İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Bir dükkân tezgâhının üzerinde duran kartlı ödeme cihazı

Kredi Kartı Borcu İcraya Düştü: Ödeme Emri, İtiraz, Zamanaşımı ve Haciz

Kredi kartı borcu için gelen ödeme emrinde yedi günlük itiraz süresi, faiz kalemlerinin 5464 sayılı Kanun karşısındaki sınırı, on yıllık zamanaşımı ve maaş haczinin sınırları.

Yayın
7 Kasım 2026
Okuma süresi
19 dk
Hukuk alanı
İcra İflas
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
7 Kasım 2026
19 dk
okuma

Ekstrede son görülen borç 42.000 TL'dir; birkaç ay sonra tebliğ edilen ödeme emrinde ise 51.000 TL'yi aşan bir toplam, altında "işlemiş akdi faiz", "işlemiş temerrüt faizi" ve "BSMV" (banka ve sigorta muameleleri vergisi) satırları yer alır. Kredi kartı borcu icraya düşen kişinin ilk sorusu çoğu zaman aynıdır: bu rakamın tamamı mı ödenmeli, itiraz edilirse ne olur ve maaşa ne zaman dokunulur? Sorunun cevabı tek bir kanunda değil, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu, İcra ve İflas Kanunu (İİK), Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un kesişiminde durur.

Bu takibi sıradan bir alacak takibinden ayıran üç özellik vardır. Borcun miktarı tek bir belgeye değil, aylar boyunca düzenlenen hesap özetlerine dayanır; faizin türü ve oranı 5464 sayılı Kanun ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) düzenlemelerine bağlıdır; borçlu çoğu dosyada tüketicidir ve bu sıfat görevli mahkemeyi, arabuluculuğu ve sözleşme şartlarının geçerliliğini etkiler. Ödeme emrinin tebliğinden haciz aşamasına kadar her adım bu üç özellik gözetilerek değerlendirilir.

İcradan önceki aşamada asgari ödeme, gecikme faizi ve kartın kapatılması kanunla sınırlanmıştır

Borcun icra dosyasına dönüşmesi, ödenmeyen asgari tutarla başlar. 5464 sayılı Kanun m. 24/3 uyarınca sözleşmede belirtilen asgari tutar dönem borcunun yüzde yirmisinden aşağı olamaz; Kurul bu oranı yüzde kırka kadar artırmaya ve kart hamili grupları itibarıyla farklılaştırmaya yetkilidir. Aynı fıkra, hesap özetindeki asgari tutar son ödeme tarihinde ödenmediğinde kart hamilinin ödenmeyen tutar için sözleşmede öngörülen gecikme faizi dışında bir yükümlülük altına sokulamayacağını açıkça düzenler.

Faizin nasıl işleyeceği m. 26'da yazılıdır. Dönem borcunun bir kısmı ödendiğinde kalan bakiye üzerinden faiz hesaplanır; asgari tutar ve üzerinde ödeme yapılmışsa kalan bakiyeye akdi faiz, asgari tutarın altında ödeme yapılmışsa gecikme faizi uygulanır. Kanun koyucu temerrüt hâli de dâhil olmak üzere kart uygulamasından doğan borçlarda bileşik faiz uygulanmayacağını hükme bağlamış, azami akdi ve gecikme faizi oranlarını tespit ve ilan yetkisini TCMB'ye vermiştir. Hesap kesim tarihinden önceki bir tarihten itibaren faiz yürütülmesine izin veren sözleşme kayıtları ise hükümsüzdür; nakit kullanımında işlem tarihi esas alınabilir.

Ödenmeyen asgari tutarın bir başka sonucu kartın kapatılmasıdır. Kanunun 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre asgari tutarın son ödeme tarihini izleyen üç ay içinde ödenmemesi hâlinde kart çıkaran kuruluşun yapacağı bildirimden itibaren bir ay içinde bu tutar da ödenmezse, kart hamiline verilen kredi kartları iptal edilir ve borcun tamamı ödeninceye kadar yeni kredi kartı düzenlenemez. Bu iptal, borcun muaccel hâle gelmesi ve bankanın hesabı kat etmesi sürecinin çoğu zaman ilk görünen işaretidir.

