Satın alındığı gün gösterge panelinde 92.000 kilometre yazan bir otomobil, ilk bakımda yetkili servisin kayıtlarına bakıldığında üç yıl önce 210.000 kilometreyle bakıma girmiş çıkar. Bir başka alıcı, aracı sattıktan sonra yeni alıcının sorgusunda kendi bilmediği bir ağır hasar kaydıyla karşılaşır. Satış sözleşmesinde "aracı gördüm, beğendim, kabul ettim" yazar; satıcı ya galeridir ya da aracı ilan sitesinden satan bir bireydir. İki ayrıntı, yani kimden satın alındığı ve ayıbın ne zaman fark edildiği, hangi kanunun uygulanacağını, hangi sürenin işlediğini ve hangi mercie gidileceğini birlikte belirler.
Galeriden mi şahıstan mı: uygulanacak kanunu satıcının sıfatı belirler
İkinci el araç uyuşmazlığında ilk soru, satışın tüketici işlemi olup olmadığıdır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 3, satıcıyı "ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak, tüketiciyi de "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden" kişi olarak tanımlar. Aracı kişisel kullanım için galeriden alan birey tüketicidir; galeri satıcıdır ve uyuşmazlık 6502 sayılı Kanun'a tabidir. Aynı aracı başka bir bireyden alan kişi ise tüketici işlemi kurmuş sayılmaz; o ilişkiye Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 219 ile m. 231 arasındaki ayıba karşı tekeffül hükümleri uygulanır.
Aracılık yapan galeri de satıcı sayılır
Uygulamada sık karşılaştığımız savunma, galerinin "araç benim değildi, sahibi adına sattım" demesidir. Kanun tanımı bu savunmaya alan bırakmaz: mal sunanın "adına ya da hesabına hareket eden" kişi de satıcıdır. Ruhsatta başka bir bireyin adı yazsa, noter sözleşmesini o birey imzalasa bile, aracı vitrinine koyan, ilanı veren, pazarlığı yapan ve bedeli tahsil eden işletme tüketiciye karşı satıcı sıfatı taşır. Bu nedenle sözleşmenin yanında galerinin ilan kayıtları, ödeme dekontları ve yazışmalar da dosyaya girmelidir; satıcı sıfatı çoğu zaman bu belgelerden ispat edilir.
Şahıstan alımda Türk Borçlar Kanunu uygulanır
İki birey arasındaki satışta tüketici mahkemesinin özel kuralları, hakem heyeti yolu ve altı aylık ispat karinesi devreye girmez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kilometresi düşürülmüş bir aracın iki birey arasındaki satışına ilişkin kararında bu ayrımı açıkça yapmıştır: Daire'ye göre dava "konusu itibariyle tüketici yasası hükümlerine tabi olmayıp" uyuşmazlık TBK m. 219 ve devamı hükümlerine göre çözülmelidir (E. 2022/6482, K. 2022/8092, 24 Ekim 2022). Ayıp kavramı iki rejimde de birbirine yakındır; asıl farklar ihbar külfetinde, ispat yükünde, zamanaşımında ve görevli mahkemede ortaya çıkar.
Aracı işinde kullanan alıcı tüketici sayılmaz
Aracı taksi, servis ya da şirket aracı olarak işletmek amacıyla alan kişi "ticari veya mesleki olmayan amaçla" hareket etmediği için tüketici sıfatını kaybeder. Bu durumda galeriden alım da genel hükümlere tabi olur; iki taraf da tacirse Türk Ticaret Kanunu m. 23'teki çok daha kısa ihbar süreleri gündeme gelir. Alıcının sıfatı, faturadaki unvan, aracın kayıtlı olduğu işletme ve kullanım biçimi gibi olgulardan belirlenir; dava açılmadan önce bu tespitin yapılması görev itirazıyla zaman kaybedilmesini önler.
Kilometre, hasar kaydı ve gizlenen boya ayıptır; olağan yıpranma ayıp değildir
TBK m. 219, satıcıyı bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmamasından ve aracın "kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların" varlığından sorumlu tutar. Tüketici satışında 6502 sayılı Kanun m. 8 de ilanında yer alan özellikleri taşımayan ya da tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan malı ayıplı sayar. İkinci el araçta bu tanımın en sık karşılığı üç başlıkta toplanır: gerçeği yansıtmayan kilometre, gizlenen ağır hasar ya da kaza kaydı ve ilanda "orijinal" denilen parçaların boyalı ya da değişen çıkması.
