Seksen iki yaşındaki babasının emekli maaşını çekmek, kira sözleşmesini yenilemek ya da ameliyat için gereken onayı vermek isteyen bir kızın karşısına çıkan ilk engel çoğu zaman bir bankonun arkasından gelir: "Vekâletname getirin." Oysa ileri evre demans tanısı almış bir kişi, noterde vekâletname verebilecek durumda değildir; noter de işlemin anlamını kavrayamayan birinin imzasını almaz. Aile o anda iki soruyla baş başa kalır: Babası adına kim, hangi yetkiyle işlem yapacak ve bu yetki nereden alınacak?
Türk Medeni Kanunu bu sorunun cevabını vesayet düzeninde verir. Sulh hukuk mahkemesi ergin bir kişiyi kanunda sayılan sebeplerden biriyle kısıtlar ve onu temsil etmek üzere bir vasi atar. Süreç bir "dava" adıyla anılsa da karşı tarafı olmayan, hâkimin kendiliğinden araştırma yaptığı bir çekişmesiz yargı işidir. Kısıtlama sebepleri, sağlık kurulu raporu, vasinin seçimi, vasinin tek başına yapamayacağı işler ve kısıtlamanın kaldırılması, TMK m. 396-494 arasındaki hükümlerle ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.
Kısıtlama kişinin fiil ehliyetini kaldırır, vasi atanması bu boşluğu doldurur
TMK m. 14'e göre ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur. Ayırt etme gücü olmayan bir kişinin yaptığı işlem, kısıtlama kararı bulunmasa da hukuki sonuç doğurmaz (TMK m. 15). Kararın işlevi, bu durumu tek tek işlemlerde ispat etme yükünden kurtarıp kişiyi sürekli bir koruma rejimine almaktır. Kararla birlikte kişi kendi işlemleriyle borç altına giremez hâle gelir; ayırt etme gücüne sahip bir kısıtlı ancak yasal temsilcisinin rızasıyla borçlanabilir, karşılıksız kazanımlar ve kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar bu rızaya bağlı değildir (TMK m. 16).
TMK m. 396'ya göre vesayet organları, vesayet daireleri ile vasi ve kayyımlardır. Vesayet dairelerinden vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi, denetim makamı asliye hukuk mahkemesidir (TMK m. 397). Vasi, kısıtlının kişiliği ve malvarlığıyla ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür; kayyım ise belirli işleri görmek ya da malvarlığını yönetmek için atanır (TMK m. 403). Bu ayrım, ailenin hangi yola başvuracağını belirleyen ilk sorudur: tek bir işin görülmesi için tam bir kısıtlama gerekmeyebilir.
Kısıtlama kararı kesinleşince kısıtlının yerleşim yerinde ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan edilir. Kanun, kısıtlamanın iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemeyeceğini açıkça belirtir (TMK m. 410). Kararın verildiği gün ile ilan tarihi arasında kısıtlının yaptığı bir satışın geçersizliği, karşı taraf iyiniyetliyse ancak ayırt etme gücü yokluğu üzerinden tartışılabilir. Uygulamada sık karşılaştığımız durum, ailenin kararı aldıktan sonra ilan ve tapu şerhi gibi adımları takip etmemesi ve kısıtlının bu arada imzaladığı belgelerin sonradan uyuşmazlık konusu olmasıdır.
Kanun kısıtlamayı dört ayrı sebebe bağlar ve yaşlılık tek başına bunlardan biri değildir
Sebepler TMK m. 405-408 arasında sayılmıştır. Her sebebin koşulu, ispat aracı ve kaldırılma usulü farklıdır; dilekçede hangi sebebe dayanıldığının açıkça gösterilmesi bu yüzden önemlidir. Yaşlılık, kanunda yalnız kişinin kendi isteğiyle kısıtlanmasını düzenleyen m. 408'de geçer. Demans ya da Alzheimer gibi tanılar ise rapor üzerine akıl hastalığı veya akıl zayıflığı kapsamında değerlendirilir.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı (TMK m. 405)
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen, korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır. Maddede üç seçimlik sonuç vardır; bunlardan birinin gerçekleşmesi yeterlidir. İleri evre demans, ağır psikiyatrik hastalıklar ve doğuştan zihinsel yetersizlik uygulamada bu maddeye dayanan başvuruların büyük bölümünü oluşturur. Görevleri sırasında böyle bir durumu öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler bunu yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadır (TMK m. 405/2).
Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı ve kötü yönetim (TMK m. 406)
Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı ya da malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık ya da yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan veya başkalarının güvenliğini tehdit eden ergin kısıtlanır. Burada bağımlılığın varlığı yetmez; kanun ayrıca bir sonucun, yani darlık ve yoksulluk tehlikesinin ya da güvenlik tehdidinin varlığını arar. Bu sebebe dayanan dosyalarda banka hareketleri, satılan taşınmazların tapu kayıtları ve icra dosyaları en güçlü delil grubunu oluşturur.
Kesinleşmiş hapis cezası (TMK m. 407)
Madde 7499 sayılı Kanunla 2024 yılında yeniden yazılmıştır. Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin kişi, isteği üzerine kısıtlanır ya da kendisine kayyım atanır. Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı için kurumda bulunan kişi ise isteği olmasa da kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülürse kısıtlanabilir. Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler. Eski metindeki bir yıl veya daha uzun süreli hapis cezasına mahkûmiyet ölçütü artık uygulanmaz.
Kişinin kendi isteği (TMK m. 408)
Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kısıtlanmasını isteyebilir. Ayırt etme gücü yerinde olan ama işlerini takip etmekte zorlanan yaşlı bir kişi için bu yol, ailenin başvurusunu beklemeden kendi seçtiği kişiyi vasi olarak göstermenin de imkânını verir. İstek üzerine kısıtlamada kişinin dinlenmesi zorunludur (TMK m. 409/1).
Başvuru yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapılır ve hâkim kendiliğinden araştırır
Vesayet işleri HMK m. 382/2-b-19 uyarınca çekişmesiz yargı işlerindendir. Çekişmesiz yargıda görevli mahkeme kural olarak sulh hukuk mahkemesidir (HMK m. 383); vesayet işlerinde yetki ise kısıtlanacak kişinin yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir (TMK m. 411). Kişi bir bakımevinde kalıyorsa yerleşim yerinin nerede olduğu ayrıca değerlendirilir; vesayet altındaki kişi vesayet makamının izni olmadıkça yerleşim yerini değiştiremez (TMK m. 412).
Kanun kısıtlama başvurusunu belirli kişilerle sınırlayan bir sayım içermez. Eş, çocuklar, kardeşler gibi yakınların başvurusu uygulamada en sık görülen yoldur; idari makamların ve noterlerin bildirimi de vesayet makamını harekete geçirir. Çekişmesiz yargıda aksine hüküm bulunmadıkça resen araştırma ilkesi geçerlidir (HMK m. 385/2). Hâkim tarafların sunduğu delillerle bağlı değildir; sağlık kurulu raporunu, tanıkları ve gerekli gördüğü diğer belgeleri kendiliğinden toplar. Yargılama, niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulüyle yürür (HMK m. 385/1).
Dilekçede kısıtlanması istenen kişinin kimlik ve adres bilgileri, dayanılan kısıtlama sebebi, varsa mevcut sağlık raporları ve epikrizler (hastane çıkış özetleri), vasi olarak önerilen kişinin bilgileri ve bu kişinin göreve uygunluğunu gösteren açıklamalar yer almalıdır. Önerilen kişinin vasiliği kabul ettiğine dair beyanı ve diğer yakınların görüşü dosyaya baştan eklenirse, mahkemenin vasi seçiminde ayrıca araştırma yapma ihtiyacı azalır. Çekişmesiz yargı işinde karşı taraf bulunmadığından arabuluculuk aşaması söz konusu olmaz; başvuru doğrudan mahkemeye yapılır.
Acil durumlarda geçici önlem istenebilir
Yargılama sağlık kurulu raporunun beklenmesi nedeniyle haftalar sürebilir. Bu arada bir ameliyat onayı, ödenmesi gereken bir borç ya da tehlikeye giren bir malvarlığı söz konusuysa TMK m. 420 devreye girer: vesayet makamı, vasinin atanmasından önce de gerekli önlemleri resen alır; özellikle kısıtlanması istenen kişinin fiil ehliyetini geçici olarak kaldırabilir ve ona bir temsilci atayabilir. Bu kararın da ilan edilmesi gerekir. Dilekçede geçici önlem talebinin gerekçesiyle birlikte ayrıca yazılması, mahkemenin aciliyeti dosyanın başında görmesini sağlar.
Akıl hastalığına dayanan kısıtlama resmî sağlık kurulu raporu olmadan verilemez
TMK m. 409 iki farklı güvence getirir. Birincisi dinlenme hakkıdır: bir kimse dinlenmeden savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimi veya isteği sebebiyle kısıtlanamaz. İkincisi rapor şartıdır: akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir. Bu sebepte hâkim, kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir; kanun burada dinlemeyi zorunlu değil, takdire bağlı bir yetki olarak düzenlemiştir.
