İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Halkaları açık duran boş bir dosya klasörü mekanizması

İçtimanın Çözülmesi Nedir? Ne Zaman İstenir, İnfaz Tarihlerine Etkisi

İçtimanın çözülmesi, koşullu salıverilme hesabı için kurulan toplama kararının kaldırılması ya da yeniden kurulmasıdır. Talebin hangi hâllerde gündeme geldiği, yetkili infaz hâkimliği, itiraz yolu ve tarihlere etkisi 5275 sayılı Kanun ve Yargıtay kararlarıyla açıklanmaktadır.

Yayın
4 Kasım 2026
Okuma süresi
17 dk
Hukuk alanı
Ceza Hukuku
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
4 Kasım 2026
17 dk
okuma

Hükümlünün eline yeni bir müddetname (cezanın başlangıç, koşullu salıverilme ve tahliye tarihlerini gösteren belge) geçer; koşullu salıverilme tarihi aylarca, kimi dosyada yıllarca ileri gitmiştir ve belgenin dayanağında daha önce görülmemiş bir toplama kararı yazılıdır. Aile ilk olarak aynı soruyu sorar: "İçtimayı çözdürebilir miyiz?" Sorunun yanıtı kanunda bu sözcüklerle aranırsa bulunamaz, çünkü 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun "içtimanın çözülmesi" diye bir kurum tanımaz. Yargıtay kararlarında ise aynı ifade, infaz hâkimliklerine yapılan gerçek bir talebin adı olarak karşımıza çıkar.

Kavramı anlamanın yolu, önce neyin çözüldüğünü doğru adlandırmaktan geçer. Çözülen şey cezalar değil, cezaları koşullu salıverilme hesabı için bir araya getiren karardır. Bu ayrım kurulduğunda hangi hâlde talep yapılacağı, kararı kimin vereceği ve sonucun tarihlere nasıl yansıyacağı da netleşir.

İçtimanın çözülmesi, toplama kararının kaldırılması ya da yeniden kurulması anlamına gelir

5275 sayılı Kanun m. 99/1 çıkış noktasını şöyle koyar: "Bir kişi hakkında hükmolunan herbir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar." Aynı fıkranın devamına göre, bir kişi hakkında başka başka kesinleşmiş hükümler bulunursa m. 107'nin uygulanabilmesi yönünden infaz hâkimliğinden bir toplama kararı istenir. Uygulamadaki "içtima kararı" budur. Kanun metninde "çözülme" sözcüğü bu anlamda geçmez; kanun yalnız toplamayı ve bu konuda karar verecek merciyi düzenler.

Terim uygulamanın ürünüdür ve Yargıtay da onu bu hâliyle kullanır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, iki ayrı dosyada "İçtimanın çözülmesi talebi üzerine yapılan inceleme" sırasında infaz hâkimlikleri arasında doğan olumsuz yetki uyuşmazlığını karara bağlamıştır (E. 2023/7082, K. 2023/8067, 10 Temmuz 2023; E. 2023/12366, K. 2024/1023, 6 Şubat 2024). Bu kararlar, talebin yargı önünde karşılığı olduğunu gösterir; ancak hangi şartlarla kabul edileceğine ilişkin bir ölçüt içermez. Ölçüt, toplama kararının niteliğinden ve m. 98 ile m. 99 hükümlerinden çıkarılır.

Pratik anlamıyla çözülme talebi, mevcut toplama kararının dayanağının değiştiğini ya da kararın baştan hatalı kurulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve gerekiyorsa yeni bir toplama yapılmasını istemektir. Cezalardan biri böyle bir talep sonucunda azalmaz; toplamadan çıkan ceza kendi hükmüyle ayakta kalır. Ceza gerçekten değişecekse bunun yolu hükme ilişkin başka bir kurumdur ve toplama kararı o değişikliği izler.

Aynı sözcüğün iki başka kullanımı karıştırılmamalıdır

"İçtima" sözcüğü ceza hukukunda hüküm aşaması için de kullanılır. Zincirleme suç, fikrî içtima ve bileşik suç, mahkemenin failin kaç suçtan sorumlu olacağını belirlerken uyguladığı kurallardır; infaz aşamasındaki toplamayla ilgileri yoktur. Bu nedenle zincirleme suç kabulüne yönelik bir itiraz, infaz hâkimliğinden istenecek bir çözülme konusu değil, hükme karşı kanun yolunun konusudur.

