Kira bedeli üç aydır yatmayan bir ev sahibi, faturası ödenmeyen bir tedarikçi ya da ayıplı makine teslim almış bir işletme aynı soruyla noterin kapısına gelir: "Önce ihtarname mi çekmem gerekiyor, yoksa doğrudan dava mı açabilirim?" Cevap, tek bir kurala değil borcun türüne, sözleşmenin niteliğine ve ihtardan beklenen sonuca göre değişir. Bazı dosyalarda ihtarname kanunun aradığı bir ön adımdır; atlanırsa fesih ya da tahliye talebi baştan sakatlanır. Bazı dosyalarda ise yalnız delil değeri taşır ve hiç çekilmese de hak kaybı doğmaz.
İhtarnamenin değerini belirleyen ikinci unsur tebliğdir. Noterde imzalanan ama muhataba ulaşmayan bir ihtar, kâğıt üzerinde güçlü görünse de hukuken sonuç doğurmaz. Faizin hangi gün başladığı, kiracıya verilen otuz günün ne zaman işlemeye başladığı, karşı tarafın sözleşmeden dönme bildirimini ne zaman öğrenmiş sayıldığı, hep tebliğ mazbatasındaki tarihe bağlıdır.
İhtarname, bir iradeyi karşı tarafa ispatlanabilir biçimde ulaştırma aracıdır
İhtarname, bir kişinin karşı tarafa yönelttiği talep, bildirim ya da uyarının yazılı ve tebliğ edilmiş hâlidir. Hukuken taşıdığı işlev üç başlıkta toplanır: borçluyu temerrüde düşürmek, bir hakkın kullanıldığını bildirmek (fesih, dönme, ayıp ihbarı) ve bir olguyu kayda geçirmek. İlk iki işlevde ihtar, hukuki sonucun doğması için gereken irade beyanının kendisidir; üçüncüsünde ise ilerideki bir uyuşmazlıkta tarih ve içerik ispatına yarayan bir belgedir.
Noterlik Kanunu m. 60/7, "protesto, ihbarname ve ihtarname göndermek" işini noterin görevleri arasında sayar. Aynı Kanunun m. 106 hükmüne göre ihtarname, istemde bulunan ile diğer tarafın ad, soyad ve açık adreslerini, ihtar konusunu, istemde bulunanın imzasını, tebliğ şerhini ve noterin imza, mühür ve tarihini kapsar. Noter, ihtarnamenin içeriğindeki iddiaların doğruluğunu araştırmaz. Noter belgesinin ispat ettiği şey, belirli bir metnin belirli bir tarihte belirli bir kişiye tebliğ edildiğidir. Karşı taraf ihtarnamedeki olayları inkâr ederse, o olayların varlığı başka delillerle kanıtlanmak zorundadır.
Bu ayrım, uygulamada sık karıştırılan bir noktayı açıklar. Noterden gönderilen ihtarname, alacağın varlığını ispat etmez; alacaklının alacağını hangi tarihte, hangi tutarla ve hangi sonucu bildirerek talep ettiğini ispat eder. Alacağın kendisi sözleşme, fatura, banka kaydı ya da tanık gibi delillerle ayrıca ortaya konulmalıdır.
İhtarın zorunlu olduğu başlıca hâller: temerrüt, süre verme, fesih ve ayıp bildirimi
Hangi dosyada ihtarnamenin bir ön şart olduğunu bilmek, ihtarın içeriğini de belirler. Temerrüt için gönderilen bir ihtar ile fesih için gönderilen bir ihtar aynı belgede birleşebilir, ama her birinin kanunda aranan unsurları farklıdır.
Muaccel borçta temerrüt ihtarı (TBK m. 117/1)
Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 117/1 temel kuralı koyar: "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer." Muacceliyet, borcun ödenebilir ve istenebilir hâle gelmesi demektir. Vadesi kararlaştırılmamış bir borç kural olarak doğduğu anda muaccel olur; ama borçlu, alacaklı onu ödemeye çağırmadıkça temerrüde düşmez. Kanun bazı sözleşmelerde muacceliyet için ayrıca bekleme süresi öngörür: ödünç sözleşmesinde geri verme günü kararlaştırılmamışsa ödünç alan, TBK m. 392 uyarınca ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir. Bu tür bir alacakta ihtarda verilecek süre de bu kurala göre belirlenmelidir.
