Sabah telefonda bankadan gelen kısa mesaj bir EFT'nin (elektronik fon transferi) gerçekleştiğini bildirir; alıcı adı tanıdık değildir, tutar hesaptaki birikimin neredeyse tamamıdır. Hesap sahibi bankayı aradığında aldığı cevap çoğu zaman aynıdır: işlem müşterinin şifresiyle ve kayıtlı telefonuna giden tek kullanımlık kodla onaylanmıştır. Bu cevap, hukuki sorunun yalnızca başlangıcıdır. Paranın kimden geri isteneceği, bankanın hangi hâlde sorumlu olduğu, hesap sahibinin kendi dikkatsizliğinin sonucu ne ölçüde etkileyeceği ve başvuruların hangi sırayla yapılacağı, ödeme hizmetleri mevzuatı ile Yargıtay'ın bankaları "güven kurumu" sayan yerleşik çizgisi üzerinden cevaplanır.
Dolandırıcılığın ceza yönü, yani failin hangi suçtan ve hangi cezayla yargılanacağı, siber suçlar ve bilişim suçlarına ilişkin sayfada ayrıca anlatılmaktadır. Mağdurun parasını bankadan geri isteme yolu ise bildirimden dava aşamasına kadar kendi kurallarına tabidir.
Usulsüz çekilen para hukuken bankanın zararıdır, mevduat alacağı devam eder
Banka hesabındaki para, hesap sahibinin kasada duran malı değildir. Mevduat sözleşmesi, Yargıtay'ın tanımıyla tüketim ödüncü ile misli şeylerin saklanmasına ilişkin sözleşmelerin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir: banka kendisine yatırılan parayı istendiğinde ya da vadesinde aynı miktarda iade etmeyi üstlenir. Bu nitelendirmenin pratik sonucu büyüktür. Üçüncü bir kişi hesaptan usulsüz bir işlemle para çektiğinde, hesap sahibinin bankadan alacağı kendiliğinden azalmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/11-304, K. 2025/525 sayılı ve 17 Eylül 2025 tarihli kararında bu sonucu açıkça yazmıştır: "bankalardan usulsüz işlemle çekilen paralar, doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğindedir ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir." Genel Kurul'a göre mevduat sahibinin payına ancak usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde el ve işbirliği ya da kusuru ispat edilirse müterafik kusur düşer ve yalnız o kusura isabet eden kısım iade edilmez.
Mevduatın bu niteliği uyuşmazlığın merkezini değiştirir. Hesap sahibinin parasını geri alabilmesi, dolandırıcının bulunmasına, yakalanmasına ya da malvarlığı olmasına bağlı değildir. Talebin muhatabı sözleşme ilişkisinin karşı tarafı olan bankadır; failin cezalandırılması ise paralel yürüyen ayrı bir süreçtir. Uygulamada sık karşılaştığımız bir yanılgı, hesap sahibinin ceza soruşturmasının sonucunu beklerken bankaya karşı hiçbir yazılı adım atmamasıdır; oysa bankaya yapılan bildirim ve düzeltme talebi, aşağıda görüleceği gibi, kendi sürelerine ve sonuçlarına sahiptir.
Hesaptan yapılan transfer ile kart harcaması farklı kanunlara tabidir
İzinsiz para çıkışı tek bir hukuki kalıba sokulamaz. Hangi kuralların uygulanacağı, paranın hangi araçla çıktığına göre değişir. 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun m. 13/1-a, 5411 sayılı Kanun kapsamındaki bankaları ödeme hizmeti sağlayıcısı sayar. Aynı Kanun'un m. 24/1 hükmü ise banka ve kredi kartlarını ayırır: kartlarla ilgili olarak 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ile bu Kanun uyarınca yapılan düzenlemelerde yer alan hususlarda 6493 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaz.
Ödeme hizmetlerinin ayrıntısı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın 1 Aralık 2021 tarihli ve 31676 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcıları Hakkında Yönetmeliği'nde (Yönetmelik) düzenlenmiştir. Bildirim, düzeltme ve sorumluluk paylaşımına ilişkin temel hükümler Yönetmelik m. 53 ve m. 54'tedir.
