Özet
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 22 Mayıs 2018 tarihli kararında boşanmanın ardından açılan katılma ve değer artış payı davasında, kısmen konut kredisiyle alınan iki taşınmaz için hesabın nasıl kurulacağını açıklamıştır. Konutlardan biri evlilikten üç yıl önce alınmış ve altmış aylık kredinin yalnız sekiz taksiti evlilik içinde ödenmiş; diğeri evlilik sürerken bir kısmı peşin, kalanı elli iki ay vadeli krediyle alınmıştır. Kadın eş, ikinci konutun peşinatını kişisel malından ödediğini savunmuştur. Aile mahkemesi, bilirkişi raporundan farklı tutarlara nasıl ulaştığını açıklamadan koca lehine alacağa hükmetmiş, peşinat savunmasını da incelememiştir. Daire, mal rejimi sona erdikten sonraya sarkan kredi taksitlerinin taşınmazın borcu sayıldığını ve bu borcun oranlama yoluyla tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşülmesi gerektiğini belirtmiştir. Alımdan bir hafta önce kadının hesabından çekilen paranın peşinatta kullanılıp kullanılmadığının, hesaba annenin yatırdığı paralar da gözetilerek kişisel mal sayılıp sayılamayacağının araştırılmasını istemiştir. Hüküm, gerekçesiz rakamlar ve eksik inceleme nedeniyle oy birliğiyle bozulmuştur. Karar, peşinatı kişisel malından ödediğini savunan davalı eşin lehinedir; alacak isteyen davacı eş yönünden ise talebi reddetmez, hesabın banka kayıtlarına dayanarak yeniden kurulmasını gerektirir.
İnceleme
Kredili evde peşinatın kaynağı sorulmadan katılma hesabı kurulamaz
Boşanmanın ardından açılan mal rejimi davalarında en çok tartışılan taşınmazlar, bedeli tek seferde değil, bir kısmı peşin, kalanı konut kredisiyle ödenmiş evlerdir. Peşinatın hangi paradan karşılandığı, taksitlerin ne kadarının evlilik içinde ödendiği ve mal rejimi sona erdiğinde ne kadar borç kaldığı, katılma alacağının tutarını doğrudan belirler. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 22 Mayıs 2018 tarihli kararı (E. 2016/1666, K. 2018/12968) bu üç soruyu aynı dosyada ele alır: biri evlilikten önce alınıp yalnız sekiz taksiti evlilik içinde ödenen, diğeri evlilik sürerken peşinat ve krediyle alınan iki konut.
Kararı yol gösterici kılan, Daire'nin kredi borcunun iki döneme yayıldığı hâllerde uygulanacak oranlama yöntemini adım adım yazması ve peşinatın kişisel mal olduğu savunmasının banka kayıtları incelenmeden geçilemeyeceğini açıkça söylemesidir. Katılma alacağının genel çerçevesi katılma alacağı davası yazısında anlatılmıştır; bu karar, o çerçevenin kredili konuttaki hesap adımlarını gösterir.
Biri evlilikten önce, diğeri evlilik içinde krediyle alınan iki konut
Eşler 26 Temmuz 2009'da evlenmiş, 16 Mart 2012'de açılan boşanma davası sonunda verilen karar 20 Mart 2013'te kesinleşmiştir. Koca, kadın adına kayıtlı bir araç ile iki konut için değer artış payı ve katılma alacağı istemiş; kadın davanın reddini savunmuştur.
Konutlardan ilki 26 Temmuz 2006'da, evlilikten üç yıl önce tapuya tescil edilmiştir. Alımda kullanılan altmış ay vadeli konut kredisinin yalnız sekiz taksiti evlilik içinde ödenmiş, ardından kredi kapatılmıştır. İkinci konut 15 Ağustos 2011'de, evlilik sürerken, bedelinin bir kısmı peşin, kalanı elli iki ay vadeli 180.000 TL konut kredisiyle karşılanarak alınmıştır. Kadın, bu konutun peşinatını kişisel malından ödediğini savunmuştur. Banka kayıtlarında, alımdan bir hafta önce, 8 Ağustos 2011'de kadının hesabındaki mevduatın bozdurularak 55.945 TL çekildiği görülmektedir; aynı hesaba kadının annesinin de para yatırdığı anlaşılmıştır.
Aile mahkemesi, aracın evlilik öncesi birikimlerle alındığı gerekçesiyle bu kalemi reddetmiştir. Birinci konut için 28.980 TL değer artış payına, ikinci konut için 109.079,45 TL katılma alacağına hükmetmiştir. Dosyadaki bilirkişi raporu ise ikinci konut için 19.980 TL değer artış payı ile 96.119,45 TL katılma alacağı, birinci konut için 9.000 TL değer artış payı hesaplamıştı. Hükmü kadın vekili temyiz etmiştir.
