Eşlerden biri yabancı uyruklu olduğunda ya da her ikisi de yabancı olup Türkiye'de yaşadığında, boşanma davası bildik bir aile davası olmaktan çıkar. Aynı dosyada üç soru birden cevap bekler: Türk mahkemesi bu davaya bakmaya yetkili midir, hangi ülkenin hukuku uygulanacaktır ve verilecek karar sınırın öte yanında bir anlam taşıyacak mıdır? Bu sorulardan birine yanlış cevap verilmiş bir dosya, aylar sonra "müşterek millî hukuk araştırılmadan hüküm kurulamaz" gerekçesiyle bozulabilir; yabancı eşe usulüne uygun tebligat yapılmadığı için hiç yürümeyebilir ya da alınan karar eşin ülkesinde tanınmayabilir.
Ele alınan konu, Türkiye'de açılan boşanma davasıdır. Yurt dışında verilmiş bir boşanma kararının Türkiye'de tanınması ve tenfizi ayrı bir süreçtir ve yurt dışında boşanma, tanıma ve tenfiz sayfasında anlatılmıştır. Türkiye'de açılan davanın yol haritası ise üç kaynaktan okunur: 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) boşanmaya ilişkin kuralları, Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmeler ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2026 tarihli iki kararı.
Yabancılık unsuru ne zaman vardır, neden önemlidir?
Kanunun uygulama alanı MÖHUK m. 1/1'de çizilmiştir: Kanun, "yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde" uygulanacak hukuku, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini ve yabancı kararların tanınmasını düzenler. Bir boşanma davasında yabancılık unsuru genellikle şu hâllerden birinde ortaya çıkar:
- Eşlerden biri Türk, diğeri yabancı vatandaşıdır (karma evlilik).
- Her iki eş de yabancıdır ancak Türkiye'de yaşamaktadır ya da Türkiye'de mal edinmiştir.
- Her iki eş Türk vatandaşıdır ama yıllardır yurt dışında yaşamakta, evlilik yurt dışında kurulmuş ve çocuklar orada büyümektedir.
- Eşlerden biri çifte vatandaştır.
Bu unsurun varlığı, hâkimi tek başına Türk Medeni Kanunu'ndan (TMK) uzaklaştırmaz; ama önce MÖHUK'a bakmayı zorunlu kılar. Kanunun m. 2/1 hükmü açıktır: "Hâkim, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re'sen uygular." Tarafların talep etmesi beklenmez; mahkeme yabancılık unsurunu gördüğü anda uygulanacak hukuku kendiliğinden belirlemekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihmal edilmesi bozma sebebidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2026 tarihli bir kararı (2025/10230 E., 2026/5215 K., 06.05.2026) bu yükümlülüğün güncel örneğidir. Her iki eş Suriye vatandaşıdır; ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi (BAM) davayı doğrudan Türk hukukuna göre sonuçlandırmıştır. Daire, "tarafların müşterek milli hukukları araştırılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir" gerekçesiyle hükmü bozmuştur. Dosya, yıllar süren yargılamanın ardından uygulanacak hukuk sorusunun en başına dönmüştür.
Uygulamada ikinci bir kavram daha belirleyicidir: mutad mesken. Kanun bu kavramı tanımlamaz; öğreti ve içtihat, kişinin hayatının fiilî merkezini, yani sürekli kalma niyetiyle yerleştiği ve sosyal-ekonomik bağlarının yoğunlaştığı yeri anlar. İkamet izni türü, adres kaydı ya da vatandaşlık başvurusu tek başına belirleyici değildir; yıllardır süren fiilî yaşam esas alınır.
Türk mahkemesi bu davaya bakabilir mi?
Yetki sorusu uygulanacak hukuk sorusundan önce gelir ve iki ayrı kurala dayanır.
Genel kural: iç hukuktaki yetki kuralı milletlerarası yetkiyi de belirler
Milletlerarası yetki bakımından temel hüküm MÖHUK m. 40/1'dir: "Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder." Boşanmada bu iç hukuk kuralı TMK m. 168'de yer alır: dava, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılır. Buna göre Türkiye'de yerleşim yeri bulunan bir yabancı eş, karşı eşin vatandaşlığına bakılmaksızın Türk aile mahkemesinde dava açabilir; Türkiye'de yerleşik Türk eş de yurt dışındaki yabancı eşine karşı burada dava açabilir.
Türk vatandaşları için ek yetki: MÖHUK m. 41
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları için Kanun ayrı bir yetki kuralı öngörür. MÖHUK m. 41'e göre Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davaları, "yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde" Türkiye'de yer itibariyle yetkili mahkemede, bulunmaması hâlinde ilgilinin sâkin olduğu yer, Türkiye'de sâkin değilse Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesinde, o da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde görülür. Almanya'da yaşayan bir Türk vatandaşının yabancı eşine karşı Türkiye'de açtığı boşanma davası bu maddeye dayanır. Maddenin başındaki koşul belirleyicidir: aynı davanın yabancı ülkede açılmamış olması gerekir. Yurt dışında derdest (hâlen görülmekte olan) bir boşanma davası varken Türkiye'de açılan ikinci dava, karşı tarafın itirazıyla sonuçsuz kalabilir.
