Kredi çekildikten birkaç ay sonra hesap dökümüne bakan bir tüketici, ilk taksitten önce hesabından 2.150 TL kesildiğini fark eder: 1.250 TL "kredi tahsis ücreti", 900 TL "dosya masrafı". Kulağına gelen bilgi de iki yönlüdür. Bir tanıdığı "dosya masrafının hepsi geri alınıyor" der, banka şubesi ise kesintinin mevzuata uygun olduğunu söyler. İki cevap da eksiktir; doğru cevap, kesintinin hangi tarihte, hangi adla ve hangi tutarda yapıldığına göre değişir.
Dosya masrafı tartışması, bankaların kredi açılışında tahsil ettiği ücretlerin ikincil düzenlemeyle sınırlanmadığı yıllarda doğdu. O dönemde tüketici hakem heyetlerine binlerce başvuru yapıldı ve "her masraf iade edilir" anlatısı yerleşti. Bugün ise bankaların tüketiciden alabileceği ücretler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (Merkez Bankası) 7 Mart 2020'den beri yürürlükte olan tebliğiyle kapalı bir listeye ve oran sınırına bağlıdır. İade talebinin konusu artık "masrafın tamamı" değil, bu listenin ve sınırın dışında kalan kısımdır.
Kredi açılışında üçüncü kişi giderleri dışında alınabilecek tek ücret, binde beşle sınırlı tahsis ücretidir
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) m.4/3, bankaların ve tüketici kredisi veren kuruluşların tüketiciden faiz dışında alabileceği her türlü ücret, komisyon ve masrafın usul ve esaslarını belirleme yetkisini Merkez Bankası'na verir. Bu yetki 20 Şubat 2020 tarihli 7222 sayılı Kanun'la Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'ndan (BDDK) Merkez Bankası'na geçmiştir. Merkez Bankası bu yetkiye dayanarak Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usûl ve Esaslar Hakkında Tebliğ'i (Sayı: 2020/7; Tebliğ) 7 Mart 2020 tarihli ve 31061 sayılı Resmî Gazete'de yayımladı. Aynı gün BDDK'nın 2014 tarihli ücret yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı.
Asıl kural Tebliğ m.10/1'dedir: tüketici ve konut kredilerinde kredinin kullandırılması için sistemin işletilmesi ve operasyonel süreçlerin yönetilmesi amacıyla alınan tahsis ücreti dışında, "istihbarat ücreti, kredi işlem fişi ücreti, ödeme planı değiştirme ücreti, değişken taksitli ödeme planı ücreti gibi her ne ad altında olursa olsun başkaca bir ücret alınamaz." Aynı fıkraya göre kredi tahsis ücreti, kullandırılan kredi anaparasının binde beşini geçemez. Merkez Bankası bu sınırı artırma ve azaltma yetkisini saklı tutmuştur; 2023/39 sayılı Tebliğ ile güncellenen metinde ve Merkez Bankası'nın 13 Ocak 2026 tarihli uygulama talimatında oran binde beş olarak korunmaktadır.
Binde beş sınırı anapara üzerinden hesaplanır
Sınırın hesabı basittir: kullandırılan anapara bine bölünür ve beşle çarpılır. 250.000 TL'lik bir ihtiyaç kredisinde tahsis ücreti en çok 1.250 TL, 1.000.000 TL'lik bir konut kredisinde en çok 5.000 TL olabilir. Hesapta vade, taksit sayısı ya da toplam geri ödeme tutarı esas alınmaz; faiz yükü ne kadar yüksek olursa olsun ölçü anaparadır. Ücretin Tebliğ m.4/1-j'deki tanımı "faiz, kâr payı, vergi, fon ve benzeri yasal giderler dışında" talep edilen tutarı kapsadığından, vergi ve fon kesintileri bu sınırın içinde sayılmaz.
Kesintinin adı değil niteliği belirleyicidir
Uygulamada en sık karşılaştığımız tablo, aynı kredi için hem "tahsis ücreti" hem de "dosya masrafı", "kredi değerlendirme ücreti" ya da "istihbarat ücreti" gibi ikinci bir kalemin tahsil edilmesidir. "Her ne ad altında olursa olsun" ifadesiyle Tebliğ, ad değişikliğinin sonucu değiştirmediğini açıkça belirtmiştir. Bu nedenle kredi açılışında alınan ve faiz, vergi ya da üçüncü kişiye ödenen tutar niteliği taşımayan bütün kesintiler birlikte değerlendirilir. Toplam binde beşi aşıyorsa aşan kısım, tahsis ücretinden ayrı bir kalem olarak alınmışsa o kalemin tamamı Tebliğ'e aykırıdır.
