İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Pencere kenarında duran katlanmış bir mektup

Şikâyetten Vazgeçme: Hangi Suçlarda Dava Düşer, Süre ve Sonuçları (TCK m. 73)

Şikâyetten vazgeçme yalnız kanunun şikâyete bağladığı suçlarda ve hüküm kesinleşene kadar davayı düşürür. Süre, sanığın kabulü, iştirak, geri dönüş yasağı ve tazminat sonuçları güncel TCK m. 73 ve Yargıtay kararlarıyla açıklanır.

Yayın
4 Kasım 2026
Okuma süresi
17 dk
Hukuk alanı
Ceza Hukuku
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
4 Kasım 2026
17 dk
okuma

Mağdurun imzaladığı dilekçenin üzerinde 12 Aralık 2022 tarihi yazılıdır; hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ise 14 Temmuz 2023 tarihlidir. Kâğıt üzerinde vazgeçme hükümden önce yapılmış görünür. Dilekçenin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemindeki (UYAP) havale tarihi 3 Haziran 2025 olunca tablo değişir: Yargıtay 4. Ceza Dairesi (E. 2026/34, K. 2026/5937, 31 Mart 2026), hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçmenin infaza engel olmayacağını belirterek kesinleşmiş kararlara karşı olağanüstü bir yol olan kanun yararına bozma istemini reddetmiştir.

Şikâyetten vazgeçme tek cümlelik bir dilekçeyle yapılabilir; sonuçları o kadar kısa değildir. Davanın düşüp düşmeyeceği suçun şikâyete bağlı olup olmamasına, beyanın dosyaya giriş tarihine ve sanığın tutumuna göre değişir. Verilen beyandan dönülememesi ve tazminat hakkına olası etkisi de dilekçe yazılmadan önce değerlendirilmesi gereken sonuçlardır.

Vazgeçme yalnız kanunun şikâyete bağladığı suçlarda davayı düşürür

Ceza muhakemesinde temel kural, soruşturma makamlarının suç şüphesini öğrenince resen harekete geçmesidir; şikâyet bu kuralın istisnasıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (E. 2023/563, K. 2025/8, 8 Ocak 2025) ölçütü şöyle koymuştur: "Bir suç hakkında ilgili kanunda şikâyetle ilgili bir düzenleme yoksa o suçun resen takibi gereken suç olduğu anlaşılır." Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 73/4 de vazgeçmeye düşürücü etkiyi yalnız kovuşturması şikâyete bağlı suçlarda tanır.

İlk soru bu yüzden tarafların barışıp barışmadığı değil, suçun hangi fıkraya girdiğidir. Şikâyete bağlı olmayan bir suçta mağdurun "şikâyetçi değilim" demesi kamu davasını sona erdirmez. Aynı suç adının bir hâli şikâyete bağlıyken başka bir hâli resen takip edilebildiğinden, değerlendirme suçun adına göre değil, uygulanacak fıkraya göre yapılır.

Aynı suçun bir hâli şikâyete bağlı, diğeri resen takip edilebilir

Aşağıdaki tablo tam liste değildir; uygulamada en sık gündeme gelen suçların şikâyet ayrımını TCK'nın güncel metnine göre gösterir.

SuçŞikâyete bağlı hâlŞikâyet aranmayan hâl
Kasten yaralamaBasit tıbbî müdahaleyle giderilebilecek yaralama (m. 86/2)m. 86/1 kapsamındaki yaralama; eşe, boşandığı eşe, üstsoya, altsoya, kardeşe karşı ya da silahla işlenmesi (m. 86/3)
Taksirle yaralamaKural olarak suçun tamamı (m. 89/5)Birinci fıkra dışındaki yaralamanın bilinçli taksirle işlenmesi
TehditMalvarlığına büyük zarar ya da sair bir kötülük tehdidi (m. 106/1 son cümle)Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik saldırı tehdidi; m. 106/2 hâlleri
HakaretKural olarak suçun tamamı (m. 125, m. 131/1)Kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hakaret
Konut dokunulmazlığının ihlalim. 116/1 ve m. 116/2Cebir, tehdit kullanılması ya da gece vakti işlenmesi (m. 116/4)
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozmaSuçun tamamı (m. 123)Bu maddede ayrık bir hâl yoktur
Cinsel tacizTemel hâl (m. 105/1)Nitelikli hâller (m. 105/2)
Özel hayat ve haberleşmenin gizliliğim. 132, m. 133 ve m. 134 (m. 139)Kişisel verilere ilişkin m. 135, m. 136 ve m. 138
Mala zarar vermeTemel hâl (m. 151/1)Nitelikli hâller (m. 152)
Güveni kötüye kullanmaTemel hâl (m. 155/1)m. 155/2 kapsamındaki tevdi ilişkileri
Aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlalim. 233/1Hamile eşi çaresiz durumda terk (m. 233/2)