Hesap özetine itiraz on gün içinde yapılır, ama dava hakkını ortadan kaldırmaz

5464 sayılı Kanun m. 11/2, kredi kartıyla yapılan işlemlere son ödeme tarihinden itibaren on gün içinde kart çıkaran kuruluşa başvurularak itiraz edilebileceğini, kart hamilinin hesap özetinin hangi unsurlarına itiraz ettiğini gerekçesiyle belirtmesi gerektiğini düzenler. Süresinde itiraz edilmeyen hesap özeti kesinleşir; aynı fıkranın son cümlesi ise hesap özetinin kesinleşmesinin genel hükümlere göre dava hakkını ortadan kaldırmadığını söyler. Bu ayrım önemlidir: tanınmayan bir harcamaya on gün içinde itiraz etmemiş kart hamili, o harcamayı icra aşamasında ve itirazın iptali davasında tartışma imkânını yitirmiş değildir.

Bankanın bu itirazı yirmi gün içinde, başvuru yöntemini kullanarak ve gerekçeli biçimde cevaplandırma yükümlülüğü vardır (m. 11/1). Talep edilmesi hâlinde kart çıkaran kuruluş ayrıca gerçekleştirilmiş işlemlere ait kayıtları otuz günü geçmemek üzere işlemin mahiyetine uygun bir süre içinde sağlamakla yükümlüdür; yurt dışı işlemlerinde bu süre altmış gündür (m. 8). İcra takibinden önce yapılan bu yazılı başvuruların ve bankanın cevaplarının saklanması, sonraki aşamada itirazın içeriğini belirlemek için en güvenilir zemini oluşturur.

Temerrüt ve hesap kat ihtarı faizin türünü belirler

Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer (TBK m. 117). Bankalar uygulamada hesabı kat ederek borcun tamamını muaccel kılan ve ödemeyi isteyen bir ihtarname gönderir. İhtarnamenin hangi adrese gönderildiği tartışma konusu olabilir. Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi, E. 2016/20556, K. 2018/5300, 30 Ekim 2018 tarihli kararında, kredi kartı sözleşmesinde adres değişikliğini bildirme yükümlülüğü öngörüldüğü ve borçlu bu yükümlülüğü yerine getirmediği için sözleşmede belirtilen adrese yapılan tebligatın geçerli olacağını kabul etmiş; borçlunun TBK m. 117 uyarınca temerrüde düştüğü gözetilmeden temerrüt faizine hükmedilmemesini bozma sebebi saymıştır. Daire aynı kararda, takip talebinde asıl alacağa uygulanan faiz oranı belirtilmişse sözleşmenin faiz hükümleri ile 5464 sayılı Kanun m. 26'nın gözetilerek bilirkişi hesabı yapılması gerektiğini vurgulamıştır.

Bankanın başlattığı takip genel haciz yoluyla ilamsız takiptir ve ödeme emri yedi günlük süreyi başlatır

Bu alacak kambiyo senedine ya da mahkeme ilamına dayanmadığından, banka ya da alacağı devralan varlık yönetim şirketi takibi genel haciz yoluyla ilamsız takip olarak başlatır (İİK m. 58 vd.). İcra dairesi takip talebini aldıktan sonra ödeme emri düzenler ve ödeme emri takip talebinden itibaren en geç üç gün içinde tebliğe gönderilir (İİK m. 61). Ödeme emri borçluya, borcu ve masrafları yedi gün içinde ödemesini ya da borca itirazı varsa bunu aynı süre içinde bildirmesini ihtar eder; borca itiraz etmeyen borçlu yedi gün içinde mal beyanında bulunmakla yükümlüdür (İİK m. 60).

Alacağın bir varlık yönetim şirketine devredilmiş olması borçlunun savunmalarını ortadan kaldırmaz. Alacağın devrinde borçlu, devri öğrendiği anda devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebilir (TBK m. 188/1). Ödeme emrinde alacaklı olarak tanımadığı bir şirketin adını gören kişinin borcun kendisinden mi doğduğunu, hangi karttan ve hangi tarihten kaldığını ayrıca araştırması bu nedenle gereklidir; devir, borcun kaynağını ve miktarını değiştirmez.

Yedi günlük süre tebliğin ertesi günü başlar

Süre, ödeme emrinin tebliğ edildiği günü izleyen günden itibaren işler; son gün resmî tatile rastlarsa tatili izleyen ilk iş gününün mesai saati bitiminde dolar. Pazartesi tebliğ edilen ödeme emrinde yedinci gün izleyen haftanın pazartesi günüdür. Elektronik tebligatta tebliğ, kanunda öngörülen sürenin dolmasıyla gerçekleşmiş sayılır; bu nedenle ödeme emrinin e-Devlet'te görüldüğü gün ile tebliğ tarihi aynı olmayabilir. Süresinde yapılmayan itiraz takibi durdurmaz ve alacaklının talebi üzerine takip işlemlerine alacağın tamamı için devam edilir (İİK m. 66/1); ödeme emrinin tebliğ mazbatası ya da elektronik tebligat kaydı dosyadan alınarak tarih sabitlenmelidir.

