Cezaların İçtimaı Nasıl Hesaplanır? Toplama Kararı, Üst Sınır ve Koşullu Salıverilme
Birden fazla hapis cezası nasıl toplanır, koşullu salıverilme hesabı içtimada hangi sırayla yapılır, 28 yıllık üst sınır ne anlama gelir? 5275 SK m.99-107-108 lafzı ve 2025-2026 Yargıtay kararlarıyla.

Hızlı Cevap: Birden Fazla Ceza Nasıl Toplanır?
Bir kişi hakkında birden fazla kesinleşmiş hapis cezası varsa bu cezalar "içtima" edilir; infaz dilinde buna toplama kararı denir. Kural, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 99. maddesindedir: her ceza diğerinden bağımsızdır ve varlığını ayrı ayrı korur; ancak koşullu salıverilme hükümlerinin (m.107) uygulanabilmesi için infaz hâkimliğinden bir toplama kararı istenir. Yani toplama, cezaları "tek cezaya" dönüştüren bir işlem değildir; hükümlünün koşullu salıverilme tarihinin tek bir takvimde hesaplanabilmesi için yapılan bir infaz işlemidir.
Hesabın özü üç adımdır. Birincisi: her cezanın koşullu salıverilme süresi kendi oranıyla (yarısı, üçte ikisi ya da dörtte üçü) ayrı ayrı bulunur. İkincisi: bu süreler toplanır. Üçüncüsü: toplam, kanunun m.107/3'te koyduğu üst sınırlarla karşılaştırılır; örneğin birden fazla süreli hapis cezasında infaz kurumunda geçirilecek süre en fazla yirmi sekiz yıldır. Tekerrür, örgüt suçu, tutuklulukta geçen sürenin mahsubu ve denetimli serbestlik bu iskeletin üzerine eklenir.
Bu yazı yalnızca hesap mantığını ve usulü anlatır. Somut bir dosyada tarih üretmek için verileri infaz hesaplama aracına girmek gerekir; araç içtimalı cezayı, oran farklarını ve denetimli serbestlik payını birlikte işler. Kurulmuş bir içtimanın ayrıştırılması ayrı bir taleptir ve içtima çözümleme dilekçesi sayfasında ele alınmıştır. Burada anlatılanlar genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosyada sonuç, ilamların suç tarihine, kesinleşme sırasına ve müddetnamedeki kayıtlara göre değişir.
İçtima Nedir, "Toplama Kararı" Ne Anlama Gelir?
Ceza hukukunda "içtima" kelimesi iki farklı yerde kullanılır ve karıştırılması hesabı baştan bozar. Türk Ceza Kanunu'ndaki içtima hükümleri (bileşik suç, zincirleme suç, fikrî içtima) tek bir yargılamada failin kaç suçtan sorumlu tutulacağını ve tek ceza mı, ayrı cezalar mı verileceğini belirler; bu, mahkemenin hüküm aşamasındaki işidir. İnfaz aşamasındaki içtima ise bundan tamamen farklıdır: ortada ayrı ayrı kesinleşmiş birden fazla hüküm vardır ve bu hükümlerdeki cezaların nasıl çektirileceği sorulur. Bu yazının konusu ikincisidir.
5275 sayılı Kanun'un 99. maddesi çıkış noktasını açıkça koyar: "Bir kişi hakkında hükmolunan herbir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar." Cümlenin devamı toplama kararının amacını sınırlar: "Ancak, bir kişi hakkında başka başka kesinleşmiş hükümler bulunur ise, 107 nci maddenin uygulanabilmesi yönünden infaz hâkimliğinden bir toplama kararı istenir." Yargıtay 1. Ceza Dairesi de 2024/5595 E., 2026/1974 K. sayılı ve 13.03.2026 tarihli kararında bu hükmü aynen aktararak toplama müessesesinin "şartlı tahliye süresinin hesaplanmasına yönelik olduğu"nun göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulamıştır.
