İlme Hukuk Logo
İLME HUKUK BÜROSUHukuka Güven, Geleceğe Adım
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Ahşap kaplı uzun bir koridor; sol duvardaki kafesli pencerelerden gelen ışık zemine desen düşürüyor

Emsal Kararlar Kütüphanesi

Yargıtay, İstinaf ve Anayasa Mahkemesi'nin güncel ve emsal niteliğindeki kararlarını, hukuki incelemelerimizle birlikte bu arşivde bulabilirsiniz.

18 sonuç bulundu Anayasa Hukuku kategorisindeFiltreleri temizle
Anayasa Mahkemesi02.07.2020

Kapatılan Bir Dernekte Görev Alan İşçinin Sözleşmesi Feshedilebilir mi?

Belediyede 2003 yılından beri temizlik işçisi olarak çalışan başvurucunun iş sözleşmesi, 667 sayılı OHAL Kararnamesi ile kapatılan bir dernekte denetim görevi üstlendiği ve örgüt liderinin kayıtlarını izlediği tespit edilince, taraflar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiği gerekçesiyle 2016 yılında feshedilmiştir. Başvurucu, işini özel hayatına ilişkin bir nedenle kaybettiğini ve bu durumun sosyal çevresinden dışlanmasına yol açtığını ileri sürerek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Mahkeme başvuruyu kabul edilebilir bulmuş, mesleki hayata özel hayata ilişkin bir nedenle yapılan müdahalenin özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenebileceğini kabul etmiş; ancak sonuçta oybirliğiyle İHLAL BULMAMIŞTIR. Bu yönüyle karar, işçi bakımından ALEYHE, işveren konumundaki kamu kurumu bakımından LEHE bir içtihat oluşturmaktadır. Kararın belirleyici noktası usule ilişkindir: başvurucu, görev aldığı derneğin gerçekten örgütle irtibatlı olup olmadığı konusunu derece mahkemeleri önünde açıkça itiraz konusu yapmamıştır. Mahkeme, böyle bir itiraz ileri sürülmediği için derece mahkemelerinin bu hususu ayrıca araştırmamış olmasını tek başına güvence ihlali saymamıştır. Benzer uyuşmazlıklarda itirazların yargılamanın hangi aşamasında ileri sürüldüğü, sonucu doğrudan etkileyebilmektedir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi13.12.2023

ÇED Olumlu Kararı Zeytinlik Sınırına Yakın Tesise Verilebilir mi?

Anayasa Mahkemesi bu bireysel başvuru kararında, bir enerji santrali projesine verilen çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararlarının iptali istemiyle açılan davaların reddedilmesini, özel hayata saygı hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir. Karar, çevresel riskten etkilenen başvurucular lehine sonuçlanmıştır. Uyuşmazlık, tesisin endüstriyel ve tehlikeli atık depolama alanı ile bu alanın çevresindeki zeytinlikler arasındaki mesafede yoğunlaşmıştır. İlk derece mahkemesi bir kararında depolama alanının merkezine üç kilometreden yakın mesafede zeytinlik bulunduğunu tespit ederken, sonraki kararında bölgede ekonomik bütünlük taşıyan zeytinlik saha bulunmadığını belirtmiş; bu çelişkiyi giderecek hiçbir gerekçe ortaya koymamıştır. Danıştay ise atıkların satılacağı, satılamayanların depolanacağı yönündeki sözleşme beyanıyla yetinmiş, depolanacak atıklar için yeni bir alana ihtiyaç olup olmadığını tartışmamıştır. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin alternatif atık değerlendirme ve depolama faaliyetlerinin çevresel etkilerini araştırmadığını, kamusal ve bireysel menfaatleri gereken özenle değerlendirmediğini belirterek kararların ilgili ve yeterli gerekçe taşımadığı sonucuna varmış ve yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir. Vekâlet ücretine ilişkin ikinci şikâyet ise önemsizlik nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. Proje alanında ikamet etmeyen ve orada taşınmazı bulunmayan başvurucular yönünden ise başvuru kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi29.11.2023

Profesörlük İlanına "Muayenehane Kapatma" Şartı Konulabilir mi? (AYM Genel Kurul)

