İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Duvarda ışığı kademeli kısan döner anahtar

Nafaka Azaltma Davası: Hangi Değişiklikler Azaltma Sebebidir? (TMK 176/4)

İşsizlik, emeklilik, yeni evlilik ya da alacaklının geliri nafakayı ne zaman düşürür? Yargıtay ölçütleri, dava tarihi kuralı ve birikmiş borca etkisi.

Yayın
5 Kasım 2026
Okuma süresi
17 dk
Hukuk alanı
Aile Hukuku
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
5 Kasım 2026
17 dk
okuma

Emekli olan bir yükümlü, iş sözleşmesi sona eren bir pilot ve boşanırken dolar üzerinden nafaka ödemeyi kabul eden eski bir genel müdür aynı şeyi istedi: nafakanın azaltılmasını. İlk dosyada Yargıtay indirim kararını, ikincisinde çocuk nafakasındaki indirimi bozdu; üçüncüsünde ise Hukuk Genel Kurulu, nafakanın Türk Lirasına çevrilerek indirilmesini onadı. Üç dosyada da gelirin düştüğü ileri sürülmüştü. Sonucu belirleyen, düşüşün ne kadar öngörülebilir olduğu, ne zaman ortaya çıktığı ve karşı tarafın durumuyla birlikte nasıl bir tablo oluşturduğuydu.

Gelir düşüşü tek başına yetmez; karardan sonra doğan değişiklik ya da hakkaniyet ölçüsü aranır

Yoksulluk nafakasında dayanak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 176/4'tür: "Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir." Çocuk için ödenen iştirak nafakasında (metinde kısaca çocuk nafakası) aynı işlevi TMK m. 331 görür: "Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır." İki hüküm de geleceğe dönük bir uyarlama yolu açar; önceki kararın doğruluğunu yeniden tartışma imkânı vermez.

Miktarın ölçüleri ayrıca kanunda sayılır. TMK m. 182/3 velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşi çocuğun bakım ve eğitim giderlerine "gücü oranında" katılmakla yükümlü kılar. TMK m. 330/1 ise nafaka miktarını çocuğun ihtiyaçlarına, ana ve babanın hayat koşulları ile ödeme güçlerine bağlar; çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur. Azaltma davasında bu ölçüler iki ayrı tarih için karşılaştırılır: nafakanın belirlendiği tarih ve davanın açıldığı tarih.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/16767, K. 2016/2660, 25 Şubat 2016 sayılı kararında ölçütü şöyle özetlemiştir: "İradın azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin indirimi gerektirmesi gerekmektedir." Yani davacının bugünkü geçim sıkıntısı tek başına yeterli sayılmaz; aynı sıkıntının nafaka belirlendikten sonra doğduğu ya da ağırlaştığı da ortaya konulmalıdır. Uygulamada sık karşılaştığımız eksiklik, dilekçenin yalnız bugünkü geliri anlatması, boşanma tarihindeki geliri ise hiç göstermemesidir.

Kanun azaltmayı iki ayrı dayanağa bağlar. Birincisi mali durumun değişmesidir ve belgeyle ölçülebilir. İkincisi hakkaniyettir; mali olgular tek tek küçük görünse bile bir araya geldiklerinde aynı tutarın sürdürülmesini güçleştirebilir. Genel Kurul'un 18 yıllık dosyada süreyi, tarafların gelir seyrini ve edimler arasındaki orantısızlığı birlikte değerlendirmesi bu ikinci dayanağın uygulamadaki görünümüne örnektir. Hakkaniyet ise kanıtsız bir genel talep değildir; hangi olguların tutarı ağırlaştırdığı dilekçede somut olarak gösterilmelidir.

Azaltma ile kaldırma farklı sonuçlardır; kaldırma istemi azaltmayı da içine alır

Kaldırma, nafaka borcunu sona erdirir; azaltma, borcu daha düşük bir tutarla sürdürür. TMK m. 176/3 kaldırma sebeplerini iki gruba ayırır. Alacaklının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde irat kendiliğinden kalkar. Alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise mahkeme kararı gerekir.