Eski "her masraf iade edilir" anlatısı 2014 ve 2020 düzenlemeleriyle geçerliliğini yitirdi
Bankaların tüketicilerden alabileceği ücretler 2014'e kadar ayrıntılı bir ikincil düzenlemeyle sayılmamıştı. Sözleşmelere standart olarak konan "dosya masrafı" kayıtları bu yüzden yalnız genel haksız şart denetimine tabi tutuluyor; bankanın bu tutara karşılık somut bir hizmet sunup sunmadığı tartışılıyordu. O dönemde tüketici hakem heyetlerinin verdiği yaygın iade kararları, "dosya masrafının tamamı geri alınır" kanaatinin kaynağıdır.
3 Ekim 2014 tarihli ve 29138 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan BDDK Yönetmeliği, bankaların finansal tüketicilerden alabileceği ücretleri ilk kez ayrıntılı bir çerçeveye bağladı. 7 Mart 2020'den itibaren aynı alan Merkez Bankası Tebliği ile düzenlenmektedir. Bu iki düzenleme, ücret almayı yasaklamamış; ücretin hangi adla, hangi oranda ve hangi bilgilendirme ile alınabileceğini belirlemiştir. Sınır içinde kalan, sözleşmede gösterilen ve tüketicinin onayı alınan bir tahsis ücreti, bugünkü düzenleme altında iade konusu yapılamaz.
Aynı sonucu TKHK m.5/7 de destekler. Haksız şart denetiminde, şartlar açık ve anlaşılır bir dille yazılmışsa, mal veya hizmetin piyasa değeri ile sözleşmede belirlenen fiyat arasındaki dengeye ilişkin değerlendirme yapılamaz. Sınır içinde kalan ve açıkça gösterilen bir tahsis ücreti için "pahalı" ya da "karşılıksız" itirazı bu nedenle sonuç doğurmaz. Denetimin ağırlığı, kesintinin Tebliğ'e uygunluğu ile bilgilendirme ve onay şartlarına kayar.
Kesintinin hangi düzenlemeye göre denetleneceğini kredinin kullandırıldığı tarih belirler. 7 Mart 2020'den sonra kullandırılan kredilerde ölçü Merkez Bankası Tebliği'dir; 3 Ekim 2014 ile 7 Mart 2020 arasındaki kesintiler o dönemde yürürlükte olan BDDK Yönetmeliği'ne göre değerlendirilir. Daha eski kesintiler için genel haksız şart hükümleri uygulanır, ancak zamanaşımını kesen bir işlem yapılmamışsa bu kesintilerin tamamında on yıllık süre dolmuştur. Başvuruda kredinin kullandırım tarihi bu yüzden açıkça belirtilmeli ve hesap o tarihteki düzenlemeye göre yapılmalıdır.
İadesi istenebilecek ve istenemeyecek masraflar Tebliğ m.10'a göre ayrılır
Kredi dosya masrafı iadesi başvurusunu hazırlarken her kesinti ayrı ayrı sınıflandırılmalıdır. Hesap dökümü, kredi sözleşmesi, sözleşme öncesi bilgi formu ve ödeme planı yan yana konduğunda bu sınıflandırma belgeler üzerinden yapılabilir. Aşağıdaki tablo Tebliğ m.10 ve TKHK hükümlerine göre ana kalemleri özetler.