Rapor tek bir hekimin muayene notu değil, kurul hâlinde verilen ve kişinin işlerini görüp göremeyeceğine, sürekli bakıma muhtaç olup olmadığına dair açık kanaat içeren bir belge olmalıdır. Uygulamada mahkemeler raporu tam teşekküllü devlet ya da üniversite hastanelerinin sağlık kurullarından istemekte, raporlar arasında çelişki doğduğunda Adli Tıp Kurumunun görüşüne başvurmaktadır. Daha önce özel bir hastaneden alınmış rapor dosyaya delil olarak sunulabilir; ancak kanunun aradığı resmî sağlık kurulu raporunun yerini tutmaz.
Muayeneye gelmeyen kişi rapor için en fazla yirmi gün sağlık kuruluşuna yerleştirilebilir
Kısıtlanması istenen kişi muayeneye gitmeyi reddettiğinde kanun bu engeli aşmanın yolunu TMK m. 436'da gösterir. TMK m. 409/2'nin 7499 sayılı Kanunla değiştirilen cümlesi, resmî sağlık kurulu raporunun düzenlenmesi için gereklilik bulunması hâlinde TMK m. 436 hükümlerinin uygulanacağını öngörür. Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına ilişkin bu maddenin altıncı bendi 2019'da 7196 sayılı Kanunla eklenmiş, 7499 sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Buna göre raporun alınabilmesi için kişiden kan veya benzeri biyolojik örnekler alınabilir, gerekli tıbbi müdahaleler yapılabilir ve gerektiğinde kişi, hekim ön raporu üzerine en fazla yirmi gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilir (TMK m. 436/6).
Bu yerleştirme kararı derhâl ilgiliye ve yakınlarına bildirilir. İlgili ya da yakınları bildirimden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz edebilir; itiraz kararın icrasını durdurmaz ve denetim makamınca ivedilikle karara bağlanır. Kişinin özgürlüğüne dokunan bu yetki, kanunda yalnız rapor alınmasını temin amacıyla tanınmıştır; kısıtlama kararının kendisi yine kurul raporunun içeriğine dayanır.
Vasi seçiminde eş ve yakın hısımlar önce gelir, kişinin kendi tercihi de kural olarak bağlayıcıdır
Sulh hukuk mahkemesi bu görevi yapabilecek yetenekte bir ergini vasi olarak atar (TMK m. 413). Haklı sebepler engel olmadıkça, vesayet altına alınacak kişinin öncelikle eşi veya yakın hısımlarından biri, vasilik koşullarına sahip olmaları kaydıyla bu göreve atanır; atamada yerleşim yerlerinin yakınlığı ve kişisel ilişkiler göz önünde tutulur (TMK m. 414). Kişinin kendisinin ya da ana veya babasının gösterdiği kimse de aynı kayıtla, haklı sebepler engel olmadıkça vasiliğe atanır (TMK m. 415). Henüz ayırt etme gücü yerindeyken yazılı olarak belirlenmiş bir tercih, mahkeme önünde bu madde üzerinden ağırlık taşır.
Gereken durumlarda birden çok vasi atanabilir; bunlar görevi birlikte ya da vesayet makamının belirlediği yetkiler uyarınca ayrı ayrı yürütür. Rızaları bulunmadıkça birden çok kimse vesayeti birlikte yürütmekle görevlendirilemez (TMK m. 413/2-3). Kardeşlerden biri kişisel bakımı, diğeri malvarlığının yönetimini üstlenecekse bu ayrım dilekçede açıkça önerilmelidir.
Vasi olamayacak ve vasiliği reddedebilecek kişiler
TMK m. 418 vasiliğe engel hâlleri sayar: kısıtlılar, kamu hizmetinden yasaklılar veya haysiyetsiz hayat sürenler, menfaati kendisine vasi atanacak kişinin menfaatiyle önemli ölçüde çatışanlar ya da onunla aralarında düşmanlık bulunanlar ve ilgili vesayet dairesi hâkimleri. Menfaat çatışması bendi ailelerde en çok tartışılan hükümdür; kısıtlıya borçlu olan, onunla ortak taşınmaz üzerinde uyuşmazlık içinde bulunan ya da onun aleyhine dava yürüten bir yakının vasiliği bu bent üzerinden itiraza konu olur.