Azaltma bu iki grubun dışında, mali dengenin değiştiği ama nafaka ihtiyacının tümüyle bitmediği durumlar için işler. Daire, E. 2017/11957, K. 2017/13613, 9 Ekim 2017 sayılı kararında asgari ücretle işe başlayan kadının yoksulluğunun tamamen ortadan kalkmadığını belirtti. Kaldırma isteminin azaltmayı da kapsadığını, "çoğun içinde azda bulunur" kuralı gereği indirimin düşünülmesi gerektiğini vurgulayarak nafakayı tamamen kaldıran hükmü bozdu.

Aynı çizgi yetim aylığı dosyasında da görülür. Karardan sonra yetim aylığı bağlanan alacaklı için Daire, nafaka ile aylığın toplamının yoksulluktan kurtaracak miktara ulaşmadığını kabul etti; tümden kaldırma yerine makul bir indirim gerektiği sonucuna vardı (E. 2016/11838, K. 2017/2434, 2 Mart 2017). Uygulamaya yansıması şudur: kaldırma isteyen tarafın dilekçesinde kademeli talep açıkça yazılmalı, karşı taraf da indirimin ölçüsü hakkında ayrıca savunma hazırlamalıdır.

Dava sürerken kendiliğinden kalkma sebebi doğarsa dava konusuz kalır. Alacaklının dava sırasında evlendiği bir dosyada Daire, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm kurulması gerektiğini belirtmiştir (E. 2016/13221, K. 2016/10993, 20 Eylül 2016). Yargılama giderleri ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 331/1 gereği davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre belirlenir. Yoksulluk nafakasının türleri ve kaldırılma sebepleri ayrıntılı olarak yoksulluk nafakası rehberinde yer alır.

İşsizlik, emeklilik ve hastalık kendiliğinden yeterli sayılmıyor

Yükümlünün gelir kaybı en sık ileri sürülen sebeptir ve TMK m. 176/4'ün "malî durumların değişmesi" ölçütüne doğrudan girer. Yargıtay'ın incelediği dosyalarda belirleyici olan, kaybın gerçekliği, sürekliliği ve öngörülebilirliğidir. Her olgu kendi dosyasında değerlendirildiğinden aşağıdaki kararlar genel bir tarife değil, mahkemenin baktığı soruları gösteren örneklerdir.

İşsiz kalmak: tazminat, meslek ve yeni iş imkânı birlikte incelenir

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/1881, K. 2015/2930, 24 Şubat 2015 sayılı kararında personel azaltımı nedeniyle işi sona eren bir pilotun dosyasını inceledi. Davacının son maaşı, aldığı kıdem ve ihbar tazminatları, evi ve arabası dosyada yer alıyordu. İlk derece mahkemesi çocuk nafakasını da indirmişti; Daire, çocuğun yaşını, alıştığı hayat tarzını, okul çağıyla artacak masraflarını ve davacının mesleği itibarıyla işsiz kalmasının mümkün görülmediğini gözeterek indirim talebinin reddi gerektiğine hükmetti. Karar, işsizliğin kâğıt üzerindeki bir olgu olarak değil, yeniden çalışma imkânıyla birlikte tartıldığını gösterir.

Farklı bir meslekte, yeniden iş bulma imkânı sınırlı bir yükümlü için tablo değişebilir. Kurum kayıtları, işten çıkış belgesi, işsizlik ödeneği bilgisi ve iş arama çabası bu değerlendirmede temel kanıtlardır. Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet dökümü, yalnız bugünkü durumu değil değişikliğin tarihini de gösterdiği için ayrı bir önem taşır.

Emekli olmak: gelirin ne kadar düştüğünden önce ne kadar öngörülebilir olduğuna bakılıyor

Bir dosyada davacı, boşanmadan sonra emekli olduğunu ve gelirinin azaldığını ileri sürmüş; mahkeme de nafakayı indirmişti (E. 2016/20787, K. 2017/10909, 3 Temmuz 2017). Daire hükmü, davanın reddi gerektiği gerekçesiyle bozdu. Gerekçede, davacının çalışma dönemi sonunda şartlar oluşunca emekli olacağının belli olduğu ve iki tarafın da taşınmazlarının boşanma döneminde de bulunduğu vurgulandı.

