İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Boş bir kavşakta yaya geçidi çizgileri

Hukuk Davasında Tanık: Tanık Listesi, Tanık Gelmezse Ne Olur ve Tanıkla İspat Sınırı

Hukuk davasında tanık listesinin içeriği, ikinci liste yasağı, gelmeyen tanığın zorla getirilmesi, tanıklıktan çekinme ve 2026 için 41.000 TL'lik tanıkla ispat sınırı HMK m. 200 ve 240-265 üzerinden açıklanıyor.

Yayın
29 Ekim 2026
Okuma süresi
18 dk
Hukuk alanı
Genel Hukuk
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
29 Ekim 2026
18 dk
okuma

Bir tahliye davasında davacı, kiracının evi hangi tarihte boşalttığını ispat için üç tanık bildirmiştir. Duruşma günü ilk tanık gelmez; ikincisi salonda hazırdır ama adı listede yoktur; üçüncüsü davacının kardeşidir ve tanıklık yapmak istemediğini söyler. Hâkim bu üç durumu üç ayrı hükümle çözer ve sonuçlardan biri, davacının o vakıayı artık tanıkla ispatlayamaması olabilir.

Hukuk davasında tanık delili, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 240 ile 265. maddeleri arasında ayrıntılı bir usule bağlanmıştır. Tanığın kim olabileceği, listenin ne zaman ve hangi içerikle verileceği, gelmeyen tanığa ne yapılacağı, kimlerin tanıklıktan çekinebileceği ve beyanın nasıl değerlendirileceği bu maddelerde düzenlenir. Bu delilin kullanılıp kullanılamayacağını ise çoğu dosyada daha önceki bir soru belirler: ispat edilmek istenen şey bir hukuki işlem mi, yoksa bir vakıa mı?

Tanık, davada taraf olmayan ve olayı bilen üçüncü kişidir

Kanunun bu konudaki kuralı kısadır (HMK m. 240/1): "Davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir." Davacı ve davalı kendi davalarında tanık olamaz; onların anlatımı ancak isticvap (tarafın mahkemece sorguya çekilmesi) ya da yemin yoluyla delil değeri kazanır. Tipik tanık, uyuşmazlık konusu vakıayı duyularıyla öğrenmiş üçüncü kişidir: kiracının evi hangi tarihte boşalttığını gören komşu, işçinin akşam saat kaçta işyerinden çıktığını bilen çalışma arkadaşı, tarafların ortak hesabına kimin para yatırdığını izleyen akraba.

Tanık beyanı kesin delil değil, takdiri delildir. HMK m. 198 uyarınca "kanuni istisnalar dışında hâkim delilleri serbestçe değerlendirir"; tanığın sözleri senet ya da ilam gibi hâkimi bağlamaz, diğer delillerle birlikte tartılır. Dinletilen kişi sayısının çokluğu da tek başına sonuç doğurmaz. Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının anlatımıyla yeterli bilgiye ulaştığında geri kalanların dinlenmemesine karar verebilir (HMK m. 241).

Ceza muhakemesinde tanıklık Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 43. ve devamı maddelerinde ayrı bir rejime tabidir. Aşağıdaki açıklamalar hukuk davalarına, yani asliye hukuk, iş, aile, tüketici ve ticaret mahkemelerinde görülen davalara ilişkindir.

Tanıkla ispat sınırı 2026'da 41.000 TL'dir ve yalnız hukuki işlemlere uygulanır

Kanun, bir hakkın doğumu, devri, değiştirilmesi, ikrarı ya da itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki değerleri kanunda gösterilen sınırı aştığında senetle ispat edilmesini zorunlu kılar (HMK m. 200/1). Metindeki 2.500 TL rakamı 2011 yılına aittir; HMK Ek m. 1 bu sınırı her yıl yeniden değerleme oranında artırır ve bin lirayı aşmayan kısmı dikkate almaz. Bu hesapla sınır 2025 için 33.000 TL, 2026 için 41.000 TL'dir. Ek m. 1/2, 7550 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonra, senetle ispat sınırında hukuki işlemin yapıldığı tarihteki miktarın esas alınacağını açıkça düzenler; 2021'de verilen bir ödünç için dava tarihindeki değil, 2021 yılındaki sınır uygulanır.

