İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Parsel sınırları çizilmiş eski bir kadastro haritası yakın planda

Tenkis Davasında Ölünceye Kadar Bakma ile Devredilen Mal Terekeye Katılır mı?

Yargıtay 1. HD: açık bağış muvazaa davasına konu olmaz, yalnız tenkis edilir; ölünceye kadar bakma ivazlı olduğundan tereke hesabına girmez; bir yıllık süre re'sen gözetilir.

Mahkeme
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi
Esas/Karar
2026/1954 2026/3550
Karar tarihi
30.04.2026
Resmî kaynak
Yargıtay Karar Arama
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
16 Eylül 2026
8 dk
okuma

Özet

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, mirasbırakanın 2007 yılında bir oğluna bağış ve ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devrettiği parseller için diğer mirasçıların açtığı tapu iptali, olmazsa tenkis davasında bölge adliye mahkemesi kararını her iki tarafın temyizi üzerine bozdu. Daire üç ilkeyi netleştirdi. Tapuda açıkça bağış olarak yapılan devirde gizlenen irade bulunmadığından muris muvazaasına ilişkin içtihadı birleştirme kararı uygulanmaz; bu işleme yalnız tenkis hükümleri işletilir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ivazlı bir akit olduğundan muvazaa kanıtlanmadıkça o mal terekeye katılarak tenkis hesabı yapılamaz; bu parsel için muvazaa iddiası ayrılıp kesinleşmesi beklenmelidir. Tenkis davasındaki bir yıllık hak düşürücü süre mahkemece kendiliğinden gözetilir ve dosyada bu inceleme hiç yapılmamıştır. Karar ayrıca tenkis hesabının adımlarını (net tereke, ölüm tarihi değeri, saklı payı zedeleme kastı, tenkis sırası, sabit tenkis oranı, bölünemeyen malda tercih hakkı) sıralamış; davalının süresinden sonra sunduğu eski hâle getirme talebinin kabulünü de hatalı bulmuştur. Sonuç iki taraf için karışıktır: davacılar bakma sözleşmesiyle devredilen parsel için muvazaa iddiasını yeniden esastan tartıştırma imkânı kazanırken, davalı ivazlı devrin hesap dışında kalması ve süre denetimi bakımından lehine, geç bildirdiği tanıklar bakımından aleyhine bir sonuç almıştır.

İnceleme

Bağışla devredilen mal muvazaa davasıyla değil tenkisle geri alınır

Mirasçılar arasındaki uyuşmazlıkların büyük bölümü aynı soruya dayanır: mirasbırakan sağlığında bir malını çocuklarından birine devretmişse diğerleri bunu nasıl geri alır. Uygulamada iki ayrı yol vardır ve ikisi çoğu zaman aynı dilekçede kademeli olarak ileri sürülür. Birincisi muris muvazaası, yani tapuda satış ya da ölünceye kadar bakma görünümü altında aslında bağış yapıldığı iddiasıdır. İkincisi tenkis, yani kazandırmanın saklı payı aşan kısmının yasal sınıra çekilmesidir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi bu kararda iki yolun sınırını keskin çizmiştir: mirasbırakan tapuda açıkça bağış yapmışsa gizlenen bir irade yoktur, dolayısıyla 1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararına dayanan muvazaa iddiası dinlenmez; o işlem ancak tenkis hükümleriyle ele alınır. Karar ayrıca tenkis hesabının nasıl kurulacağını, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin bu hesapta neden farklı durduğunu ve TMK m.571 uyarınca bir yıllık hak düşürücü sürenin mahkemece kendiliğinden gözetileceğini adım adım anlatıyor. Bu yönüyle karar, tenkis davası rehberimizde anlatılan ilkelerin somut bir dosyada nasıl uygulandığını gösteren yol gösterici bir örnektir.