| Kesinti | Dayanak | İade talebi |
|---|---|---|
| Anaparanın binde beşini aşmayan tahsis ücreti (onay alınmış, sözleşmede gösterilmiş) | Tebliğ m.10/1 | Kural olarak istenemez |
| Tahsis ücretinin binde beşi aşan kısmı | Tebliğ m.10/1 | Aşan kısım istenebilir |
| Tahsis ücretine ek "dosya masrafı", istihbarat, işlem fişi, ödeme planı değiştirme ücreti | Tebliğ m.10/1 | Kalemin tamamı istenebilir |
| Ekspertiz, rehin ve ipotek işlemlerinde üçüncü kişiye ödenen tutarı aşan kısım | Tebliğ m.10/2 | Aşan kısım istenebilir |
| Reddedilen kredi başvurusundan alınan ücret (kamu ve üçüncü kişi ödemeleri hariç) | Tebliğ m.10/3 | İstenebilir |
| Yalnız kredi işlemleri için açılan hesabın işletim ücreti | Tebliğ m.10/7; konut kredisinde ayrıca TKHK m.39/1 | İstenebilir |
| İlk borcu yoktur yazısı için alınan ücret | Tebliğ m.10/5 | İstenebilir |
| Vergi ve fon kesintileri | Tebliğ m.4/1-j | Ücret niteliğinde değildir |
| Tapu harcı, döner sermaye gibi kamuya ödenen tutarlar | Tebliğ m.6/1 | Aynen yansıtılabilir |
İadesi istenebilecek kalemlerin ortak özelliği
Tablonun "istenebilir" satırlarında ortak nokta, kesintinin Tebliğ'in izin verdiği bir ücret türüne girmemesi ya da izin verilen sınırı aşmasıdır. Aynı kural Tebliğ m.6/1'de genel olarak da yer alır: Tebliğ ve ekinde yer alanlar dışında herhangi bir ürün veya hizmet için ücret alınamaz, yalnız üçüncü kişilere ödenen tutarlar tüketiciye aynen yansıtılabilir. Ek-1'deki sınıflandırmada bireysel krediler başlığı altında yalnız tahsis ücreti, ekspertiz ücreti ve taşınır ile taşınmaz rehin tesis ücreti sayılmıştır. Bu üç başlığın dışında kalan bir kredi kesintisi, Merkez Bankası'ndan ayrıca izin alınmadıkça dayanaktan yoksundur.
Kanun düzeyinde, TKHK m.4/3'ün ilk cümlesi de aynı yönde ikinci bir dayanak sağlar. Tüketiciden, sözleşmeyi düzenleyenin yasal yükümlülükleri arasındaki edimler ve kendi menfaati doğrultusunda yaptığı masraflar için ek bir bedel talep edilemez. Bankanın kredi değerliliği araştırması yapması, risk kayıtlarını sorgulaması ve sözleşme evrakını hazırlaması bu kapsamdadır. Bu işlemler için ayrı bir "istihbarat" ya da "dosya hazırlama" bedeli alınması hem Kanun'a hem Tebliğ'e aykırıdır.
Kural olarak iade konusu olmayan kalemler
Sınır içindeki tahsis ücreti, kamuya ödenen harç ve masraflar ile vergi ve fon kesintileri iade talebinin konusu olmaz. Sigorta primi de Tebliğ'in kapsamı dışındadır; Tebliğ m.5/5 sigorta sözleşmesinin kredi sözleşmesinden ayrı düzenlenmesini zorunlu kılar. Sigortanın tüketicinin açık talebi olmadan yaptırılıp yaptırılmadığı ve erken kapamada prim iadesi ayrı bir uyuşmazlık konusudur. Konut finansmanında TKHK m.38/1 kredi bağlantılı sigortayı tüketicinin yazılı ya da kalıcı veri saklayıcısıyla yapılan açık talebine bağlar.
Üç örnek hesap, kesintinin ne kadarının iade konusu olduğunu gösterir
Kuralların sonuca nasıl yansıdığı en iyi somut rakamlarla görülür. Aşağıdaki örneklerde vergi ve fon kesintileri hesabın dışında bırakılmıştır; bunlar Tebliğ'in ücret tanımına girmez ve binde beş sınırına dahil edilmez. Örneklerin tamamında kesintinin sözleşmede gösterildiği ve kesinti tarihinden itibaren on yıllık sürenin dolmadığı varsayılmıştır.
Tahsis ücretine ek olarak alınan dosya masrafı
Girişteki tüketici 250.000 TL ihtiyaç kredisi kullanmış, hesabından 1.250 TL tahsis ücreti ve 900 TL dosya masrafı kesilmiştir. Anaparanın binde beşi 1.250 TL'dir; tahsis ücreti bu sınırın içindedir. Dosya masrafı ise Tebliğ m.10/1'in yasakladığı "başkaca bir ücret" niteliğindedir ve Ek-1'de karşılığı yoktur. İade talebinin konusu 900 TL ile bu tutara işleyecek faizdir; tahsis ücreti için iade istenemez.
