Özet
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kiracının depozito iadesi için başlattığı takibe yapılan itirazın iptali davası ile kiraya verenin hor kullanma tazminatı istediği karşı davayı birlikte incelemiş ve bölge adliye mahkemesinin kararını 25 Eylül 2024 tarihinde onamıştır. Karar, depozitonun iadesini isteyen kiracı aleyhine sonuçlanmıştır: kiracının kusurlu kullanımından doğan zarar depozitoyu aştığı için iade şartlarının oluşmadığı kabul edilmiş, depozito bu zarardan mahsup edilmiş ve kalan 14.496 TL kiracı ile müteselsil kefilden tahsil edilmiştir.
Kararın kiracı yönünden sınırlayıcı bir yanı da vardır. Kiraya veren başlangıçta onarım bedeli, depo masrafı ve geç tahliye zararı dâhil yaklaşık 295 bin TL maddi zarar ileri sürmüş; mahkeme bunun yalnız hor kullanma olarak nitelenebilen kalemlerini, yani iç kapılar, mutfak dolapları, bahçe aydınlatması ve otopark kapısındaki hasarı ve onarım süresince yoksun kalınan kirayı hesaba katmıştır. Kiraya verenin olağan kullanımdan doğan yıpranmanın da kiracıya yüklenmesi gerektiği yönündeki temyiz itirazı reddedilmiştir. Daire ayrıca tek taraflı hazırlanan ve itiraza uğrayan tespit dosyasındaki bilirkişi raporuna dayanarak hesap yapılamayacağını, teknik sorunun yargılamada alınan bilirkişi raporuyla çözülmesi gerektiğini vurgulamıştır. Karar, depozitodan yapılacak kesintinin ispatlanmış hasarla sınırlı olduğunu ve teslim anındaki durumun nasıl belgelendiğinin sonucu belirlediğini gösteren bir örnektir.
İnceleme
Depozitodan kesinti yalnız ispatlanan hor kullanma zararıyla sınırlı kaldı
Kira ilişkisi bittiğinde en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, kiraya verenin depozitoyu "evde hasar var" diyerek iade etmemesidir. Kiracı evi temiz bıraktığını, kiraya veren ise onarım için ciddi masraf yaptığını söyler. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2023/3510, K. 2024/2560 sayılı ve 25 Eylül 2024 tarihli kararı bu çekişmenin iki yönünü birlikte gösteriyor: depozito, kiracının kusurlu kullanımından doğan zarara karşılık tutulabilir; ancak bu zarar, kiraya verenin kendi yaptırdığı tek taraflı tespitle değil, yargılamada alınan denetime açık bir bilirkişi raporuyla belirlenir.
Karar kiracı aleyhine sonuçlanmıştır; depozito iade edilmemiş, kiracı ayrıca tazminat ödemeye de mahkûm edilmiştir. Yine de kiraya verenin ileri sürdüğü yaklaşık 295 bin TL'lik zarardan geriye 32.566 TL kalmıştır. Aradaki farkı, olağan kullanımdan doğan yıpranmanın ve geç tahliyeye bağlanan depo ve konut giderlerinin hesaptan çıkarılması, kalan kalemlerin ise bağımsız bilirkişi incelemesiyle yeniden fiyatlandırılması yaratmıştır.
Tam ve mükemmel konak diye kiralanan ev tahliyeden sonra iki kez ölçüldü
Aralık 2010'da başlayan kira sözleşmesinde kiralananın "tam ve mükemmel konak" durumunda teslim edildiği yazılmış, kiracı 6.500 ABD doları depozito vermiş, sözleşmeyi bir kefil de müteselsil kefil olarak imzalamıştı. Tahliye günü kiraya veren hazır bulunmayınca kiracı evin durumunu noter aracılığıyla tespit ettirdi. Depozito iade edilmeyince icra takibi başlattı; takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali davasını açtı.
Kiraya veren, tahliyeden sonra kendi yaptırdığı delil tespitine dayanarak kiralananın hasarlı olduğunu savundu. Karşı davasında onarım için 263.586,95 TL ödediğini, tahliye gecikince eşyalarını depoda tuttuğunu ve daha küçük bir evde oturmak zorunda kaldığını ileri sürerek toplam 294.627,56 TL maddi zarar ile 50.000 TL manevi tazminat istedi.