Kısıtlının yerleşim yerinde oturup vasiliğe atanan kişi bu görevi kabul etmekle yükümlüdür (TMK m. 416). Altmış yaşını doldurmuş olanlar, bedensel engelleri veya sürekli hastalıkları sebebiyle görevi güçlükle yapabilecek olanlar, dörtten çok çocuğun velisi olanlar, üzerinde vasilik görevi bulunanlar ile Cumhurbaşkanı, milletvekilleri, Cumhurbaşkanı yardımcıları, bakanlar, hâkim ve savcılar ise vasiliği kabul etmeyebilir (TMK m. 417). Kaçınma hakkı, atamanın tebliğinden başlayarak on gün içinde kullanılır; ilgili olan herkes de vasinin atandığını öğrendiği günden itibaren on gün içinde atamanın kanuna aykırı olduğunu ileri sürebilir (TMK m. 422). Kaçınan ya da atanmasına itiraz edilen kişi, yerine bir başkası atanıncaya kadar görevini sürdürmekle yükümlüdür (TMK m. 423).
Ergin çocuk kural olarak ana babanın velayetinde kalır
Zihinsel engeli bulunan bir çocuğun on sekiz yaşına girmesine yakın dönemde aileler sıkça vasilik başvurusu yapar. TMK m. 419'a göre gerek duyulduğunda henüz ergin olmayanların da kısıtlanmasına karar verilebilir; kısıtlama kararı ergin olduktan sonra sonuç doğurur. Kısıtlanan ergin çocuklar kural olarak vesayet altına alınmayıp velayet altında bırakılır. Ana baba bu durumda vasi sıfatıyla değil veli sıfatıyla temsil yetkisini sürdürür ve kısıtlama kararı ile velayet altında bırakılma birlikte ilan edilir (TMK m. 421).
Vasi kısıtlıyı temsil eder, ancak önemli işlerde mahkemenin iznine bağlıdır
Vasi, vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerinde temsil eder (TMK m. 448). Kısıtlıyı korumak ve bütün kişisel işlerinde ona yardım etmek vasinin yükümlülüğüdür (TMK m. 447). Kısıtlı görüşlerini oluşturma ve açıklama yeteneğine sahipse vasi, önemli işlerde karar vermeden önce olanak ölçüsünde onun görüşünü almalıdır; kısıtlının işi uygun bulmuş olması vasinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz (TMK m. 450).
Girişteki örnekte vasi olarak atanan kız, babasının maaşını çekmek ve bakım giderlerini ödemek için ayrıca izin almaz; ancak babanın evini satmak ya da kiraya vermek için aşağıdaki sınırlara tabidir. Vasilik göreve başlarken bir envanterle açılır. Atama kararının kesinleşmesi üzerine vasi ile vesayet makamının görevlendireceği kişi, yönetilecek malvarlığının defterini vakit geçirmeksizin tutar (TMK m. 438). Vasi malvarlığını iyi bir yönetici gibi özenle yönetmek, hesap tutmak ve hesabı vesayet makamının belirlediği tarihlerde, en az yılda bir defa onun incelemesine sunmakla yükümlüdür (TMK m. 454). Kısıtlının kendisi veya malvarlığının yönetimi için gerekli olmayan paralar vesayet makamının belirlediği millî bir bankaya yatırılır ya da Hazine tarafından çıkarılan menkul kıymetlere çevrilir; parayı bir aydan fazla bekleten vasi faiz kaybından sorumludur (TMK m. 441).
Vasinin hiç yapamayacağı işler
TMK m. 449, vesayet altındaki kişi adına kefil olmayı, vakıf kurmayı ve önemli bağışlarda bulunmayı yasaklar. Bu işler izinle de yapılamaz. Aile içinde sık rastlanan "babamızın evini torunlara bağışlayalım" düşüncesi bu yasağa takılır; kısıtlının malvarlığından karşılıksız ve önemli bir kazandırma yapılması kanunen kapalıdır.
Vesayet makamının iznine bağlı işler
TMK m. 462 on dört işi sulh hukuk mahkemesinin iznine bağlar; m. 463 ise yedi iş için ayrıca asliye hukuk mahkemesinin, yani denetim makamının iznini arar. Kanunen gerektiği hâlde izin alınmadan yapılan işlem, vesayet altındaki kişinin vasinin izni olmaksızın yaptığı işlem hükmündedir (TMK m. 465). Başlıcaları şöyledir:
| İş | Gereken izin | TMK maddesi |
|---|---|---|
| Taşınmaz alımı, satımı, rehnedilmesi, üzerinde aynî hak kurulması | Vesayet makamı | m. 462/1 |
| Olağan yönetim dışında taşınır ve hakların alımı, satımı, devri | Vesayet makamı | m. 462/2 |
| Ödünç verme ve alma, kambiyo taahhüdü | Vesayet makamı | m. 462/4-5 |
| Üç yıl veya daha uzun süreli taşınmaz kirası | Vesayet makamı | m. 462/6 |
| Dava açma, sulh olma, tahkim (acele hâllerde geçici önlemler saklı) | Vesayet makamı | m. 462/8 |
| Mirasın paylaştırılması, miras payının devri | Vesayet makamı | m. 462/9 |
| Bakım veya sağlık kurumuna yerleştirme, yerleşim yerinin değiştirilmesi | Vesayet makamı | m. 462/13-14 |
| Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, ömür boyu gelir bağlama | Sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemesi | m. 463/4 |
| Mirasın kabulü veya reddi, miras sözleşmesi | Sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemesi | m. 463/5 |
| Kısıtlı ile vasi arasında sözleşme | Sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemesi | m. 463/7 |
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi özellikle önem taşır. Kısıtlı adına bu sözleşmenin yapılması için iki ayrı mahkemenin izni gerekir; sözleşmenin şekli ve iptal sebepleri ölünceye kadar bakma sözleşmesi yazısında ayrıca ele alınmıştır. Vasinin kendisiyle kısıtlı arasında kurulan her sözleşme de denetim makamı iznine bağlıdır; vasi olan çocuğun kısıtlı ebeveynin taşınmazını kendi adına satın alması bu hükmün tipik uygulama alanıdır.
