hak edinecek kişi |
| Sebepler | Ağır suç; aile yükümlülüğünün önemli ölçüde ihlali | Dört bentte sayılan, mirasbırakanın hayatına ya da tasarruf özgürlüğüne yönelik eylemler |
| Gerekçe | Tasarrufta yazılmak zorunda (m.512/1) | Yazılması gerekmez |
| Af | Kanunda ayrı hüküm yok; dönme vasiyetname kurallarıyla | Mirasbırakanın affıyla ortadan kalkar (m.578/son) |
| Altsoya etkisi | Altsoy, çıkarılan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir (m.511/3) | Yalnız yoksun olanı etkiler; altsoyu onun yerine mirasçı olur (m.579) |
Barışma ve affetme
Yoksunlukta kanun affı açıkça düzenlerken çıkarma için benzer bir hüküm koymamıştır. Mirasbırakanın çıkarmadan vazgeçmesinin kanuni yolu vasiyetnameden dönmektir: kanuni şekillerden birine uygun yeni bir vasiyetname yapmak (m.542) ya da vasiyetnameyi yok etmek (m.543). Sonraki vasiyetname öncekini açıkça tamamlamıyorsa onun yerini alır (m.544/1).
Vasiyetname yerinde dururken taraflar barışmışsa, barışmanın çıkarmayı kendiliğinden ortadan kaldırıp kaldırmadığı kanunda yazılı değildir. Barışma olgusu yine de ispat bakımından ağırlık taşır: Genel Kurul, eylemin aile bağını fiilen koparıp koparmadığını ayrıca aradığından, çıkarma sebebi olarak gösterilen olaydan sonra yeniden kurulan yakın ilişki, sebebin bu ölçüyü karşılamadığı yönünde delil olarak değerlendirilebilir. Uyuşmazlığı önlemenin güvenli yolu, barışan mirasbırakanın vasiyetnamesini kanuni şekillerle değiştirmesidir.
Eş bakımından boşanma davasıyla ilişkisi
Eşi çıkarmak isteyen mirasbırakan için kanun ikinci bir yol da öngörür. Boşanan eşler birbirinin yasal mirasçısı olamaz; boşanma davası devam ederken eşlerden biri ölürse, mirasçılarından birinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde de aynı sonuç doğar (TMK m.181). Boşanma davası süren eşler arasında çıkarma vasiyetnamesi ile m.181/2 yolu birlikte gündeme gelebilir; ikisinin ispat konusu ve sonucu farklı olduğundan dosyada ayrı ayrı değerlendirilmeleri gerekir.
Çıkarma sebebi vasiyetnamede olay, tarih ve kişiyle yazılmalıdır
Çıkarmayı düşünen mirasbırakan açısından belirleyici olan, vasiyetnameye ne yazıldığıdır. "Bana karşı evlatlık görevlerini yerine getirmedi" türünden genel bir cümle sebep belirtme şartını biçimsel olarak karşılasa bile, mirasbırakan öldükten sonra çıkarmadan yararlanan tarafın bunu ispatlaması güçtür. Olayın ne olduğu, ne zaman ve nerede yaşandığı, kime karşı işlendiği ve varsa hangi dosyaya konu olduğu yazılmalıdır.
- Olay somut anlatılmalıdır: tarih, yer, olayın niteliği ve tanık olan kişiler.
- Olayın aile bağına etkisi belirtilmelidir: ilişkinin o tarihten sonra koptuğu, görüşülmediği, bakım ya da yardım yükümlülüğünün yerine getirilmediği.
- Varsa resmî kayıtlar anılmalıdır: şikâyet, ceza dosyası, koruma tedbiri, nafaka kararı, hastane kaydı.
- Borç, vekâlet ya da mal uyuşmazlığı tek gerekçe olarak yazılmamalıdır; Yargıtay bunları kural olarak borçlar hukukunun konusu saymaktadır.
- Deliller mirasbırakanın sağlığında korunmalı ve kimde bulunduğu belirlenmelidir; ölümden sonra ispat yükünü taşıyacak olan lehine tasarruf yapılan kişidir.
Resmî vasiyetname, ehliyet ve şekil itirazlarını sınırladığı için bu tür tasarruflarda sık tercih edilir; ancak resmî şekil, çıkarma sebebinin gerçekliğini kanıtlamaz. Noterin ya da sulh hâkiminin önünde yazılan cümle de itiraz hâlinde ayrıca ispatlanmak zorundadır. Miras hukukundaki diğer tasarruf ve dava türleri miras hukuku sayfasında bir arada yer almaktadır.
Sık Sorulan Sorular
Mirasbırakan sebep göstermeden çocuğunu mirastan men edebilir mi?
Sebep gösterilmeyen çıkarma hükümsüz sayılmaz, ama çocuğun saklı payına dokunamaz. TMK m.512/3 uyarınca tasarruf, çocuğun saklı payı dışında yerine getirilir; altsoy için bu pay yasal payın yarısıdır. Mirasbırakanın bu sınırı aşan iradesi, saklı payı ayrıldıktan sonra kalan kısımda uygulanır.
Mirastan çıkarılan çocuğun çocukları mirastan pay alabilir mi?
Torunlar, çıkarılan ebeveynleri mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payı isteyebilir (TMK m.511/3). Mirasbırakan aksi yönde tasarrufta bulunmamışsa çıkarılanın miras payının tamamı da onun altsoyuna kalır (m.511/2). Çıkarma, kişiyi cezalandırır; onun altsoyunu kendiliğinden mirastan dışlamaz.