Ödeme emrine itiraz icra dairesine yapılır ve süresinde yapılan itiraz takibi durdurur

İİK m. 62/1 uyarınca itiraz etmek isteyen borçlu, itirazını ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçeyle ya da sözlü olarak icra dairesine bildirmek zorundadır. İtiraz mahkemeye değil, takibin yapıldığı icra dairesine yapılır; başka bir icra dairesine verilen itiraz da masrafı alınarak yetkili daireye gönderilir. Borçlu itirazla birlikte yurt içinde bir adres bildirmek zorundadır. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur (İİK m. 66/1); bu andan sonra alacaklı, itirazı hükümden düşürmedikçe haciz isteyemez.

Kanun, ilamsız takipte itirazın gerekçeli olmasını şart koşmaz; "borcum yoktur" ibaresi takibi durdurmaya yeter. Ancak itirazın içeriği sonraki aşamayı etkiler. Alacaklı itirazın kaldırılması yoluna giderse, bu yargılamada borçlu alacaklının dayandığı belgeden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez (İİK m. 63). İtirazın kısmi olması hâlinde ise borçlunun itiraz ettiği kısmın yönünü ve miktarını açıkça göstermesi gerekir; aksi hâlde itiraz edilmemiş sayılır (İİK m. 62).

İtirazın kapsamı borcun tamamı, faiz kalemi ya da imza olabilir

İtiraz türüNe zaman seçilirTakibe etkisi
Borcun tamamına itirazBorç hiç tanınmıyorsa, kart başvurusu yapılmamışsa ya da borç ödenmişseTakip bütünüyle durur
Kısmi itiraz (asıl alacak kabul, faiz reddi)Asıl borç tanınıyor, işlemiş faiz ya da masraf kalemleri tartışılıyorsaKabul edilen kısım için takip devam eder (İİK m. 66/1)
Faiz oranına itirazTakip sonrası istenen oran TCMB azami oranını ya da sözleşmeyi aşıyorsaOran yönünden takip durur
Belli harcamalara itirazKart hamilinin yapmadığı harcamalar borca eklenmişseİtiraz edilen tutar yönünden takip durur
Yetki itirazıTakip borçlunun yerleşim yeri dışında, sözleşmedeki yetki şartına dayanılarak açılmışsaEsasa ilişkin itirazla birlikte ileri sürülür

Yetki itirazında para alacakları için takip, İİK m. 50 yollamasıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yetki kurallarına tabidir. HMK m. 17, yetki sözleşmesini yalnız tacirler ya da kamu tüzel kişileri arasında geçerli kılar; tüketici ile banka arasındaki kart sözleşmesine konan "şu il icra daireleri yetkilidir" kaydı bu nedenle tüketici borçluyu bağlamaz ve yetkili icra dairesi genel kurallara göre belirlenir. Yetki itirazının da yedi günlük süre içinde yapılması gerekir.

Süre kaçırıldığında gecikmiş itiraz ve menfi tespit davası gündeme gelir

Kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle süresinde itiraz edemeyen borçlu, paraya çevirme işlemi bitinceye kadar gecikmiş itirazda bulunabilir; ancak engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde mazeretini gösteren delillerle birlikte icra mahkemesine başvurması gerekir (İİK m. 65). Ağır hastalık nedeniyle hastanede yatış ya da tebliğ sırasında yurt dışında bulunma bu yola konu olabilecek mazeretlerdendir; mazeretin kabulü hâlinde takip durur. Ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiği iddiası ise icra mahkemesine şikâyet yoluyla ileri sürülür (İİK m. 16).

İtiraz süresi geçmiş ve takip kesinleşmişse borçlunun önünde menfi tespit davası kalır (İİK m. 72). Takipten sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez; borçlu yalnız alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Borç ödenmişse dava istirdat davası olarak devam eder; takibe itiraz etmediği için borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kalan kişi ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde istirdat davası açabilir.