İkinci kullanım tekerrür değerlendirmesinde görülür. Yargıtay 2. Ceza Dairesi bir kararında, sanığın adli sicilindeki daha ağır cezayı içeren ilamın tekerrüre esas alınması gerektiğini belirtirken hükmü, ilamdaki "içtimanın çözülmesi suretiyle" 6 yıl hapis cezasına ilişkin hükümlülüğün tekerrüre esas alınacağı biçiminde düzelterek onamıştır (E. 2014/5731, K. 2015/7555, 13 Nisan 2015). Burada amaç toplama kararını kaldırmak değil, tekerrüre esas cezayı ayırt etmektir. Terim aynı, soru farklıdır.

Toplama kararı cezaları birleştirmez, yalnız koşullu salıverilme hesabını birleştirir

Çözülmenin neyi değiştirip neyi değiştirmeyeceği, toplamanın sınırlı işlevine bağlıdır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, cezaların toplanması kurumunun koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasına yönelik olduğunu vurgulamıştır (E. 2024/5595, K. 2026/1974, 13 Mart 2026). Toplama sonucunda yeni ve tek bir ceza doğmaz; her hükmün suçu, suç tarihi, koşullu salıverilme oranı ve varsa mükerrirlere özgü infaz kaydı toplamanın içinde de ayrı olarak yaşar. Hesabın adım adım nasıl yapıldığı içtimalı cezada koşullu salıverilme hesabı rehberinde ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

Bu yapının iki sonucu vardır. Birincisi, toplama kararı ortadan kalktığında hükümler etkilenmez; kesinleşmiş cezalar infaz edilmeye devam eder. İkincisi, kanun koşullu salıverilme için kurumda geçirilecek süreye yalnız birden fazla ceza bulunan hâllerde tavan koyar. Birden fazla süreli hapis cezasında bu tavan en fazla yirmi sekiz yıldır (m. 107/3-e); örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlarda ve tekerrürde en fazla otuz iki yıldır (m. 107/4-e, m. 108/1-c). Toplamanın değişmesi bu üst sınırın dosyadaki etkisini de değiştirebilir.

KurumNe yaparDayanak
Toplama (içtima) kararıAyrı hükümlerdeki cezaları koşullu salıverilme hesabı için bir araya getirir5275 m. 99/1, m. 101/2
İçtimanın çözülmesiToplama kararının kaldırılmasını ya da yeniden kurulmasını sağlar; kanunda ayrı bir kurum değil, uygulama terimidir5275 m. 98, m. 99, m. 101
Müddetnamenin düzeltilmesiToplama yerinde kalırken hatalı tarih ve oran hesabını giderir5275 m. 98/1-b; 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu m. 5
Hükme ilişkin başvuruCezanın kendisini değiştirir; toplama bu değişikliği izlerTCK m. 7; CMK m. 309, m. 311; 5275 m. 98/1-a

Talep dört durumda gündeme gelir; oran hatası ise çoğu dosyada çözülme gerektirmez

Kanun bu hâlleri tek bir maddede saymaz. Değişen hüküm, lehe kanun, hatalı kapsam ve ödenen adli para cezası biçimindeki gruplandırma, 5275 sayılı Kanun m. 98 ve m. 99 hükümleri ile Yargıtay kararlarından çıkan bir sınıflandırmadır ve her dosyanın kendi hükümleri üzerinden sınanması gerekir.

Toplanan hükümlerden birinin ortadan kalkması ya da değişmesi

Toplama kararı, dayandığı hükümler kadar geçerlidir. Bir hüküm yargılamanın yenilenmesi (CMK m. 311) sonucunda değişirse, kanun yararına bozma (CMK m. 309) ile ortadan kalkarsa ya da af kapsamına girerse kararın dayanağı da değişir. Genel af hâlinde hükmolunan cezalar bütün neticeleriyle ortadan kalkar (TCK m. 65/1); özel af ise cezanın infazına son verebilir, süresini kısaltabilir ya da cezayı adli para cezasına çevirebilir (TCK m. 65/2). Bu sonuç toplama kararının yeniden değerlendirilmesini gerektirir.