Mal rejimi bittiğinde ödenmemiş taksitler taşınmazın borcu sayılır
Daire önce iki alacağı birbirinden ayırır. Değer artış payı, eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına karşılıksız ve esaslı katkıda bulunmasından doğan, katkı oranında hesaplanan alacaktır (TMK m. 227). Artık değere katılma alacağı ise eşin edinilmiş mallarından bu mallara ilişkin borçlar düşüldükten sonra kalan artık değerin yarısı üzerindeki haktır (TMK m. 231, m. 236). Daire'nin vurguladığı üzere bu ikinci alacak kanundan doğar; talep eden eşin gelirinin ya da katkısının bulunması aranmaz. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayılır (TMK m. 222); malın kişisel olduğunu ileri süren taraf bunu ispatla yükümlüdür.
Kararın çekirdeği kredi bölümüdür. Edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemeler eşler lehine alacak doğurabilir (TMK m. 202); mal rejimi sona erdikten sonraya sarkan taksitler ise taşınmazın borcu kabul edilir. Daire hesabı dört adımda kurar. Mal rejiminin sona erdiği tarihte vadesi gelmemiş kredi borcunun toplam kredi borcuna oranı bulunur; bu oran taşınmazın toplam satın alma bedeli karşısındaki orana dönüştürülür; çıkan oran taşınmazın karara en yakın tarihteki sürüm değeriyle çarpılarak borç miktarı belirlenir; borç sürüm değerinden düşülür ve kalan tutar alacak hesabının tabanı olur. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı gün sona erdiğinden (TMK m. 225), bu dosyada ayrım tarihi 16 Mart 2012'dir; değerlemede ise karar tarihi esas alınır.
Peşinat yönünden Daire, mahkemenin 55.945 TL'lik çekim hakkında olumlu ya da olumsuz hiçbir değerlendirme yapmamasını eksik inceleme saymıştır. Bu paranın peşinatta kullanılıp kullanılmadığı, kullanıldıysa hesaba annenin yatırdığı paralar gözetilerek bir kısmının kişisel mal sayılıp sayılamayacağı ayrıca karara bağlanmalıdır. Krediye evlilik içinde yapılan ara ödemenin tarihi ve tutarı da bankadan getirtilmemiştir. Usul yönünden Daire, bilirkişi raporundan farklı rakamlara nasıl ulaşıldığını gerekçede açıklamayan hükmün açık ve tereddüt uyandırmayacak biçimde kurulmadığını belirterek HMK m. 297/2'ye aykırılık saptamıştır.
Hüküm kadın lehine bozuldu, hesap bilirkişi heyetine bırakıldı
Daire, kadın vekilinin temyiz itirazlarını yerinde görerek hükmü oy birliğiyle bozmuştur. Bozmaya göre mahkeme, ikinci konutun kredisine ilişkin ara ödemeler dâhil bütün ödemelerin tarih ve tutarlarını bankadan getirtecek, 55.945 TL'nin peşinat olup olmadığını ve kişisel mal niteliğini karara bağlayacak, ara ödemeye ilişkin kişisel mal savunmalarını değerlendirecektir. Birinci konut için evlilikten önce edinildiği ve yalnız sekiz taksitin evlilik içinde ödendiği gözetilecektir. Eksikler tamamlandıktan sonra dosya uzman bilirkişi heyetine verilecek; katılma alacağı ve varsa değer artış payı Daire'nin açıkladığı yönteme göre hesaplanacaktır.
Kararın uygulamadaki etkisi iki yönlüdür. Kredili konutta katılma alacağı, taşınmazın bugünkü değerinin yarısı üzerinden yapılan kaba bir paylaşım değildir; mal rejimi sonrasına kalan borç payı düşülmeden hesap kurulamaz. Peşinatın kişisel mal olduğu savunması ise yalnız beyanla değil, alım tarihine yakın banka hareketleri ve paranın hesaba hangi kaynaktan girdiğiyle değerlendirilir. Boşanmada malların hangi rejime tabi olduğu boşanmada mal paylaşımı sayfasında ayrıca anlatılmıştır.
Peşinatın kaynağı ve taksit dökümü alım tarihine bağlanarak belgelenmelidir
Kredili bir konutun tasfiyesinde ilk belgelenmesi gereken, kredinin eksiksiz ödeme planıdır: her taksitin tarihi, tutarı ve varsa ara ödemeler. Boşanma davasının açıldığı gün bu tabloyu ikiye böler. O tarihten sonraya kalan taksitler taşınmazın borcu olarak hesaba girer; bunları kimin ödediği ayrı bir tartışma konusu olabilir.
