İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Ahşap kaplı uzun bir koridor; sol duvardaki kafesli pencerelerden gelen ışık zemine desen düşürüyor

Emsal Kararlar Kütüphanesi

Yargıtay, İstinaf ve Anayasa Mahkemesi'nin güncel ve emsal niteliğindeki kararlarını, hukuki incelemelerimizle birlikte bu arşivde bulabilirsiniz.

Yargıtay25.03.2026
2022/7309 2026/2911

İki Suçtan Tutuklanıp Birinden Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı Alan Kişi Tazminat Alabilir mi?

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından 22.07.2016 tarihinde tutuklanan davacının koruma tedbirleri nedeniyle açtığı tazminat davasının reddine ilişkin hükmü onadı. Davacı hakkında ilk suçtan ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, ancak silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan davada 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm edilmiş ve bu karar Yargıtay 16. Ceza Dairesince düzeltilerek onanarak kesinleşmişti. Daire, davacının tutuklandığı suçlardan birinden mahkûm olduğunu ve mahkûmiyeti aşan bir tutukluluk süresinin bulunmadığını UYAP üzerinden saptayarak tazminat koşullarının oluşmadığına hükmetti. İlk derece mahkemesi davayı ceza yargılamasının henüz kesinleşmediği ve tutukluluğun sürdüğü gerekçesiyle reddetmişti; Daire, davaların süratle sonuçlandırılmasını öngören Anayasa'nın 141. maddesi uyarınca sonucun kesinleşmiş mahkûmiyete göre değerlendirilmesi gerektiğini belirterek ret kararını sonucu itibarıyla doğru buldu. Karar davacı ALEYHİNEDİR: aynı tutuklama birden fazla suça dayanıyorsa, suçlardan birinden kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi tek başına tazminat hakkı doğurmaz; belirleyici olan, tutukluluğun mahkûmiyetle karşılanıp karşılanmadığıdır. Karar 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay25.03.2026

Beraatle Biten Tutuklulukta Tazminat Nasıl Hesaplanır? (Yargıtay 12. CD Bozma)

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, devletin güvenliğine karşı suçlar ve silahlı terör örgütü isnadıyla 342 gün gözaltında ve tutuklu kaldıktan sonra beraat eden ve bu arada kamu görevinden ihraç edilen davacının koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasını inceledi. Derece mahkemeleri 12.646,90 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminata hükmetmiş, istinaf başvurularını esastan reddetmişti. Karar davacı lehinedir: Daire, maddi tazminatın ihracı izleyen ayın on beşinden başlatılmasının ancak ihraç ayına ait maaşın fiilen ödenip ödenmediği araştırılarak yapılabileceğini, bu araştırma yapılmadan hüküm kurulmasının eksik inceleme olduğunu belirtti. Manevi tazminat bakımından ise davacının sosyal ve ekonomik durumu, isnat edilen suçun niteliği, tutuklanmaya yol açan olayın cereyan tarzı, tutukluluk süresi ve davanın kesinleşmesine kadar faiziyle elde edilecek parasal değer ölçütlerini sayarak 30.000 TL tutarını bu ölçütlere uymayacak biçimde eksik buldu. Bölge adliye mahkemesi kararı, tebliğnamedeki onama görüşüne aykırı olarak oybirliğiyle bozuldu. Karar, ihraç edilen kamu görevlilerinin tazminat hesabında maaş ödeme tarihinin belgeyle saptanması gerektiğini ve uzun tutukluluklarda sembolik manevi tazminatın bozma sebebi olduğunu gösteriyor.

Kararı İncele
Yargıtay13.03.2026
2024/5595 2026/1974

Denetimli Serbestlikten Yararlanırken Yeni Ceza Gelen Hükümlü İkinci Kez Yararlanabilir mi?

