Bir kişi gece kulübünde dans ederken cep telefonuyla videoya alınır, görüntü eski işverenine ulaşır. Boşanmış bir eş, eski eşinin fotoğraflarını sahte bir hesapla yayımlar. Başka bir dosyada kişi, kendisini mağdur ettiğini düşündüğü avukatıyla yaptığı görüşmeleri kaydeder ve kayıtları yalnız ilgili makamlara sunduğunu savunur. Üç olayda da ortak soru aynıdır: izinsiz kayıt ya da paylaşım hangi hâlde suç oluşturur?
Yargıtay kararları bu soruya tek cevap vermez. İlk olayda hem kaydetme hem gönderme nedeniyle kurulan mahkûmiyet onanmış, üçüncü olayda delil amacıyla alınan ve üçüncü kişilerle paylaşıldığı ileri sürülmeyen kayıt nedeniyle kurulan mahkûmiyet bozulmuştur. Ayrımı belirleyen başlıca etkenler görüntünün özel hayata ilişkin olup olmadığı, kaydın amacı ve kaydın kime ulaştığıdır.
TCK m. 134 kayıtsız ihlali, kayda almayı ve ifşayı ayrı ceza aralıklarına bağlar
Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 134 tek bir fiili değil, ağırlığı farklı üç davranışı düzenler. Birinci fıkranın ilk cümlesi, kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal edeni bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırır. Aynı fıkranın ikinci cümlesine göre gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlali hâlinde "verilecek ceza bir kat artırılır". İkinci fıkra ise özel hayata ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa edeni iki yıldan beş yıla kadar hapisle cezalandırır.
| Fiil | Madde | Ceza |
|---|---|---|
| Kayıt olmaksızın özel hayatın gizliliğini ihlal | TCK m. 134/1, ilk cümle | 1-3 yıl hapis |
| Görüntü veya sesi kayda alarak ihlal | TCK m. 134/1, ikinci cümle | Temel ceza bir kat artırılır |
| Özel hayata ilişkin görüntü veya sesi hukuka aykırı ifşa | TCK m. 134/2, ilk cümle | 2-5 yıl hapis |
| İfşa edilen verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması | TCK m. 134/2, ikinci cümle | Aynı ceza |
| Kamu görevlisinin görev yetkisini kötüye kullanarak ya da meslek ve sanatın kolaylığından yararlanarak işlemesi | TCK m. 137 | Ceza yarı oranında artırılır |
Kararlarda sık görülen bir yıl sekiz ay hapis rakamı bu yapıdan doğar. Alt sınırdan belirlenen bir yıl, kayıt artırımıyla iki yıla çıkar; TCK m. 62 uyarınca altıda bir oranında takdiri indirim uygulandığında bir yıl sekiz aya iner. Hükmedilen ceza iki yıl veya daha az olduğunda TCK m. 51 uyarınca erteleme gündeme gelebilir; bu kurum kendiliğinden işlemez, mahkemenin takdirine bağlıdır. İncelenen dosyalardaki sonuç cezalar kanundaki üst sınırların çok altında kalmış olsa da sanık hakkında kurulan mahkûmiyet ve denetim süresi ayrı sonuçlar doğurur.
Kaydetme ve ifşa, aynı olayda birbirini izlese de ayrı değerlendirilebilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin E. 2023/4778, K. 2026/1130, 9 Şubat 2026 tarihli kararına konu dosyada bölge adliye mahkemesi (BAM), gece kulübünde dans eden katılanı videoya alan sanığın kayıt nedeniyle m. 134/1'in ikinci cümlesini, videoyu bir tanığa göndermesi nedeniyle m. 134/2'yi ihlal ettiğini kabul etmişti. BAM iki eylem için ayrı ayrı bir yıl sekiz ay hapis belirlemiş, yalnız sanık tarafı başvurduğu için kazanılmış hak gereği sonucu tek cezayla sınırlamıştı. Hüküm temyiz incelemesinde onanmıştır.