| Para çıkışının biçimi | Uygulanacak temel düzenleme | Hesap sahibinin bildirim öncesi sorumluluk sınırı |
|---|---|---|
| İnternet ya da mobil bankacılıkla EFT, havale ya da FAST (Merkez Bankası'nın anlık ödeme sistemi) işlemi | 6493 sayılı Kanun ve Yönetmelik m. 53-54 | Bildirimden önceki 24 saatteki yetkisiz işlemler için 250 TL'ye kadar |
| Çalınan ya da kaybolan kartla yapılan harcama veya nakit çekim | 5464 sayılı Kanun m. 12, 15, 16 | Bildirimden önceki 24 saatteki hukuka aykırı kullanım için 150 TL ile sınırlı |
| Kart bilgileriyle uzaktan yapılan alışveriş (harcama belgesi düzenlenmeksizin) | 5464 sayılı Kanun m. 15/3 | Kanun hamilin sorumlu tutulamayacağını öngörür |
| Hesap sahibi adına bilgisi dışında kredi açılıp paranın aktarılması | Genel hükümler, bankanın özen yükümlülüğü | Talep çoğunlukla borçlu olmadığının tespiti biçimini alır |
5464 sayılı Kanun m. 15/3, harcama belgesi düzenlenmeksizin iletişim araçları ya da sipariş formu yoluyla yapılan mal ve hizmet alımlarındaki hukuka aykırı kullanımlardan doğan zarardan kart hamilinin sorumlu tutulamayacağını öngörür. Bu hükmün tek kullanımlık kodla onaylanmış bir internet alışverişine uygulanıp uygulanmayacağı, işlemin kayıtları ve kodun kime ulaştığı üzerinden değerlendirilir.
Ayrım yalnız akademik değildir. Kart uyuşmazlığında itiraz süresi ve hesap özetinin kesinleşmesi gibi 5464 sayılı Kanun'a özgü kurallar devreye girer; hesap üzerinden yapılan transferde ise Yönetmelik'in on üç aylık düzeltme süresi ve ispat yükü kuralları belirleyicidir. Aynı olayda iki yol birlikte de ortaya çıkabilir: dolandırıcı önce hesaptan kredi kartı borcunu ödeyip ardından kartla harcama yapabilir. Her işlem kendi düzenlemesine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Bankaya yapılan bildirim, sorumluluğu ikiye bölen andır
Müşteriye iki yükümlülük Yönetmelik m. 53/4 ile yüklenmiştir. İlki, ödeme aracıyla ilgili güvenlik bilgilerini korumak için gerekli önlemleri almaktır. İkincisi, ödeme aracının kaybolması, çalınması ya da iradesi dışında gerçekleşmiş herhangi bir işlemi öğrenmesi hâlinde durumu "derhal" ödeme hizmeti sağlayıcısına bildirmektir. 5464 sayılı Kanun m. 16 da kart hamili için aynı bildirim yükümlülüğünü öngörür.
Bildirimin önemi, Yönetmelik m. 54/4'te görülür. Kayıp ya da çalıntı bir ödeme aracının kullanılması veya güvenlik bilgilerinin gereği gibi muhafaza edilmemesi nedeniyle ödeme aracının başkalarınca kullanılması hâlinde, gönderen, bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen ve kendisinin yetkilendirmediği işlemlerden doğan zararın 250 TL'ye kadar olan bölümünden sorumludur. Bildirimden sonra gerçekleşen yetkisiz işlemlerden ise sorumlu tutulamaz. Zararın sebebi ödeme hizmeti sağlayıcısının çalışanı, temsilcisi ya da dış hizmet aldığı kuruluşsa, gönderen bu fıkra uyarınca hiçbir işlemden sorumlu tutulamaz.
Kartlar için 5464 sayılı Kanun m. 12 benzer bir sistem kurar: kartın ya da kart bilgilerinin kaybolması veya çalınması hâlinde kart hamili, bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan kanun metnindeki ifadeyle "yüzelli Yeni Türk Lirası" ile sınırlı olarak sorumludur. Kart çıkaran kuruluş, talep ve prim ödenmesi koşuluyla bu sorumluluğun sigortalanmasını sağlamakla yükümlüdür.
Sınırın kalktığı hâller
Sorumluluk sınırı mutlak bir koruma değildir. Gönderen, Yönetmelik m. 54/5 uyarınca ödeme aracını hileli kullanması ya da m. 53'teki yükümlülüklerini kasten veya ağır ihmalle yerine getirmemesi hâlinde yetkilendirilmemiş işlemden doğan zararın tamamından sorumludur. 5464 sayılı Kanun m. 12 de hukuka aykırı kullanımın hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanması ya da bildirimin hiç yapılmaması hâllerinde sınırın uygulanmayacağını öngörür.
Ağır ihmal kavramı, uyuşmazlıkların en çok tartışılan noktasıdır. Banka çoğu dosyada şifrenin ya da tek kullanımlık kodun üçüncü kişiyle paylaşıldığını ileri sürerek hesap sahibinin ağır ihmalini savunur. Ne var ki bu savunmanın kabulü, bankanın iddiasını somut verilerle ispat etmesine ve kendi güvenlik yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmiş olmasına bağlıdır. Yargıtay'ın son kararları, bu ispatın hangi olgularla yapılabildiğini ve hangi olgularla yapılamadığını göstermektedir.
