İLME HUKUK BÜROSUHukuka Güven, Geleceğe Adım
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al

Emsal Kararlar Kütüphanesi

Yargıtay, İstinaf ve Anayasa Mahkemesi'nin güncel ve emsal niteliğindeki kararlarını, hukuki incelemelerimizle birlikte bu arşivde bulabilirsiniz.

Yargıtay04.06.2026

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2026/3588 E. - 2026/5695 K. — Terör Suçları (3713 sayılı TMK) (3/4 Koşullu Salıverilme Oranı)

3713 sayılı TMK kapsamındaki suçlarda koşullu salıverilme oranı 3/4'tür ve 7456 sayılı Kanun Geçici m.10 indirimi uygulanmaz; etkin pişmanlık hükümleri de sıkı yorumlanır.

Kararı İncele
Yargıtay04.06.2026

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2026/3333 E. - 2026/5697 K. — Terör Suçları (3713 sayılı TMK) (Terör Örgütü Üyeliği — Hiyerarşi Şartı)

Terör örgütü üyeliği suçunda örgütün hiyerarşik yapı, süreklilik ve eylem birliği unsurlarının somut delillerle kanıtlanması; tek bir unsur eksikse örgüt üyeliği oluşmaz, üye-sempatizan ayrımının titiz yapılması gerektiği vurgulanmıştır.

Kararı İncele
Yargıtay04.01.2026

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/574 E. - 2026/199 K. — Standart İnfaz (CGK) (İçtima Hesabı)

Birden fazla cezanın içtimaında her bir cezaya kendi koşullu salıverilme oranının uygulanması, toplam yatış süresinin bu oranların ağırlıklı ortalaması olarak çıkması gerektiği; tek oran uygulamasının hükümlü aleyhine sonuç doğurduğu için bozma sebebi olduğu kararlaştırılmıştır.

Kararı İncele
Yargıtay04.08.2026

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2026/179 E. - 2026/221 K. — Standart İnfaz (CGK) (Koşullu Salıverilme Oranı)

Koşullu salıverilme oranının suç tarihindeki yürürlükteki mevzuata göre belirlenmesi gerektiği, sonradan lehe kanun çıktığında TCK m.7/2 uyarınca lehe oranın re'sen uygulanmasının zorunluluğu vurgulanmıştır.

Kararı İncele
Yargıtay04.08.2026

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/518 E. - 2026/210 K. — Standart İnfaz (CGK) (Sanık Kimlik Tespiti — Eksik Araştırma)

Sanığın kimlik bilgilerinin tereddüde mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesinin yargılamanın temel şartı olduğu; yabancı uyruklu sanıklar için Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü genelgesi uyarınca resmi nüfus + adli sicil belgelerinin temin edilmesi şart koşulmuştur.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi21.01.2015

Anayasa Mahkemesi: Disiplin Soruşturmasında Özel Hayatın Gizliliği ve Ölçülülük İlkesi

Başvurucu, bir sosyal paylaşım sitesinde kendisine ait olduğu iddia edilen cinsel içerikli görüntülerin yayınlanması üzerine hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde devlet memurluğundan çıkarma cezası alması nedeniyle Anayasa'nın çeşitli maddelerinin ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur. İlk derece mahkemesi ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, söz konusu görüntülerin başvurucu tarafından internet ortamına açık hale getirildiği gerekçesiyle disiplin cezasını hukuka uygun bularak davanın reddine karar vermiştir. Uyuşmazlık, kamu görevlilerinin disiplin soruşturmasına konu olan eylemlerinin, mesleki faaliyet sınırlarını aşarak özel hayatın gizliliği alanına girip girmediği ve verilen disiplin cezasının demokratik bir toplumda ölçülülük ilkesi ile özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında korunup korunmadığı noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, söz konusu görüntülerin başvurucunun mahremiyet alanında gerçekleştiğini, bu eylemlerin rızasıyla alenileştirildiğine dair bir bulgu bulunmadığını ve iddiaların mesleki hayatın sınırlarını aşan özel yaşam eylemleri olduğunu tespit etmiştir. Kamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıyla bütünleşen bazı özel hayat unsurlarının sınırlandırılabileceğini kabul etmekle birlikte, idarenin uyguladığı disiplin cezasının, genel yarar ile bireyin temel hak kaybı arasında adil bir denge kurmadığı sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi23.07.2020

Anayasa Mahkemesi: Baro Levhasına Yazılma Talebinin Reddi Özel Hayata Saygı Hakkı İhlali

Başvurucu, 670 sayılı KHK kapsamında kamu görevinden çıkarılmasının ardından baro levhasına yeniden yazılma talebiyle Ankara Barosuna başvurmuştur. Baro Yönetim Kurulu, talebi reddetmiş; Türkiye Barolar Birliği (TBB) ise itirazı kabul ederek kararı kaldırmıştır. Ancak ilgili Bakanlık, TBB kararını geri göndererek süreci devam ettirmiştir. Başvurucu, bu durumun özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, kamu görevinden çıkarılan bir avukatın baro levhasına yazılma talebinin reddedilmesi işleminin, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale teşkil edip etmediği ve bu müdahalenin kanunilik koşulunu sağlayıp sağlamadığı noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, özel hayata yönelik müdahalelerin Anayasa güvencelerine uygun sayılabilmesi için müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunması gerektiğini belirtmiştir. Serbest avukatlık faaliyetinin bir istihdam ilişkisine dayanmadığı ve kamu hizmetinde istihdam yasağının bu meslek grubuna genişletici ve öngörülemez bir yorumla uygulanamayacağı tespit edilmiştir. Derece mahkemelerinin, mevcut düzenlemeleri öngörülemez şekilde yorumlayarak başvurucunun baro levhasına yazılmasını engellemesinin, müdahalenin kanunilik koşulunu bozduğu sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine, ihlalin giderilmesi için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 16. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi08.10.2020

Banka Hesap Hareketi Gerekçesiyle İşten Çıkarma Hukuka Uygun mu?

