Mirasbırakan ölür, vasiyetname sulh hukuk mahkemesinde açılıp okunur ve mirasçılardan biri metni ilk kez orada duyar: taşınmazların tamamı bir kişiye bırakılmıştır, imzanın atıldığı tarihte mirasbırakan ağır hastadır ya da vasiyetnameye tanık olarak katılan kişi, lehine kazandırma yapılan kişinin yakınıdır. Ardından gelen soru hep aynıdır: bu vasiyetname iptal edilebilir mi, kim, ne zaman ve hangi mahkemede dava açabilir? Cevap, vasiyetnamenin iptali davasının sebeplerinde, sürelerinde ve ispat kurallarında yatar. Vasiyetnamenin türleri ve düzenlenme şartları vasiyetname rehberinde, saklı payın zedelenmesine karşı açılan tenkis davası ise tenkis davası sayfasında ayrıntılı olarak anlatılmıştır; bu iki konu iptal davasını yalnız kesiştikleri noktalarda ilgilendirir.
Vasiyetnamenin iptali davası nedir, tenkisten nasıl ayrılır?
Türk Medeni Kanunu'nda ölüme bağlı tasarrufların hükümsüzlüğü kendiliğinden işleyen bir sonuç değildir. Ehliyetsiz bir kişinin yaptığı, irade sakatlığı altında düzenlenen ya da şekil şartlarına uyulmayan bir vasiyetname bile mahkeme kararıyla iptal edilinceye kadar hüküm doğurmaya devam eder. Kanun bu yüzden sakat tasarrufun ortadan kaldırılması için ayrı bir dava öngörmüştür: TMK m. 557 ve devamındaki iptal davası. Dava yenilik doğurucu niteliktedir; mahkeme iptale karar verdiğinde vasiyetname, karar kesinleştiği anda değil, düzenlendiği andan itibaren geçersiz sayılır.
Tenkis davası ile iptal davası sık karıştırılır, oysa ikisi farklı bir soruya cevap verir. İptal davasında vasiyetnamenin kendisi sakattır: ehliyet yoktur, irade bozuktur, şekil eksiktir ya da içerik hukuka aykırıdır. Tenkis davasında ise vasiyetname geçerlidir; mirasbırakan yalnızca tasarruf edebileceği kısmı aşmış ve saklı paylı mirasçıların payına dokunmuştur. Talep kabul edildiğinde iptal, vasiyetnameyi tümüyle ya da kısmen ortadan kaldırır; tenkis ise vasiyetnameyi ayakta bırakır, yalnız aşan kısmı saklı pay sınırına çeker. Uygulamada iki talep genellikle aynı dilekçede, kademeli olarak ileri sürülür; bu yapı, iptal talebi reddedildiğinde saklı payı korumasız bırakmamak için kurulur.
Bir de hükümsüzlük def'i vardır. TMK m. 559/2'ye göre hükümsüzlük, dava yoluyla değil savunma yoluyla ileri sürüldüğünde dava sürelerine bağlı değildir. Süresi geçtiği için iptal davası açamayan mirasçı, vasiyet alacaklısı kendisine karşı vasiyetnameye dayanarak dava açtığında "bu vasiyetname sakattır" savunmasını süre engeline takılmadan yapabilir. Süreleri kaçırmış mirasçılar için bu ayrım çoğu zaman tek çıkış yoludur.
İptal sebepleri: kanun dört sebep sayar, beşincisi yoktur
TMK m. 557, ölüme bağlı bir tasarrufun iptali için dört sebep sayar ve Yargıtay bu sayımı sınırlı kabul etmektedir; kanunda yazmayan bir gerekçeyle vasiyetname iptal edilemez. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi bir kararında (2025/3651 E., 2026/1636 K., 30.03.2026), ilk derece mahkemesinin "mirasbırakanın notere gitme amacı vasiyet değildi, işlemin anlam ve sonuçlarını kavramada hataya düştü" gerekçesiyle verdiği iptal kararının bölge adliye mahkemesi (BAM) tarafından kaldırılmasını onamıştır. BAM'ın gerekçesi açıktır: vasiyetname noterde resmî şekilde düzenlenmiş, şekil şartlarını taşımaktadır ve kanunda sınırlı olarak sayılan iptal koşullarından hiçbiri ispat edilememiştir. Mirasbırakanın tedavi gördüğü hekime tüm taşınmazlarını bırakmasının hayatın olağan akışına aykırı görünmesi, tek başına bir iptal sebebi değildir.