İlk derece mahkemesi kiraya verenin alacağını 66.276,06 TL olarak belirledi. Bölge adliye mahkemesi (BAM) ise tarafların e-posta yazışmalarında kiracının kiralananı teslim aldıktan sonra bazı eksiklikleri kiraya verene bildirdiğini tespit etti. Hor kullanma sayılabilecek hasarı iç kapılar, mutfak dolapları, bahçe aydınlatması ve otopark kapısıyla sınırladı ve bu kalemlerden yüzde 25 eskime payı düştü. Geç tahliye iddiasını da olgularla desteklenmediği için reddetti. Yargıtay bu kararı, BAM'ın teknik konuda bilirkişi yerine kendi değerlendirmesiyle hüküm kurduğu gerekçesiyle bozdu. Bozmadan sonra alınan raporda hor kullanma bedeli 19.000 TL, kırk beş günlük onarım süresine düşen kira kaybı 13.566 TL olarak hesaplandı.
Tek taraflı tespit raporu hesabın dayanağı sayılmadı, teknik soru bilirkişiye bırakıldı
Daire, onama kararında üç tespite dayandı. İlki, bozmaya uyulduktan sonra bozmanın kapsamı dışında kalan ve kesinleşen yönlerin yeniden incelenemeyeceğidir; kiracının kur hesabına ve kiraya verenin geç tahliye zararına yönelik itirazları bu nedenle sonucu değiştirmedi. İkincisi, kusurlu kullanımdan doğan zarar depozito tutarını aştığından depozitonun iade şartları oluşmamıştır. Üçüncüsü ve uygulama açısından en öğretici olanı, tek taraflı hazırlanan ve itiraza uğrayan tespit dosyasındaki bilirkişi raporuna dayanılarak hesap yapılamayacağıdır.
Kiraya veren temyizde, keşfen yerinde düzenlenen delil tespiti raporundaki bedellerin neden esas alınmadığının açıklanmadığını ve kiracının olağan kullanımdan doğan zararları da karşılaması gerektiğini ileri sürmüştü. Daire bu itirazlara itibar etmedi. Kararın bütününden çıkan çizgi, kiracının kiralananı sözleşmeye uygun kullanmasının doğal sonucu olan aşınmanın depozitodan düşülemeyeceği, kesintinin ancak hor kullanma olarak nitelenen ve bedeli bağımsız bir bilirkişi incelemesiyle belirlenen hasar için yapılabileceğidir.
Bilirkişi raporuna verilen ağırlık kiracının itirazlarını da sınırladı. Kiracının buzdolabı ve çamaşır makinelerinin hiç kullanılmadığı, panjurların ömrünün kiralama anında zaten tükenmiş olduğu yönündeki itirazları da reddedildi; çünkü hükme esas alınan rapor bu kalemleri değerlendirmiş ve Daire raporu hüküm kurmaya elverişli bulmuştu. Kiracının noterde yaptırdığı tespit de tek başına evi hasarsız teslim ettiğini ispatlamaya yetmedi.
Hor kullanma bedeli depozitoyu aştı ve kiracının iade talebi reddedildi
Sonuçta kiracının depozito için açtığı itirazın iptali davası reddedildi. Kiraya verenin karşı davası kısmen kabul edildi: 32.566 TL'lik zarardan depozitonun tahliye tarihindeki karşılığı olan 18.070 TL mahsup edildi ve kalan 14.496 TL kiracı ile kefilden müteselsilen tahsil edildi. Manevi tazminat talebi ile hor kullanma dışındaki maddi zarar kalemleri reddedildi.
Uygulama bakımından karar iki yöne işaret ediyor. Kiraya veren, depozitoyu elinde tutarken ileri sürdüğü her masrafı kesintiye dönüştüremez; zarar kalem kalem ayrıştırılır ve bedeli bağımsız bir bilirkişi incelemesiyle belirlenir. Kiracı ise "evi düzgün kullandım" beyanıyla yetinemez; teslim anındaki durumu bağımsız bir delille ortaya koyamazsa bilirkişinin belirlediği hasar depozitoyu eritebilir. Kira sözleşmesinin sona ermesinden doğan öteki uyuşmazlıklar ayrı bir sayfada ele alınmıştır.