Yargılamanın yenilenmesi isteminin tek başına toplamayı etkilemediği de gözetilmelidir. CMK m. 312/1 uyarınca istem hükmün infazını ertelemez; mahkeme ise infazın geri bırakılmasına ya da durdurulmasına karar verebilir. Toplamaya dönük talep, yenileme isteminin sonuçlanmasıyla ya da mahkemenin böyle bir kararıyla somut bir dayanak kazanır.

Sonradan yürürlüğe giren lehe kanun

Failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur (TCK m. 7/2); fiil sonradan suç olmaktan çıkmışsa cezanın infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar (TCK m. 7/1). Sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün TCK m. 7 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinde karar, hükmü veren mahkemeden istenir (5275 m. 98/1-a). Mahkeme cezayı değiştirirse toplama kararı yeni ceza üzerinden kurulur; yani iki aşamalı bir süreç söz konusudur.

Bu merci kuralı, infaz düzenlemelerinin uygulanmasına genellenmemelidir. 7456 ve 7571 sayılı Kanunlarla getirilen geçici m. 10 gibi hükümler, kapsamları ve şartları kendi metinlerinden okunması gereken infaz düzenlemeleridir. Bunların uygulanmasında merci uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir: sorun çektirilecek cezanın hesabındaysa infaz hâkimliğinden karar istenir (5275 m. 98/1-b), Cumhuriyet savcısının infaza ilişkin bir kararı söz konusuysa şikâyet yolu işler (4675 sayılı Kanun m. 5). Lehe karşılaştırma ayrı bir sorudur: TCK m. 7/3 infaz rejimine ilişkin hükümlerin derhal uygulanacağını söylerken hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanları bu kuralın dışında bırakır.

Toplamaya girmemesi gereken bir cezanın karara alınması

En somut çözülme sebebi, kapsam hatasıdır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin incelediği bir dosyada Cumhuriyet başsavcılığının talebiyle önceki toplama kararı kaldırılmış; 765 sayılı TCK m. 73 uyarınca toplanan cezalar yanında, suç tarihi 1 Haziran 2005'ten sonra olan 5 ay hapis cezasının ayrıca infazına karar verilmiştir. Daire, bunun ardından cezaların ayrıca 5275 sayılı Kanun m. 99 uyarınca toplanmasına hükmedilmesini usul ve kanuna aykırı bulmuş ve bu ibareyi çıkararak hükmü düzelterek onamıştır (E. 2019/3816, K. 2021/1259, 15 Şubat 2021). Karar, 7242 sayılı Kanun'la yetkinin infaz hâkimliğine geçmesinden önceki bir toplama işlemine ilişkindir; talebin başsavcılıktan da gelebildiğini ve önceki kararın kaldırılabildiğini göstermesi bakımından yol göstericidir.

Koşullu salıverilmeden sonra gelen ceza da aynı başlıkta değerlendirilir. E. 2024/5595 sayılı dosyada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının isteminde aktarılan Ceza Genel Kurulu içtihadına göre, koşullu salıverilme tarihinden sonra kesinleşen mahkûmiyetlerin koşullu salıverilme kararı verilen cezalarla toplanmasına yasal olanak yoktur. Daire de kendi gerekçesinde koşullu salıverilme tarihinden önce kesinleşip gelen cezalar için öncelikle toplama kararı alınmasını, koşullu salıverilmesine karar verildikten sonra infaza verilen başka ceza için ise yeniden kuruma alınmayı ve ayrı değerlendirmeyi öngörmüştür. Kesinleşme tarihi bu nedenle kapsam incelemesinin ilk verisidir.

Kesinleşme şartı toplamanın kendi metninden de çıkar. m. 99/1 toplama kararını "başka başka kesinleşmiş hükümler" için öngörür; istinaf ya da temyiz incelemesi süren bir hüküm bu kapsama girmez. Karara kesinleşmemiş bir hüküm alınmışsa ya da hükmün kesinleşme tarihi yanlış kaydedilmişse, toplamanın o kaleme ilişkin dayanağı tartışmalı hâle gelir. Hüküm sonradan kesinleşip infaza geldiğinde toplama yeniden gündeme gelir; müddetnamenin birkaç kez değişmesinin sık görülen sebeplerinden biri de budur.