Madde, 2012 öncesinde birinci fıkrada adli para cezası seçeneği, ikinci fıkrada basın yoluyla işlemede yarı oranında artırım içeriyordu. 6352 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra m. 134/2 yalnız hapis cezası öngörmektedir. Dairenin E. 2023/2327, K. 2024/5552, 21 Ekim 2024 tarihli kararında hapis cezasının yanında adli para cezasına da hükmedilmesi kanun yararına bozma sebebi yapılmıştır. Konuşma kayıtlarının ifşasını düzenleyen m. 133/3'te ise hapisle birlikte dört bin güne kadar adli para cezası öngörüldüğünden iki hükmün sonuçları aynı değildir.
Özel hayat alanı yalnız kapalı mekânla sınırlı görülmemektedir
Kanun "özel hayat" kavramını tanımlamaz; sınır kararlarda olaydan olaya çizilir. Gece kulübü dosyasında BAM, başkalarının bulunduğu bir mekânda dans ederken alınan görüntüleri kişinin başkaları tarafından görülmesini istemeyeceği özel hayat görüntüleri olarak nitelendirmiş, Daire de suç vasfının doğru belirlendiğini kabul etmiştir. Kararın önemi, mekânın başkalarına açık olmasının tek başına değerlendirmeyi bitirmemesindedir. Bu karardan çıkarılabilecek ölçüt, görüntünün kişinin hangi hayat kesitini gösterdiği ve kişinin o kesitin başkalarınca görülmesini isteyip istemeyeceğidir.
Gizlilik de bu değerlendirmenin bir parçasıdır. Cep telefonuyla katılanların gizlice fotoğraflarını çekme eylemi, Dairenin E. 2020/4310, K. 2024/1866, 24 Nisan 2024 tarihli kararına göre m. 134/1'in ikinci cümlesi kapsamında kalmakta, ilk cümleden hüküm kurulması vasıf hatası oluşturmaktadır. Kararda suç vasfı, paylaşım üzerinden değil, fotoğrafın gizlice çekilmesi üzerinden tartışılmıştır.
Her görüntüde aynı sonuca varılmaz. Dairenin E. 2015/13129, K. 2017/4273, 24 Mayıs 2017 tarihli kararında bir kafede çekilen tek kare fotoğraf, m. 136 yönünden tartışılmıştı. Çekimin katılana odaklanmaması, yüzünün kimliği belirlenebilir biçimde görünmemesi ve sanığın savunmasını doğrulayan tanık anlatımları birlikte değerlendirilmiş, suçun kuşkuya yer vermeyen biçimde ispatlanmadığı gerekçesiyle kurulan beraat hükmü düzeltilerek onanmıştır. Kadraja rastlantıyla girme iddiası, görüntünün içeriği ve çekim koşullarıyla birlikte incelenen bir sorudur.
Rıza kayıt anıyla ve açıklandığı kapsamla sınırlıdır
TCK m. 26/2, kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği hakka ilişkin olarak açıkladığı rıza çerçevesinde işlenen fiilden dolayı ceza verilmeyeceğini öngörür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, on sekiz yaşından küçük bir mağdura ilişkin E. 2019/216, K. 2023/591, 8 Kasım 2023 tarihli kararında rızanın fiilden önce ve en geç fiil sırasında bulunması gerektiğini, sonradan doğan rızanın hukuka uygunluk nedeni olmadığını belirtmiştir. Aynı kararda, rızayla alınan kayıtların silinmesi istendiği hâlde saklanmasının m. 134/1'in ilk cümlesindeki suçu oluşturduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı ifade edilmiştir.
Karar, kaydın başlangıçta rızayla yapılmasının sonraki saklama ve kullanımı kendiliğinden hukuka uygun kılmadığını gösterir. Fotoğrafı çekmeye razı olan kişinin paylaşıma da razı olduğu varsayılamaz. Mağdur çocuk olduğunda değerlendirme ağırlaşır: Genel Kurul on beş yaşını tamamlamamış çocuğun rızasını hukuka uygunluk nedeni saymamış, on beş-on sekiz yaş arasındaki ayırt etme gücüne sahip çocuğun rızasını ise ancak hukuka uygunluk nedeni olabilecek bir olgu olarak görmüş; somut olaydaki özel içerikli kayıtlar bakımından daha ağır olan TCK m. 226/3'ün uygulanması gerektiği sonucuna varmıştır.
