Özet
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, maddi hasarlı bir trafik kazasının ardından açılan değer kaybı ve araç mahrumiyeti davasında ilk derece mahkemesinin ret kararını kanun yararına bozdu. Karar araç maliki lehinedir. Yerel mahkeme davayı iki gerekçeyle reddetmişti: değer kaybı talebi belirsiz alacak davasına konu olamaz ve araç malikinin sürücü belgesine kaza tarihini kapsayacak biçimde el konulmuştur. Yargıtay her iki gerekçeyi de yanılgılı buldu. Değer kaybının, aracın kaza tarihindeki ikinci el rayiç değeri ile tamir edilmiş hâlinin rayiç değeri arasındaki fark olarak; önceki kazalar, yaş, özellikler, hasar miktarı ve hasarlı parçaların niteliği gözetilerek hesaplanması gerektiğini, araç mahrumiyet zararının ise makul tamir süresi ile aynı vasıftaki aracın kira bedeline göre belirleneceğini söyledi. Bu hesaplar özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden davacının alacağını dava açmadan belirlemesi beklenemez; belirsiz alacak davasında hukuki yararı vardır. Kaza anında aracı eşi kullandığı ve sürücünün kusuru bulunmadığı için malikin ehliyetinin geçici olarak geri alınmış olması tazminat talebine engel değildir. Bozma, kesinleşmiş karar üzerinde sonuca etkili olmamak üzere verildi; davacının dosyası yeniden görülmeyecek, ancak ilke sonraki davalara yol gösterecek. Aracın önceden hasarlı olması da hesabı engellemez, yalnızca hesaba veri olarak girer.
İnceleme
Değer kaybı davasında dört ölçüt ve belirsiz alacak yolu tek kararda
Maddi hasarlı trafik kazasından sonra aracı onarılan malikin elinde çoğu zaman iki ayrı alacak kalır: aracın ikinci el piyasasında uğradığı değer kaybı ve tamir süresince aracı kullanamamanın bedeli. Bu iki kalemin nasıl hesaplanacağı, dava dilekçesinde rakamın nasıl gösterileceği ve malikin kendi durumundan doğan hangi engellerin talebi düşürüp düşürmeyeceği uygulamada sürekli tartışılır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu kararında üç soruya birden cevap veriyor. Birincisi, değer kaybının hangi verilerle hesaplanacağı: kaza tarihindeki ikinci el rayiç değer, aracın yaşı ve özellikleri, hasar miktarı, hasar gören parçaların niteliği ve önceki kazalar. İkincisi, bu hesabın özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği. Üçüncüsü, kaza anında aracı kullanmayan malikin sürücü belgesinin askıda olmasının tazminat hakkına dokunmadığı. Kararın yol gösterici olmasının bir nedeni daha var: kesin olarak verilmiş ve temyiz edilemeyen bir ret kararı, Adalet Bakanlığının başvurusuyla kanun yararına bozuldu. Yani daire, küçük miktarlı ve kesin biten bir dosyada bile ölçütleri açıkça yazmayı gerekli gördü.
Eşinin kullandığı araçla kazaya karışan malikin ehliyeti askıdaydı
Davacıya ait araç iki bin yirmi üç yılının sonunda, davalılardan birine ait olup diğer davalının kullandığı araçla maddi hasarlı bir kazaya karıştı. Kaza anında davacının aracını kendisi değil eşi kullanıyordu. Davacı, aracında değer kaybı oluştuğunu ve tamir süresince aracını kullanamadığını ileri sürerek belirsiz alacak davası açtı; dilekçede elli lira değer kaybı ve elli lira araç mahrumiyet bedeli olmak üzere yüz liralık asgari bir miktar gösterdi, bilirkişi incelemesinden sonra talebini on dokuz bin liraya yükseltti. Davalılar, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, zamanaşımının dolduğunu, araç kiralandığına dair delil bulunmadığını, aracın yaşı, kilometresi ve önceki kazaları gözetildiğinde değer kaybı oluşmadığını ve kaza tarihinde davacının ehliyetine el konulmuş olduğunu savundu. Mahkemece alınan kusur raporu davacının aracını kullanan sürücünün kural ihlali bulunmadığını, davalı sürücünün ise birinci derecede kusurlu olduğunu belirtti. Dosyadaki belgelere göre davacının sürücü belgesine kaza tarihini de kapsayan iki yıllık bir süre için el konulmuştu. İlk derece mahkemesi, taleplerin belirsiz alacak davasına konu olamayacağı ve davacının kaza tarihinde geçerli bir sürücü belgesi bulunmadığı gerekçesiyle davayı kesin olarak reddetti. Dava değeri kesinlik sınırının altında kaldığından karar istinaf edilemedi; Adalet Bakanlığı kararın kanun yararına bozulmasını istedi.