Toplamaya alınmış adli para cezasından çevrili hapsin ödenmesi

Adli para cezasından çevrilen ve ceza infaz kurumunda infaz edilme aşamasına gelen hapis cezaları da toplama kararına dâhil edilir (5275 m. 99/1). Hükümlü, hapis yattığı günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse hapisten çıkartılır (m. 106/8); bu tür hapsin infazında koşullu salıverilme hükümleri de uygulanmaz (m. 106/9). Ödemenin yapılması toplamadaki kalemi değiştirdiği için toplamanın yeniden kurulması ya da yalnız müddetnamenin yeniden hesaplanması gündeme gelir; kanun bu ayrımı açıkça düzenlemediğinden sonuç dosya özelinde belirlenir. Ödeme belgesinin infaz dosyasına girdiğinin ayrıca takip edilmesi gerekir.

Farklı oranların tek hesapta eritilmesi çoğu dosyada müddetname sorunudur

Süreli hapis cezalarında genel oran cezanın yarısıdır; m. 107/2'de sayılan suçlarda üçte iki, tekerrürde üçte iki (m. 108/1-d), ikinci defa tekerrürde ve m. 108/9'da sayılan suçlarda dörtte üçtür. Toplama bu oranları birleştirmez. Tek oran uygulanmışsa çoğu dosyada hata toplama kararında değil, onun üzerine düzenlenen müddetnamededir; çözülme yerine hesabın düzeltilmesi istenir. Uygulamada en sık karşılaştığımız karışıklık da budur: hesap hatası, toplamanın kendisinden kaynaklanıyormuş gibi ele alınmaktadır.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi bu ayrımı açıkça gösteren bir dosyada, hükümlünün suçları örgüt faaliyeti kapsamında işlediğine dair kesinleşen hükümlerde kabul bulunmadığını ve savcılığın bu konudaki bir tereddüdü mahkemesine götürmediğini tespit etmiştir. Bu tespit üzerine koşullu salıverilme süresinin m. 107/4-d üzerinden otuz dört yıl olarak belirlenmesinde isabet görülmemiş ve itiraz merciinin kararı kanun yararına bozulmuştur (E. 2023/5756, K. 2025/7893, 10 Kasım 2025). Karar, toplama kararının değil, ona dayanılarak düzenlenen müddetnamenin denetimine ilişkindir.

Aynı kararda mükerrir hükümlü için izlenecek yöntem de gösterilmiştir. Müebbet ve süreli hapis cezalarının her biri açısından kurumda geçirilecek süre hesaplanır; tekerrür nedeniyle eklenecek süre, mükerrirlere özgü rejime tabi her ceza üzerinden m. 108/1-d uyarınca bulunur ve toplamı, tekerrüre esas alınan cezaların en ağırıyla karşılaştırılır. Eklenecek süre bu cezayı geçemez (m. 108/2); 7550 sayılı Kanun'la eklenen cümleye göre ikinci defa tekerrür hâlinde bu sınır uygulanmaz. Toplamadan bir hüküm çıktığında bu karşılaştırmanın da yeniden yapılması gerekir, çünkü tekerrür nedeniyle eklenecek süre ve en ağır ceza değişebilir.

Talep infaz hâkimliğine yöneltilir; yetkili hâkimlik m. 101/2'deki sıraya göre bulunur

Kanun, çözülme için ayrı bir merci göstermez; cezaların toplanması konusunda yetkili hâkimliği belirler. Yetki, en fazla cezaya hükmetmiş mahkemenin bulunduğu yer infaz hâkimliğine aittir. Bu durumda birden çok infaz hâkimliği yetkiliyse son hükmü vermiş mahkemenin bulunduğu yer infaz hâkimliği karar verir (5275 m. 101/2). En fazla ceza Yargıtay tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmişse Ankara, bölge adliye mahkemesi (BAM) tarafından ilk derece sıfatıyla verilmişse BAM'ın bulunduğu il, BAM tarafından duruşma açılarak verilmişse hükmü kaldırılan ilk derece mahkemesinin bulunduğu yer infaz hâkimliği yetkilidir.

