İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Gerili bir ipe takılı metal karabina, yakın plan

Kefil Olmadan Önce: Kefalet Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları, Eş Rızası ve Kefilin Sorumluluğu

Kefalet, kefilin azami miktarı, tarihi ve müteselsil sıfatını kendi el yazısıyla yazmasıyla ve evli kefilde çoğu durumda eşin yazılı rızasıyla geçerli olur. Şartlar, eş rızasının aranmadığı hâller, adi ve müteselsil kefalet farkı, rücu ve on yıllık süre TBK m. 581-603 ve Yargıtay kararlarıyla.

Yayın
31 Ekim 2026
Okuma süresi
19 dk
Hukuk alanı
Ticaret Hukuku
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
31 Ekim 2026
19 dk
okuma

Kira sözleşmesinin son sayfasında, kiracının imzasının hemen altında küçük bir kutu durur: "Müteselsil Kefil". Bir yakın kalemi uzatır, kefil adını ve imzasını atar, kâğıt bir dosyaya girer ve yıllarca kimse ona bakmaz. Sonra bir gün kefilin adına ödeme emri gelir; birikmiş kira, faiz ve masraflarla birlikte. O anda sorulan soru hep aynıdır: "Yalnızca imza atmıştım; bu borcu ödemek zorunda mıyım?"

Cevap, imzanın atıldığı kâğıdın nasıl doldurulduğuna bağlıdır. Türk Borçlar Kanunu kefaleti, borçlar hukukunun en sıkı şekil kurallarından birine bağlamıştır: kefilin sorumlu olacağı azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olduğunu kendi el yazısıyla yazması gerekir; evli kefil için çoğu durumda eşin yazılı rızası da aranır. Yazılı şekil, azami miktar, tarih ya da gerekli olduğu hâlde eşin rızası eksikse kefalet geçerli değildir ve hâkim bu eksikliği kendiliğinden gözetir; müteselsil sıfat elle yazılmamışsa ise en azından müteselsil kefalet doğmaz. Şartlar tamsa kefil, sözleşmede yazan sınıra kadar borçlunun yerine ödeme yapmakla yükümlüdür; ödediği tutarı ise borçludan geri isteyebilir.

Kefil, borçlunun ödememesinin sonuçlarını kendi malvarlığıyla üstlenir

Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 581 kefalet sözleşmesini, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlar. Sözleşmenin tarafları alacaklı ile kefildir; borçlu bu sözleşmenin tarafı değildir. Kefalette borçlu yerinden çıkmaz, yanına kefil eklenir: borç ödenmezse alacaklının başvurabileceği ikinci bir malvarlığı ortaya çıkar.

Kefalet bağımlı (fer'i) bir borçtur. TBK m. 582 uyarınca kefalet ancak mevcut ve geçerli bir borç için yapılabilir; gelecekte doğacak ya da koşula bağlı bir borç için de kurulabilir, ancak bu durumda borç doğduğunda veya koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade eder. Asıl borç herhangi bir sebeple sona erdiğinde kefil de borcundan kurtulur (TBK m. 598/1). Asıl borç ödenmiş, takas edilmiş ya da ibra edilmişse kefile başvurulması için hukuki bir dayanak kalmaz.

Kanun koyucu kefili, ilişkinin zayıf tarafı olarak görmüş ve korumuştur. TBK m. 582/3, kanundan aksi anlaşılmadıkça kefilin kefalet hükümleriyle kendisine tanınan haklardan önceden feragat edemeyeceğini düzenler. Matbu kefalet metinlerinde sık görülen "kefil, kanundan doğan bütün def'i (savunma) ve itiraz haklarından peşinen feragat eder" türü ibareler bu sınır nedeniyle kefili bağlamaz; kefilin borçlu adına ileri sürebileceği savunmalar (def'iler) sözleşmedeki bu cümleye rağmen yerinde kalır.

Kefalet yazılı şekil, el yazısıyla azami miktar ve tarih olmadan geçerli olmaz; müteselsil kefalette sıfat da elle yazılır (TBK m. 583)

TBK m. 583/1 şu hükmü içerir: "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz." Aynı fıkranın devamı, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatı ya da bu anlama gelen bir ifadeyi kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesini şart koşar. Bu şartlar, kefilin neyi imzaladığını imza anında görmesini sağlamak için konulmuştur.