İtiraz üzerine banka itirazın iptali davası açar ve haksız itiraz icra inkâr tazminatı doğurur

Takibi itirazla duran alacaklının önünde iki yol bulunur. İlki itirazın iptali davasıdır: alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak alacağın varlığını genel hükümlere göre ispat eder (İİK m. 67/1). İkincisi itirazın kaldırılmasıdır: takip, imzası ikrar edilmiş ya da noterce onaylanmış borç ikrarını içeren bir senede veya resmî dairelerin verdiği bir belgeye dayanıyorsa alacaklı itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir (İİK m. 68/1). Dosyalarda en sık karşılaştığımız yol, kredi kartı alacağında bankanın sözleşme ve hesap kayıtlarına dayanarak itirazın iptali davası açmasıdır.

Kartı ticari ya da mesleki olmayan amaçlarla kullanan gerçek kişi ile banka arasındaki kredi kartı sözleşmesi tüketici işlemidir ve bu sözleşmeden doğan itirazın iptali davası tüketici mahkemesinde görülür. 6502 sayılı Kanun m. 73/A uyarınca tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; tüketici hakem heyetinin görevi kapsamındaki uyuşmazlıklar ise bu şartın dışında tutulmuştur. Tüketici hakem heyetine başvuru sınırı 2026 yılı için 186.000 TL'dir. 6502 sayılı Kanun m. 68/1 bu sınırın altındaki uyuşmazlıklarda heyete başvuruyu zorunlu kılar; ancak aynı fıkra tarafların İcra ve İflas Kanunu'ndaki haklarını saklı tuttuğundan, bankanın icra takibi başlatma ve itiraz üzerine İİK'daki yollara başvurma hakkı bu zorunlulukla ortadan kalkmaz.

İtirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, alacaklının talebi üzerine hükmolunan miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilir (İİK m. 67/2). Aynı fıkra, takibinde haksız ve kötü niyetli görülen alacaklının da borçlunun talebiyle aynı oranda tazminata mahkûm edileceğini düzenler. Bu düzenleme, haklı bir sebebe dayanmayan "her ihtimale karşı" itirazın borçlu için ek bir yük doğurabileceğini gösterir; itirazın kapsamı, gerçekten tartışılan kalemlerle sınırlandığında bu risk de daralır.

Harcamanın kart hamiline ait olduğunu ispat yükü bankadadır

Borçlunun belli bir harcamayı kendisinin yapmadığını ileri sürdüğü dosyalarda ispat yükü önem kazanır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/11, K. 2024/3927, 28 Kasım 2024 tarihli kararında, harcama belgesinin imzalanmasının kart sahibinin bankaya ödeme talimatı niteliği taşıdığını, kartın kötüye kullanımının kart sahibinin elinden çıkmadığı hâllerde de sahte kart üretimi ya da sahte harcama belgesi düzenlenmesi yoluyla gerçekleşebileceğini belirtmiştir. Daire, kart hamilinin kayıp ya da çalıntı iddiası bulunmadığı, harcamanın POS cihazıyla yapıldığı olayda geçerli bir ödeme talimatının varlığını bankanın ispatlaması gerektiğini, banka harcama belgesini ibraz edemediği için bunun ispatlanamadığını kabul ederek davanın reddine ilişkin kararı onamıştır.

Kartın kaybolması ya da çalınması hâlinde ise 5464 sayılı Kanun m. 12 ayrı bir sorumluluk sınırı koyar: kart hamili, bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüz elli Türk lirası ile sınırlı olarak sorumludur; hukuka aykırı kullanımın hamilin ağır ihmaline ya da kastına dayanması ya da bildirimin hiç yapılmaması hâlinde bu sınır uygulanmaz. Bu sınırın dışında kalan tutarların takibe dâhil edilmesi, itirazda ayrıca belirtilmesi gereken bir kalemdir.

Banka alacağının hesabı uzman bilirkişi ve banka kayıtları üzerinden yapılır

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin E. 2025/4304, K. 2026/1330, 11 Mart 2026 tarihli kararında aktarılan dosya seyri, kredi kartı alacağının nasıl hesaplanması gerektiğine ilişkin yaklaşımı gösterir. Kararda aktarıldığı üzere, (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi önce bankacılık konusunda uzman bilirkişiye yerinde inceleme yaptırılarak ve davalının itirazları değerlendirilerek rapor alınması gerektiğini belirtmiş, ikinci bozmada ise bilirkişinin banka kayıtları üzerinde inceleme yapmadan soyut varsayımlarla rapor verdiğini ve kartın başkalarınca kötüye kullanıldığı iddiasının değerlendirilmediğini bozma sebebi saymıştır. 3. Hukuk Dairesi ise son aşamada, kesin süreye ilişkin ara kararda yapılacak işler ve sonuçları açıkça bildirilmeden davanın reddedilmesini usule aykırı bulmuştur. Bu seyir, kredi kartı davasının çoğu zaman bir hesap davası olduğunu ve itirazda ileri sürülen her kalemin bilirkişi incelemesinin konusuna dönüştüğünü gösterir.