Bankanın kendi eksikliğinden doğan zarar hesap sahibine yüklenemez
Yönetmelik iki durumda hesap sahibini sorumluluk dışında tutar. Birincisi, m. 54/6 uyarınca bankanın bildirimin yapılabilmesi için gerekli tedbirleri almamış olması ya da bildirime rağmen hesabı donduramaması veya ödeme aracını kullanıma kapatamamasıdır; bu hâllerde ödeme aracının kullanılmasından doğan zarardan gönderen sorumlu tutulamaz. İkincisi, m. 54/9 uyarınca bankanın, Merkez Bankası düzenlemelerinin gerektirdiği kimlik doğrulamalarını zorunlu tutmadığı durumlardır. Bu fıkra hileli kullanma ve kasıt ya da ağır ihmal hâlini saklı tutar; onun dışında, gerekli kimlik doğrulaması istenmeden gerçekleşen işlemin zararı hesap sahibine yüklenemez.
Bildirim kanalı bakımından Yönetmelik m. 53/5-c ve d, bankaya bildirimin yapılabilmesi için gerekli önlemleri alma ve bildirimin ücretsiz yapılabileceği bir seçenek sunma yükümlülüğü getirir. Bankanın çağrı merkezine ulaşılamaması ya da şubede bildirimin kabul edilmemesi, bildirimin geciktiğine ilişkin savunmayı zayıflatan olgulardır ve bu nedenle arama kayıtları, ekran görüntüleri ve başvuru numaraları saklanmalıdır.
Düzeltme talebi on üç ay içinde yapılır, kredi kartında hesap özetine itiraz on gündür
Müşteri, Yönetmelik m. 54/1 uyarınca yetkilendirmediği ya da hatalı gerçekleşmiş ödeme işlemini öğrendiği andan itibaren bankaya gecikmeksizin bildirerek işlemin düzeltilmesini isteyebilir. Düzeltme talebi, Yönetmelik'in ifadesiyle "her halükarda" ödeme işleminin gerçekleştirilmesinden itibaren on üç ay içinde yapılır. Banka, Yönetmelik'te öngörülen işlem bilgilerini müşteriye sağlamamışsa müşteri bu süreyle bağlı olmaksızın düzeltme talep edebilir. Bildirimlerin yazılı olarak ya da uzaktan iletişim aracıyla yapılması ve kayıtlarının banka tarafından saklanması esastır.
Kredi kartında ayrıca 5464 sayılı Kanun m. 11'deki kısa süre bulunur. Kredi kartıyla yapılan işlemlere, son ödeme tarihinden itibaren on gün içinde kart çıkaran kuruluşa başvurularak itiraz edilebilir ve hamil başvuruda hesap özetinin hangi unsurlarına itiraz ettiğini gerekçesiyle belirtmek zorundadır. Süresinde itiraz edilmeyen hesap özeti kesinleşir. Aynı fıkranın son cümlesi bu kesinleşmenin sınırını da çizer: hesap özetinin kesinleşmesi genel hükümlere göre dava hakkını ortadan kaldırmaz. Kart çıkaran kuruluş ise şikâyet ve itirazları başvuru tarihinden itibaren yirmi gün içinde, hamilin başvuru yöntemi kullanılarak ve gerekçeli biçimde cevaplandırmakla yükümlüdür.
On günlük ve on üç aylık süreler birbirinin yerine geçmez. On günlük itiraz süresinin kaçırılması kart hesap özetini kesinleştirir ama bankaya karşı dava yolunu kapatmaz; on üç aylık süre ise hesap üzerinden yapılan ödeme işlemleri için öngörülmüştür. Pratikte yerinde olan yol, işlemin öğrenildiği gün hem çağrı merkezine hem de yazılı kanala (internet şubesi mesajı, şube dilekçesi ya da kayıtlı elektronik posta) bildirim yapılması ve her bildirimin tarihli kopyasının saklanmasıdır.
Yetkisiz işlemde ispat yükü bankadadır
Hesap sahibinin "bu işlemi ben yapmadım" demesi, ispat yükünü kendisinin üstlenmesi anlamına gelmez. Ödeme hizmetleri mevzuatı bu yükü açıkça bankaya bırakır: m. 54/2'ye göre müşterinin gerçekleşmiş bir ödeme işlemini yetkilendirmediğini ya da işlemin doğru gerçekleşmediğini iddia etmesi hâlinde; işlemin müşteri tarafından onaylandığını, doğru kaydedildiğini, hesaplara işlendiğini ve sunulan hizmetlerde yaşanan teknik bir arıza ya da sorundan etkilenmediğini ispat yükümlülüğü ödeme hizmeti sağlayıcısına aittir.
