Özet
Bu emsal, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (2023/468 E., 2026/47 K., 21.01.2026) çocuğun cinsel istismarı suçunda mağdur beyanının hangi ölçütlerle tek başına mahkûmiyete esas alınabileceğine ilişkin kararıdır. Üvey baba olan sanık, iki üvey kızına yönelik uzun süreli cinsel istismar iddiasıyla yargılanmış; geçmiş dönem olaylar için doğrudan fiziksel delil bulunmadığından dava büyük ölçüde mağdurun kendi beyanına dayanmıştır. Yerel mahkeme mahkûmiyet vermiş, Yargıtay 9. Ceza Dairesi ilk incelemede yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle bozmuş, yerel mahkeme direnince dosya Ceza Genel Kuruluna taşınmıştır. Kurul, şüpheden sanık yararlanır ilkesini hatırlatarak mağdurun beyanının istikrarlı olması, Çocuk İzlem Merkezi raporuyla ve sosyal çalışmacı kanaatiyle desteklenmesi, geç şikâyetin tehditle açıklanabilir olması ve sanığın savunmasındaki çelişki birlikte değerlendirildiğinde şüphenin bertaraf edildiğine karar vermiş; direnme gerekçesini isabetli bulmuştur. Bu karar SANIK ALEYHİNE sonuçlanmıştır; mahkûmiyet onanmıştır. Altı üyenin beraat yönünde karşı oy kullanması, meselenin ne kadar tartışmalı olduğunu göstermektedir. Karar, cinsel suç davalarında delil değerlendirmesinin hangi somut unsurlara dayandığını göstermesi bakımından öğreticidir, ayrıca dosyanın nasıl bir süreçten geçtiğini de özetler.
İnceleme
Kapalı kapılar ardında işlenen suçta beyanın yeterliliği somut ölçütlere bağlandı
Cinsel istismar davalarının büyük bölümünde doğrudan fiziksel delil ya da bağımsız bir görgü tanığı bulunmaz; olay çoğunlukla kapalı kapılar ardında, iki kişi arasında geçer. Bu yüzden mahkemelerin en sık karşılaştığı soru şudur: mağdurun kendi anlatımı, başka hiçbir maddi delil olmadan bir mahkûmiyete yeter mi? Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu kararında soruyu soyut bir kuralla değil, somut bir olayda hangi unsurların bir araya gelmesi hâlinde beyanın "tek başına yeterli" sayılabileceğini göstererek yanıtlıyor. Kararın 6 üyenin karşı oyuyla (oy çokluğuyla) verilmiş olması, meselenin sınırda ve tartışmalı olduğunu da ayrıca ortaya koyuyor. Cinsel suçların genel çerçevesi için cinsel suçlar ve cinsel taciz sayfasına bakılabilir.
Üvey babanın iki üvey kızına yıllar süren istismar iddiası ve fiziksel delil yokluğu
Üvey baba olan sanık hakkında, eşinin önceki evliliğinden olan iki üvey kızına yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan dava açılmıştır. Mağdur, birinci sınıftan itibaren dördüncü sınıfa kadar süren bir dönemde, annesinin evde olmadığı zamanlarda sanığın kendisine cinsel amaçlı temaslarda bulunduğunu ve her seferinde "kimseye anlatmazsan" tehdidiyle susturulduğunu anlatmıştır. Bu geçmiş dönem iddiaları için doğrudan fiziksel delil ya da tanık yoktur; dava büyük ölçüde mağdurun kendi beyanına dayanmaktadır. Olay, ablasına yönelik ayrı bir istismar anının annelerinin eve ani dönüşüyle yakalanmasıyla ortaya çıkmış, bu son olayda genetik inceleme (uzmanlık raporu) de delil olarak dosyaya girmiştir. İlk derece mahkemesi mahkûmiyet kararı vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi bu kararı düzelterek onamış, ancak Yargıtay 9. Ceza Dairesi ilk temyiz incelemesinde "mağdurenin soyut iddiası dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı" gerekçesiyle bozma kararı vermiştir. Yerel mahkeme bu bozmaya karşı direnmiş ve mahkûmiyet kararını sürdürmüştür; dosya bu nedenle Ceza Genel Kuruluna taşınmıştır.