İfşa için görüntünün herkese yayılması aranmamış, tek kişiye gönderme de yeterli görülmüştür
Uygulamada sık karşılaştığımız yanılgı, ifşanın ancak sosyal medyada herkese açık paylaşımla gerçekleşeceği düşüncesidir. Gece kulübü dosyasında sanık videoyu katılanın eski işverenine göndermiş, BAM bu eylemi m. 134/2 kapsamında sabit görmüş ve hüküm onanmıştır. Aynı dosyada görüntünün sosyal medya üzerinden bir yakına da gönderildiği ileri sürülmüş, ancak iletinin gönderildiği hesabın sahibi belirlenemediğinden zincirleme suç hükümleri uygulanmamıştır. Teknik tespit, ifşanın kapsamını da belirleyebilmektedir.
Fotoğrafın nereden geldiği niteleme bakımından ayrıca önem taşır. Dairenin E. 2021/9192, K. 2024/5280, 14 Ekim 2024 tarihli kararının konusu, sanığın eski eşine ve onun arkadaşına ait fotoğrafları internette, sahte hesap da kullanarak yayımlamasıdır. Daire, resimlerin katılanlarca daha önce kendi hesaplarından yayımlanıp yayımlanmadığının ve nereden, nasıl ele geçirildiğinin sorulmasını, sonucuna göre eylemin m. 136 mı yoksa m. 134/2 mi kapsamında kaldığının belirlenmesini istemiş ve hükmü bu eksiklik nedeniyle bozmuştur.
Niteleme sonucun tamamını değiştirebilir. TCK m. 139, kişisel verilerin kaydedilmesi ile verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarını şikâyet şartı dışında tutar. Aynı fotoğraf m. 134/2'ye girdiğinde soruşturma şikâyete bağlıyken m. 136/1'e girdiğinde şikâyet aranmaz; ceza aralığı da iki yıldan dört yıla kadar hapse döner. Kayıtların kişisel veri boyutu ayrı bir tartışma olduğundan, dosyada fotoğrafın kaynağı ve daha önce yayımlanıp yayımlanmadığı en baştan belgelenmelidir. Bilişim yoluyla işlenen suçlarda delillerin saklanması ve başvuru sürecinin genel çerçevesi bilişim suçları sayfasında yer almaktadır.
Basın ve yayın yolu cezayı artırmaz, süreyi ve usulü etkileyebilir
TCK m. 6/1-g, basın ve yayın yolunu her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar olarak tanımlar. Madde 134/2'nin ikinci cümlesi bu yolla yayımlamada aynı cezayı öngördüğünden ayrı bir artırım yapılmaz. Asıl fark basılmış eserlerde ve internet haber sitelerinde ortaya çıkar. 5187 sayılı Basın Kanunu m. 26, günlük süreli yayınlar ve internet haber siteleri için dört ay, diğer basılmış eserler için altı ay içinde ceza davası açılmasını muhakeme şartı sayar.
Bir kitapta yayımlanan kişisel e-postalar nedeniyle m. 132/3'ten açılan dava, Dairenin E. 2024/4209, K. 2026/3676, 13 Nisan 2026 tarihli kararında bu süre yönünden incelenmiştir. İddianamenin altı aylık süre geçtikten sonra kabul edildiği belirlenmiş, itirazın reddine ilişkin karar kanun yararına bozulmuştur. Yayın yoluyla ifşa iddiasında yayının türü ve süre başlangıcı şikâyet aşamasında saptanmalıdır.
