İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Ahşap kaplı uzun bir koridor; sol duvardaki kafesli pencerelerden gelen ışık zemine desen düşürüyor

Emsal Kararlar Kütüphanesi

Yargıtay, İstinaf ve Anayasa Mahkemesi'nin güncel ve emsal niteliğindeki kararlarını, hukuki incelemelerimizle birlikte bu arşivde bulabilirsiniz.

Yargıtay18.09.2025
2025/5186 2025/7559

Boşanma Davasında Ses Kaydı ve Ekran Görüntüsü Delil Olur mu?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, karşılıklı boşanma davasında bölge adliye mahkemesinin kurduğu kusur dengesini bozarak kadın eş lehine karar vermiştir. Karar, boşanma dosyalarına en sık sunulan dijital delilleri tek tek ele alması bakımından önemlidir. Daire, eşin güven sarsıcı davranışını ispat için sunulan ses kaydının ortam dinlemesi niteliğinde olduğunu, bu nedenle hukuka aykırı yolla elde edilmiş sayılacağını ve hükme esas alınamayacağını belirtmiştir. Dosyaya ekran görüntüsü olarak sunulan yazışmalar bakımından da kimin yazdığının ve yazılan numaraların belli olmadığı, karşı tarafça açıkça kabul edilmediği gerekçesiyle ispat değeri tanınmamıştır. Daire ayrıca sosyal medyada tanınan bir kişiye beğeni anlamında gönderilen emojinin tek başına güven sarsıcı davranış sayılamayacağını vurgulamıştır. Arama ve kısa mesaj kayıtlarında destekleyici bir bulguya rastlanmaması ve tanık beyanlarının da iddiayı doğrulamaması karşısında, bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenmesi yerinde görülmemiştir. Bunun sonucu olarak boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun kabulü gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. Karar, temyiz eden kadın eş lehine sonuç doğurmuş; erkek eş yararına hükmedilmiş olan tazminatların dayanağı da böylece ortadan kalkmıştır. Erkek eş tazminat taleplerinden yargılama sırasında feragat ettiğinden bu yöndeki temyiz itirazları konusuz kalmıştır. Karar oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay24.03.2026
2025/5610 2026/3072

Nafakaya Yıllık Artış Oranı İstendi, Mahkeme Karar Vermedi: Yargıtay Ne Diyor?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, karşılıklı boşanma davasından doğan bu uyuşmazlıkta bölge adliye mahkemesi kararını üç yönden ele almıştır. İlk derece mahkemesi kadın lehine hükmettiği yoksulluk nafakasının her yıl ÜFE oranında artırılmasına karar vermiş; istinaf incelemesinde ise kadının nafaka miktarına yönelik başvurusu kabul edilerek aylık 8.000,00 TL olan yoksulluk nafakası aylık 10.000,00 TL'ye çıkarılmış, ancak yeniden esas hakkında hüküm kurulurken kadının yıllık artış oranına ilişkin talebi hakkında olumlu ya da olumsuz hiçbir hüküm kurulmamıştır. Daire, bu eksikliği açıkça "doğru görülme" dışında bırakmış ve kararı bu yönden bozmuştur. Aynı kararla, kadın yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminat miktarları da hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Kanun'un 50 ve 51 inci maddeleri gözetildiğinde az bulunarak bozulmuştur. Karar, nafaka alacaklısı kadın LEHİNEDİR: hem tazminat kalemleri hem de artış oranı yönünden yeniden karar verilmesi gerekmektedir. Uygulamadaki değeri, artış oranının kendiliğinden işleyen bir kural değil, talep edilmesi ve hakkında hüküm kurulması gereken ayrı bir istem olduğunu göstermesindedir. Karar 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay15.02.2023
2022/10005 2023/587

Yoksulluk Nafakası Hangi Hâllerde Reddedilir? (Ağır Kusur Emsali)