Taşınmazın açık artırmayla satışı 31 Ekim 2026'dan itibaren elektronik portalda yapılır
TMK m. 444'e göre taşınmazların satışı vesayet makamının talimatı uyarınca ve ancak vesayet altındaki kişinin menfaati gerekli kıldığı hâllerde mümkündür. 7589 sayılı Kanunun 12. maddesi, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış ve yayımından üç ay sonra yürürlüğe girecek şekilde bu maddenin ikinci fıkrasını değiştirmiştir. Yeni metne göre satış, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında açık artırmayla yapılır ve ihale vesayet makamının onamasıyla tamam olur; onama kararının ihale gününden başlayarak on gün içinde verilmesi gerekir. Değerli şeyler dışındaki taşınırların satışı için TMK m. 440'a da aynı portal ibaresi eklenmiştir.
Geçiş hükmüne göre bu değişiklikler, açık artırma yoluyla satışına karar verilip de değişikliğin yürürlüğünden önce ilanı yapılmış açık artırmalara uygulanmaz; bunlar eski hükümlere göre tamamlanır. Denetim makamının istisnai olarak, özel durumları, taşınmazın niteliğini veya değerinin azlığını göz önüne alarak pazarlıkla satışa karar verebileceğine ilişkin üçüncü fıkra değişmemiştir. Bakımevi giderlerini karşılamak için kısıtlının evinin satılması gereken dosyalarda, satış talebinde menfaat gerekçesinin ve pazarlıkla satış isteniyorsa özel durumun belgelenmesi gerekir.
Kayyım ve yasal danışman, kısıtlamaya gerek olmayan hâllerde daha hafif bir korumadır
Kısıtlama en ağır koruma tedbiridir ve kişinin fiil ehliyetini kural olarak ortadan kaldırır; ayırt etme gücüne sahip kısıtlının TMK m. 16'daki sınırlı ehliyeti saklıdır. Kanun daha hafif iki seçenek tanır. Bunlar, ayırt etme gücü yerinde olan ama belirli konularda desteğe ihtiyaç duyan kişiler için çoğu zaman daha orantılı bir çözüm sunar.
| Kurum | Ne zaman | Fiil ehliyetine etkisi |
|---|---|---|
| Vasi | Kısıtlama kararıyla birlikte, kişinin bütün işleri için | Fiil ehliyeti kalkar (TMK m. 14) |
| Temsil kayyımı | Hastalık veya başka yerde bulunma nedeniyle ivedi bir işin görülememesi, temsilci ile temsil edilen arasında menfaat çatışması | Etkilemez (TMK m. 426, 458) |
| Yönetim kayyımı | Kişi malvarlığını yönetemiyor ama kısıtlama için yeterli sebep yok; ya da istek üzerine | Etkilemez (TMK m. 427/2, 428) |
| Yasal danışman | Kısıtlama için yeterli sebep yok ama korunma için ehliyetin sınırlanması gerekli | Sayılan dokuz işte danışmanın görüşü aranır (TMK m. 429) |
Yasal danışmanın görüşü alınması gereken işler TMK m. 429'da sınırlı olarak sayılmıştır: dava açma ve sulh olma, taşınmazların alımı, satımı ve rehnedilmesi, kıymetli evrakın alımı ve satımı, olağan yönetim dışında kalan yapı işleri, ödünç verme ve alma, ana parayı alma, bağışlama, kambiyo taahhüdü ve kefil olma. Kişi bunların dışındaki işlerini kendisi yürütür. İsteğe bağlı kısıtlama sebeplerinden biri bulunan ergin kişiye kendi isteği üzerine kayyım da atanabilir (TMK m. 428); bu yol, örneğin ağır bir hastalık döneminde malvarlığının yönetimini güvendiği bir yakına bırakmak isteyen ama ehliyetini kaybetmek istemeyen biri için kısıtlamaya göre daha uygun düşer.