Temerrüdün sonuçları önemlidir. Temerrüde düşen borçlu, kusursuzluğunu ispat etmedikçe gecikmeden doğan zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 118), beklenmedik hâlden doğan zarardan da sorumlu olur (TBK m. 119) ve para borçlarında temerrüt faizi işlemeye başlar (TBK m. 120). Bu sonuçların başlangıç tarihi, ihtarın borçluya ulaştığı tarihtir.
Belirli vadeli borçta, haksız fiilde ve sebepsiz zenginleşmede ihtara gerek yoktur (TBK m. 117/2)
Genel kuralın en önemli istisnası TBK m. 117/2'dedir. Borcun ifa edileceği gün taraflarca birlikte belirlenmişse ya da sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanılarak usulüne uygun bir bildirimle belirlenmişse, borçlu bu günün geçmesiyle kendiliğinden temerrüde düşer. Kira sözleşmesinde "kira bedeli her ayın beşinde ödenir" hükmü bulunuyorsa, kiracı altıncı gün ihtara gerek olmaksızın temerrüttedir.
Aynı fıkra iki kanuni hâli daha sayar: haksız fiilde borçlu fiilin işlendiği tarihte, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte temerrüde düşmüş olur. Bu kuralın da bir istisnası vardır ve fıkranın son cümlesinde yer alır: sebepsiz zenginleşen iyiniyetliyse temerrüt için bildirim şarttır. Yanlış hesaba gönderilen bir havaleyi iyiniyetle alan kişi, kendisine bildirim yapılmadan temerrüde düşmüş sayılmaz.
Faiz, irat ve bağışlanan para borçlarında ise ihtar da yetmez. Bu borçlarda TBK m. 121'e göre temerrüt faizi, icra takibine girişildiği ya da dava açıldığı günden başlar. Bir faiz alacağı için çekilen ihtarname, faiz üzerine faiz yürütülmesini sağlamaz; aynı maddenin son fıkrası temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülemeyeceğini açıkça düzenler.
Karşılıklı sözleşmede süre verme ve sözleşmeden dönme (TBK m. 123-125)
Satış, eser, kira gibi karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlu temerrüde düştüğünde alacaklının önünde birkaç yol açılır. TBK m. 123, alacaklının borcun ifası için "uygun bir süre" vermesini ya da bu sürenin hâkim tarafından verilmesini istemesini düzenler. Süre içinde ifa gerçekleşmezse alacaklı, TBK m. 125'e göre ifa ile gecikme tazminatını istemeye devam edebilir ya da ifadan vazgeçtiğini "hemen" bildirerek müspet zararını isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir.
Süre verme, sözleşmeden dönmenin kural olarak ön adımıdır. Süre vermenin gerekmediği üç hâl TBK m. 124'te sayılmıştır: borçlunun durumundan ya da tutumundan sürenin etkisiz kalacağının anlaşılması, temerrüt yüzünden ifanın alacaklı için yararsız hâle gelmesi ve ifanın belirli bir zamanda gerçekleşmemesi hâlinde artık kabul edilmeyeceğinin sözleşmeden anlaşılması. Bu hâllerin dışında, süre verilmeden yapılan dönme bildirimi tartışmaya açıktır. Uygulamada sık karşılaştığımız hata, ihtarnamede süre verilip seçimlik hakkın açıklanmaması ya da süre bittikten sonra seçimin uzun süre bildirilmemesidir; m. 125'teki "hemen" kelimesi bu bildirimin geciktirilmemesini gerektirir.