Üç suçun ayrıntısı ayrıca incelenmiştir: tehdit suçunun cezası ve fıkra ayrımı, hakaret suçunun unsurları ve aleniyet, kasten yaralamada infaz süresi kendi sayfalarında yer alır.

Aynı kavgadan doğan iki suç farklı sonuç alabilir

Tablodaki ayrımın dosyaya yansıması somut bir örnekle görülür. Bir komşu kavgasında sanığın mağdura hakaret ettiği ve "seni öldürürüm" dediği iddia edilsin. Mağdur şikâyetinden vazgeçer ve sanık buna karşı çıkmazsa hakaret davası düşer. Hayata yönelik saldırı tehdidi TCK m. 106/1'in birinci cümlesine girdiğinden şikâyete bağlı değildir ve aynı beyan o suç yönünden yargılamayı sona erdirmez.

Hakaretin kendi içinde de böyle bir sınır vardır. Kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hakaret, m. 131/1 uyarınca şikâyet kuralının dışındadır. Görev sırasındaki bir tartışma nedeniyle açılan davada görevlinin "şikâyetçi değilim" demesi, m. 73/4'teki düşme sonucunu doğurmaz.

Temel hâlin şikâyete bağlı olması nitelikli hâli kapsamaz

Yanılgıya en açık noktalardan biri budur. 2025 tarihli Genel Kurul kararında "Bir suçun temel şeklinin şikâyete tabi olması, aynı suçun nitelikli hâllerinin de şikâyete tabi olduğu anlamına gelmez." denilmiştir. Dosyada sanık, mağdura telefonla mesaj göndererek cinsel taciz suçunu işlediği iddiasıyla yargılanmış, mağdur duruşmada şikâyetinden vazgeçmiş, mahkeme de davanın düşmesine karar vermişti. Genel Kurul, TCK m. 105/2'deki nitelikli hâllerin şikâyete bağlı olmadığını oy çokluğuyla kabul ederek bu hükmü bozmuş, ancak bu arada dava zamanaşımı dolduğundan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar vermiştir.

Benzer bir örnek aile içi yaralamada görülür. TCK m. 86/3-a, eşe karşı işlenen kasten yaralamada "şikâyet aranmaksızın" cezanın artırılmasını öngörür; eşin sonradan barışıp şikâyetinden vazgeçtiğini bildirmesi, kanun bu hâli şikâyete bağlamadığı için TCK m. 73/4'teki düşme sonucunu doğurmaz. Kişisel verilerde de aynı sınır vardır: Yargıtay 12. Ceza Dairesi (E. 2024/640, K. 2026/1681, 23 Şubat 2026), TCK m. 136 kapsamındaki suçta katılan vekilinin vazgeçme ve rıza beyanını tespit etmiş, düşme kararı vermeden hükmü düzelterek onamıştır. Bu suç, m. 139 uyarınca şikâyete bağlı suçların dışındadır.

Şikâyet süresi altı aydır; hakarette ayrıca iki yıllık üst sınır vardır

Yetkili kimse TCK m. 73/1 uyarınca altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Süre fiilin işlendiği günde değil, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği ya da öğrendiği günde başlar (m. 73/2). İki bilginin birlikte gerçekleşmesi gerekir: olayı bilen ama failin kim olduğunu henüz öğrenmemiş kişi bakımından altı ay işlemeye başlamaz. Bu esnekliğin genel üst sınırı dava zamanaşımıdır.