Hükümlünün bulunduğu kurumun yerindeki hâkimlik, toplama yönünden kendiliğinden yetkili sayılmaz. Bu alanda hâkimlikler arasında yetki uyuşmazlığı da çıkabilmektedir. 5. Ceza Dairesi'nin anılan iki kararında uyuşmazlık, çözülme talebi üzerine iki hâkimliğin birbirini yetkili görmesinden doğmuş ve Daire birer yetkisizlik kararını kaldırmıştır. Kararlar gerekçeyi ayrıntılandırmadığından, yetkide kanun lafzı esas alınmalı ve dilekçede en fazla cezayı içeren ilam açıkça gösterilmelidir.

Karar duruşma yapılmaksızın verilir; karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ile hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir (m. 101/1). Kanun, toplama kararını kimin isteyeceğini sınırlamaz. Uygulamada süreç çoğunlukla infazı yürüten Cumhuriyet başsavcılığından başlar; hükümlü ya da müdafii de talepte bulunabilir. Başvurunun içeriği ve dilekçe yapısı içtima çözümleme dilekçesi sayfasında, genel başvuru usulü ise infaz hâkimliği başvuru rehberinde ele alınmıştır.

Talep metninde hangi kararın neden değişmesi gerektiği somut olarak gösterilmelidir. Toplama kararının tarih ve sayısı, kapsamındaki ilamlar, her ilamın suç ve kesinleşme tarihi, ileri sürülen değişiklik ya da hatanın belgesi ve istenen sonuç ayrı ayrı yazılmalıdır. İstenen sonuç da açık olmalıdır: kararın tümüyle kaldırılması, bir hükmün karardan çıkarılması ya da toplamanın yeni ilamla yeniden kurulması farklı taleplerdir. Yalnız "içtimanın çözülmesini talep ederim" biçimindeki bir başvuru, hâkimliğin hangi eksikliği inceleyeceğini belirsiz bırakır.

SorunMerciDayanak
Toplama kararının kurulması, kaldırılması, yeniden kurulmasım. 101/2'ye göre yetkili infaz hâkimliği5275 m. 99, m. 101/2
Çektirilecek cezanın hesabında duraksamaİnfaz hâkimliği5275 m. 98/1-b
Hükmün yorumunda duraksama; sonraki kanunun TCK m. 7 kapsamında değerlendirilmesiHükmü veren mahkeme5275 m. 98/1-a
Cumhuriyet savcısının infaza ilişkin kararına şikâyetİnfaz hâkimliği4675 m. 5

Başvuru için süre ve infaza etkisi ayrı sorulardır

Hesapta duraksama nedeniyle yapılan başvuru belirli bir süreye bağlanmamıştır (5275 m. 98/1-b). On beş günlük, her hâlde otuz günlük süre yalnız 4675 sayılı Kanun m. 5'teki şikâyet yoluna ilişkindir; iki yolun süreleri birbirine karıştırılmamalıdır. Müddetnameye yönelik başvuruların ayrımı müddetname itiraz dilekçesi sayfasında anlatılmıştır.

Başvuru infazı kendiliğinden durdurmaz: m. 98/1 uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez, mahkeme ya da infaz hâkimliği olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir (m. 98/2). m. 99 uyarınca yapılan toplama talebi için de infazı durduran ayrı bir hüküm bulunmamaktadır. Hesap hatası nedeniyle kurumda fazladan geçecek bir süre söz konusuysa bu kararın başvuruyla birlikte ve gerekçeli olarak istenmesi gerekir. Geç yapılan başvuru hakkı ortadan kaldırmasa da geçen günü geri getirmez.

Karara karşı itiraz iki hafta içinde yapılır ve ağır ceza mahkemesince incelenir

5275 sayılı Kanun m. 101 uyarınca verilen kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir (m. 101/3). İnfaz hâkiminin kararlarına karşı itiraz süresi 4675 sayılı Kanun m. 6/5'te tebliğden itibaren iki hafta olarak düzenlenmiştir. CMK m. 268/1 ise kanunda ayrıca hüküm bulunmayan hâllerde süreyi kararın öğrenildiği günden başlatır. Sürenin kaçırılmaması için hesap, kararın hükümlüye ya da müdafiine ulaştığı ilk tarih üzerinden yapılmalıdır.