Piyasa rayici, önceki hasar ve tamir süresi teknik bilgi gerektirir
Daire önce hukuki çerçeveyi kurdu. 6100 sayılı Kanun m.107 uyarınca alacaklı, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını tam ve kesin olarak belirlemesi kendisinden beklenemiyorsa hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı göstererek belirsiz alacak davası açabilir. 6098 sayılı Kanun m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bu iki hükmün üzerine daire, değer kaybının hesap yöntemini tarif etti. Değer kaybı, aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihindeki ikinci el rayiç değeri ile kazadan sonra tamir edilmiş hâlinin rayiç değeri arasındaki azalmadır. Bu iki değer belirlenirken aracın önceki kazaları araştırılır, bunların niteliği ve etkisi gözetilir; aracın yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği hesaba katılır. Araç mahrumiyet zararı ise iki veriye bağlıdır: aracın makul tamir süresi ve aynı vasıftaki bir aracın o süre için kiralanmasının bedeli. Daire bu unsurların tamamının özel ve teknik bilgi gerektirdiğini, dolayısıyla davacının alacağını dava açmadan önce belirleyebilmesinin mümkün olmadığını ve belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunduğunu söyledi. Ehliyet gerekçesini de ayrı ele aldı: davacı aracın malikidir ve kaza sırasında sürücü değildir; aracı dava dışı eşi kullanmaktadır ve bilirkişi raporuna göre bu sürücünün kazada kusuru yoktur. Kaza sırasında aracı kullanan kişi malik olmadığına göre malikin sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmış olması, uğranılan maddi zararın tazminini istemesine engel değildir. Bakanlığın başvurusunda dile getirilen bir başka noktayı da daire dolaylı olarak benimsedi: aracın önceden hasarlı olması değer kaybı hesabını engellemez, önceki hasar hesaba veri olarak girer.
Ret kararı sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozuldu
Daire, ilk derece mahkemesinin belirsiz alacak davasında hukuki yarar bulunduğunu ve ehliyet durumunun talebe engel olmadığını gözeterek zarar miktarını hesaplayıp sonucuna göre karar vermesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle davayı reddetmesini doğru bulmadı. 6100 sayılı Kanun m.363 uyarınca Adalet Bakanlığının isteminin kabulüyle karar kanun yararına bozuldu. Bu bozmanın niteliği önemlidir: karar sonuca etkili olmamak üzere bozulmuştur. Yani davacının dosyası yeniden görülmeyecek, reddedilen talep bu kararla kabul edilmiş olmayacaktır. Kanun yararına bozma, kesinleşmiş hükmün taraflar arasındaki etkisini kaldırmaz; hukuki yanlışı tespit eder ve sonraki uyuşmazlıklarda mahkemelere yol gösterir. Uygulamadaki etkisi de burada ortaya çıkıyor. Kesinlik sınırının altında kalan değer kaybı davalarının önemli bir kısmı asliye hukuk mahkemelerinde tek dereceli biçimde bitiyor; bu kararla daire, o mahkemelere hesap yöntemini, belirsiz alacak davasının bu tür taleplerde caiz olduğunu ve malikin şahsi durumuyla ilgili savunmaların hangi sınırda kalması gerektiğini yazılı olarak bildirmiş oldu. Sigorta şirketine karşı yürütülen değer kaybı taleplerinde de aynı hesap unsurları tartışılır; o yolun adımları değer kaybı için sigorta tahkim başvurusu yazısında ayrıca anlatılmıştır.