Kira ve aile hukukundaki özel ihtarlar
Kira hukukunda ihtar, fesih ve tahliyenin şartıdır. TBK m. 315'e göre kiracı muaccel kira bedelini ya da yan gideri ödemezse kiraya veren, kiracıya yazılı olarak bir süre verip bu sürede de ödenmemesi hâlinde sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında en az otuz gündür ve kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işler. Burada ihtar, kira bedelinin vadesi belli olduğu için temerrüt bakımından gereksiz olsa bile, fesih bakımından zorunludur. Aynı kira yılı içinde iki haklı ihtara dayanan tahliye sebebi (TBK m. 352/2) ve sürelerin ayrıntısı tahliye davasının nedenleri ve süreci yazısında ayrıca ele alınmıştır.
Aile hukukunda ise Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 164, terk sebebine dayalı boşanma davasını hâkim ya da noter tarafından yapılan bir ihtara bağlar. Bu ihtarın istenebileceği en erken tarih, ihtardan sonra beklenecek iki ay ve ihtarın samimiyeti ayrı bir inceleme konusudur; ayrıntılar terk nedeniyle boşanma ve ihtar şartı yazısında anlatılmıştır. Terk ihtarı, borçlar hukukundaki temerrüt ihtarından farklı olarak kanunun öngördüğü merciden ve kanundaki takvime uygun biçimde istenmelidir.
Satılanın ayıbı: bildirim süresi kaçırılırsa satılan kabul edilmiş sayılır
Ayıp ihbarı, ihtarnamenin en çok süreye bağlı kullanımıdır. Satış sözleşmesinde TBK m. 223, alıcının devraldığı malı işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmesini ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse bunu "uygun bir süre içinde" bildirmesini öngörür. Bildirim ihmal edilirse alıcı satılanı kabul etmiş sayılır; olağan gözden geçirmeyle anlaşılamayacak gizli ayıp sonradan ortaya çıkarsa, bu kez "hemen" bildirilmesi gerekir.
Ticari satışlarda süre çok daha kısadır. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 23/1-c'ye göre ayıp teslim sırasında açıkça belliyse alıcı iki gün içinde satıcıya ihbarda bulunmalı; açıkça belli değilse malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemeli ya da incelettirmeli ve ayıp ortaya çıkarsa bu süre içinde ihbar etmelidir. Sekiz günün inceleme ile ihbarı birlikte mi kapsadığı doktrinde tartışmalıdır; bu belirsizlik karşısında ihbarın sekiz gün içinde tebliğ edilecek biçimde gönderilmesi gerekir.
Şekil kural olarak serbesttir; noter tercihini ispat yükü belirler
Borçlar hukukunda temerrüt ihtarı için kanun belirli bir şekil öngörmez. Sözlü bir ihtar da, e-posta ya da kısa mesajla yapılan bir ihtar da kural olarak hüküm doğurabilir. Sorun, ihtarın varlığının ve tarihinin ispatında çıkar: ispat yükü, ihtara dayanan tarafa aittir. Karşı taraf mesajı almadığını, e-postayı görmediğini ya da telefon görüşmesinin içeriğinin farklı olduğunu ileri sürdüğünde, alacaklı hem gönderimi hem de muhataba ulaşmayı kanıtlamak zorunda kalır.
Noter ihtarnamesi bu yükü büyük ölçüde ortadan kaldırır. Metin noterin dairesinde saklanır, tebliğ Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır ve tebliğ tarihi resmî bir mazbatayla belgelenir. Taraflardan birinin ihtarı aldığını inkâr etmesi, mazbata karşısında ancak tebligatın usulsüz olduğunun ispatıyla anlam kazanır.
Tacirler arasında TTK m. 18/3'ün saydığı yollar
Ticari ilişkide şekil sorusu farklı bir görünüm alır. TTK m. 18/3'e göre tacirler arasında karşı tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshetmeye ya da sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar ve ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla ya da güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta (KEP) sistemiyle yapılır. Bu şeklin geçerlilik şartı mı yoksa ispat şartı mı olduğu konusunda görüş ayrılığı vardır. Bu tartışmanın dışında kalmanın yolu, tacirler arasındaki fesih, dönme ve temerrüt bildirimlerini maddede sayılan yollardan biriyle göndermektir; adi e-posta ya da mesajlaşma uygulaması bu yolların arasında yer almaz.