Düzeltmenin hızını m. 54/3 düzenler. Düzeltme talebi mümkün olan en kısa sürede yerine getirilir. Hile, kasıt ya da ağır ihmal hâlinin varlığına dair kuvvetli şüphe bulunursa banka, makul bir süreyle sınırlı olmak üzere araştırma yapabilir. İşlemin müşteri tarafından yetkilendirilmeksizin gerçekleştiği ispat edildiğinde banka tutarı derhal iade etmek ya da borçlandırılan hesabı eski durumuna getirmekle yükümlüdür.
Hukuk Genel Kurulu aynı ispat dengesini borçlar hukuku açısından da kurmuştur. Genel Kurul'a göre banka, sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirememesinde kusurlu olmadığını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 112 uyarınca ispat etmek durumundadır ve ayrıca müşterisinin müterafik kusurunu da ispatla yükümlüdür. Şifrenin doğru girildiğini gösteren sistem kaydı, kendi başına bu yükü karşılamaz; şifrenin nasıl ele geçirildiği, işlemin olağan hesap hareketine uyup uymadığı ve bankanın şüpheli işlemi fark edip etmediği ayrıca incelenir.
Yargıtay bankayı güven kurumu sayar ve hafif kusurundan da sorumlu tutar
Bankanın sorumluluğunun ölçüsü, Yargıtay'ın uzun süredir izlediği ve Hukuk Genel Kurulu'nun 17 Eylül 2025 tarihli kararında ayrıntılı biçimde gerekçelendirdiği "güven kurumu" yaklaşımıyla belirlenir. Genel Kurul, bankaların özel yasayla kurulan, kendilerine imtiyazlar tanınan ve topladıkları mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlar olduğunu, bu nedenle sorumluluklarının özel güven sebebiyle ağırlaştırıldığını belirtmiştir. Kararın sonuç cümlesi şöyledir: "bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar."
Güven kurumu ilkesinin iki önemli uzantısı vardır. İlki sözleşme şartlarıyla ilgilidir: Genel Kurul, TBK m. 115/3 ve m. 116/3 gereğince bankaların hafif kusurlarından doğan sorumluluğunu kaldıran sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğunu vurgulamıştır. Bireysel bankacılık sözleşmelerindeki "internet şubesinden yapılan işlemlerden müşteri sorumludur" türünden kayıtlar, Genel Kurul'un bu tespiti karşısında bankanın kendi kusurundan doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İkincisi dijital kanallarla ilgilidir. Karardaki ifadeyle "Müşterilerin internet bankacılığını kullanmakta olması bankaların mevduatı koruma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı gibi, sorumluluğunu da hafifletmeyecektir."
Şüpheli işlemi fark edip teyit almadan sürdüren banka
Genel Kurul'un önüne gelen olayda hesap sahibi tatildeyken TL ve döviz hesaplarındaki para tanımadığı iki şirkete mobil bankacılıkla aktarılmıştı. Banka işlemleri olağan dışı bularak hesap sahibini aramış, ancak telefon dolandırıcıların hattına yönlendirildiği için gerçek hesap sahibine ulaşamamış ve yalnız bilgilendirme e-postası göndererek işlemlere devam etmişti. Genel Kurul, sıra dışı ve şüpheli işlemleri tespit için takip mekanizması kurmakla yükümlü bankanın işlemi şüpheli bulmasına rağmen teyit almadan sürdürmesini kusur saymış; zararlı yazılım iddiası bilirkişilerce somut verilerle kesin olarak ortaya konulamadığından hesap sahibinin müterafik kusurunun dahi ispat edilemediği sonucuna varmıştır. Bölge adliye mahkemesinin direnme kararı oy çokluğuyla yerinde bulunmuş; dosya diğer itirazlar için 11. Hukuk Dairesine gönderilmiş, Daire de E. 2025/6257, K. 2025/7653 sayılı ve 18 Aralık 2025 tarihli kararıyla direnme kararını onamıştır.
Kararın karşı oy yazısı, çizginin sınırını da gösterir. Karşı oyda, kişisel bilgilerini koruyamayan ve telefonunu zararlı yazılıma açık bırakan hesap sahibinin de kusurlu sayılması ve yüzde 20 oranında kusur paylaştırması yapan bilirkişi raporunun esas alınması gerektiği savunulmuştur. Yani tartışma bankanın sorumlu olup olmadığı üzerinde değil, hesap sahibinin payına bir kusur düşüp düşmeyeceği üzerindedir.