Teslim anındaki durum iki tarafın katıldığı bir tutanakla belgelenmelidir
Bu dosyada tarafların her biri kendi tespitini yaptırdı ve iki tespit de tek başına sonucu belirlemedi. Kiralananın teslim alındığı ve teslim edildiği günlerde oda oda fotoğraflı, iki tarafın imzaladığı bir durum tutanağı düzenlenmesi, sonradan hangi hasarın kira süresinde doğduğu tartışmasını daraltır. Sözleşmede kiralananın "tam ve mükemmel" teslim edildiği yazılı olsa da kiracı, teslim aldıktan sonra fark ettiği eksiklikleri e-postayla bildirmiş ve bu yazışmalar dosyaya girmiştir. Teslim sırasında görülen eksikliklerin gecikmeden yazılı olarak bildirilmesi, sonradan hangi kusurun kira süresinde doğduğu sorusunda kiracıya dayanak sağlar.
Kiraya veren açısından onarıma girişmeden önce hasarın karşı tarafın katılımıyla ya da mahkeme aracılığıyla tespit ettirilmesi, masraf faturalarının kalem kalem saklanması ve olağan eskime ile kusurlu kullanımın ayrı gösterilmesi gözetilmelidir. Uygulamada en sık karşılaştığımız eksiklik, onarımın tespitten önce yapılması ve hasarın izinin ortadan kalkmasıdır. Depozito iadesi talebi de kira ilişkisinden doğduğu için dava öncesi aşamanın zamanlaması ayrıca önem taşır; bu konuda tahliye davasında arabuluculuğa başvuru zamanını inceleyen emsal yol gösterir.
Depozito kesintisi ve hor kullanma hakkında sık sorulan sorular
Kiraya veren olağan kullanımdan doğan yıpranmayı depozitodan düşebilir mi?
Bu kararda kiraya verenin olağan kullanımdan doğan zararların da kiracıya yüklenmesi gerektiği yönündeki itirazı reddedilmiştir. Depozitodan yalnız hor kullanma olarak nitelenen ve bilirkişi incelemesiyle bedeli belirlenen hasar mahsup edilmiş, ilk istinaf kararında bu kalemlerden yüzde 25 eskime payı da düşülmüştü.
Depozito döviz olarak verildiyse mahsup hangi kurla yapılır?
Bu dosyada bölge adliye mahkemesi 6.500 ABD doları depozitonun tahliye tarihindeki Türk lirası karşılığını esas almıştır. Kiracı bu hesaba itiraz etmiş, Daire ise itirazı reddederek kararı onamıştır.
Hasar depozitoyu aşarsa kiraya veren aradaki farkı isteyebilir mi?
Kiraya veren bu farkı karşı dava ya da ayrı bir tazminat davasıyla isteyebilir. Bu kararda depozito mahsup edildikten sonra kalan 14.496 TL, sözleşmeyi imzalayan müteselsil kefil ile birlikte kiracıdan tahsil edilmiştir.
Kararın tam metni
~8 dk okuma
Metin, Yargıtay Karar Arama resmî yayınından alınmıştır. Kaynakta açın
3. Hukuk Dairesi 2023/3510 E. , 2024/2560 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/376 E., 2023/882 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/122 E., 2017/1024 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde karşılıklı olarak görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali ve tazminat davalarında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; davacının kiralananı hasarsız ve eksiksiz olarak teslim ettiği halde depozito bedelinin iade edilmediğini, davalının yapılan şifahi bildirimlere rağmen tahliye sırasında hazır bulunmaması nedeniyle taşınmazın durumunu noter aracılığıyla tespit ettirmek ve bu sebeple masraf yapmak zorunda bıraktığını, depozito bedeli ile masrafların tahsili için takip başlattıklarını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına, davalının icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP ve KARŞI DAVA Davalı vekili; tahliyeden sonra yaptırılan tespitte kiralananın hasarlı olduğunun belirlendiğini, davalının depozitoyu uğradığı zarara karşılık mahsup etme hakkı olduğunu, zararın 98.500,00 TL ve eski hali getirme için üç aylık bir zamana ihtiyaç olduğunun belirtildiğini, depozito bedelinin tazminat alacağından mahsubu ile davalının borcu bulunmadığını savunarak asıl davanın reddini ve davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiş, karşı davasında ise; karşı davalının kiracı olduğu 01.12.