Şüpheden sanık yararlanır ilkesi hatırlatıldı; beyan çevresindeki unsurlarla tartıldı
Ceza Genel Kurulu, kararına ceza muhakemesinin evrensel ilkelerinden olan şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo) ilkesini hatırlatarak başlıyor: mahkûmiyet için şüpheye yer bırakmayan, kesin ve inandırıcı bir ispat aranır, gerçekleşme biçimi tam aydınlatılamamış bir olay sanık aleyhine yorumlanamaz. Kurul bu çerçeveyi somut olaya uygularken mağdurun beyanını TEK BAŞINA değil, onu çevreleyen unsurlarla birlikte değerlendiriyor: (i) mağdurun aşamalardaki anlatımı "özü itibarıyla istikrarlı" bulunmuş; (ii) Çocuk İzlem Merkezinde alınan adli görüşme raporunda ifadede mantıksal bir tutarsızlık tespit edilmemiş ve bu kanaat duruşmadaki sosyal çalışmacı tarafından da desteklenmiş; (iii) yıllarca süren sessizliğin tehditle açıklanabilir olduğu, bu nedenle geç şikâyetin beyanın inandırıcılığını zedelemediği vurgulanmış; (iv) buna karşılık sanığın kendisi, suçüstü yakalandığı son olayı soruşturmada kısmen ikrar edip duruşmada tüm suçlamaları reddederek çelişkiye düşmüştür. Kurul, bu unsurların toplamının şüpheyi bertaraf ettiği sonucuna vararak direnme kararının gerekçesini isabetli bulmuş ve dosyanın cezanın somut uygulanmasının denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmesine karar vermiştir; bu gönderme, direnme kararlarının Genel Kuruldan sonra izlediği olağan usuldür (5271 sayılı Kanun m.307). Nitelikli hâl olarak uygulanan hüküm de karar metninde (5237 sayılı Kanun m.103/4) olarak anılmaktadır. Karara katılmayan altı üye ise aynı olguları değerlendirip beraat yönünde oy kullanmış; bu da kararın çoğunluk-azınlık dengesinde ne kadar ince bir çizgide durduğunu gösteriyor.
İstikrarlı anlatım, uzman görüşmesi ve geç açıklamanın makul nedeni bir araya gelmeli
Karardan çıkan pratik çerçeve şudur: mağdur beyanı, doğrudan fiziksel delil ya da bağımsız tanık olmadan da mahkûmiyete esas alınabilir; ancak bunun için beyanın kendi içinde istikrarlı olması, uzman/adli görüşme değerlendirmesiyle desteklenmesi, geç açıklanmışsa bunun makul bir nedeninin (tehdit, korku, yaş küçüklüğü) bulunması ve sanığın savunmasının kendi içinde tutarlı olup olmadığının da tartışılması gerekir. Bu unsurlardan biri eksik olduğunda ibre beraat yönüne kayabilir; nitekim aynı Kurul üyelerinin altısı, aynı dosyada tam tersi sonuca ulaşmıştır. Uygulamada bu, hem iddia hem savunma tarafı için bir kontrol listesi işlevi görür.
Beyanın istikrarını, uzman raporunu ve geç şikâyetin nedenini dosyada belgeleyin
Cinsel suç isnadıyla yargılanan ya da mağdur sıfatıyla bir sürece taraf olan kişiler için bu karar, mahkemelerin beyanı hangi ölçütlerle tarttığına dair genel bir çerçeve sunar; her dosyanın kendi delil durumu farklıdır ve bu değerlendirme somut olaya göre değişir. Böyle bir süreçte hukuki destek almak isteyenler Yalova ceza avukatlığı hizmetleri sayfasından bilgi alabilir; cinsel suçların genel tanımı ve unsurları için cinsel taciz ve cinsel suçlar sayfasına bakılabilir. Bu bölüm genel bilgilendirme amaçlıdır, somut bir dosya için hukuki değerlendirme yerine geçmez.
Mağdur beyanıyla mahkûmiyet hakkında sık sorulan sorular
Mağdur beyanı, hiçbir başka delil olmadan mahkûmiyete yeter mi?
Tek başına "soyut" bir beyan yeterli görülmez; ancak beyan istikrarlı, ayrıntılı ve uzman/adli görüşme değerlendirmesiyle desteklenmişse, sanığın savunmasındaki çelişkilerle birlikte değerlendirilerek mahkûmiyete esas alınabilir. Bu kararda belirleyici olan, beyanın yalnız var olması değil, yukarıdaki unsurlarla birlikte bütün olarak güçlenmiş olmasıdır.