Hakaret bu kuralın istisnasıdır. 7 Kasım 2024 tarihli 7531 sayılı Kanunun 14. maddesiyle m. 73/2'ye şu cümle eklenmiştir: "Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez." Sahte bir hesaptan yapılan hakaretin failini üç yıl sonra öğrenen mağdur bakımından öğrenme tarihinden itibaren yeni bir altı ay açılmaz; iki yıllık sınır fiil tarihinden işlemiştir. Bu sınır yalnız şikâyete bağlı hakaret için konulmuştur, tehdit ya da mala zarar verme gibi suçlara taşınmaz.

Şikâyet ve vazgeçme hakkı suçtan zarar görene aittir

Kanun m. 73/1'de "yetkili kimse"den, m. 73/4'te ise "suçtan zarar gören kişi"den söz eder. Ceza Genel Kurulu (E. 2018/589, K. 2020/421, 15 Ekim 2020), şikâyet hakkına sahip olan mağdur veya suçtan zarar görenin aynı zamanda bu haktan vazgeçme hakkına da sahip olduğunu belirtmiştir. Mağdurun yakınının, yetki belgesi bulunmadan mağdur adına verdiği beyan bu çerçevenin dışında kalır. Hakaret için ayrıca özel bir kural vardır: mağdur şikâyet etmeden önce ölürse ya da suç ölmüş kişinin hatırasına karşı işlenmişse, ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eşi veya kardeşleri şikâyette bulunabilir (m. 131/2).

İcra suçlarında şikâyet süresi üç aydır

Özel kanunlarda farklı süreler bulunabilir. İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 347, icra suçlarında şikâyet hakkının fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşeceğini düzenler. İcra mahkemesindeki bir dosyada TCK'nın altı aylık süresine güvenmek bu nedenle hak kaybına yol açabilir.

Süresinde şikâyet yoksa dava düşer

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 158/1-2 uyarınca şikâyet Cumhuriyet Başsavcılığına ya da kolluğa yapılabilir; valilik, kaymakamlık veya mahkemeye verilen şikâyet ilgili başsavcılığa gönderilir. Yazılı ya da tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılması mümkündür (m. 158/5). Süresinde şikâyet yoksa kovuşturma şartı gerçekleşmez ve dava açılmışsa CMK m. 223/8 uyarınca düşme kararı verilir.

Ters ihtimali CMK m. 158/7 düzenler: kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikâyete bağlı olduğu anlaşılırsa, "mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur". Örneğin resen takip edilen bir suçtan açılan dava yargılamada şikâyete bağlı bir fıkraya dönüşürse, mağdurdan ayrıca şikâyet dilekçesi aranmadan yargılama sürer; ancak mağdurun açık vazgeçmesi dosyanın seyrini değiştirir.

Vazgeçmenin etkisi dosyanın bulunduğu aşamaya göre değişir

2020 tarihli Genel Kurul kararına göre vazgeçme hakkı hükmün kesinleşmesine kadar kullanılabilir. Beyanın sonucu ve bunu doğuran karar aşamaya göre ayrılır.

AşamaVazgeçmenin sonucuDayanak
SoruşturmaKovuşturma olanağı kalmadığından kovuşturmaya yer olmadığı kararıTCK m. 73, CMK m. 172/1
KovuşturmaSanık karşı çıkmazsa davanın düşmesi; karşı çıkarsa yargılamanın sürmesiTCK m. 73/4, CMK m. 223/8
İstinaf ve temyizHüküm kesinleşmediğinden düşme yönünde yeniden değerlendirmeTCK m. 73/4
Hükmün kesinleşmesinden sonraCezanın infazına engel olmazTCK m. 73/4
İcra suçlarında kesinleşmeden sonraTakibi şikâyete bağlı suçlarda ceza da düşerİİK m. 354

Soruşturmada vazgeçme kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanır

Henüz iddianame düzenlenmemişse uygulanacak hüküm CMK m. 172/1'dir: Cumhuriyet savcısı, kovuşturma olanağının bulunmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Karar suçtan zarar görene ve önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir; kararda itiraz hakkı, süresi ve merci gösterilir. CMK m. 144/1-c de şikâyetten vazgeçme nedeniyle verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararını ayrıca anarak bu ihtimali tanır.