Tek kalem hâlinde alınan yüksek dosya masrafı
300.000 TL'lik bir kredide tahsis ücreti adı hiç kullanılmamış, yalnız 3.000 TL "dosya masrafı" kesilmiştir. Bu durumda kesintinin, adına rağmen tahsis ücreti işlevi gördüğü ileri sürülebilir; ancak o kabulde bile sınır 1.500 TL'dir. En azından sınırı aşan 1.500 TL iade konusudur. Kesintinin sözleşmede tahsis ücreti olarak tanımlanmamış ve onayı ayrıca alınmamış olması, tutarın tamamının tartışılmasına da imkân verir; banka bu noktada Tebliğ m.5/3 uyarınca onayı ispatla yükümlüdür.
Konut kredisinde ekspertiz farkı ve reddedilen başvuru
Bir tüketici 1.200.000 TL konut kredisi için başvurmuş, ekspertiz için 6.500 TL ödemiş, ancak değerleme raporundan sonra kredi talebi reddedilmiştir. Reddedilen kredi taleplerinden, Tebliğ m.10/3 uyarınca kamu kurumlarına ve üçüncü kişilere ödenen tutarlar dışında ücret alınamaz. Bankanın değerleme şirketine 4.500 TL ödediği anlaşılırsa, aradaki 2.000 TL iade konusudur; reddedilen başvuru için ayrıca tahsis ücreti alınmışsa o tutar da geri istenebilir. Krediyi kullandırmış olsaydı da ekspertiz bakımından sonuç değişmezdi, çünkü Tebliğ m.10/2 bu işlemlerde yalnız üçüncü kişiye ödenen tutarın yansıtılmasına izin verir.
Konut kredisinde ekspertiz, ipotek ve erken ödeme ücretleri üçüncü kişiye ödenen tutarla sınırlıdır
Konut kredilerinde tahsis ücretinin yanında ekspertiz ve ipotek tesis masrafları da tahsil edilir. Düzenlemeye göre (Tebliğ m.10/2) taşınır ve taşınmazlara ilişkin rehin, ipotek ve ekspertiz işlemlerinde yalnız üçüncü kişilere ödenen ücretler alınabilir. Banka, değerleme şirketine 4.000 TL ödemişse tüketiciden 4.000 TL'yi aşan bir tutar alamaz; aradaki fark iade konusudur. Bunu tespit etmenin yolu, bankadan ekspertiz şirketinin faturasını ve ipotek işlemi için tapu müdürlüğüne yapılan ödemenin belgesini istemektir.
Erken ödeme ayrı bir rejime tabidir. TKHK, tüketici kredisinde m.27/1, konut finansmanında m.37/1 ile erken ödenen tutara göre faiz ve diğer maliyet unsurlarında indirim yapılmasını zorunlu tutar. Faizin sabit belirlendiği konut kredilerinde TKHK m.37/2, sözleşmede yer verilmek şartıyla erken ödeme tazminatı alınmasına izin verir. Tazminat, kalan vadesi otuz altı ayı aşmayan kredilerde erken ödenen tutarın yüzde birini, aşan kredilerde yüzde ikisini geçemez; değişken faizli kredilerde erken ödeme tazminatı istenemez. Sabit faizli konut kredisinde Tebliğ'in m.10/4 hükmü de erken ödeme ya da faiz indirimi hâlinde bu tazminat dışında hiçbir ücret alınamayacağını, tazminatın yapılan faiz indirimini aşamayacağını öngörür.
Kanun, tüketici kredilerinde erken ödeme tazminatına yer vermez. Bu kredileri erken kapatan tüketiciden "erken kapama ücreti" ya da benzeri bir adla tahsil edilen tutar, Tebliğ m.10/1'deki "başkaca bir ücret alınamaz" kuralına takılır. Borç kapandıktan sonra borcu olmadığına ilişkin istenen ilk yazı için de Tebliğ m.10/5 uyarınca ücret alınamaz.
Ücretin alınabilmesi için onay ve yazılı bilgilendirme gerekir; ispat yükü bankadadır
Bir ücretin oran olarak sınır içinde kalması, alınabilmesi için tek başına yeterli değildir. Sözleşmeler kapsamında ücret alınabilecek her bir ürün veya hizmet için finansal tüketicinin onayının alınması zorunludur (Tebliğ m.5/3) ve kuruluş onayın alındığını ispat edemezse onay alınmamış sayılır. Bunun yanında Tebliğ m.5/4, ücret kalemlerini, tahsil yöntemini ve değişiklik esaslarını gösteren bir bilgilendirme formunun sözleşmenin ayrılmaz parçası olarak hazırlanmasını ve imzalı bir nüshasının tüketiciye verilmesini öngörür.