Bu karar emekliliğin hiçbir dosyada azaltma sebebi olamayacağı anlamına gelmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2025 tarihli kararında, uzun yıllar içinde genel müdürlükten emekli aylığına uzanan gerileme tablonun parçası olarak değerlendirilmiştir. Emeklilikte belirleyici sorular, düşüşün boyutu, emekliliğin boşanmadan ne kadar sonra gerçekleştiği, kıdem tazminatı gibi toplu ödemeler ve yükümlünün başka gelirinin bulunup bulunmadığıdır.

Hastalık ve iflas: olgunun nafakadan sonra doğması aranıyor

Sağlık sorununda en önemli soru, hastalığın nafaka belirlendikten sonra ortaya çıkıp çıkmadığıdır. Yukarıda anılan 2016 tarihli dosyada yüzde 70 özür oranı içeren rapor boşanmadan önce düzenlenmişti ve davacı bu durumdayken protokolle nafaka ödemeyi kabul etmişti. Daire, boşanmadan sonra azaltmayı gerektiren bir değişiklik olmadığı sonucuna vararak indirimi bozdu. Sonradan kanser teşhisi konulan bir öğretmenin çocuk nafakasını geçici olarak kaldırma istemi ise E. 2015/3706, K. 2015/12097, 1 Temmuz 2015 sayılı dosyada reddedilmiş, ancak yerel mahkemenin yüzde 20 olan yıllık artış oranını Üretici Fiyat Endeksine çevirmesi hakkaniyete uygun bulunmuştur.

İkinci karar, azaltma davasında tek seçeneğin aylık tutar olmadığını gösterir. TMK m. 176/5 ve m. 330/3 uyarınca hâkim, irat biçimindeki nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini belirleyebildiğinden, ağır gelen bir artış formülünün değiştirilmesi de ayrıca istenebilir. Hastalıkta aranan sonradan doğma ölçütü, TMK m. 176/4'ün mali durum değişikliği kapsamında iflas ve işyerinin kapanmasında da gözetilmelidir. Bu hâllerde iflas kararı, tasfiye belgeleri ve kapanış tarihi gösterilmeli, yükümlünün kalan malvarlığı ve yeni gelir kaynakları açıklanmalıdır.

Gelirin kendi isteğiyle düşürülmesi, azaltma talebini zayıflatan bir olgu olarak değerlendirilir

Nafaka davası yaklaşırken ya da dosya derdestken işten ayrılan, şirket payını devreden ya da geliri başkası üzerinden gösteren yükümlü bakımından uyuşmazlık, gelirin gerçekten azalıp azalmadığına kayar. Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/582, K. 2025/24, 12 Şubat 2025 sayılı kararında protokolle kararlaştırılan nafakanın uyarlanmasında, değişikliğin talep edenden kaynaklanmaması gerektiğini ve bunun talep edenin hâkimiyet alanını da kapsadığını belirtmiştir. Aynı paragrafta kişinin, durum değişikliğinin sonuçlarının ağırlaşmasını engellemek için gerekli tedbirleri alması gereğine de işaret edilmiştir.

Boşanma davasında nafaka isteyen taraf yönünden de benzer bir değerlendirme vardır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/24636, K. 2018/11160, 16 Ekim 2018 sayılı kararında, yeterli gelir getiren işinden dava sırasında kendi isteğiyle ayrılan kadının yoksulluğa düşeceğinin kabul edilemeyeceğine hükmetmiştir. Kanaatimizce aynı dürüstlük ölçüsü, gelirini kendi tasarrufuyla düşüren yükümlünün azaltma isteminde de gözetilmelidir; hâkimin gerçek ödeme gücünü banka hareketleri, tanık anlatımları ve malvarlığı kayıtlarıyla araştırması bu nedenle beklenir.

Genel Kurul dosyasında da aynı araştırma görülür: emekli aylığı dışında şirket bağlantısı bulunduğu ileri sürülmüş, banka dökümleri ve tanık beyanları ilk derece mahkemesince incelenmiştir. Bordrodaki tutar ile yaşam düzeyi arasındaki uyumsuzluk, karşı tarafın sık başvurduğu savunmalardandır. Sosyal ve ekonomik durum araştırması tek başına belirleyici olmayabileceğinden, belirli bir gelir iddiası belgeyle desteklenmelidir.