Hüküm verilmiş olması vazgeçmeyi engellemez

Mahkûmiyet kararının açıklanmış olması tek başına sınır değildir; sınır kesinleşmedir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi (E. 2025/11114, K. 2026/2954, 10 Şubat 2026), hakaret ve tehdit suçlarından verilen ve sanığa 17 Ocak 2025'te tebliğ edilen kararda, katılan vekilinin 31 Ocak 2025 tarihli vazgeçme dilekçesini ele almıştır. Vazgeçme tarihinde kararın kesinleşmediğini, sanığın da düşme talebini yerinde bulduğunu tespit eden Daire, kararı kanun yararına bozarak kamu davalarının düşmesine hükmetmiştir.

Kesinleşmenin ne zaman gerçekleştiği dosyaya göre belirlenir. İstinaf ve temyiz süresi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftadır (CMK m. 273/1, m. 291/1); süresinde başvurulmuşsa inceleme sürerken de vazgeçilebilir. Ceza Genel Kurulunun 2020 tarihli kararına (E. 2018/589, K. 2020/421) konu olan hakaret dosyasında vazgeçme dilekçesi temyiz aşamasında verilmiş, 4. Ceza Dairesi bu nedenle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi için hükmü bozmuştur. Vazgeçmek isteyen tarafın tebliğ tarihini ve kanun yolu başvurusunu kalem ya da UYAP kayıtlarından öğrenmesi gerekir.

4. Ceza Dairesi dilekçedeki tarihi değil havale tarihini esas almıştır

Girişte anılan karar bu yönüyle önemlidir: Daire, dilekçenin altındaki tarihe rağmen UYAP kayıtlarındaki havale tarihine göre sonuca varmıştır. Taraflar arasında imzalanan bir vazgeçme belgesi dosyaya sunulmadan bekletilirse, bu karardaki sonuçla karşılaşılabilir. 4. Ceza Dairesinin bu kararı karşısında belgenin imzalandığı günden çok mahkemeye ulaştığı gün önem taşıdığından, havale kaydının alınması ve örneğinin saklanması gerekir.

Açıklanan hüküm kesinleşmeden yapılan vazgeçme de davayı düşürür

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin bir dosyada da aynı sınır işlemiştir. Sanık denetim süresinde yeni bir suçtan mahkûm olunca mahkeme 13 Şubat 2023'te hükmü açıklamış, mağdur 7 Mart 2023'te şikâyetinden vazgeçmiş, hükme yapılan itiraz ise 13 Kasım 2024'te reddedilmişti. Yargıtay 4. Ceza Dairesi (E. 2025/13463, K. 2026/5089, 10 Mart 2026), kararı kanun yararına bozarak hakaret ve kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçlarından açılan kamu davalarının düşmesine karar vermiştir. Karar açıklanan hükme ilişkindir; denetim süresi devam ederken yapılan bir vazgeçmenin etkisi somut dosyanın aşaması gözetilerek ayrıca incelenmelidir.

İcra suçlarında kesinleşmeden sonra da ceza düşer

Kanundaki "kanunda aksi yazılı olmadıkça" ifadesinin somut karşılıklarından biri İİK m. 354'tür. Hükme göre, İcra ve İflas Kanununun ceza hükümlerini içeren babındaki takibi şikâyete bağlı suçlarda müşteki feragat eder ya da borcun itfa edildiği sabit olursa "dava ve bütün neticeleriyle beraber ceza düşer." Bu istisna genel ceza hukukuna taşınmaz; hakaret ya da mala zarar verme suçunda kesinleşmiş hükümden sonra verilen vazgeçme dilekçesi cezanın infazını durdurmaz.

Sanık kabul etmezse yargılama sürer, mahkûmiyet kurulamaz

Kanunda aksi yazılı olmadıkça vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez (TCK m. 73/6). Kuralın amacı sanığı korumaktır: kendini suçsuz gören kişi, davanın düşmesi yerine beraat kararı almak isteyebilir. 2020 tarihli Genel Kurul kararı, kabulün nasıl gerçekleşeceğini ve kabul edilmezse hangi hükmün kurulacağını ayrıntılı biçimde açıklar. Karar, vazgeçmenin kabule bağlanmasıyla şikâyetçinin masum bir kişiyi affetmiş gibi görünmesinin engellenmeye çalışıldığı yönündeki öğreti görüşüne de yer verir.