1. Tasarruf ehliyetinin bulunmaması
Vasiyet yapabilmek için TMK m. 502'ye göre ayırt etme gücüne sahip olmak ve on beş yaşını doldurmuş olmak gerekir. İptal davalarının büyük çoğunluğu bu sebebe dayanır: mirasbırakanın vasiyetnameyi düzenlediği tarihte demans, ileri evre Alzheimer, ağır psikiyatrik rahatsızlık ya da bilinç bulanıklığı nedeniyle ayırt etme gücünden yoksun olduğu ileri sürülür. Belirleyici olan, ehliyetin vasiyetnamenin düzenlendiği andaki durumudur; mirasbırakanın ölümünden kısa süre önce ehliyetsiz hâle gelmesi, yıllar önce yapılmış bir vasiyetnameyi sakatlamaz. İleri yaş da tek başına ehliyetsizlik anlamına gelmez. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 85 yaşındaki mirasbırakanın noterde sağlık raporu alınmaksızın düzenlediği vasiyetname hakkında açılan davada, Adli Tıp Kurumu raporuyla ehliyetin sabit görüldüğü gerekçesiyle davanın reddini onamıştır (2025/4984 E., 2026/3233 K., 15.06.2026).
2. Yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama
TMK m. 504, yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama etkisi altında yapılan ölüme bağlı tasarrufu geçersiz sayar. Maddenin ikinci cümlesi ise az bilinen ama belirleyici bir kural içerir: mirasbırakan, yanıldığını veya aldatıldığını öğrendiği ya da korkutma veya zorlamanın etkisinden kurtulduğu günden başlayarak bir yıl içinde tasarruftan dönmezse tasarruf geçerli sayılır. Sağlığında baskıdan kurtulmuş, bunu bilmiş ve bir yıl boyunca vasiyetnameyi değiştirmemiş bir mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçıların irade sakatlığına dayanması güçleşir. Uygulamada en sık dile getirilen iddia, "bakmamakla tehdit etme" ya da "bakma vaadiyle kandırma" biçimindedir. Torununa bakım karşılığı vasiyetname düzenleyen mirasbırakanın vasiyetnamesine karşı açılan davada Daire, davalının bakma vaadinde bulunup vaadini tutmamasının tek başına aldatma sayılmayacağını ve iradeyi bozacak nitelikte bir aldatmanın ispat edilemediğini kabul eden kararı onamıştır (2025/3661 E., 2026/1623 K., 30.03.2026).
3. İçeriğin, koşulların veya yüklemelerin hukuka ya da ahlaka aykırılığı
Vasiyetnamesini koşullara ya da yüklemelere bağlamak mirasbırakanın elindedir; TMK m. 515 bunu açıkça tanır. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise hukuka veya ahlaka aykırı koşullar ve yüklemeler, bağlı bulundukları tasarrufu geçersiz kılar. "Kızım boşanırsa evi ona bırakıyorum", "oğlum falanca kişiyle evlenmezse mirasçımdır" türünden, evlenme ve boşanma kararına dokunan koşullar bu bağlamda en çok tartışılan örneklerdir; bunların ahlaka aykırı sayılıp sayılmayacağı konusunda öğretide görüş ayrılığı vardır ve her koşul kendi somut içeriğiyle değerlendirilir. Anlamsız ya da yalnız başkalarını rahatsız edici koşullar ise tasarrufu geçersiz kılmaz, yok sayılır; kanun bu iki durumu bilinçli olarak ayırmıştır. Bu sebebe dayanan davalarda mahkeme, koşulun tasarrufun bütününü mü yoksa yalnız o kazandırmayı mı sakatladığını ayrıca değerlendirir.
4. Şekil eksikliği
Vasiyetname resmî şekilde, mirasbırakanın el yazısıyla ya da sözlü olarak yapılabilir (TMK m. 531). Her türün kendi zorunlu unsurları vardır: resmî vasiyetnamede iki tanığın katılımı, memurun tarih ve imzası, tanıkların ehliyet beyanı (m. 532-535); el yazılı vasiyetnamede yıl, ay ve günün gösterilmesi ve metnin başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılıp imzalanması (m. 538); sözlü vasiyette iki tanığa anlatma, belgeleme ve vakit geçirmeksizin mahkemeye teslim (m. 539-540). Bu unsurlardan birinin eksikliği iptal sebebidir. Bilgisayarda yazılıp imzalanan, tarihi yalnız yıl olarak gösterilen ya da noterde iki tanık yerine tek tanıkla düzenlenen vasiyetnameler bu gruba girer.
Resmî vasiyetnamede en çok tartışılan şekil kuralı TMK m. 536'daki düzenlemeye katılma yasağıdır: fiil ehliyeti bulunmayanlar, ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklılar, okur yazar olmayanlar, mirasbırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri resmî vasiyetnameye memur veya tanık olarak katılamaz. Yasaklı bir kişinin tanık olması vasiyetnameyi şekil yönünden sakatlar.