Bu tespitin pratik sonucu şudur: toplama kararı cezaları eritip yeni bir ceza yaratmaz. Cezalardan biri sonradan ortadan kalkarsa (yargılamanın yenilenmesi, af, lehe kanun) diğerleri etkilenmez; toplama kararı yeniden kurulur. Aynı şekilde, her cezanın hangi suça ait olduğu ve o suça hangi koşullu salıverilme oranının uygulanacağı toplama içinde de ayrı ayrı korunur. "Toplam ceza 12 yıl, o hâlde yarısı 6 yıl" biçimindeki tek oranlı hesap, cezalardan biri farklı orana tabiyse yanlıştır.
Maddenin 2020'de 7242 sayılı Kanun'la eklenen son cümlesi bir ayrıntıyı daha kapatır: adli para cezasından çevrilen ve ceza infaz kurumunda infaz edilme aşamasına gelen hapis cezaları da toplama kararına dâhil edilir. Yani ödenmeyen adli para cezası nedeniyle hapse çevrilen süre, diğer hapis cezalarıyla birlikte tek takvime alınır.
Toplama Kararını Kim, Nasıl Verir?
2020 öncesinde toplama kararını mahkemeler veriyordu; 7242 sayılı Kanun bu yetkiyi infaz hâkimliğine taşıdı. Bugün m.101/2'ye göre yetki, en fazla cezaya hükmetmiş bulunan mahkemenin bulunduğu yer infaz hâkimliğine aittir; birden çok infaz hâkimliği yetkili görünüyorsa son hükmü vermiş olan mahkemenin bulunduğu yer infaz hâkimliği yetkilidir. Kanun, en fazla cezanın Yargıtay veya bölge adliye mahkemesince ilk derece sıfatıyla verilmesi gibi özel hâller için de ayrıca yetkili hâkimliği göstermiştir.
Usul basittir: m.101/1 uyarınca karar duruşma yapılmaksızın, dosya üzerinden verilir; karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısının ve hükümlünün görüşlerinin yazılı olarak bildirilmesi istenebilir. Uygulamada toplama talebi çoğunlukla infazı yürüten Cumhuriyet başsavcılığından gelir; hükümlü veya müdafii de talepte bulunabilir. Toplama kararı verildikten sonra başsavcılık yeni bir müddetname düzenler ve koşullu salıverilme ile hak ederek tahliye tarihleri bu belgeye işlenir. Müddetnamenin nasıl okunacağı ve hangi tarihlerin nereden geldiği müddetname hesaplama sayfasında ayrıntılı anlatılmıştır.
Toplama kararının ön koşulu, hükümlerin kesinleşmiş olmasıdır. İstinaf veya temyiz aşamasındaki bir hüküm toplamaya alınamaz; kesinleştiği anda infaza gelir ve o zaman toplama kararı yeniden kurulur. Bu yüzden içtimalı dosyalarda "son ilam geldi, toplama yenilendi, müddetname değişti" döngüsü olağandır ve her yenilemede koşullu salıverilme tarihi ileri gidebilir.
Koşullu Salıverilmeden Sonra Kesinleşen Ceza Toplanır mı?
İçtimanın en sık sorulan sınırı budur. Hükümlü koşullu salıverildikten sonra, henüz hak ederek tahliye tarihi gelmeden başka bir ceza kesinleşirse ne olur? Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2024/5595 E., 2026/1974 K. sayılı kararında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istemi içinde aktarılan Ceza Genel Kurulu içtihadına göre, toplamaya konu olabilecek hükümlerin fiilen ve hukuken infazının mümkün olması zorunludur; koşullu salıverilme hükümleri uygulandıktan sonra ceza fiilen ve hukuken infaz edilmiş sayılır ve hükümlü o ceza nedeniyle tekrar cezaevine alınamaz. Dolayısıyla koşullu salıverilme tarihinden sonra kesinleşen mahkûmiyetler, koşullu salıverilme kararı verilen cezalarla toplanamaz.
Daire aynı kararda kendi gerekçesinde iki durumu birbirinden ayırmıştır. Koşullu salıverilme tarihinden önce kesinleşip gelen cezalar yönünden öncelikle toplama kararı alınır ve yeni belirlenecek koşullu salıverilme tarihine göre denetimli serbestlik koşulları yeniden değerlendirilir. Koşullu salıverilmeden sonra infaza verilen ceza için ise hükümlü yeniden ceza infaz kurumuna alınır ve o ceza, kendi koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik şartlarıyla ayrıca infaz edilir. Somut olayda hükümlü, 1 yıl 8 aylık cezasını denetimli serbestlikte infaz ederken sonradan kesinleşen 1 yıllık ceza gelmiş, infaz hâkimliği iki cezayı 2 yıl 8 ay olarak toplamış ve hükümlü yeniden kuruma alınmıştı; Yargıtay bu toplama işlemini hukuka aykırı bulmadı, çünkü ikinci ceza ilk cezanın koşullu salıverilme tarihinden önce kesinleşmişti.