CMK m. 223/9 aynı yöne işaret eder: "Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez." Dosyanın mevcut durumunda beraat koşulları oluşmuşsa, vazgeçme beyanı mahkemeyi doğrudan düşme kararına götürmez.

Karara göre kabul bir şekle bağlı değildir. Yazılı ya da duruşmada sözlü olarak yapılabileceği gibi, vazgeçme iradesinin açıkça ortaya konulduğu oturumda itiraz edilmemesi suretiyle örtülü olarak da gerçekleşebilir. Yetki yönünden Genel Kurul şu sınırı çizer: "Vazgeçmeyi kabul edip etmeme sanığın tekelinde olan bir hak olup sanık müdafisinin bu konuda açıkça yetkilendirilmiş olması gerekmektedir." Müdafiin duruşmada vazgeçmeyi kabul etmediğini ya da ettiğini bildirmesi öncesinde vekâletnamedeki yetkinin kontrol edilmesi bu nedenle önem taşır.

Sanığın karşı çıkması hâlinde yargılama sürer ve iki sonuç ortaya çıkabilir. Suçun sabit olmadığı anlaşılırsa beraat kararı verilir. Suç sabit görülürse Genel Kurul, cezalandırma zorunluluğu ortadan kalktığından mahkûmiyet yerine davanın düşmesine karar verilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Mahkûmiyet kurulamayacağı oy birliğiyle, kurulacak hükmün düşme olduğu oy çokluğuyla benimsenmiştir; iki üye ceza verilmesine yer olmadığı kararı gerektiği görüşündedir. Sanık bakımından vazgeçmeyi reddetmenin sonucu bu çerçevede değerlendirilir: suç sabit görülse de kurulacak hüküm düşmedir, yargılama ise daha uzun sürer.

Sanığın hiç beyanda bulunmaması da kabul sayılabilmektedir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi (E. 2026/82, K. 2026/3571, 27 Nisan 2026), vazgeçmeye "karşı duruşları bulunmayan" sanıklar hakkında kamu davasının düşmesi gerektiğini belirtmiştir. Sanığın kabul etmediğini açıkça bildirmemesi, bu çizgi içinde düşme kararına engel görülmemektedir.

Failler birden çoksa vazgeçme hepsini kapsar, kabul kararı sanığa özgüdür

Kanunun bu noktadaki cevabı kısadır: iştirak hâlinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçme diğerlerini de kapsar (TCK m. 73/5). Mağdurun yalnız bir sanıkla anlaşıp diğerinin cezalandırılmasını istemesi kanunun bu düzenlemesiyle bağdaşmaz; aynı suça iştirak eden sanıklardan yalnız biri için verilen beyan da diğerlerine yayılır.

Kabul ise kişiseldir. Beyan bütün failleri kapsasa da m. 73/6 onu kabul etmeyen sanığı ayrı tutar; sanıklardan biri kabul eder, diğeri reddederse reddeden sanık bakımından yargılama beraat ihtimali gözetilerek sürer. Aynı dosyada bir sanık için düşme, diğeri için beraat kararı verilmesi bu yüzden mümkündür.

Mağdurlar arasındaki ilişki farklıdır. Kapsam kuralı failler için yazılmıştır; m. 73/3 de şikâyet hakkı olan birkaç kişiden birinin süreyi geçirmesinin diğerlerinin hakkını düşürmeyeceğini söyler. Aynı fiilden zarar gören iki mağdurdan birinin vazgeçmesinin diğerinin şikâyetini sona erdirdiği yönünde kanunda bir hüküm yoktur; her mağdurun beyanı kendi şikâyeti yönünden değerlendirilir.

Şikâyetten vazgeçmeden dönülemez; edime bağlı çözüm uzlaştırmadır

Sonradan "şikâyetim devam ediyor" denilmesi verilmiş beyanı ortadan kaldırmaz. 6. Ceza Dairesinin anılan kararında mağdur, mala zarar verme dosyasına 21 Ekim 2021 tarihli dilekçeyle vazgeçmesini sunmuş, 2 Mart 2022 tarihli duruşmada ise sanıklardan şikâyetçi olduğunu söylemişti. Mahkeme yargılamayı sürdürerek mahkûmiyet kararı vermiştir. Daire, "şikâyetten vazgeçmeden vazgeçmenin mümkün olmadığı" gerekçesiyle hükmü kanun yararına bozmuş ve kamu davalarının düşmesine karar vermiştir.