Daire bu listeyi de sınırlı saymaktadır. Mirasbırakanın ölmüş kız kardeşinin sağ kalan eşinin vasiyetnameye tanık olarak katıldığı bir uyuşmazlıkta, bölge adliye mahkemesinin "kayın hısımlığı evlilik sona erse de devam eder, dolayısıyla yasak sürer" gerekçesiyle verdiği iptal kararı bozulmuştur (2024/3135 E., 2025/2019 K., 15.04.2025). Daireye göre vasiyetnamenin şekil şartları tahdidi olarak düzenlenmiştir; kayın hısımlığının devamına ilişkin TMK m. 18/2 maddi hukuk sonuçları doğurur, ancak m. 536'nın lafzında sayılmayan bir kişiyi tanıklıktan yasaklamaz. Genişletici yorum, mirasbırakanın iradesinin ayakta tutulması ilkesine aykırı düşer. Karar oy çokluğuyla verilmiş; karşı oy yazısı, yasağın amacının yönlendirme riskini önlemek olduğunu ve eski eşler bakımından da sürmesi gerektiğini savunmuştur. Bozmaya uyularak verilen ret kararı da onanmıştır (2025/6080 E., 2026/982 K., 23.02.2026). Bu içtihat, tanık yasağına dayanan davalarda tanığın hangi sıfatla vasiyetnameye katıldığının belge üzerinden tek tek denetlenmesi gerektiğini gösterir.
Kim dava açabilir, kime karşı açılır?
TMK m. 558'e göre iptal davasını, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı açabilir. Menfaat şartı iki yönde çalışır. Vasiyetname iptal edildiğinde yasal mirasçı olarak pay alacak ya da payı artacak kişi davacı olabilir; vasiyetnamede kendisine hiçbir şey bırakılmamış ama iptal hâlinde de mirasçı olamayacak kişi dava açamaz. Önceki tarihli bir vasiyetnamede lehine kazandırma yapılan vasiyet alacaklısı da sonraki vasiyetnamenin iptalinde menfaati bulunduğundan davacı sıfatını taşır.
Dava, vasiyetnameden yararlanan kişilere, yani lehine mirasçı atanan veya belirli mal bırakılan kişilere karşı açılır. Verilecek karar yalnız davalı gösterilen lehtar hakkında hüküm doğurur; vasiyetnamenin bütünüyle ortadan kaldırılması isteniyorsa lehine kazandırma yapılan herkesin davalı gösterilmesi gerekir. Vasiyetnamede yasal mirasçılardan birine kazandırma yapılmışsa o mirasçı da davalı tarafta yer alır.
Kanun kısmi iptale açıkça izin verir: dava, ölüme bağlı tasarrufun tamamının veya bir kısmının iptaline ilişkin olabilir (m. 558/2). Üçüncü fıkra ise özel bir kural getirir. İptal sebebi, vasiyetnameyle kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanların tasarrufun düzenlenmesine katılmasından doğuyorsa tasarrufun tamamı değil, yalnız bu kazandırmalar iptal edilir. Resmî vasiyetnameye lehtarın kardeşi tanık olarak katılmışsa, örneğin, vasiyetnamenin bütünü değil o lehtara yapılan kazandırma düşer; diğer lehtarlara yapılan kazandırmalar ayakta kalır.
Süreler: bir yıl, on yıl ve iyi niyetli olmayana karşı yirmi yıl
İptal davası için TMK m. 559 üç ayrı süre öngörür ve bunların tamamı hak düşürücü niteliktedir. Mahkeme süreyi kendiliğinden gözetir; süre geçtikten sonra açılan dava esasa girilmeden reddedilir.
- Bir yıl: davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlar. Üç unsurun birlikte öğrenilmesi gerekir; vasiyetnamenin varlığını bilen ama mirasbırakanın o tarihteki hastalığını sonradan öğrenen mirasçı için süre, sebebi öğrendiği günden itibaren işler.
- On yıl: vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer ölüme bağlı tasarruflarda (örneğin miras sözleşmesinde) mirasın geçmesi tarihinden başlar ve iyi niyetli davalılara karşı işler.
- Yirmi yıl: aynı başlangıç tarihinden itibaren iyi niyetli olmayan davalılara karşı işler. Vasiyetnamenin sakat olduğunu bilen ya da bilmesi gereken lehtar iyi niyetli sayılmaz.