Hat yönlendirmesi ve olağan dışı transfer
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2025/5153, K. 2026/1962 sayılı ve 13 Nisan 2026 tarihli kararına konu olayda, vadeli mevduat hesabından tanınmayan bir şirkete 100.000 TL EFT yapılmıştı. Dolandırıcı ilk denemede banka çalışanının gönderdiği doğrulama mesajını doğrulayamamış, ardından hesap sahibinin hattını kendi telefonuna yönlendirip işlemi onaylatmıştı. Bölge adliye mahkemesi, vadeli hesaptan yapılan ticari nitelikte bir EFT'nin hesabın niteliğine göre olağan olmadığını, bankanın da işlemi şüpheli gördüğünü ve kayıtlı telefondan teyit şartını uygulaması hâlinde işlemin onaylanamayacağını tespit etmiş; hesap sahibinin zararlı bir yazılımı açmış olması ihtimalinde dahi zararın bundan sonra bankanın gerçekleştirdiği işlemler nedeniyle oluştuğunu kabul etmişti. Daire, kararı onamıştır.
Hesap sahibi adına bilgisi dışında kredi çekilmesi
Dolandırıcılığın bir başka biçiminde hesaptaki mevcut para değil, hesap sahibi adına açılan kredi aktarılır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2025/3436, K. 2026/131 sayılı ve 14 Ocak 2026 tarihli kararına konu olayda, mobil bankacılık üzerinden hesap sahibinin bilgisi dışında 245.000 TL tüketici kredisi kullandırılmış ve aynı gün 240.000 TL tanınmayan bir kişiye aktarılmıştı. Dava, kredi sözleşmesinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemiyle açılmıştı. İlk derece mahkemesi, bankanın farklı IP adreslerini (cihazın internete bağlandığı ağ adresi) ve sistemde kayıtlı olması gereken bilgilerdeki farklılıkları kontrol ederek gerekli tedbirleri alma yükümlülüğünü tam yerine getirmediğini belirten bilirkişi raporuna dayanarak davayı kabul etmiş; istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ve Daire kararı onamıştır. Bu tür dosyalarda talep paranın iadesinden çok, kredi borcunun hesap sahibine ait olmadığının tespitine yöneltilir.
Hesap sahibinin kusuru tazminatı çoğu dosyada indirir, ağır hâllerde kaldırabilir
Bankanın ağırlaştırılmış sorumluluğu, hesap sahibinin her davranışını sonuçsuz bırakmaz. Aynı kararda Genel Kurul, müşterilerin de internet bankacılığında kullanılan kullanıcı adı, şifre ve diğer bilgilerin üçüncü kişilerin eline geçmesini önleyecek tedbirleri almaları ve bu konuda azami özeni göstermeleri gerektiğini belirtmiştir. Bu yükümlülük ihlal edilmişse TBK m. 52 devreye girer: zarar gören zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuşsa hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2025/7011, K. 2026/2155 sayılı ve 20 Nisan 2026 tarihli kararı bu dengenin örneğidir. Olayda vadeli hesaptan 110.200 TL havale edilmiş, hesap sahibi kendisini banka görevlisi olarak tanıtan kişilerle tek kullanımlık şifresini paylaşmıştı. Bozmaya uyularak yapılan yargılamada ilk derece mahkemesi, bankanın üçüncü kişilerin bankanın telefon numarasına benzer numaralardan arama ihtimalini düşünerek ek güvenlik önlemi almakla yükümlü olduğunu kabul etmiş, kusuru yüzde 80 banka ve yüzde 20 hesap sahibi olarak paylaştırarak 88.160 TL'ye hükmetmişti. Daire, tarafların temyiz itirazlarını reddederek kararı onamıştır.
Daire kararı, şifre paylaşımının tek başına davayı sona erdirmediğini gösterir. Şifrenin banka görevlisi gibi davranan kişiye verilmesi, bu olayda tazminatı ortadan kaldıran ağır ihmal olarak değil, indirim sebebi olan müterafik kusur olarak değerlendirilmiştir. 11. Hukuk Dairesinin onadığı kararlarda kusur paylaşımını belirleyen olgular, hesap sahibinin davranışı kadar bankanın aynı saldırıyı durdurabilecek önlemleri alıp almadığıdır: alıcının yeni ve tanınmayan bir hesap olup olmadığı, işlemin tutar ve saat bakımından hesabın olağan seyrine uyup uymadığı, cihaz ve IP değişikliği gibi uyarı işaretlerinin değerlendirilip değerlendirilmediği.