Mesaj ekran görüntüsünde yazışmanın tarafı olup olmamak uygulanacak maddeyi değiştirir
Ekran görüntüsü sorusu çoğu zaman m. 134 başlığı altında sorulur; yazışma içeriği ise öncelikle haberleşmenin gizliliğini düzenleyen TCK m. 132 kapsamında değerlendirilir. Hükmün yapısı, paylaşan kişinin yazışmadaki konumuna göre ayrılır:
- Başkalarının yazışması: Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal bir yıldan üç yıla kadar hapis gerektirir; ihlal içeriğin kaydıyla gerçekleşirse ceza bir kat artırılır (m. 132/1). Bu içeriği hukuka aykırı ifşa eden için iki yıldan beş yıla kadar hapis öngörülmüştür (m. 132/2).
- Kişinin kendi yazışması: Kendisiyle yapılan haberleşmenin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırılır (m. 132/3).
Kendi yazışması bakımından kanunun aradığı unsur "alenen" ifşadır. Dairenin E. 2021/5406, K. 2024/2934, 4 Haziran 2024 tarihli kararına göre kişinin kendisiyle yapılan haberleşmeyi kaydetmesi suç olarak kabul edilmemiş, suç olan haberleşmenin ifşasıdır ve bu suç için ifşanın aleni gerçekleştirilmesi gerekir. Herkese açık bir hesapta yayımlama aleniyet unsurunu güçlü biçimde gündeme getirirken dar bir çevreye göndermede sonuç olayın koşullarına göre belirlenir. Yazışmada kişinin fotoğrafı ya da ses kaydı varsa eylem ayrıca m. 134/2 yönünden de incelenebilir.
Başkasının yazışmasında tablo farklıdır. Dairenin E. 2023/4360, K. 2026/1450, 16 Şubat 2026 tarihli kararına konu dosyada sanık, katılanın bir başkasıyla yazışmasının ekran görüntülerini alıp iki tanığa göndermişti. BAM, boşanma davasına delil hazırlama amacını gözeterek beraat kararı vermişti. Daire, yazışmanın tarafı olan tanığın yetkisiz üçüncü kişi sayılmadığını, diğer tanığın ise yetkisiz üçüncü kişi olduğunu belirterek mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiğini kabul etmiş ve beraati bozmuştur. Eşler arasında yaşanan olayda boşanma davasına delil hazırlama amacının ileri sürülmesi, yetkisiz kişiye gönderme yönünden beraat için yeterli görülmemiştir.
Katıldığı konuşmayı kaydeden kişinin cezai sorumluluğu kaydın türüne, amacına ve kullanımına göre belirlenir
"Gizli ses kaydı suç mu" sorusunun ilk ayağı, kaydın hangi hükme girdiğidir. Üçüncü kişinin aleni olmayan konuşmayı kaydetmesi m. 133/1'de iki yıldan beş yıla kadar hapisle, kişinin katıldığı söyleşiyi diğer konuşanların rızası olmadan kaydetmesi m. 133/2'de altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla karşılanır. Dairenin E. 2013/26087, K. 2014/10205, 28 Nisan 2014 tarihli kararında söyleşi, en az üç kişinin aracı kullanmadan yüz yüze yaptığı konuşma olarak tarif edilmiştir. Telefon görüşmesi haberleşme niteliğinde olduğundan m. 132 kapsamında tartışılır (K. 2024/2934). İki kişi arasındaki konuşmaların kaydı ise uygulamada m. 134 üzerinden de değerlendirilebilmektedir.
İkinci ayak "başka türlü ispat imkânı" yaklaşımıdır. Aynı 2014 tarihli karar, kişinin "bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda", örneğin kendisine karşı işlenmekte olan hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi bir suçta, kaybolma olasılığı bulunan kanıtları yetkili makamlara sunmak amacıyla kayıt almasının hukuka aykırı kabul edilemeyeceğini ortaya koymuştur. O dosyada performans toplantısında hakarete uğradığını savunan çalışanın kaydı nedeniyle verilen beraat hükmü, gerekçesi yanlış bulunmakla birlikte sonucu doğru görülerek onanmıştır.