Bu karar, boşanma davasında yoksulluk nafakası talebinin hangi hâlde reddedileceğini somut biçimde göstermesi bakımından önemlidir ve nafaka isteyen eş aleyhine sonuçlanmıştır. Karşılıklı açılan boşanma davasında ilk derece mahkemesi, kadının sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunu, eşine hakaret ve şiddet uyguladığını; erkeğin ise hakaret ve tehdit yönünden kusurlu olduğunu belirlemiş, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının daha ağır kusurlu olduğu sonucuna varmıştır. Bu kusur tablosu üzerine kadının maddi tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri reddedilmiş, bölge adliye mahkemesi de erkeğin ek kusurlarını tespit etmesine rağmen kadının ağır kusurlu olduğu değerlendirmesini korumuş, ayrıca ağır kusurlu eş yararına manevi tazminata hükmedilmesini hatalı bularak bu talebi de reddetmiştir. Yargıtay ikinci hukuk dairesi, temyiz üzerine yaptığı incelemede kusur belirlemesini ve buna bağlanan ret sonuçlarını usul ve kanuna uygun bulmuş, bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır. Kararın pratik değeri, yoksulluk nafakasının yoksulluğa düşme olgusuna değil, önce kusur karşılaştırmasına takılabildiğini göstermesidir: daha ağır kusurlu bulunan eş, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olsa dahi bu nafakayı isteyemez. Aynı kusur tablosu tazminat taleplerini de birlikte düşürmektedir.

Kararı İncele
Yargıtay26.05.2025
2025/1495 2025/3048

Tahliye Davasında Arabuluculuğa Ne Zaman Başvurulmalı? (Erken Başvuru Tuzağı, Yargıtay 2025)

Kira uyuşmazlıklarında 1 Eylül 2023'ten beri dava şartı olan arabuluculuğa, ihtiyaç nedeniyle tahliye davasında ne zaman başvurulacağı bölge adliye mahkemeleri arasında çelişki yaratmıştı. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, dava açma süresi başlamadan yapılan arabuluculuk başvurusunun dava şartını karşılamadığını söyleyip davayı usulden reddetmiş; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 55. Hukuk Dairesi ise kanunda böyle bir sınır bulunmadığı gerekçesiyle aynı durumdaki davanın esasına girilmesi gerektiğine karar vermişti. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın giderilmesi istemi üzerine 26.05.2025 tarihinde oybirliğiyle Bursa çizgisini benimsedi: belirli süreli konut ve çatılı işyeri kiralarında sürenin sonunda, belirsiz sürelilerde fesih dönemi ve bildirim sürelerine göre belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açılacak ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında, dava şartı arabuluculuk başvurusu tahliye davası açma hakkının doğumundan sonra, yani dava açma süresi içinde yapılmalıdır. Gerekçenin çekirdeği, arabuluculuğun bir hukuk uyuşmazlığının varlığını ön koşul olarak araması ve dava hakkı doğmadan ortada çıkarılmış bir uyuşmazlık bulunmamasıdır; kiraya verenin süre kaybı da yoktur, çünkü başvurudan son tutanağa kadar hak düşürücü süre işlemez. Karar, süresi gelmeden arabulucuya başvuran kiraya veren aleyhine, kiracı lehine sonuç doğurur: erken başvuruyla açılan dava, esasına girilmeden usulden reddedilir.

Kararı İncele
Yargıtay27.03.2019
2019/1642 2019/2625

Evi Yeni Satın Alan Ev Sahibi Kiracıyı Ne Zaman Tahliye Edebilir?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kiralananı sonradan satın alan yeni malikin ihtiyaç nedeniyle açtığı tahliye davasında iki ayrı bozma sebebi tespit ederek yerel mahkemenin tahliye kararını kaldırmıştır. Karar kiracı lehinedir. İlk bozma sebebi kiralananın niteliğine ilişkindir. İhtiyaç iddiasına dayalı tahliye davası yalnızca konut ve çatılı işyeri kiralarında açılabilir. Dosyada 3.540 metrekarelik dutluk vasıflı taşınmazın yalnızca 415,17 metrekaresinde yapı bulunduğu, yani açık alanın üstü örtülü alandan fazla olduğu keşifle belirlenmiştir. Daire, üstün vasıf ölçütünü kiralananın tahsis olunduğu kullanım amacına göre onu tanımlayan nitelik olarak tarif etmiş ve taşınmazın adi kira hükümlerine tabi bulunduğunu, dolayısıyla ihtiyaç sebebiyle tahliye istenemeyeceğini belirtmiştir. İkinci bozma sebebi süreye ilişkindir. Yeni malik taşınmazı 30 Ocak 2013 tarihinde satın almış, durumu 20 Şubat 2013 tarihli ihtarnameyle kiracılara bildirmiş, ancak davayı 11 Haziran 2013 tarihinde açmıştır. Daire, edinme tarihinden itibaren altı ay beklenmeden açılan davanın süresinde açılmadığına hükmetmiştir. Kararın kalıcı değeri, yeni malikin önünde birbirinden bağımsız işleyen iki ayrı yol bulunduğunu ve bu yollara ait bir aylık bildirim ile altı aylık bekleme sürelerinin farklı işlevler taşıdığını açıkça ortaya koymasıdır.