Kilometre bilgisi aracın değerini doğrudan belirlediğinden, düşürülmüş kilometre hem nitelik hem ekonomik ayıp olarak değerlendirilir. Daire, yukarıda anılan kararında bilirkişi raporu ve muayene kayıtlarıyla kilometrenin düşürüldüğü sabit olan araç için satıcının ayıbı bilmediği savunmasını yeterli görmemiş; TBK m. 219/2'deki "Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur" hükmüne dayanarak ret kararını sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozmuştur. Satıcının iyi niyeti sorumluluğu kaldırmaz; aşağıda görüleceği gibi yalnız zamanaşımı ve sorumsuzluk kaydının geçerliliği bakımından sonuç doğurur.
Ağır hasar kaydında da aynı çizgi izlenir. Daire, ekspertiz incelemesine güvenilerek satın alınan ve sonradan sigorta bilgi sistemindeki sorguda ağır hasar kaydı olduğu anlaşılan bir otomobil için, satıcının TBK m. 219 ve m. 227 uyarınca gizli ayıptan sorumlu tutulmasına ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarını reddetmiştir (E. 2022/6339, K. 2022/8103, 24 Ekim 2022). Buna karşılık on iki yaşındaki bir aracın lastiklerinin, fren balatalarının ya da süspansiyon burçlarının aşınmış olması, yaşına ve kilometresine göre beklenen durumdur. Ölçüt, aynı yaş ve kilometredeki ortalama bir araçtan makul olarak beklenen hâldir; bu sınırı aşan ve satıştan önce var olan kusur ayıp olarak değerlendirilir.
Altı aylık ispat karinesi ikinci el araçta sınırlı işler
Galeri satışında 6502 sayılı Kanun m. 10/1'e göre teslimden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim tarihinde var olduğu kabul edilir ve aksini ispat yükü satıcıdadır. Aynı fıkra, bu karinenin "malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyor ise" uygulanmayacağını da öngörür. İkinci el araçta kullanımla oluşabilecek arızalarda, örneğin satıştan dört ay sonra tükenen bir debriyaj setinde, galeri karinenin aracın niteliğiyle bağdaşmadığını ileri sürebilir. Kilometre düşürme ya da eski bir ağır hasar kaydı gibi satıştan önce var olduğu belgeyle gösterilebilen ayıplarda ise karineye çoğu zaman ihtiyaç kalmaz; kayıtların kendisi ayıbın satış anında var olduğunu ispat eder. Şahıstan alımda bu karine yoktur ve ayıbın devir anında var olduğunu alıcı ispat etmek zorundadır.
Noter sözleşmesindeki "gördüm, beğendim" kaydı gizli ayıbı kapsamaz
Noterde düzenlenen araç satış sözleşmelerinin çoğunda alıcının aracı "gördüğü, beğendiği ve olduğu gibi kabul ettiği" yazılıdır; galerilerin kendi sözleşmelerinde ise "araç ekspertizi yapılmış, hasar durumu bildirilmiş olarak teslim edilmiştir, satıcının sonradan sorumluluğu yoktur" türünden ifadeler yer alır. Bu kayıtların hükmü, kanunun iki ayrı maddesi üzerinden okunur.
Birincisi TBK m. 222'dir: satıcı, sözleşme kurulurken alıcının bildiği ayıplardan sorumlu değildir; alıcının "satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan" ise ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumludur. "Gördüm, beğendim" kaydı göz önündeki kusurlar bakımından anlam taşır: kapıdaki belirgin çizik, çatlak far ya da yırtık koltuk kaplaması bu kapsamdadır. Düşürülmüş kilometre, şasiye uzanan eski bir hasarın onarımı ya da motorun içindeki bir kusur olağan bir gözden geçirmeyle görülemez; sözleşmedeki genel kayıt bu ayıpları kapsamaz.