Bu ayrımın pratik karşılığı şudur: koşullu salıverilmeden sonraki denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlenmesi, m.107/12 gereğince koşullu salıverilme kararının geri alınmasına yol açar ve m.107/13'e göre sonraki suç için verilen hapis cezasının iki katı süre (hak ederek tahliye tarihini geçmemek koşuluyla) aynen çektirilir; ama koşullu salıverilmeden sonra kesinleşen ve daha önce işlenmiş bir suça ait ceza, eski toplamaya eklenmez, ayrı bir infaz olarak başlar. Hangi ilamın hangi tarihte kesinleştiği bu yüzden içtimalı dosyalarda ilk kontrol edilecek bilgidir.
Koşullu Salıverilme Hesabı İçtimada Adım Adım
Toplama kararı verildikten sonra koşullu salıverilme tarihi nasıl bulunur? Kanunun m.107/2 ve m.107/3 düzenlemesiyle Yargıtay'ın hesap yöntemi birlikte okunduğunda sıra şöyledir.
1. Her cezanın oranı ayrı ayrı uygulanır
m.107/2'ye göre süreli hapis cezalarında genel oran cezanın yarısıdır; ağırlaştırılmış müebbette otuz yıl, müebbette yirmi dört yıldır. Aynı fıkranın (a)-(h) bentlerinde sayılan suçlarda (kasten öldürme, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamanın belirli hâli, işkence ve eziyet, cinsel saldırının ve reşit olmayanla cinsel ilişkinin belirli fıkraları, cinsel taciz, özel hayata karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ile çocuklar bakımından bazı suçlar) oran üçte ikidir. m.108/9 uyarınca cinsel saldırının ikinci fıkrası, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişkinin iki ve üçüncü fıkraları ile uyuşturucu madde imal ve ticaretinde süreli hapis cezaları bakımından oran dörtte üçtür. İçtimada bu oranlar birbirine karışmaz: her ilamın suçu neyse, o ilamın koşullu salıverilme süresi o oranla hesaplanır.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2023/5756 E., 2025/7893 K. sayılı ve 10.11.2025 tarihli kararında bu yöntemi açıkça tarif etmiştir: müebbet hapis ve süreli hapis cezaları toplanan hükümlü için önce "müebbet hapis ve süreli hapis cezalarının her biri açısından ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin hesaplanması", sonra üst sınır ve tekerrür kurallarının uygulanması gerekir. Kararda infaz savcılığının doğrudan örgüt suçlarına özgü m.107/4 üzerinden 34 yıl yazması hukuka aykırı bulunmuştur; çünkü hükümlünün suçlarının örgüt faaliyeti kapsamında işlendiğine dair kesinleşmiş bir kabul yoktu.
2. Süreler toplanır
Her ceza için bulunan koşullu salıverilme süreleri toplanır. Mekanizmayı göstermek için basit bir örnek: biri genel orana tabi 6 yıllık, diğeri üçte iki orana tabi 3 yıllık iki süreli hapis cezası toplanmışsa, birincisinin koşullu salıverilme payı 3 yıl, ikincisininki 2 yıl olur; kurumda geçirilmesi gereken süre 5 yıldır. Aynı iki cezayı "toplam 9 yılın yarısı 4,5 yıl" diye hesaplamak, ikinci cezanın oranını görmezden gelmek demektir. Bu örnek yalnız oran mantığını gösterir; tutuklulukta geçen süre, açık kuruma ayrılma ve denetimli serbestlik gibi tarihleri değiştiren unsurlar için somut verilerin araca girilmesi gerekir.