Bu kural özellikle ödeme karşılığında verilen vazgeçmelerde sonuç doğurur. Mağdur "taksitler ödenirse şikâyetimi geri almış olurum" düşüncesiyle dilekçe verir, ödeme yapılmazsa elinde kovuşturmayı canlandıracak ceza muhakemesi aracı kalmayabilir. Alacağı için hukuk yolu ayrı bir değerlendirmedir ve m. 73/7'ye bağlıdır.

Edime bağlı çözümün kanuni yolu uzlaştırmadır. Soruşturması ve kovuşturması şikâyete bağlı suçlar kural olarak CMK m. 253/1-a kapsamındadır. Uzlaşma sonucu edim ileri tarihe bırakılır ya da takside bağlanırsa kovuşturma evresinde durma kararı verilir ve "Uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkemece yargılamaya kaldığı yerden devam olunur." (CMK m. 254/2). Vazgeçmede bulunmayan bu güvence, iki yol arasındaki temel farktır.

Her şikâyete bağlı suç uzlaştırmaya uygun değildir. CMK m. 253/3, şikâyete bağlı olsa bile cinsel dokunulmazlığa karşı suçları, ısrarlı takibi ve 24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanundan sonra hakaret suçunun tamamını (TCK m. 125) bu yolun dışında bırakır. Bu suçlarda taraflar arasındaki anlaşmanın ceza dosyasına yansıtılması için kanunun tanıdığı başlıca araç vazgeçmedir. Usul, kapsam ve edim seçenekleri ceza davasında uzlaştırma incelemesinde ele alınmıştır.

Hakaret bakımından tarafların iradesi dışında işleyen bir başka kurum önödemedir. TCK m. 75/6-a-2, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret dışındaki hakaret suçunu önödeme hükümlerinin kapsamına alır; fail, savcılığın tebliği üzerine m. 75/1'de gösterilen tutarı ve soruşturma giderlerini on gün içinde öderse kamu davası açılmaz. Bu sonuç mağdurun vazgeçmesine bağlı olmadığından, hakaret dosyasında iki kurum birbirinden ayrı değerlendirilir.

Vazgeçme beyanı açık, dosyaya özgü ve yetkili kişiden gelmelidir

Şikâyetten vazgeçme için TCK m. 73 özel bir şekil koymaz. Yargıtay kararlarına konu dosyalarda beyan dilekçeyle olduğu kadar duruşmada sözlü olarak da verilmiştir. Şekilden bağımsız asıl ölçüt iradenin açıklığıdır: 2020 tarihli Genel Kurul kararında şikâyet hakkına sahip olanların vazgeçme iradesini hiçbir duraksamaya yol açmayacak şekilde açıklaması gerektiği belirtilmiş ve "Meşruhatlı davetiyeye rağmen duruşmaya gelmemek zımnen vazgeçme olarak kabul edilemez." denilmiştir. Meşruhatlı davetiye, gelinmemesinin sonucunu bildiren çağrı kâğıdıdır; zımnen ise örtülü biçimde demektir. Şikâyetçinin duruşmalara gelmemesi, dosyayı takip etmemesi ya da karşı tarafla barıştığını anlatması kendiliğinden vazgeçme sayılmaz.

Şikâyetten vazgeçme dilekçesinde yer alması gerekenler

  • Dosyanın bulunduğu makam ile soruşturma ya da esas numarası.
  • Beyanda bulunan kişinin kimlik bilgileri ve suçtan zarar gören sıfatı.
  • Vazgeçilen şüpheli veya sanığın adı ile hangi suç ve olay yönünden vazgeçildiği.
  • Duraksamaya yer bırakmayan vazgeçme ifadesi: "şikâyetimden vazgeçiyorum" gibi.
  • Şahsi haklara ilişkin tercih: saklı tutuluyorsa bu yön, vazgeçiliyorsa ayrıca ve açıkça yazılır.
  • Tarih ve imza; sunuşta havale kaydı.