Ödeme emrindeki tutar asıl alacak, işlemiş faiz ve masraf kalemlerine ayrılarak okunur

Bu tür takiplerde ödeme emri tek bir rakam değil, bir döküm içerir. Tipik bir takip talebinde asıl alacak, takip tarihine kadar işlemiş akdi faiz, temerrütten sonra işlemiş gecikme faizi, faiz üzerinden hesaplanan banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) ve masraf kalemleri ayrı ayrı gösterilir; ayrıca asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek faiz oranı belirtilir. Her kalem 5464 sayılı Kanun ve sözleşme hükümleriyle ayrı ayrı karşılaştırılabilir.

Karşılaştırmada dört soru öne çıkar. Birincisi, asıl alacak gerçekten kart hamilinin harcamalarından ve nakit kullanımından mı oluşuyor; sözleşmede yer almayan faiz, komisyon ya da masraf adı altında bir tutar eklenmiş mi? Kanun, sözleşmede yer almayan bu tür ödemelerin hiçbir şekilde talep edilemeyeceğini ve kart hamilinin hesabından kesilemeyeceğini düzenler (m. 24/4). İkincisi, işlemiş faiz hesaplanırken faize faiz yürütülmüş mü? Bileşik faiz yasağı temerrüt hâlini de kapsar (m. 26/2). Üçüncüsü, takip sonrası için istenen oran, TCMB'nin ilan ettiği azami gecikme faizi oranının üzerinde mi? Dördüncüsü, faiz oranındaki bir artış kart hamiline otuz gün önceden bildirilmiş mi? Kanuna göre faiz artışı ancak otuz gün önceden bildirilirse hüküm ifade eder ve kart hamili bildirimden itibaren altmış gün içinde borcunu ödeyip kartı kullanmayı bırakırsa artıştan etkilenmez (m. 25).

Limit aşımı da ayrı bir kuraldır. Kart hamillerinin harcamalarıyla limiti aşmaları hâlinde aşılan miktar için işlem tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye akdi faizden başka herhangi bir ücret talep edilemez (m. 9/1). Takip dökümünde "limit aşım ücreti" ya da benzeri bir kalem görülüyorsa, bu kalem itirazda ayrıca gösterilmelidir. Girişteki örnekte ödeme emri 42.000 TL asıl alacak, 5.200 TL işlemiş akdi faiz, 2.600 TL işlemiş gecikme faizi, 390 TL BSMV ve 900 TL masraftan oluşuyorsa ve borçlu asıl alacağı tanıyıp gecikme faizinin bileşik hesaplandığını düşünüyorsa, itiraz dilekçesinde asıl alacağı kabul ettiği ve 2.600 TL'lik gecikme faizi kalemine itiraz ettiği rakamıyla yazılmalıdır; takip kabul edilen kısım için devam eder.

Kredi kartı borcu kanunda özel süre öngörülmediği için on yıllık genel zamanaşımına tabidir

TBK m. 146, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu düzenler. Beş yıllık süreye bağlanan alacaklar TBK m. 147'de sayılmıştır; kira bedelleri ve anapara faizleri gibi dönemsel edimler, küçük çaplı perakende satışlar ile vekâlet, komisyon gibi sözleşmelerden doğan alacaklar bu listededir. Kart sözleşmesinden doğan ana borç bu sayım içinde yer almadığından ve 5464 sayılı Kanun da özel bir süre öngörmediğinden genel on yıllık süreye tabidir. Beş yıllık sürenin istisna niteliğinde olduğu ve geniş yorumlanmadığı, alacak zamanaşımı sürelerini ele alan yazıda ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

Zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar (TBK m. 149/1). Kart dosyalarında başlangıç noktası olarak çoğunlukla ödenmeyen dönem borcunun son ödeme tarihi ya da hesabın kat edildiği tarih tartışılır. Süre, borçlunun borcu ikrar etmesi, özellikle kısmi ödeme yapması, ayrıca dava açılması ya da icra takibi yapılmasıyla kesilir (TBK m. 154) ve kesilmeyle yeni süre işlemeye başlar (TBK m. 156/1). Uygulamada sık karşılaştığımız durum, yıllar önce kapanmış sanılan bir kart borcu için yapılan küçük bir ödemenin ya da imzalanan bir yapılandırma protokolünün zamanaşımını kesmiş olmasıdır. Bankanın yalnız ihtarname göndermesi ise TBK m. 154'te sayılan kesilme sebepleri arasında yer almaz.