On ve yirmi yıllık süreler, bir yıllık süreden bağımsız işleyen üst sınırlardır; bir yıllık süre dolmamış olsa bile bunlar dolduğunda dava hakkı düşer. Hükümsüzlük def'i ise bu sürelere bağlı değildir (m. 559/2). Vasiyet alacaklısı yıllar sonra vasiyetnameye dayanarak tescil ya da teslim davası açtığında, davalı mirasçı vasiyetnamenin sakatlığını dava süreleri geçmiş olsa bile savunma olarak ileri sürebilir.
Uygulamada iki süre daha sıkça karıştırılır. Mirasçılık belgesine ilişkin TMK m. 598/2'deki bir aylık itiraz süresi, vasiyet alacaklısına belge verilmesini düzenler; bu süre içinde itiraz edilmemesi yalnız belgenin verilmesine yol açar, iptal davası hakkını ortadan kaldırmaz. Maddenin son fıkrası bunu açıkça saklı tutar. Tenkis davasına ait olan ise TMK m. 571'deki bir ve on yıllık sürelerdir; tenkiste yirmi yıllık süre yoktur ve süre saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden başlar. Aynı dilekçede hem iptal hem tenkis isteniyorsa her talebin kendi süresi ayrı ayrı gözetilir.
Görevli ve yetkili mahkeme, harç ve arabuluculuk
Vasiyetnamenin iptali davası malvarlığına ilişkin bir dava olduğundan görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir; vasiyetnamenin açılması sulh hukuk mahkemesinin işi olsa da iptal davasına sulh hukuk mahkemesi bakmaz. Anılan Yargıtay kararlarının tamamı da asliye hukuk mahkemelerinden gelen dosyalara ilişkindir.
Yetki konusunda TMK m. 576 kesin bir kural koyar: miras, mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır ve mirasbırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür. Söz konusu yetki kesindir; mahkeme yetkisizliği kendiliğinden gözetir, taraflar anlaşarak başka bir yer mahkemesini yetkili kılamaz. Vasiyetnameye konu taşınmazın bulunduğu yer değil, mirasbırakanın son yerleşim yeri esas alınır.
Dava, vasiyetnameyle bırakılan malların değeri üzerinden harca tabidir; dava dilekçesinde bu değer gösterilir ve nispi harç peşin yatırılır. Değer yargılama sırasında bilirkişi incelemesiyle yükselirse harç tamamlatılır. Dava şartı arabuluculuk kapsamında sayılan uyuşmazlıklar arasında vasiyetnamenin iptali davası yer almaz; doğrudan dava açılabilir. Taraflar dilerse ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir, ancak bu bir ön koşul değildir.
İspat: Adli Tıp raporu, hastane kayıtları ve tanıklar
Davanın sonucu çoğu zaman ispat aşamasında belirlenir. İspat yükü davacıdadır; vasiyetnamenin geçerli olduğu karinesi lehtar lehine işler.
Ehliyetsizlik iddiasında asıl delil tıbbi kayıtlardır. Mahkeme, mirasbırakanın vasiyetname tarihine yakın dönemdeki hastane dosyalarını, epikrizleri, reçeteleri, aile hekimliği kayıtlarını ve varsa noterin işlem öncesi aldırdığı sağlık raporunu toplar; bu belgeler tanık anlatımlarıyla birlikte Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kuruluna gönderilir. Kurul, mirasbırakanın vasiyetname tarihinde ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı konusunda görüş bildirir. Daire kararlarından biri (2025/3131 E., 2026/1619 K., 30.03.2026) bunun tipik örneğidir: Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi, mirasbırakanın hem ölünceye kadar bakma sözleşmesini hem de vasiyetnameyi düzenlediği tarihlerde ehliyetsiz olduğunu bildirmiş; mahkeme her iki işlemi de iptal etmiş ve karar onanmıştır. Davalı tarafın tıp merkezinden alınmış bir "işlem yapmaya ehildir" raporu ile tanık anlatımlarına dayanması sonucu değiştirmemiştir. Tersi de geçerlidir: Adli Tıp raporu ehliyeti sabit görüyorsa, davacının yakınlarının "unutkandı, kimseyi tanımıyordu" anlatımları tek başına iptale yetmez.
İrade sakatlığı iddiasında ispat daha güçtür, çünkü aldatma ve korkutma çoğunlukla kapalı kapılar ardında gerçekleşir. Tanık beyanı, mesaj kayıtları, mirasbırakanın başkalarına yazdığı mektuplar ve olayların zaman sıralaması bu iddiada önem taşır. Yazılı delille ispat zorunlu değildir. Daire kararına (2025/3661 E., 2026/1623 K., 30.03.2026) konu dosyada bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesinin "resmî senedin aksi ancak aynı kuvvette yazılı delille ispatlanır" biçimindeki gerekçesini usul ve yasaya aykırı bularak düzeltmiş, davayı ise aldatmanın tanık beyanlarıyla dahi kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddetmiştir; Yargıtay bu kararı onamıştır. İrade sakatlığı tanıkla ispat edilebilir, ancak tanıkların soyut anlatımı yerine somut olgulara dayanan bir bütün gerekir.