İkincisi TBK m. 221'dir: "Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür." Kilometreyi bilerek düşüren ya da ağır hasar kaydını bilerek saklayan satıcı, sözleşmedeki sorumsuzluk kaydına dayanamaz. Satıcı ayıbı gerçekten bilmiyor ve bilmesi de beklenemiyorsa, bireyler arası satışta açıkça müzakere edilmiş bir sorumsuzluk kaydı sonuç doğurabilir. Yargıtay, bir banka satış şartnamesindeki "görmüş, beğenmiş ve kabul etmiş sayılır" hükmüne dayanılarak verilen ret kararını onamıştır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5663, K. 2026/2706, 4 Mayıs 2026); ancak o karar bir taşınmaz ihalesine ilişkindir ve satıcının ayıbı gizlediği iddiası bulunmayan bir dosyadır. Taşınmaz satışında aynı kaydın nasıl değerlendirildiği ayıplı taşınmaz satışı ve gizli ayıp rehberinde ayrıca ele alınmıştır.
Galeri sözleşmesinde sorumsuzluk kaydı haksız şarttır
Tüketici satışında üçüncü bir kalkan daha vardır: 6502 sayılı Kanun m. 5, tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye konan ve dürüstlük kuralına aykırı biçimde tüketici aleyhine dengesizlik yaratan şartları haksız şart sayar ve kesin olarak hükümsüz kılar. Galerinin matbu sözleşmesine eklediği "satıştan sonra hiçbir ayıptan sorumlu değildir" kaydı, önceden hazırlanmış ve tüketicinin içeriğine etki edemediği bir standart şart olduğundan bu kapsama girer; bir şartın münferiden müzakere edildiğini ispat yükü sözleşmeyi düzenleyen galeridedir. Galerinin belirli bir ayıbı satıştan önce yazılı olarak bildirmesi ise farklı sonuç doğurur: m. 10/2 uyarınca tüketicinin sözleşme kurulurken haberdar olduğu ayıp sözleşmeye aykırılık oluşturmaz. Faturada ya da satış belgesinde "sağ ön çamurluk değişen, 2021 tarihli hasar kaydı mevcut" gibi açık bir not, o ayıp bakımından galerinin sorumluluğunu doğurmaz; genel ve belirsiz bir ibare bu sonucu doğurmaz.
Ekspertiz raporu, hasar sorgusu ve kilometre geçmişi ayıbın ispatında birlikte kullanılır
İkinci el araç davası çoğu zaman belge davasıdır. Aracın geçmişi, birbirinden bağımsız tutulan birkaç kayıtta iz bırakır: sigorta bilgi sistemindeki hasar kayıtları e-Devlet üzerinden sorgulanabilir; periyodik muayene raporlarında muayene tarihindeki kilometre yazılıdır; yetkili servisler bakım ve onarım kayıtlarında kilometreyi işler; köprü ve otoyol geçişleri, kasko ve trafik sigortası poliçeleri de tarihli veri taşır. Bu kayıtların birbiriyle karşılaştırılması, kilometrenin hangi aralıkta ve kimin zilyetliği sırasında düşürüldüğünü gösterebilir. Yargıtay'ın incelediği bir dosyada, kayıtlara göre 2015'te 277.000, 2017'de 299.000 kilometrede olan aracın 2019'da 130.000 kilometrede göründüğü tespit edilmişti.
Satıştan önce yaptırılan ekspertiz raporu iki yönlü bir belgedir. Galerinin satış öncesinde aldığı rapor, alıcıya bildirilen niteliklerin kaydı olduğundan galeriyi o niteliklere bağlar; raporda "hasarsız" denilen parçanın değişen çıkması, bildirilen niteliğin bulunmaması hâlidir. Alıcının kendi yaptırdığı rapor ise ayıbın olağan bir incelemeyle görülüp görülemeyeceği sorusunda önem kazanır. Raporda görülmeyen bir kusur, alıcının makul özeni gösterdiğini ve ayıbın gizli olduğunu destekler.
Ekspertiz firmasının kendisi de sorumluluk alanına girebilir. Yukarıda anılan ağır hasar dosyasında ilk derece mahkemesi, satış öncesi incelemeyi yapan firmayı aracı tam olarak incelemeden yüzeysel tespitlerle rapor düzenlediği için tali kusurlu bulmuş ve satıcıyla birlikte sorumlu tutmuştu; Daire bu davalıların temyiz itirazlarını reddetmiş, hükmü yalnız satış sözleşmesinde satıcıya vekâleten imza atan kişi yönünden bozmuştur. Daire'ye göre satıcının vekili, vekâlet ilişkisi kendi müvekkiliyle kurulduğundan alıcıya karşı bu ilişkiden doğan bir sorumluluk taşımaz.