Ağır ihmal ile müterafik kusur arasındaki çizgi
Ağır ihmal hâlinde Yönetmelik m. 54/5 hesap sahibini zararın tamamından sorumlu tutar; TBK m. 52 ise indirimi ya da tamamen kaldırmayı hâkimin takdirine bırakır. Hangi sonucun doğacağı, olgulara bağlıdır. Şifreyi bir kâğıda yazıp kartla birlikte taşımak, kodu açıkça ilgisiz bir kişiye bilerek vermek ya da yapılacak transferi bizzat onaylamak gibi davranışlar ağır ihmal tartışmasını güçlendirir. Banka görevlisi kimliğine bürünmüş ve bankanın numarasına benzer bir hattan arayan kişiye aldatılarak kod verilmesi ise yukarıdaki kararda müterafik kusur sınırında kalmıştır. Bilirkişi incelemesinde hangi olgunun öne çıkarılacağı, bu nedenle dosyanın başında belirlenmelidir.
Başvuru sırası: bankaya bildirim, hakem heyeti ya da arabuluculuk, tüketici mahkemesi
Hesabını kişisel ihtiyaçları için kullanan hesap sahibi ile banka arasındaki ilişki tüketici işlemidir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 3/1-l, tüketici işlemi tanımına bankacılık sözleşmelerini açıkça dâhil eder; m. 3/1-k ise tüketiciyi ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden kişi olarak tanımlar. Bu sıfat, başvurulacak mercii ve başvuru sırasını belirler.
- Bankaya bildirim ve düzeltme talebi: Yönetmelik m. 53/4 ve m. 54/1 uyarınca derhal ve yazılı ya da kayıtlı kanaldan yapılır. Kart işlemlerinde 5464 sayılı Kanun m. 11 uyarınca hesap özetine itiraz da eklenir.
- Tüketici hakem heyeti: 6502 sayılı Kanun m. 68/1, parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvuruyu zorunlu kılar; sınırın üzerindeki uyuşmazlıklar için heyete başvuru yapılamaz. Sınır, 1 Ocak 2026'dan itibaren 186.000 TL'dir. Başvuru usulü, süreler ve itiraz yolu tüketici hakem heyeti başvurusuna ilişkin yazıda ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
- Arabuluculuk: Sınırın üzerindeki uyuşmazlıklarda 6502 sayılı Kanun m. 73/A uyarınca tüketici mahkemesinde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Hakem heyetinin görev alanındaki uyuşmazlıklar ve hakem heyeti kararlarına itirazlar bu şartın dışındadır.
- Tüketici mahkemesi: Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa dava açılır. Hakem heyeti kararına karşı da tebliğden itibaren iki hafta içinde tüketici mahkemesine itiraz edilebilir (6502 sayılı Kanun m. 70/3).
Örnekle: 120.000 TL'si izinsiz aktarılan bir hesap sahibinin uyuşmazlığı 2026'da hakem heyetinin görev alanındadır; 300.000 TL'lik bir zarar ise arabuluculuk aşamasından sonra tüketici mahkemesinde görülür. Hakem heyeti kararları da tarafları bağlar ve ilam gibi icra edilir; buna karşılık heyet vekâlet ücretine hükmedemez (6502 sayılı Kanun m. 70/1-2).
Hesap bir şirkete ya da ticari faaliyete aitse tüketici sıfatı bulunmaz ve uyuşmazlık genel hükümlere göre ticaret mahkemesinde görülür; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 5/A uyarınca konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat davalarında arabuluculuk dava şartıdır; 7445 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle 1 Eylül 2023'ten itibaren açılan menfi tespit ve istirdat davaları da bu kapsama girmiştir. Bilgisi dışında kredi çekilen bir şirketin açacağı borçsuzluk tespiti davası bu nedenle arabuluculuk şartına tabidir. Temyiz aşamasında internet bankacılığındaki usulsüz işlemlerden kaynaklanan davalar Yargıtay 11. Hukuk Dairesince incelenmektedir: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/3913, K. 2026/2590 sayılı ve 30 Nisan 2026 tarihli kararında internet bankacılığı yoluyla yapılan usulsüz işlemlerden kaynaklanan alacak dosyasını, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 26 Haziran 2025 tarihli iş bölümü kararı uyarınca 11. Hukuk Dairesine göndermiştir.