Sınırın kapsamı dardır. Kural hukuki işlemlere, yani sözleşme, ödünç, ibra, ödeme gibi irade açıklamalarına yöneliktir. Bir trafik kazasının nasıl meydana geldiği, işçinin fiilen hangi saatlerde çalıştığı, eşlerden birinin evi terk ettiği ya da bir duvarın hangi tarihte yıkıldığı gibi maddi vakıalar tutardan bağımsız olarak tanıkla ispatlanabilir. İşçilik alacağı davalarında fazla çalışmanın, boşanma davalarında kusurlu davranışların ağırlıklı olarak tanıkla ispatlanması bu ayrımın sonucudur.

Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde de tanık delili kapanmış sayılmaz. Karşı tarafın, kural kendisine hatırlatıldıktan sonra açıkça muvafakat etmesi (HMK m. 200/2), karşı taraftan gelmiş ve işlemi muhtemel gösteren bir delil başlangıcının bulunması (m. 202) ya da m. 203'te sayılan altı istisnadan birinin gerçekleşmesi tanık dinlenmesine imkân verir. Bu istisnalar arasında altsoy, üstsoy, kardeşler, eşler ve kayın hısımlarından belirli kişiler arasındaki işlemler, senede bağlanmaması teamül olan işler, irade bozukluğu iddiaları ve üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları yer alır. Ayrıntılı uygulama senetsiz borcun ispatı yazısında ele alınmıştır.

Sınırın öbür yüzü HMK m. 201'deki senede karşı tanıkla ispat yasağıdır. Elde senet varsa, senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak ya da azaltacak nitelikteki bir hukuki işlem, tutarı 41.000 TL'nin altında kalsa bile tanıkla ispatlanamaz. Senetteki borcun ödendiği iddiası, ödeme küçük bir tutara ilişkin olsa da tanıkla değil, makbuz, dekont ya da benzeri yazılı delille kanıtlanır.

Muvafakat yolunun (HMK m. 200/2) lafzı da dikkatle okunmalıdır. Kanun, susmayı ya da tanık dinlenmesine itiraz edilmemesini değil, birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak verilen açık muvafakati aramaktadır. Mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde itiraz edilmemesinin muvafakat sayıldığı görüşü yaygındı; 6100 sayılı Kanun bu belirsizliği hatırlatma ve açıklık şartıyla gidermiştir.

Tanık listesi bir kez verilir; listede adı olmayan kişi dinlenmez

Dilekçelerde davanın en başında gösterilen deliller arasında tanık da yer alır. Dava dilekçesinde ve cevap dilekçesinde hangi vakıanın hangi delille ispat edileceğinin yazılması gerekir (HMK m. 119/1-f, m. 129/1-e). Dilekçede tanık deliline hiç dayanmamış bir tarafın tahkikat aşamasında tanık bildirmesi, HMK m. 145'teki sonradan delil gösterme yasağı kapsamına girer.

Listede vakıa, ad soyad ve tebliğe elverişli adres bulunur

HMK m. 240/2'ye göre tanık gösteren taraf, "tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi" mahkemeye sunar. Vakıanın yazılması bir şekil şartı olarak görülmemelidir; tanığa hangi konuda soru sorulacağını belirleyen unsur odur. "Tanığım her şeyi bilir" türünden bir liste, hâkimin tanığı ispat konusu dışındaki hususlarda dinlememesine yol açabilir. Uygulamada sık karşılaştığımız eksiklik, birden çok vakıanın tek bir tanık grubuna toplu olarak bağlanmasıdır; her tanığın hangi olayı bildiğinin ayrı ayrı yazılması, dinleme sırasında soruların da isabetli olmasını sağlar.

Listenin hangi aşamada verileceği kanunda gün olarak sayılmamıştır. Mahkemeler tanık listesini genellikle ön inceleme duruşmasının sonunda kurulan ara kararla, kesin süre vererek ister. Ön incelemede uyuşmazlık noktalarının tutanağa geçirilmesi bu bakımdan doğrudan sonuç doğurur; tanıklar ancak tutanakta çekişmeli olarak kalan vakıalar hakkında dinlenir. Bu aşamanın ayrıntısı ön inceleme duruşması yazısında anlatılmıştır.

İkinci liste yasaktır, ancak kusursuz gecikmede izin verilebilir

Aynı fıkra iki yasak öngörür: "Bu listede gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez." Listeden bir tanığın çıkarılıp yerine yenisinin yazılması da ikinci liste niteliğindedir. Yasağın amacı, karşı tarafın dinlenen tanıkların anlatımını gördükten sonra eksik kalan noktayı yeni tanıklarla tamamlamasını önlemektir.