Yazılı şekil ve kefilin imzası

Kefalet sözlü olarak ya da yalnız bir mesajla kurulamaz. Kefilin imzasını taşıyan yazılı bir metin gerekir. Kefaletin ayrı bir belgede yapılması zorunlu değildir; kira ya da kredi sözleşmesinin içine konulan kefalet bölümü de yeterlidir. Ancak o bölümün aşağıdaki şartları da taşıması gerekir; yalnız imzanın bulunması kefaleti geçerli kılmaz.

Azami miktar, kefilin kendi el yazısıyla

En fazla hangi tutara kadar sorumlu olacağını kefil kendi el yazısıyla yazmalıdır. Matbu metne daktiloyla ya da bilgisayarla basılmış bir rakam, kefilin el yazısıyla tekrarlanmadıkça bu şartı karşılamaz. "Kira süresince doğacak tüm borçlar", "kredinin tamamı" ya da "anapara, faiz ve fer'ileri" gibi ifadeler bir azami miktar göstermez. Rakamın belirli olması gerekir; kefilin sorumluluğu bu rakamla sınırlıdır (TBK m. 589/1).

Kefalet tarihi, yine kefilin el yazısıyla

Kefalet tarihinin de kefil tarafından elle yazılması şarttır. Tarih yalnız biçimsel bir ayrıntı değildir: on yıllık azami sürenin başlangıcı ve kefilin hangi borçlardan sorumlu olduğu bu tarihe göre belirlenir. TBK m. 589/3 uyarınca sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun yalnız kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur.

Müteselsil kefil sıfatı da kefilin el yazısıyla yazılmalıdır

Müteselsil kefalette kefil bu sıfatı ya da aynı anlama gelen bir ifadeyi ("müşterek borçlu ve müteselsil kefil" gibi) kendi el yazısıyla yazmalıdır. Kanun bu şartı, azami miktar ve tarihle aynı cümlede saymıştır. Matbu formdaki "müteselsil kefil" başlığının altına yalnız imza atılması, kanunun aradığı el yazısı şartını karşılamaz. El yazısı bulunmadığında kefalet müteselsil kefalet olarak hüküm doğurmaz; diğer şartları taşıyan belgenin adi kefalet olarak ayakta kalıp kalamayacağı ise doktrinde tartışmalıdır ve belgenin bütününe göre değerlendirilir. Hukuk Genel Kurulu'nun 2 Kasım 2022 tarihli kararındaki kredi sözleşmesinde de kefalet tarihi ve müteselsil kefil sıfatı kefilin el yazısıyla yazılmamıştı.

Sonradan yapılan değişiklikler, özel yetki ve kefil olma vaadi

Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz (TBK m. 583/3). Kredi limitinin yükseltildiği, kira bedelinin yeni bir sözleşmeyle artırıldığı durumlarda kefilin yeni tutarı da el yazısıyla kabul etmesi gerekir; aksi hâlde kefil ilk sözleşmedeki sınırla sorumlu kalır. Başkasına kendi adına kefil olma konusunda özel yetki vermek ve bir kimseye kefil olma vaadinde bulunmak da aynı şekil şartlarına bağlıdır (TBK m. 583/2). Kefalet vekâletnameyle verilecekse vekâletnamenin de azami miktar ve tarihi göstermesi gerekir.

ŞartDayanakEksikse
Yazılı şekil ve kefilin imzasıTBK m. 583/1Kefalet geçersiz
Azami miktar, kefilin el yazısıylaTBK m. 583/1Kefalet geçersiz
Kefalet tarihi, kefilin el yazısıylaTBK m. 583/1Kefalet geçersiz
Müteselsil kefil sıfatı, kefilin el yazısıyla (müteselsil kefalette)TBK m. 583/1Müteselsil kefalet doğmaz; adi kefalet olarak geçerliliği tartışmalı
Evli kefilde eşin yazılı rızası (istisnalar hariç)TBK m. 584Kefalet geçersiz
Sorumluluğu artıran sonraki değişiklikte aynı şekilTBK m. 583/3Artış hüküm doğurmaz