3. m.107/3 üst sınırları uygulanır
Kanun, toplamın sonsuza uzamasını engellemek için koşullu salıverilme için infaz kurumunda geçirilmesi gereken süreye tavan koyar. m.107/3'e göre bu süre; birden fazla ağırlaştırılmış müebbet ya da ağırlaştırılmış müebbet ile müebbet birlikteliğinde otuz altı, birden fazla müebbette otuz, bir ağırlaştırılmış müebbet ile süreli hapiste en fazla otuz altı, bir müebbet ile süreli hapiste en fazla otuz, birden fazla süreli hapis cezasında en fazla yirmi sekiz yıldır. "En fazla" ibaresi önemlidir: bu rakamlar hesabın sonucu değil tavanıdır; ayrı ayrı hesaplanan süreler toplamı tavanın altında kalıyorsa gerçek süre o toplamdır.
4. Örgüt suçu varsa m.107/4 tavanları
Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan mahkûmiyet hâlinde m.107/4 devreye girer: ağırlaştırılmış müebbette otuz altı, müebbette otuz yıl, süreli hapiste üçte iki; tavanlar ise kırk, otuz dört, kırk, otuz dört ve birden fazla süreli hapiste otuz iki yıldır. Fıkranın 2020'de eklenen cümlesi, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlarda o suçun kendi oranının uygulanacağını söyler; fıkra çocuklar hakkında uygulanmaz. Yukarıda anılan 2025/7893 sayılı karar, bu fıkranın ancak kesinleşmiş hükümde örgüt kabulü varsa uygulanabileceğini, savcılığın tereddüdü varsa bunun mahkemesinden giderilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.
5. Tekerrür varsa m.108 eklenir
Mükerrirlere özgü infaz rejimi kararda belirtilmişse (TCK m.58/7), o cezanın koşullu salıverilme oranı m.108/1'e göre süreli hapiste üçte iki, müebbette otuz üç, ağırlaştırılmış müebbette otuz dokuz yıldır; birden fazla süreli hapis cezasında tavan otuz iki yıldır. m.108/2'nin freni ise sık gözden kaçar: tekerrür nedeniyle koşullu salıverilme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz. 2025/7893 sayılı kararda Yargıtay yöntemi şöyle kurmuştur: önce her cezanın genel orana göre süresi bulunur, sonra mükerrirlere özgü rejime tabi cezalar için m.108/1-(d) üzerinden tekerrür nedeniyle eklenecek toplam süre hesaplanır ve bu toplam, tekerrüre esas alınan en ağır cezayla karşılaştırılır; eklenecek süre en ağır cezayı geçiyorsa fazlası atılır. 2025 yılında 7550 sayılı Kanun'la eklenen cümlelere göre ikinci defa tekerrürde bu fren uygulanmaz ve süreli hapis cezalarında oran dörtte üç olarak uygulanır.
Bu beş adımın sırası önemlidir. Oranlar tavandan önce, tekerrür eklemesi oranlardan sonra gelir; sıra değişirse sonuç değişir. Müddetnamede yalnızca sonuç tarih yazılı olduğundan, hükümlü hangi adımda hata yapıldığını çoğu zaman göremez; bu yüzden müddetname itirazı hazırlanırken hesabın adım adım yeniden kurulması gerekir.
Suç Tarihi Neden Belirleyici: Lehe Kanun ve Oran Değişiklikleri
Koşullu salıverilme oranları zamanla değişmiştir; en önemli değişiklik 15.04.2020'de yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un genel oranı üçte ikiden yarıya indirmesidir. TCK m.7/3'e göre infaz rejimine ilişkin hükümler kural olarak derhâl uygulanır; ancak koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar bu kuralın dışındadır ve TCK m.7/2 uyarınca failin lehine olan kanun uygulanır. Bu yüzden içtimaya giren her ilamın suç tarihi, hangi oranın uygulanacağını belirler. 2025/7893 sayılı kararda kanun yararına bozma istemi tam da bu noktadan kurulmuş, 7242 öncesi ve sonrası hesapların ayrı ayrı yapılıp lehe olanın seçilmesi gerektiği tartışılmıştır.