Zamanaşımı bir def'idir; TBK m. 161 uyarınca ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz. Borçlunun zamanaşımına dayanması için bunu yedi günlük süre içinde yapacağı itirazda ve itirazın iptali davasında açıkça ileri sürmesi gerekir. Takip öncesinde dolmuş zamanaşımı bu yollarla ileri sürülür; takibin kesinleşmesinden sonra işleyip dolan zamanaşımı ise İİK m. 71/2 uyarınca İİK m. 33/a kıyasen uygulanarak icra mahkemesinde incelenir.

Haciz isteme süresinin dolması borcu ortadan kaldırmaz

Zamanaşımıyla karıştırılan bir başka kurum haciz isteme süresidir. İİK m. 78/2 uyarınca haciz isteme hakkı ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl geçmekle düşer; itiraz ya da dava hâlinde bunların başlangıcından hükmün kesinleşmesine kadar geçen süre ve icra dairesinde yapılan taksit sözleşmesinin ihlaline kadar geçen süre hesaba katılmaz. Haciz talebi kanuni süre içinde yapılmazsa dosya işlemden kaldırılır; alacaklı yenileme talebiyle dosyayı yeniden işleme koyabilir ve bu talep borçluya tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırılması borcu sona erdirmez; yalnız haciz için yenileme gerektirir.

Maaş haczinin sınırı borçlunun memur, işçi ya da emekli olmasına göre değişir

Takip kesinleştikten sonra alacaklı haciz isteyebilir; mal beyanı beklenmeksizin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden borçlunun mal, hak ve alacakları sorgulanabilir ve tespit edilen değerler elektronik ortamda haczedilebilir (İİK m. 78/1). Kredi kartı borçlusu bakımından en sık gündeme gelen haciz türü maaş haczidir ve sınırı borçlunun statüsüne göre farklıdır.

  • Maaş ve ücretlerde genel kural: İİK m. 83'e göre maaş ve her türlü ücret, borçlu ve ailesinin geçimi için icra memurunca gerekli görülen miktar ayrıldıktan sonra haczedilebilir; ancak haczedilecek miktar dörtte birden az olamaz. Kamu görevlisinin maaşında bu kural uygulanır.
  • İş Kanunu kapsamındaki işçi: 4857 sayılı İş Kanunu m. 35, İİK m. 83 ile birlikte okunur ve aylık ücretin dörtte birinden fazlasının haczedilemeyeceğini düzenler; nafaka alacaklarının hakları saklıdır.
  • Emekli: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 93 uyarınca gelir, aylık ve ödenekler, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun takip ettiği alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez; bu nitelikteki haciz talepleri borçlunun muvafakati bulunmadıkça icra müdürünce reddedilir.

Birden fazla maaş haczi bulunduğunda hacizler sıraya konur ve sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez (İİK m. 83/2). Üç ayrı kart borcu için üç ayrı takip başlatılmış olması maaştan üç ayrı kesinti yapılacağı anlamına gelmez. Emekli aylığına ilişkin muvafakat yönünden ise İİK m. 83/a, m. 82 ve 83'teki mal ve hakların haczedilebileceğine dair önceden yapılan anlaşmaların muteber olmadığını düzenler; kart sözleşmesinin içine konmuş genel bir muvafakat kaydı bu nedenle haciz anındaki muvafakatin yerine geçmez. Haczedilemeyen mallar ve maaşın hangi kısmına dokunulamayacağı, maaş haczi ve haczedilemeyen mallar yazısında ayrıca ele alınmıştır.