Ayıp ortaya çıktığında aracın mevcut hâlinin tespit ettirilmesi, ileride "araç alıcının elindeyken hasar gördü" savunmasına karşı en güçlü delildir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 400 vd. uyarınca dava açılmadan önce esas hakkında görevli mahkemeden, acele hâllerde aracın bulunduğu yerin sulh hukuk mahkemesinden delil tespiti istenebilir; bilirkişi aracı inceleyerek ayıbın niteliğini ve satış tarihindeki varlığını raporlar. Aracın tespitten önce onarıma verilmesi, ayıbın izini silebileceğinden bu sıralamaya uyulması gerekir.
Ayıp öğrenilince bildirilmelidir; şahıs satışında gecikme hak kaybına yol açabilir
TBK m. 223, alıcıya aracı devraldıktan sonra "işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz" gözden geçirme ve gördüğü ayıbı "uygun bir süre içinde" satıcıya bildirme külfeti yükler. Gözden geçirmeyi ve bildirimi ihmal eden alıcı, satılanı kabul etmiş sayılır. Olağan bir incelemeyle ortaya çıkarılamayacak gizli ayıpta bu sonuç doğmaz; ancak böyle bir ayıp "sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." Şahıstan alınan araçta kilometre düşürmesinin servis kaydından öğrenildiği gün, bildirim süresinin de başladığı gündür.
Kanun bu külfete iki önemli istisna tanır. TBK m. 225/1'e göre ağır kusurlu satıcı, ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Aynı maddenin ikinci fıkrası bu kuralı "satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar" için de uygular: araç alım satımını meslek edinmiş bir satıcı, bilmesi gereken bir ayıp için geç bildirim savunmasına dayanamaz. Bu fıkra, galerinin tüketici olmayan bir alıcıya, örneğin aracı işinde kullanacak bir esnafa yaptığı satışlarda özellikle önem taşır.
Tüketici satışını düzenleyen 6502 sayılı Kanun ise TBK m. 223'teki gözden geçirme ve bildirim külfetine karşılık gelen ayrı bir süre öngörmez; tüketicinin seçimlik hakları m. 12'deki zamanaşımı süresi içinde kullanılır. Bu, galeriden alınan araçta bildirimin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Hangi ayıbın hangi tarihte öğrenildiği ve galeriye hangi talebin yöneltildiği, seçimlik hakkın ne zaman kullanıldığını ve galerinin temerrüde ne zaman düştüğünü gösterir. Bildirimin noter ihtarnamesi, kayıtlı elektronik posta ya da alındı karşılığı teslim edilen bir dilekçeyle yapılması, ispat sorununu baştan çözer; bildirimde ayıbın tanımı ve seçilen hak açıkça yazılmalıdır.
Zamanaşımı kural olarak iki yıldır; hile ve ağır kusur süreyi değiştirir
Bu alanda en çok karışan konu zamanaşımıdır, çünkü genel kural ile istisnası iki kanunda farklı kurgulanmıştır. Şahıstan alımda TBK m. 231/1'e göre ayıptan doğan her türlü dava, ayıp daha sonra ortaya çıksa bile aracın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Galeriden alımda 6502 sayılı Kanun m. 12/1, kanunda veya sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımını öngörür. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ikinci el satışlarda satıcının ayıplı maldan sorumluluğu bir yıldan az olamaz; uygulamada bu hüküm, iki yıllık sürenin sözleşmeyle en çok bir yıla kadar kısaltılabileceği biçiminde anlaşılmaktadır.
İstisnalar sürenin işleyişini kökten değiştirir. TBK m. 231/2'ye göre satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurluysa iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz; bu durumda genel zamanaşımı süresinin (TBK m. 146, on yıl) uygulanacağı kabul edilmektedir. 6502 sayılı Kanun m. 12/3 daha da ileri gider: "Ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz." Kilometreyi bilerek düşüren ya da hasar kaydını bilerek saklayan satıcı, iki yıllık süreyi savunma olarak kullanamaz. Satıcının bilgisinin ispatı ise alıcıya düşer ve dosyanın en zor kısmı çoğu zaman budur: kilometrenin hangi tarihte, kimin elindeyken düşürüldüğü kayıtlardan gösterilebiliyorsa satıcının bilgisi de gösterilmiş olur.