Bor ilçesindeki parseller bir oğula bağış ve bakma sözleşmesiyle geçti

Mirasbırakan 2014 yılının Ekim ayında öldü. Geride çocukları ile 1994 yılında ölen bir oğlundan olma torunları kaldı. Ölümünden yedi yıl önce, 2007 yılının Aralık ayında iki ayrı işlem yapmıştı: bazı parsellerdeki paylarının tamamını oğullarından birine bağışlamış, bir gün sonra da başka bir parseldeki dörtte bir payını aynı oğluna ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devretmişti. Diğer çocuklar ve torunlar 2016 yılının Mayıs ayında dava açtı. Mirasbırakanın huzurevinde öldüğünü, davalının ona bakmadığını, devirlerin mirasçılardan mal kaçırmak için yapıldığını ileri sürerek önce tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istediler. Davalı ise babasının ölümünden sonra annesinin kendisini ve kız kardeşini yetiştirme yurduna verdiğini, 1994 yılından itibaren anneye kendisinin baktığını, yılın dokuz ayında annesinin yanında kaldığını, verem tedavisini yaptırdığını, köydeki evin tamiratını üstlendiğini ve annesinin duyduğu minnetle devirleri yaptığını savundu.

İlk derece mahkemesi 2020 yılında muvazaanın kanıtlanamadığını, bakma sözleşmesiyle devredilen taşınmazın tenkise tabi olmadığını ve bağışta saklı payı zedeleme kastının gösterilemediğini söyleyerek davayı reddetti. Bölge adliye mahkemesi bakma sözleşmesine ilişkin kısım için dava değerinin kesinlik sınırının altında kaldığını belirtip istinafı o yönden reddetti; tenkis yönünden ise kararı kaldırıp keşif ve tenkis hesabı istedi. Yeniden yapılan yargılamada mahkeme bilirkişi raporuna dayanarak saklı paylara müdahale edildiğini kabul etti ve davayı kısmen kabul etti. Bölge adliye mahkemesi de tarafların istinaf başvurularını esastan reddedince dosya Yargıtay önüne geldi.

Bakma sözleşmesi ivazlı sayıldı ve tereke hesabının dışında tutuldu

Daire ilk olarak bağış yönünden davacıların temyizini reddetti. Muris muvazaasına ilişkin 1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanabilmesi için mirasbırakanın gerçekte bağışlamak istediği malı tapu memuru önünde satış ya da ölünceye kadar bakma akdi olarak göstermiş olması gerekir. Açıkça bağış olarak yapılan devirde gizlenen bir irade yoktur; bu işleme karşı yalnızca tenkis hükümleri işletilebilir.

İkinci olarak bölge adliye mahkemesinin kesinlik sınırı gerekçesini yanlış buldu. Bakma sözleşmesiyle devredilen parseldeki payın dava tarihindeki değeri keşifle 15.375 TL olarak belirlenmişti ve dava terekeye iade istekli açılmıştı. Bu tutar 2021 yılı istinaf kesinlik sınırı olan 5.880 TL'nin üstünde olduğundan istinaf incelemesinin yapılmaması doğru değildi.

Üçüncü olarak usul yönünden davalının eski hâle getirme talebini ele aldı. Dava dilekçesi davalıya 17 Şubat 2017 tarihinde tebliğ edilmiş, cevap dilekçesi ve tanık listesi süresi geçtikten sonra 13 Mart 2017 tarihinde sunulmuştu. Davalı daha sonra yirmi günlük istirahat raporu ibraz ederek eski hâle getirme istedi. HMK m.95 ve HMK m.96 uyarınca bu talep engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde yapılmalıdır; raporun bitiminden sonra iki hafta içinde başvuru yapılmadığından talebin kabulü hatalıydı.