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesini diğer davalı ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, tespit dosyasında belirlenen söz konusu hasar ve zararları gidermek için davacının 263.586,95 TL ödediğini, delil tespiti ve ihtarname için toplam 990,61 TL masraf yaptığını, davalının bildirdiği tarihte kiralananı tahliye etmemesi nedeniyle tahliye davası açmak ve avukatına 5.900,00 TL vekalet ücreti ödemek zorunda kaldığını, yurt dışından kesin dönüş yaptığından davalının kiralananı tahliye etmemesi nedeniyle daha küçük bir evde kalmak zorunda kaldığı gibi eşyalarını depoda muhafaza etmeye mecbur bırakıldığını, 24.150,00 TL depo masrafı ödediğini, davacının maddi zararının toplam 294.627,56 TL olduğunu, kendi konutuna yerleşmemesi nedeniyle sosyal yaşamlarının etkilendiğini, ailesi ile birlikte yıprandığını ve manevi olarak zarara uğradığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2017 tarihli ve 2016/122 E., 2017/1024 K. sayılı kararıyla; kiralananın geç tahliye edilmesinin manevi tazminata hükmedilmesini gerektirmeyeceği, avukata ödenen ücret yönünden vekalet sözleşmesinin taraflar arasında hüküm ifade ettiği, bilirkişi tespit raporunda belirtilen olgular da dikkate alınmak hazırlanan rapor doğrultusunda davacı/karşı davalı kiracının karşılaması gereken hasar bedelinin 80.125,00 TL, 45 güne karşılık gelen onarım süresi kira kaybının 7.500,00 TL, delil tespiti giderleri 854,20 TL ile noter masrafları136,41 TL olmak üzere toplam maddi tazminat tutarının 88.615,61 TL olduğu, bu meblağdan 7.500,00 USD güvence bedeli tutarının takip tarihi itibariyle karşılığı olan 19.145,10 TL ve noter emanet tutarı olan 3.194,45 TL'nin toplamı olan 22.339,55 TL'nin mahsubu sonucu davalı/karşı davacının alacağının 66.276,06 TL olduğu, güvence bedelinin mahsubu sonucu davacı/karşı davalı kiracının bir alacağının kalmadığı, davacı/karşı davalının icra takibinde kötü niyetli olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle; itirazın iptali istemli asıl davanın reddine, davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine, karşı davacının manevi tazminat talebinin reddine, karşı davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 66.276,06 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karşı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 18.06.2020 tarihli ve 2018/696 E., 2020/1010 K., sayılı kararıyla; kira sözleşmesinde kiralanan "tam ve mükemmel konak" durumunda olduğunun belirtildiği, ancak tarafların e-mail yazışmalarında teslimden sonra kiracının bir kısım eksiklik ve bozuklukları kiraya verene bildirdiği, tespit dosyası ve Mahkemece alınan raporlar ile diğer belgeler kapsamında hor kullanma olarak kabul edilebilecek hasarları; iç kapılar, mutfak dolapların, bahçe aydınlatması, otopark kapısı yönünden oluştuğu %25 eskime payı düşülerek 23.375,00 TL hor kullanmadan kaynaklı zarar olduğu, bu kalemlerin onarılabileceği takdiri 15 gün için kira kaybının 4.500,00 TL olacağı, geç tahliye söz konusu olmadığından buna dayalı tazminat talebinin reddi gerektiği, sözleşmede yazılı 6.500,00 USD depozito bedelinin tahliye tarihi itibariyle karşılığının 18.070,00 TL olduğu, hor kullanma nedeniyle kiraya verenin uğradığı zararın toplam 27.875,00 TL olması nedeniyle davacı kiracının depozito tutarının iadesini talep edemeyeceği, hasarın depozito tutarından fazla olduğu, karşı davacının da maddi tazminat talebi olarak sadece 27.875,00 TL talep edebileceği, diğer maddi tazminat taleplerinin yerinde olmadığı, karşı davadaki maddi tazminat talebinin depozitodan mahsubu ile 9.805,00 TL kısım bakımından kabulü gerektiği, karşı davacının manevi tazminat talebi hakkında İlk Derece Mahkemesinin red hükmünün ve gerekçesinin yerinde olduğu gerekçesiyle; davacı tarafın asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı ve davalıların karşı davaya yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine, karşı davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 23.375,00 TL hor kullanma tazminatı ve 4.500,00 TL kiralananın tadilatı için geçecek süre nedeniyle kira kaybı olmak üzere toplam 27.875,00 TL maddi tazminat miktarından, karşı davalının halen karşı davacı uhdesinde bulunan depozito bedeli olan 6.500,00 USD (18.070,00 TL)'nin mahsubu ile bakiye 9.805,00 TL'nın karşı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile karşı davacıya verilmesine, karşı davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddine, karşı davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı
-