Alacaklının geliri artınca nafaka azalabilir, ancak her gelir yoksulluğu ortadan kaldırmaz

Azaltma yalnız yükümlünün tarafındaki değişikliğe bağlı değildir. Alacaklının işe başlaması, kira geliri elde etmesi, miras yoluyla mal edinmesi ya da düzenli aylık bağlanması da TMK m. 176/4 kapsamında ileri sürülebilir. Yargıtay'ın alıntıladığı Hukuk Genel Kurulu çizgisine göre, yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi zorunlu harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanlar yoksul kabul edilir. Asgari ücret seviyesinde gelir, yoksulluk nafakasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; miktarın belirlenmesinde etken olarak değerlendirilir.

Geçici ve küçük gelir ile kalıcı değişiklik arasında fark gözetilir. Evlenme nedeniyle konusuz kalan yukarıdaki dosyada Daire, yargılama giderine esas haklılık incelemesinde, toplum yararına proje kapsamında belediyede altı ay asgari ücretle çalışan kadının yoksulluğunun ortadan kalkmadığını kabul etmiştir. Reklam ve marka yüzü olarak gelir elde eden alacaklı yönünden ise indirim isabetli bulunmuştur (E. 2015/1881, K. 2015/2930). Ortak çocukların anneye yardım etmesi ise Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'ne göre yükümlülüğü azaltan bir sebep değildir (E. 2016/20787, K. 2017/10909).

Öngörülebilirlik burada da karşımıza çıkar. Aynı 2017 tarihli kararda, boşanma kesinleştiğinde yetim aylığına hak kazanılacağının belli olduğu, bu nedenle sonraki aylığın değişiklik sayılmadığı gerekçesi yer alır. E. 2016/11838, K. 2017/2434 sayılı dosyada ise aylık karardan sonra bağlanmış, indirim şartlarının oluştuğu kabul edilmiştir. Aylığın hak edildiği tarih ile bağlandığı tarih bu yüzden ayrı ayrı belgelenmelidir.

Çocuk nafakasında azaltma, çocuğun değişen ihtiyaçlarıyla birlikte tartılır

Çocuk nafakasında tartının bir kefesi ana babanın ödeme gücü, diğer kefesi çocuğun ihtiyaçlarıdır. Çocuk büyüdükçe okul, ulaşım ve sağlık giderleri genellikle arttığı için indirim talebi çoğu dosyada ters yönde bir olguyla karşılaşır. Daire, yaklaşık iki yıl önce belirlenen tutarın çocuğun büyümesi ve ihtiyaçlarının artması nedeniyle düşük kaldığı sonucuna varmış, artırıma hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir (E. 2016/13221, K. 2016/10993). Karşılıklı dava açılması bu yüzden sık görülür; indirim davasına karşı artırım davasının açıldığı bir örnek E. 2026/2851, K. 2026/5192 sayılı dosyadır.

TMK m. 330/1 çocuğun kendi gelirini açıkça saydığından, çalışmaya başlayan ya da düzenli geliri olan çocuk bakımından azaltma ileri sürülebilir. Velayet düzeni değişir ya da çocuk fiilen diğer ebeveynin yanına geçerse TMK m. 182/3'teki yükümlülüğün dayanağı yeniden incelenmelidir. Bakım borcu kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar sürer; eğitim devam ediyorsa TMK m. 328/2 ana ve babanın durum ve koşullara göre yükümlülüğünü eğitimin sonuna kadar uzatır. Bu dönemdeki talepler yardım nafakası ile bağlantılı olarak değerlendirilir.

Miktarın hangi başlıklarla tartıldığı iştirak nafakası rehberinde anlatılır. Dosyadaki gelir-gider dengesi nafaka hesaplama aracıyla önceden gözden geçirilebilir; aracın sonucu mahkemeyi bağlamaz, yalnız talebin hangi kalemlere dayanacağını görmeye yardımcı olur.