Peşinatın kişisel maldan ödendiğini ileri süren eş yönünden, paranın evlilikten önceki birikimden, mirastan ya da bağıştan geldiği hesap hareketleriyle gösterilmelidir. Bu dosyada olduğu gibi hesaba üçüncü kişilerin de para yatırdığı durumlarda, hangi tutarın hangi kaynaktan geldiğinin ayrıştırılması gerekir; Daire bu ayrımın yapılmasını açıkça istemiştir. Evlilikten önce edinilen ama taksitleri evlilik içinde süren bir taşınmazda da evlilik dönemine düşen taksit sayısı ayrıca gösterilmelidir; yerleşik içtihat, bu ödemelerin edinilmiş gelirden yapıldığı ölçüde denkleştirme (TMK m. 230) yoluyla hesaba katılabileceği yönündedir.
Uygulamada sık karşılaştığımız eksik, banka dökümünün yalnız kredi hesabı için istenmesi, peşinatın çıktığı mevduat hesabının ise dosyaya hiç girmemesidir. Taşınmaz ve borç bilgileriyle yaklaşık bir tutar mal paylaşımı hesaplama aracıyla hesaplanabilir; yargılamada tutar bilirkişi raporuyla belirlenir.
Kredili konutta katılma alacağı hakkında sık sorulan sorular
Mal rejimi sona erdikten sonra ödenen kredi taksitleri hesaba nasıl girer?
Bu taksitler taşınmazın borcu kabul edilir ve değerden düşülür. Vadesi gelmemiş borcun toplam krediye oranı satın alma bedeline göre yeniden oranlanır, bu oran karara en yakın tarihteki sürüm değeriyle çarpılır. Alacak, borç düşüldükten sonra kalan tutar üzerinden hesaplanır.
Peşinatın kişisel maldan ödendiğini kim ispat eder?
Bir eşin malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayıldığından, peşinatın kişisel maldan ödendiğini savunan eş bunu ispatlamakla yükümlüdür. Daire bu dosyada alım tarihinden bir hafta önceki mevduat çekimini ve hesaba annenin yatırdığı paraları ispatın incelenmesi gereken konusu olarak göstermiştir.
Katılma alacağı isteyen eşin konuta para ödemiş olması gerekir mi?
Katılma alacağı kanundan doğan bir hak olduğundan, talep eden eşin gelirinin bulunması ya da konutun edinilmesine katkıda bulunması gerekmez. Katkı şartı değer artış payı için aranır; parasal ya da para ile ölçülebilen bir katkı ispatlanmadıkça bu ikinci alacak doğmaz.
Kararın tam metni
~6 dk okuma
Metin, Yargıtay Karar Arama resmî yayınından alınmıştır. Kaynakta açın
8. Hukuk Dairesi 2016/1666 E. , 2018/12968 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Katılma ve Değer Artış Payı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün duruşmalı olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, tebligat masrafları dosya arasında bulunmadığından isteğinin reddine karar verilmiş olup, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde davalı kadın adına edinilen araç ve iki taşınmaz yönünden mal rejiminin tasfiye edilerek davacının katılma ve değer artış payı alacağının tespit edilerek bu alacakların davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, harca esas değer 200.000,00 TL olarak bildirilmiştir. Davalı ... vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalının aracın evlilik öncesi davalı aracı ve birikimleri ile alındığı, hak iddia edilemeyeceği, ...'deki evlilik öncesi alınan evde davacının katkısının ve ödemeleri olduğu, değer artış payı 28.980.00 TL olduğu, evlilik içinde alınan Kartal'daki evle ilgili davacının katılma alacağı 109.079,45 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacının değer artış payı alacağının 28.980,00 TL'si, katılım alacağının da 109.079.45 TL'si olmak üzere toplam 138.059,45TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla talebinin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı isteklerine ilişkindir. Değer artış payı alacağı; eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır (4721 sayılı TMK 227 m). Denkleştirme (TMK 230 m) hariç, tasfiyeye konu malvarlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK 227/1 m). Böyle bir malın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler(TMK 227/2 m). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır. Artık değere katılma alacağı ise; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasadan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur Değer artış payı ve artık değere katılma alacak miktarları hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malın, bu tarihteki durumuna göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değeri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1 m.). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK'nun 222 m). Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK'nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir. Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki(karara en yakın) sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur. Değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse, konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Somut olaya gelince; eşler, 26.07.2009 tarihinde evlenmiş, 16.03.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 20.03.2013 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Tasfiyeye konu edilen taşınmazlardan 34 nolu mesken taraflar evlenmeden evvel 26.07.2006 tarihinde satış yolu ile tapuya tescil edildiği, bu taşınmaz alınırken kullanılan 60 ay vadeli konut kredisinin sadece 8 adet taksitinin evlilik birliği içinde ödendiği ve kredinin kapatıldığı, 36 nolu meskenin ise taraflar evli iken 15.08.2011 tarihinde bir kısmı peşin para bir kısmı ise 52 ay vadeli 180.000,00 TL konut kredisinden karşılanarak satış yoluyla tapuda tescil edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının 34 nolu mesken yönünden 28.980,00 TL değer artış payı olduğu, 36 nolu meskenle ilgili davacının katılma alacağı 109.079,45 TL olduğu kabul edilmiş ise de bu belirlenen meblağların hangi hesaplama yöntemi ile belirlendiği tüm dosya kapsamından anlaşılmamaktadır. 6100 sayılı HMK 297/2 maddesi gereği “hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilemez taleplerden her biri hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi” gerekir. Ne var ki Mahkemece, kurulan hükümde belirtilen rakam hakkında açıklayıcı gerekçede yazılmamıştır. Mahkemece, dosya tevdi edilen bilirkişilerce tanzim edilen 13.05.2015 tarihli raporda ise 36 nolu mesken yönünden 19.980,00 TL değer artış payı ve 96.119,45 TL katılma alacağı, 34 nolu meskenle ilgili 9.000,00 TL değer artış payı hesaplanmıştır. Bu nedenle; rapora itibar edilmediği anlaşılan ancak nasıl hesap edildiği gerekçede açıklanmaksızın, şüphe ve tereddüt uyandıracak şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bundan ayrı dosya kapsamı hüküm kurmaya da elverişli değildir. Tasfiyeye konu edilen taşınmazlardan 36 nolu mesken alımında kişisel malı ile peşinat ödendiği davalı tarafça savunulmuştur. Dosyada mevcut hesap hareketleri incelendiğinde davalı kadın adına kayıtlı olan Yapı Kredi Bankası hesabından taşınmazın alımından bir hafta önce 08.08.2011 tarihinde mevduat bozdurularak ele geçen 55.945,00 TL paranın çekildiği anlaşılmakta ise de, bu para yönünden olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır. Konut kredisi için tarafların kabulünde olan evlilik birliği içinde yapılan ara ödemede dahil olmak üzere yapılan tüm ödemelerin tarihleri ve miktarları gösterecek şekilde kayıtlar da bankadan getirtilmemiştir. Mahkemece yapılacak iş, öncelikle Yapı Kredi Bankası'ndan 36 nolu mesken yönünden çekilen konut kredisiyle ilgili ara ödemelerde dahil olmak üzere yapılan tüm ödemelerin miktarları ve tarihleri açıkca gösterecek şekilde kayıtlar getirilmelidir. Taşınmaz alımından evvel davalı kadının banka hesabından çekilen 55.945,00 TL paranın peşinat olarak kullanılıp kullanılmadığı hususunda karar verilmeli ve peşinat olarak kabul edilir ise bu paranın çekildiği hesaba davalı kadının annesi dava dışı ... tarafından da paralar yatırıldığına dikkat edilerek peşinatın bir kısmının kişisel mal olup olamayacağı hususu değerlendirilmelidir. Konut kredisi için ara ödemenin evlilik birliği içinde hangi tarihte ve ne kadar yapıldığı tespit edildikten sonra ve dosya kapsamına göre tarafların ara ödeme yönünden yaptıkları kişisel mal savunmaları konusunda bir karar verilmelidir. Mahkemece, 36 nolu mesken yönünden işaret edilen eksiklikler giderildikten sonra ve 34 nolu mesken yönünden (taşınmazın evlilik öncesi edinildiği, sadece bu taşınmaz alımında kullanılan 8 adet taksitin evlilik birliği içinde ödendiği gözetilip) dosya konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdii edilerek yukarıda izah edilen ilke ve esaslara uygun şekilde davacının katılma ve varsa değer artış payı alacağı konusunda rapor aldırılmalı ve oluşacak sonuç dairesinde usul ve kanuna uygun, davanın tarafları arasındaki uyuşmazlığı sonlandıracak açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm kurulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 22.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu alandaki diğer kararlar

Şiddet Gören Eş Affetmiş Sayılır mı? Altı Aylık Süre ve Af Konusunda Yargıtay Ölçütü
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 20.06.2019

Ortak Velayet Ebeveynlere Sorulmadan Verilebilir mi? AYM'nin Çocuğun Üstün Yararı Ölçütü
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, 06.10.2021

Düğünde Damada Takılan Altın Kimin? Hukuk Genel Kurulu'na Göre Ziynette İspat Yükü
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 13.04.2021