Şekil eksikliği bir ispat sorunu değildir; hâkim bunu kendiliğinden gözetir

Uygulamada sık karşılaştığımız bir yanılgı, kefilin imzasını inkâr etmediği ya da kefil olduğunu kabul ettiği durumda şekil eksikliğinin önemini yitirdiği düşüncesidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu soruyu açıkça karara bağlamıştır (E. 2020/457, K. 2022/1431, 2 Kasım 2022). Dosyada banka, genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan kişiye karşı itirazın iptali davası açmıştı. Davalı, hem ödeme emrine itirazında hem de cevap dilekçesinde kefil olduğunu kabul etmiş, savunmasını yalnız sorumlu olduğu limit üzerine kurmuştu. Sözleşmede kefalet tarihi ve müteselsil kefil sıfatı ise kefilin el yazısıyla yazılmamıştı.

Genel Kurul, TBK m. 583'teki şeklin bir ispat şekli değil geçerlilik şekli olduğunu, bu şekle uyulmadan yapılan kefaletin TBK m. 12/2 uyarınca hükümsüz olduğunu vurgulamıştır. Kararda, alacaklının kesin hükümsüz bir kefalet sözleşmesine dayanarak kefilden ifa isteyemeyeceği, kefilin yapacağı ödemenin de bu hükümsüzlüğü düzeltmeyeceği, kefil şekle aykırılığa dayanmak istemediğini açıkça söylese bile hâkimin bu aykırılığı dikkate alabileceği belirtilmiştir. Davanın reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararı, değişik gerekçeyle onanmıştır.

Bu karar iki pratik sonuç doğurur. Kefil şekil eksikliğini cevap dilekçesinde ileri sürmemiş olsa bile hâkim bu eksikliği gözetir; alacaklı ise kefilin kabul beyanına güvenerek geçersiz bir kefaleti ayakta tutamaz. Alacaklı bakımından şekil şartının sözleşme anında eksiksiz yerine getirilmesi, sonradan telafi edilemeyen bir zorunluluktur.

Evli kişinin kefaletinde eşin yazılı rızası aranır; kanun bu kurala istisnalar tanır

TBK m. 584/1 uyarınca eşlerden biri, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Hukuk Genel Kurulu yukarıdaki kararında, doktrine atıfla, eşin rızasına ilişkin hükmün kefaletin şekline dair bir kural olmayıp maddi bir geçerlilik koşulu olduğunu belirtmiştir. Hükmün amacı, aile malvarlığını bir eşin tek başına üstlendiği ağır bir riske karşı korumaktır.

Rıza ne zaman ve nasıl verilmelidir

Kanun, rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olmasını şart koşar. Kefalet imzalandıktan sonra alınan rıza, kanunun aradığı zaman şartını karşılamaz. Rıza yazılı olmalıdır; bankalar bunu genellikle kefalet sözleşmesiyle aynı gün imzalanan ayrı bir "eş rıza belgesi" ile sağlar. Rıza belgesinde hangi kefalete, hangi borçluya ve hangi azami tutara rıza verildiğinin anlaşılır olması, sonradan doğacak tartışmaların önüne geçer.

Sonradan yapılan değişikliklerde rıza

TBK m. 584/2, kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan değişikliklerden yalnız bazıları için eşin rızasını gerekli görür. Kefilin sorumlu olacağı miktarı artıran, adi kefaleti müteselsil kefalete dönüştüren ya da kefil yararına olan güvenceleri önemli ölçüde azaltan değişiklikler için eşin yeniden rızası gerekir. Bu sonuçları doğurmayan değişiklikler için rıza aranmaz.

Eşin rızasının aranmadığı hâller

Genel kural/istisna ilişkisi bu maddede özellikle önemlidir; çünkü 28 Mart 2013 tarihli ve 6455 sayılı Kanun'un 77. maddesiyle TBK m. 584'e eklenen üçüncü fıkra, ticari hayatta verilen kefaletlerin önemli bir bölümünü rıza şartının dışına çıkarmıştır. Güncel metne göre aşağıdaki kefaletlerde eşin rızası aranmaz:

  • Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi tarafından işletmeyle ilgili olarak verilen kefaletler.
  • Ticaret şirketinin ortağı ya da yöneticisi tarafından şirketle ilgili olarak verilen kefaletler.
  • Esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından mesleki faaliyetleriyle ilgili olarak verilen kefaletler.
  • 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilen kefaletler.
  • Tarım kredi, tarım satış, esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilen kefaletler.