Yasak, HMK m. 145'in genel istisnasıyla birlikte okunur. Bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa ya da süresinde ileri sürülememesi tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir. Olayı gören kişinin varlığının listeden sonra öğrenilmesi bu istisnaya örnek gösterilebilir; ancak bunun mahkemece kabulü takdire bağlıdır ve gecikmenin sebebi gerekçesiyle açıklanmalıdır.

Adres bulunamazsa kesin süre verilir ve sonuç tanık bazındadır

Listede adres gösterilmemiş ya da tanık gösterilen adreste bulunamamışsa, tarafa işin niteliğine uygun kesin süre verilir. Bu süre içinde adres bildirilmezse ya da yeni adres de doğru çıkmazsa "bu tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılır" (HMK m. 240/3). Sonuç tanık bazındadır; adresi bulunamayan tanık düşer, listedeki diğer tanıklar dinlenmeye devam eder. Kesin sürenin kaçırılmasının genel sonuçları ve eski hâle getirme imkânı kesin süre yazısında incelenmiştir.

Davetiyesiz hazır bulundurulan tanık da dinlenir

Kural, tanığın davetiyeyle çağrılmasıdır; davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenir (HMK m. 243/1). Maddenin son cümlesi önemli bir kolaylık getirir: tanık listesi için kesin süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hâllerde, liste verilmemiş olsa dahi taraf o duruşmada tanığı hazır bulundurursa tanık dinlenir. Listeyi süresinde veremeyen taraf için bu hüküm, belirlenen duruşmada tanığını salonda bulundurma imkânı tanır.

Davetiye en az bir hafta önce tebliğ edilir, giderler tanık gösteren taraftan alınır

Tanığa gönderilecek davetiyenin duruşma gününden en az bir hafta önce tebliğ edilmiş olması gerekir; acele hâllerde tanığın daha önce gelmesine karar verilebilir (HMK m. 243/2). Davetiyede tanığın ve tarafların adı, tanıklık yapılacak konu, gelinmesi gereken yer, gün ve saat, gelmemenin ya da tanıklıktan veya yeminden çekinmenin hukuki ve cezai sonuçları ile tarife gereğince ücret ödeneceği yazılır (HMK m. 244).

Davet telefon, faks ya da elektronik posta gibi araçlarla da yapılabilir. Bu kolaylığın bir bedeli vardır: kanun, "davete rağmen gelmemeye bağlanan sonuçlar, bu durumda uygulanmaz" demektedir (HMK m. 243/3). Telefonla çağrılmış tanık gelmezse zorla getirme ya da disiplin para cezası yoluna gidilemez; tanığın usulüne uygun davetiyeyle yeniden çağrılması gerekir.

Mahkemece çağrılan tanığa, Adalet Bakanlığınca her yıl hazırlanan tarifeye göre kaybettiği zamanla orantılı bir ücret ödenir; seyahat etmek zorunda kalan tanığın yol, konaklama ve beslenme giderleri de karşılanır (HMK m. 265/1). Bu ödemeler vergi, resim ve harca tabi değildir (m. 265/2). Tanığı gösteren taraf, mahkemenin belirlediği delil avansını verilen kesin süre içinde yatırmakla yükümlüdür; avans yatırılmazsa ve karşı taraf da yatırmazsa o tanığın dinlenmesinden vazgeçilmiş sayılır (HMK m. 324/1 ve 2). Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, örneğin velayet uyuşmazlıklarında, avans hükümleri saklıdır (m. 324/3).

Tanık gelmezse zorla getirilir; disiplin hapsi cevap vermeyen ya da yemin etmeyen tanık içindir

Tanıklık için çağrılan herkes gelmekle yükümlüdür (HMK m. 245). Usulüne uygun olarak çağrıldığı hâlde mazeret bildirmeden gelmeyen tanık hakkında kanun üç sonuç öngörür: tanık zorla getirtilir, gelmemesinin sebep olduğu giderleri ödemeye ve 500 TL'ye kadar disiplin para cezasına hükmolunur. Bu tutar, HMK Ek m. 1'de yeniden değerlemeye tabi tutulan sınırlar arasında sayılmadığından kanundaki rakam uygulanır.