Dairenin asıl ağırlığı tenkis hesabına verdiği bölümde toplanıyor. Tenkis davası, saklı payı zedeleyen ölüme bağlı ya da sağlar arası kazandırmaların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu bir davadır. Hesap için önce tereke bütünüyle bilinmelidir: ölüm tarihindeki malvarlığı ile iadeye ve tenkise tabi kazandırmalar aktifi, borçlar, üç aylık nafaka, defter tutma, mühürleme ve cenaze giderleri pasifi oluşturur. Net tereke TMK m.564 uyarınca mirasın açıldığı tarihteki fiyatlarla değerlendirilir ve TMK m.506 saklı payına tecavüz olup olmadığı bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmışsa bile her kazandırmada zedeleme kastı bulunduğu söylenemez; TMK m.565/4 kapsamındaki bağışlarda kast, nesnel ve öznel unsurlarla ayrıca belirlenir. Tenkise sıra geldiğinde TMK m.570 sıralaması gözetilir: dava konusu olup olmadığına bakılmaksızın önce ölüme bağlı tasarruflar, sonra sağlar arası kazandırmalar tenkis edilir. Davalı saklı paylı mirasçıysa TMK m.561 uyarınca yalnız saklı payından fazla aldığıyla sorumludur; birden çok kişiye yapılan kazandırmalarda TMK m.563 gereği alınanla orantılı sorumluluk kuralı işler. Davalıya yapılan tasarrufun tümü ile fazla teberru arasındaki oran sabit tenkis oranıdır. Mal bu oranda bölünebiliyorsa bağımsız bölümler taraflar adına tescil edilir; bölünemiyorsa davalıya tercih hakkı sorulur ve 1994 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca karar tarihindeki rayiç değerin sabit tenkis oranıyla çarpımı ödetilir.

Bu ilkeler karşısında iki temel eksik saptandı. Mirasbırakan 30 Ekim 2014 tarihinde ölmüş, dava 11 Mayıs 2016 tarihinde açılmıştı; TMK m.571 uyarınca saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıllık hak düşürücü sürenin dolup dolmadığı hiç incelenmemişti. Daire bu sürenin hâkim tarafından yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetileceğini vurguladı. Ayrıca ölünceye kadar bakma sözleşmesinin ivazlı bir akit olduğu dikkate alınmadan o parsel de terekeye katılarak tenkis hesabı yapılmıştı.

Karar bozuldu, bir yıllık süre ve bağıştaki kast yeniden incelenecek

Yargıtay her iki tarafın temyiz itirazlarını yerinde bularak bölge adliye mahkemesi kararını oy birliğiyle bozdu. Yeniden yapılacak yargılamada izlenecek sıra da belirlendi. Önce bakma sözleşmesiyle devredilen parsel için muris muvazaası iddiası ana davadan ayrılacak, davacıların miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemi esastan incelenecek ve bu karar kesinleşinceye kadar beklenecek. Çünkü terekenin aktif ve pasifi ile sabit tenkis oranı ancak o parselin akıbeti belli olduktan sonra doğru kurulabilir. Tenkis istemi yönünden ise ilk iş bir yıllık sürenin dava tarihi itibarıyla geçip geçmediğini saptamaktır. Dava süresinde sayılırsa davalının eski hâle getirme talebinin süresinde olmadığı gözetilecek, mirasbırakanın bağışı saklı payı zedeleme kastıyla yapıp yapmadığı araştırılacak ve kast varsa bakma sözleşmesine ilişkin sonuç da hesaba katılarak tenkis hesabı yeniden yapılacaktır.

Sonuç iki taraf için de karışıktır. Davacılar bakma sözleşmesiyle devredilen parsel için muvazaa iddialarını yeniden esastan tartıştırma imkânı kazandı. Davalı ise ivazlı sözleşmeyle aldığı payın, muvazaa kanıtlanmadıkça tereke hesabına girmeyeceği ve bir yıllık sürenin kendiliğinden gözetileceği güvencesini aldı; buna karşılık süresinden sonra bildirdiği tanıklar bakımından eski hâle getirme talebinin reddedilmesi gerektiği tespit edildi. Kararın uygulama değeri, tenkis hesabının hangi malları kapsayıp hangilerini dışarıda bırakacağını ve davanın hangi sırayla yürütüleceğini netleştirmesindedir.