Yazılı şeklin geçerlilik şartı olduğu hâller
Bazı bildirimlerde ise yazılı şekil doğrudan geçerlilik şartıdır. Konut ve çatılı işyeri kiralarında TBK m. 348, fesih bildiriminin geçerliliğini yazılı şekilde yapılmasına bağlar; sözlü fesih bildirimi bu kiralarda hüküm doğurmaz. İş Kanunu m. 19 da işverenin fesih bildirimini yazılı yapmasını ve fesih sebebini açık ve kesin biçimde belirtmesini arar. Bu hâllerde ihtarnamenin noterden çekilmesi zorunlu değildir, ama bildirimin yazılı olması ve muhataba ulaştığının kanıtlanabilmesi gerekir; noter bu iki ihtiyacı aynı belgede karşılar. İşçi ya da işveren tarafından yapılan fesihlerin sebepleri haklı nedenle fesih sayfasında ayrıca anlatılmıştır.
Noterden ihtarname çekmenin adımları
Noterlik Kanunu m. 106'ya göre ihtarname, ilgili tarafından yazılıp tebliğ için notere getirilebileceği gibi notere de yazdırılabilir. Uygulamada metin çoğunlukla gönderen ya da vekili tarafından hazırlanır; noter, kimlik ve yetki denetiminden sonra metni işleme alır ve içeriğin doğruluğunu araştırmaz. Metin, gönderen (keşideci) ile muhatabın ad ve soyadını ya da ticaret unvanını, tebligat adreslerini, ihtarın konusunu ve talebi içerir. Gönderen bir şirketse temsile yetkili kişinin imza yetkisini gösteren belge, vekil aracılığıyla gönderiliyorsa vekâletname noterde ibraz edilir.
Metin ve suret sayısı
İhtarname, muhatap sayısına göre çoğaltılır: bir nüsha noterde kalır, bir nüsha her muhataba tebliğ edilir, bir nüsha da gönderene verilir. Birden çok kiracıya ya da birden çok müteselsil borçluya gönderilen ihtarda her muhatap için ayrı adres yazılmalı ve her biri için ayrı tebligat çıkarılmalıdır. Müşterek kiracılardan yalnız birine tebliğ edilen bir fesih ihtarı, diğer kiracıya karşı sonuç doğurmayabilir.
Noter ücreti nasıl oluşur
İhtarname ücreti tek bir sabit tutar değildir. Ücret, dönemsel olarak güncellenen Noterlik Ücret Tarifesi'ne göre sayfa sayısına ve nüsha sayısına göre hesaplanır, buna vergiler ile tebligat gideri eklenir. Uzun bir metin ya da çok sayıda muhatap, ücreti doğrudan artırır. 2026 için güncel tutar, işlem yapılacak noterden ve yürürlükteki tarifeden öğrenilmelidir; ihtarnamenin bir sayfayı aşmayacak biçimde öz yazılması hem maliyeti düşürür hem de talebin okunurluğunu artırır.
Elektronik tebligat ve kayıtlı elektronik posta
Tebligat Kanunu m. 1, noterler tarafından yapılacak elektronik ortam dahil tüm tebligatın bu Kanun hükümlerine göre yapılacağını düzenler. Aynı Kanunun m. 7/a hükmü ise tüm özel hukuk tüzel kişilerine, avukatlara ve diğer sayılan kişilere tebligatın elektronik yolla yapılmasını zorunlu tutar. Bunun sonucu şudur: bir şirkete noter aracılığıyla gönderilen ihtarname, şirketin elektronik tebligat adresine iletilir ve m. 7/a uyarınca muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır. Şirkete gönderilen ihtarda süre hesabı, kâğıt tebligattaki imza tarihinden değil bu beşinci günden yapılmalıdır.
KEP ise gönderenin kendi seçtiği, noterden bağımsız bir elektronik kanaldır. Gönderim ve teslim zamanını belgeleyen, güvenli elektronik imzalı bir ileti olduğu için tacirler arasında TTK m. 18/3'te sayılan yollardan biridir. Muhatabın KEP adresi bulunmuyorsa bu kanal işlemez; bu durumda noter ya da taahhütlü mektup yoluna başvurulur.