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, denetimli serbestlik altında cezasını infaz ederken yeni bir mahkûmiyeti kesinleşen ve cezaları 2 yıl 8 ay olarak içtima edildikten sonra yeniden kapalı kuruma alınan hükümlünün durumuna ilişkin kanun yararına bozma istemini reddetti. Daire dört ilke ortaya koydu: (1) Kanunda denetimli serbestlikten yalnızca bir kez yararlanılabileceğine dair kısıtlayıcı hüküm yoktur; koşullu salıverildikten sonra gelen yeni cezalar için 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesindeki koşullar oluştuğunda hükümlü yeniden yararlanabilir. (2) Koşullu salıverilme tarihinden önce kesinleşen cezalar ise önce toplanır; yeni koşullu salıverilme tarihine göre 105/A koşulları değerlendirilirken daha önce denetimli serbestlikte geçirilen süre (bu dosyada 238 gün) 1 yıllık süreden düşülerek kalan süre belirlenir. (3) Suç tarihleri 30.03.2020'den sonra olduğundan geçici 6. maddedeki 3 yıllık süre uygulanmaz. (4) 7456 sayılı Kanun'la eklenen geçici 10. maddenin altıncı fıkrasındaki "üç yıl erken yararlanma" imkânı, yalnızca 31.07.2023 tarihinde kapalı kurumda veya geçici 9/6 kapsamında açık kurumda bulunan hükümlülere tanınmıştır; o tarihte denetimli serbestlikte olan hükümlü kapsam dışıdır ve düzenleme yorumla genişletilemez. Karar hükümlü ALEYHİNEDİR: itiraz merciinin denetimli serbestlik talebini reddeden kararı yerinde bulunmuştur. Karar 13.03.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay14.01.2026
2022/5956 2026/577

Farklı Tarihlerde Patlayıcı Bulundurma Eylemleri Tek Suç mu Sayılır? TCK 174 ve Terör Artırımı

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2014 yılında molotof kokteyli ve yapım malzemeleri üzerinde parmak izi tespit edilen ve 2015 yılında silahlı terör örgütünün talimatıyla sokaklara mayın döşediği saptanan sanık hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma veya el değiştirme suçundan kurulan hükmü, tek bir ibare düzeltmesiyle onadı. Bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesinin iki ayrı suçtan verdiği cezaları kaldırıp eylemleri tek suç sayarak 5237 sayılı Kanun'un 174/1 ve 174/2. maddeleri ile 3713 sayılı Kanun'un 3 ve 5/2. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 240 TL adli para cezasına hükmetmiş, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar vermişti. Daire, sanık müdafiinin delil yetersizliği ve Cumhuriyet savcısının "iki ayrı suç" yönündeki temyiz sebeplerini reddederek, suçun temadi etmesi nedeniyle eylemlerin tek suç oluşturduğu kabulünde isabetsizlik görmedi ve Tebliğname'deki bozma görüşüne katılmadı. Tek hukuka aykırılık, taksitlendirilen adli para cezasının ödenmemesi hâlinde "hapse çevrileceği ihtarı" yerine 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesine atıf yapılmasıydı; bu ibare 5237 sayılı Kanun'un 52/4. maddesine uygun biçimde düzeltildi. Karar, "ayrı ayrı cezalandırma" talebinin reddi yönünden sanık LEHİNE, mahkûmiyetin ve terör artırımının kesinleşmesi yönünden ALEYHE sonuç doğurmuştur. Karar 14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay14.01.2026
2024/25019 2026/585

El Bombası Bulundurmada Ceza Neden Alt Sınırdan Verilmez? TCK 174 ve Orantılılık İlkesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Cumhuriyet savcısının hazır bulunduğu yer gösterme işlemi sırasında iki adet el bombası ele geçirilen sanık hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 174/1, 174/2, 62, 52 ve 53. maddeleri uyarınca verilen 6 yıl 8 ay hapis ve 160 TL adli para cezasını onadı. Kimya ekspertiz raporuna göre bombalar askerî amaçlarla fabrikasyon üretilmiş, RDX-TNT ve amonyum nitrat içeren, tapa grubu takılı, sağlam ve kullanıma hazır savunma tipi el bombalarıydı. Sanık müdafii suçun unsurlarının oluşmadığını, delillerin hukuka aykırı elde edildiğini, savunma ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, 5237 sayılı Kanun'un 221. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğini ve cezanın orantısız olduğunu ileri sürmüştü. Daire, sanık savunmaları, tanık beyanları, kolluk tutanakları ve uzmanlık raporu karşısında eylemin sabit olduğunu; 5237 sayılı Kanun'un 61/1. maddesindeki ölçütler ve 3/1. maddesindeki orantılılık ilkesi gözetildiğinde temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığını, delillerin hukuka uygun elde edildiğini ve savunma hakkının ihlal edilmediğini belirterek tüm temyiz sebeplerini reddetti. Duruşmalı inceleme talebi de takdiren reddedilmiştir. Karar sanık ALEYHİNEDİR. Karar 14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay20.01.2026
2024/4972 2026/893