Saklı payınız zedelendiyse öğrenme tarihini ve devir şeklini belgeleyin

Kararın gösterdiği ilk ders devrin tapudaki niteliğine bakmaktır. Mirasbırakan taşınmazı açıkça bağışlamışsa muvazaa yolu kapalıdır; talep doğrudan tenkis olarak kurulmalı ve bağışın saklı payı zedeleme kastıyla yapıldığı yönünde olgular toplanmalıdır. Devir satış ya da ölünceye kadar bakma görünümündeyse önce muvazaa, olmazsa tenkis istenir; bu iki yolun nasıl ayrıştığı muris muvazaası makalemizde ve Hukuk Genel Kurulunun ölünceye kadar bakma kararına ilişkin yazımızda ayrıntılı anlatılmıştır.

İkinci ders süreye ilişkindir. Bir yıllık süre saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden başlar, her hâlde mirasın açılmasından itibaren on yıl geçmekle düşer ve mahkeme bunu kendiliğinden gözetir. Ölümden bir yıldan uzun süre sonra dava açacak mirasçıların devirleri hangi tarihte ve nasıl öğrendiklerini belgelemeleri gerekir; tapu kaydı sorgusu, veraset ilamı tarihi ve yazışmalar bu noktada belirleyicidir.

Üçüncü ders hesabın kendisidir. Tenkis hesabı ölüm günündeki değerlerle kurulur, bakma sözleşmesi gibi ivazlı devirler muvazaa kanıtlanmadıkça hesaba girmez ve birden çok kazandırma varsa sıra kuralı işler. Saklı pay oranınızı ve olası tasarruf sınırını miras payı hesaplama aracımızla önceden görebilir, dosyanızın süre ve delil durumunu Yalova miras avukatı sayfamızdaki bilgilerle karşılaştırabilirsiniz. Davalı konumundaysanız cevap ve tanık bildirim sürelerine dikkat edin; sağlık engeli gibi bir sebeple süre kaçırıldıysa eski hâle getirme talebi engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde yapılmalıdır. Bu bilgiler genel niteliktedir; her dosyada değerleme, süre ve delil durumu ayrı değerlendirilmelidir.

Tenkis davasıyla ilgili en çok sorulan sorular

Mirasbırakan malı açıkça bağışladıysa muris muvazaası davası açılabilir mi?

Hayır. Muvazaa iddiası, gerçekte bağışlanan malın tapuda satış ya da ölünceye kadar bakma akdi olarak gösterilmesine dayanır. Tapuda bağış olarak yapılan devirde gizlenen irade bulunmadığından bu yol kapalıdır; kazandırma yalnızca tenkis hükümleriyle yasal sınıra çekilebilir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devredilen mal tenkis hesabına katılır mı?

Bakma sözleşmesi ivazlı bir sözleşmedir. Muvazaalı olduğu kanıtlanmadıkça o malın terekeye katılarak tenkis hesabı yapılması bu kararda bozma sebebi sayılmıştır. Muvazaa iddiası ayrı ele alınıp kesinleştikten sonra hesap kurulur.

Tenkis davasında bir yıllık süreyi mahkeme kendiliğinden inceler mi?

Evet. Süre hak düşürücü niteliktedir ve yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Süre saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl, her hâlde mirasın açılmasından itibaren on yıldır.

Sabit tenkis oranı ne anlama gelir ve bölünemeyen malda ne olur?

Davalıya yapılan tasarrufun tüm değeri ile fazla teberru arasındaki orandır. Mal bu oranda bölünebiliyorsa paylar taraflar adına tescil edilir; bölünemiyorsa davalıya tercih hakkı sorulur ve karar tarihindeki rayiç değerin sabit tenkis oranıyla çarpımı kadar bedel ödetilir.