Her iki eş yabancı olduğunda
Tarafların ikisinin de yabancı olması Türk mahkemesinin yetkisini ortadan kaldırmaz; ölçü yine TMK m. 168'deki yerleşim yeri ve birlikte oturma ölçütleridir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin bir başka kararı (2025/5548 E., 2026/4435 K., 21.04.2026), uygulamada sık görülen bir hatayı bu noktada düzeltmiştir. Davacı kadın Mısır, davalı erkek Suudi Arabistan vatandaşıdır; evlilik 2007'de Mısır'da kurulmuş, çift 2012'den beri Türkiye'de yaşamaktadır. İlk derece mahkemesi (Yalova 1. Aile Mahkemesi), tarafların Türkiye'de nüfus kaydı bulunmadığını ve evliliğin Türk kamu düzenine aykırı bir hukuka göre kurulduğunu gerekçe göstererek davayı usulden reddetmiştir. Daire bu yaklaşımı kabul etmemiş ve ilkeyi şöyle koymuştur: "Türk vatandaşlığı ile herhangi bir ilgileri olmayan yabancıların, kimliklerini ve evli olduklarını belgelendirmeleri boşanma davası açmaları için yeterli olup, bu bilgilerin ülkemizin nüfusuna kayıtlı olması da beklenemez." Hüküm, davanın esasına girilerek TMK m. 166 çerçevesinde karara bağlanması için bozulmuştur.
Yabancı davacıdan teminat istenebilir
Türk mahkemesinde dava açan yabancı gerçek kişiler, MÖHUK m. 48/1 uyarınca yargılama giderleri ile karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermekle yükümlüdür. Aynı maddenin ikinci fıkrası, mahkemenin karşılıklılık esasına göre davacıyı teminattan muaf tutacağını öngörür. Türkiye'nin taraf olduğu 1954 tarihli Lahey Hukuk Usulüne Dair Sözleşme ve çok sayıda ikili adlî yardımlaşma anlaşması bu muafiyetin dayanağıdır. Davacı eşin ülkesiyle böyle bir sözleşme ya da fiilî karşılıklılık bulunmuyorsa, teminat konusunun dava dilekçesiyle birlikte ele alınması gecikmeyi önler. Boşanma davası açma masraflarının genel çerçevesi boşanma davası masrafları ve harçları yazısında yer alır.
Hangi ülkenin hukuku uygulanır? MÖHUK m. 14'ün üç basamağı
Boşanma davasının kalbi bu sorudadır. Kural m. 14/1'de şöyle konmuştur: "Boşanma ve ayrılık sebepleri ve hükümleri, eşlerin müşterek millî hukukuna tâbidir. Tarafların ayrı vatandaşlıkta olmaları hâlinde müşterek mutad mesken hukuku, bulunmadığı takdirde Türk hukuku uygulanır." Madde bir merdiven kurar; hâkim bu merdiveni sırayla inmek zorundadır ve basamak atlanamaz.
Birinci basamak: müşterek millî hukuk
Eşler aynı devletin vatandaşıysa, dava Türkiye'de açılmış olsa bile o devletin boşanma hukuku uygulanır. Suriye vatandaşı iki eşin Türkiye'deki boşanmasında Suriye aile hukukunun boşanma sebepleri ve sonuçları esas alınır; 2026/5215 sayılı kararın söylediği tam olarak budur. Çifte vatandaşlıkta MÖHUK m. 4 devreye girer: birden fazla vatandaşlığı olan kişi aynı zamanda Türk vatandaşıysa Türk hukuku esas alınır (m. 4/b); Türk vatandaşı değilse daha sıkı ilişkide bulunduğu devletin hukuku uygulanır (m. 4/c). Bu kurala göre Türk-Alman çifte vatandaşı bir eş ile Türk eşin boşanmasında müşterek millî hukuk Türk hukukudur.
İkinci basamak: müşterek mutad mesken hukuku
Eşlerin vatandaşlıkları farklıysa, ikisinin de mutad meskeninin bulunduğu ülke hukuku uygulanır. Bir Türk ile bir Rus vatandaşı Türkiye'de birlikte yaşıyorsa müşterek mutad mesken Türkiye'dir ve Türk hukuku uygulanır. Aynı çift Rusya'da yaşıyor ve dava MÖHUK m. 41 üzerinden Türkiye'de açılmışsa mutad mesken Rusya'dır; Türk hâkimi Rus boşanma hukukunu re'sen uygulamakla yükümlüdür. 2026/4435 sayılı kararda Daire, Mısır ve Suudi vatandaşı eşlerin 2012'den beri Türkiye'de yaşadığını tespit ederek "tarafların ortak mutad meskenleri Türkiye olup eldeki davada Türk hukukunun uygulanması gerekmektedir" sonucuna varmıştır.