Aynı mantık tekerrür için de geçerlidir: m.108'in 2020 ve 2025 değişiklikleri, suç tarihine göre lehe-aleyhe karşılaştırmasına tabidir. İçtimalı bir dosyada ilamlardan biri 2020 öncesi, diğeri sonrası suça aitse, iki cezanın oranı farklı çıkabilir ve bu farkı tek toplama kararı içinde korumak gerekir. Suç tarihine göre yıl bazında sonuçların nasıl değiştiğini görmek için kaç yıl ceza ne kadar yatar rehberi, tek cezalı senaryoları oran ve tarih kırılımıyla anlatır.
Bir de çocuk hükümlülere özgü kural vardır: m.107/5, kasten öldürme, cinsel dokunulmazlığa karşı belirli suçlar, uyuşturucu ticareti ve örgüt kurma hariç olmak üzere, hükümlünün on beş yaşını dolduruncaya kadar kurumda geçirdiği bir günün iki gün sayılacağını düzenler. Bu fıkra 2026 yılında değiştirilmiştir; içtimaya çocukken işlenen suçtan verilen bir ceza giriyorsa güncel metnin okunması gerekir.
Tutuklulukta Geçen Süre: TCK m.63 İçtimada Nasıl Uygulanır?
TCK m.63/1'e göre "hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir." Gözaltı ve tutukluluk bu kapsamdadır. İçtimada mahsup, hesabın en çok hata üreten yerlerinden biridir, çünkü birden fazla dosyada birden fazla tutukluluk dönemi olabilir ve her birinin hangi cezadan düşüleceği sorusu doğar.
Kanun lafzı ölçüyü verir: mahsup edilecek süre, hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşmiş olmalıdır. Bir dosyada tutuklu kalınan sürenin, aynı kişinin başka bir dosyasındaki cezadan düşülüp düşülemeyeceği, o diğer hükmün kesinleşme tarihiyle tutukluluğun zamanına göre değerlendirilir. Toplama kararı verildiğinde başsavcılık müddetnamede gözaltı ve tutuklulukta geçen süreleri gösterir; 2026/1974 sayılı kararda da müddetnamenin bu süreleri ve daha önce denetimli serbestlikte geçirilen süreyi ayrıca gösterdiği kaydedilmiştir. Müddetnamede mahsup edilmesi gereken bir dönem görünmüyorsa bu, doğrudan itiraz sebebidir.
Mahsuba ilişkin uyuşmazlıkların mercii de değişmiştir. 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu m.4/6, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin mahsup, ceza zamanaşımı ve hükümlünün ölümü hâllerinde verilecek kararları infaz hâkimliğinin görevleri arasında sayar. Yani mahsup talebi, hükmü veren mahkemeye değil infaz hâkimliğine yöneltilir. Başvuru biçimi için infaz hâkimliği başvuru şablonu kullanılabilir.
İçtimanın Denetimli Serbestliğe Etkisi
Denetimli serbestlik, koşullu salıverilme tarihine bağlı hesaplandığı için toplama kararı denetimli serbestlik tarihini de doğrudan değiştirir. m.105/A/1'e göre açık ceza infaz kurumunda bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlü, cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmını denetimli serbestlik altında infaz edebilir; kararı infaz hâkimi verir. 2025'te 7550 sayılı Kanun'la eklenen cümle, bu usulden yararlanmak için koşullu salıverilme tarihine kadar kurumda geçirilmesi gereken sürenin en az onda birinin (beş günden az olmamak üzere) kurumda geçirilmiş olmasını arar; Geçici m.11'e göre bu ek şart, 7550'nin yürürlüğünden önce işlenen suçlara uygulanmaz.
Bir yıllık taban iki geçici hükümle uzar. Geçici m.6, 30.03.2020 tarihine kadar işlenen ve istisna listesinde olmayan suçlarda bir yıllık süreyi üç yıl olarak uygulatır. Geçici m.10/6 ise 7571 sayılı Kanun'la Aralık 2025'te aldığı hâliyle, sayılan istisna suçlar dışında 31.07.2023 tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle kurumda bulunan hükümlülerin, en az üç ay açık kurumda kalmış olmak şartıyla denetimli serbestlikten üç yıl erken yararlandırılmasını düzenler. Kapsam ve tarih şartlarının tamamı denetimli serbestlik rehberinde anlatılmıştır.
