Özet
9. Ceza Dairesinin bu kararı, cinsel suçlarda tekerrür (mükerrirlik) hükümlerinin ikinci kez uygulanmasının koşullu salıverilmeyi tamamen ortadan kaldırdığını somut bir dosya üzerinden gösteriyor. Nitelikli cinsel saldırıya teşebbüsten mahkûm olan sanığın istinaf kararında, adli sicilindeki önceki bir mahkûmiyetin "ikinci kez mükerrirlik" sayılması gerektiği hâlde bu husus atlanmış; bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının bu eksikliği gösteren temyizi üzerine Yargıtay hükmü düzelterek onamıştır. Düzeltmenin sonucu sanık aleyhinedir: ceza artık ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre, yani koşullu salıverilme olmaksızın tam olarak infaz kurumunda çekilecek ve infazın ardından denetimli serbestlik tedbiri uygulanacaktır. Karar ayrıca Yargıtay'ın bu tür infaz eksikliklerini, dosyayı yeniden yargılamaya göndermeden, kanundaki düzeltme yetkisiyle resen giderebildiğini gösteriyor. Analizde değinilen aynı Dairenin farklı bir dosyasında ise tekerrür hükmünün tam tersi biçimde KALDIRILDIĞI görülüyor; çünkü önceki mahkûmiyetin kesinleşme tarihi yeni suç tarihinden sonraya denk geliyordu. İki karar birlikte, tekerrürün cinsel suçlarda infazı nasıl ağırlaştırdığını ve hangi koşulda hiç uygulanamayacağını somut biçimde ortaya koyuyor. Sonuç sanık aleyhinedir; mahkûmiyet aynen kalırken infaz rejimi ağırlaştırılmıştır.
İnceleme
Tekerrür hükümlerinin ikinci kez uygulanması infaz hesabını nasıl değiştirir
İnfaz hukukunda en çok karıştırılan başlıklardan biri, "mükerrirlik" (tekerrür) hükümlerinin cinsel suçlarda koşullu salıverilmeyi nasıl etkilediğidir. 5237 sayılı Kanun m.58/6, daha önce kesinleşmiş bir mahkûmiyeti bulunan kişinin yeni bir suç işlemesi hâlinde "mükerrirlere özgü infaz rejimi"ne tabi tutulmasını öngörür. Bu rejimin cinsel suçlarda uygulanışını konu alan bir 9. Ceza Dairesi kararı, mükerrirliğin BİRİNCİ defa mı yoksa İKİNCİ defa mı gerçekleştiğinin sonucu kökten değiştirdiğini somut bir dosya üzerinden gösteriyor: ikinci kez mükerrir sayılan hükümlü koşullu salıverilmeden hiç yararlanamıyor, cezasını infaz kurumunda tam olarak çektikten SONRA denetimli serbestlik tedbirine tabi tutuluyor. Bu ayrım, hem hükümlüler hem de yakınları için infaz süresinin hesaplanmasında kritik bir eşik oluşturuyor.
Konuta girip uyuyan katılana dokunan sanık ve adli sicilindeki önceki mahkûmiyet
Sanık, gece vakti bir konuta izinsiz girip uyumakta olan katılanın vücuduna dokunarak alt kıyafetini çıkarmaya çalışırken katılanın uyanması üzerine olay yerinden ayrılıyor. Yerel mahkeme eylemi teşebbüs aşamasında kalan nitelikli cinsel saldırı olarak nitelendirip mahkûmiyet kuruyor; istinaf incelemesi sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi de hükmü onaylıyor. Ancak istinaf kararında, sanığın adli sicilinde yer alan ve 29.02.2016 tarihinde kesinleşen daha önceki bir mahkûmiyetin tekerrüre esas alınması gerekirken, bu ilamın "ikinci kez mükerrirlik" olarak nitelendirilip infaz rejiminin buna göre kurulması unutuluyor. Dosya, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının bu eksikliği gösteren temyizi üzerine Yargıtay'ın önüne geliyor; sanık müdafii ise ayrıca delillerin değerlendirilişine ve teşhis işlemine ilişkin itirazlarda bulunuyor.