Üçüncü basamak: Türk hukuku
Ne müşterek millî hukuk ne müşterek mutad mesken varsa Türk hukuku uygulanır. Ayrı vatandaşlıktaki eşlerden biri Türkiye'de, diğeri kendi ülkesinde yaşıyorsa durum genellikle budur. Türk hukukunun uygulanması, boşanma sebepleri ve kusur değerlendirmesi bakımından TMK m. 161-166'nın, tazminat ve nafaka bakımından da TMK'nın ilgili hükümlerinin doğrudan devreye girmesi anlamına gelir; süreç için çekişmeli boşanma davası rehberi geçerlidir.
Yabancı hukukun içeriği bulunamazsa ve kamu düzeni
Yabancı hukukun uygulanması gerektiğinde hâkim onun içeriğini tespit etmekle yükümlüdür; m. 2/1 uyarınca tarafların yardımını isteyebilir. Uygulamada mahkeme, Adalet Bakanlığı aracılığıyla ilgili devletten mevzuat metnini ister ya da taraflardan onaylı tercümesiyle kanun metni ve doktrin görüşü sunmalarını bekler. MÖHUK m. 2/2'ye göre yabancı hukukun olaya ilişkin hükümleri "tüm araştırmalara rağmen" tespit edilemezse Türk hukuku uygulanır. Bu hüküm bir kaçış yolu değil son çaredir; araştırma yapılmadan doğrudan Türk hukukuna geçilmesi bozma sebebidir.
Hâkimin önündeki ikinci sınır kamu düzenidir. Kanunun m. 5 hükmü uyarınca yetkili yabancı hukukun somut olaya uygulanan hükmü Türk kamu düzenine açıkça aykırıysa o hüküm uygulanmaz, gerekli görülen hâllerde Türk hukuku devreye girer. Tek taraflı boşama (talak), boşanma hakkını yalnızca bir cinse tanıyan kurallar ya da kusuru ağır yaptırımlarla cezalandıran düzenlemeler, uygulamada kamu düzenine aykırı kabul edilen kuralların tipik örnekleridir. Müdahale yine de hükme özgüdür: yabancı hukukun tamamı değil, yalnızca somut olaya uygulandığında aykırı düşen kural devre dışı kalır.
Geçici tedbirler esastan bağımsız olarak Türk hukukuna tâbidir
MÖHUK m. 14/4 açık bir istisna koyar: "Geçici tedbir taleplerine Türk hukuku uygulanır." Dava süresince tedbir nafakası, çocuğun geçici velayeti, aile konutuna ilişkin tedbirler ve çocuğun yurt dışına çıkışının yasaklanması gibi talepler, esasa hangi hukuk uygulanırsa uygulansın Türk hukukuna göre karara bağlanır. Davanın esası aylarca yabancı hukukun araştırılmasını beklese bile tedbir nafakası talebi ilk celsede Türk hukukuna göre değerlendirilebilir.
Yabancı eşe tebligat: davanın en çok zaman kaybettirdiği aşama
Türkiye'de açılan davada davalı eş yurt dışındaysa, dava dilekçesinin ona usulüne uygun tebliğ edilmesi gerekir. Tebligat yapılmadan ön inceleme aşamasına geçilemez; hatalı tebligat üzerine kurulan işlemler sonradan yok sayılabilir.
Yabancı uyruklu davalıya tebligat
7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 25 uyarınca yabancı ülkede tebligat, o ülkenin yetkili makamı aracılığıyla yapılır. Davalının bulunduğu devlet 1965 tarihli Lahey Tebligat Sözleşmesi'ne tarafsa evrak Adalet Bakanlığı üzerinden o devletin merkezî makamına gönderilir; Sözleşme'ye taraf olmayan devletlerle ikili adlî yardımlaşma anlaşmaları ya da diplomatik yol kullanılır. Evrakın alıcı devletin diline yeminli tercümesi gerekir. Uygulamada bu döngü ülkeye göre birkaç aydan bir yıla kadar sürebilir; Avrupa ülkelerinde daha kısa, adlî iş birliğinin zayıf olduğu ülkelerde çok daha uzundur. Davacı vekilinin tercüme masrafını ve tebligat süresini dava dilekçesini hazırlarken planlaması, celse aralarında kaybedilen ayları azaltır.