Kanun da aynı yükümlülüğü tekrarlar (TKHK m.4/4): tüketiciden talep edilecek her türlü ücret ve masrafa ilişkin bilgiler sözleşmenin eki olarak yazılı şekilde verilmeli, verildiğinin ispatı sözleşmeyi düzenleyene aittir. Standart sözleşmede yer alan bir şartın tüketiciyle müzakere edilmemiş sayılacağı, aksini iddia eden tarafın bunu ispatla yükümlü olduğu ise TKHK m.5/3'te düzenlenmiştir. Hakem heyeti ya da mahkeme önünde banka, tahsis ücretinin sözleşmede gösterildiğini, tüketiciye bilgilendirme formunun verildiğini ve onayın alındığını belgelemek durumundadır.
Cayma hakkı da bu tabloya eklenmelidir. Tüketiciye TKHK m.24/1, on dört gün içinde gerekçe göstermeksizin tüketici kredisi sözleşmesinden cayma hakkı tanır. Cayan ve krediden yararlanmış olan tüketici, anaparayı ve tahakkuk eden akdî faizi en geç cayma bildiriminden sonraki otuz gün içinde geri öder. Aynı maddenin üçüncü fıkrası, tüketiciden hesaplanan akdî faiz ile kamu kurum ve kuruluşlarına ya da üçüncü kişilere ödenmiş masraflar dışında herhangi bir bedel talep edilemeyeceğini belirtir. Süresinde cayılan kredide tahsis ücreti de bu yasağın kapsamına girer.
Bankaya yazılı başvuru zorunlu bir ön aşama değildir, ancak iadeyi hızlandırır ve temerrüdü belgeler
Kanun, tüketici hakem heyetine ya da tüketici mahkemesine gitmeden önce bankaya başvurulmasını bir şart olarak aramaz. Buna karşılık yazılı bir başvuru üç bakımdan yarar sağlar. Birincisi, banka kesintinin Tebliğ'e aykırı olduğunu kabul ederse iade birkaç gün içinde yapılabilir; Tebliğ m.8, iadesine karar verilen tutarın tüketicinin bildireceği hesaba masrafsız gönderilmesini ya da talebe göre nakden ödenmesini sağlayacak sistemi kurma yükümlülüğünü kuruluşlara yükler. İkincisi, bankanın yazılı cevabı kesintinin dayanağını ortaya koyar ve sonraki başvuruda delil olur. Üçüncüsü, talep sözleşmeden doğan bir alacak olarak ileri sürüldüğünde, muaccel bir borçta alacaklının ihtarı borçluyu temerrüde düşürür (Türk Borçlar Kanunu m.117/1). Talep sebepsiz zenginleşmeye dayandırıldığında ise TBK m.117/2 uyarınca borçlu zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte temerrüde düşer; zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır. Faizin başlangıcı bu nedenle talebin niteliğine göre değişir ve yazılı başvuru her iki hâlde de başlangıç tarihini güvenceye alır.
Başvuru, şubeye imza karşılığı teslim edilen bir dilekçeyle, bankanın kayıtlı elektronik posta adresine ya da noter aracılığıyla yapılabilir. Dilekçede kredinin tarihi ve numarası, kullandırılan anapara, kesintinin tarihi, adı ve tutarı, binde beş sınırına göre yapılan hesap ve iadenin yapılacağı hesap numarası yer almalıdır. Başvurunun bir örneği ve teslim belgesi saklanmalıdır. İnternet ya da çağrı merkezi üzerinden yapılan şikâyetlerde başvuru numarası ve tarihi kayda geçirilmelidir.
Bankaya başvuru yapılırken sözleşmenin, sözleşme öncesi bilgi formunun ve ödeme planının birer örneği de istenebilir. Sözleşme, işlem fişi ve benzeri belgelerin örneği için düzenlenme tarihinden sonraki ilk yıl ücret alınamaz (Tebliğ m.9/4); bir yıldan eski belgeler için yapılan işlemle orantılı makul bir ücret alınabilir. Belgenin örneğini istemek, kesintinin sözleşmede gösterilip gösterilmediğini ve onayın alınıp alınmadığını görmenin en kısa yoludur.
186.000 TL'nin altındaki taleplerde tüketici hakem heyeti, üzerindekilerde arabuluculuk ve tüketici mahkemesi görevlidir
Parasal sınırın altında kalan tüketici uyuşmazlıklarında tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur (TKHK m.68/1); sınırın üzerindeki uyuşmazlıklar için heyete başvurulamaz. Sınır her yıl yeniden değerleme oranında artırılır ve 1 Ocak 2026'dan itibaren 186.000 TL olarak uygulanmaktadır (Ticaret Bakanlığı Tebliği, 23 Aralık 2025 tarihli ve 33116 sayılı Resmî Gazete). Dosya masrafı iadeleri tutar olarak çoğunlukla bu sınırın altında kaldığından, tipik başvuru yeri tüketici hakem heyetidir.