İçtima bu tabloyu üç noktada etkiler. Birincisi: tarih. Toplama kararı koşullu salıverilme tarihini ileri taşıdığında, "bir yıl kaldı" eşiği de ileri kayar; denetimli serbestlikte olan hükümlü yeniden kuruma alınabilir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2024/5595 E., 2026/1974 K. sayılı kararındaki olay tam olarak budur. İkincisi: kalan hak. Aynı kararda Daire, kanunda denetimli serbestlikten yalnızca bir kez yararlanılabileceğine dair kısıtlayıcı bir hüküm bulunmadığını belirtmiş, ancak toplama sonrasında daha önce denetimli serbestlikte geçirilen sürenin (somut olayda 238 gün) bir yıllık süre hesaplanırken dikkate alınması ve kalan sürenin buna göre belirlenmesi gerektiğini söylemiştir. Yani hak yenilenmez, kalan kısmı kullanılır. Üçüncüsü: kapsam. Daire aynı kararda, geçici hükümlerdeki şartların yorum yoluyla genişletilemeyeceğini vurgulamıştır; somut olayda Geçici m.10/6'nın o tarihteki metnindeki "31.07.2023 tarihi itibarıyla kapalı kurumda bulunma" şartını taşımayan (o tarihte denetimli serbestlikte olan) hükümlünün üç yıl erken yararlanma hükmünden faydalanamayacağı kabul edilmiştir. Kararın kendisi de not ettiği üzere bu değerlendirme, karar tarihindeki metne göre yapılmıştır; fıkra Aralık 2025'te 7571 sayılı Kanun'la değiştirilmiş ve ölçüt, o tarihte kurumda bulunma yerine suçun 31.07.2023 ve öncesinde işlenmiş olmasına bağlanmıştır. İçtima nedeniyle kuruma yeniden alınan hükümlünün geçici hükümlerden yararlanıp yararlanamayacağı, bu yüzden her ilamın suç tarihine ve güncel fıkra metnine göre ayrı ayrı sorulmalıdır.
Denetimli serbestlik sırasında yeni bir ceza kesinleşmesinin, yükümlülük ihlaliyle karıştırılmaması gerekir. İhlal, m.105/A/6'da sayılan hâllerdir ve ayrı bir prosedür işletir; bu konu denetimli serbestlik ihlali yazısında ele alınmıştır. Yeni cezanın gelmesi ise bir ihlal değil, toplama ve yeniden hesap sebebidir. Bu ayrımı ve kalan hak hesabını gösteren kararın özeti emsal kararlar bölümünde yayımlanmıştır.
İçtima Her Zaman Lehe midir? Çözümleme Talebi
Toplama kararı çoğu dosyada hükümlünün lehinedir: tek takvim, tek koşullu salıverilme tarihi, tavanların koruması. Ancak bazı dosyalarda içtima, farklı rejimlere tabi cezaları aynı takvime sokarak bir hakkı eritebilir. En bilinen örnek, 31.07.2023 öncesi suça ait cezanın Geçici m.10 kapsamındaki avantajının, sonraki tarihli bir cezayla toplanınca fiilen kullanılamaz hâle gelmesidir. Böyle durumlarda infaz hâkimliğinden içtimanın ayrıştırılması, yani cezaların ayrı ayrı infazı talep edilebilir.
Bu talep teknik bir taleptir ve her dosyada avantaj sağlamaz; bazen içtimanın korunması daha lehedir. Karar vermeden önce her iki senaryonun (içtimalı ve ayrıştırılmış) ayrı ayrı hesaplanması gerekir. Talebin dayanağı, senaryoları ve dilekçe metni içtima çözümleme dilekçesi örneği sayfasındadır; bu yazı o konuyu tekrar etmez.
Toplama Kararına ve Müddetnameye İtiraz
Toplama kararı bir infaz hâkimliği kararıdır ve m.101/3 gereğince itiraza tabidir. İtiraz, CMK m.268'e göre kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde kararı veren infaz hâkimliğine verilecek dilekçeyle yapılır; hâkimlik itirazı yerinde görürse kararını düzeltir, görmezse dosyayı ağır ceza mahkemesine gönderir. Bu süre 2024 yılında 7499 sayılı Kanun'la yedi günden iki haftaya çıkarılmıştır; eski "yedi gün" bilgisiyle hareket etmek süreyi kaçırtmaz ama gereksiz aceleye yol açar, tersine iki haftayı yedi gün sanıp erken vazgeçmek ise hak kaybıdır. Merciin itiraz üzerine verdiği karar CMK m.271/4 gereğince kesindir.