Son kararlar kastı öne çıkarmaktadır. Vekili ile görüşmelerini ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda delil olarak kullanmak için kaydeden sanığın, kayıtları üçüncü kişilerle paylaştığı ileri sürülmediğinden hukuka aykırılık bilinciyle hareket etmediği E. 2022/3837, K. 2024/6748, 26 Kasım 2024 tarihli kararda kabul edilmiş, m. 134/1'den kurulan mahkûmiyet bozulmuştur. K. 2024/2934'te alacak davasını ispat amacıyla alınan telefon kaydının yalnız mahkemeye sunulması, E. 2024/1216, K. 2026/4015, 20 Nisan 2026 tarihli kararda ise cinsel saldırı iddiasına delil elde etmek için alınan kayıtların ve yazışmaların yalnız dava dosyasına sunulması aynı gerekçeyle beraat sonucunu desteklemiştir.
Ceza Genel Kurulu, K. 2023/591 sayılı kararında "hukuka aykırı olarak" ibaresinin geçtiği suçlarda failin fiilin hukuka aykırı olduğunu bilmesi, yani doğrudan kastla hareket etmesi gerektiğini belirtmiştir; bu ibare m. 132/2-3, m. 133/3 ve m. 134/2'de yer alır. Madde 134/1'de ibare bulunmamakla birlikte Daire, K. 2024/6748 sayılı kararında hukuka aykırılık bilinci ve iradesinin yokluğunu bizzat gerekçe yapmıştır. Kaydı alanın savunması yalnız niyet beyanıyla sınırlı kalmamalıdır. K. 2024/2934 sayılı kararın dayandığı BAM gerekçesinde, kayıt içeriğinin yalnız ileri sürülen amaca uygun konuşmalardan ibaret olması ve amaç dışında kullanıldığına ilişkin bir iddia bulunmaması birlikte değerlendirilmiştir. Kaydın süresi, kapsamı ve teslim edildiği merciler savunmanın somut olgularıdır.
Kaydın hukuka uygun bulunması ifşa iddiasının incelenmesini ortadan kaldırmaz
Bu kararlardaki ortak olgu, kaydın üçüncü kişilerle paylaşıldığının ileri sürülmemesidir. Farklı bir tablo E. 2019/10403, K. 2023/569, 27 Şubat 2023 tarihli kararda görülür: öğretmen olan sanık, görüşmeyi kaydedip kaydı ilgisiz üçüncü kişilere dinlettiği iddiasıyla m. 133/3'ten yargılanmıştır. İlk derece mahkemesi, başka türlü ispat imkânı bulunmadığından kaydın hukuka uygun olduğunu kabul ederek beraat kararı vermişti. Temyiz incelemesinde davanın ifşa iddiasıyla açıldığı, eylemin bu suç yönünden değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.
Kaydeden kişinin cezalandırılmaması ile kaydın mahkemede delil sayılması da aynı soru değildir. Ani gelişen durum ile planlı kayıt ayrımı ve kaydın hükme esas alınması gizli ses kaydının delil değerine ilişkin yazıda, boşanma dosyalarındaki hukuka aykırı delil sınırı aldatma davasında deliller yazısında ele alınmıştır.
Şikâyet süresi altı aydır ve dosya kural olarak uzlaştırma aşamasından geçer
TCK m. 139 uyarınca m. 132, 133 ve 134'teki suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Şikâyet hakkı olan kişi, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlayarak altı ay içinde başvurmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz (TCK m. 73/1-2). Süre, dava zamanaşımını geçmemek koşuluyla işler; m. 134/2 için bu süre TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıldır. Madde 73/2'ye 7531 sayılı Kanunla eklenen iki yıllık üst sınır yalnız şikâyete bağlı hakaret suçuna ilişkindir.
Şikâyet hakkı görüntüsü alınan ya da özel hayatı ihlal edilen kişiye aittir. Birden çok mağdur varsa birinin süreyi kaçırması ötekilerin hakkını düşürmez (TCK m. 73/3). Yakınların konumu ayrı değerlendirilir: K. 2017/4273 sayılı kararda fotoğrafta görünen kişinin eşinin suçtan doğrudan zarar görmediği ve davaya katılma hakkı bulunmadığı belirtilmiş, katılma isteminin kabulü hata olarak kaydedilmiştir.