Birden fazla suç söz konusuysa kapsamın ayrı ayrı yazılması gerekir. Aynı dosyada hem şikâyete bağlı hem resen takip edilen suçlar bulunabilir; TCK m. 106/1 son cümlesindeki tehdit ile m. 106/2'deki silahla tehdit arasındaki ayrım bunun tipik örneğidir. Beyan yalnız şikâyete bağlı kısım yönünden sonuç doğurur.

Vekilin beyanında yetki aranır, katılmadan vazgeçme ayrı kurumdur

Vazgeçme beyanı vekil aracılığıyla da verilebilir. 12. Ceza Dairesinin yukarıda anılan kararı beyanı "Vekaletnamesinde şikayetten vazgeçme yetkisi bulunan katılan vekilinin" dilekçesi olarak nitelendirir; bu yetkinin vekâletnamede tespit edilmesi, beyanın değerlendirilmesinde gözetilen bir olgudur. Sonradan yetki tartışması yaşanmaması için vekâletnamede vazgeçme yetkisinin açıkça yer alması gerekir.

Katılmadan vazgeçme ayrı bir kurumdur. CMK m. 243 katılanın vazgeçmesi ya da ölmesi hâlinde katılmanın hükümsüz kalacağını düzenler; bu hüküm katılan sıfatına ilişkindir, TCK m. 73/4 ise şikâyete. Yalnız "davaya katılmak istemiyorum" ifadesi, şikâyetten vazgeçme iradesini açıkça göstermeyebilir.

Düşme kararı ceza davasını bitirir, tazminat hakkını kendiliğinden bitirmez

Davanın düşmesi şahsi hakları kural olarak etkilemez. Kamu davasının düşmesi, malların geri alınması ve zararın tazmini için açılan şahsi hak davasını etkilemez (TCK m. 74/2). Bunun istisnası m. 73/7'dedir: kamu davası şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşmüş ve suçtan zarar gören vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamışsa artık hukuk mahkemesinde dava açamaz.

"Her türlü hakkımdan feragat ediyorum" gibi genel bir ifadenin vazgeçme dilekçesine eklenmesi, m. 73/7 karşısında maddi ve manevi tazminat talebini tartışmalı hâle getirebilir. Tazminat alınmamışsa beyanın ceza şikâyetiyle sınırlı yazılması, alınmışsa ödeme makbuzu ve ibra kapsamının ayrı belgelenmesi gerekir.

Ödenen adli para cezası ve müsadere geri alınmaz

Şikâyetten vazgeçme, TCK m. 74/1 uyarınca müsadere olunan şeylerin ya da ödenen adli para cezasının geri alınmasını gerektirmez. Hüküm kesinleşip adli para cezası ödendikten sonra verilen vazgeçme, bu tutarın iadesini sağlamaz.

Giderler Hazine üzerinde bırakılabilir, tutuklama tazminatı yolu kapanır

CMK'nın yargılama giderlerine ilişkin m. 324 ve devamında, şikâyetten vazgeçen mağdura giderleri yükleyen özel bir hüküm yer almaz. 4. Ceza Dairesinin 2026 tarihli iki düşme kararında (E. 2025/11114, K. 2026/2954 ve E. 2025/13463, K. 2026/5089) yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasına hükmedilmiştir. Ayrık bir durum olarak, suç uydurup iftirada bulunduğu sabit olan kimse bu nedenle yapılan giderleri öder (CMK m. 329).

Sanık açısından ayrıca gözetilmesi gereken sonuç tazminat yolundadır. CMK m. 144/1-c, şikâyetten vazgeçme nedeniyle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen kişilerin, kanuna uygun yakalama, adli kontrol veya tutuklama nedeniyle tazminat isteyemeyeceğini düzenler. Uzun süreli tutukluluk geçirmiş sanık için vazgeçmeyi kabul etme kararının bir yönü de budur.

Sık Sorulan Sorular

Şikâyetten vazgeçme dilekçesi nereye verilir?