Bu listeye birinci fıkradaki iki hâl de eklenmelidir: mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı bulunması ve yasal olarak ayrı yaşama hakkının doğmuş olması. İstisnaların bir kısmı kefilin kendi ticari ya da mesleki faaliyetine bağlıdır; 5570 sayılı Kanun kapsamındaki ve kooperatif ortaklarına kullandırılan kredilere ilişkin olanlar ise kefilin sıfatına değil kredinin niteliğine bakar. Şirkette ortak ya da yönetici sıfatı olmayan bir yakının şirket kredisine verdiği kefalette ya da konut kirası için verilen kefalette, kredinin niteliği başka bir istisnaya girmedikçe eşin yazılı rızası aranır. Şirket ortağının kefaletinde ise rızanın aranmaması, kefaletin "şirketle ilgili" olmasına bağlıdır; ortağın şirketle ilgisiz bir borca verdiği kefalet genel kurala tabidir.

Başka ad altında verilen kişisel güvenceler

Kefalet hükümlerinin uygulama alanı belgenin başlığıyla sınırlı değildir. TBK m. 603, kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümlerin, gerçek kişilerce kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanacağını düzenler. Metne "garanti", "taahhütname" ya da "müşterek borçlu" gibi bir başlık konulması, belgenin içeriği bir gerçek kişinin başkasının borcunu güvenceye almasıysa kefalet hükümlerinin uygulanmasını engellemez. Hangi belgenin bu kapsama girdiği somut metnin içeriğine göre belirlenir; başlık tek başına belirleyici değildir.

Adi kefil önce borçluya gidilmesini isteyebilir; müteselsil kefile doğrudan başvurulabilir

Kefaletin türü, alacaklının kime ve hangi sırayla başvurabileceğini belirler. Adi kefalette (TBK m. 585) alacaklı, borçluya başvurmadıkça kefili takip edemez. Kanun bu kuralın istisnalarını sayar: borçlu hakkındaki takibin kesin aciz belgesiyle sonuçlanması, borçlu aleyhine Türkiye'de takibin imkânsız hâle gelmesi ya da önemli ölçüde güçleşmesi, borçlunun iflasına karar verilmesi ve borçluya konkordato mühleti verilmiş olması. Alacak ayrıca rehinle güvenceye alınmışsa adi kefil, alacağın önce rehinden alınmasını isteyebilir; borçlunun iflası ya da konkordato mühleti hâlinde bu hak kullanılamaz.

Müteselsil kefalette (TBK m. 586) alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Bunun için de bir koşul vardır: borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması ya da borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacak teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, kural olarak rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz; alacağın rehinle tamamen karşılanamayacağının hâkim tarafından önceden belirlenmesi, borçlunun iflası ya da konkordato mühleti verilmesi hâllerinde bu sıra aranmaz.

KonuAdi kefalet (TBK m. 585)Müteselsil kefalet (TBK m. 586)
Alacaklının başvuru sırasıÖnce borçlu; kanundaki istisnalar dışında kefile doğrudan gidilmezBorçlu takip edilmeden kefile başvurulabilir
Kefile başvurunun koşuluKesin aciz belgesi, Türkiye'de takibin imkânsızlaşması, iflas ya da konkordato mühletiBorçlunun gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması ya da açık ödeme güçsüzlüğü
Rehinle güvenceli alacakKefil, önce rehnin paraya çevrilmesini isteyebilirTaşınmaz rehninde sıra yok; teslime bağlı taşınır rehni ve alacak rehninde kural olarak önce rehin
El yazısıyla sıfat şartıAranmaz"Müteselsil kefil" ya da aynı anlamdaki ifade el yazısıyla yazılmalı

Aynı borca birden çok kişi kefil olduğunda TBK m. 587 devreye girer. Birlikte kefalette her kefil kendi payı için adi kefil, diğerlerinin payı için kefile kefil gibi sorumlu olur. Borçluyla birlikte ya da kendi aralarında müteselsil kefil olanların her biri borcun tamamından sorumludur; ancak bir kefil, Türkiye'de takip edilebilen bütün müteselsil kefillere karşı takibe girişilmedikçe kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir. Aksine anlaşma yoksa borcu ödeyen müteselsil kefil, diğer kefillere, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde rücu edebilir (TBK m. 587/2). Birbirinden bağımsız olarak aynı borca kefil olanlarda ise her biri kefalet borcunun tamamından sorumludur ve ödeyen kefil, diğerlerine toplam kefalet miktarındaki payları oranında rücu eder (TBK m. 587/4).