Yeni evlilik ve yeni çocuk tek başına değil, toplam mali tabloyla birlikte değerlendirilir

Yükümlünün yeniden evlenmesi ve yeni çocuk sahibi olması, bakmakla yükümlü olduğu kişileri artırdığı için dilekçelerde sık yer alır. TMK m. 176/3 alacaklının yeniden evlenmesini kendiliğinden sona erme sebebi saymıştır; yükümlünün evliliği için böyle bir sonuç öngörülmemiştir. Bu olgu ancak ödeme gücüne etkisiyle tartışılabilir.

Yargıtay kararlarında da ayrı bir tablo görülür. Emeklilik dosyasındaki davacı yeniden evlendiğini ve yeni eşinin ev hanımı olduğunu da ileri sürmüş, buna rağmen indirim kararı bozulmuştur. Üç yaşında başka bir çocuğu bulunan baba yönünden ise ortak çocuğun nafakasının artırılması gerektiği belirtilmiştir (E. 2016/13221, K. 2016/10993). Genel Kurul kararında ise ikinci evlilik ve 2012 doğumlu çocuk, 18 yıllık süre içindeki ekonomik gerileme, alacaklının gelirindeki artış ve kur farkı ile birlikte değerlendirilmiştir.

Yeni eşin geliri de bu tablonun parçasıdır: eşin çalışıp çalışmadığı, şirket bağlantıları ve hanenin ortak giderleri sosyal ve ekonomik durum araştırmasında açığa çıkar. Yeni ailenin zorunlu giderleri, yalnız söz konusu edilerek değil belgelenerek ileri sürülmelidir. Önceki çocuğun nafakası ile sonraki çocuğun giderleri arasındaki dengeyi hâkim somut olgulara göre kurar.

Yargıtay dosyalarında sonucu belirleyen olgular dosyadan dosyaya değişiyor

Aşağıdaki tablo, incelenen kararlardaki sonuçların hangi olgulara dayandığını yan yana gösterir. Satırlar yalnız o dosyanın olgularını özetler; başka bir dosyaya kendiliğinden taşınmaz. Ortak nokta, sonucun tek bir olgudan değil, iki tarih arasındaki karşılaştırmadan çıkmasıdır.

OlguDosyadaki belirleyici unsurSonuçKünye
EmeklilikEmekliliğin baştan belli olması, taşınmazların boşanmada da bulunmasıİndirim bozulduE. 2016/20787, K. 2017/10909
İşin sona ermesiYüksek gelirli meslek, toplu ödemeler, çocuğun artan giderleriÇocuk nafakasındaki indirim bozulduE. 2015/1881, K. 2015/2930
Özür durumuRapor boşanmadan önce düzenlenmiş, nafaka protokolle kabul edilmişİndirim bozulduE. 2015/16767, K. 2016/2660
Sonradan bağlanan aylıkNafaka ve aylığın toplamı yoksulluğu gidermiyorKaldırma değil, indirimE. 2016/11838, K. 2017/2434
Asgari ücretle işe başlamaYoksulluk tümüyle ortadan kalkmamışKaldırma değil, indirimE. 2017/11957, K. 2017/13613
18 yıl sonra dövizli nafakaTarafların gelir seyri, kur etkisi ve süreTürk Lirasına uyarlama onandıE. 2023/582, K. 2025/24

Protokolle kabul edilen nafakada beklenti yüksektir, ancak uyarlama yolu kapalı değildir

Anlaşmalı boşanmada kabul edilen tutar bazen yükümlünün o günkü ödeme gücünün üzerindedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/16767, K. 2016/2660 sayılı kararında nafaka iradının sözleşmeye dayansa bile indirilebileceğini belirtmiş, ardından sınırı çizmiştir: "sırf boşanmayı sağlayabilmek için bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü üstlenen kişinin, sonradan bu yükümlülüğün kaldırılması veya azaltılması yönünde talepte bulunması da iyiniyet, doğruluk-dürüstlük ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmaz."

Hukuk Genel Kurulu E. 2023/582, K. 2025/24 sayılı kararında yoksulluk nafakası ile çocuğa ilişkin hükümleri ayırmıştır. Taraflarca serbestçe tasarruf edilebilen yoksulluk nafakası protokolü, hâkim onayından sonra genel sözleşme hükümlerine tabi kabul edilmiş; velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakasına ilişkin hükümlerin ise mahkeme kararından kaynaklandığı belirtilmiştir. Yoksulluk nafakası protokolü bakımından Türk Borçlar Kanunu m. 138'deki aşırı ifa güçlüğü şartları da incelenmiştir.