İyi bir ihtarname talebi, süreyi ve sonucu birlikte söyler
İhtarnamenin etkisi, uzunluğundan değil açıklığından gelir. Muhatap, metni okuduğunda ne istendiğini, ne kadar sürede yapılması gerektiğini ve yapılmazsa ne olacağını tereddütsüz anlayabilmelidir. Belirsiz bir talep ("borçlarınızı ödemeniz") ile belirli bir talep ("15 Ekim 2026 tarihli faturadan doğan 184.000 TL'nin") arasındaki fark, ileride temerrüdün kapsamı tartışıldığında ortaya çıkar.
| Unsur | İçermesi gereken | Eksikliğinin sonucu |
|---|---|---|
| Taraflar ve adres | Gönderen ve muhatabın kimliği ya da unvanı, güncel tebligat adresi | Tebliğ yapılamaz ya da yanlış kişiye yapılır |
| Dayanak ilişki | Sözleşmenin tarihi, faturanın numarası, olayın kısa özeti | Hangi borç için temerrüt doğduğu tartışılır |
| Talep | Tutar, kalem, teslim edilecek şey ya da yapılacak iş | Belirsiz talep temerrüdün kapsamını daraltır |
| Süre | Gün sayısı ve sürenin başlangıcı (tebliğden itibaren) | TBK m. 315'te kanuni sürenin altındaki süre feshi sakatlar |
| Sonuç uyarısı | Fesih, dönme, takip ya da dava; seçimlik hakkın açıkça bildirilmesi | Süre sonunda hangi hakkın kullanıldığı belirsiz kalır |
| Ödeme yeri | Banka hesabı (IBAN) ya da teslim adresi | Borçlu, ifa yerinin belirsizliğini savunmaya dayanak yapabilir |
Kira bedelinin ödenmemesine dayalı ihtarda süre, kanunun öngördüğü otuz günden kısa yazılmamalıdır; bu süre kanunda asgari olarak belirlendiği için daha kısa süre veren ihtar, feshe dayanak olmaz. Ticari alacaklarda ise ihtarın, ileride başlatılacak takibin faiz başlangıcını ve tutarını şimdiden belirlediği unutulmadan yazılması gerekir; ticari alacakların takip ve dava aşamaları ticari alacak tahsili sayfasında ayrıca anlatılmıştır.
İhtarnameye yazılmaması gerekenler: borç ikrarı, aleyhe olgu ve hakaret
İhtarname, gönderenin kendi aleyhine de delil olabilir. Bir alacaklı ihtarnamede "kısmi ödemeniz alınmıştır" diye yazmışsa, ileride o ödemeyi inkâr edemez; bir kiracı cevap ihtarnamesinde "kira farkını ödeyemediğimi kabul ediyorum" demişse, bu beyan tahliye davasında aleyhine kullanılır. Yazılı ve imzalı beyan, hâkimin takdirine bırakılan mahkeme dışı ikrar niteliği taşıyabilir.
Zamanaşımı bakımından bu risk daha belirgindir. Zamanaşımı, TBK m. 154/1'e göre borçlunun borcu ikrar etmesiyle, özellikle faiz ödemesi ya da kısmen ifada bulunmasıyla kesilir. Borçlunun cevap ihtarnamesinde borcun varlığını kabul edip yalnız tutara itiraz etmesi, zamanaşımının kesilmesi tartışmasına kapı açar. Borçlu tarafın cevabında, tartışmalı olan noktalar dışında borcu tanıyan ifadelerden kaçınılmalıdır.
Alacaklı bakımından ise tersi geçerlidir: ihtarname zamanaşımını kesmez. Alacaklı tarafında zamanaşımını kesen işlemler TBK m. 154/2'de dava, def'i, icra takibi ve iflas masasına başvuru olarak sayılmıştır; ihtar bu sayım içinde yer almaz. Zamanaşımı dolmak üzere olan bir alacakta ihtarname çekip cevap beklemek, sürenin dolmasına yol açabilir. Hak düşürücü sürelerde de durum aynıdır.
Son olarak ihtarname bir öfke mektubu değildir. Muhataba yönelik hakaret ya da tehdit içeren ifadeler ihtarın hukuki değerini artırmaz, gönderen hakkında ceza ve tazminat sorumluluğu doğurabilir.