Zorla getirilen tanık, gelmemesini haklı gösteren sebepleri sonradan bildirirse aleyhine hükmedilen gider ve disiplin para cezası kaldırılır. Hastalık, davetiyenin geç tebliği ya da duruşma saatinde başka bir mahkemede bulunma zorunluluğu bu türden sebeplerdir. Tanığın gelmemesi, kendiliğinden tanıktan vazgeçme anlamına gelmez; mahkeme duruşmayı erteleyip tanığı yeniden çağırır ya da zorla getirme kararı verir. Bu aşamada tanık gösteren tarafın yapması gereken, tanığı dinletme talebini sürdürdüğünü tutanağa geçirtmektir.

Disiplin hapsi, gelmemenin değil, gelip de tanıklık görevini yerine getirmemenin yaptırımıdır. HMK m. 253/1'e göre kanuni bir sebep göstermeden tanıklıktan çekinen, yemin etmeyen ya da çekinme sebebi mahkemece kabul edilmediği hâlde tanıklık yapmaktan kaçınan tanık hakkında 500 TL'den 5.000 TL'ye kadar disiplin para cezasına ve doğan giderlere hükmedilir; yargılama tanığın yeniden dinlenmesi için başka güne bırakılır. Sorulara cevap vermemekte ya da yemin etmemekte direnen tanığı mahkeme iki haftayı geçmemek üzere disiplin hapsine mahkûm eder (m. 253/2).

Tanığın gelmemesiyle tarafın gelmemesi ayrı sonuçlara bağlanmıştır. Taraflardan biri tanık dinlenecek duruşmaya katılmazsa, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyebilir ve tanığa soru yöneltme imkânını kullanamaz. Bu durumun sonuçları duruşmaya katılmamanın sonuçları yazısında açıklanmıştır.

Yakın akrabalar ve sır taşıyanlar tanıklıktan çekinebilir

Tanıklık kural olarak bir yükümlülüktür; çekinme ancak kanunda açıkça belirtilen hâllerde mümkündür (HMK m. 247/1). Kanun üç ayrı çekinme sebebi tanımıştır ve bunların her birinin kapsamı farklıdır.

Üçüncü dereceye kadar akrabalar ve nişanlı tanıklıktan çekinebilir

HMK m. 248'e göre taraflardan birinin nişanlısı, evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi eşi, taraflardan birinin ya da eşinin altsoy ve üstsoyu, taraflardan biriyle evlatlık bağı bulunanlar, üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan ve kayın hısımları (kayın hısımlığı evlilik bağı sona erse de sürer) ile koruyucu aile ve onların çocukları tanıklıktan çekinebilir. Kardeş, yeğen, amca, dayı, hala ve teyze üçüncü derece içinde kaldığından çekinme hakkına sahiptir. Hâkim, kişisel çekinme sebebi bulunan tanığa bu hakkını dinlemeden önce hatırlatmakla yükümlüdür (m. 247/2).

Çekinme hakkı, akrabanın tanık olamayacağı anlamına gelmez. Akraba tanık dinlenmeyi kabul ederse yeminle dinlenir ve beyanı diğer tanık beyanları gibi değerlendirilir. Boşanma davalarında aile içinde yaşanan olayları en yakından bilenler çoğu zaman akrabalardır; hâkim bu tanıkların taraflarla yakınlığını HMK m. 254 uyarınca sorar ve beyanı bu bilgiyle birlikte tartar.

Sır taşıyan ve beyanı kendisine zarar verecek olan tanık da çekinebilir

Kanun gereği sır olarak korunması gereken bilgiler hakkında tanıklığa başvurulan kişi, bu konularda çekinebilir (HMK m. 249). Sır sahibi açıklamaya izin verirse çekinme hakkı ortadan kalkar; avukatlar bakımından ise Avukatlık Kanunu hükmü saklıdır. Kamu görevlileri, görevden ayrılmış olsalar bile, görev gereği sır olarak saklamak zorunda oldukları hususlarda ancak bağlı oldukları makamın yazılı izniyle dinlenebilir; bu izin, tanıklık kamu yararına aykırı değilse verilmek zorundadır (m. 242).

HMK m. 250, beyanın tanığa ya da m. 248'de sayılan yakınlarına doğrudan maddi zarar vereceği, şeref ve itibarlarını ihlal edeceği ya da ceza soruşturmasına sebep olacağı ve meslek sırrının ortaya çıkacağı hâllerde de çekinme imkânı tanır.