| Durum | Süre | Başlangıç | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Şahıstan alım, satıcı iyi niyetli | 2 yıl | Aracın devri | TBK m. 231/1 |
| Şahıstan alım, satıcı ağır kusurlu | İki yıllık süre uygulanmaz; genel süre (10 yıl) kabul edilir | Aracın devri | TBK m. 231/2, m. 146 |
| Galeriden alım | 2 yıl (sözleşmeyle en az 1 yıl) | Teslim tarihi | 6502 s.K. m. 12/1-2 |
| Galeriden alım, ayıp hile ya da ağır kusurla gizlenmiş | Zamanaşımı hükümleri uygulanmaz | Bulunmaz | 6502 s.K. m. 12/3 |
| Aldatma nedeniyle sözleşmeyle bağlı olmama | 1 yıl | Aldatmanın öğrenilmesi | TBK m. 36, m. 39 |
Tablodaki son satır ayrı bir yoldur. Satıcının kilometreyi düşürerek alıcıyı aldattığı hâllerde alıcı, ayıp hükümlerinin yanında TBK m. 36 uyarınca sözleşmeyle bağlı olmadığını da ileri sürebilir. Bunun için aldatmayı öğrendiği andan başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmesi ya da verdiğini geri istemesi gerekir; aksi hâlde TBK m. 39 uyarınca sözleşmeyi onamış sayılır. Onama tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Bu süre öğrenmeden başladığından, ayıp hükümlerindeki süre dolmuş olsa bile aldatma yolu açık kalabilir; iki yolun koşulları ayrı ayrı incelenmelidir.
Seçimlik haklar ikinci el araçta farklı ağırlık taşır: dönme ve bedel indirimi öne çıkar
TBK m. 227 ve 6502 sayılı Kanun m. 11 aynı dört seçeneği tanır: aracı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, aracı alıkoyup ayıp oranında bedel indirimi isteme, aşırı masraf gerektirmiyorsa ücretsiz onarım isteme ve imkân varsa ayıpsız benzeriyle değiştirme. Tüketici satışında bu hakların ayrıntısı, satıcının yerine getirme süresi ve masrafların kime ait olduğu ayıplı mal iadesi ve tüketicinin seçimlik hakları rehberinde anlatılmıştır; burada ikinci el araca özgü farklara odaklanılır.
İkinci el araç kural olarak parça mal niteliğindedir: aynı model, aynı yıl ve aynı kilometrede ayıpsız bir benzerin bulunması nadirdir. Değiştirme hakkı "imkân varsa" kaydı yüzünden çoğu dosyada işlemez. Kilometre düşürme ya da hasar kaydı gibi ayıplar onarımla da giderilemez; geçmiş kayıt silinmez. Uygulamada seçenek fiilen dönme ile bedel indirimi arasında kalır. Şahıstan alımda TBK m. 227 hâkime ek bir yetki tanır: alıcının sözleşmeden dönmesi durumun gereğine göre haklı görünmüyorsa hâkim onarıma ya da bedel indirimine karar verebilir.
Bedel indirimi nispi metotla hesaplanır
Bedel indiriminde ödenen bedelden basitçe "ayıplı hâlin piyasa değeri" düşülmez. Aynı Daire, ağır hasar kaydı gizlenen bir otomobil için verilen hükmü, bilirkişi raporunda hesaplamanın nasıl yapıldığı ve hangi tarihler için değer belirlendiği anlaşılamadığı gerekçesiyle bozmuş ve izlenecek yöntemi açıklamıştır (E. 2021/6046, K. 2021/12844, 13 Aralık 2021). Daire'ye göre Yargıtay'ca benimsenen yöntem nispi metottur: satış tarihi itibarıyla aracın ayıpsız rayiç değeri ile ayıplı rayiç değeri ayrı ayrı belirlenir, iki değer arasındaki oran taraflar arasındaki satış bedeline uygulanır.