Yurt dışındaki Türk vatandaşı davalıya tebligat
Davalı eş yabancı ülkede yaşayan bir Türk vatandaşıysa Tebligat Kanunu m. 25/a daha hızlı bir yol açar: tebligat o yerdeki Türkiye büyükelçiliği veya konsolosluğu aracılığıyla yapılabilir. Konsolosluk, tebliğin konusunu ve hangi merciden çıktığını içeren bildirimi muhataba gönderir; bildirimin ulaştığı belgelendirildikten sonra muhatap otuz gün içinde konsolosluğa başvurmazsa tebligat otuzuncu günün bitiminde yapılmış sayılır. Karma evliliklerde bu ayrım stratejiyi doğrudan belirler: davalı yurt dışındaki Türk eşse konsolosluk yolu, yabancı eşse Lahey yolu izlenir.
Adres bilinmiyorsa
Davalı eşin yurt dışı adresi bilinmiyorsa Tebligat Kanunu m. 28 uyarınca ilanen tebligat gündeme gelir. Mahkemeler ilanen tebligata geçmeden önce adresin gerçekten araştırıldığını arar: nüfus ve adres kayıt sistemi, göç idaresi kayıtları, ilgili ülkedeki nüfus makamlarına yazılan yazılar ve davacının beyanı birlikte değerlendirilir. Araştırma yapılmadan ilanen tebligata gidilmesi, kararın yurt dışında tanınmasını da tehlikeye sokar; pek çok devlet, davalının savunma hakkının korunmadığı kararı tanımamaktadır.
Vekâletname, belgeler, dil ve duruşmaya katılım
Boşanma için özel yetkili vekâletname
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 74, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklara ilişkin davaların açılması ve takibi için vekâletnamede açık yetki bulunmasını arar. Boşanma bu kapsamdadır; genel vekâletname yeterli değildir, "boşanma davası açmaya ve takibe" özel yetki içeren fotoğraflı vekâletname gerekir. Yurt dışındaki eş bu vekâletnameyi Türk konsolosluğunda düzenletebilir ya da bulunduğu ülkenin noterinde düzenletip apostil şerhiyle Türkiye'ye gönderebilir; ayrıntılar yurt dışından vekâletname, konsolosluk ve apostil yazısında anlatılmıştır. Vekâletnamede yabancı eşin pasaportu ve varsa yabancı kimlik numarası yer almalıdır.
Evlilik ve kimlik belgeleri
Evlilik yurt dışında kurulmuşsa yabancı makamdan alınan evlilik belgesi, apostil şerhi ya da konsolosluk tasdiki ve yeminli tercümesiyle birlikte sunulur. Evliliğin Türk nüfus kütüğüne tescil edilmemiş olması davaya engel değildir; 2026/4435 sayılı kararda Daire bunu açıkça belirtmiştir. Türk vatandaşı eşin yurt dışında yaptığı evliliği Türkiye'de tescil ettirmemiş olması da davayı engellemez; ne var ki bu eksiklik kararın nüfusa işlenmesinde ek işlem doğurduğundan, tescilin dava açılmadan önce tamamlanması işleri sadeleştirir.
Tercüman ve tanıklar
Duruşma dili Türkçedir. Türkçe bilmeyen taraf ve tanıklar tercüman aracılığıyla dinlenir; HMK m. 263 tanığın Türkçe bilmemesi hâlinde tercümanla dinleneceğini düzenler ve aynı ilke tarafın dinlenmesinde de uygulanır. Tercüman ücreti gider avansından karşılanır. Yurt dışında yaşayan tanıkların dinlenmesi için istinabe yolu (tanığın başka bir mahkeme ya da yabancı makam aracılığıyla dinlenmesi) açıktır, ancak süresi uzundur. Tanıkların Türkiye'deki celseye getirilmesi ya da HMK m. 149 kapsamında ses ve görüntü nakli yoluyla dinlenmesinin talep edilmesi zaman kazandırır.
Anlaşmalı boşanmada yabancı eş bizzat bulunmalı mı?
Uygulanacak hukuk Türk hukukuysa anlaşmalı boşanma TMK m. 166/3'e tâbidir: evlilik en az bir yıl sürmüş olmalı ve hâkim tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmelidir. Bu koşul vekille yerine getirilemez; yabancı eşin duruşmada hazır bulunması gerekir. HMK m. 149 çerçevesinde ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılım talep edilebilir; talep mahkemenin takdirindedir ve uygulama mahkemeden mahkemeye değişir. Yurt dışındaki eş Türkiye'de uzun süre kalamayacaksa, protokolün kabulünü tek celseye sığdıracak bir planlama yapılması ve duruşma gününün buna göre alınması gerekir. Protokolün içeriği anlaşmalı boşanma protokolü sayfasında ele alınmıştır.