Somut dosyada 2002 tarihli protokolle aylık 1.500 dolar yoksulluk nafakası kararlaştırılmış, dava 18 yıl sonra açılmıştı. Genel Kurul; davacının maddi olarak güçsüzleşmesini, alacaklının gelir ve malvarlığının artmasını, Türk Lirası geliri olan yükümlü bakımından kur etkisini ve sürenin uzunluğunu birlikte değerlendirdi. Bölge adliye mahkemesinin (BAM) nafakayı dava tarihinden geçerli olmak üzere Türk Lirasına uyarlayan direnme kararını onadı. Karar somut olguların birlikte değerlendirilmesine dayandığından ve oyçokluğuyla verildiğinden, dövizli her protokolün indirileceği genel kuralı bu karardan çıkarılamaz.

Dava aile mahkemesinde açılır; temyiz sınırı nafakanın yıllık tutarıyla ölçülür

Görevli mahkeme, 4787 sayılı Kanun m. 4 uyarınca aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla görev yapan asliye hukuk mahkemesi davaya bakar. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında TMK m. 177 nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesini yetkili sayar. Azaltma davasında davalı alacaklı olduğundan, HMK m. 6'daki genel yetki kuralı da aynı yeri gösterir.

Temyiz incelemesi için tek aylık tutar değil yıllık tutar esas alınır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2026/2851, K. 2026/5192, 6 Mayıs 2026 sayılı kararda kabul ve reddedilen iştirak nafakasının bir yıllık tutarını temyiz sınırıyla karşılaştırmış, 7550 sayılı Kanun'la değişen HMK Ek m. 1 uyarınca da davanın açıldığı tarihteki sınırı uygulamıştır. 2026 yılı için HMK m. 362/1-a temyiz sınırı 682.000 TL'dir. Örneğin 2026'da açılan ve aylık 20.000 TL indirim istenen bir davada yıllık tutar 240.000 TL olduğundan, istinaf başvurusu esastan reddedilirse BAM kararı temyize kapalıdır. BAM başvuruyu kısmen ya da tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında karar vermişse 7589 sayılı Kanun'la eklenen HMK m. 362/3 uygulanır: kabul ya da reddedilen kısım m. 341/2'deki istinaf sınırını (2026 için 50.000 TL) aşıyorsa karar temyiz edilebilir. Aynı fıkra iki ayrık hâl öngörür; BAM kararı ile ilk derece kararı arasındaki fark bu sınırı geçmiyorsa ya da karar yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkinse temyiz yolu kapalıdır.

Birden fazla talep tek dosyada ileri sürülebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, protokol uyarlamasını tek dava saymış, reddedilen her talep için ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesini kanuna aykırı bulmuştur (E. 2026/4332, K. 2026/7175, 24 Haziran 2026). Bu değerlendirme yoksulluk ve iştirak nafakasının birlikte istendiği dosyalarda yargılama gideri hesabına doğrudan yansır. Artırım yönündeki karşı davanın olasılığı ve usul ayrıntıları nafaka artırım davası rehberinde yer alır.

Yargılama sırasında talebin sınırı da gözetilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin onadığı E. 2024/4104, K. 2024/7320, 14 Ekim 2024 sayılı dosyada BAM, HMK m. 26'daki taleple bağlılık kuralını kişisel ilişki düzenlemesi yönünden uygulamış, aynı dosyada davacının nafaka indirimi talebinden vazgeçmesi üzerine bu talep yönünden ilk derece mahkemesince dava açılmamış sayılmıştır. Vazgeçmenin sonuçları, karşı tarafın yargılama gideri talebiyle birlikte değerlendirilmelidir.

Kanun yolu ayrıca bir gider kalemidir. Nafaka indirimi davasının reddine ilişkin bir hüküm duruşmalı temyiz incelemesi sonunda onanmış, temyiz eden davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmiştir (E. 2025/7987, K. 2026/5416, 12 Mayıs 2026). Son dönem onama kararlarının bir bölümü ayrıntılı gerekçe içermediğinden, belgelerin ilk derece aşamasında eksiksiz sunulması gerekir.