Şekil eksikliği iddiasında ispat belge üzerinden yürür: noter dosyası, tanıkların kimlik ve akrabalık bilgileri, nüfus kayıtları, el yazılı vasiyetnamede grafoloji incelemesi. Vasiyetnamenin aslı noterde ya da mahkemede bulunduğundan mahkeme dosyayı doğrudan getirtir.
İptal ve tenkisin birlikte istenmesi
Uygulamada dava dilekçesi çoğu zaman kademeli kurulur: asıl talep vasiyetnamenin iptali, bu kabul edilmezse tenkis. Kademeli yapı doğru ve gereklidir; iptal talebi reddedilirse mahkeme tenkis talebini inceler ve saklı pay zedelenmişse tasarrufu sınıra çeker. Dairenin bir kararı (2025/4842 E., 2026/3400 K., 22.06.2026) bu akışı olduğu gibi gösterir. Saklı paylı mirasçı sıfatıyla dava açan davacılar, mirasbırakanın çocuğu olan davalının mirasbırakanı "vasiyet yapmazsan bakmam" tehdidiyle korkuttuğunu ileri sürerek iptal, olmazsa tenkis istemiştir. Mahkeme korkutma iddiasını ispatlanmamış bularak iptali reddetmiş; ancak vasiyetnamenin davacıların saklı payını zedelediğini saptayarak tenkise karar vermiş, davalının TMK m. 564 uyarınca taşınmazları kendisinde tutmayı tercih etmesi üzerine saklı pay karşılığının para olarak ödenmesine hükmetmiştir. Yargıtay, değerlemenin davalının tercih hakkını kullandığı tarihe göre yapılmasına yönelik itirazı da yerinde görmeyerek kararı onamıştır.
Tenkis talebi eklenmeyen bir iptal davası reddedildiğinde mirasçı, tenkis için ayrı dava açmak zorunda kalır ve o sırada m. 571'deki süreler dolmuş olabilir. Saklı paylı mirasçının iptal davasında tenkisi de istemesi bu yüzden yalnız usul ekonomisi değil, hak kaybını önleme meselesidir. Saklı pay oranları miras payı hesaplama aracıyla hesaplanabilir; ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devredilen malların tenkis hesabına nasıl dâhil edildiği ise ayrı bir emsal karar incelemesinde ele alınmıştır.
Bir başka kesişme muris muvazaasıyla ilgilidir. Mirasbırakan malını sağlığında tapuda satış göstererek bir mirasçısına devretmişse, mesele vasiyetname değil sağlararası işlemdir ve dava tapu iptali ve tescil biçiminde açılır; muris muvazaasının şartları muris muvazaası yazısında ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Aynı mirasbırakan hem sağlığında devir yapmış hem vasiyetname düzenlemişse her işlem kendi hukuki rejimine göre ayrı ayrı değerlendirilir; 2025/3131 E. sayılı dosyada da ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile vasiyetname aynı davada, ancak her biri kendi geçerlilik şartlarına göre iptal edilmiştir.
Dava süreci adım adım
Vasiyetnamenin açılması ve tebliği
Vasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın tesliminden başlayarak bir ay içinde mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi tarafından açılır ve ilgililere okunur (TMK m. 596). Bilinen mirasçılar açılma sırasında hazır bulunmak üzere çağrılır; hak sahiplerinin her birine vasiyetnamenin kendilerine ilişkin kısımlarının onaylı örneği tebliğ edilir (m. 597). Açılma tutanağı ve tebliğ tarihi, bir yıllık sürenin başlangıcının tespitinde ilk belgedir. Açılma işlemi vasiyetnamenin geçerliliği hakkında bir hüküm içermez; sulh hâkimi vasiyetnameyi denetlemez, yalnızca duyurur.
Mirasçılık belgesi ve itiraz
Yasal mirasçılar sulh hukuk mahkemesinden ya da noterden mirasçılık belgesi alabilir (m. 598/1). Vasiyet alacaklısına belge verilmesi ise vasiyetnamenin kendilerine bildirilmesinden itibaren bir ay içinde mirasçıların itiraz etmemesine bağlıdır (m. 598/2). İtiraz edilirse belge verilmez ve uyuşmazlık iptal davasında çözülür. Mirasçılık belgesinin alınış usulü ve masrafları veraset ilamı yazısında anlatılmıştır.