Görüntünün geç fark edildiği dosyalarda başlangıç tarihi çoğu zaman uyuşmazlığın merkezine oturur. İçeriğin ne zaman ve nasıl öğrenildiği, ekran kaydı ya da tanık gibi araçlarla belgelenmelidir. Şikâyetten vazgeçmenin sonuçları ve hangi aşamaya kadar mümkün olduğu şikâyetten vazgeçme yazısında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
Şikâyete bağlı suçlar Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 253/1-a uyarınca uzlaştırma kapsamındadır. Gizlice fotoğraf çekme eylemine ilişkin K. 2024/1866 ile m. 133/3 dosyasındaki K. 2023/569 sayılı kararlarda, uzlaştırma işlemi yapılmadan yargılamaya devam edilmesi ayrı bir bozma sebebi sayılmıştır. Kapsam dışında kalan bir suçla aynı mağdura karşı birlikte işlenme hâlinde ise CMK m. 253/3 uzlaşma hükümlerini uygulamaz; 7571 sayılı Kanunla eklenen istisna yalnız önödeme kapsamındaki suçla birlikte işlenme hâline ilişkindir. Görüntü yayma tehdidiyle bir şey istenmesi hâlinde eylem şantaj suçu yönünden de değerlendirileceğinden, uzlaştırma ve şikâyet sonuçları o suçla birlikte düşünülmelidir.
İnternetteki içerik için Siber Güvenlik Başkanlığına doğrudan başvuru imkânı vardır
Ceza soruşturması içeriği kendiliğinden kaldırmaz. İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında 5651 sayılı Kanun m. 9/A, internet ortamında yapılan yayın nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiye doğrudan başvurarak erişimin engellenmesini isteme imkânı tanır. 7590 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra başvuru mercii Siber Güvenlik Başkanlığıdır; eski kaynaklarda bu görev Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu olarak geçer.
Başvuruda yayının tam adresi (URL), hakkın hangi açılardan ihlal edildiğine ilişkin açıklama ve kimlik bilgileri yer alır; eksik başvuru işleme konulmaz. Başkan talebi derhâl Erişim Sağlayıcıları Birliğine bildirir, erişim sağlayıcılar tedbiri en geç dört saat içinde uygular. Talep eden, tedbir isteğini talep saatinden itibaren yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin kararına sunar. Hâkim kararını en geç kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Başkanın emriyle de erişim engellenebilir; bu karar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur (m. 9/A/8-9).
Kapsamın iki sınırı vardır. Tedbir, ihlal oluşturan yayın, kısım, bölüm, resim veya video bakımından URL düzeyinde uygulanır (m. 9/A/4). Kanun "internet ortamında yapılan yayın"ı içeriğine belirsiz sayıda kişinin ulaşabileceği veriler olarak tanımladığından (m. 2/1-ğ), kişiye özel iletilerin bu yolla aynı biçimde ele alınması beklenemez. Kişilik hakkı ihlallerine ilişkin genel m. 9 ise Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, başvuru özel hayatın gizliliği ihlali ekseninde gerekçelendirilmelidir.
Manevi tazminat talebi ceza davasından bağımsızdır; beraat kusur yönünden hukuk hâkimini bağlamaz
Özel hayatın ihlali aynı zamanda kişilik hakkına saldırıdır. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 24, rıza, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılmasıyla haklı kılınmayan her saldırıyı hukuka aykırı sayar. TMK m. 25, saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini ve etkileri süren saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteme hakkı tanır. Davacı kararın yayımlanmasını da talep edebilir; maddi ve manevi tazminat ile saldırıdan elde edilen kazancın verilmesi istemleri saklıdır.
Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 58 manevi tazminatın dayanağıdır ve hâkime bu tazminata ek olarak ya da onun yerine saldırıyı kınayan bir karar verip yayımlatma imkânı da tanır. Görevli mahkeme, aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2/1); davacı kendi yerleşim yerinde ya da davalının yerleşim yerinde dava açabilir (TMK m. 25/5).