Hazır bulunduğu işlem ve aile içi mali uyuşmazlıklarda çekinme hakkı yoktur

Kişisel nedenler, sır ve maddi zarar tehlikesine dayanan çekinme hakkının istisnaları HMK m. 251'de sayılmıştır. Bir hukuki işlemin yapılması sırasında tanık olarak bulundurulmuş kişi o işlemin esası ve içeriği hakkında, aile bireylerinin doğum, ölüm veya evlenmesinden kaynaklanan olaylar hakkında, aile bireyleri arasındaki ailevi ilişkilerden doğan mali uyuşmazlıklara ilişkin vakıalar hakkında ve taraflardan birinin hukuki selefi ya da temsilcisi olarak kendi yaptığı işler hakkında tanıklıktan çekinemez. Kardeşler arasındaki bir miras taksimi ya da aile içi para alışverişi bu istisnaların kapsamına girebilir.

Çekinen tanık, sebebini ve delilini dinleneceği günden önce yazılı olarak ya da davet edildiği duruşmada sözlü olarak bildirir. Sebebini önceden bildirmiş tanık, belli günde mahkemeye gelmek zorunda değildir. Çekinmenin haklı olup olmadığına mahkeme, duruşmada bulunan tarafları dinledikten sonra karar verir (HMK m. 252).

Tanık yeminle, ayrı ayrı ve sözü kesilmeden dinlenir

Dinleme, tanığın kimliğinin tespitiyle başlar. İlk olarak tanıktan adı, soyadı, doğum tarihi, mesleği, adresi ile taraflarla akrabalığının ya da başka bir yakınlığının bulunup bulunmadığı ve tanıklığına duyulacak güveni etkileyebilecek bir durumu olup olmadığı sorulur (HMK m. 254). Ardından tanığa gerçeği söylemenin önemi, yalan tanıklığın cezai sonucu, yemin edeceği ve izin olmadan salonu terk edemeyeceği anlatılır (m. 256).

Yemin dinlemeden önce eda edilir ve hâkim dâhil salonda bulunan herkes ayağa kalkar (HMK m. 258). Dinlendiği sırada on beş yaşını bitirmemiş olanlar ile yeminin niteliğini ve önemini kavrayamayacak derecede ayırt etme gücüne sahip olmayanlar yeminsiz dinlenir (m. 257). Yeminsiz dinlenen tanığın anlatımı da delildir; hâkim bu beyanı tanığın yaşını ve algılama gücünü gözeterek değerlendirir.

Tanıklar hâkim tarafından ayrı ayrı dinlenir ve biri dinlenirken henüz dinlenmemiş olanlar salonda bulunamaz; gerektiğinde yüzleştirilirler (HMK m. 261/1). Bildiklerini sözlü olarak açıklayan tanığın sözü kesilmez ve tanık yazılı not kullanamaz. Tarih ve rakamları hatırlamak için yazılarına bakma ihtiyacını hâkime bildirirse, hâkim buna derhâl izin verebilir ya da tanığın başka bir duruşmada yeniden dinlenmesine karar verebilir (m. 261/2). Beyan tutanağa geçirilir, tanığa okunur ve imzası alınır.

Tarafların ve vekillerin tanığın sözünü kesmesi, onu söz veya hareketle övmesi ya da aşağılaması yasaktır; uyarıya rağmen bu davranışı sürdüren hakkında duruşma düzenine ilişkin hükümler uygulanır (HMK m. 262). Taraflar soru yöneltmek istediklerinde soruyu hâkim aracılığıyla sorarlar. Türkçe bilmeyen tanık tercümanla, işitme ve konuşma engelli tanık yazılı soru-cevapla ya da işaret dili bilirkişisi yardımıyla dinlenir (m. 263).

Başka şehirdeki tanık istinabe ya da SEGBİS yoluyla dinlenebilir

Kural, tanığın davaya bakan mahkemede dinlenmesidir (HMK m. 259/1). Bu kuralın yanında daha esnek yollar da öngörülmüştür. Gerçeğin ortaya çıkması için gerekliyse tanık olayın geçtiği ya da şeyin bulunduğu yerde dinlenebilir; hasta veya engelli olduğu için gelemeyen tanık bulunduğu yerde dinlenir (m. 259/2 ve 3).

Mahkemenin yargı çevresi dışında oturan tanık, bulunduğu yer mahkemesi tarafından istinabe yoluyla dinlenebilir. Bu durumda tanığın hangi hususlarda dinleneceğini davaya bakan hâkim belirler; dinlemenin yeri, günü ve saati talep hâlinde taraflara tebliğ edilir (HMK m. 259/4). İstinabe talep eden tarafın, tanığa sorulmasını istediği soruları önceden dilekçeyle bildirmesi, istinabe mahkemesinin dosyanın ayrıntısını bilmediği gözetildiğinde önem taşır.