Kazadan önceki hasar kaydını ve makul tamir süresini baştan belgeleyin
Bu karar, değer kaybı talebi olan bir araç sahibinin dosyasını nasıl kurması gerektiğine dair birkaç somut ipucu veriyor. Değer kaybı hesabı aracın kaza tarihindeki durumuna göre yapılacağından aracın yaşı, kilometresi, donanımı ve önceki hasar geçmişi baştan derlenmelidir; önceki hasarı gizlemek değil, açıkça ortaya koymak hesabın sağlıklı çıkmasını sağlar. Aracın onarımı sırasında servis kayıtları, parça listeleri ve onarımın kaç gün sürdüğünü gösteren belgeler saklanmalıdır; araç mahrumiyet zararı makul tamir süresine ve aynı sınıf aracın kira bedeline göre hesaplandığından bu süre ve bedel için karşılaştırma verisi toplanmalıdır. Alacağın miktarı bilirkişi incelemesinden önce kestirilemiyorsa dava belirsiz alacak davası olarak açılabilir; dilekçede hukuki ilişki ve asgari miktar gösterilir, rapor geldikten sonra talep artırılır. Kaza anında aracı başkasının kullandığı hâllerde malikin kendi ehliyet durumu talebi düşürmez; buna karşılık sürücünün kusur durumu belirleyicidir, bu nedenle kusur oranının nasıl belirlendiği baştan gözetilmelidir. Dava değeri kesinlik sınırının altında kalacaksa kararın istinaf edilemeyeceği bilinmeli; bu dosyada olduğu gibi hukuka aykırı bir ret ancak kanun yararına bozma yoluyla ve sonuca etkili olmadan düzeltilebilir. Değer kaybı raporunun denetim ölçütleri araç değer kaybı sayfasında, maddi ve manevi tazminat kalemlerinin bütünü ise trafik kazası tazminat aracında ve Yalova trafik kazası avukatı sayfasında ele alınmıştır. Bu bölüm bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kusur, hasar ve süre verileri kendi içinde değerlendirilir.
Araç değer kaybı davası hakkında merak edilen sorular
Değer kaybı davası belirsiz alacak davası olarak açılabilir mi?
Bu karara göre evet. Değer kaybı ve araç mahrumiyet zararının hesabı aracın rayiç değeri, önceki hasarları, makul tamir süresi ve kira bedeli gibi özel ve teknik bilgi gerektiren verilere bağlı olduğundan davacının alacağını dava açmadan önce belirlemesi beklenemez; hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı göstererek belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı vardır.
Aracımı kaza anında eşim kullanıyordu ve benim ehliyetim askıdaydı, tazminat isteyebilir miyim?
Daire bu soruya olumlu cevap verdi. Malik kaza sırasında sürücü değilse ve aracı kullanan kişinin kusuru yoksa, malikin sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmış olması araçta oluşan zararın tazminini istemesine engel değildir. Sürücünün kusur durumu ise ayrıca değerlendirilir.
Aracın önceden hasarı varsa değer kaybı hiç istenemez mi?
Karar önceki hasarı bir engel değil bir hesap verisi olarak ele alıyor. Değer kaybı, aracın önceki kazaları araştırılıp bunların niteliği ve etkisi gözetilerek belirlenir; önceki hasar tutarı azaltabilir ama talebi kendiliğinden düşürmez.
Kanun yararına bozma davacıya para kazandırır mı?
Hayır. Bu karar sonuca etkili olmamak üzere verildi; kesinleşmiş ret kararı taraflar arasında geçerliliğini korur. Bozmanın işlevi hukuki yanlışı tespit etmek ve benzer dosyalarda mahkemelere yol göstermektir.