Kardeşi mirastan dışlamak için mirasçılıktan çıkarma gerekir mi?
Kardeşlerin saklı payı 2007'den beri bulunmadığından çıkarmaya gerek yoktur. Mirasbırakan, malvarlığının tamamını vasiyetnameyle dilediğine bırakarak aynı sonuca ulaşabilir. Yargıtay da saklı payı olmayan kardeşin çıkarmanın iptalini dava etme hakkı bulunmadığını kabul etmektedir.
Mirasçılıktan çıkarmaya itiraz davası ne kadar sürede açılmalıdır?
Dava, vasiyetnamenin, itiraz sebebinin ve hak sahipliğinin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde açılmalıdır (TMK m.559/1, m.571/1). Vasiyetnamelerde açılma tarihinden itibaren on yıllık üst sınır da işler; iptal davasında iyiniyetli olmayan davalıya karşı bu süre yirmi yıldır. Öğrenme tarihi uyuşmazlık konusu olabileceğinden açılma tutanağı ve tebliğ belgesi dosyaya eklenmelidir.
Mirasçılıktan çıkarma için ceza mahkemesinden mahkûmiyet kararı gerekir mi?
Ağır suç sebebine dayanmak için kesinleşmiş mahkûmiyet kararı aranmaz. Hukuk Genel Kurulu, eylemin her türlü delille ispatlanabileceğini ve ağırlığının ceza miktarına değil aile bağına etkisine göre değerlendirileceğini kabul etmiştir. Ceza dosyası varsa, ispat bakımından güçlü bir delil olarak kullanılır.
Mirasbırakan sağlığında çıkarmadan vazgeçebilir mi?
Mirasbırakan, kanuni şekillerden birine uygun yeni bir vasiyetname yaparak önceki vasiyetnameden tamamen ya da kısmen dönebilir (TMK m.542) veya vasiyetnameyi yok edebilir (m.543). Çıkarmayı kaldıran yeni tasarruf yapılmadıkça eski vasiyetname yürürlükte kalır. Barışma, vasiyetname değiştirilmemişse ispat aşamasında değerlendirilen bir olgu olarak kalır.
Çıkarılan mirasçı ispat yükünü taşır mı?
Çıkarma sebebinin gerçekliğini ispat yükü çıkarmadan yararlanan mirasçıya ya da vasiyet alacaklısına aittir (TMK m.512/2). Çıkarılan mirasçının ispatlaması gereken, ancak çıkarmanın tamamen geçersiz sayılmasını istiyorsa mirasbırakanın açık bir yanılmaya düştüğüdür. Genel iptal sebeplerine, örneğin ehliyetsizliğe dayanıyorsa bunları da davacı ispatlar.
Çıkarma içeren vasiyetname açıldıktan sonraki bir yılda yapılacaklar
Çıkarılan mirasçı açısından ilk iş, vasiyetnamenin açılma tutanağını ve tebliğ belgesini almak ve bir yıllık sürenin başlangıcını belirlemektir. Ardından vasiyetnamede gösterilen sebep, TMK m.510'daki iki bentten birine girip girmediği yönüyle incelenir; borç, vekâlet ya da mal uyuşmazlığına dayanan gerekçeler ile karşılıklı tartışmalardan doğan kırgınlıklar ayrı ayrı not edilir. Dava dilekçesinde genel iptal sebepleri, çıkarma sebebine itiraz ve terditli tenkis talebi birlikte ve açıkça yer almalıdır; saklı pay hesabı için tereke değerine ilişkin bilgiler toplanır.
Çıkarmadan yararlanan taraf için ise yük, delildedir. Vasiyetnamede yazılan olayları doğrulayacak tanıklar, resmî kayıtlar ve yazışmalar dava açılmadan önce belirlenmelidir; vasiyetnamede yer almayan yeni bir olay yargılamada çıkarmanın dayanağı olamaz. Sebebin ispatlanamaması hâlinde vasiyetnamenin tamamen düşmeyeceği, çıkarılan mirasçının saklı payı ayrıldıktan sonra kalan kısmın tasarrufa göre paylaşılacağı da hesaba katılmalıdır.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.
Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Bakıcı Bakmazsa Tapu Geri Döner mi? Ölünceye Kadar Bakmada Fesih Yerine Ömür Boyu Gelir
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 04.02.2026

Babaya Hakaret ve Vekâletin Kötüye Kullanılması Mirasçılıktan Çıkarma Sebebi Olur mu?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 25.09.2024

Ölümden Kısa Süre Önce Vekil Eşe Geçen Para Mirasa Dahil mi?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 11.03.2026
Bu konuyla ilgili yazılar

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi: Şekil, Tapu Devri, Fesih ve Mirasçıların İtirazı
27 Eylül 2026, 18 dk okuma

Vasiyetnamenin İptali Davası: Sebepler, Süreler ve Tenkisten Farkı
17 Eylül 2026, 17 dk okuma

Yurt Dışındaki ve Yabancı Mirasçılar İçin Türkiye'de Miras İntikali: Veraset, Tapu ve Vergi
15 Eylül 2026, 19 dk okuma