Dava dilekçesi ve ihtiyati tedbir
Dilekçede vasiyetnamenin düzenleyen makam, tarih ve yevmiye numarasıyla tanımlanması, dayanılan iptal sebebinin m. 557'deki dört başlıktan hangisi olduğunun açıkça belirtilmesi ve o sebebe ilişkin somut vakıaların yazılması gerekir. Ehliyetsizlik iddiasında mirasbırakanın tedavi gördüğü kurumlar, irade sakatlığında olayların tarihleri, şekil eksikliğinde hangi unsurun eksik olduğu somutlaştırılır. Vasiyetnameye konu taşınmazların yargılama sırasında üçüncü kişilere devredilmesini önlemek için tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi konulması istenebilir; bu talep genellikle dilekçeyle birlikte yapılır ve mahkeme teminat karşılığında karar verebilir.
Yargılama ve karar
Mahkeme önce dava şartlarını ve hak düşürücü süreyi inceler; ardından delilleri toplar, gerekirse Adli Tıp Kurumundan rapor alır, tanıkları dinler ve taşınmaz değerleri için bilirkişi incelemesi yaptırır. Kesinleşen iptal kararıyla vasiyetname düzenlendiği andan itibaren hükümsüz sayılır; tereke yasal mirasçılık kurallarına göre paylaşılır. İptal edilen vasiyetname daha önceki bir vasiyetnameyi ortadan kaldırmışsa önceki vasiyetname yeniden hüküm doğurur; bu ihtimal için TMK m. 571/2, tenkis sürelerinin iptal kararının kesinleşmesinden itibaren işleyeceğini ayrıca düzenler. Karar, tenkis ve mirasçılık belgesi gibi bağlantılı uyuşmazlıklarla birlikte miras hukuku alanındaki diğer işlemlerin de dayanağı olur.
İptal davasının sınırında kalan üç durum
Açık yanılmada iptal değil düzeltme
Her yanılma iptalle sonuçlanmaz. Kanun bu hâli TMK m. 504/2'de ayrıca düzenler: ölüme bağlı tasarrufta kişinin veya şeyin belirtilmesinde açık bir yanılma varsa ve mirasbırakanın gerçek arzusu kesin olarak tespit edilebiliyorsa tasarruf bu arzuya göre düzeltilir. Mirasbırakanın "Ankara'daki evim" derken sahip olduğu tek evin başka bir ilde olması ya da lehtarı yanlış adla anması buna örnektir. Böyle hâllerde mahkeme vasiyetnameyi ortadan kaldırmaz, gerçek iradeye göre yorumlar. Davacı tarafın irade sakatlığına dayanmadan önce yanılmanın bu türden bir açık yanılma olup olmadığını değerlendirmesi gerekir; aksi hâlde iptal talebi, tasarrufun yorum yoluyla ayakta tutulabildiği gerekçesiyle reddedilebilir.
Yok edilen ya da kaybolan vasiyetname
Mirasbırakan vasiyetnamesini yırtma, yakma gibi yollarla yok ederek ondan dönebilir (TMK m. 543/1). Bu bir iptal sebebi değil, mirasbırakanın kendi iradesiyle dönmesidir ve dava gerektirmez. Buna karşılık vasiyetname kaza sonucu ya da üçüncü kişinin kusuruyla yok olmuş ve içeriği aynen ve tamamen belirlenemiyorsa vasiyetname hükümsüz kalır; kanun bu durumda zarar görenin tazminat isteme hakkını saklı tutar (m. 543/2). Vasiyetnamenin bir mirasçı tarafından bilerek ortadan kaldırıldığı iddiası ise ayrı bir uyuşmazlık konusudur ve mirastan yoksunluk hükümlerini gündeme getirebilir.
Miras sözleşmesinin iptali
Kanun koyucu TMK m. 557'de yalnız vasiyetnameden değil "ölüme bağlı tasarruftan" söz eder; resmî vasiyetname şeklinde düzenlenen miras sözleşmeleri de bu yüzden aynı dört sebeple iptal davasına konu olur. Farklar sürede ve ehliyette ortaya çıkar. Miras sözleşmesi için ayırt etme gücü yanında erginlik ve kısıtlı olmama şartı aranır (m. 503); on beş yaşını doldurmuş bir kişinin vasiyetname yapabilmesine karşılık miras sözleşmesi yapamaması bundandır. Sürelerde ise on ve yirmi yıllık üst sınırlar vasiyetnamede açılma tarihinden, miras sözleşmesinde mirasın geçmesi tarihinden işlemeye başlar (m. 559/1). Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ise mirasçı atama içermediği sürece ölüme bağlı tasarruf değil sağlararası bir sözleşmedir; iptali borçlar hukuku kurallarına göre istenir ve 2025/3131 E. sayılı dosyada olduğu gibi ehliyetsizlik iddiası her iki işlem için aynı Adli Tıp raporuna dayandırılabilir.