Telefon Konumu ve Hassas Terazi Uyuşturucu Ticaretini Nasıl İspatlar? Kullanım Sınırı Savunması

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, yol kontrolünde durdurulan aracın sürücüsünün çelişkili beyanları üzerine cep telefonunda görülen açık konum bilgisiyle ulaşılan ikinci araçta yüklü miktarda uyuşturucu madde ve hassas terazi ele geçirilmesi olayında üç sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan kurulan hükümleri onadı. Sanıklardan ikisi 5237 sayılı Kanun'un 188/3 ve 188/5. maddeleri uyarınca 15'er yıl hapis ve 30.000 TL adli para cezasına mahkûm edilmiş ve cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmişti. Sanıklar delil yetersizliği, aramanın hukuka aykırılığı, ele geçen maddelerin kullanım sınırında olduğu, etkin pişmanlık ve takdiri indirim uygulanması gerektiği ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde temyiz sebepleri ileri sürmüştü. Daire, olayın intikal şekli, olay tutanağı, uzmanlık raporu, araçta hassas terazi bulunması ve sanıkların nakil sırasında birbirleriyle mesajlaşıp konum paylaştıklarının telefon incelemesiyle tespit edilmesi karşısında, ele geçen madde miktarı da gözetildiğinde sanıkların kullanım amacı dışında nakil suretiyle ticaret suçunu işlediklerinin sabit olduğunu belirtti; aramaların usulüne uygun yapıldığını kabul etti. Daire ayrıca madde miktarına göre cezanın alt sınır aşılarak belirlenmesi gerektiğini, ancak aleyhe temyiz bulunmadığından bunun bozma sebebi yapılmadığını vurguladı. Tahliye talepleri reddedildi. Karar sanıklar ALEYHİNEDİR. Karar 20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay20.01.2026
2022/5774 2026/801

Birden Fazla Kişiye Ruhsatsız Silah Satmak Zincirleme Suç mu, Tek Suç mu?

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, iş yerinde ruhsatsız silah ve mermi ticareti yaptığı iletişimin tespiti kayıtları, fiziki takip, arama tutanakları ve kriminal raporlarla saptanan sanık hakkında 6136 sayılı Kanun'un 12/1. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca verilen 6 yıl 3 ay hapis ve 12.500 TL adli para cezasını, zincirleme suç artırımı yönünden bozdu. Daire, sanığın suçu işlediğine ilişkin kabulde isabetsizlik görmedi; tape kayıtları, farklı tarihlerdeki iki fiziki takipte alıcıların üzerinde ele geçirilen tabancalar, alıcıların "silahı sanıktan aldık" beyanları ve sanığın telefonundaki silah görüntüleri delil olarak yeterli bulundu. Ancak 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçunun temadi eden suçlardan olduğunu; aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, hukuki veya fiilî kesinti oluşana kadar gerçekleştirilen eylemlerin tek suç oluşturduğunu belirterek, farklı tarihlerdeki satışlar nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca ceza artırımı yapılmasını hukuka aykırı buldu. Karar oy çokluğuyla verilmiş; karşı oyda, 43/1. maddeye eklenen "mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır" cümlesi ve Dairenin uyuşturucu ticaretindeki uygulaması gerekçe gösterilerek zincirleme suç artırımının yerinde olduğu savunulmuştur. Karar sanık LEHİNEDİR: ceza artırımı kaldırılmak üzere bozulmuştur. Karar 20.01.2026 tarihlidir.