Mahkeme ayrıca, resen veya taraflardan birinin talebi üzerine tanığın aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla, yani Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bulunduğu yerden dinlenmesine karar verebilir (HMK m. 149/2). Bu yolda tanık, bulunduğu yerdeki adliyeden davaya bakan mahkemeye bağlanır ve hâkim tanığı doğrudan dinler. Hâkim gerekli gördüğü hâllerde tanığa soru kâğıdı göndererek cevaplarını yazılı olarak almaya da karar verebilir; yazılı cevaplar yetersiz kalırsa tanık dinlenmek üzere davet edilir (m. 246).

Tanık beyanı diğer delillerle birlikte tartılır; davada yararı bulunan tanık kendiliğinden dışlanmaz

Hâkim tanık beyanını değerlendirirken anlatımın görgüye mi yoksa duyuma mı dayandığına, tanığın olayı hangi konumdan öğrendiğine, anlatımın iç tutarlılığına ve dosyadaki belgelerle uyumuna bakar. Olayı bizzat gören tanığın anlatımı, olayı bir başkasından dinleyen tanığın anlatımına göre uygulamada daha güçlü kabul edilir. Birbiriyle çelişen tanık beyanları karşısında mahkeme, hangi beyana neden itibar ettiğini gerekçesinde göstermek durumundadır.

Tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşku doğuran sebepleri taraflardan biri iddia ve ispat edebilir (HMK m. 255). Bu itiraz, tanığın dinlenmesini engellemez; beyanın değerlendirilmesinde göz önüne alınır. İş davalarında aynı işverene karşı benzer davası bulunan çalışma arkadaşlarının tanıklığı bu tartışmanın en sık görüldüğü alandır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin yakın tarihli bir kararı bu yaklaşımı göstermektedir. Bir otel aşçıbaşısının fazla çalışma alacağına ilişkin davada ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi (BAM), davacı tanıklarının işverene karşı davası bulunduğu gerekçesiyle beyanlarına itibar etmemişti. Daire, işyerinde ikinci bir aşçıbaşının çalıştığının ispatlanmadığını ve işin niteliğini dikkate alarak, başka delillerle desteklendiği anlaşılan tanık beyanlarına itibar edilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı 26 Eylül 2022'de bozmuş; bu bozmaya uyularak kurulan hükmü de onamıştır (onama kararı: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/2156, K. 2025/2764, 17 Mart 2025). Davada yararı bulunan tanığın beyanı, tek başına hükme esas alınması tartışmalı olsa da, dosyadaki diğer delillerle örtüştüğü ölçüde değer kazanır.

Beyanlara itiraz, çelişkiyi belgeyle göstermelidir

Dinlemenin ardından taraflar, beyanlar hakkındaki değerlendirmelerini duruşmada sözlü olarak ya da mahkemenin verdiği süre içinde dilekçeyle bildirir. Bu dilekçenin işlevi, beyanların hangi noktada birbirleriyle ya da dosyadaki belgelerle çeliştiğini somut olarak göstermektir. Tanığın olay tarihinde işyerinde çalışmadığını gösteren sigorta kaydı, anlattığı saatte başka bir yerde bulunduğunu gösteren belge ya da beyanın dava dilekçesindeki iddiayı aşan ayrıntılar içermesi bu türden değerlendirmelerdir. Genel nitelikteki "tanık beyanlarını kabul etmiyoruz" itirazı, hâkimin takdirine yön veren bir bilgi taşımaz.

Yalan tanıklık hem ceza soruşturmasına hem yargılamanın iadesine yol açabilir

Tanığın yalan söylediğine dair yeterli delil ya da emare elde eden hâkim bir tutanak düzenleyerek derhâl Cumhuriyet başsavcılığına gönderir; tanığın ve varsa suç ortaklarının tutuklanmasına da karar verebilir (HMK m. 264). Yalan tanıklık Türk Ceza Kanunu m. 272'de ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. İfadesi karara esas alınan tanığın karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması, kesinleşmiş hükme karşı yargılamanın iadesi sebepleri arasında sayılmıştır (HMK m. 375/1-e).