İtiraz, infaz hâkimliğinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine yapılır (4675 m. 6); dilekçe kararı veren mercie verilir (CMK m. 268/1). Hâkimlik itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse en çok üç gün içinde inceleme merciine gönderir (CMK m. 268/2). İtiraz kural olarak duruşma yapılmaksızın karara bağlanır; merci itirazı yerinde görürse itiraz konusu hakkında da karar verir ve itiraz üzerine verdiği karar kesindir (CMK m. 271/1, m. 271/2, m. 271/4).

Bu aşamadan sonra hükümlünün kullanabileceği olağan bir başvuru yolu kalmaz. Kanun yararına bozma yoluna başvurma yetkisi Adalet Bakanlığı'na aittir; Bakanlık istemini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirir (CMK m. 309/1). E. 2023/5756 ve E. 2024/5595 sayılı dosyalar Yargıtay'a bu yoldan gelmiştir; ancak sonuç farklıdır: birincisinde istem kabul edilmiş, ikincisinde reddedilmiştir. Bu yol, hükümlünün doğrudan işletebileceği bir hak değildir.

Çözülme, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tarihlerini yeniden hesaplatır

Toplama kararı değiştiğinde Cumhuriyet başsavcılığı yeni bir müddetname düzenler. Değişen başlıca üç tarih vardır: koşullu salıverilme tarihi, hak ederek tahliye tarihi (cezanın tamamının çekilmiş sayılacağı gün) ve denetimli serbestliğe ayrılabilecek en erken tarih. Mekanizma, tutukluluk mahsubu ve kurum değişiklikleri hesap dışında bırakılarak basit bir örnekle gösterilebilir: biri genel orana tabi 8 yıl, diğeri m. 107/2 kapsamında üçte iki orana tabi 3 yıl olan iki süreli hapis cezası toplanmış olsun.

DurumKoşullu salıverilme süresiHak ederek tahliyeDenetimli serbestlik (bir yıl)
8 yıl + 3 yıl toplanmış4 yıl + 2 yıl = 6 yıl11 yıl5. yılın sonu
3 yıllık hüküm ortadan kalkmış4 yıl8 yıl3. yılın sonu
Sonradan 2 yıllık hüküm eklenmiş (genel oran)4 yıl + 2 yıl + 1 yıl = 7 yıl13 yıl6. yılın sonu

Tablodaki son sütun, 5275 m. 105/A/1'deki genel bir yıllık süreye göre yazılmıştır. Bu usul; açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunma, iyi hâl ve talep şartlarına bağlıdır ve karar infaz hâkimine aittir. 30 Mart 2020'ye kadar işlenen ve istisna kapsamında olmayan suçlarda süre üç yıl olarak uygulanır ve bu imkân iyi hâlli olmak koşuluyla kapalı kurumdaki hükümlüleri de kapsar (geçici m. 6/1, m. 6/3). Fıkrada 2025'te eklenen cümle ise koşullu salıverilme tarihine kadar kurumda geçirilmesi gereken sürenin en az onda birinin, beş günden az olmamak üzere kurumda geçirilmesini arar; bu cümle eklendiği tarihten önce işlenen suçlara uygulanmaz (geçici m. 11).

Tarih değişikliği koşullu salıverilmeden sonraki döneme de yansır. Koşullu salıverilen hükümlünün tâbi olacağı denetim süresi, kurumda geçirilmesi gereken süre kadardır ve süreli hapislerde hak ederek tahliye tarihini geçemez (m. 107/6). Kurumda geçirilecek süre kısalır ya da uzarsa denetim süresi de onunla birlikte değişir. Örnekteki birinci durumda kurumda altı yıl geçirilmesi gerekse de hak ederek tahliyeye beş yıl kaldığından denetim süresi beş yıldır; 3 yıllık hükmün ortadan kalkması hâlinde bu süre dört yıla iner.

Önceden kullanılmış denetimli serbestlik de hesaba girer. E. 2024/5595 sayılı kararda Daire, koşullu salıverilme tarihinden önce kesinleşip gelen ceza için öncelikle toplama kararı alınması, yeni belirlenecek tarihe göre m. 105/A koşullarının değerlendirilmesi ve hükümlünün denetimli serbestlikte geçirdiği sürenin dikkate alınarak kalan sürenin belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Dosyada hükümlü, yeni ceza nedeniyle kuruma alınmış ve talebi yeni müddetnamedeki tarihlere göre değerlendirilmiştir. Somut dosyalarda aynı veriler üzerinden iki senaryonun karşılaştırılması infaz hesaplama aracıyla yapılabilir; tarihlerin müddetnamedeki yeri müddetname hesaplama sayfasında gösterilmiştir.