Zamanaşımı TBK m. 72'de iki yıl ve her hâlde on yıldır; fiil ceza kanunlarında daha uzun zamanaşımına bağlanmışsa o süre uygulanır. Ceza dosyasındaki sonuç hukuk davasını da tek başına belirlemez. TBK m. 74 uyarınca hukuk hâkimi, kusur konusunda ceza hâkiminin beraat kararıyla bağlı değildir. Ceza dosyasında kast bulunmadığı için beraat eden kişi bakımından kişilik hakkı ihlali tartışması hukuk mahkemesinde ayrıca yürütülebilir. Dava stratejisi kurulurken her iki yolun süresi birlikte izlenmelidir.
İncelenen kararlarda olayın türü uygulanan hükmü ve sonucu değiştirmiştir
Kararların olguları ve vardıkları sonuçlar yan yana konulduğunda ayrım belirginleşir. Sonuçlar somut dosyalara özgüdür; her biri kendi delil durumu içinde okunmalıdır.
| Olay | Değerlendirilen hüküm | Karar ve sonuç |
|---|---|---|
| Cep telefonuyla gizlice fotoğraf çekme | TCK m. 134/1, ikinci cümle | K. 2024/1866: vasıf ve uzlaştırma yönünden bozma |
| Videoya alıp görüntüyü bir tanığa gönderme | TCK m. 134/1 ve m. 134/2 | K. 2026/1130: mahkûmiyet onandı |
| Fotoğrafları sahte hesapla internette yayımlama | Kaynağa göre m. 134/2 ya da m. 136/1 | K. 2024/5280: araştırma için bozma |
| Başkasının yazışmasını yetkisiz kişiye gönderme | TCK m. 132/1 ve m. 132/2 | K. 2026/1450: beraat bozuldu |
| Kitapta e-postaları yayımlama | TCK m. 132/3; Basın Kanunu m. 26 | K. 2026/3676: dava süresi yönünden kanun yararına bozma |
| Görüşmeyi delil için kaydedip paylaşmama | TCK m. 134/1 | K. 2024/6748: mahkûmiyet bozuldu |
| Telefon görüşmesini kaydedip yalnız mahkemeye sunma | TCK m. 132/3 | K. 2024/2934: beraat onandı |
| Kaydı ilgisiz üçüncü kişilere dinletme | TCK m. 133/3 | K. 2023/569: beraat bozuldu |
Sık Sorulan Sorular
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun cezası nedir?
Kayıt bulunmayan ihlalde ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir; görüntü veya ses kaydıyla işlenmesi hâlinde bu ceza bir kat artırılır. Özel hayata ilişkin görüntü veya sesin hukuka aykırı ifşası iki yıldan beş yıla kadar hapis gerektirir. Kaydetme ve gönderme ayrı fiiller olarak kabul edildiğinde her biri için ayrı ceza gündeme gelebilir.
İzinsiz fotoğraf paylaşmak suç mudur?
Fotoğrafın özel hayata ilişkin olduğu hâllerde hukuka aykırı paylaşım TCK m. 134/2 kapsamında değerlendirilir. Yargıtay, fotoğrafın daha önce mağdurca yayımlanıp yayımlanmadığını ve nasıl ele geçirildiğini de araştırmayı gerekli görmektedir; bu araştırmaya göre uygulanacak hüküm m. 136 olabilir. Sosyal medyadan alınan bir fotoğrafın yeniden kullanımı, kaynağı ve kullanım amacıyla birlikte incelenir.
Mesaj ekran görüntüsü paylaşmak suç mudur?
Kişinin kendi yazışmasını diğer tarafın rızası olmadan hukuka aykırı biçimde alenen ifşa etmesi TCK m. 132/3 kapsamındadır; yalnız mahkemeye delil olarak sunma ise Daire kararlarında hukuka aykırılık bilinciyle hareket edilmediği gerekçesiyle beraat sonucuyla karşılanmıştır. Başkalarının yazışmasının yetkisiz üçüncü kişiye gönderilmesinde m. 132/2 gündeme gelir. Boşanma davasına delil hazırlama amacı, yetkisiz kişiye gönderme yönünden Daire tarafından yeterli görülmemiştir.