Kararı İncele
Yargıtay02.11.2021
2017/1289 2021/1314

İki Haklı İhtar Nedeniyle Tahliye: Yargıtay Hangi Şartları Arıyor?

Kira bedelini geciktiren kiracıya karşı açılan iki haklı ihtar davasında tartışma çoğu zaman kiranın ödenip ödenmediği değil, ihtarların usulüne uygun olup olmadığı üzerinde düğümlenir. Hukuk Genel Kurulu bu kararında, tahliyeye hükmedilebilmesi için aranan şartları tek metinde toplamıştır: aynı kira süresi içinde iki ayın kira bedelinin muaccel olduğu hâlde ödenmemesi, kiraya verenin ödenmeyen her bir ay için ayrı ayrı ihtar göndermesi, ihtarların muacceliyetten sonra düzenlenmesi ve aynı kira yılı içinde tebliğ edilmesi. İhtar metninin hangi ayın kirasının ödenmediğini, bedelin otuz gün içinde ödenmesi gerektiğini ve ödenmemesi hâlinde tahliye davası açılacağını içermesi aranmaktadır. Ödenmeyen aylar üst üste gelse dahi tek ihtarname yeterli sayılmamaktadır. Karar sonucu itibarıyla kiraya veren lehinedir. Kiracı iki ayın kirasını da ihtarlar kendisine ulaştıktan sonra ödemiş olmasına rağmen tahliye kararı yerinde bulunmuş; kararda ihtarın tebliğinden sonra yapılan ödemenin kiraya verenin haklılığını ortadan kaldırmayacağı açıkça belirtilmiştir. Buna karşılık aynı gerekçe kiracı bakımından somut savunma başlıkları da üretmektedir: iki ayın tek ihtarnamede birleştirilmesi, ihtarların farklı kira yıllarına dağılması, ihtarda otuz günlük süre ve tahliye ikazının bulunmaması ya da davanın kira yılının bitiminden itibaren bir aylık süre geçtikten sonra açılması hâlinde talep reddedilir.

Kararı İncele
Yargıtay13.11.2019
E. 2019/4864 K. 2019/9109

İhtiyaç Nedeniyle Tahliyede Samimi İhtiyaç Nasıl İspatlanır? (Yargıtay Konut İhtiyacı Emsali)

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, konut ihtiyacı nedeniyle açılan tahliye davasında ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun toplanan deliller ve tanık beyanlarıyla ispatlandığını kabul ederek, davayı reddeden ilk derece mahkemesi hükmünü kiraya veren lehine bozmuştur. Olayda kiraya veren, kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle edindiği daireyi otel eklentisi olarak kullanılmak üzere altı yıllığına bir şirkete kiralamış; sözleşme süresi dolunca eşinin emekli olması, kızının eşinden ayrılması ve küçük torununa destek olma gereksinimiyle bu daireye yerleşmek istemiş, kiracı taşınmazı teslim etmeyince başka bir ev kiralamak zorunda kalmıştır. Yerel mahkeme iki bozma kararına rağmen, dairenin esaslı tadilat yapılmadan konut olarak kullanılamayacağı gerekçesiyle davayı üçüncü kez reddetmiştir. Yargıtay, ihtiyacın samimiyetinin tanık beyanlarıyla ortaya konduğunu, kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünde kiracının tahliye anında taşınmazı eski hâline getirerek teslim etmeyi üstlendiğini, bu nedenle esaslı tadilat gerekip gerekmediğine bakılmaksızın tahliyeye karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Karar, ihtiyaç sahibi kiraya veren LEHİNE ve kiracı şirket ALEYHİNE sonuçlanan bir bozma kararıdır; ihtiyaç davalarında samimiyet ölçütlerinin nasıl uygulandığını ve taşınmazın fiziki durumuna dayalı savunmanın sınırını gösterir.

Kararı İncele
Yargıtay24.03.2026

Tazminat Talebinin Bir Kısmı Karara Bağlanmazsa Ne Olur?