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, bir devlet üniversitesinin profesörlük kadro ilanına koyduğu "beş yıl süreyle gelir getirici hiçbir mesleki etkinlikte bulunmama" şartını inceledi. Serbest muayenehanesi olan iki tıp doçentinin başvuruları bu şartı sağlamadıkları için işleme konulmamış, idare mahkemeleri şartı iptal etmiş, bölge idare mahkemesi ise iptal kararlarını kaldırmıştı. Karar başvurucular lehinedir: Mahkeme, 2547 sayılı Kanun m.26 ile üniversitelere tanınan ek koşul yetkisinin münhasıran bilimsel kaliteyi artırma amacıyla sınırlı olduğunu, gelir getirici faaliyet yasağının bu amaca elverişli bir şart olduğunun ortaya konulamadığını ve şartın kanuni dayanağının bulunmadığını tespit ederek özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi. Mahkeme kanunilik şartı sağlanmadığı için meşru amaç ve ölçülülük incelemesine geçmedi; yeniden yargılama yapılmasına, başvuruculara yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödenmesine hükmetti. Karar, kanunun dar amaçla sınırladığı bir takdir yetkisinin ilan veya benzeri idari işlemle genişletilemeyeceğini ortaya koyması bakımından öğretim üyeleri ve genel olarak mesleki faaliyeti idari işlemle sınırlanan kamu görevlileri için emsal niteliğindedir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi29.05.2024

Ev Hapsinde Geçen Süre Cezadan Nasıl Düşülür? (İki Gün Bir Gün Kuralı)

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, konutu terk etmeme (ev hapsi) adli kontrol tedbirinde geçen sürenin cezadan tam olarak değil, iki gün bir gün oranıyla mahsup edilmesini kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına aykırı bulmamıştır. Başvurucu hakkında doksan gün ev hapsi uygulanmış, bunun yarısı olan kırk beş gün 5271 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin (6) numaralı fıkrası uyarınca mahkûmiyetinden düşülmüştür. Mahkeme, mahsubun Anayasa'nın 19 uncu maddesi kapsamında bir güvence olduğunu ve tamamen yasaklanamayacağını vurgulamış; ancak tedbirin fiziksel özgürlük üzerindeki etkisi tutuklamaya göre daha hafif olduğundan farklı bir mahsup oranı belirlenmesinin ölçülü olduğunu kabul etmiştir. Elektronik kelepçe nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiası süre aşımından, terör suçlarında koşullu salıverilme oranının dörtte üç uygulanması yönündeki kanunilik iddiası ise açıkça dayanaktan yoksunluktan kabul edilemez bulunmuştur. Karar başvurucu ALEYHİNEDİR: ihlal saptanmamış, mevcut mahsup uygulaması ve dörtte üçlük oran teyit edilmiştir. Buna karşılık kararın gerekçesi, mahsubun anayasal güvence niteliğini ve koşullu salıverilmenin lehe kanun ilkesine tabi olduğunu açıkça ortaya koyduğu için savunma tarafı bakımından da dayanak değeri taşımaktadır. Karar 29/5/2024 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi19.03.2024

Kendini Suçlama Tehlikesi Olan Tanık İfade Vermeye Zorlanabilir mi?

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, hakkında henüz kesinleşmemiş bir mahkûmiyet kararı bulunan kişinin, aynı olay çevresinde başkaları hakkında yürütülen soruşturmada tanık olarak dinlenmek istenmesi üzerine ifade vermemesi nedeniyle otuz gün disiplin hapsine tabi tutulmasını kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali saymıştır. Mahkemeye göre susma ve kendini suçlamama güvencesi yalnız şüpheli ve sanıklara değil, vereceği beyan hakkında yeni bir suç isnadına ya da mevcut isnadın ispatına yol açabilecek TANIKLARA da uzanır. Türk hukukunda tanığa beyanının kendi aleyhine kullanılmasını önleyen bir yargısal muafiyet bulunmadığı için, tanığın kendini suçlama ile disiplin hapsi arasında seçim yapmaya zorlanması bu güvenceyle bağdaşmaz. Sonuç olarak başvurucunun tanıklık yükümlülüğü altında olmadığı, dolayısıyla özgürlüğünden yoksun bırakılmasının kanunî bir temeli bulunmadığı kabul edilmiştir. Karar başvurucu LEHİNEDİR: ihlal tespit edilmiş ve net 90.000 TL manevi tazminata hükmedilmiş, maddi tazminat talebi belge sunulmadığı için reddedilmiştir. Kararda ayrıca, tanıklık yükümlülüğünün kaynağını oluşturan normlarda hâkim kararı alınması şartı öngörülmediği için tutmanın "kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak tutma" başlığı altında incelendiği; kanunîlik şartı sağlanmadığından meşru amaç ve ölçülülük denetiminin ayrıca yapılmasına gerek görülmediği belirtilmiştir. Disiplin hapsi başvurudan önce infaz edildiği için tazminat dışında bir giderim öngörülmemiştir. Karar 19/3/2024 tarihinde İkinci Bölüm tarafından oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi05.10.2023

Tutukluluk İncelemesi Ne Kadar Süre Duruşmasız Yapılabilir?