Şikâyetin geç yapılmış olması mağdurun beyanının inandırıcılığını otomatik olarak zedeler mi?
Hayır. Kurul, tehdit altında susmanın makul bir açıklama olduğunu kabul etmiş ve geç şikâyeti tek başına inandırıcılığı zedeleyen bir unsur saymamıştır; önemli olan gecikmenin somut olayda açıklanabilir olup olmadığıdır.
Karara altı üyenin karşı oy vermiş olması, kararın bağlayıcılığını etkiler mi?
Hayır; Ceza Genel Kurulu kararları oy çokluğuyla da alınsa bağlayıcıdır ve dosya bu çoğunluk kararına göre sonuçlanır. Karşı oy, meselenin ne kadar tartışmalı olduğunu gösterir ve benzer dosyalarda delillerin ne denli güçlü sunulması gerektiğine işaret eder.
Kararın tam metni
~10 dk okuma
Metin, Yargıtay Karar Arama resmî yayınından alınmıştır. Kaynakta açın
Ceza Genel Kurulu 2023/468 E. , 2026/47 K.
"İçtihat Metni"
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 416-592
I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun cinsel istismarı suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-1-3. cümlesi, 103/3-c, 103/4, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca 28... ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.01.2020 tarihli ve 565-7 sayılı hükmün, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince 08.06.2020 tarih ve 331-702 sayı ile " 28... ay 15 gün hapis" cezasının çıkarılarak yerine " 27... ay 15 gün hapis" ibaresinin yazılması suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine, bu kararın sanık ... müdafii, katılan mağdur vekili ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 11.04.2022 tarih ve 16516-3353 sayı ile; "Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki beyanları, savunma, mağdurenin soyut iddiası dışında eylemin gerçekleştiği hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine düzeltilerek esastan reddedilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesi ise 08.11.2022 tarih ve 416-592 sayı ile " ... Her ne kadar sanık savunmasında, katılan ...'ya karşı cinsel nitelikte eylem gerçekleştirmediğini beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, katılan ...'nın aşamalardaki istikrarlı beyanları, dosya kapsamı ve katılan ...'nın yaşı itibariyle sanığa suç isnat etmesini gerektirecek herhangi bir sebebinin bulunmaması, sanığın mağdurun üvey babası olduğu, aynı evde birlikte yaşadıkları, dolayısıyla mağdur ..., annesi katılan ile sanığın arasında herhangi bir husumetin bulunmaması hususu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, mağdur ...'nın gerek soruşturma aşamasında ve gerekse kovuşturma aşamasındaki beyanları mahkememizce inandırıcı bulunmuş, sanığın suçu işlemediği yönündeki savunmasına itibar edilmemiş; tam tarihi belirli olmamak ile birlikte katılan ...'nın birinci sınıfa gittiği, 12 yaşından küçük olduğu, 2015-2016 eğitim öğretim yılı içerisinde sanığın katılan ...'nın cinsel organına dokunduğu, katılan ...'yı çırılçıplak soyduğu ve cinsel organına dokunduğu, göğüslerine dokunduğu, sanığın bu şekildeki eyleminin katılan ...'nın dördüncü sınıfa gittiği 2018-2019 eğitim öğretim yılına kadar devam ettiği, sanığın katılan ...'ya yönelik her eyleminden sonra 'balkondan atarım, seni döverim, annene anlatmayacaksın' şeklinde sözler söylediğinin mahkememizce kabul edildiği..." gerekçesiyle bozma ilamına direnerek sanığın önceki hüküm gibi cezalandırılmasına karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafii, katılan mağdur vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.01.2023 tarihli onama istemli tebliğnamesiyle dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 20.06.2023 tarih ve 773-4484 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Olayın adli mercilere bildirildiği tarihte katılan mağdur ...'nın dokuz yaşında ve beşinci sınıf öğrencisi; üvey babası olan sanığın ise 28 yaşında ve katılan ... ile evli olduğu, Katılan mağdur ile on iki yaşındaki ablası inceleme dışı ...'nin, katılan ...'