İlk derece mahkemesinde dinlenmeyen tanık istinafta ancak dar bir kapıdan girer

Bölge adliye mahkemesinde yeni delillere dayanılamaz (HMK m. 357/1). İlk derece yargılamasında tanık deliline hiç dayanmamış ya da tanık listesini süresinde vermemiş taraf, istinaf aşamasında bu eksikliği yeni tanık bildirerek gideremez. Bu delil bakımından istinaf, ilk derece mahkemesinde kurulmuş olan dosyanın denetimidir; yeni bir tahkikat aşaması değildir.

Kanun bu kuralın yanında iki istisna tanır. İlk derece mahkemesinde usulüne uygun olarak gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen deliller ile mücbir bir sebeple gösterilmesine olanak bulunmayan deliller bölge adliye mahkemesince incelenebilir (HMK m. 357/3). Listede adı ve adresi bulunan, avansı yatırılmış bir tanığın gerekçesiz olarak dinlenmemesi ya da tanık dinlenmeden davanın sonuçlandırılması, birinci istisnanın tipik örneğidir.

Bu istisnadan yararlanabilmek için ilk derece aşamasında atılan adımların tutanağa yansımış olması gerekir. Tanık listesinin süresinde verildiği, avansın yatırıldığı ve tanığın dinlenmesi talebinin son duruşmaya kadar sürdürüldüğü dosyadan anlaşılmıyorsa, istinaf dilekçesinde tanığın dinlenmediğinden yakınmanın karşılığı zayıflar. Dosyalarda gördüğümüz kadarıyla sık rastlanan durum, tanığın gelmediği duruşmada dinletme talebinin tekrarlanmaması ve mahkemenin bunu tanıktan vazgeçme olarak yorumlamasıdır; bu nedenle talep her duruşmada açıkça yinelenmelidir.

Gelmeyen tanık için zorla getirme talep edilmesi, adresin yenilenmesi ya da SEGBİS yoluyla dinleme istenmesi gibi işlemlerin dilekçeyle yapılması, istinaf incelemesinde tarafın tanık delilinden vazgeçmediğini gösteren en açık kayıttır. Bölge adliye mahkemesi, dosyada bu kayıtları gördüğünde eksik kalan tanık delilini kendisi toplayabilir ya da ilk derece kararının kaldırılması yoluna gidebilir; hangisinin seçileceği eksikliğin niteliğine bağlıdır.

Sık Sorulan Sorular

Tanık gelmezse duruşma ertelenir mi?

Usulüne uygun davetiyeyle çağrılmış tanık mazeretsiz gelmezse mahkeme genellikle zorla getirme kararı verip duruşmayı erteler. Mahkeme, dinlenen diğer tanıkların anlatımıyla yeterli bilgiye ulaştığı kanaatindeyse gelmeyen tanığın dinlenmemesine de karar verebilir (HMK m. 241). Telefonla çağrılmış tanık için zorla getirme yoluna gidilemez; usulüne uygun davetiye çıkarılması gerekir.

Tanık listesine sonradan isim eklenebilir mi?

İkinci liste vermek HMK m. 240/2 ile yasaklanmıştır ve listede adı geçmeyen kişi tanık olarak dinlenmez. Bu yasağı aşmanın tek yolu HMK m. 145'teki istisnadır: yeni tanığın sonradan bildirilmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa ya da süresinde bildirilememesi tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa mahkeme izin verebilir. Bu iznin verilip verilmeyeceği hâkimin takdirindedir.

Taraflardan birinin kardeşi tanık olabilir mi?

Kardeş tanık olarak gösterilebilir ve dinlenmeyi kabul ederse yeminle dinlenir. Üçüncü derece de dâhil kan hısımları arasında yer aldığından HMK m. 248 uyarınca tanıklıktan çekinme hakkı vardır ve hâkim bu hakkı önceden hatırlatır. Aile bireyleri arasında ailevi ilişkilerden kaynaklanan mali uyuşmazlıklara ilişkin vakıalarda ise m. 251/c nedeniyle çekinme hakkı kullanılamaz.

Tanık ücretini kim öder?

Ücret ve yol gideri, tanığı gösteren tarafın yatırdığı delil avansından karşılanır. Avans kesin süre içinde yatırılmazsa o tanığın dinlenmesinden vazgeçilmiş sayılır (HMK m. 324). Davayı kaybeden taraf yargılama giderlerine mahkûm edildiğinde, karşı tarafın yaptığı tanık giderleri de bu kapsamda ondan alınır.

Başka şehirde oturan tanık duruşmaya gelmek zorunda mı?