Kararın tam metni

~10 dk okuma

Metin, Yargıtay Karar Arama resmî yayınından alınmıştır. Kaynakta açın

1. Hukuk Dairesi 2026/1954 E. , 2026/3550 K. "İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2349 E., 2025/1900 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Bor 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/29 E., 2024/131 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

  • K A R A R -

Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.

Davacılar vekili, tarafların ortak murisleri ...'in 30.10.2014 tarihinde öldüğünü, murisin 1774, 1777, 17 76... parsel sayılı taşınmazlardaki payını bağış yolu ile 20 09... parsel sayılı taşınmazlardaki payını ise ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle davalı ...'e devrettiğini, murisin huzurevinde yaşamını yitirdiğini, davalı tarafından bakılmadığını, murisin davalıya bağış ve ölünceye kadar bakma akdi ile taşınmaz temlik etmesini gerektirir bir durum bulunmadığını, temliklerin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı yapıldığını, murisin yaptığı temlikler ile diğer mirasçıların saklı paylarına müdahale ettiğini ileri sürerek bağış ve ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin iptaline, taşınmazların muris adına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, babasının ölümünden sonra murisin kendisini ve kız kardeşi ...'yi yetiştirme yurduna diğer kardeşleri ... ve ...'i ise başka bir ailenin yanına verdiğini, ... ve ... ... isimli kardeşlerini yanında bıraktığını, ... ve ... ...'ın 1994 yılında öldüklerini, murise o günden sonra kendisinin baktığını, yılın 9 ayında murisin kendisi ile kaldığını, yaz aylarında ise köyünde bulunan evine gittiğini, evinin tamirat işlerini kendisinin yaptığını, her hafta yiyeceklerini aldığını, murisin 1976 yılından beri verem tedavisi gördüğünü, tedavilerini yaptırdığını, kardeşlerinin murise bakmadıklarını, murisin duyduğu minnetten dolayı taşınmazlardaki payını devrettiğini, murisin yaz ayında köyde kaldığı sırada davacı kız kardeşi ...'nin murisi alarak huzurevine yerleştirdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 29.09.2020 tarihli ve 2016/264 Esas, 2020/297 Karar sayılı kararı ile; tanık beyanlarından murisin gerçek iradesinin mirasçılardan mal kaçırma olduğu yönünde somut bir olgunun ortaya konulamadığı, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça muvazaa iddiasının kanıtlandığından söz etme olanağı bulunmadığı, ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalıya devredilen taşınmazların tenkise de tabi olmadığı gerekçesi ile ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edilen taşınmazlar yönünden davanın reddine; bağış işlemi yönünden ise murisin dava konusu taşınmazlar dışında başkaca taşınmazları bulunduğu ve murisin tasarruf işleminde davacıların saklı paylarını zedeleme kastının bulunduğu yönünde davacı tarafça somut bir olgunun ortaya konulamadığı gerekçesi ile tenkis talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.03.2021 tarihli ve 2021/195 Esas, 2021/182 Karar sayılı kararı ile; davacıların ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edilen taşınmazlar yönünden dava değerinin kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesi ile istinaf dilekçesinin reddine; tenkis talebi yönünden ise murisin aktif ve pasif taşınmazları başında keşif yapılarak murisin ölüm ve dava tarihleri itibariyle değerlerinin ayrı ayrı tespit edilmesi, TMK'nın 565/4. maddesi gereğince mirasbırakanın söz konusu temlikleri davacıların saklı payını zedelemek kastı ile yapıp yapmadığının saptanması, mirasbırakanın saklı payı zedeleme kastı ile hareket ettiğinin belirlenmesi halinde ise tenkis hesabı yaptırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 20 09... parsel sayılı ( toplulaştırma sonrasında 4 65... parsel) taşınmazlar yönünden verilen 29.09.2020 tarihli kararın kesin olduğu gerekçesi ile yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, tenkis istemi yönünden ise bilirkişi raporu ile davacıların saklı paylarına müdahale edildiğinin anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 20 09... parsel sayılı taşınmazlar yönünden 09.03.2021 tarihli karar ile davacıların istinaf başvurusunun kesinlik nedeniyle reddedildiği, murisin saklı payı ihmal etme kastı ile hareket ettiği, bu kazandırmaların doğrudan tenkise tabi olduğu gerekçesi ile tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden; muris ...'in 30.10.2014 tarihinde öldüğü, geride çocukları olan davacılar... ..., ... ve davalı ... ile 1994 yılında ölen oğlu ...'dan olma torunları davacılar..., ... ve ...in mirasçı olarak kaldığı, murisin 40 46... parsel sayılı taşınmazlardaki ¼ payını 11.12.2007 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile davalı ...'a temlik ettiği, 1777, 1774, 17 76... parsellerdeki paylarının tamamını 10.12.2007 tarihinde davalıya bağış suretiyle devrettiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki, murisin temliki tasarruflarının iptaline imkan tanıyan 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanabilmesi için murisin gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı ile ilgili olarak tapu memuru huzurunda iradesini satış veya ölünceye kadar bakma akdi doğrultusunda açıklaması gerekmekte olup murisin bağış suretiyle temlik ettiği 1777, 1774, 17 76... parsellerdeki payları yönünden 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağı, koşulların varlığı halinde, anılan bu işleme karşı, 4721 sayılı TMK'nın 5 60... . maddeleri arasında düzenlenen tenkis hükümlerinin uygulanması gerekeceği gözetilerek anılan parseller yönünden muris muvazaası iddiasına dayalı davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddine.