ın önceki evliliğinden çocukları oldukları; sanık ile katılanın müşterek çocukları ... da dâhil olmak üzere aynı konutta ikamet ettikleri, Katılan ...'ın son bir yıldır evlere temizliğe giderek çalıştığı, Sanığın, kesin olarak belirlenememekle birlikte inceleme dışı ...'nin ortaokula gittiği 2017-2018 yılı eğitim - öğretim döneminde başlayıp 13.10.2019 tarihine kadar devam edecek şekilde birden fazla kez iç çamaşırlarını çıkartarak üvey kızı olan inceleme dışı ...'ye sürtünmek ve cinsel amaçla fiziksel temaslarda bulunmak suretiyle cinsel istismar suçunu işlediği, anılan eylemlerinden sonra ...'yi yaşananları başkasına söylememesi konusunda cebir uygulamakla tehdit ettiği, 13.10.2019 tarihinde sabah saatlerinde katılan ...'ın komşularının evine ekmek yapımına yardım etmek için gittiği, sanığın ikametlerinin boş odasına götürdüğü inceleme dışı katılan mağdur ...'ye cinsel amaçla sürtündüğü, fiziksel temasta bulunup onu öptüğü, yine aynı gün öğleden sonra benzer şekilde ...'yi ikametlerinin boş odasına götürüp alt kıyafetlerini çıkarttıktan sonra sabah saatlerindeki cinsel eylemlerini tekrarladığı, bu esnada katılan ...'ın ikamete geldiğini fark eden sanığın hızla alt tarafı çıplak, üzerinde atlet olacak şekilde banyoya doğru geçtiği, koridorda bunu farkederek sanığın çıktığı odaya giren katılan ...'ın kızı ...'yi alt kısmı çıplak vaziyette taytını giymeye çalışırken gördüğü, kızına neler olduğunu sorduğunda, üvey babası olan sanığın kendisine tecavüz ettiği yanıtını aldığı, giyinerek odaya gelen sanığın hata yaptığını söyleyerek af dilediği, bu sırada katılan mağdur ...'nın da eve geldiği, sanığın evden ayrılmak isteyen katılan ... kızlarına engel olarak kapıyı kilitlediği, katılanların yardım çığlıkları üzerine komşuları tanık ...'in olay yeri inceleme tutanağında da belirlendiği şekilde kapıyı kırarak eve girdiği ve 112 Polis İmdat Hattı'nı aradığı, gitmek isteyen sanığa engel olduğu, katılan ...'ın sokakta baygınlık geçirdiği, gelen polis ekiplerinin, kolluk tutanağına da yansıtıldığı üzere sinir krizi geçiren katılanı ambulansla hastaneye sevk ettikleri, olay yerinde bulunan katılan mağdur ... ve ...'nin, sanığın kendilerine cinsel istismarda bulunduğunu beyan etmeleri üzerine soruşturma işlemlerine başlandığı, 13.10.2019 tarihli olay yeri inceleme raporunda en son eylemin gerçekleştiği salonda bulunan koltuk ve üzerindeki yastık kılıfları ile yerdeki peçeteden inceleme yapılmak üzere örnekler alındığı; Ankara Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen 28.11.2019 tarihli Uzmanlık Raporuna göre; ...'nin külodunda, taytında, yastık kılıfında ve peçetede sanık ile ...'nin karışık genotiplerinin bulunduğu, Anlaşılmıştır. Katılan mağdur ...; ilkokul birinci sınıftan itibaren evde annesinin olmadığı zamanlarda, odada yalnız bulundukları sıralarda üvey babası olan sanığın cinsel organı ile kendi cinsel organına dokunarak sürtündüğünü, öncesinde alt kıyafetlerini çıkarttığını, bazen kendisini çırılçıplak soyarak da cinsel organına temas ettiğini, bu eylemlerin dördüncü sınıfa kadar daha önceki evlerinde yaşandığını, sanık her seferinde kendisini balkondan atmakla ve dövmekle tehdit ettiği için korkarak annesine bir şey söyleyemediğini, son olarak annesi ...'