Bu karar, haksız gözaltı nedeniyle açılan koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında verilmiş ve DAVACI LEHİNE bozma ile sonuçlanmıştır. Kararın ayırt edici yanı, tazminat talebinin tek bir hukuki sebebe indirgenemeyeceğini göstermesidir. Davacı hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, hükümeti ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından soruşturma yürütülmüş, davacı 11 Ağustos 2016 ile 22 Ağustos 2016 tarihleri arasında 11 gün gözaltında kalmış, soruşturma 2019 yılında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla kapanmıştır. Davacı dava dilekçesinde CMK m.141 hükmünün birinci fıkrasının (a), (d) ve (e) bentlerine birlikte dayanmasına rağmen yerel mahkeme davayı yalnızca (e) bendi kapsamında incelemiş, diğer taleplere ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar vermemiştir. İlk derece mahkemesi 477,02 TL maddi ve 600,00 TL manevi tazminata hükmetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi manevi tazminatı 1.000,00 TL'ye yükseltmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, hem karşılanmayan talepler yönünden eksik inceleme yapıldığı hem de hükmedilen manevi tazminatın ölçütlere uymayacak kadar düşük olduğu gerekçesiyle kararı, Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle bozmuştur.

Kararı İncele
Yargıtay24.03.2026

Kovuşturmaya Yer Olmadığında Manevi Tazminat Neye Göre Belirlenir?

Bu karar, hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen bir kişinin açtığı koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında verilmiş ve DAVACI LEHİNE bozma ile sonuçlanmıştır. Davacı, dört ayrı devletin güvenliğine karşı suç isnadıyla 2 Ağustos 2016 ile 13 Ekim 2016 tarihleri arasında toplam 72 gün gözaltında ve tutuklu kalmış, soruşturma 2019 yılında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla kapanmıştır. İlk derece mahkemesi 250.000,00 TL'lik manevi tazminat talebini kısmen kabul ederek 20.000,00 TL'ye hükmetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise bu tutarı 7.500,00 TL'ye indirmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, indirilen tutarın manevi tazminatta aranan ölçütlere uymadığı gerekçesiyle kararı oy birliğiyle bozmuştur. Daire, manevi tazminatın nesnel bir ölçütü bulunmamakla birlikte davacının sosyal ve ekonomik durumu, isnat edilen suçun niteliği, tutuklanmaya yol açan olayın cereyan tarzı, özgürlükten yoksun kalınan süre ve tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faiziyle birlikte elde edilecek parasal değerin birlikte gözetilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Karar ayrıca pratikte sıkça gözden kaçan bir usul sonucunu göstermektedir: aynı hüküm davalı idare bakımından kesin nitelikteyken, davacı bakımından temyiz yolu açık kalabilmektedir.

Kararı İncele
Yargıtay24.03.2026

Beraat Eden Kamu Görevlisi Maddi Tazminat Alabilir mi?

Karar, haksız gözaltı ve tutuklama nedeniyle açılan tazminat davasında iki ayrı soruyu ayırıyor: maddi zarar gerçekten doğmuş mudur ve manevi tazminat miktarı yeterli midir? Davacı, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 21.07.2016 - 30.09.2016 tarihleri arasında toplam 71 gün gözaltında ve tutuklu kalmış, yargılama beraatle sonuçlanmış ve karar kesinleşmiştir. Kamu görevlisi olan davacı aynı gün görevden uzaklaştırılmış, beraat sonrasında göreve iade edilmiş ve parasal hakları kendisine ödenmiştir. İlk derece mahkemesi maddi tazminat talebini bu nedenle reddetmiş, manevi tazminata hükmetmiştir. Bölge adliye mahkemesinin manevi tazminatı indirmesi Daire tarafından bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılamada 71 gün için 37.000,00 TL manevi tazminata karar verilmiştir. Davacı, miktarın hâlâ düşük olduğu ve maddi tazminata da hükmedilmesi gerektiği iddiasıyla temyiz etmiş; Yargıtay 12. Ceza Dairesi bu kez hükmü ONAMIŞTIR. Yani karar, sonucu itibarıyla davacının temyiz istemi bakımından ALEYHEDİR; bununla birlikte bozma üzerine belirlenen tazminat davacı lehine kesinleşmiştir. Kararın pratik değeri, koruma tedbiri tazminatında maddi zararın varsayımla değil fiilî gelir kaybıyla ortaya konması gerektiğini ve bozmadan sonra ölçütlere uygun biçimde belirlenen manevi tazminatın temyiz denetiminde korunduğunu göstermesidir.

Kararı İncele