Müddetnamedeki hesap hatası ise ayrı bir yoldan gider. Müddetnameyi düzenleyen Cumhuriyet başsavcılığının infaza ilişkin işlemlerine karşı 4675 sayılı Kanun m.5 uyarınca infaz hâkimliğine şikâyet yoluyla başvurulur; hâkimlik dosya üzerinden karar verir. Bu karara karşı da m.6/5 gereğince tebliğden itibaren iki hafta içinde, infaz hâkimliğinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir. Çektirilecek cezanın hesabında duraksama varsa m.98/1-(b) uyarınca yine infaz hâkimliğinden karar istenir; bu başvurular m.98/2'ye göre kural olarak infazı ertelemez, ancak hâkimlik olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
Bir de kesinleşmiş toplama kararlarının olağan kanun yolundan geçmediği için Adalet Bakanlığı'nın talebiyle kanun yararına bozma yoluna konu olabildiğini eklemek gerekir. Bu yazıda anılan iki Yargıtay kararı da bu yoldan gelmiştir; yani infaz aşamasındaki hesap hatası, itiraz süresi geçse bile kanun yararına bozma talebiyle Yargıtay önüne taşınabilir. Ancak bu yol hükümlünün doğrudan başvurusuyla değil, Bakanlığın istemiyle işler.
İçtima Hesabında Sık Yapılan Hatalar
- Tek oranla toplam hesabı. Farklı suçlara ait cezaların tek bir oranla (çoğunlukla yarı) hesaplanması. Her ilam kendi oranını taşır; 2025/7893 sayılı kararın esası budur.
- Örgüt fıkrasının kabul olmadan uygulanması. Kesinleşmiş hükümde örgüt faaliyeti kabulü yokken m.107/4 tavanlarıyla hesap yapılması; aynı kararda hukuka aykırı bulunmuştur.
- Tekerrür frenini atlamak. m.108/2'ye göre tekerrür nedeniyle eklenecek süre, tekerrüre esas alınan en ağır cezayı geçemez; müddetnamede bu karşılaştırma yapılmadan doğrudan üçte iki yazılabilir.
- Koşullu salıverilme sonrası cezayı toplamaya almak. Koşullu salıverilme tarihinden sonra kesinleşen ceza eski toplamaya eklenemez; ayrı infaz edilir.
- Mahsup dönemlerinin müddetnameye işlenmemesi. Birden fazla dosyadaki gözaltı ve tutukluluk sürelerinden birinin unutulması.
- Denetimli serbestlik hakkını yenilenmiş saymak. Toplama sonrası daha önce denetimli serbestlikte geçirilen süre düşülür; hak sıfırdan başlamaz.
- İtiraz süresini yedi gün sanmak. Süre 2024'ten beri iki haftadır; ancak kararın öğrenildiği günden itibaren işlediği için gecikmeden başvurmak yine gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Cezaların toplanması cezayı artırır mı?
Hayır. Toplama kararı yeni bir ceza yaratmaz; her ceza bağımsızlığını korur (5275 m.99). Toplama, koşullu salıverilme tarihinin tek bir takvimde hesaplanması içindir. Hak ederek tahliye tarihi, cezaların matematiksel toplamından ileri gitmez; koşullu salıverilme için kurumda geçirilecek süre ise m.107/3'teki tavanlarla sınırlıdır.
İki süreli hapis cezası toplandığında cezaevinde en fazla kaç yıl kalınır?
m.107/3-(e) uyarınca birden fazla süreli hapis cezasında koşullu salıverilme için kurumda geçirilmesi gereken süre en fazla yirmi sekiz yıldır. Örgüt suçlarında bu tavan m.107/4 gereğince otuz iki yıl, mükerrirlerde m.108/1-(c) gereğince yine otuz iki yıldır. Bunlar tavan olup, ayrı ayrı hesaplanan süreler toplamı daha kısaysa gerçek süre o toplamdır.