Azaltma dava tarihinden itibaren hüküm doğurur; birikmiş borç bu tarihten önce silinmez

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/5808, K. 2016/10152, 27 Haziran 2016 sayılı kararında yardım nafakasının kararın kesinleştiği tarihten itibaren indirilmesini usul ve yasaya aykırı bulmuş, 28 Kasım 1956 tarihli içtihadı birleştirme kararına dayanarak hükmü "dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere" düzeltmiştir. Genel Kurul'un onadığı dosyada da uyarlama dava tarihinden geçerli olarak kurulmuştur. Yine de ilk derece hükümlerinde farklı tarihlere rastlanabildiği için, dilekçede indirimin dava tarihinden itibaren istendiği açıkça yazılmalıdır.

Bu kural üç noktada ayrıca değerlendirilir. Birincisi, TMK m. 176/3'teki yeniden evlenme ve ölüm hâllerinde irat kendiliğinden kalkar; sonuç için dava tarihi beklenmez. İkincisi, boşanma davası sürerken hükmedilen tedbir nafakası boşanma hükmünün kesinleşmesiyle kendiliğinden sona erer (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/1937, K. 2019/8368, 9 Eylül 2019). Üçüncüsü, sebep dava açıldıktan sonra doğmuşsa, indirimin hangi tarihten uygulanacağı ayrıca tartışılabilir; bu olasılıkta olayın tarihi dosyada açıkça gösterilmelidir.

Dava tarihinden önce biriken nafaka borcu, kural gereği azaltma kararının kapsamına girmez. Dava açmak yürüyen takibi de kendiliğinden durdurmaz. HMK m. 350/1 ve m. 367/1'de "Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez." denilerek kanun yolu aşamasında da aynı sınır korunmuştur. Geçmiş dönem tutarları birikmiş nafaka hesaplama aracıyla ayrı ayrı görülebilir.

Ödememenin sonucu ise İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 344'te düzenlenir: nafaka kararının gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası azaltma davasına özel bir imkân tanır: "Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir." Hüküm "bırakılabilir" dediğinden erteleme bir takdir konusudur. Takip ve tazyik süreci nafaka borcu icra takibi rehberinde ayrıntılı olarak anlatılır.

Anayasa Mahkemesi kararı, TMK m. 176/4 davasını beklemeyi gerektirmiyor

Anayasa Mahkemesi, süresiz yoksulluk nafakası düzenlemesine ilişkin iptal kararını 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete'de yayımlamıştır. İptal, yayımdan dokuz ay sonra, 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecektir. Kararın ayrıntıları Resmî Gazete yayımına ilişkin duyuruda, süreç ise nafaka düzenlemesinin son durumu sayfasında izlenebilir.

Azaltma isteme hakkı bu kararın sonucu olarak doğmuş değildir; koşulları oluşan yükümlü bugünkü hukukta TMK m. 176/4 uyarınca dava açabilir. Mevcut nafaka kararlarının iptal sonrasındaki durumu, kanun koyucunun yapacağı düzenlemeyle netleşmesi beklenen ayrı bir sorudur. Çocuk nafakası bu tartışmanın dışındadır; TMK m. 182, 328 ve 330 çocuk bakımından kendi ölçüleriyle uygulanmaya devam eder.

Sık Sorulan Sorular

İşsiz kalan yükümlü nafakayı ödemeyi bırakabilir mi?

İşsizlik nafaka borcunu kendiliğinden azaltmaz; tutarı değiştiren şey mahkeme kararıdır. Karar çıkana kadar mevcut ilam geçerliliğini korur ve ödenmeyen tutar takibe konu olabilir. Azaltma davası açılmışsa tazyik hapsinin davanın sonuna bırakılması İİK m. 344/2 uyarınca istenebilir.

Emekli olmak nafakanın azaltılması için yeterli midir?