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, tutuklu bir sanığın tutukluluk durumunun iki ayı aşan bir süre boyunca hâkim veya mahkeme önüne çıkarılmaksızın yalnızca dosya üzerinden incelenmesini, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali saymıştır. Karar başvurucu lehinedir ve oy birliğiyle verilmiştir. Olayda tutukluluk incelemeleri salgın hastalık tedbirleri gerekçe gösterilerek uzun süre duruşmasız yürütülmüş; başvurucu, kanunda öngörülen doksan günlük azami süreye uyulduğu savunmasına karşı, itirazlarını hiçbir aşamada sözlü olarak dile getiremediğini ileri sürmüştür. Mahkeme, kanuni sürenin varlığının tek başına yeterli olmadığını, anayasal denetimde makul aralık ölçütünün esas alındığını vurgulamıştır. Karara göre tutuklu kişinin tutukluluğa dayanak delillerin içeriğine ve nitelendirilmesine, lehine ve aleyhine olan görüşlere karşı beyanlarını ve tahliye taleplerini hâkim önünde sözlü olarak ileri sürebilmesi silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin gereğidir. Salgın koşulları bu hakkın askıya alınmasını haklı kılmaz; çünkü duruşmaların ses ve görüntü bağlantısı yoluyla yapılması önünde bir engel bulunmamakta, bu yöntemin bizzat katılım kadar sakıncalı olduğu da söylenememektedir. Mahkeme, olağan dönemde iki ayı aşan duruşmasız inceleme uygulamasını ihlal olarak nitelendirmiş; başvurucu karar tarihi itibarıyla hâkim önüne çıkarıldığından ihlalin sonuçlarının giderilmesi için ayrıca yapılması gereken bir işlem bulunmadığını belirterek yargılama giderlerinin ödenmesine hükmetmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi04.10.2023

Aile Bireyi Olmayan Kişinin Tehdidine Karşı 6284 Tedbir Kararı Alınabilir mi? (AYM İhlal Kararı)

Bir siyasi partinin kongre hazırlıklarında mahalle temsilcisi olarak görev yapan başvurucu, aynı partiden iki erkek üye tarafından gıyabında ölümle tehdit edildiğini ileri sürerek şikâyetçi oldu. Başsavcılığın talebi üzerine İstanbul Anadolu 23. Aile Mahkemesi 6284 sayılı Kanun uyarınca üç ay süreli önleyici tedbir kararı verdi: tehdit, hakaret ve aşağılama içeren söz ve davranışlarda bulunmama ile konuta, okula ve işyerine yaklaşmama. Haklarında tedbir verilen kişilerin itirazını inceleyen İstanbul Anadolu 1. Aile Mahkemesi, talebin aile içi şiddet veya ısrarlı takibe ilişkin olmadığı gerekçesiyle tedbiri kesin olarak kaldırdı. Tehdit edenler hakkında sonradan tehdit suçundan iddianame düzenlendi. Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü 4/10/2023 tarihinde oybirliğiyle, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine karar verdi; karar başvurucu lehinedir. Mahkemeye göre 6284 sayılı Kanun'un amaç ve tanım maddeleri kadına yönelik şiddeti aile içi şiddetle sınırlamaz; şiddet uygulayanın aile bireyi olmaması Kanun'un uygulanmasını dışlamaz. İtiraz mercii, tehdidin başvurucunun kadın olmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığını hiç tartışmadan Kanun'u dar yorumlamış, bu yaklaşım devletin pozitif yükümlülüğüyle bağdaşmamıştır. İhlalin giderimi için yeniden yargılama yapılmasına ve başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildi.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi09.01.2025

Artırılan Tazminat Miktarına Faiz Hangi Tarihten İşler?

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, hatalı tıbbi müdahale nedeniyle açılan tam yargı davasında sonradan artırılan tazminat miktarına yürütülecek faizin başlangıç tarihinin yanlış belirlenmesini hak ihlali saymıştır. Karar başvurucu lehinedir ve oy birliğiyle verilmiştir. Başvurucu, bir devlet hastanesinde geçirdiği ameliyat sonrasında idarenin hizmet kusuru nedeniyle belden aşağısının felç kaldığını ileri sürerek kazanç kaybı, bakım gideri ve sarf malzemesi gideri kalemlerinden oluşan maddi zarar ile manevi zararının olay tarihinden işleyecek faiziyle tazminini istemiştir. Yargılama sürerken talep edilen miktar artırılmış; derece mahkemeleri dava dilekçesindeki kısım için olay tarihini esas alırken, artırılan kısım için faizi yıllar sonraki artırım tarihinden başlatmıştır. Mahkeme, uzun süren yargılamalarda bu uygulamanın zararın tam karşılığının ödenmesini engellediğini ve başvurulan yargısal yolu etkisiz kıldığını tespit etmiştir. Bu nedenle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmiş; ihlalin sonuçlarının giderilmesi için dosya yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili daireye gönderilmiştir. Ayrıca yargısal sürecin uzunluğu nedeniyle yeniden yargılamayla giderilemeyecek zararlar karşılığında başvurucuya net elli beş bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir.

Kararı İncele