Toplama kararını hangi infaz hâkimliği verir?
m.101/2'ye göre en fazla cezaya hükmetmiş mahkemenin bulunduğu yer infaz hâkimliği; birden çok hâkimlik yetkiliyse son hükmü veren mahkemenin bulunduğu yer infaz hâkimliği. Karar duruşmasız, dosya üzerinden verilir.
Farklı oranlara tabi suçlar toplandığında hangi oran uygulanır?
Her cezaya kendi oranı uygulanır; oranlar birbirine bulaşmaz. Genel orana tabi ceza yarıyla, m.107/2'deki suçlar üçte ikiyle, m.108/9'daki suçlar dörtte üçle hesaplanır, sonra süreler toplanır. Toplamın tamamına tek bir oran uygulanması hatalıdır.
Tutuklulukta geçen süre hangi cezadan düşülür?
TCK m.63'e göre hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen özgürlük kısıtlamaları hükmolunan cezadan indirilir. Birden fazla dosyada tutukluluk varsa, hangi sürenin hangi cezadan düşüleceği o hükmün kesinleşme tarihiyle tutukluluğun zamanına göre belirlenir; uyuşmazlıkta karar 4675 sayılı Kanun m.4/6 uyarınca infaz hâkimliğinindir.
Denetimli serbestlikteyken yeni ceza gelirse ne olur?
Yeni ceza, ilk cezanın koşullu salıverilme tarihinden önce kesinleştiyse toplama kararı alınır, yeni koşullu salıverilme tarihi belirlenir ve hükümlü yeniden kuruma alınabilir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi (2024/5595 E., 2026/1974 K.), denetimli serbestlikten bir kez yararlanma sınırı bulunmadığını, ancak daha önce denetimli serbestlikte geçen sürenin kalan hak hesaplanırken düşüleceğini belirtmiştir.
Toplama kararına nasıl ve kaç gün içinde itiraz edilir?
Karar 5275 m.101/3 gereğince itiraza tabidir. CMK m.268 uyarınca kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde kararı veren infaz hâkimliğine dilekçe verilir; hâkimlik düzeltmezse dosya ağır ceza mahkemesine gider ve merciin kararı kesindir.
İçtima çözümleme ile toplama kararına itiraz aynı şey midir?
Hayır. İtiraz, verilmiş toplama kararının hatalı olduğu iddiasıdır ve iki haftalık süreye tabidir. Çözümleme ise kurulu içtimanın ayrıştırılıp cezaların ayrı infazı talebidir; infaz devam ettiği sürece istenebilir. İkisinin gerekçesi ve sonucu farklıdır.
Sonuç
Birden fazla cezanın infazında toplama kararı kaçınılmaz bir adımdır, ama hesabın kendisi tek satırlık bir çarpma değildir. Her ilamın suç tarihi ve oranı ayrı okunur, süreler toplanır, kanunun tavanları uygulanır, tekerrür ve örgüt fıkraları ancak hükümde dayanağı varsa devreye girer, tutuklulukta geçen süreler düşülür ve denetimli serbestlik tarihi yeni koşullu salıverilme tarihine göre yeniden kurulur. Yargıtay'ın 2025 ve 2026 tarihli kararları, bu adımlardan birinin atlanmasının müddetnameyi yıllarca ileri veya geri kaydırabildiğini göstermektedir.
Pratik yol şudur: müddetname elinize geçtiğinde toplama kararındaki ilamları, kesinleşme ve suç tarihlerini ve oranları tek tek kontrol edin; sonucu infaz hesaplama aracıyla karşılaştırın; fark görürseniz iki haftalık itiraz süresini kaçırmadan başvurun. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir dosyaya ilişkin hukukî görüş yerine geçmez; içtimalı dosyalarda hesap, ilamların tamamı görülmeden kesinleştirilemez ve bir avukatla birlikte yapılması yerinde olur. İnfaz hukukuna ilişkin diğer içerikler için ceza hukuku bölümümüze göz atabilirsiniz.
Yazar
Av. Mesut İLME
İlme Hukuk & Danışmanlık kurucu avukatı. Aile, iş, ceza ve ticaret hukuku alanlarında 20+ yıl deneyim ile Yalova ve Türkiye genelinde online avukatlık hizmeti sunmaktadır.
Profili Görüntüle