İptal kararının üçüncü kişilere etkisi
Vasiyetname iptal edilinceye kadar hüküm doğurduğundan, vasiyet alacaklısı bu arada taşınmazı adına tescil ettirmiş ve üçüncü bir kişiye satmış olabilir. Kesinleşen karar, vasiyet alacaklısı ile mirasçılar arasındaki ilişkiyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır; ancak tapu siciline güvenerek iyi niyetle hak kazanan üçüncü kişinin kazanımı TMK m. 1023 uyarınca korunur. Mirasçıların talebi bu durumda taşınmazın kendisine değil, vasiyet alacaklısından değerinin tazminine yönelir. Yargılama sırasında tapuya ihtiyati tedbir şerhi konulmasının önemi tam da buradadır: şerh, sonradan hak kazanan kişinin iyi niyet iddiasını ortadan kaldırır ve iptal kararının aynî sonucunu korur. Tedbir talebinin dava dilekçesiyle birlikte yapılması, teminat tutarının yatırılması ve şerhin tapuya işlendiğinin takip edilmesi bu yüzden davanın esası kadar özen gerektirir.
Sık yapılan hatalar
- Bir yıllık sürenin kayıtsız şartsız açılma tarihinden sayılması: süre, tasarrufun, iptal sebebinin ve hak sahipliğinin birlikte öğrenildiği tarihten işler. Açılma tutanağında hazır bulunan mirasçı tasarrufu ve hak sahipliğini o gün öğrenir; iptal sebebi de o gün biliniyorsa süre açılma gününden başlar. Mirasbırakanın vasiyetname tarihindeki hastalığı gibi bir sebep ancak sonradan öğrenilmişse başlangıç, sebebin öğrenildiği gündür ve bu tarihin dilekçede belgelenmesi gerekir. Sebebi açılma gününden bilen mirasçı için ise delil toplanacağı gerekçesiyle başlangıç ileri atılamaz.
- Yalnız ileri yaşa ya da hastalığa dayanmak: ehliyetsizlik, vasiyetname tarihindeki tıbbi durumla ispatlanır; bunun için tedavi kayıtlarının toplanması ve Adli Tıp incelemesi istenmesi gerekir.
- Tenkis talebini eklememek: iptal reddedilirse saklı pay korumasız kalabilir.
- Vasiyetnamenin yalnız "adaletsiz" olduğunu ileri sürmek: mirasbırakan tasarruf edilebilir kısım içinde dilediği kişiye kazandırma yapabilir; adaletsizlik bir iptal sebebi değildir.
- Yetkisiz mahkemede dava açmak: taşınmazın bulunduğu yer değil, mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir.
- Bütün lehtarları davalı göstermemek: karar yalnız davalı gösterilen lehtarlar hakkında hüküm doğurur; dışarıda kalan kazandırma ayakta kalır.
Sık Sorulan Sorular
Noterde düzenlenen vasiyetname iptal edilebilir mi?
Noterde düzenlenen resmî vasiyetname de iptal davasına konu olabilir. Resmî şekil, şekil şartlarının taşındığına güçlü bir karine oluşturur; ancak mirasbırakanın o tarihte ayırt etme gücünden yoksun olduğu, irade sakatlığı altında bulunduğu ya da tanıklardan birinin TMK m. 536'daki yasaklı kişilerden olduğu ispatlanırsa bu karine aşılır ve vasiyetname iptal edilir. Noterin işlem öncesi aldırdığı sağlık raporu delildir, ama Adli Tıp Kurumu raporu karşısında tek başına belirleyici değildir.
Vasiyetname iptal davası ne kadar sürer?
Süre, dayanılan sebebe göre değişir. Ehliyetsizlik iddiasında hastane kayıtlarının toplanması ve Adli Tıp Kurumu incelemesi zaman alır; istinaf ve temyiz aşamaları da eklendiğinde yargılama birkaç yılı bulabilir. Şekil eksikliğine dayanan davalar belge üzerinden yürüdüğü için daha kısa sürer.
Vasiyetname iptal edilirse miras nasıl paylaşılır?
Tamamen iptal edilen vasiyetnamede tereke yasal mirasçılık kurallarına göre, yani mirasbırakan hiç vasiyetname yapmamış gibi paylaşılır. Kısmi iptalde yalnız iptal edilen kazandırma düşer, kalan hükümler uygulanır. İptal edilen vasiyetnameden önce düzenlenmiş başka bir vasiyetname varsa o vasiyetname yeniden hüküm doğurabilir.