Çağrılan tanık kural olarak davaya bakan mahkemeye gelmekle yükümlüdür ve yol, konaklama giderleri karşılanır. Mahkeme, tanığın bulunduğu yer mahkemesi tarafından istinabe yoluyla ya da SEGBİS ile bulunduğu adliyeden dinlenmesine karar verebilir (HMK m. 259/4, m. 149/2). Bu yollardan hangisinin kullanılacağına, taraf talebini de gözeterek mahkeme karar verir.

41.000 TL'yi aşan bir borç tanıkla ispatlanabilir mi?

Kural olarak 2026'da 41.000 TL'yi aşan hukuki işlemler senetle ispat edilir; sınır işlemin yapıldığı yılın rakamına göre belirlenir. Karşı tarafın hatırlatma üzerine açık muvafakati, karşı taraftan gelmiş bir delil başlangıcı ya da HMK m. 203'teki istisnalardan biri bulunursa tanık dinlenebilir. Bir trafik kazasının oluşu ya da fiilen yapılan fazla çalışma gibi maddi vakıalar ise bu sınıra tabi değildir.

Tanık yalan söylerse dava yeniden görülebilir mi?

Hâkim yalan tanıklığa dair yeterli emare görürse tutanak düzenleyip Cumhuriyet başsavcılığına bildirir (HMK m. 264). Hüküm kesinleştikten sonra, ifadesi karara esas alınan tanığın yalan tanıklık yaptığı sabit olursa yargılamanın iadesi istenebilir (HMK m. 375/1-e). Bu yol, tanığın beyanının hükme gerçekten esas alınmış olmasına bağlıdır.

Tanık deliline dayanan taraf için dava dilekçesinden duruşma gününe kadar izlenecek yol

Bu delilin akıbeti çoğu zaman duruşma salonunda değil, dilekçe aşamasında belirlenir. Dava ya da cevap dilekçesinde tanık deliline açıkça dayanılması, ispat edilecek her vakıanın tek tek yazılması ve ispat edilmek istenenin bir hukuki işlem mi yoksa maddi bir vakıa mı olduğunun önceden saptanması gerekir. Hukuki işlem söz konusuysa ve tutar işlemin yapıldığı yıldaki sınırı aşıyorsa, tanık dinletmek için hangi istisnaya dayanılacağı dilekçede gösterilmelidir.

Ön inceleme duruşmasından sonra verilen kesin süre içinde tanık listesi; her tanık için ad, soyad, tebliğe elverişli güncel adres ve o tanığın bildiği vakıayla birlikte sunulmalıdır. Liste bir kez verildiğinden, olayı bilen herkesin bu aşamada değerlendirilmesi ve adreslerin teyit edilmesi önem taşır. Delil avansı, mahkemenin avans için verdiği kesin süre içinde yatırılmalı; başka şehirdeki tanıklar için istinabe ya da SEGBİS talebi ve sorulacak sorular dilekçeyle bildirilmelidir.

Duruşma gününe yakın, tanığa davetiyenin tebliğ edilip edilmediği Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden izlenmelidir. Tebliğ yapılamamışsa tanığın duruşmada hazır bulundurulması HMK m. 243/1 uyarınca mümkündür. Gelmeyen tanık için dinletme talebinin sürdürüldüğü tutanağa geçirilmeli, karşı taraf tanığının davada yararı bulunduğu düşünülüyorsa bu itiraz HMK m. 255 uyarınca gerekçesiyle ileri sürülmelidir. Dinlenen tanık beyanlarına karşı diyecekler ise beyanların tutanağa geçtiği duruşmada ya da mahkemenin verdiği süre içinde, hangi beyanın hangi belgeyle çeliştiği gösterilerek yazılmalıdır.

Girişteki tahliye davasına dönülürse üç tanığın akıbeti bu kurallarla belirlenir. Davetiyesi usulüne uygun tebliğ edilmiş ilk tanık zorla getirilerek dinlenebilir; telefonla çağrılmışsa yeniden davetiye çıkarılır. Davacı liste vermişse, listede adı olmayan ikinci tanık salonda hazır olsa da dinlenmez (HMK m. 240/2); hiç liste verilmemiş, buna karşılık liste için kesin süre verilip dinlenme günü belirlenmiş olsaydı, o duruşmada hazır bulundurulan tanık m. 243/1 uyarınca dinlenebilirdi. Davacının kardeşi olan üçüncü tanık, evin boşaltılması gibi bir vakıa hakkında m. 248 uyarınca tanıklıktan çekinebilir.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.

Bu konuyla ilgili yazılar

Tüm yazılar