Başvuru, tüketicinin yerleşim yerindeki ya da tüketici işleminin yapıldığı yerdeki hakem heyetine yapılabilir (TKHK m.68/3). Heyet başvurusu için harç alınmaz ve heyet vekâlet ücretine hükmedemez (TKHK m.70/1). Heyet kararları tarafları bağlar ve ilamların yerine getirilmesine ilişkin hükümlere göre icra edilir. Taraflar, karara karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde heyetin ya da tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itiraz edebilir; itiraz üzerine verilen karar kesindir (TKHK m.70/3 ve m.70/5). Başvuru belgeleri, heyet süreci ve itirazın ayrıntıları tüketici hakem heyeti başvurusu rehberinde ayrıca anlatılmıştır.
Hakem heyeti başvurusuna eklenecek belgeler
Heyet, uyuşmazlık konusuna ilişkin her türlü bilgi ve belgeyi taraflardan ve ilgili kurumlardan isteyebilir (TKHK m.69); ancak başvurunun ilk günden belgeli yapılması süreci kısaltır. Başvuruya kredi sözleşmesi ve sözleşme öncesi bilgi formu, kesintinin görüldüğü hesap dökümü, ödeme planı, bankaya yapılan yazılı başvuru ile varsa bankanın cevabı eklenmelidir. Konut kredisinde ekspertiz ve ipotek masrafı istendiğinde, bankadan alınan fatura ya da ödeme belgesi de dosyaya konmalıdır. Talep edilen tutar, binde beş hesabını gösteren kısa bir tabloyla açıklanırsa heyetin incelemesi kolaylaşır.
Talep 186.000 TL ve üzerindeyse, örneğin yüksek tutarlı bir konut kredisinde ekspertiz farkı, tahsis ücreti aşımı ve erken ödeme tazminatı birlikte istendiğinde, görevli yer tüketici mahkemesidir (TKHK m.73/1). Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması, tüketici mahkemesinde dava şartıdır (TKHK m.73/A/1). Arabuluculuk anlaşmazlıkla sonuçlanırsa tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti, iki saatlik ücreti geçmemek üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır (TKHK m.73/A/3). Tüketicinin tüketici mahkemesinde açtığı davalar harçtan muaftır (TKHK m.73/2) ve dava tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir (TKHK m.73/5).
Talebi sınırın hemen üzerinde kalan bir tüketici, sınırı aşan kısımdan feragat ederek heyet yoluna gitmeyi de değerlendirebilir. Bu tercih, kalan kısmın sonradan istenmesini engelleyecek sonuçlar doğurabileceğinden, kesintilerin tamamı tek dökümde hesaplandıktan sonra yapılmalıdır. Hesap yapılırken ana alacak ile işlemiş faiz ayrı satırlarda gösterilmelidir.
Zamanaşımı kesinti tarihinden işler ve on yıllık üst sınır her iki yaklaşımda ortaktır
Kredi masrafı geri alma talebinde hangi zamanaşımının uygulanacağı, talebin hukuki niteliğine bağlıdır. Kesinti kredi sözleşmesindeki bir şarta dayanılarak yapıldığından, iade talebi uygulamada çoğunlukla sözleşme ilişkisinden doğan bir alacak olarak görülmekte ve Türk Borçlar Kanunu m.146'daki on yıllık genel süreye bağlanmaktadır. Talep sebepsiz zenginleşmeye (TBK m.77) dayandırıldığında ise TBK m.82 devreye girer: istem hakkı, geri isteme hakkının öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
İki yaklaşımın ortak noktası on yıllık üst sınırdır. Bu süre kesintinin yapıldığı, yani ödemenin gerçekleştiği tarihten işler. Ekim 2026 itibarıyla 2016 sonbaharından önce tahsil edilmiş dosya masrafları için bu süre dolmuştur; 2014 öncesi kredilerdeki eski tartışmaların bugün büyük ölçüde pratik önemini yitirmesinin nedeni de budur. Sebepsiz zenginleşme yaklaşımında ayrıca öğrenmeden itibaren iki yıllık süre işlediğinden, on yıllık süre dolmamış olsa bile kesintiyi fark eden tüketicinin talebini iki yıl içinde zamanaşımını kesen bir yolla ileri sürmesi, süre tartışmasının doğmasını önler.