Bir örnekle: alıcı aracı 900.000 TL'ye satın almış olsun. Bilirkişi, satış tarihinde aracın ayıpsız rayiç değerini 1.000.000 TL, gizlenen ağır hasar kaydıyla rayiç değerini 800.000 TL bulursa oran yüzde 80'dir. Aracın ayıplı hâliyle 720.000 TL'ye satılması gerekirdi; indirim tutarı 180.000 TL'dir. Pazarlıkla düşük ya da yüksek fiyata yapılan satışta bu yöntem, tarafların kararlaştırdığı bedel dengesini korur. Bilirkişi raporunun bu iki değeri hangi tarih ve hangi veriyle belirlediğini göstermesi gerekir; göstermeyen rapor denetime elverişli sayılmaz.
Kaza sonrası değer kaybı ayrı bir taleptir
Ayıp nedeniyle bedel indirimi, satıcıya karşı ileri sürülen ve satış anındaki değer farkına dayanan bir taleptir. Alıcının kendi zilyetliği sırasında karşı tarafın kusuruyla meydana gelen bir kazadan sonra aracın piyasa değerindeki düşüş ise sigorta şirketine ya da kusurlu sürücüye yöneltilen bir haksız fiil talebidir. İki talep aynı aracın değerine dayandığı için sık karışır; kaza sonrası talebin dayanağı ve hesabı araç değer kaybı sayfasında ayrıca açıklanmıştır. Alıcı, satın aldığı araçta satıştan önce gizlenen bir hasar ile kendi döneminde yaşanan bir kazanın izlerini bilirkişiye ayrı ayrı tespit ettirmelidir.
Araç başkasına satıldıysa yalnız bedel indirimi istenebilir
Türk Borçlar Kanunu m. 228/2 uyarınca alıcı aracı başkasına devretmişse ya da biçimini değiştirmişse ancak değerindeki eksiklik karşılığının satış bedelinden indirilmesini isteyebilir. Ayıbı yeni alıcının sorgusunda öğrenen ilk alıcı, kendi satıcısından sözleşmeden dönmeyi değil bedel indirimini ve varsa zararlarının giderilmesini talep eder. Dönme seçilecekse, araç dava sonuçlanıncaya kadar elden çıkarılmamalı ve olağan biçimde kullanılmalıdır; satıcı, TBK m. 229 uyarınca alıcının araçtan elde ettiği yararların da iadesini isteyebilir.
Başvuru yolu talebin tutarına ve satıcının sıfatına göre seçilir
Galeriden alınan araçta görev, talep edilen tutara göre ikiye ayrılır: 6502 sayılı Kanun m. 68 uyarınca belirli bir değerin altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur ve bu değerin üzerindeki uyuşmazlıklar için heyete başvurulamaz; sınır her yıl yeniden değerleme oranında artırılır ve 1 Ocak 2026'dan itibaren 186.000 TL'dir. Sözleşmeden dönmede uyuşmazlığın değeri iadesi istenen bedel olduğundan, araç bedeli çoğu dosyada bu sınırı aşar. Bedel indirimi ya da onarım masrafı talebinde ise tutar sınırın altında kalabilir. Heyet başvurusunun e-Devlet üzerinden nasıl yapıldığı, hangi heyetin yetkili olduğu ve kararın itirazı tüketici hakem heyeti başvurusu rehberinde anlatılmıştır.
Sınırı aşan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme tüketici mahkemesidir (m. 73/1) ve dava tüketicinin yerleşim yerindeki mahkemede de açılabilir (m. 73/5). Kanunun m. 73/A hükmü uyarınca tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; hakem heyetinin görevine giren uyuşmazlıklar bu şartın dışındadır. Yargıtay'ın aynı dairesi, kilometresi düşürülmüş bir aracı galeriden satın alan davacının arabulucuya dava açıldıktan sonra başvurduğu bir dosyada, bölge adliye mahkemesinin uyuşmazlığı tüketici işlemi niteliğinde ikinci el araç satışı olarak nitelendirdiğini ve arabuluculuğu dava şartı saydığını aktarmıştır. Yüksek mahkeme, eksikliğin görevsiz mahkeme aşamasında giderildiği ve görevli tüketici mahkemesinde esasa girilmeden arabuluculuğun tamamlandığı somut olayın istisnai özelliğine dayanarak usulden ret kararını bozmuştur (E. 2022/573, K. 2022/7275, 4 Ekim 2022). Karar istisnai bir olguya dayandığından, arabulucuya dava açılmadan önce başvurulması gereken kuralı değiştirmez.