Kefilin sorumluluğu sözleşmede yazan azami miktarla sınırlıdır

Kanuna göre kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumludur. Aksi kararlaştırılmamışsa bu sınır içinde kefilin sorumluluğu; asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçlarını, alacaklının borçluya karşı yürüttüğü takip ve dava masraflarını (kefile ödeme imkânı tanıyacak uygun bir süre önce bildirim yapılmışsa) ve işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait akdî faizleri kapsar. Kefilin, asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinden doğan zarardan ve ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 589/4).

Somut bir örnekle: kefil el yazısıyla "200.000 TL" yazmışsa ve borçlunun birikmiş borcu faiz ve masraflarla 320.000 TL'ye ulaşmışsa, alacaklı kefilden en fazla 200.000 TL isteyebilir. Kalan 120.000 TL için yalnız borçluya başvurulabilir. Azami miktar, kefilin hesap yapabildiği tek güvencedir; kanunun bu tutarın kefilin kendi eliyle yazılmasını istemesi de bu yüzdendir.

Kefil, borçlunun savunmalarını ileri sürebilir ve sürmek zorundadır

Kefilin savunma imkânı geniştir: TBK m. 591/1 uyarınca kefil, asıl borçluya ya da mirasçılarına ait olan ve borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan bütün def'ileri alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahip olduğu gibi, bunları ileri sürmekle de yükümlüdür. Borcun ödendiği, zamanaşımına uğradığı ya da hiç doğmadığı gibi savunmalar bu kapsamdadır. Borçlu bir def'iden vazgeçmiş olsa bile kefil o def'iyi ileri sürebilir (TBK m. 591/2). Bu savunmaları bilmeden ödeme yapan kefilin rücu hakkı korunur; ancak borçlu, kefilin bunları bildiğini ya da bilmesi gerektiğini ispat ederse kefil, savunmayı ileri sürseydi ödemeden kurtulacağı ölçüde rücu hakkını kaybeder (TBK m. 591/3).

Vade, bildirim ve zamanaşımı

Borçlunun iflası sebebiyle asıl borç daha önce muaccel (ödenebilir) hâle gelse bile, belirlenen vadeden önce kefile karşı takip yapılamaz (TBK m. 590/1). Asıl borçlu anaparanın ya da yarım yıllık faizin ödenmesinde altı ay gecikirse alacaklının durumu kefile bildirmesi gerekir; borçlunun iflası ya da konkordato mühleti hâlinde de alacaklı, alacağını kaydettirmek ve durumu kefile bildirmek zorundadır. Alacaklı bu yükümlülükleri yerine getirmezse, kefilin bundan dolayı uğradığı zarar ölçüsünde kefile karşı haklarını kaybeder (TBK m. 594). Zamanaşımı bakımından TBK m. 155/2 ve 155/3'ün kuralı yön bakımından tek taraflıdır: zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince kefile karşı da kesilmiş olur; kefile karşı kesilmesi ise asıl borçluya karşı kesilme sonucunu doğurmaz.

Ödeyen kefil alacaklının yerine geçer ve borçluya rücu eder

Kefalet, kefilin borcu nihai olarak üstlenmesi anlamına gelmez. TBK m. 596/1 uyarınca kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde onun haklarına halef olur, yani alacaklının yerine geçer; bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir. Aksi kararlaştırılmamışsa kefil, kefalet anında var olan ya da borçlu tarafından sonradan özellikle bu alacak için verilmiş rehin ve güvencelere de halef olur. Kefilin rücu alacağına ilişkin zamanaşımı, kefilin alacaklıya ödeme yaptığı anda işlemeye başlar (TBK m. 596/5).