Zamanaşımı bir defidir; TBK m.161 uyarınca hâkim zamanaşımını kendiliğinden göz önüne alamaz. Bankanın süre itirazını ileri sürmesi gerekir, ileri sürdüğünde ise kesintinin tarihi belirleyici olur. Bu nedenle başvuruya kesintinin tarihini gösteren hesap dökümünün eklenmesi, hem tutarın hem de sürenin ispatı bakımından gereklidir. Bankaya yapılan yazılı başvuru zamanaşımını kesmez; kesme sebepleri TBK m.154'te sayılmıştır. Borçlunun borcu ikrar etmesi, alacaklının dava ya da def'i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurması ve icra takibinde bulunması bu sebepler arasındadır.
Kredinin kapanmış olması iade talebini etkilemez. Kesinti, kredi erken kapatılmış ya da vadesinde ödenmiş olsa da kullandırım tarihinde yapılmıştır ve talep bu tarihten itibaren işleyen süre içinde ileri sürülebilir. Kredinin başka bir bankaya taşınması ya da yeni bir krediyle kapatılması hâlinde ise her kredinin kesintisi kendi anaparası ve kendi tarihi üzerinden ayrı ayrı değerlendirilir.
Sözleşmedeki masraf kalemleri dört adımda denetlenir
Talebin sağlam kurulabilmesi için önce kesintiler tek tek ayrıştırılmalıdır. Hesap dökümünde kredi kullandırım tarihindeki bütün kesintiler listelenir; faiz, vergi ve fon tutarları ayrılır, kalan kalemler adlarıyla yazılır. İkinci adımda kullandırılan anaparanın binde beşi hesaplanır ve tahsis ücreti ile ek kalemlerin toplamı bu sınırla karşılaştırılır.
Üçüncü adımda sözleşme ve bilgilendirme formu incelenir: kesinti orada adıyla ve tutarıyla gösterilmiş mi, tüketicinin onayı alınmış mı, form imzalanıp tüketiciye verilmiş mi. Konut kredisinde ekspertiz ve ipotek masrafları için üçüncü kişiye yapılan ödemenin belgesi istenir. Dördüncü adımda kesintinin tarihi zamanaşımı bakımından kontrol edilir ve talep tutarına göre yol seçilir: önce bankaya yazılı başvuru, cevap gelmez ya da talep reddedilirse 186.000 TL'nin altındaki tutarlarda tüketici hakem heyeti, üzerindekilerde arabuluculuk ve ardından tüketici mahkemesi.
Aynı tüketicinin bankayla başka bir uyuşmazlığı da varsa, örneğin kredi kartı yıllık üyelik ücreti ya da hareketsiz karttan alınan ücret, bunlar Tebliğ m.11'deki ayrı kurallara tabidir ve ayrı kalem olarak hesaplanmalıdır. Haklar ve yollar birbirine benzese de tüketici uyuşmazlıklarında her ürünün kendi düzenlemesi vardır. Kusurlu mal satışından doğan uyuşmazlıklar ayıplı mal iadesi hükümlerine, internet üzerinden yapılan alışverişlerden doğanlar ise mesafeli satışta cayma hakkı kurallarına göre değerlendirilir; kredi ücretlerinde ölçü Tebliğ ve TKHK'nin kredi hükümleridir.
Sık Sorulan Sorular
Dosya masrafının tamamı geri alınabilir mi?
Bugünkü düzenlemede masrafın tamamının iadesi ancak kesinti Tebliğ'in izin verdiği bir ücret türüne girmiyorsa söz konusu olur. Anaparanın binde beşini aşmayan, sözleşmede gösterilen ve onayı alınan tahsis ücreti iade konusu değildir. Tahsis ücretine ek olarak "dosya masrafı" adıyla ayrı bir kalem alınmışsa o kalemin tamamı, tek kalem binde beşi aşıyorsa aşan kısmı istenebilir.
Dosya masrafı iadesi için önce bankaya başvurmak gerekir mi?
Kanun bankaya başvuruyu tüketici hakem heyeti ya da tüketici mahkemesi yolunun ön şartı olarak düzenlemez. Yazılı başvuru, bankanın kesintiyi kendiliğinden iade etmesine imkân verdiği ve verdiği cevap sonraki aşamada delil olduğu için pratikte ilk adım olarak tercih edilir. İhtar niteliğindeki başvuru ayrıca bankayı temerrüde düşürür ve faiz başlangıcı bakımından önem taşır.