Gizli ses kaydı almak her durumda suç mudur?
Sonuç kaydı alanın konumuna, konuşmanın türüne ve kaydın kullanımına göre değişir. Kişinin kendi telefon görüşmesini kaydetmesi Yargıtay kararlarında suç olarak kabul edilmemiş, delil amacıyla alınan ve paylaşılmayan kayıtlarda hukuka aykırılık bilincinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Tarafı olmadığı aleni olmayan konuşmanın kaydı m. 133/1, başkalarının haberleşmesinin kaydı m. 132/1 kapsamındadır; kaydın üçüncü kişilere dinletilmesi ifşa sorumluluğunu ayrıca gündeme getirir.
Şikâyet süresi kaçırılırsa dava açılabilir mi?
Altı aylık süre fiil ve failin öğrenilmesinden başlar; süre geçtikten sonra şikâyete bağlı suçlarda soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Kişilik hakkına dayalı hukuk davası ise TBK m. 72'deki sürelere tabi olduğundan ayrıca değerlendirilir. Fiil m. 136 kapsamında görülürse şikâyet şartı aranmaz; niteleme tartışması süre sorununu da etkileyebilir.
Paylaşılan içerik ne kadar sürede kaldırılabilir?
İnternet ortamındaki yayın için 5651 sayılı Kanun m. 9/A kapsamında Siber Güvenlik Başkanlığına yapılan başvuru üzerine erişim sağlayıcılar tedbiri en geç dört saat içinde uygular. Tedbirin sürmesi için talebin yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin kararına sunulması gerekir. İçeriğin yayından çıkarılması ayrı bir sonuç doğurur; bu hâlde hâkim kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.
Görüntü ya da kayıt ortaya çıktığında dosyada netleştirilmesi gereken dört nokta
Başlangıç noktası kaydın türü ve konumudur. Görüntü mü ses mi, yazışma mı olduğu, kaydı alanın konuşmanın tarafı olup olmadığı ve içeriğin özel hayatın hangi kesitini gösterdiği uygulanacak maddeyi belirler. Birçok dosyada m. 132, 133, 134 ve 136 arasındaki seçim, şikâyet şartını ve ceza aralığını da değiştirir.
Kaydın kime ulaştığı sonraki sorudur. Yalnız yargı makamına sunma ile yetkisiz bir kişiye gönderme arasındaki fark, incelenen kararlarda beraat ile mahkûmiyet arasındaki ayrımı belirlemiştir. Gönderim kayıtları, alıcı hesapların sahipliği ve içeriğin yayılma biçimi tespit edilmelidir.
Süreler ayrı bir takvim oluşturur. Altı aylık şikâyet süresi, m. 9/A'daki yirmi dört ve kırk sekiz saatlik işlemler ve Basın Kanunu'ndaki dava süreleri aynı takvimde işleyebilir. İçeriğin yayından kaldırılması da delil kaybına yol açabileceğinden, başvurudan önce URL, tarih ve görüntü bilgisi saklanmalıdır.
Son olarak ceza ve hukuk yollarının birlikte planlanması gerekir. Ceza şikâyeti, erişim tedbiri ve manevi tazminat aynı olaydan doğsa da farklı koşullara bağlıdır; birinde sonuç alınamaması ötekini kendiliğinden kapatmaz. Kaydı alan taraf açısından da kaydın amacının ve kullanımının belgelenmesi, savunmanın temelini oluşturur.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.
Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Askerliği reddetmeye çağıran bildiri neden halkı askerlikten soğutma değil aşağılama sayıldı?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 14.10.2024

Yüzdeki Yara İzi Ne Zaman Sabit İz Sayılır, Ceza Hangi Fıkradan Kurulur?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.06.2018

Aile İçinde Farklı Tarihlerde Yaşanan Şiddet Olayları Eziyet Suçu Sayılır mı?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 16.02.2026