Ödeme yapan kefilin, durumu borçluya bildirmesi gerekir (TBK m. 597). Ödeme borçluya bildirilmez ve bunu bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen borçlu da alacaklıya ayrıca öderse kefil rücu hakkını kaybeder; bu durumda kefilin alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme davası hakkı saklı kalır. Ödemenin dekontla yapılması ve borçluya yazılı bildirimle haber verilmesi, rücu aşamasında ispat sorununu büyük ölçüde ortadan kaldırır.

Ödeme yapılmadan önce de kanun kefili korur. TBK m. 595 uyarınca borçlu temerrüde düşmüşse, kefili belli bir süre içinde borçtan kurtarma vaadine aykırı davranmışsa ya da mali durumu kötüleşerek kefil için tehlike önemli ölçüde artmışsa kefil, borçludan güvence verilmesini ve borç muaccel olmuşsa borçtan kurtarılmasını isteyebilir. Alacaklının, kefilin aleyhine olarak rehin ve güvenceleri azaltması da kefilin sorumluluğunu buna uygun ölçüde azaltır (TBK m. 592/1).

Gerçek kişinin kefaleti on yıl sonra kendiliğinden sona erer

Kanun gerçek kişi kefili süreyle de korur. TBK m. 598/3, bir gerçek kişi tarafından verilmiş her türlü kefaletin, sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağını düzenler. Kefalet on yıldan uzun bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış ya da yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir (TBK m. 598/4). Süre, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla en çok on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir (TBK m. 598/5).

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin yakın tarihli bir kararı bu kuralın sonucunu açık biçimde göstermektedir (E. 2026/462, K. 2026/3757, 11 Haziran 2026). Dosyada, yurt dışında öğrenim için burs alan öğrencinin yükümlülüğüne kefil olanlar aleyhine, kefaletnamenin imzalandığı 2 Aralık 2009 tarihinden on üç yılı aşkın süre sonra, 12 Ocak 2023'te dava açılmıştı. Kefillerin 2013'te imzaladığı ek kefalet senedi ise şekil şartlarını taşımıyordu. Daire, TBK m. 583'te öngörülen şeklin geçerlilik şartı olduğunu, ek kefalet senedinin şekil şartlarını taşımaması nedeniyle hükümsüz olduğunu ve on yıllık sürenin dolmuş olması nedeniyle kefillerin borçtan sorumlu olmadığını kabul eden kararı onamıştır. Asıl borçlu öğrenci ise borçtan sorumlu tutulmuştur.

Kararın gösterdiği bir başka nokta da şudur: süre uzatılmak isteniyorsa yeni bir kâğıt imzalatmak yetmez; uzatma ya da yeni kefalet de TBK m. 583'ün bütün şartlarını taşımalıdır. Şekle aykırı bir ek senet, on yıllık sürenin işlemesini durdurmaz.

Kefaletin sona erdiği diğer hâller

  • Gelecekteki borca kefalette dönme (TBK m. 599): Borçlunun mali durumu sözleşmeden sonra önemli ölçüde bozulmuşsa ya da kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü çıkmışsa kefil, borç doğmadığı sürece alacaklıya yazılı bildirimle kefaletten dönebilir; alacaklının kefalete güvenmesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.
  • Süreli kefalet (TBK m. 600): Kefil, sürenin sonunda borcundan kurtulur.
  • Süresiz kefalet (TBK m. 601): Asıl borç muaccel olunca kefil, alacaklıdan bir ay içinde borçluya karşı dava ve takip haklarını kullanmasını ve takibe ara vermeden devam etmesini isteyebilir; adi kefil bu istemi koşulsuz, müteselsil kefil kanunun öngördüğü hâllerde ileri sürebilir. Alacaklı bu istemi yerine getirmezse kefil borcundan kurtulur.
  • Çalışanlara kefalet (TBK m. 602): Bir çalışanın işverene karşı borçlarına verilen süresiz kefalette kefil, her üç yılda bir, ertesi yılın sonunda geçerli olmak üzere sözleşmeyi feshettiğini bildirebilir.

Kira ve kredi sözleşmelerinde şekil eksikliği en çok matbu formlarda görülür

Dosyalarda gördüğümüz kadarıyla şekil eksikliklerinin büyük bölümü kötü niyetten değil, hazır formların alışkanlıkla doldurulmasından doğmaktadır. Kira sözleşmelerinde kefil bölümü çoğu zaman yalnız ad, adres ve imza satırından ibarettir; azami miktar ve tarih boş bırakılır ya da kiraya veren tarafından daktiloyla yazılır. Böyle bir metin, kefilin imzasını taşısa da TBK m. 583'ün aradığı el yazısı şartını karşılamaz.