Kooperatifte 2010 yılından beri işçi statüsünde çalışan başvurucunun iş sözleşmesi, bir bankadaki hesabında para hareketleri bulunduğu ve bu nedenle devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunan yapılarla irtibatlı olduğundan şüphe duyulduğu gerekçesiyle 2016 yılında feshedilmiştir. Başvurucu hakkında herhangi bir adli işlem yapılmamış, tazminat ödenmeksizin işine son verilmiştir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, mesleki hayata yönelen bu müdahalenin başvurucunun özel hayatı üzerinde ciddi ağırlıkta sonuç doğurduğunu kabul etmiş ve esas incelemesi sonunda Anayasa m.20'de güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE karar vermiştir. Karar bu yönüyle işçi bakımından LEHE bir içtihattır; ihlalin giderilmesi için dosya yeniden yargılama yapılmak üzere iş mahkemesine gönderilmiş, ayrıca tazminat talebi ise yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir. Kararın çekirdeği ispat ve gerekçe standardıdır: bir banka hesabında işlem bulunması tek başına yeterli sayılmamış, rutin bankacılık işlemleri ile örgütsel talimata dayalı işlemlerin ayrıştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Şüphenin ciddi, güçlü ve objektif olduğu ikna edici biçimde ortaya konulmadan alınan tedbirin, olağanüstü hâl koşullarında dahi ölçülü sayılamayacağı belirtilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi13.10.2016

Anayasa Mahkemesi: Subay Sözleşmesinin Feshi İşleminde Özel Hayatın Gizliliği Hakkının İhlali

Sözleşmeli subay olarak görev yapan başvurucu, hakkında internet ortamında elde edilen çıplak görüntülerin yer aldığı bir ihbar üzerine başlatılan idari tahkikat neticesinde, "ahlak dışı hareketlerde bulunduğu" gerekçesiyle subaylık sözleşmesinin feshedilmesiyle karşı karşıya kalmıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM), başvurucunun eylemlerinin TSK'nın itibarını zedelediğine ve "iyi ahlak sahibi olma" vasfını taşımadığına hükmederek açılan iptal davasını reddetmiştir. Başvurucu, bu kararın özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, idarenin tesis ettiği ayırma işleminin dayanağı olan eylemlerin, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkına müdahale teşkil edip etmediği ve AYİM kararının bu müdahaleyi haklı kılacak yeterli ve somut gerekçeleri içerip içermediği noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun cinsel yaşamına ilişkin mahrem bilgilerin ve hukuka aykırı yollarla elde edildiği iddia edilen görüntülerin, mesleki faaliyetle doğrudan ilgisi olmayan özel yaşam alanına dahil olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, AYİM kararının, başvurucunun özel hayatına ilişkin hususların mesleği üzerindeki etkilerini açıklamadığını, iddiaların incelenmediğini ve ölçülülük ilkesinin (kamu yararı ile birey zararı arasındaki denge) gözetilmediğini belirlemiştir. Ayrıca, ifade alma sürecindeki usulsüzlük iddialarının yeterince araştırılmadığı sonucuna varılarak, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere AYİM Birinci Dairesine gönderilmesine hükmedilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi16.12.2015

Anayasa Mahkemesi: İdari Tahkikat Sürecinde Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali Kararı

Subay statüsünde görev yapan başvurucu hakkında, ahlaki durumuna ilişkin isimsiz bir ihbar üzerine idari tahkikat başlatılmıştır. Bu süreçte başvurucunun cinsel hayatına dair detaylı beyanlarının alındığı bir ifade tutanağı düzenlenmiş; neticede 926 sayılı Kanun'un 50/c maddesi uyarınca Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiği kesilmiştir. Başvurucu, işlemin iptali istemiyle açtığı davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından davanın reddedilmesi üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, idari tahkikat kapsamında alınan ifadelerin içeriği ve bu ifadelerin alınış biçiminin, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkına müdahale teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Ayrıca, derece mahkemesinin söz konusu ifadenin alındığı koşullara ilişkin iddiaları yeterli gerekçeyle karşılayıp karşılamadığı hukuki sorunu oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamu görevlilerinin özel hayatına yönelik müdahalelerin, özellikle cinsellik ve mahremiyet gibi alanlarda çok daha dar bir takdir yetkisine tabi olduğunu belirtmiştir. İnceleme sonucunda, başvurucunun ifadesinin hangi hukuki kapsamda alındığının belirtilmediği, ifadeyi alan birimin belirsiz olduğu ve cinsel hayatına dair en mahrem bilgilerin alındığı bu sürecin hukuki yönden şüpheli olduğu tespit edilmiştir. Derece mahkemesinin, başvurucunun ifadenin alındığı koşullara ilişkin somut iddialarını makul bir gerekçeyle yanıtlamadığı, bu nedenle müdahaleyi haklı kılacak yeterli incelemeyi yapmadığı sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Kararı İncele