Velayet, kişisel ilişki ve çocuğun sınırın ötesine götürülmesi
Velayete uygulanacak hukuk
Boşanmada velâyet ve velâyete ilişkin sorunlar, MÖHUK m. 14/3 uyarınca m. 14/1'deki merdivene, yani boşanma statüsüne tâbidir. Çocuklar bakımından belirleyici olan ise m. 1/2'deki çekincedir: "Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır." Türkiye, 1996 tarihli Lahey Çocukların Korunması Sözleşmesi'ne taraftır ve Sözleşme Türkiye bakımından 1 Şubat 2017'de yürürlüğe girmiştir. Sözleşme, velayet sorumluluğuna ilişkin tedbirlerde kural olarak çocuğun mutad meskeni devletinin makamlarını yetkili kılar ve bu makamların kendi hukukunu uygulamasını öngörür. Sözleşmeye taraf bir devlette mutad meskeni bulunan çocuk söz konusuysa, Türk mahkemesinin velayet konusundaki yetkisi ve uygulayacağı hukuk MÖHUK'tan değil Sözleşme'den okunur. Çocuğun mutad meskeni Türkiye'deyse Türk mahkemesi yetkilidir ve velayeti Türk hukukuna göre değerlendirir; bu durumda velayet davası rehberindeki ölçütler doğrudan geçerlidir.
Yurt dışına çıkış yasağı ve ihtiyati tedbir
Karma evliliklerde en yakıcı endişe, çocuğun dava sürerken diğer ebeveyn tarafından ülke dışına götürülmesidir. Geçici tedbirler m. 14/4 gereği Türk hukukuna tâbi olduğundan, HMK m. 389 vd. çerçevesinde çocuğun yurt dışına çıkışının yasaklanması ve pasaport işlemlerinin durdurulması istenebilir. Talebin dava dilekçesiyle birlikte ve somut riski gösteren delillerle yapılması gerekir: karşı tarafın ülkesindeki aile bağları, bilet rezervasyonu, tehdit içeren mesajlar gibi. Yasak çocuğun pasaportuna işlenir ve sınır kapılarında uygulanır.
Çocuk kaçırıldıysa: 1980 Lahey Sözleşmesi
Çocuk velayet kararı verilmeden ya da karara aykırı olarak yurt dışına götürülmüşse, boşanma davası bu sorunu çözmez. Türkiye'nin taraf olduğu 1980 tarihli Lahey Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Sözleşme ve onu iç hukuka aktaran 5717 sayılı Kanun, çocuğun mutad meskenine derhal iadesini öngören ayrı bir usul kurar. Bu usul Adalet Bakanlığı merkezî makamı üzerinden işler ve boşanma davasından bağımsız olarak yürütülür. Süreç, istisnalar ve bir yıllık süre kuralı uluslararası çocuk kaçırma sayfasında ayrıntılı anlatılmıştır. Kaçırma riski dava açılmadan önce fark edilmişse, davayla birlikte ileri sürülen tedbir talebi bu riski büyük ölçüde azaltır.
Çocuğun vatandaşlığı
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m. 7 uyarınca Türk vatandaşı ana veya babadan doğan çocuk Türk vatandaşıdır. Karma evlilikten doğan çocuk çoğu zaman çifte vatandaştır; velayet düzenlemesi bu statüyü değiştirmez. Çifte vatandaşlık çocuğun iki ayrı pasaportla seyahat edebilmesi anlamına geldiğinden, yurt dışına çıkış yasağı talebinde her iki pasaportun da tedbir kapsamına alınması istenmelidir.
Nafaka ve mal rejiminde yabancılık unsuru
Eşler arasındaki nafaka
Boşanmış eşler arasındaki nafaka talepleri, MÖHUK m. 14/2 uyarınca boşanma statüsüne bağlıdır; yoksulluk nafakasına boşanmaya uygulanan hukuk uygulanır. Türk hukuku uygulanıyorsa TMK m. 175 devreye girer. Güncel bir mevzuat gelişmesi de not edilmelidir: Anayasa Mahkemesi, TMK m. 175'teki "süresiz olarak" ibaresini 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla iptal etmiştir; iptal, gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir ve o tarihe kadar madde mevcut hâliyle uygulanır. Sürecin güncel durumu nafaka yasası son durum sayfasında izlenmektedir. Dava süresince istenen tedbir nafakası ise m. 14/4 gereği, esasa uygulanan hukuktan bağımsız olarak Türk hukukuna tâbidir.
Çocuğun nafakası
Çocuk lehine iştirak nafakası farklı bir kurala bağlıdır: MÖHUK m. 19 nafaka taleplerini "nafaka alacaklısının mutad meskeni hukukuna" tâbi kılar. Türkiye'nin taraf olduğu 1973 tarihli Lahey Nafaka Yükümlülüğüne Uygulanacak Kanuna Dair Sözleşme de aynı esası benimser ve m. 1/2 gereği öncelikle uygulanır. Çocuk Türkiye'de yaşıyorsa iştirak nafakası Türk hukukuna göre, TMK m. 182 ve m. 330 çerçevesinde belirlenir; yurt dışında yaşıyorsa o ülke hukuku esas alınır. Türkiye'de belirlenen nafakanın yurt dışındaki borçludan tahsili için 1956 tarihli New York Nafaka Alacaklarının Yabancı Memleketlerde Tahsili Sözleşmesi çerçevesinde Adalet Bakanlığı aracılığıyla başvuru yapılabilir. Hesap ölçütleri iştirak nafakası sayfasında yer alır.