Tebliğ edilmeyen ihtar sonuç doğurmaz; adreste bulunamama ve imtina farklıdır
İhtar, karşı tarafa varması gereken bir irade beyanıdır. Temerrüt, fesih ya da dönme sonucu, ihtarın muhataba ulaştığı anda doğar; noterde imzalandığı anda değil. Noter ihtarnamesi "bila tebliğ" dönmüşse, yani tebligat mazbatasında muhatabın adreste tanınmadığı, taşındığı ya da adresin yetersiz olduğu yazılıysa, ihtar yapılmamış sayılır. Bu durumda TBK m. 117/1'e göre temerrüt doğmaz, TBK m. 315'teki otuz günlük süre işlemeye başlamaz.
Tebligat Kanunu bu durum için bir çözüm sunar. m. 10, tebligatın muhatabın bilinen en son adresine yapılacağını; bu adresin tebligata elverişli olmadığı anlaşılırsa ya da tebligat yapılamazsa adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin bilinen en son adres kabul edileceğini düzenler. m. 21/2'ye göre adres kayıt sistemindeki adrese yapılan tebligatta muhatap o adreste hiç oturmamış ya da oradan sürekli ayrılmış olsa bile evrak muhtara ya da zabıtaya teslim edilir, ihbarname kapıya yapıştırılır ve bu yapıştırma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bila tebliğ dönen bir ihtarnamenin, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine yeniden çıkarılması bu yüzden çoğu dosyada ilk adımdır.
Muhatabın adreste bulunmaması ya da tebellüğden kaçınması ise "bila tebliğ" ile karıştırılmamalıdır. Tebligat Kanunu m. 21/1'e göre muhatap ve tebliğ yapılabilecek kişilerden hiçbiri adreste bulunmaz ya da tebellüğden imtina ederse, evrak muhtara veya zabıtaya teslim edilir, kapıya ihbarname yapıştırılır ve tebliğ bu tarihte yapılmış sayılır. Kapıyı açmayan ya da zarfı almayı reddeden borçlu, ihtarın sonuçlarından kurtulmaz. Tebliğ işleminin kanunun aradığı araştırma ve kayıtlar yapılmadan gerçekleştirilmiş olması ise ayrı bir sorundur; usulsüz tebligatın tespiti ve sonuçları usulsüz tebligat ve itiraz yolu yazısında ayrıntılı biçimde anlatılmıştır.
İhtar hiçbir yolla tebliğ edilemiyorsa alacaklı hakkını kaybetmez. Uygulamada icra takibinin başlatılması ya da dava açılması da borçluyu temerrüde düşüren bir talep olarak kabul edilmektedir; bu durumda temerrüt ve faiz, takip ya da dava tarihinden itibaren hesaplanır.
Faiz ihtarın tebliğiyle başlar; süre verilmişse o sürenin sonunda
Vadesi belirlenmemiş bir para borcunda temerrüt faizinin başlangıcı, ihtarın tebliğ tarihine bağlıdır. İhtarnamede borçluya ödeme için belirli bir süre verilmişse, yerleşik uygulamada temerrüdün bu sürenin bitiminde gerçekleştiği kabul edilmektedir. "Tebliğden itibaren yedi gün içinde ödenmesi" talep edilen bir alacakta faiz, tebliğden sonraki yedinci günün bitiminden itibaren işler. Süre gereğinden uzun verildiğinde faiz başlangıcı da ileriye kayar.
Faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa TBK m. 120/1'e göre faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre belirlenir. Adi işlerde kanuni faiz, ticari işlerde ise 3095 sayılı Kanun m. 2 uyarınca avans faizi istenebilir. Adi işlerde sözleşmeyle kararlaştırılacak temerrüt faizi, TBK m. 120/2 uyarınca birinci fıkraya göre belirlenen oranın yüzde yüz fazlasını aşamaz. İhtarnamede talep edilen faiz oranı da bu sınırlarla bağlıdır; sözleşme ya da kanun dayanağı gösterilmeden yazılan yüksek bir oran, ileride takip talebinde aynı tartışmayı yeniden doğurur.