Emeklilik tek başına yeterli sayılmamıştır; Yargıtay, çalışma dönemi sonunda emekli olunacağının belli olduğu bir dosyada indirimi bozmuştur. Gelirdeki düşüşün boyutu, aradan geçen süre, toplu ödemeler ve karşı tarafın durumu birlikte tartılır. Uzun süre içinde belirgin bir gerileme varsa emeklilik bu tablonun bir parçası olarak değerlendirilebilir.

Azaltma kararı geçmişte ödenmemiş nafakayı da düşürür mü?

Karar kural olarak dava tarihinden itibaren hüküm doğurduğu için, dava tarihinden önceki dönem borcu bu karar kapsamına girmez. Dava tarihinden sonraki dönemde ise takipteki hesap yeni karara göre incelenmelidir. Bu ayrım, davanın ne zaman açıldığına önemli bir ağırlık kazandırır.

Alacaklının asgari ücretle işe başlaması nafakayı kaldırır mı?

Yargıtay, asgari ücret düzeyindeki gelirin yoksulluk nafakasını kendiliğinden ortadan kaldırmadığını kabul etmektedir. Bu gelir miktar belirlenirken etken olarak değerlendirildiğinden, sonuç azaltma olabilir. Kalıcı ve yeterli bir gelir ya da malvarlığı artışı varsa TMK m. 176/3 kapsamındaki kaldırma talebi ayrıca incelenir.

Yeni çocuk sahibi olmak iştirak nafakasını düşürür mü?

Yeni çocuk kanunda ayrı bir azaltma sebebi olarak sayılmamıştır; ödeme gücüne etkisi üzerinden değerlendirilir. Ortak çocuğun yaşı ve artan ihtiyaçları aynı dosyada karşı ağırlık oluşturabilir. Yükümlünün geliri ile yeni eşin geliri birlikte araştırıldığından, giderler belgelenmelidir.

Protokolde kabul edilen nafaka sonradan azaltılabilir mi?

Yargıtay, sözleşmeye dayanan nafaka iradının da indirilebileceğini kabul etmektedir. Ancak olgular protokolden önce de mevcutsa ya da kişi boşanmayı sağlamak için bilerek gücünün üzerinde yükümlülük üstlenmişse talep iyiniyet ve sözleşmeye bağlılık ilkeleriyle bağdaşmaz sayılır. Yoksulluk nafakası protokolünde Türk Borçlar Kanunu m. 138 şartları da gündeme gelebilir.

Azaltma talebinden önce iki tarih arasındaki tablo belgelenmelidir

Davanın sonucunu çoğu zaman karşılaştırmanın somutluğu belirler. Dilekçe hazırlanırken şu başlıklar iki tarih için (nafakanın belirlendiği tarih ve dava tarihi) yan yana konulmalıdır:

  • Yükümlünün geliri: bordro, Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet dökümü, işten çıkış belgesi, emekli aylığı yazısı, vergi kayıtları ve banka hareketleri.
  • Toplu ödemeler ve malvarlığı: kıdem ve ihbar tazminatı, taşınmaz ve araç kayıtları, şirket payları ve bunlardaki devirler.
  • Alacaklının durumu: işe giriş kaydı, kira geliri, miras yoluyla edinilen mallar, bağlanan aylığın hak edildiği ve ödenmeye başlandığı tarih.
  • Çocuğun durumu: yaşı, okulu, sağlık giderleri, varsa kendi geliri ve fiilen kimin yanında kaldığı.
  • Yeni aile giderleri: nüfus kaydı, kira, eşin geliri, belgelenmiş zorunlu harcamalar.
  • Nafakanın dayanağı: mahkeme kararı mı, protokol mü olduğu; protokolse imza tarihindeki olgular ve varsa döviz ya da yıllık artış koşulu.

Talep kademeli yazılmalı (kaldırma, olmazsa azaltma), istenen tutar ve dava tarihinden itibaren geçerlilik açıkça gösterilmelidir. Tazyik hapsi şikâyeti varsa İİK m. 344/2'ye dayanan talep icra ceza mahkemesine ayrıca sunulmalı, ödenebilen kısımlar için dekont saklanmalıdır.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.

Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Tüm Aile Hukuku kararları

Bu konuyla ilgili yazılar

Tüm Aile Hukuku yazıları