ın ekmek yapmak için komşularına gittiğini, öğleden sonra sanığın kendisini bahçeye çöpleri toplamaya gönderdiğini, sigara almaya gelen annesinin sanık tarafından ablasına yönelik gerçekleştirilen istismar eylemlerini gördüğünü, sanığın "Bir şans daha ver" diyerek ağladığını, annesinin mahallenin ortasında ağlamaya başladığı sırada polislerin gelerek kendilerini götürdüklerini, birinci ya da ikinci sınıftayken akşam vakti sanığı, ablasının üzerine çıkıp ona dokunurken gördüğünü, Katılan mağdurların kovuşturma evresinde beyanlarının alınması sırasında hazır bulunan uzmanın; mağdurların zihinsel ve fiziksel gelişimlerinin yaşlarına uygun olduğu, olayla ilgili kendilerini mahkemede rahatlıkla ifade ettikleri, çocukların tarihleri bazen net olarak hatırlayamayıp zamanla ilgili sağlıklı beyanlarda bulunamamalarının sebebinin, yaşadıkları olayın kendileri üzerinde yarattığı travmadan kaynaklandığını, çocukların bu tip olaylarda bir savunma mekanizması geliştirerek olayı unutmaya yönelik davranışlar sergileyebileceklerini, bunun da zaman kavramının sağlıklı bir şekilde ifade edilmesinin önüne geçtiğini, İnceleme dışı katılan mağdur ...'ün; üvey babası olan sanığın ortaokula gitmeye başladığı zamandan beri kendisine karşı kıyafetlerini çıkardıktan sonra sürtünme, vücudunun özel bölgelerine dokunma şeklinde cinsel istismar eylemlerinde bulunduğunu, sanığın istismar eylemlerinden sonra "Kimseye anlatmayacaksın, yoksa sokarım, seni döverim" gibi sözlerle kendisini tehdit ettiği için korktuğunu, annesinin evde olmadığı veya temizliğe gittiği zamanlarda bu eylemlere maruz kaldığını, en son annesinin eve gelerek sanığın kendisine yönelik eylemlerini fark ettiğini, sanığın altı yedi kez bu şekilde cinsel istismarda bulunduğunu, Katılan ... ...'ın; 13.10.2019 tarihinde komşularında ekmek yaparken saat 17.30 gibi sigarasını almak için evine gittiğini, koridorda sanığın birden odadan alt tarafı çıplak ve üzerinde atlet olacak şekilde banyoya girdiğini, sanığın çıktığı odaya girdiğinde kızı ...'yi alt tarafı çıplak şekilde taytını giymeye çalışırken gördüğünü, ısrarla ne olduğunu sorunca ...'nin "Babam bana tecavüz etti" dediğini, neden daha önce söylemediğini sorduğunda ise tehdit ettiği için babasından korktuğunu belirttiğini, dışarıda olan katılan mağdur ...'yı kapıyı açarak içeri aldığını, çocukları ile evden çıkmaya çalıştığını ancak sanığın engel olduğunu ve hata yaptığını söyleyerek af dilediğini, Tanık ...'ün; eşi ve komşularının çatı katında ekmek yaparken komşuları olan katılanın öğleden sonra çocuklarına bakmak için evine gittiğini, on beş dakika sonra "İmdat kurtarın" şeklinde bağırma sesi duyduğunu, yardım isteği devam edince tekme atarak katılanın evinin kapısını açtığını, katılanın saçını başını yolarak "Ben bittim" diye ağladığını, ne olduğunu anlayamadıklarını, uzaklaşmak isteyen sanığa engel olunca sanığın evine girdiğini, Tanık ...'un; binanın bahçesinde otururken katılanın bağırarak yardım istemesi üzerine tanık ...'in kapıyı kırarak içeri girdiğini, kendisinin de ona eşlik ettiğini, sanığın "Ben bir hata yaptım bırakın gideyim" diyerek evden çıktığını, arabasına giderken mahalledekilerin buna engel olduklarını, Beyan ettikleri görülmüştür. Sanık ... soruşturmada; 13.10.2019 tarihinde saat 22.00'de gece vardiyasına gideceğini, gündüz saatlerinde evde olduğunu, eşi katılanın komşularında, üvey kızı ... ve oğlu ...'ın ise bahçede olduklarını, saat 11.00 sıralarında ...'yi kolundan çekip kanepeye yatırdığını, kıyafetlerini soyup sürtünerek cinsel yönden tatmin olduğunu, ...'nin büyük ihtimalle korktuğu için kendisine karşı koymadığını, iki üç saat geçtikten sonra yine ...'yi kanepeye yatırdığını, alt kıyafetlerini sıyırdıklarını, bu sırada eşi katılanın eve geldiğini, ...'nin üzerinden kalkarak lavaboya gittiğini, katılanın bağırmaya başladığını, eşine durumu izah etmeye çalıştığını, on dakika sonra eve polislerin ve komşularının geldiklerini, sadece olay günü iki kez şeytana uyduğunu, ...'ye bu anlattıkları dışında daha önceki tarihlerde cinsel bir eyleminin olmadığını, ...'ya karşı ise hiç bir zaman istismarda bulunmadığını ve çocukları tehdit etmediğini; kovuşturma evresinde ise suçlamaları kabul etmediğini, önceki ifadelerinin olayın şokundan kaynaklandığını savunmuştur.
IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Değerlendirmeler Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarih ve 36-294, 12.09.2024 tarihli ve 367-244; 22.5.2024 tarihli ve 423-162; 18.09.2024 tarihli ve 296-249 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında da açıkça belirtildiği üzere; Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ve vicdani kanaat esasını benimseyen ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Aynı zamanda bir güvence de olan bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez.
B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Sanığın, üvey kızları olan katılan mağdur ... ...'ye yönelttiği tehditler nedeniyle daha önce ortaya çıkmayan istismar eylemleri, katılanın eve ani şekilde gelerek sanık ile inceleme dışı katılan mağdur ...'yi alt bedenlerini çıplak hâlde görmesi üzerine doğal bir seyri içinde ortaya çıkmış ve yargılama konusu olmuştur. Katılan mağdur ile ...'nin maruz kaldıkları tehdit nedeniyle yaşadıklarını daha önce anlatmadıkları şeklindeki beyanları olayın gelişimine uygun bulunmuş, bu nedenle adli mercilere intikalin geç olması, sanığın eylemlerine ilişkin ifadelerin inandırıcılığını zedelememiştir. Katılan mağdur ..., soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarında; sanığın birinci sınıftayken başlayıp dördüncü sınıfa gittiği zamana kadar cinsel organına dokunmak ve kendi cinsel organıyla sürtünmek suretiyle kendisine yönelik cinsel istismarlarda bulunduğunu ve olayları kimseye anlatmaması konusunda kendisini tehdit etiğini özü itibarıyla istikrarlı bir şekilde dile getirmiştir. Çocuk izlem merkezindeki ifadeye ilişkin adli görüşme raporunda katılan mağdurun ifadesinde mantıksal yapı açısından bir tutarsızlık bulunmadığına yer verilmiş, bu kanaat katılan mağdurun duruşmadaki beyanına eşlik eden sosyal çalışmacı tarafından da desteklenmiştir. Sanık, soruşturma evresindeki savunmasında suç üstü hâlinde yakalandığı eylemleri ikrar edip daha önce gerçekleştiği iddia edilen istismar eylemlerini kabul etmemiş, yargılama evresinde ise tüm suçlamaları reddederek çelişkiye düşmüştür. Sanığın ...'ye yönelik 2017-2018 yıllarından soruşturmanın başladığı 13.10.2019 tarihine kadar tehditle ve birden fazla kez sürtünmek suretiyle çocuğun istismarı suçunu işlediğinin kesin hükümle sabit bulunduğu da nazara alındığında, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmesi mümkün görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle de İlk Derece Mahkemesinin sanığa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçunun sabit olduğuna ilişkin kabulü ile direnme gerekçesinin isabetli olduğu ve dosyanın uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan altı Ceza Genel Kurulu Üyesi; direnme gerekçesinin isabetli olmadığı, sanığa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçundan beraat karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2022 tarihli ve 416-592 sayılı mahkûmiyet hükmüne ilişkin direnme kararının gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, 2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.01.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Bu alandaki diğer kararlar

İşkence Suçunda Zamanaşımı İşlemez Kuralı 2013 Öncesi Fiillere Uygulanır mı?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 30.05.2019

Cinsel Suçta İkinci Kez Mükerrir Sayılan Hükümlü Koşullu Salıverilmeden Yararlanabilir mi?
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 30.03.2026

Yasaklanmış Hakların İadesinde 3 Yıl Koşullu Salıverilmeden mi, Hak Ederek Tahliyeden mi Başlar?
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 19.06.2025