Beyan dosyanın o sırada bulunduğu makama sunulur; soruşturma sürüyorsa Cumhuriyet Başsavcılığına, dava açılmışsa mahkemeye verilir. Duruşmada sözlü olarak yapılan beyan da tutanağa geçirilerek sonuç doğurur. 4. Ceza Dairesi bir kararında havale tarihini esas aldığından, dilekçenin hangi gün dosyaya girdiğinin belgelenmesi önem taşır.

Şikâyetten vazgeçen kişi aynı olay için yeniden şikâyetçi olabilir mi?

6. Ceza Dairesinin 2026 tarihli kararına göre şikâyetten vazgeçmeden vazgeçmek mümkün değildir; bu nedenle beyandan sonra yeniden şikâyetçi olunması düşme sonucunu değiştirmez. Daha sonra işlenen yeni bir fiil ise ayrı bir suçtur ve kendi süresi içinde şikâyete konu edilebilir.

Şikâyetçinin duruşmaya gelmemesi vazgeçme sayılır mı?

Bu sorunun cevabı 2020 tarihli Genel Kurul kararında açıktır: meşruhatlı davetiyeye rağmen duruşmaya gelmemek zımnen vazgeçme olarak kabul edilmez. Vazgeçme iradesinin duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanması aranır. Şikâyetçinin dosyayla ilgilenmemesi tek başına yargılamayı sona erdirmez.

Eş şikâyetinden vazgeçerse kasten yaralama davası düşer mi?

TCK m. 86/3-a eşe, boşandığı eşe, üstsoya, altsoya ve kardeşe karşı kasten yaralamada şikâyet aramadığından, bu hâlde vazgeçme m. 73/4'teki düşme sonucunu doğurmaz. Dava resen yürür ve mağdurun beyanı yalnız delil değerlendirmesinde önem taşıyabilir. Uygulanan fıkra iddianame ve hükmün gerekçesinden anlaşılır.

Hüküm kesinleştikten sonra verilen vazgeçme cezaevinden çıkmayı sağlar mı?

Genel kural olarak sağlamaz; TCK m. 73/4 hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçmenin cezanın infazına engel olmayacağını belirtir. İstisnalardan biri İİK m. 354'te düzenlenen icra suçlarıdır. Kesinleşmeden önce verilmiş olup dosyaya süresinde girmiş bir beyanın gözden kaçtığı durumlarda ise olağanüstü kanun yollarının koşulları incelenebilir.

Şikâyetten vazgeçilirse hukuk davası açılabilir mi?

Kural olarak açılabilir, çünkü TCK m. 74/2 düşmenin şahsi hak davasını etkilemediğini söyler. Vazgeçme sırasında şahsi haklardan da vazgeçildiği ayrıca açıklanmışsa m. 73/7 uyarınca hukuk mahkemesinde dava açılamaz. Dilekçedeki ifade bu iki ihtimal arasındaki farkı belirlediğinden metnin özenle kurulması gerekir.

Vazgeçme dilekçesinden önce dosyada netleşmesi gereken beş nokta

  1. Uygulanan fıkra: İddianamede veya kararda gösterilen madde ve fıkra şikâyete bağlı mıdır, yoksa nitelikli hâl veya resen takip edilen bir suç mu söz konusudur?
  2. Kesinleşme durumu: Hüküm kesinleşmiş midir; değilse istinaf veya temyiz süresi ne zaman dolmaktadır ve dilekçe bu tarihten önce dosyaya girecek midir?
  3. Sanığın tutumu: Sanık beraat hedefiyle karşı çıkacak mıdır; kabul beyanı kimden gelecek, müdafiin bu konuda yetkisi var mıdır?
  4. Şahsi haklar: Tazminat talebi saklı mı tutulacaktır, yoksa şahsi haklardan da vazgeçildiği açıklanacak mıdır?
  5. Ödeme ve geri dönüş: Anlaşma bir edime bağlıysa, beyandan dönülemeyeceği düşünülerek edim önce mi ifa edilecek, yoksa suç uzlaştırma kapsamındaysa o yol mu izlenecektir?

Bu beş sorunun cevabı netleşmeden verilen beyan, tarafların amaçladığından farklı bir hukuki sonuç doğurabilir.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.

Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Tüm Ceza Hukuku kararları

Bu konuyla ilgili yazılar

Tüm Ceza Hukuku yazıları