Kısıtlama kararına karşı iki hafta içinde istinafa, vasinin işlemlerine karşı vesayet makamına başvurulur
HMK m. 387'ye göre çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlara karşı hukuki yararı bulunan ilgililer, özel kanuni düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilir. Kısıtlanan kişinin kendisi, vasiliğine itiraz eden yakın ya da başka bir vasi adayı bu yola başvurabilecekler arasındadır. Bölge adliye mahkemesine sunulacak başvurunun içeriği ve sık ileri sürülen sebepler vasi tayini istinaf dilekçesi sayfasında örnekleriyle yer almaktadır.
TMK, vesayetin yürütülmesi aşamasında kendi başvuru yollarını da düzenler. Ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişi ve her ilgili, vasinin eylem ve işlemlerine karşı vesayet makamına şikâyette bulunabilir; vesayet makamının kararlarına karşı tebliğ gününden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir (TMK m. 461). Vasinin görevden alınmasına ilişkin kararlara karşı da aynı on günlük süre geçerlidir ve denetim makamı itirazı gerektiğinde duruşma yaparak kesin karara bağlar (TMK m. 488). Kısıtlama ile vasi atamasına itirazın ve vesayetin yürütülmesine ilişkin şikâyetin farklı süre ve mercilere tabi olması, bu dosyalarda başvurunun doğru yere yöneltilmesini belirleyici kılar.
Çekişmesiz yargı kararları, kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz (HMK m. 388). Kısıtlama kararı kesinleşmiş olsa da koşullar değiştiğinde vesayetin kaldırılması ya da vasinin değiştirilmesi yeniden istenebilir.
Vasi kusuruyla verdiği zarardan sorumludur, gerekirse görevden alınır
Vasi, görevini yerine getirirken kusurlu davranışıyla vesayet altındaki kişiye verdiği zarardan sorumludur; aynı hüküm kayyım ve yasal danışman için de uygulanır (TMK m. 467). Devlet, vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı olarak sebep oldukları zararlardan doğrudan sorumlu olduğu gibi vasiye tazmin ettirilemeyen zararlardan da sorumludur (TMK m. 468). Vesayetle ilgili tazminat davaları vesayet dairelerinin bulunduğu yer asliye mahkemesinde görülür (TMK m. 469).
Sorumlu vasiye karşı tazminat davası, kesin hesabın tebliğinden başlayarak bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m. 492). Bu tarihten önce bilinmesi olanağı bulunmayan bir hesap yanlışlığına ya da sorumluluk sebebine dayanan dava, öğrenmeden başlayarak bir yıl içinde açılabilir; vesayetten doğan tazminat davaları kesin hesabın tebliğinin üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m. 493). Vesayet altındaki kişinin vasiye veya Devlete karşı alacakları imtiyazlı alacaktır (TMK m. 494).
Görevini ağır surette savsaklayan, yetkilerini kötüye kullanan, güveni sarsıcı davranışlarda bulunan ya da borç ödemede acze düşen vasi vesayet makamı tarafından görevden alınır; yetersizliği yüzünden kısıtlının menfaatleri tehlikeye düşerse kusuru olmasa da görevden alınabilir (TMK m. 483). Ayırt etme gücüne sahip kısıtlı ya da her ilgili görevden almayı isteyebilir; vesayet makamı da sebebi başka yoldan öğrenirse vasiyi resen görevden almakla yükümlüdür (TMK m. 484). Gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde vasiye geçici olarak işten el çektirilip kayyım atanabilir, gerekirse vasinin mallarına ihtiyati haciz konulabilir (TMK m. 486).
Aynı örnekte vasi olan kızın, babasının hesabındaki parayı kendi kredi borcunu kapatmak için kullandığı ortaya çıkarsa hem görevden alma hem de tazminat yolu birlikte işler. Vasi kural olarak iki yıl için atanır; vesayet makamı bu süreyi her defasında ikişer yıl uzatabilir ve dört yıl dolunca vasi kaçınma hakkını kullanabilir (TMK m. 456). Vasi, kısıtlının malvarlığından, olanak yoksa Hazineden karşılanmak üzere ücret isteyebilir; ücret yönetimin gerektirdiği emek ve malvarlığının geliri gözetilerek her hesap dönemi için vesayet makamınca belirlenir (TMK m. 457).