Kefil ve ek kart sahibinin sorumluluğu asıl kart hamilininkinden farklıdır

Kredi kartına kefil olan kişinin sorumluluğu 5464 sayılı Kanun m. 24/5'te özel olarak düzenlenmiştir: kredi kartı kullanımındaki kefalet adi kefalet hükümlerine tabidir ve asıl borçluya başvurulup borcun tahsili için tüm yollar denenmeden kefilden borcun ifası istenemez. Borç kefile bildirilmedikçe kefil için temerrüt oluşmaz; limitin yükseltilmesi gibi kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler için kefilin yazılı onayı şarttır. Kefil hakkında başlatılan takipte bu şartların varlığı itirazın konusunu oluşturabilir.

Ek kart ise kanunun kurgusunda asıl karta bağlı bir kullanım aracıdır: m. 9/3 uyarınca ek kart, kart hamilinin talebi üzerine üçüncü kişiler adına, asıl karta bağlı ve asıl kart limitini aşmamak kaydıyla düzenlenir. Bu kartla yapılan harcamalar asıl kartın hesabına ve limitine yazıldığından bankaya karşı borçlu kural olarak sözleşmeyi imzalayan asıl kart hamilidir. Kartı kullanan üçüncü kişinin kişisel sorumluluğu ise kendisinin imzaladığı bir taahhüt ya da kefalet bulunup bulunmadığına göre belirlenir; bu nedenle ek kart sahibi hakkında başlatılan bir takipte ilk incelenecek belge, onun imzasını taşıyan sözleşme metnidir.

Yapılandırma için kalıcı bir kanuni hak yoktur; taksit bankayla ya da icra dairesinde kurulur

5464 sayılı Kanun'a 2006 ve 2009 yıllarında eklenen geçici maddeler, belirli tarihlerde temerrüde düşmüş kart borçlularına başvuru süresiyle sınırlı yapılandırma imkânları tanımıştı. Bu geçici maddelerin başvuru süreleri dolmuştur ve Kanun'un kalıcı hükümleri arasında borçluya yapılandırma talep hakkı veren bir madde bulunmamaktadır. Bugün yapılandırma, bankanın ya da alacağı devralan şirketin kabulüne bağlı bir sözleşmedir.

Bankayla yapılan yapılandırma protokolü imzalanırken üç noktanın gözetilmesi gerekir. Protokol, borcun ikrarı niteliğinde olduğundan zamanaşımını keser ve borçlunun önceki itirazlarının akıbetini etkileyebilir; protokolde takip dosyasının numarası, toplam tutar, taksit planı, takip masrafları ve vekâlet ücretinin nasıl ödeneceği açıkça yazılmalıdır; protokolün icra dosyasına bildirilip bildirilmeyeceği ve son taksit ödendiğinde takibin nasıl kapatılacağı da belirlenmelidir. Ödeme dekontlarının takip dosya numarası belirtilerek saklanması, sonradan çıkabilecek mükerrer tahsil tartışmasının önüne geçer.

İcra hukuku da iki taksit yolu tanır. İİK m. 111/1-2 uyarınca borçlu, alacaklının satış talebinden önce borcunu düzenli taksitlerle ödemeyi taahhüt eder ve ilk taksiti derhal verirse icra işlemleri durur; bunun için borçlunun yeterli malının haczedilmiş olması, her taksitin borcun dörtte birinden aşağı olmaması, taksitlerin aydan aya verilmesi ve sürenin üç ayı geçmemesi gerekir. Ayrıca alacaklı ile borçlu, borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde sözleşme yapabilir (İİK m. 111/3). Taksitlerden biri zamanında ödenmezse icra işlemleri ve süreler kaldığı yerden devam eder.

Sık Sorulan Sorular

Kredi kartı borcu için gelen ödeme emrine kaç gün içinde itiraz edilir?

İtiraz, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde takibin yapıldığı icra dairesine dilekçeyle ya da sözlü olarak yapılır (İİK m. 62/1). Süre tebliği izleyen gün başlar; son gün resmî tatile rastlarsa izleyen ilk iş gününün mesai bitiminde dolar. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur.

Yalnız faize itiraz edip asıl borcu kabul etmek mümkün müdür?

Kısmi itiraz mümkündür; borçlunun itiraz ettiği kısmın yönünü ve miktarını açıkça göstermesi gerekir, aksi hâlde itiraz edilmemiş sayılır (İİK m. 62). Asıl alacak kabul edilmişse takip bu kısım için devam eder. Faiz kalemlerinin 5464 sayılı Kanun m. 26'daki bileşik faiz yasağı ve TCMB azami oranlarıyla karşılaştırılması, itirazın kapsamını belirlemeye yardımcı olur.