Mirasbırakan sağken vasiyetnamenin iptali istenebilir mi?
Mirasbırakan sağken vasiyetnamenin iptali istenemez. Vasiyetname ölüme bağlı bir tasarruftur ve mirasbırakanın ölümüne kadar hüküm doğurmaz; sağlığında iptal davasına konu olmaz. Mirasbırakan dilediği zaman yeni bir vasiyetname yaparak ya da vasiyetnameyi yok ederek kendisi dönebilir (TMK m. 542-543).
Süre geçtiyse hiçbir şey yapılamaz mı?
Dava hakkı düşmüş olsa da hükümsüzlük def'i süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebilir (TMK m. 559/2). Vasiyet alacaklısı vasiyetnameye dayanarak bir dava açtığında, davalı mirasçı vasiyetnamenin sakat olduğunu savunma olarak ortaya koyabilir. Tenkis davasının süresi de ayrı işlediğinden iptal süresi kaçırılmış olsa bile tenkis talebi zamanında olabilir.
Vasiyetnameye tanık olan kişi lehine kazandırma yapılmışsa ne olur?
TMK m. 536/2'ye göre resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan memur ve tanıklara, bunların üstsoy ve altsoy kan hısımlarına, kardeşlerine ve bu kişilerin eşlerine o vasiyetnameyle kazandırma yapılamaz. Böyle bir kazandırma varsa m. 558/3 uyarınca vasiyetnamenin tamamı değil, yalnız o kazandırma iptal edilir.
İptal davasında mirasın reddi ya da mirastan feragat etkili olur mu?
Mirası reddeden kişi mirasçılık sıfatını kaybettiği için iptal davasında menfaati kalmaz ve dava açamaz. Mirastan feragat sözleşmesi yapan kişi de feragat ettiği ölçüde mirasçılık sıfatını taşımadığından aynı sonuçla karşılaşır. Bu etkinin mirasın reddi beyanında bulunulmadan ya da feragat sözleşmesi yapılmadan önce hesaba katılması gerekir.
İptal davasında sonucu sebep, delil ve süre belirler
Kanun, vasiyetnamenin iptalini dört sebeple sınırlamış ve hak düşürücü sürelere bağlamıştır; bu dar yolda sonuç, iddianın doğru sebebe oturtulmasına ve o sebebin gerektirdiği delilin, özellikle vasiyetname tarihine ait tıbbi kayıtların ve noter dosyasının, zamanında toplanmasına bağlıdır. Dairenin güncel kararları iki yönde tutarlıdır: kanunda yazmayan gerekçeyle, hayatın olağan akışına ya da adalet duygusuna dayanarak iptal kararı verilmemektedir; buna karşılık Adli Tıp raporuyla sabit ehliyetsizlik ya da belgeyle ortaya konan şekil eksikliği, noterde düzenlenmiş vasiyetnameyi dahi ortadan kaldırır. Saklı paylı mirasçının aynı dilekçede tenkisi de istemesi, iptal talebinin reddi hâlinde hakkını korur. Tasarrufun ve iptal sebebinin öğrenilmesinden itibaren işleyen bir yıllık süre kısa olduğundan, belgelerin ve zaman çizelgesinin tebliğ alınır alınmaz çıkarılması gerekir; bu, dava açılıp açılmayacağına karar verilmeden önce yapılması gereken ilk iştir. Yalova ve çevresindeki miras uyuşmazlıklarında büromuzun çalışma alanı Yalova miras avukatı sayfasında açıklanmıştır.
Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Miras Malını Elinde Tutan Kişiye Karşı Mirasçı Ne Zamana Kadar Dava Açabilir?
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 23.06.2021

Evlenmeden Önce İmzalanan Mirastan Feragat Sözleşmesi Geçerli mi? Eş Mirasçı Olur mu?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.12.2025

Bakıcı Bakmazsa Tapu Geri Döner mi? Ölünceye Kadar Bakmada Fesih Yerine Ömür Boyu Gelir
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 04.02.2026
Bu konuyla ilgili yazılar

Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat): Sebepler, Vasiyetnamede Gösterilme Şartı ve Iskata İtiraz
2 Ekim 2026, 17 dk okuma

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi: Şekil, Tapu Devri, Fesih ve Mirasçıların İtirazı
27 Eylül 2026, 18 dk okuma

Yurt Dışındaki ve Yabancı Mirasçılar İçin Türkiye'de Miras İntikali: Veraset, Tapu ve Vergi
15 Eylül 2026, 21 dk okuma