Davacılar vekilinin diğer ve davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davalıya, ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edilen 20 09... parsel sayılı taşınmazlar yönünden İlk Derece Mahkemesinin 29.09.2020 tarihli kararı ile davanın reddine karar verildiği, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.03.2021 tarihli kararı ile; ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edilen taşınmazlar yönünden dava değerinin kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesi ile davacıların istinaf dilekçesinin reddine karar verildiği, 20 09... parsel sayılı taşınmazların 30.04.2018 tarihli toplulaştırma işlemi neticesinde 4 65... parsel numarasını aldığı, 4 65... parsel sayılı taşınmazda murisin payına isabet eden değerin dava tarihi itibariyle keşfen 15.375,00 TL olarak tespit edildiği ve davanın terekeye iade istekli açıldığı dikkate alındığında anılan değerin 2021 yılı istinaf kesinlik sınırı olan 5.880,00 TL'nin üstünde kaldığı anlaşılmaktadır. Bu halde; Bölge Adliye Mahkemesinin 09.03.2021 tarihli kararı ile; ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edilen taşınmazlar yönünden dava değerinin kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesi ile istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi ve temyize konu eldeki kararda 20 09... parsel sayılı taşınmazlar yönünden 09.03.2021 tarihli karar ile davacıların istinaf başvurusunun kesinlik nedeniyle reddedildiği gerekçesi ile inceleme yapılmaması doğru görülmemiştir.

Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Eski Hale Getirme" başlıklı 95. maddesine göre elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimsenin, eski hâle getirme talebinde bulunabileceği, süresinde yapılamayan işlemle ulaşılmak istenen aynı sonuca, eski hâle getirme dışında, başka bir hukuki yoldan ulaşılabiliyorsa, eski hâle getirme talebinde bulunulamayacağı; 96. maddeye göre ise, eski hâle getirmenin, işlemin süresinde yapılamamasına sebep olan engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde talep edilebileceği öngörülmüştür.