Toplamanın değişmesi her dosyada hükümlü lehine sonuç doğurmaz

Çözülme talebi çoğu zaman erken tahliye beklentisiyle gündeme gelir; oysa sonuç, hangi cezanın neden çıktığına bağlıdır. Bir cezanın hükümle birlikte ortadan kalkması hesabı doğal olarak kısaltır. Ceza ayakta kalıp yalnız toplamadan ayrılıyorsa süre yok olmaz, ayrı bir infaz olarak önüne gelir. Koşullu salıverilmeden sonra infaza verilen cezada hükümlünün yeniden kuruma alınması bu durumun en belirgin örneğidir; E. 2024/5595 sayılı kararda koşulları oluşursa bu ceza yönünden m. 105/A'dan yeniden yararlanılabileceği de kabul edilmiştir.

Üst sınırlar da ters yönde çalışabilir. Yirmi sekiz ve otuz iki yıllık tavanlar yalnız toplamada işlediğinden, çok yüksek toplamlı dosyalarda ayrı infaz bu korumayı ortadan kaldırabilir. Bu nedenle talepten önce iki durumun ayrı ayrı hesaplanması gerekir; yalnız koşullu salıverilme tarihine bakmak yetmez, denetimli serbestlik ve açık kuruma ayrılma tarihleri de karşılaştırılmalıdır.

Suç tarihine bağlı geçici hükümler de hesabı değiştirir. Geçici m. 10/6, 7571 sayılı Kanun'dan sonraki hâliyle 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle kurumda bulunan hükümlülere, istisna suçlar dışında, açık kuruma erken ayrılma ve denetimli serbestlikten üç yıl erken yararlanma imkânı tanır. Toplamaya bu tarihten sonra işlenmiş bir suçun cezası da girmişse maddenin nasıl uygulanacağı kanunda ayrıca düzenlenmemiştir; her ceza varlığını ayrı koruduğundan toplama kararı ve müddetname dosya özelinde incelenmelidir. Madde üzerindeki yorum farkları geçici madde 10 yorum tablosunda ayrıca işlenmiştir.

Talepten önce dosyada dört belge birlikte okunmalıdır

Çözülmenin gerekip gerekmediği, tek bir belgeye bakılarak anlaşılamaz. İncelemenin dayanağı dört belgedir: her ilamın kendisi ve kesinleşme şerhi, toplama kararı, en son müddetname ve varsa önceki müddetnameler. Dosyalarda gördüğümüz kadarıyla sorun, çoğu zaman belgelerin birbiriyle karşılaştırılmasıyla ortaya çıkar.

  • İlamlar: Suç türü, suç tarihi, mükerrirlere özgü infaz kaydı, örgüt faaliyeti kabulü ve kesinleşme tarihi her hüküm için ayrı ayrı çıkarılmalıdır.
  • Toplama kararı: Kararda sayılan ilamların tamamı, cezanın süresi ve kararın dayandığı madde kontrol edilmeli; kararı veren hâkimliğin en fazla cezayı içeren hükme göre yetkili olup olmadığına bakılmalıdır.
  • En son müddetname: Her cezaya uygulanan oran, mahsup edilen süreler ve tarihler toplama kararıyla karşılaştırılmalıdır.
  • Önceki müddetname: Tarihin neden değiştiği, yeni gelen ilamın kesinleşme tarihi ile önceki koşullu salıverilme tarihi karşılaştırılarak incelenmelidir.

Bu karşılaştırmanın sonunda sorunun yeri belirlenir. Hata toplanan cezaların kapsamındaysa çözülme talebi, oran ve tarih hesabındaysa m. 98/1-b başvurusu, cezanın kendisindeyse hükme ilişkin yol gündeme gelir. Yanlış yola başvurulması, talebin görev ya da yetki yönünden geri dönmesine ve sürecin uzamasına yol açabilir. 4675 sayılı Kanun m. 6/1 de infaz hâkiminin başka bir yargı merciinin görevine giren şikâyet başvurusunu o mercie göndereceğini öngörür; bu gönderme, geçen zamanı telafi etmez.

Sık Sorulan Sorular

İçtimanın çözülmesi ne demek?