Mal rejimi ve taşınmazlar
Mal rejimi boşanma statüsünden ayrı bir bağlama kuralına tâbidir. Kanunun m. 15/1 hükmüne göre eşler evlenme anındaki mutad mesken veya millî hukuklarından birini açıkça seçebilir; seçim yoksa evlenme anındaki müşterek millî hukuk, o yoksa evlenme anındaki müşterek mutad mesken hukuku, o da yoksa Türk hukuku uygulanır. Bağlama anı evlenme anıdır; sonradan Türkiye'ye taşınmak tek başına Türk mal rejimini uygulanır kılmaz, ancak m. 15/3 uyarınca sonradan müşterek hukuka sahip olan eşler, üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak üzere bu yeni hukuka tâbi olabilir. En önemli istisna m. 15/2'dedir: "Malların tasfiyesinde, taşınmazlar için bulundukları ülke hukuku uygulanır." Türkiye'deki daire ya da arsa, mal rejimine hangi hukuk uygulanırsa uygulansın Türk hukukuna göre tasfiye edilir. Türk hukukunda edinilmiş mallara katılma rejiminin işleyişi boşanmada mal paylaşımı sayfasında anlatılmıştır. Eşin Türkiye'de taşınmaz edinmesine ilişkin sınırlar ise yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinmesi yazısında ele alınmıştır.
Yabancı eşin ikamet izni ve vatandaşlığı boşanmadan nasıl etkilenir?
Türk vatandaşıyla evli olduğu için aile ikamet izniyle Türkiye'de kalan yabancı eş açısından boşanma, oturma hakkını doğrudan etkiler. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m. 34/6 (YUKK m. 34/6) uyarınca boşanma hâlinde Türk vatandaşıyla evli olan yabancıya, en az üç yıl aile ikamet izniyle kalmış olmak kaydıyla kısa dönem ikamet izni verilebilir. Aynı fıkra önemli bir istisna içerir: eşin aile içi şiddet gerekçesiyle mağdur olduğu ilgili mahkeme kararıyla sabitse üç yıllık süre şartı aranmaz. Şiddet iddiası içeren boşanma dosyalarında 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma kararları ve ceza dosyaları ikamet izni başvurusunda da kullanılacağından, bu belgelerin eksiksiz biçimde saklanması gerekir. Üç yılı doldurmamış ve şiddet mağduru olmayan eşin, boşanma kesinleştikten sonra çalışma izni, öğrenci ikameti ya da başka bir ikamet türüne geçiş için önceden hazırlık yapması gerekir.
Vatandaşlık boyutu farklıdır. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m. 16, en az üç yıldan beri Türk vatandaşıyla evli olan ve evliliği devam eden yabancıya başvuru yoluyla vatandaşlık kazanma imkânı tanır. Başvuru incelemesi sürerken açılan boşanma davası, aile birliği içinde yaşama koşulunun sorgulanmasına yol açabileceğinden başvurunun akıbetini etkileyebilir. Vatandaşlık kararı kesinleştikten sonra gerçekleşen boşanma ise kazanılmış Türk vatandaşlığını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Eşin Türkiye'deki hukukî durumuna ilişkin diğer başlıklar yabancılar hukuku sayfasında bütüncül bir çerçeve içinde ele alınmıştır.
Türk mahkemesinin kararı yurt dışında geçerli olur mu?
Türkiye'de alınan boşanma kararı Türkiye'de kesinleştiği anda Türk nüfus kütüğüne işlenir. Eşin ülkesinde ise karar kendiliğinden hüküm doğurmaz; o ülkenin tanıma usulü uygulanır. Avrupa Birliği üyesi devletler arasında geçerli olan kendiliğinden tanıma düzeni Türk mahkemelerinin kararlarını kapsamaz; her devlet kararı kendi milletlerarası özel hukuk kurallarına göre inceler. Uygulamada üç belge gerekir: kesinleşme şerhli gerekçeli karar, 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi kapsamında apostil şerhi ve ilgili dile yeminli tercüme. Bazı devletler idarî makam önünde kaydı yeterli sayarken bazıları mahkeme kararı ister.
Tanıma incelemesinde en sık takılınan nokta savunma hakkıdır: davalı eşe dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, duruşmadan haberdar olup olmadığı ve kararın kendisine tebliğ edilip edilmediği sorgulanır. Türkiye'deki yargılamada tebligatın kısa yoldan değil doğru yoldan yapılması, bu yüzden kararın sınır ötesi geçerliliğinin ön koşuludur. Aynı mantık ters yönde de işler; yurt dışında verilmiş bir kararın Türkiye'de tanınma şartları tanıma ve tenfiz sayfasında ayrıntılı ele alınmıştır.