Ceza şikâyeti hukuk talebinin yerine geçmez, onu besler
İzinsiz para çıkışı aynı zamanda bir suçtur ve hangi suç tipinin oluşacağı fiilin biçimine göre değişir. Başkasına ait banka veya kredi kartının rızası olmaksızın kullanılarak yarar sağlanması 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 245/1'de düzenlenmiştir. Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenen hırsızlık TCK m. 142/2-e kapsamında nitelikli hırsızlık sayılır. Aldatılan bir insan iradesinin bulunduğu, örneğin banka görevlisi gibi davranılarak hesap sahibinin kendisinin transfer yapmaya yönlendirildiği olaylarda ise bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması TCK m. 158/1-f uyarınca nitelikli dolandırıcılık tartışmasını gündeme getirir; bu suç tipinin unsurları ve yaptırımı nitelikli dolandırıcılık sayfasında, cezanın miktarı ve infazı ise dolandırıcılık cezasının ne kadar yatacağına ilişkin sayfada ele alınmıştır.
Ceza soruşturması hukuk davası açısından iki işlev görür. İlki delil toplama gücüdür: savcılık, alıcı hesabın sahibini, işlemin yapıldığı IP adresini, hat yönlendirme kaydını ve paranın sonraki hareketlerini bankalardan ve operatörlerden isteyebilir. Bu kayıtlar, bankanın şüpheli işlemi fark edip etmediğinin ve hesap sahibinin kusurunun bulunup bulunmadığının tespitinde bilirkişinin temel malzemesidir. İkincisi zamandır: şikâyetin olayın hemen ardından yapılması, Yönetmelik m. 53/4'teki "derhal" bildirimin de ayrıca belgelenmesini sağlar.
Ceza soruşturmasının sonucunu beklemek hukuk mahkemesi için zorunlu değildir; ceza dosyasının sonucunu bekletici mesele yapıp yapmamak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 165 uyarınca mahkemenin takdirindedir. Bankanın sorumluluğu failin cezalandırılmasına bağlı olmadığından, iki süreç birbirini beklemeden yürütülebilir. Parayı alan hesabın sahibine karşı da haksız fiil (TBK m. 49) ya da sebepsiz zenginleşme (TBK m. 77) hükümlerine dayanılarak talepte bulunulabilir; ancak bu hesaplar çoğu zaman kısa sürede boşaltıldığından bankaya karşı talep, tahsil kabiliyeti bakımından da öncelikli yol olarak öne çıkar.
Paranın çıktığı gün tutulması gereken kayıtlar ve sonraki adımlar
Bu uyuşmazlıklarda sonuç, büyük ölçüde ilk günlerde oluşturulan kayıtlarla belirlenir. Bilirkişi incelemesi işlem saatlerini, bildirim anını ve bankanın tepkisini dakika dakika karşılaştırır. Bu nedenle aşağıdaki kayıtlar, olay öğrenildiği andan itibaren düzenli biçimde saklanmalıdır:
- Bankadan gelen bütün kısa mesajlar ve e-postalar, özellikle tek kullanımlık kod ve işlem bildirim mesajları; telefonda silinmeden ekran görüntüsüyle birlikte korunmalıdır.
- Çağrı merkezine yapılan aramaların saatleri, başvuru ya da şikâyet numaraları ve kartın veya internet şubesinin kullanıma kapatıldığı saat.
- Bankaya yazılı kanaldan yapılan bildirim ve düzeltme talebinin tarihli kopyası; kredi kartında son ödeme tarihinden itibaren on gün içinde yapılan hesap özeti itirazı.
- Olaydan önceki aylara ait hesap hareketleri: işlemin hesabın olağan seyrine aykırı olduğu ancak bu karşılaştırmayla gösterilebilir.
- Hat yönlendirmesi, SIM kart (hat kartı) değişikliği ya da cihazda olağan dışı davranış varsa operatöre yapılan başvuru ve operatör kayıtları.
- Savcılığa yapılan şikâyetin dilekçesi ve soruşturma numarası; soruşturmada elde edilen alıcı hesap ve IP bilgileri.
- Kendini banka görevlisi olarak tanıtan bir aramayla başlayan olaylarda arayan numara, arama saati ve konuşmanın içeriğine dair o gün tutulmuş not.
Bankanın ret cevabı ya da sessiz kalması, sürecin bittiği anlamına gelmez. İspat yükü m. 54/2 uyarınca bankada olduğundan, ret cevabında işlemin hangi kimlik doğrulama adımlarıyla onaylandığının, işlemin şüpheli işlem takibine takılıp takılmadığının ve takıldıysa hangi teyidin alındığının sorulması yerinde olur. Bu soruların cevapları, hakem heyetinde ya da mahkemede bilirkişinin inceleyeceği kayıtların ilk çerçevesini oluşturur.