Delil itirazları reddedildi; atlanan tekerrür hükmü kendiliğinden düzeltildi
- Ceza Dairesi, sanık müdafiinin delil ve teşhisle ilgili itirazlarını yerinde bulmayıp reddediyor; yargılamanın usulüne ve kanuna uygun yürütüldüğünü, mahkûmiyetin dosyadaki delillerle uyumlu olduğunu belirtiyor. Ancak istinaf kararının hükmünde "şartları bulunduğu hâlde" 5237 sayılı Kanun m.58/6'nın uygulanmamış olmasını, Dairenin kendiliğinden düzeltebileceği bir hukuka aykırılık olarak görüyor. Bunun üzerine karar, 5271 sayılı Kanun m.302/2 uyarınca BOZULUYOR; ancak bu eksikliğin yeniden yargılamayı gerektirmediği, aynı Kanun'un m.303/1 uyarınca doğrudan düzeltilebileceği kabul ediliyor. Düzeltme metni açık: sanığın cezası artık "ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre" çektirilecek ve "cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanacak" — yani sanık, normal şartlarda faydalanabileceği koşullu salıverilme imkânından bu dosya bakımından tamamen mahrum kalıyor.
Bu düzeltme, savcılığın istemi doğrultusunda ve Tebliğname'nin önerdiği tam bozma (yeniden yargılama) yerine, işin esasına dokunmadan yalnız infaz rejimine ilişkin bir eksikliğin giderilmesiyle sonuçlanıyor; Yargıtay'ın CMK'daki düzeltme yetkisini, dosyayı yıllarca sürecek bir yeniden yargılamadan kaçınmak için nasıl kullandığının somut bir örneği bu.
Aynı Dairenin başka bir dosyası ise madalyonun öbür yüzünü gösteriyor: bir cinsel taciz davasında, sanığın adli sicilindeki önceki mahkûmiyetin kesinleşme tarihinin yeni suç tarihinden SONRAYA denk geldiği anlaşılınca, mahkemenin hükme eklediği tekerrür ibaresi bu kez Yargıtay tarafından ÇIKARILIYOR. Bu, tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki mahkûmiyetin yeni suçtan ÖNCE kesinleşmiş olması gerektiğini gösteren tamamlayıcı bir ölçüt; iki karar birlikte okunduğunda tekerrürün ne zaman uygulanacağı ve ne zaman uygulanamayacağı daha net görülüyor.
Yatar hesabında suçun ağırlığı kadar önceki mahkûmiyetler de belirleyici
Karardan çıkan pratik sonuç şu: cinsel suçlarda "kaç yıl yatar" hesabı yapılırken yalnız suçun ağırlığına değil, hükümlünün adli sicilindeki ÖNCEKİ mahkûmiyetlere de bakmak gerekiyor. Adli sicilde tekerrüre esas bir mahkûmiyet varsa ve bu mahkûmiyet hükümlünün daha önce de mükerrir sayıldığı bir dosyaya dayanıyorsa, ikinci kez mükerrirlik hükümleri devreye giriyor ve koşullu salıverilme ihtimali dosyadan tamamen kalkıyor; hükümlü cezasının tamamını infaz kurumunda geçirip ancak ondan sonra denetimli serbestlik kapsamına alınabiliyor. Bu, infaz hesaplama yapılırken mutlaka kontrol edilmesi gereken bir başlık; aynı fiil için "kaç yıl yatar" sorusunun cevabı, adli sicil kaydına göre kişiden kişiye değişebiliyor.
Adli sicilinizde önceki mahkûmiyet varsa infaz rejimini baştan hesaplatın
Bu karar bir hukuki tavsiye değil, infaz mevzuatının nasıl işlediğine dair bir bilgilendirmedir. Adli sicilinde önceki bir mahkûmiyet bulunan ve yeni bir cinsel suç isnadıyla yargılanan kişilerin, savunma stratejisini kurarken tekerrür koşullarının (önceki mahkûmiyetin kesinleşme tarihi, infaz tarihi, tekerrüre esas olup olmadığı) dosyaya doğru yansıtılıp yansıtılmadığını mutlaka kontrol ettirmesi gerekir; çünkü yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi bu eksiklik, hüküm istinafta kesinleştikten sonra bile Yargıtay tarafından resen düzeltilebiliyor. Somut dosyanızın infaz hesabı ve olası itiraz yolları için bir ceza avukatı ile görüşmeniz isabetli olur.