Velayet, nafaka ve tazminat hükümlerinin yabancı ülkede icrası için ise tanıma yetmez; tenfiz gerekir. Nafaka bakımından 1956 New York Sözleşmesi ve 1973 tarihli Lahey Nafaka Kararlarının Tanınması ve Tenfizine İlişkin Sözleşme kolaylaştırıcı araçlardır. Velayet ve kişisel ilişki hükümleri bakımından 1996 Lahey Sözleşmesi'ne taraf devletlerde tanıma ve tenfiz, Sözleşme'nin öngördüğü sadeleştirilmiş usulle yapılır.
Dilekçeden önce netleşmesi gereken on başlık
Dilekçe yazılmadan önce şu başlıkların netleştirilmesi, yabancılık unsuru taşıyan boşanma davasında sonraki yılların sorunlarının çoğunu baştan çözer:
- Eşlerin vatandaşlıkları ve varsa çifte vatandaşlık durumu (MÖHUK m. 4).
- Her iki eşin mutad meskeni ve bunun belgeleri (ikamet izni, iş ve okul kayıtları, kira sözleşmesi).
- Yurt dışında açılmış ya da sonuçlanmış bir boşanma davası bulunup bulunmadığı (MÖHUK m. 41 koşulu ve derdestlik, yani aynı davanın başka bir yerde hâlen görülmekte olması).
- Uygulanacak hukukun m. 14 merdivenine göre öngörülmesi; yabancı hukuk uygulanacaksa kanun metninin onaylı tercümesinin ve doktrin görüşünün hazırlanması.
- Davalıya tebligat yolu: Lahey 1965, ikili sözleşme, konsolosluk (Tebligat Kanunu m. 25/a) ya da ilanen tebligat için adres araştırması.
- Boşanma için özel yetkili, fotoğraflı vekâletname ve evlilik belgesinin apostilli tercümesi.
- Çocuk için tedbir talepleri: geçici velayet, tedbir nafakası, yurt dışına çıkış yasağı; kaçırma riski varsa 1980 Lahey hazırlığı.
- Mal rejimi için evlenme anındaki bağlama noktası ve Türkiye'deki taşınmazların dökümü.
- Yabancı eşin ikamet izni süresi ve boşanma sonrası statü planı (YUKK m. 34/6).
- Kararın yabancı ülkede tanınması için gerekecek belgelerin listesi.
Bu başlıkların çoğu, tarafların Türkiye'ye gelmesini gerektirmeden hazırlanabilir. Yurt dışında yaşayan eşler bakımından sürecin uzaktan nasıl yürütüldüğü çevrim içi görüşme ve yurt dışından dava takibi sayfalarında anlatılmaktadır. Aile hukukunun diğer başlıklarına ilişkin genel çerçeve aile hukuku sayfasında yer alır.
Sık Sorulan Sorular
Yabancı uyruklu eşimle Türkiye'de boşanabilir miyim?
Türkiye'de yerleşim yeri bulunan eş, TMK m. 168 uyarınca Türk aile mahkemesinde boşanma davası açabilir; yurt dışında yaşayan Türk vatandaşı için MÖHUK m. 41 ek bir yetki kuralı öngörür. Karşı eşin vatandaşlığı ya da Türkiye'de nüfus kaydının bulunmaması davaya engel değildir.
Davaya Türk hukuku mu, eşimin ülkesinin hukuku mu uygulanır?
Uygulanacak hukuk MÖHUK m. 14'teki merdivene göre belirlenir: eşler aynı vatandaşlıktaysa o devletin hukuku, farklı vatandaşlıktaysa ortak mutad mesken hukuku, o da yoksa Türk hukuku. Türk ile yabancı eş Türkiye'de birlikte yaşıyorsa müşterek mutad mesken Türkiye olduğundan Türk hukuku uygulanır. Hâkim bu belirlemeyi kendiliğinden yapar.
İkimiz de yabancıyız, Türkiye'de nüfus kaydımız yok; dava açabilir miyiz?
Türkiye'de nüfus kaydı bulunmayan yabancı eşler de boşanma davası açabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2026 tarihli kararında, Türk vatandaşlığıyla ilgisi olmayan yabancıların kimliklerini ve evli olduklarını belgelendirmelerinin dava açmak için yeterli olduğunu, nüfus kaydı aranamayacağını belirtmiştir. Evlilik belgesinin apostilli tercümesi ve pasaportlar bu ispat için yeterlidir.
Yurt dışındaki eşime tebligat ne kadar sürer?