İlişkinin yıllarca uzaması ayrı bir sorun yaratır: bedel her yıl artarken kefilin el yazısıyla kabul ettiği tutar aynı kalır; kefil, sonradan şekle uygun biçimde kabul etmedikçe bu tutarın üzerindeki borçtan sorumlu tutulamaz (TBK m. 583/3 ve m. 589/1). Sözleşmenin yenilenmesi ya da kiracının değişmesi hâlinde ise yeni borç ilişkisi için yeni ve şekle uygun bir kefalet gerekip gerekmediği, sözleşmelerin içeriğine göre ayrıca değerlendirilir.

Kredi sözleşmelerinde bankalar el yazısı şartını genellikle ayrı satırlarla karşılar; sorun daha çok limit artışlarında ve eş rızasında çıkar. Genel kredi sözleşmesinin limiti sonradan yükseltilmişse, kefilin bu artışı el yazısıyla kabul edip etmediği ve evli kefil bakımından eşin yeni tutara rıza verip vermediği ayrı ayrı incelenmelidir. Rıza istisnalarının "şirketle ilgili" ya da "mesleki faaliyetle ilgili" kefaletlerle sınırlı olduğu, şirket kredilerinde kefil olan aile bireylerinin dosyalarında sıkça gözden kaçmaktadır.

Ticari sözleşmelerde kefaletin baştan doğru kurulması, alacak tahsilinin ilk adımıdır. Sözleşme kurgusu ve güvence seçenekleri için ticari sözleşmelerin hazırlanması sayfası, takip aşaması için ticari alacak tahsili süreci sayfası bilgi verir.

Kefile ödeme emri geldiğinde geçersizlik itiraz ya da menfi tespit davasıyla ileri sürülür

İlamsız takipte kefile ödeme emri tebliğ edildiğinde, kefaletin şekle aykırılığı ya da eş rızasının yokluğu borca itiraz olarak ileri sürülebilir. İtiraz süresi, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür (İİK m. 62/1). Süre, itirazın biçimi ve alacaklının itirazın iptali ya da kaldırılması yoluna gitmesi gibi usul ayrıntıları icra takibine itiraz yazısında ayrıntılı olarak ele alınmıştır; kefil bakımından bu kurallarda bir fark yoktur.

İtiraz süresi kaçırılmış ya da takip kesinleşmişse kefil, borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir; ödeme yapılmışsa istirdat davası gündeme gelir. Davanın açılma zamanına göre takibin durdurulması için teminat ve ihtiyati tedbir koşulları değişir; bu konu menfi tespit davası yazısında ele alınmıştır. Hukuk Genel Kurulu kararının gösterdiği üzere hâkim şekil eksikliğini kendiliğinden gözetir; yine de geçersizlik sebebinin dilekçede açıkça ve dayanaklarıyla gösterilmesi, yargılamanın bu nokta üzerine kurulmasını sağlar.

Şekil şartları tamsa kefilin savunması değişir. Bu durumda tartışma, asıl borcun varlığı ve miktarı, azami miktarın aşılıp aşılmadığı, on yıllık sürenin dolup dolmadığı ve alacaklının bildirim yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği gibi sorulara kayar. Hangi savunmanın öne çıkacağı, kefalet belgesinin aslı incelenmeden belirlenemez.

Sık Sorulan Sorular

Kefil, borçlu ödeme yapmadığında borcu ödemek zorunda mıdır?

Kefalet TBK m. 583 ve m. 584'teki şartları taşıyorsa kefil, sözleşmede el yazısıyla belirttiği azami miktara kadar sorumludur. Adi kefilde alacaklının kural olarak önce borçluya başvurması gerekir. Müteselsil kefile ise borçlunun gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması ya da borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması hâlinde başvurulabilir; alacak teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehniyle güvenceliyse kural olarak önce rehin paraya çevrilir. Ödeyen kefil, ödediği tutar için borçluya rücu edebilir.