Cinsel suçta mükerrirlik ve koşullu salıverilme hakkında sık sorulan sorular
İkinci kez mükerrirlik ile birinci kez mükerrirlik arasındaki fark nedir?
Birinci kez mükerrirlikte hükümlü yine koşullu salıverilmeden yararlanabilir, yalnız infaz kurumunda geçirmesi gereken süre uzar. İkinci kez mükerrirlikte ise bu kararda görüldüğü gibi koşullu salıverilme imkânı tamamen ortadan kalkar; ceza tam olarak çekilir ve ardından denetimli serbestlik uygulanır.
Tekerrür ibaresi hüküm kesinleştikten sonra eklenebilir mi?
Evet. Bu kararda görüldüğü gibi, istinaf mahkemesi tekerrür hükmünü uygulamayı unutsa bile Yargıtay dosya kendi önüne geldiğinde bu eksikliği kanundaki düzeltme yetkisine dayanarak resen giderebiliyor; bunun için yeniden yargılama yapılması şart değildir.
Denetimli serbestlik, koşullu salıverilmenin yerini tutar mı?
Hayır. İkinci kez mükerrirlik hâlinde denetimli serbestlik, cezanın tamamen infaz edilmesinden SONRA başlayan ayrı bir denetim sürecidir; koşullu salıverilmenin sağladığı erken tahliye imkânını karşılamaz.
Kararın tam metni
~2 dk okuma
Metin, Yargıtay Karar Arama resmî yayınından alınmıştır. Kaynakta açın
- Ceza Dairesi 2025/8925 E. , 2026/2405 K. "İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1308 E., 2025/1504 K. SUÇ : Cinsel saldırı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında teşebbüs aşamasında kalan nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın gece vakti katılanın ikametine izinsiz surette girerek uyumakta olan katılanın vücuduna dokunup alt kıyafetini çıkarmaya çalıştığı sırada katılanın uyanması ile anılan mahalden ayrıldığının kabulü ile değişen suç vasfına göre cinsel saldırı suçunda mahkumiyetine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Özetle, sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanmamasının usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, katılanın teşhis işlemi sırasında çelişkili beyanlarda bulunduğuna, sanığın olay günü suç mahallinde bulunduğuna dair görüntü kaydının bulunduğuna dair kabulün gerçeğe aykırılık teşkil ettiğine, olay yerinde izi bulunduğu kabul olunan terliğin duruşmaya getirelerek huzurda incelenmesinin gerektiğine, şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile verilen hükmün usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
III. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 288. maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289. maddesinde sayılı hukuka kesin aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların düzeltilen husus dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda sanık hakkında şartları bulunduğu halde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 58/6. maddesinin uygulanmasına karar verilmemesi Dairemizce düzeltilmesi mümkün hukuka aykırılık olarak bulunmuştur.
IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmeyip aynı Kanun'un 303/1. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 08.09.2025 tarihli ve 2025/1308 Esas, 2025/1504 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasının (A) bendinin altıncı fıkrasından sonra gelmek üzere "7-) Sanığın adli sicil kaydında bulunan Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2013 tarihli ve 2013/107 Esas, 2013/180 karar sayılı ilamına konu olup 29.02.2016 tarihinde kesinleşen 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasının tekerrüre esas olduğu belirlendiğinden hükmolunan cezanın 5237 sayılı Kanun'un 58/6. maddesi uyarınca cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına'' ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Bakırköy 21. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.03.2026 tarihinde karar verildi.
Bu alandaki diğer kararlar

İşkence Suçunda Zamanaşımı İşlemez Kuralı 2013 Öncesi Fiillere Uygulanır mı?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 30.05.2019

Cinsel Suçlarda Mağdur Beyanı Tek Başına Mahkûmiyete Yeter mi?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.01.2026

Yasaklanmış Hakların İadesinde 3 Yıl Koşullu Salıverilmeden mi, Hak Ederek Tahliyeden mi Başlar?
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 19.06.2025