Belirli vadeli borçta ise ihtar faizin başlangıcını değiştirmez. Vadesi 1 Ağustos olan bir fatura alacağında faiz, TBK m. 117/2 uyarınca vadenin geçmesiyle işlemeye başlamıştır; Ekim'de çekilen ihtar bu tarihi ileriye taşımaz, yalnız borcun hatırlatılması ve ileride takibe dayanak bir belge oluşturulması işlevini görür. Bu tür dosyalarda ihtarnamede faiz başlangıcının vade tarihi olarak yazılması, alacaklının kendi aleyhine daha geç bir başlangıç tarihi kabul ettiği izlenimini önler.
Cevap ihtarnamesi zorunlu değildir; sessiz kalmak kural olarak kabul sayılmaz
Kanunda ihtarnameye cevap vermeyi genel olarak zorunlu kılan bir hüküm yoktur. Bir ihtarnameye cevap verilmemesi, kural olarak ihtardaki iddiaların kabul edildiği anlamına gelmez; alacaklı, alacağın varlığını yine kendi delilleriyle ispat etmek zorundadır. Bu kuralın ticari hayatta bazı özel istisnaları vardır; örneğin ticari bir işe ilişkin faturaya süresinde itiraz edilmemesine TTK m. 21/2 ayrıca sonuç bağlamıştır. Bu istisnalar ihtarnameye değil, ilgili belge türüne özgüdür.
Cevap ihtarnamesinin işlevi kayıt düşmektir. Karşı tarafın ihtarnamede gerçeğe aykırı olaylar anlattığı, haksız bir fesih bildirdiği ya da ayıp iddiasının yersiz olduğu düşünülüyorsa, bu itirazın tarihli ve ispatlanabilir biçimde ortaya konması ileride açılacak bir davada savunmanın tutarlılığını gösterir. Kiraya verenin haksız bir temerrüt ihtarına karşı kiracının ödemeleri gösteren bir cevap göndermesi, iki haklı ihtar sayımında ihtarın haklılığı tartışmasına da delil sağlar.
Cevap yazılacaksa, kısa ve olgulara bağlı olması gerekir. Gönderen tarafın her iddiasına tek tek karşılık vermek yerine itiraz edilen noktaların belirtilmesi, kabul edilmeyen tutarın gerekçesinin açıklanması ve "ihtarnamedeki diğer iddialar kabul edilmemektedir" gibi genel bir çekincenin eklenmesi yeterlidir. Önceki bölümde anlatılan ikrar riski cevap ihtarnamesinde de geçerlidir.
Sık Sorulan Sorular
İhtarname çekmeden doğrudan dava açılabilir mi?
Belirli vadeli bir alacak için ihtar çekmeden icra takibi başlatmak ya da dava açmak mümkündür; borçlu vadenin geçmesiyle zaten temerrüttedir. Buna karşılık kira bedelinin ödenmemesine dayalı fesih, terk sebebine dayalı boşanma ve süre verilmesi gereken sözleşmeden dönme gibi hâllerde ihtar, talebin kendi şartıdır. Ticari alacak ve kira uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabuluculuğa başvurma şartının ayrıca bulunduğu da göz önünde tutulmalıdır.
İhtarname e-posta ya da WhatsApp ile gönderilebilir mi?
Adi işlerde temerrüt ihtarı için kanun bir şekil aramadığından e-posta ya da mesajla yapılan ihtar da hüküm doğurabilir, fakat muhataba ulaştığını ispat yükü gönderene aittir. Tacirler arasındaki temerrüt, fesih ve dönme bildirimlerinde TTK m. 18/3 noter, taahhütlü mektup, telgraf ya da KEP yolunu sayar. Konut ve çatılı işyeri kiralarındaki fesih bildiriminde ise yazılı şekil geçerlilik şartıdır.
Noter ihtarnamesi kaç günde tebliğ edilir?