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Dairece verilen 2020/9870 E., 2021/11509 K. sayılı ilamla; tarafların sair temyiz itirazları reddedilerek, Bölge Adliye Mahkemesinin hor kullanma ve onarım süresi yönünden bilirkişi raporunu yeterli görmemesi halinde ek bilirkişi raporu veya yeni bir heyetten rapor alması gerekirken, hakimlik mesleğinin gereği dışında teknik bilgi gerektiren dava konusu uyuşmazlıkta kendi yaptığı değerlendirme sonucu karar vermesinin, karşı davada yargılama giderinden olan delil tespiti ile ihtarname masraflarının haklılık durumuna göre hüküm altına alınması gerekirken reddine karar verilmesinin ve alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili talep edilmesine rağmen faiz yönünden olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamış olmasının, usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma sonrası alınan bilirkişi raporu doğrultusunda karşı davacının hor kullanma tazminatı olarak talep edebileceği bedelin 19.000,00 TL, kiralananın tadilatı için geçecek 45 günlük süreye denk gelen kira bedelinin 13.566,00 TL olduğu, toplamda 32.566,00 TL'den 6.500,00 USD'ye karşılık gelen 18.070,00 TL depozito bedelinin mahsubu sonucu karşı davacının alacağının 14.496,00 TL olarak belirlendiği; asıl davada kiracının depozito tutarının iadesini bu hasar nedeniyle talep edemeyeceği gerekçesiyle; asıl davanın reddine, asıl davada davalının kötüniyet tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine, karşı davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 14.496,00 TL'nin karşı dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karşı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karşı davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı/karşı davalı ... vekili ve davalı/ karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
-
Davacı/karşı davalı vekili; davalının depozitoyu iade yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kiralananı düzenli kullandığını, kiralananda zarara sebep olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hor kullanma bakımından fahiş ve hatalı tespitlerde bulunulduğunu, buzdolabı ve çamaşır makinalarının hiç kullanılmadığını ve garajda muhafaza edildiğini, raporun yalnızca davalı/karşı davacının talepleriyle bağlı kalınarak hazırlandığını, panjurların ömrünün eve taşındığı tarihte zaten tükenmiş olup davacının tamir ettirdiğini, depozito bedelinin tahliye tarihindeki kur üzerinden hesaplanmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
-
Davalı/karşı davacı vekili; hüküm altına alınan maddi tazminatın gerçek zararını karşılamaktan uzak kaldığını, kira sözleşmesi ve kanun hükümleri gereğince kiracının diğer kötü ve olağan kullanımdan doğan zararları da karşılaması gerektiğini, hor kullanım olarak nitelendirilen hasar kalemlerinin de eksik hesaplandığını, geç tahliyeden kaynaklanan zararların da tazminat hesabına dahil edilmesi gerektiğini, keşfen yerinde görerek düzenlenen delil tespiti raporundaki teknik tespit ve bedellerin neden esas alınmadığının açıklanmadığını, faturaların değerlendirilmediğini, dava tarihinin esas alınmasının hatalı olduğunu, manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
-
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; asıl davada depozito bedelinin iadesi için başlatılan takibe vaki itirazın iptali, karşı davada ise hor kullanma ve geç tahliye iddalarına dayalı tazminat istemlerine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk 09.05.1960 tarihli ve 21/9 ile 04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları.
-
Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapıldığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş yönlerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı, depozito bedelinin iadesi şartları oluşmayıp tazmini gereken hor kullanmadan kaynaklı zararın depozito bedelinden yüksek olduğu, tek taraflı hazırlanan ve itiraza uğrayan tespit dosyası bilirkişi raporuna dayalı olarak hesaplama yapılamayacağı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine,25.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu alandaki diğer kararlar

Tahliye Taahhüdünde Tarihe İtiraz Edilirse İcra Mahkemesi Tahliyeye Karar Verebilir mi?
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 24.10.2018

Arazi Üzerindeki Tesis İçin Kira Tespit Davası Açılabilir mi? (Galip Vasıf Ölçütü)
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 21.05.2026

Tahliye Davasında Arabuluculuğa Ne Zaman Başvurulmalı? (Erken Başvuru Tuzağı, Yargıtay 2025)
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 26.05.2025