Kredi kartı borcu kaç yılda zamanaşımına uğrar?

Kredi kartı sözleşmesinden doğan ana borç için kanunda özel bir süre öngörülmediğinden TBK m. 146'daki on yıllık genel süre uygulanır. Kısmi ödeme, borcun yazılı olarak tanınması, yapılandırma protokolü ya da icra takibi süreyi keser ve yeni bir süre başlatır. Zamanaşımı hâkim tarafından kendiliğinden gözetilmez; borçlunun itirazda ve davada açıkça ileri sürmesi gerekir.

Kredi kartı borcu yüzünden emekli maaşına haciz konulabilir mi?

Emekli aylığı 5510 sayılı Kanun m. 93 uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumu alacakları ve nafaka dışında haczedilemez; borçlunun muvafakati yoksa bu yöndeki haciz talebi icra müdürünce reddedilir. İİK m. 83/a, haczedilmezlik hakkından önceden vazgeçen anlaşmaların muteber olmadığını düzenler. Kart sözleşmesindeki genel bir muvafakat kaydı bu nedenle haciz anındaki muvafakatin yerine geçmez.

Ek kart sahibi asıl kart hamilinin borcundan sorumlu tutulabilir mi?

Bu kart, asıl kart hamilinin talebiyle ve asıl kartın limiti içinde düzenlenir (5464 sayılı Kanun m. 9/3); harcamalar asıl kartın hesabına yazılır. Harcamayı yapan kişinin bankaya karşı kişisel sorumluluğu, imzaladığı bir taahhüt ya da kefalet bulunup bulunmadığına bağlıdır. Takip ek kart sahibi hakkında başlatılmışsa, imzalı sözleşme metninin incelenmesi bu nedenle ilk adımdır.

Takip başladıktan sonra borç taksitle ödenebilir mi?

Borçlu satış talebinden önce, yeterli malı haczedilmişse, her biri borcun dörtte birinden az olmayan aylık taksitlerle ve en çok üç ay içinde ödemeyi taahhüt edip ilk taksiti verirse icra işlemleri durur (İİK m. 111). Alacaklı ile borçlu ayrıca icra dairesinde taksit sözleşmesi yapabilir. Bankayla icra dairesi dışında yapılan yapılandırma protokolü ise tarafların anlaşmasına bağlıdır ve zamanaşımını keser.

Ödeme emri tebliğ edildiği hafta yapılacak beş inceleme

Bu takiplerde sonucu belirleyen kararların çoğu ilk yedi gün içinde verilir. Bu süre içinde aşağıdaki incelemelerin yapılması, ister itiraz ister ödeme yolu seçilsin, kararın bilgiye dayanmasını sağlar:

  1. Tebliğ tarihinin sabitlenmesi: tebliğ mazbatası ya da elektronik tebligat kaydından tarih alınır ve yedinci gün hesaplanır.
  2. Belgelerin toplanması: kart sözleşmesi, son hesap özetleri, hesap kat ihtarnamesi ve varsa bankaya yapılan itirazlarla cevapları bir araya getirilir; eksik kayıtlar bankadan yazılı olarak istenir.
  3. Kalemlerin ayrıştırılması: asıl alacak, işlemiş akdi faiz, gecikme faizi, BSMV ve masraf kalemleri tek tek sözleşme ve 5464 sayılı Kanun'la karşılaştırılır; tanınmayan harcamalar ayrıca listelenir.
  4. Zamanaşımı ve yetki kontrolü: son ödeme, son ikrar ve hesap kat tarihleri yan yana konur; takibin açıldığı icra dairesinin yetkisi değerlendirilir.
  5. Haciz sınırının belirlenmesi: gelirin maaş, ücret ya da emekli aylığı olmasına göre uygulanacak sınır ve varsa önceki hacizlerin sırası tespit edilir.

İtirazın usulü, türleri ve alacaklının itirazı hükümden düşürme yolları genel olarak icra takibine itiraz yazısında anlatılmıştır; kart borcuna özgü kalemler ise 5464 sayılı Kanun'un faiz ve itiraz hükümleriyle birlikte okunur. Yalova ve ilçelerinde görülen takiplerde icra dairesi uygulamaları ve süreçler hakkında bilgi, Yalova'daki icra takibi ve itiraz süreçleri sayfasında yer almaktadır.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.

Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Tüm İcra İflas kararları

Bu konuyla ilgili yazılar

Tüm İcra İflas yazıları