Kararın tam metni
~5 dk okuma
Metin, Yargıtay Karar Arama resmî yayınından alınmıştır. Kaynakta açın
4. Hukuk Dairesi 2025/8637 E. , 2025/14493 K. "İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/106 Esas - 2025/6 Karar
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait olan araç ile davalılardan ...'ya ait olup diğer davalı tarafından sevk ve idare edilen aracın 03.12.2023 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, meydana gelen kazada davalı sürücünün kusurlu olduğunu, olay nedeniyle müvekkilinin aracında değer kaybı meydana geldiğini, ayrıca tamir süresi boyunca aracı kullanamadığını belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi gereğince 50,00 TL değer kaybı, 50,00 TL araç mahrumiyet bedeli olmak üzere toplam 100,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili bedel arttırım dilekçesi ile dava değerini 19.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, zamanaşımının dolduğunu, davacının araç mahrumiyet zararı bulunmadığını, davacının araç kiraladığına ilişkin delil de bulunmadığını, kaza tarihinde davacının ehliyetine el konulmuş olduğunu, davacının aracın yaşı, kilometresi ve önceki kazaları dikkate alındığında araçta değer kaybı bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. KANUN YARARINA TEMYİZ A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz isteminde; mahkemece, davacının alacağını dava açmadan önce belirleyebilme imkânı bulunmadığından belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunduğunu, kaza anında aracı kullanan kişinin araç maliki olan davacının olmadığını, kaza sırasında aracın davacının eşi olan ... tarafından kullanıldığını, kaza sırasında araç davacı tarafından kullanılmadığından davacının sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmasının araç maliki olarak uğradığı maddi zararın tazminini talep etmesine engel olmadığını, davacının aracında önceden hasar bulunmasının araçta meydana gelen değer kaybının hesaplanmasına engel olmadığını, aracın önceki hasarlarının dikkate alınarak davacının zararının hesaplanmasının gerektiğini, bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kanun yarına bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacıya ait araç ile davalılardan ...'ya ait olup diğer davalı tarafından sevk ve idare edilen aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacının aracında değer kaybı meydana gelmesi ve aracın tamir süresinde kullanılamaması nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde; davacıya ait olup dava dışı ... tarafından sevk ve idare edilen araç ile davalılardan ...'ya ait olup diğer davalı ... tarafından kullanılan aracın 03.11.2023 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştığı, davacı vekili tarafından eldeki davada 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak değer kaybı ve araç mahrumiyeti zararının talep edildiği, mahkemece konusunda uzman bilirkişiden alınan kusur raporunda davacıya ait aracın sürücüsü ...'nın kural ihlali olmadığının ve davalı sürücü ...'nun birinci dereceden kusurlu olduğunun bildirildiği, dosyada mevcut belgelere göre araç maliki olan davacının sürücü belgesine 04.09.2023-04.09.2025 tarihleri arasında el konulduğu, mahkemece davacının taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olamayacağı ve davacının kaza tarihini kapsayacak şekilde sürücü belgesine el konulmuş olup davacının sürücü belgesinin kaza tarihinde geçerli olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine kesin olarak karar verildiği görülmektedir. 6100 sayılı Kanun'un "Belirsiz alacak davası" başlıklı 107 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." şeklinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49 uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre ise kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Davacının talebi değer kaybı ve araç mahrumiyeti zararına ilişkindir. Araçta meydana gelen değer kaybı, aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibarıyla önceki kazaları araştırılarak ve niteliği ve etkisi göz önüne alınarak aracın ikinci el rayiç değeri ile yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki tamir edilmiş halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmaya göre hesaplanması gerekir. Araç mahrumiyet zararının ise aracın makul tamir süresi ile aynı vasıftaki aracın kiralanması için gerekli bedelin ne kadar olduğu belirlendikten sonra hesaplanması gerekir. Tüm bu hususlar özel ve teknik bilgiyi gerektiren konular olup davacının, alacağını dava açmadan önce belirleyebilme imkânı bulunmadığından belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı mevcuttur. Dava konusu kazada davacıya ait olan araçta hasar meydana gelmiş olup mahkemece davacının kaza tarihinde sürücü belgesine el konulduğu ve geçerli bir sürücü belgesi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacı aracın maliki olup kaza sırasında araç sürücüsü konumunda değildir. Kaza sırasında davacıya ait olan araç, dava dışı ... tarafından sevk ve idare edilmekte olup mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre de davacının aracının sürücü olan ...'nın kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmamaktadır. Bu haliyle kaza sırasında aracı kullanan kişinin araç maliki olan davacı olmaması nedeniyle davacının sürücü belgesinin geçici olarak geri alınması, uğranılan maddi zararın tazmininin talep edilmesine engel değildir. Şu durumda; İlk Derece Mahkemesince davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının mevcut olduğu ve kaza sırasında araç sürücüsü konumunda olmayıp araç maliki olan davacının sürücü belgesinin geçici süreyle geri alınmış olmasının araçta meydana gelen zararın tazminini talep etmeye engel olmadığı gözetilerek ve zarar miktarı hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenle kararın sonucuna etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesinin birinci fıkrasına dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