Dosya masrafı zamanaşımı kaç yıldır?
Uygulamada iade talebi çoğunlukla sözleşmeden doğan bir alacak olarak görülmekte ve TBK m.146'daki on yıllık genel süreye bağlanmaktadır. Talep sebepsiz zenginleşmeye dayandırılırsa TBK m.82'deki iki yıllık ve on yıllık ikili süre uygulanır. Her iki yaklaşımda da kesintiden itibaren on yıl geçmişse talep süre yönünden reddedilebilir; banka bu itirazı ileri sürmelidir.
Kredi tahsis ücreti iadesi hangi durumlarda istenebilir?
Tahsis ücreti, kullandırılan anaparanın binde beşini aşıyorsa aşan kısım için iade istenebilir. Ücret sözleşmede ve bilgilendirme formunda gösterilmemişse ya da banka tüketicinin onayını ispat edemiyorsa, Tebliğ m.5/3 uyarınca onay alınmamış sayıldığından ücretin tamamı tartışmaya açılır. Başvuru reddedilmiş ya da tüketici on dört günlük süre içinde krediden caymışsa tahsis ücreti alınamaz.
Konut kredisinde ekspertiz ücreti geri alınabilir mi?
Ekspertiz ücreti, bankanın değerleme şirketine ödediği tutar kadar tüketiciye yansıtılabilir (Tebliğ m.10/2). Banka bu tutarın üzerinde bir bedel tahsil ettiyse aradaki fark iade konusudur. Farkın tespiti için bankadan değerleme şirketinin faturası istenmelidir.
Borç kapandıktan sonra dosya masrafı iadesi istenebilir mi?
Kredinin vadesinde ödenmesi ya da erken kapatılması, kullandırım sırasında yapılan kesintinin iadesini engellemez. Belirleyici olan kesintinin tarihi ve bu tarihten itibaren işleyen zamanaşımı süresidir. Kapanmış kredilerde sözleşme ve hesap dökümünün örneği bankadan istenebilir; bir yıldan eski belgeler için Tebliğ m.9/4 uyarınca makul bir ücret alınabilir.
Banka hakem heyeti kararına rağmen ödeme yapmazsa ne olur?
Tüketici hakem heyeti kararları, İcra ve İflas Kanunu'nun ilamların yerine getirilmesine ilişkin hükümlerine göre yerine getirilir (TKHK m.70/2). Banka iki haftalık sürede itiraz etmemiş ve ödeme yapmamışsa karar, ilamlı icra takibine konu edilebilir. İtiraz edilmişse bile itiraz kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz; durdurma ancak hâkimin tedbir kararıyla mümkündür.
Tüketici hakem heyeti kararına itiraz süresi ne kadardır?
Taraflar heyet kararına tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edebilir (TKHK m.70/3). Bu süre 7499 sayılı Kanun'la "on beş gün"den "iki hafta"ya çevrilmiştir. İtiraz kararın icrasını durdurmaz, ancak talep hâlinde hâkim tedbir yoluyla icrayı durdurabilir; itiraz üzerine tüketici mahkemesinin verdiği karar kesindir.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.
Bu konuyla ilgili emsal kararlar

İnternetten Alınan Telefonun Kutusu Açılıp Kullanıldıktan Sonra Cayma Hakkıyla İade Edilebilir mi?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 07.11.2022

Sıfır Araç Boyalı ve Kapısı Değişmiş Çıkarsa Ayıpsız Misliyle Değişim İstenebilir mi?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 21.02.2023

Araç Değer Kaybı Davasında Yargıtay Neye Bakıyor? Önceki Hasar, Ehliyet ve Belirsiz Alacak
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 22.10.2025
Bu konuyla ilgili yazılar

İnternetten Alışverişte Cayma Hakkı: 14 Gün, İstisnalar, İade Masrafı ve Satıcı İade Etmezse
30 Eylül 2026, 17 dk okuma

Tüketici Hakem Heyeti Başvurusu: Parasal Sınırlar, Süreç ve İtiraz
29 Ağustos 2026, 18 dk okuma

Ayıplı Mal İadesi 2026: Tüketicinin Seçimlik Hakları ve Hakem Heyeti Süreci
8 Ağustos 2026, 17 dk okuma