Şahıstan alınan araçta tüketici yolu kapalıdır; görevli mahkeme, talebin niteliğine göre genel hükümler çerçevesinde asliye hukuk mahkemesidir. Hakem heyeti ve tüketici mahkemesinin harç muafiyeti bu davalarda uygulanmaz; harç ve gider avansı alıcı tarafından yatırılır. Galerinin aracılık yaptığı ama noter sözleşmesinde ruhsat sahibinin satıcı göründüğü dosyalarda, davanın kime ve hangi mahkemede açılacağı ilk dilekçede doğru kurulmalıdır; yanlış davalıya yöneltilen dava, doğru davalı bakımından zamanaşımı işlerken aylar kaybettirebilir.
Kilometre düşürmede hukuk davası ve suç duyurusu birbirinin yerini tutmaz
Kilometre sayacına müdahale ederek aracı olduğundan değerli gösterip satan kişinin eylemi, koşulları varsa Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 157'deki dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilebilir. Uygulamada alıcıların bir kısmı önce Cumhuriyet başsavcılığına başvurur. Ceza soruşturması, kilometrenin kim tarafından ve ne zaman düşürüldüğünü ortaya çıkarmaya yarayabilir; ancak alıcının satıcıdan bedel indirimi ya da sözleşmeden dönme talebini kendiliğinden sağlamaz.
Yargıtay'ın kanun yararına bozduğu yukarıdaki dosya bu ayrımın iyi bir örneğidir. İlk derece mahkemesi, savcılık soruşturmasına bakarak kilometreyi düşürenin dava dışı bir önceki malik olduğunu ve davalı satıcının kusuru bulunmadığını kabul etmiş ve davayı reddetmişti. Daire ise ayıba karşı tekeffülün kusura bağlı olmadığını, satıcının ayıbı bilmese bile alıcıya karşı sorumlu olduğunu belirterek bu gerekçeyi kanuna aykırı bulmuştur. Ceza dosyasındaki fail tespiti, hukuk davasında satıcının sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; satıcı da kendi satıcısına ya da kilometreyi düşürene rücu edebilir.
Ceza soruşturması hukuk davasındaki zamanaşımını kendiliğinden durdurmaz. İki yıllık sürenin işlediği bir dosyada yalnız soruşturmanın sonucu beklenirse, ayıp davası süre yönünden reddedilebilir. İki yol aynı anda yürütülebilir; ceza dosyasındaki bilirkişi raporu ve kayıtlar hukuk davasına delil olarak getirilebilir.
Sık Sorulan Sorular
Galeri aracı sahibinden aldığını ve kilometreyi bilmediğini söylüyor; sorumluluktan kurtulur mu?
Galerinin ayıbı bilmemesi sorumluluğu kaldırmaz; TBK m. 219/2 satıcıyı ayıpları bilmese bile sorumlu tutar ve 6502 sayılı Kanun da tüketiciye karşı sorumluluğu satıcının bilgisine bağlamaz. Bilgisizlik iddiası yalnız zamanaşımı ve sorumsuzluk kaydının geçerliliği bakımından önem taşır. Galeri, aracı kendisine satana karşı ayrıca rücu hakkını kullanabilir.
İlanda "boyasız, değişensiz" yazıyordu; ekspertiz raporu da öyle diyordu. Hangisine dayanılır?
İkisi birlikte dayanak olur. İlandaki bilgi, 6502 sayılı Kanun m. 8/2 ve TBK m. 219 anlamında satıcının bildirdiği niteliktir; aracın bu niteliği taşımaması ayıptır. Ekspertiz raporu ise o niteliğin satış anında güvence altına alındığını gösterir ve raporu düzenleyen firmanın özensiz incelemesi, ayrı bir sorumluluk doğurabilir. İlanın ekran görüntüsünün tarihli olarak saklanması, ilan kaldırıldıktan sonra ispat güçlüğünü önler.
Satıştan iki yıl geçtikten sonra kilometrenin düşürüldüğü anlaşıldı; dava açılabilir mi?
Sürenin dolmuş olması dava yolunu her durumda kapatmaz. Satıcının ayıbı ağır kusur ya da hile ile gizlediği ispatlanabilirse galeri satışında zamanaşımı hükümleri uygulanmaz (6502 sayılı Kanun m. 12/3); şahıs satışında satıcı iki yıllık süreden yararlanamaz (TBK m. 231/2). Ayrıca aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde TBK m. 36 uyarınca sözleşmeyle bağlı olmadığı bildirilebilir. Satıcının bilgisinin kayıtlarla gösterilip gösterilemeyeceği, dosyanın kaderini belirleyen sorudur.