Kararı İncele
Yargıtay30.03.2026
2022/7546 2026/3047

8 Günlük Haksız Gözaltı İçin 800 TL Manevi Tazminat Yeterli mi? Yargıtay'ın Miktar Ölçütleri

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, terör örgütüne üye olma suçlamasıyla 23.11.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 8 gün gözaltında kalan ve yargılama sonunda beraat eden davacıya koruma tedbirleri nedeniyle 800 TL manevi tazminat ödenmesine ilişkin hükmü, tazminatın eksik belirlenmesi nedeniyle bozdu. Davacı 2.000 TL maddi ve 1.000.000 TL manevi tazminat talep etmiş; ilk derece mahkemesi maddi tazminatı reddedip 800 TL manevi tazminata hükmetmiş, bölge adliye mahkemesi maddi tazminatı 345,52 TL olarak belirleyerek istinaf başvurularını düzelterek esastan reddetmişti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı onama görüşü bildirmişti. Daire, davanın 5271 sayılı Kanun'un 142. maddesindeki süre içinde açıldığını ve tazminat şartlarının oluştuğunu kabul ederek davacı vekilinin gözaltı masrafları ve vekâlet ücretine ilişkin sair temyiz sebeplerini reddetti; ancak manevi tazminat miktarını hukuka aykırı buldu. Gerekçeye göre nesnel bir ölçüt bulunmamakla birlikte manevi tazminat; davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faiziyle birlikte elde edilecek parasal değer dikkate alınarak hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak belirlenmelidir; 800 TL bu ölçütlere uymayacak ölçüde eksiktir. Hüküm Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle bozuldu. Karar davacı LEHİNEDİR. Karar 30.03.2026 tarihlidir.

Kararı İncele
Yargıtay25.03.2026
2026/1243 2026/2198

İstinaf Beraat Kararını Mahkûmiyete Çevirebilir mi? İkinci Kez Mükerrirde Ceza Nasıl İnfaz Edilir?

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin kasten yaralama suçundan verdiği beraat kararının bölge adliye mahkemesince duruşmalı inceleme sonucunda kaldırılarak sanığın 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin hükmü, tek bir düzeltmeyle onadı. Daire, eylemin mağdurun aşamalardaki beyanları ve raporla saptandığını, zincirleme suç ve ağırlaştırıcı nedenlerin koşullarının oluşmadığını, takdiri indirimin yasal ve yeterli gerekçeyle uygulandığını ve cezanın eylemle orantılı olduğunu belirterek hem sanığın hem de katılan kurum vekilinin temyiz sebeplerini reddetti. Buna karşılık, hükümden sonra 04.06.2025'te yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle 5275 sayılı Kanun'un 108/3. maddesinde yapılan değişikliği gözeterek, ikinci kez mükerrir sanık hakkında "koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına" ilişkin ibareyi hüküm fıkrasından çıkardı. Karar, esas yönünden sanık ALEYHİNE (mahkûmiyet onandı), infaz rejimi yönünden sanık LEHİNE sonuç doğurmuştur: ikinci kez mükerrir hükümlü artık koşullu salıverilme hakkından tümüyle yoksun bırakılmamaktadır. Katılan kurumun üst sınırdan ceza ve zincirleme suç talepleri de reddedilmiştir; Daire, cezanın eylemle orantılı ve takdiri indirimin gerekçeli olduğunu vurgulamıştır. Karar 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay25.03.2026
2025/263 2026/2197

İkinci Kez Mükerrir Hükümlü Koşullu Salıverilmeden Yararlanabilir mi? (7550 Sonrası)

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan verilen hapis cezasının "ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre" çektirilmesine ve koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin hüküm fıkrasını, hükümden sonra yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un getirdiği değişiklik nedeniyle düzelterek onadı. 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7550 sayılı Kanun'un 14. maddesi, 5275 sayılı Kanun'un 108/3. maddesindeki "hükümlü koşullu salıverilmez" ibaresini "birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır" şeklinde değiştirmişti. Daire, sanık lehine olan bu değişikliğin gözetilmesinin yasal zorunluluk olduğunu belirterek "koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına" ibaresini hüküm fıkrasından çıkardı; suç vasfı, kast ve delil değerlendirmesine yönelik temyiz sebeplerini ise yerinde görmedi. Ayrıca sanığın eşi sıfatıyla mağdurun sanık lehine yaptığı temyiz istemi, 5271 sayılı Kanun'un 262/1. maddesi gereği hak ve yetki yokluğundan reddedildi. Karar, infaz rejimi yönünden hükümlü LEHİNE sonuç doğurmuştur: ikinci kez mükerrir olan hükümlü, artık koşullu salıverilmeden tamamen yoksun bırakılmamaktadır. Karar 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiş; suç vasfına ilişkin itirazlar reddedilerek hüküm düzeltilerek onanmıştır.

Kararı İncele