Tebligat süresi ülkeye göre birkaç aydan bir yıla kadar değişebilir. Davalı Türk vatandaşıysa konsolosluk aracılığıyla yapılan tebligat (Tebligat Kanunu m. 25/a) daha hızlıdır; yabancı uyrukluysa 1965 Lahey Tebligat Sözleşmesi ya da ikili anlaşma yolu izlenir. Dilekçenin ve eklerinin tercümesinin baştan hazır olması süreyi kısaltır.
Anlaşmalı boşanma için yabancı eşimin Türkiye'ye gelmesi şart mı?
Türk hukuku uygulanıyorsa TMK m. 166/3 hâkimin tarafları bizzat dinlemesini arar; bu koşul vekille sağlanamaz. Ses ve görüntü nakli yoluyla katılım talebi mahkemenin takdirindedir. Eş Türkiye'de uzun süre kalamayacaksa protokolün kabulünü tek celseye sığdıran bir planlama, hiç gelemeyecekse çekişmeli dava yolu değerlendirilmelidir.
Eşim çocuğu kendi ülkesine götürürse ne olur?
Dava süresince yurt dışına çıkış yasağı tedbiri istenebilir; bu tedbir Türk hukukuna tâbidir. Çocuk buna rağmen götürülmüşse 1980 Lahey Sözleşmesi ve 5717 sayılı Kanun kapsamında Adalet Bakanlığı aracılığıyla iade başvurusu yapılır; bu, boşanma davasından ayrı ve öncelikli bir usuldür.
Boşanınca yabancı eşin ikamet izni iptal olur mu?
Aile ikamet izninin dayanağı evlilik olduğundan izin boşanmayla sona erer. YUKK m. 34/6 uyarınca en az üç yıl aile ikamet izniyle kalmış olan yabancı eşe kısa dönem ikamet izni verilebilir; aile içi şiddet mağduriyeti mahkeme kararıyla sabitse üç yıl şartı aranmaz. Diğer hâllerde başka bir ikamet türüne geçişin önceden planlanması gerekir.
Türkiye'de aldığım boşanma kararı eşimin ülkesinde geçerli mi?
Türkiye'de verilen boşanma kararı eşin ülkesinde kendiliğinden hüküm doğurmaz; o ülkenin tanıma usulünden geçmesi gerekir. Kesinleşme şerhli karar, apostil ve yeminli tercüme temel belgelerdir. Tanıma incelemesinde en çok davalıya usulüne uygun tebligat yapılıp yapılmadığına bakılır; Türkiye'deki yargılamada tebligatın eksiksiz yapılması sınır ötesi geçerliliğin ön koşuludur.
Türkiye'deki evimiz mal paylaşımında hangi hukuka tâbi?
Mal rejimine hangi hukuk uygulanırsa uygulansın, MÖHUK m. 15/2 gereği taşınmazların tasfiyesinde bulundukları ülke hukuku uygulanır. Türkiye'deki taşınmaz Türk hukukuna, kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimine göre tasfiye edilir.
Kararın iki ülkede hüküm doğurması dava öncesi hazırlığa bağlıdır
Yabancı uyruklu eşle boşanma, Türk aile hukukunun bilinen kurallarının üzerine üç katman ekler: milletlerarası yetki, uygulanacak hukuk ve kararın sınır ötesi geçerliliği. Bu katmanların her birinde MÖHUK belirli bir sıra öngörür; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2026 tarihli kararları, bu sıranın atlanmasının yıllar sonra bozmayla sonuçlanabildiğini göstermektedir. Müşterek millî hukuk araştırılmadan Türk hukukuna geçilmesi de, nüfus kaydı yok diye yabancı çiftin davasının usulden reddedilmesi de aynı hatanın iki yüzüdür.
Sonucu belirleyen, dava açılmadan önce yapılan hazırlıktır: vatandaşlık ve mutad meskenin belgelenmesi, doğru tebligat yolunun seçilmesi, özel yetkili vekâletname ve apostilli belgeler, çocuk için tedbir talepleri ve mal rejiminde evlenme anındaki bağlama noktasının tespiti. Bu hazırlık yapıldığında yabancılık unsuru davayı zorlaştıran bir engel olmaktan çıkar, öngörülebilir ve planlanabilir bir sürece dönüşür; alınan karar da hem Türkiye'de hem eşin ülkesinde hüküm doğurabilecek sağlamlığa kavuşur.
Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Servetini Harcayan Yaşlı Baba Kısıtlanabilir mi, Mahkeme Hangi Raporlara Bakar?
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 26.05.2021

Kredili Evde Peşinat Kişisel Maldan Ödendiyse Katılma Alacağı Nasıl Hesaplanır?
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 22.05.2018

Şiddet Gören Eş Affetmiş Sayılır mı? Altı Aylık Süre ve Af Konusunda Yargıtay Ölçütü
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 20.06.2019