Noter sözleşmesinde yazan bedel ödenen bedelden düşük; indirim hangi tutar üzerinden hesaplanır?
Hesap, tarafların gerçekte kararlaştırdığı ve ödenen bedel üzerinden yapılır; ancak bu bedelin ispatı alıcıya düşer. Yargıtay, noter sözleşmesinde 7.500 TL yazdığı hâlde aracı 21.300 TL'ye aldığını ileri süren alıcının bu iddiasına ilişkin delillerin incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Banka dekontu, ilan fiyatı ve yazışmalar bu ispatta belirleyici olur.
Aracı işinde kullanmak için galeriden alan kişi tüketici hakem heyetine başvurabilir mi?
Aracı ticari ya da mesleki amaçla alan kişi 6502 sayılı Kanun anlamında tüketici sayılmadığından hakem heyeti ve tüketici mahkemesi yolu açılmaz. Uyuşmazlık TBK hükümlerine göre genel mahkemede görülür; iki taraf da tacirse Türk Ticaret Kanunu'ndaki kısa ihbar süreleri de uygulanır. Alımın amacı, fatura ve aracın kullanımıyla birlikte değerlendirilir.
Ayıp fark edildiğinde dosyanın kurulma sırası
Dosyalarda gördüğümüz kadarıyla ikinci el araç uyuşmazlığındaki hak kayıpları çoğu zaman hukuki tartışmadan değil, ayıbın fark edildiği ilk haftalardaki sıralama hatalarından doğar. İlk adım, satıcının sıfatını ve alımın amacını belirlemektir: galeri mi, galerinin aracılık ettiği bir malik mi, yoksa bir birey mi? Bu cevap uygulanacak kanunu, ihbar külfetini, zamanaşımını ve başvuru yolunu birlikte belirler.
İkinci adım kayıtları toplamaktır: noter satış sözleşmesi, ödeme dekontları, ilanın tarihli görüntüsü, satış öncesi ekspertiz raporu, e-Devlet hasar kaydı sorgusu, periyodik muayene raporları ve servis kayıtları. Kilometre ya da hasar geçmişi bu belgelerden tarih sırasıyla çıkarılmalı, ayıbın satıştan önce var olduğu ve mümkünse satıcının bunu bildiği gösterilmelidir.
Üçüncü adım, aracın onarıma girmeden önce delil tespitiyle incelettirilmesi ve ayıbın satıcıya yazılı olarak, seçilen hak belirtilerek bildirilmesidir. Şahıs satışında bu bildirim ayıbın öğrenildiği andan itibaren gecikmeden yapılmalıdır. Dördüncü adım süre hesabıdır: devir ya da teslim tarihinden itibaren iki yıllık sürenin ne zaman dolacağı takvime işlenmeli, aldatma iddiası varsa öğrenme tarihinden başlayan bir yıllık süre ayrıca izlenmelidir. Talep tutarı 186.000 TL'nin altındaysa galeri satışında hakem heyetine, üzerindeyse arabuluculuk sonrasında tüketici mahkemesine; şahıs satışında asliye hukuk mahkemesine gidilir.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.
Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Alkollü Sürücünün Kazasında Kasko Hasarı Ödemekten Kaçınabilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 09.04.2019

İnternet Bankacılığında Dolandırılan Müşterinin Zararından Banka Sorumlu mu?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 17.09.2025

Konut Kredisi Yapılandırılırken Kesilen Komisyon ve Masraf Geri Alınabilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 13.02.2020
Bu konuyla ilgili yazılar

Banka Hesabından İzinsiz Para Çekildi: Bankanın Sorumluluğu, İtiraz ve Dava Yolu
20 Ekim 2026, 19 dk okuma

Kredi Dosya Masrafı İadesi: Bankaya Başvuru, Tüketici Hakem Heyeti ve Zamanaşımı
17 Ekim 2026, 17 dk okuma

İnternetten Alışverişte Cayma Hakkı: 14 Gün, İstisnalar, İade Masrafı ve Satıcı İade Etmezse
30 Eylül 2026, 17 dk okuma