Kısıtlamanın kaldırılması, kısıtlama sebebine göre farklı koşullara bağlıdır
Kısıtlılar üzerindeki vesayet yetkili vesayet makamının kararıyla sona erer; vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması üzerine vesayet makamı bu kararı verir ve kısıtlı ile ilgililerden her biri vesayetin kaldırılmasını isteyebilir (TMK m. 472). Kanun her kısıtlama sebebi için ayrı bir kaldırma koşulu öngörmüştür:
- Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlanan kişi için kaldırma kararı, kısıtlama sebebinin ortadan kalktığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesine bağlıdır (TMK m. 474).
- Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı veya kötü yönetim nedeniyle kısıtlanan kişi, en az bir yıldan beri kısıtlama sebebiyle ilgili bir şikâyete meydan vermemişse kaldırma isteyebilir (TMK m. 475).
- Kendi isteğiyle kısıtlanan kişi için kaldırma, kısıtlamayı gerektiren sebebin ortadan kalkmasına bağlıdır; yalnız fikir değiştirmek yetmez (TMK m. 476).
- Hapis cezası nedeniyle kısıtlanan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin hukuka uygun biçimde sona ermesiyle kendiliğinden kalkar; hapis sürerken de toplam beş yıldan az cezalarda kişinin istemiyle, beş yıl veya daha fazla cezalarda ise kişinin talebi üzerine koruma sebebinin ortadan kalkmasıyla sona erdirilebilir (TMK m. 471).
Kısıtlama ilan edilmişse kaldırılması da ilan olunur; ancak fiil ehliyetinin yeniden kazanılması ilanın yapılmasına bağlı değildir (TMK m. 473). Görevi sona eren vasi son raporu ve kesin hesabı vesayet makamına vermek, malvarlığını teslime hazır bulundurmak zorundadır (TMK m. 489). Vesayet makamı kesin hesabı, tazminat davası açma hakkını da belirterek ilgiliye tebliğ eder (TMK m. 491); bir yıllık zamanaşımı bu tebliğle başlar.
Kısıtlama kararı vasiyetname ve miras uyuşmazlıklarında farklı sonuçlar doğurur
Kısıtlı olmak vasiyetname yapmaya kendiliğinden engel değildir. TMK m. 502'ye göre vasiyet yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip olmak ve on beş yaşını doldurmuş olmak yeterlidir. Savurganlık nedeniyle kısıtlanmış ama ayırt etme gücü yerinde olan bir kişinin vasiyetnamesi bu yüzden geçerli olabilir. Miras sözleşmesinde ise kanun ayrıca ergin olmayı ve kısıtlı bulunmamayı arar (TMK m. 503).
Akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanmış bir kişinin vasiyetnamesinde ise tartışma, vasiyetnamenin düzenlendiği andaki ayırt etme gücüne yoğunlaşır. Kısıtlama kararı ve dayanağı olan sağlık kurulu raporu, ehliyetsizlik iddiasının en güçlü delilleri arasında yer alır; kısıtlamadan önce düzenlenmiş bir vasiyetnamede de rapordaki hastalık başlangıcı tarihi belirleyici olabilir. Bu davanın sebepleri ve süreleri vasiyetnamenin iptali davası yazısında açıklanmıştır. Kısıtlı adına mirasın kabulü veya reddi ile miras sözleşmesi yapılması ise iki mahkemenin iznine bağlıdır (TMK m. 463/5); kısıtlının mirasçı olduğu bir terekede reddi miras süresi işlerken vasinin izin başvurusunu geciktirmemesi gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Yaşlı anne babaya vasi atanması için ne kadar beklemek gerekir?
Süreyi belirleyen etken çoğu zaman resmî sağlık kurulu raporunun alınma tarihidir. Rapor hızlı alınırsa ve vasi adayı konusunda yakınlar arasında uyuşmazlık yoksa dosya birkaç ay içinde sonuçlanabilir. Acil işler için yargılamanın sonu beklenmeden TMK m. 420 uyarınca geçici temsilci atanması istenebilir.
Kısıtlanması istenen kişi muayeneye gitmeyi reddederse ne olur?
TMK m. 409/2'nin 7499 sayılı Kanunla değiştirilen cümlesi, rapor için gereklilik bulunduğunda TMK m. 436 hükümlerinin uygulanmasını öngörür. Kişi hekim ön raporu üzerine en fazla yirmi gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilir; bu karara karşı on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir, ancak itiraz icrayı durdurmaz.
Vasi, kısıtlının banka hesabındaki parayı serbestçe kullanabilir mi?
Vasi kısıtlının bakımı ve olağan giderleri için gerekli harcamaları yapabilir, ancak bu harcamaların hesabını en az yılda bir defa vesayet makamına vermek zorundadır. Gerekli olmayan paralar vesayet makamının belirlediği bankaya yatırılır; ödünç verme ve olağan yönetim dışındaki tasarruflar izne bağlıdır. Kısıtlının parasının vasinin kişisel ihtiyaçları için kullanılması TMK m. 467 kapsamında tazminat ve m. 483 kapsamında görevden alma sebebi oluşturur.