Kefil olduğunu kabul eden kişi şekil eksikliğini sonradan ileri sürebilir mi?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kefilin kefil olduğunu kabul ettiği bir dosyada bile şekil eksikliğinin hâkim tarafından kendiliğinden gözetileceğini kabul etmiştir. Kanundaki şekil bir geçerlilik şartıdır ve tarafların beyanıyla tamamlanamaz. Kefilin yaptığı ödeme de hükümsüzlüğü düzeltmez.

Eşin rızası olmadan verilen kefalet geçerli midir?

Evli kefil bakımından eşin yazılı rızası, sözleşmeden önce ya da en geç sözleşme anında verilmedikçe kefalet geçerli olmaz. Kanun bu kuralın dışında kalan hâlleri saymıştır: ayrılık kararı, yasal ayrı yaşama hakkı ve TBK m. 584/3'teki ticari ve mesleki kefaletler. Kefaletin bu istisnalardan birine girip girmediği, kefilin sıfatına ve borcun niteliğine bakılarak belirlenir.

Şirket kredisine kefil olan ortak için eşin rızası gerekir mi?

Ticaret şirketinin ortağı ya da yöneticisi şirketle ilgili olarak kefil oluyorsa eşin rızası aranmaz. Şirkette ortak ya da yönetici sıfatı olmayan bir aile bireyinin aynı krediye verdiği kefalette ise bu istisna uygulanmaz; kredinin niteliği başka bir istisnaya girmedikçe eşin yazılı rızası gerekir. Kefil ortak olsa bile, şirketle ilgisi olmayan bir borca verilen kefalette genel kural geçerlidir.

Kira sözleşmesindeki kefalet, kira yıllarca uzadıkça devam eder mi?

Gerçek kişinin kefaleti, sözleşmenin kurulmasından itibaren on yıl geçince kendiliğinden sona erer; kira ilişkisi sürse de bu süre işler. Kira bedeli artsa da kefilin sorumluluğu, el yazısıyla kabul ettiği azami miktarı aşamaz. Sürenin uzatılması, kefilin şekle uygun yazılı açıklamasıyla ve en erken sona ermeden bir yıl önce yapılabilir.

Kefil borcu ödedikten sonra parasını nasıl geri alır?

Ödeme yapan kefil, ödediği ölçüde alacaklının haklarına ve kefalet anında var olan güvencelere halef olur ve borçluya rücu eder. Rücu alacağının zamanaşımı ödeme anında işlemeye başlar. Kefilin ödemeyi borçluya bildirmesi gerekir; bildirmezse ve borçlu iyiniyetle ikinci kez öderse rücu hakkı kaybedilir.

İmzadan önce kefalet metninde kontrol edilecek beş satır

Kefalet, imza anında küçük görünen ama on yıla kadar süren bir yüktür. İmzadan önce kefil olacak kişinin metinde şu satırları bulması, alacaklının da sözleşme anında aynı satırları denetlemesi gerekir:

  1. Azami miktar: Rakam belirli mi ve kefilin kendi el yazısıyla mı yazılmış.
  2. Kefalet tarihi: Tarih kefilin el yazısıyla mı yazılmış; on yıllık süre bu tarihten hesaplanır.
  3. Kefaletin türü: "Müteselsil kefil" ifadesi kefilin el yazısıyla mı yazılmış; yoksa adi kefalet mi amaçlanmış.
  4. Eşin rızası: Kefil evliyse rıza belgesi aynı gün ya da daha önce mi imzalanmış; istisnalardan birine giriliyorsa hangisi.
  5. Sonraki değişiklikler: Limit artışı ya da sözleşme yenilemesi varsa, kefilin yeni tutarı el yazısıyla kabul edip etmediği ve eşin yeni rızası.

İlk dört satırdaki eksiklik kefaletin geçerliliğini tartışmaya açar ve alacaklı bu eksikliği sonradan tamamlayamaz; beşinci satırdaki eksiklik ise artışın kefile karşı hüküm doğurmamasıyla sonuçlanır. Hepsi tamsa kefil, azami miktar sınırı içinde borçlu gibi takip edilebilir; ancak kanunun tanıdığı rücu, bildirim ve süre korumaları kefilin yanında kalır.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.

Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Tüm Ticaret Hukuku kararları

Bu konuyla ilgili yazılar

Tüm Ticaret Hukuku yazıları