Sık Sorulan Sorular
Banka "işlem sizin şifrenizle yapıldı" diyorsa para geri istenebilir mi?
Şifrenin doğru girilmiş olması, bankanın sorumluluğunu tek başına ortadan kaldırmaz. Ödeme hizmetleri düzenlemesi (Yönetmelik m. 54/2) işlemin müşteri tarafından onaylandığını ispat yükünü bankaya bırakır ve Hukuk Genel Kurulu bankanın hafif kusurundan da sorumlu olduğunu kabul eder. Şifrenin nasıl ele geçirildiği, işlemin olağan dışı olup olmadığı ve bankanın şüpheli işlemi durdurup durdurmadığı ayrıca incelenir.
Tek kullanımlık kodu dolandırıcıya veren hesap sahibi hiçbir şey alamaz mı?
Kodun paylaşılması, olgulara göre ağır ihmal ya da müterafik kusur olarak değerlendirilir ve sonuç ikisinde farklıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20 Nisan 2026 tarihli kararına konu olayda, kendini banka görevlisi olarak tanıtan kişiye kod veren hesap sahibine yüzde 20 kusur verilmiş, zararın kalan kısmına bankanın sorumluluğu kabul edilmiştir. Ağır ihmal kabul edilen bir olayda ise Yönetmelik m. 54/5 uyarınca zararın tamamı hesap sahibinde kalır.
Bankaya bildirim için kesin bir süre var mı?
Yönetmelik bildirimin "derhal" yapılmasını ister; düzeltme talebi ise en geç işlemden itibaren on üç ay içinde yapılmalıdır. Kredi kartı hesap özetine itiraz için ayrıca son ödeme tarihinden itibaren on günlük süre öngörülmüştür. Bildirimden önceki yirmi dört saatte gerçekleşen yetkisiz işlemler için hesap sahibinin sorumluluğu, hesap transferlerinde 250 TL, kart kullanımında 150 TL ile sınırlıdır; ağır ihmal ve kast hâlleri bu sınırın dışındadır.
Hesap sahibi adına bilgisi dışında kredi çekildiyse ne talep edilir?
Bu durumda talep çoğunlukla kredi sözleşmesinden dolayı borçlu olmadığının tespiti biçimini alır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 14 Ocak 2026 tarihli kararında, IP adresi ve kayıtlı bilgilerdeki farklılıkları kontrol etmeyen bankaya karşı açılan borçsuzluk tespiti davasının kabulünü onamıştır. Kredi taksitleri bu arada ödenmişse ödenen tutarların iadesi de talep edilebilir.
Hakem heyetine mi, mahkemeye mi başvurulur?
Seçim uyuşmazlığın değerine göre kanunla belirlenmiştir. 2026'da 186.000 TL'nin altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur; bu tutar ve üzerindeki uyuşmazlıklarda önce arabulucuya başvurulur, anlaşma sağlanamazsa tüketici mahkemesinde dava açılır. Hesap ticari amaçla kullanılıyorsa tüketici yolu kapalıdır ve uyuşmazlık ticaret mahkemesinde görülür.
Ceza davası sonuçlanmadan bankaya karşı dava açılabilir mi?
Bankanın sözleşmeden doğan sorumluluğu failin yakalanmasına ya da cezalandırılmasına bağlı değildir ve hukuk davası ceza soruşturmasıyla aynı anda yürütülebilir. Mahkeme ceza dosyasını bekletici mesele yapıp yapmamayı HMK m. 165 uyarınca takdir eder. Soruşturmada elde edilen IP ve alıcı hesap kayıtları ise hukuk davasında delil olarak kullanılabilir.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.
Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Konut Kredisi Yapılandırılırken Kesilen Komisyon ve Masraf Geri Alınabilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 13.02.2020

İnternetten Alınan Telefonun Kutusu Açılıp Kullanıldıktan Sonra Cayma Hakkıyla İade Edilebilir mi?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 07.11.2022

Sıfır Araç Boyalı ve Kapısı Değişmiş Çıkarsa Ayıpsız Misliyle Değişim İstenebilir mi?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 21.02.2023
Bu konuyla ilgili yazılar

Kredi Dosya Masrafı İadesi: Bankaya Başvuru, Tüketici Hakem Heyeti ve Zamanaşımı
17 Ekim 2026, 17 dk okuma

İnternetten Alışverişte Cayma Hakkı: 14 Gün, İstisnalar, İade Masrafı ve Satıcı İade Etmezse
30 Eylül 2026, 17 dk okuma

Tüketici Hakem Heyeti Başvurusu: Parasal Sınırlar, Süreç ve İtiraz
29 Ağustos 2026, 18 dk okuma