İfade, cezaları koşullu salıverilme hesabı için bir araya getiren toplama kararının kaldırılmasını ya da yeniden kurulmasını anlatır. 5275 sayılı Kanun bu sözcüğü kullanmaz; kanundaki kurum m. 99'daki toplama kararıdır. Terim Yargıtay kararlarında talebin adı olarak geçer.

İçtima çözülünce ceza azalır mı?

Toplamanın kaldırılması tek başına cezayı azaltmaz, çünkü her ceza zaten varlığını ayrı olarak korur (5275 m. 99/1). Ceza ancak hükümde bir değişiklik, af ya da lehe kanun uygulaması gibi hükme ilişkin bir sebeple değişir. Toplamadan ayrılan ve ayakta kalan ceza ayrıca infaz edilir.

İçtimanın çözülmesi talebi hangi hâkimliğe yapılır?

Talep, en fazla cezaya hükmetmiş mahkemenin bulunduğu yer infaz hâkimliğine yöneltilir; birden çok hâkimlik yetkiliyse son hükmü veren mahkemenin bulunduğu yer esas alınır (m. 101/2). Hükümlünün bulunduğu kurumun yeri bu sıralamada ölçüt değildir. Hâkimlikler arasında olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa Yargıtay bu uyuşmazlığı çözer.

Talep için bir süre var mı?

Toplama kararı ya da cezanın hesabındaki duraksama için kanunda belirli bir başvuru süresi öngörülmemiştir (m. 98/1-b, m. 99). Süre, verilen karara karşı itiraz bakımından söz konusudur ve iki haftadır. Cumhuriyet savcısının işlemine karşı şikâyet yoluna gidiliyorsa 4675 sayılı Kanun m. 5'teki on beş ve otuz günlük süreler ayrıca gözetilmelidir.

Çözülme talebi infazı durdurur mu?

Kanun, m. 98/1 uyarınca yapılan başvuruların infazı ertelemeyeceğini açıkça söyler; mahkeme ya da infaz hâkimliği ise olayın özelliğine göre erteleme veya durdurma kararı verebilir (5275 m. 98/2). Toplama talebi için infazı durduran ayrı bir hüküm de yoktur. Bu nedenle ivedilik taşıyan dosyalarda erteleme isteminin ayrıca ve gerekçesiyle yazılması gerekir.

Koşullu salıverildikten sonra gelen ceza eski cezayla toplanır mı?

Daire, E. 2024/5595 sayılı kararında koşullu salıverilme tarihinden önce kesinleşip gelen cezalar için toplama kararı alınacağını, koşullu salıverilmeden sonra infaza verilen ceza için ise ayrı infaz değerlendirmesi yapılacağını belirtmiştir. Hükümlü bu ikinci hâlde kuruma yeniden alınabilir ve koşulları varsa denetimli serbestlikten yeniden yararlanabilir. Tarihlerin karşılaştırılmasında kesinleşme tarihi belirleyicidir.

Yeni bir içtima kararı görüldüğünde sırayla sorulacak üç soru

Birinci soru, toplama kararındaki her hükmün o tarihte kesinleşmiş ve infazı mümkün bir hüküm olup olmadığıdır. Yanıt olumsuzsa konu kapsam hatasıdır ve çözülme talebinin asıl alanı burasıdır. İkinci soru, kararın bir önceki hâline göre neyin değiştiğidir; yeni gelen ilamın kesinleşme tarihi önceki koşullu salıverilme tarihiyle karşılaştırılarak yanıtlanır. Üçüncü soru ise hatanın kararda mı, müddetnamede mi, yoksa hükmün kendisinde mi olduğudur.

Bu üç sorunun yanıtı, başvurulacak merciyi ve kullanılacak yolu belirler. Verilen karara karşı iki haftalık itiraz süresi gözetilmeli; başvurunun infazı kendiliğinden durdurmadığı da hesaba katılmalıdır. Tarih karşılaştırması yapılmadan verilen bir talep, hükümlünün aleyhine işleyen bir toplamayı değiştirmeyebilir ya da beklenenin tersine yeni bir ayrı infaz doğurabilir.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.

Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Tüm Ceza Hukuku kararları

Bu konuyla ilgili yazılar

Tüm Ceza Hukuku yazıları