Kâğıt tebligatta süre, posta hizmetinin işleyişine ve muhatabın adreste bulunup bulunmamasına göre değişir; tebliğ tarihi mazbatada yazan tarihtir. Şirketlere, avukatlara ve elektronik tebligat adresi bulunan kişilere gönderilen ihtarname ise elektronik yolla iletilir ve elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır. Süre hesabı yapılırken noterden alınacak tebliğ şerhli nüsha esas alınmalıdır.
İhtarname zamanaşımını keser mi?
Alacaklının çektiği ihtarname zamanaşımını kesmez; TBK m. 154/2 zamanaşımını kesen işlemleri dava, def'i, icra takibi ve iflas masasına başvuru olarak sayar. Borçlunun bir cevap ihtarnamesinde borcu tanıması ise TBK m. 154/1 uyarınca zamanaşımını kesebilir. Zamanaşımı dolmak üzere olan alacakta takip ya da dava yolunun gecikmeden kullanılması gerekir.
İhtarnameye cevap verilmezse borç kabul edilmiş sayılır mı?
Susma, kural olarak ihtardaki iddiaların kabulü anlamına gelmez ve alacaklının ispat yükünü kaldırmaz. Cevap verilmemesi, ilerideki davada yalnız tarafların davranışını gösteren bir olgu olarak değerlendirilebilir. Ticari ilişkide faturaya itiraz gibi kanunun süreye bağlı ayrıca sonuç öngördüğü belgelerde ise farklı kurallar işler.
Bila tebliğ dönen ihtarname için ne yapılır?
İhtarname, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine yeniden çıkarılabilir; bu adreste muhatap bulunmasa bile Tebligat Kanunu m. 21/2'ye göre ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Adres kayıt sisteminde de adres bulunamıyorsa takip ya da dava yoluna gidilir. Bu yolların seçimi, ihtardan beklenen sonucun temerrüt mü yoksa fesih mi olduğuna göre değişir.
İhtarnameyi göndermeden önce cevaplanması gereken dört soru
İhtarname hazırlanırken önce ihtarın neden gerektiği belirlenmelidir: borcun vadesi belirli mi, değil mi; ihtar temerrüt için mi, fesih için mi, yoksa yalnız kayıt düşmek için mi çekiliyor? Vadesi belli bir alacakta ihtar faiz başlangıcını değiştirmez; vadesiz alacakta ise faizin başlangıcı doğrudan bu ihtara bağlıdır.
İkinci soru, kanunun bu ihtar için bir şekil ya da süre arayıp aramadığıdır. Konut kirasında otuz günden kısa süre, ticari satışta iki ya da sekiz günü aşan ayıp ihbarı ve tacirler arasında TTK m. 18/3'te sayılmayan bir yolla yapılan fesih, ihtarın amacına ulaşmasını tehlikeye sokar. Üçüncü soru adrestir: muhatabın bilinen en son adresi ve adres kayıt sistemindeki adresi önceden öğrenilirse, bila tebliğ dönüşün yol açacağı gecikme önlenir. Muhatap bir şirketse tebliğin elektronik yolla yapılacağı ve beşinci gün kuralının işleyeceği hesaba katılmalıdır.
Dördüncü soru metnin kendisidir. Talep, süre ve sonuç açıkça yazılmalı; gönderenin aleyhine ikrar sayılabilecek beyanlara, kesin olmayan tutarlara ve kişisel suçlamalara yer verilmemelidir. Zamanaşımı ya da hak düşürücü süre yaklaşıyorsa ihtarnamenin bu süreleri durdurmadığı göz önünde tutularak takip ya da dava yolu birlikte planlanmalıdır.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.
Bu konuyla ilgili yazılar

Yaş Düzeltme Davası: Hangi Hâlde Açılır, Kemik Yaşı Raporu ve Emekliliğe Etkisi
30 Ekim 2026, 17 dk okuma

Hukuk Davasında Tanık: Tanık Listesi, Tanık Gelmezse Ne Olur ve Tanıkla İspat Sınırı
29 Ekim 2026, 18 dk okuma

Islah Nedir? Davada Talebi Artırmak ya da Vakıayı Değiştirmek: Bir Kez, Ne Zamana Kadar (HMK 176-182)
29 Ekim 2026, 18 dk okuma