Somut olayda, davalıya dava dilekçesinin 17.02.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalının süresinden sonra 13.03.2017 tarihinde cevap dilekçesini sunduğu ve tanıklarını bildirdiği, 28.04.2017 tarihinde de 16.02.2017 tarihli 20 günlük evde istirahat raporunu sunup tanıklarının dinlenmesi gerektiğini belirttiği, 08.09.2017 tarihli dilekçesi ile de 28.04.2017 tarihli dilekçesinin eski hale getirme talebi olarak değerlendirilmesini talep ettiği görülmekte ise de sağlık raporu ile belirlenen istirahat tarihinin bitiminden itibaren HMK'nın 96/1. maddesinde öngörülen iki haftalık süre içinde eski hale getirme talebinde bulunulmadığı anlaşıldığından eski hale getirme talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değildir.

Yukarıda da ifade edildiği üzere, bağış suretiyle temlik edilen 1777, 1774, 17 76... parseller yönünden 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağı, koşulların varlığı halinde, anılan bu işleme karşı, 4721 sayılı TMK'nın 5 60... . maddeleri arasında düzenlenen tenkis hükümlerinin uygulanması gerekeceği açık olup Türk Medeni Kanunu'nun 571/1. maddesinde "Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup hakim tarafından yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınır.

Öte yandan, tenkis (indirim) davası, mirasbırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümüyle bilinmesiyle mümkündür. Tereke mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı kıymetleri ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Mirasbırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Kanun uygulanacaksa bir aylık 4721 sayılı Kanun uygulanacaksa üç aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir (TMK m.564). Mirasbırakanın TMK'nın 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira, tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.

Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya TMK'nın 565. maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken TMK'nın 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanun'un 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.

Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK m.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü ve 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki rayice göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.

Ne var ki, tenkis isteği bakımından hükme yeterli inceleme ve araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.

Şöyle ki, muris 30.10.2014 tarihinde ölmüş, dava 11.05.2016 tarihinde açılmış ancak TMK'nın 571. maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçip geçmediği yönünden değerlendirme yapılmadan sonuca gidilmiş, ayrıca 20 09... parsel sayılı taşınmazlar yönünden İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verildiği ve kararın miktar itibariyle kesin olduğu belirtilmesine rağmen ölünceye kadar bakma akdinin ivazlı akitlerden olduğu dikkate alınmaksızın anılan taşınmazlar da murisin terekesine dahil edilerek tenkis hesabı yapılmıştır.

Öte yandan, yukarıdaki ilkeler çerçevesinde sağlıklı bir tenkis incelemesinin yapılabilmesi, başka bir ifadeyle terekenin aktif ve pasifinin ve de sabit tenkis oranının doğru şekilde belirlenebilmesi bakımından, 20 09... parseller yönünden muris muvazaası nedenine dayalı davanın eldeki davadan tefrik edilerek sonucunun ve kesinleşmesinin beklenmesi gerekeceği açıktır.

Hal böyle olunca, öncelikle 20 09... parseller yönünden muris muvazaası nedenine dayalı davanın tefrik edilerek davacının miras payı oranında tapu iptali ve tescil talebi doğrultusunda işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi ve kararın kesinleşmesinin beklenmesi; tenkis talebi yönünden ise TMK'nın 571. maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle geçip geçmediğinin tespit edilmesi, davanın süresinde açıldığı kabul edildiği takdirde davalının eski hale getirme talebinin süresinde olmadığı da gözetilerek TMK'nın 565/4. maddesi gereğince mirasbırakanın bağış suretiyle gerçekleştirdiği temlik işlemini davacıların saklı payını zedeleme kastı ile yapıp yapmadığının saptanması, mirasbırakanın saklı payı zedeleme kastı ile hareket ettiği belirlenirse ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edilen taşınmazlar yönünden verilen karar da dikkate alınarak tenkis hesaplaması yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.

Davacılar ve davalı vekillerinin değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu alandaki diğer kararlar

Tüm Miras Hukuku kararları