Kardeşler vasinin kim olacağında anlaşamazsa mahkeme nasıl karar verir?
Mahkeme TMK m. 414 uyarınca eş ve yakın hısımlar arasından, yerleşim yerinin yakınlığını ve kısıtlıyla kişisel ilişkiyi gözeterek seçim yapar. Kısıtlının ya da ana babasının önceden gösterdiği bir kişi varsa haklı sebep bulunmadıkça o kişi atanır (TMK m. 415). Uyuşmazlık derinse mahkeme menfaat çatışması bulunan adayları TMK m. 418 uyarınca dışarıda bırakabilir; kardeşlerden birinin kişisel bakım, diğerinin malvarlığı yönetimi için vesayet makamının belirlediği ayrı yetkilerle atanması da TMK m. 413/2 uyarınca mümkündür. Vesayetin birden çok kişi tarafından birlikte yürütülmesi ise adayların rızasına bağlıdır (TMK m. 413/3).
Vasi, kısıtlının evini kiraya verebilir mi?
Kısa süreli kira sözleşmeleri olağan yönetim kapsamında vasinin yetkisindedir. Üç yıl veya daha uzun süreli taşınmaz kirası sözleşmeleri ise TMK m. 462/6 uyarınca vesayet makamının iznine bağlıdır. İzin alınmadan yapılan sözleşme, TMK m. 465 gereğince kısıtlının izinsiz yaptığı işlem hükmünde sayılır.
Kısıtlama kararı tapu kaydına işlenir mi?
Kanun kısıtlama kararının kısıtlının yerleşim yerinde ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilanını öngörür (TMK m. 410, 421). Uygulamada kısıtlının adına kayıtlı taşınmazların tapu kayıtlarına da kısıtlılık şerhi verilmesi için mahkemeden yazı yazılması istenmektedir. Şerh, uygulamada üçüncü kişinin kısıtlamayı bilmediği yönündeki iyiniyet savunmasını zayıflatır.
Başvurudan önce rapor, vasi adayı ve acil işler aynı anda planlanmalı
Kısıtlama dosyalarında süreyi uzatan etkenlerin çoğu başvurudan önce giderilebilir. Kişinin son dönemdeki epikrizleri, nöroloji ya da psikiyatri muayene kayıtları ve ilaç listesi toplanmalı, mahkemenin sağlık kurulu sevkini hangi hastaneye yapacağı öngörülmelidir. Vasi adayının kabul beyanı ve diğer yakınların görüşü dilekçeye eklenmeli, aile içinde uyuşmazlık varsa yetkilerin bölüşümü baştan önerilmelidir. Ameliyat onayı, maaşın çekilmesi ya da süreye bağlı bir miras reddi gibi beklemeye gelmeyen işler, geçici önlem talebiyle birlikte ayrıca yazılmalıdır.
Kişinin ayırt etme gücü henüz yerindeyse, kendi isteğiyle kısıtlanma (TMK m. 408), istek üzerine kayyım atanması (TMK m. 428) ya da bir vasi adayını yazılı olarak göstermesi (TMK m. 415) seçenekleri daha orantılı çözümler sunar. Bakım ve barınma düzenine ilişkin diğer konular için aile hukuku sayfasındaki ilgili başlıklara bakılabilir. Taşınmaz satışı gündemdeyse 31 Ekim 2026'dan itibaren elektronik satış portalı üzerinden yürüyecek yeni usul de takvime dahil edilmelidir.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.
Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Şiddet Gören Eş Affetmiş Sayılır mı? Altı Aylık Süre ve Af Konusunda Yargıtay Ölçütü
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 20.06.2019

Ortak Velayet Ebeveynlere Sorulmadan Verilebilir mi? AYM'nin Çocuğun Üstün Yararı Ölçütü
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, 06.10.2021

Düğünde Damada Takılan Altın Kimin? Hukuk Genel Kurulu'na Göre Ziynette İspat Yükü
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 13.04.2021
Bu konuyla ilgili yazılar

Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma (TMK 162): Süreler ve İspat
24 Ekim 2026, 17 dk okuma

Terk Nedeniyle Boşanma (TMK 164): İhtar Şartı, Süreler ve Eve Dönmeyen Eşe Karşı Dava
29 Eylül 2026, 17 dk okuma

Evlat Edinme Şartları ve Süreci: Kimler, Nasıl Evlat Edinebilir?
21 Eylül 2026, 17 dk okuma

