İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Ahşap kaplı uzun bir koridor; sol duvardaki kafesli pencerelerden gelen ışık zemine desen düşürüyor

Emsal Kararlar Kütüphanesi

Yargıtay, İstinaf ve Anayasa Mahkemesi'nin güncel ve emsal niteliğindeki kararlarını, hukuki incelemelerimizle birlikte bu arşivde bulabilirsiniz.

Yargıtay05.10.2022
2020/713 2022/1247

Asıl İşverenin Kadrolu İşçisi de Aynı İşi Yapıyorsa Taşeron İlişkisi Muvazaalı mı Sayılır?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, demiryolu hemzemin geçitlerinde değişen alt işveren şirketlerin işçisi olarak bekçilik yapan davacının, işi yaptıran Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğünün başlangıçtan itibaren işçisi sayılıp sayılamayacağını incelemiştir. İş mahkemesi, bekçiliğin asıl iş olduğunu ve alt işveren ilişkisinin geçerli kurulmadığını kabul ederek fark ücret ve ilave tediye alacaklarına ilişkin hükmünde direnmiş; Genel Kurul direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur. Gerekçeye göre hemzemin geçitlerde güvenlik tedbiri alma yükümlülüğü kesişen yolun bağlı olduğu kuruma aittir, TCDD bu işi o kurumlar adına yürütmektedir ve bekçilik bu nedenle asıl iş değil yardımcı iştir. Yardımcı işin bölünerek alt işverene verilmesine mevzuatta engel bulunmadığı, başka geçitlerde aynı işi yapan kadrolu işçilerin varlığının ve şartnamedeki eğitim ile bildirim hükümlerinin ilişkiyi muvazaalı hâle getirmediği vurgulanmıştır. Karar işçi aleyhine, asıl işveren lehinedir; davacı TCDD işçisi sayılmamış, davanın reddi gerektiği belirtilmiştir. Karşı oyda ise trafik güvenliğinin TCDD'nin asli görevi olduğu ve bekçiliğin uzmanlık gerektiren bir iş olmadığı gerekçesiyle ilişkinin hiç kurulmamış sayılması gerektiği savunulmuştur. Karar, muvazaa incelemesinde araştırılacak ölçütleri tek tek sayması ve yardımcı iş ile asıl iş ayrımının sonucu nasıl belirlediğini göstermesiyle yol göstericidir.

Kararı İncele
Yargıtay08.05.2024
2023/6118 2024/3704

Rekabet Yasağı Cezai Şartı İndirilir mi? Yarı Yarıya İndirimi Yetersiz Bulan Yargıtay Kararı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 8 Mayıs 2024 tarihli kararında rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık nedeniyle istenen cezai şartın hangi ölçüde indirileceğini, aynı dosyada verdiği iki bozma kararıyla birlikte ortaya koymuştur. Plastik hammaddesi satan bir şirkette on dokuz ay satış temsilcisi olarak çalışan işçi, işten ayrıldıktan yirmi gün sonra rakip bir şirkette aynı pozisyonda işe girmiş; işveren sözleşmedeki 20.000 euroluk cezai şartı istemiştir. İlk derece mahkemesi sözleşmeyi eski Borçlar Kanunu'na göre batıl saymış; Daire ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun uygulanacağını, aşırı nitelikteki yasağın geçersiz değil sınırlanabilir olduğunu ve işverenin somut zarar yerine önemli zarar ihtimalini göstermesinin yeterli olduğunu belirterek kararı bozmuştur. Mahkemenin yüzde elli indirimle hükmettiği 10.000 euroyu da Daire, işçinin pozisyonu, ücreti ve mali durumu karşısında mahvına yol açacak nitelikte bulmuş; sonunda 6.000 euroya hükmedilmiş ve bu hüküm onanmıştır. Karar, rekabet yasağının geçerli sayılması ve ihlalin tespiti bakımından işveren lehine; cezai şartın belirgin biçimde indirilmesi bakımından ise işçi lehinedir. Takdiri indirim nedeniyle reddedilen kısım için işçi lehine yargılama giderine hükmedilmemesi de temyiz incelemesinde yerinde görülmüştür. Dosya, cezai şart miktarının sözleşme metninden çok işçinin fiilî konumuna göre belirlendiğini gösteren bir örnektir.

Kararı İncele
Yargıtay04.02.2026
2026/224 2026/598

Bakıcı Bakmazsa Tapu Geri Döner mi? Ölünceye Kadar Bakmada Fesih Yerine Ömür Boyu Gelir

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle bağımsız bölümünün yarı payını devreden bakım alacaklısının açtığı fesih ve tapu iptali davasında, bölge adliye mahkemesinin ikinci kez verdiği kararı oy çokluğuyla bozmuştur. Dosyada Daire daha önce, bakım borcunun davalının kusuruyla yerine getirilmediğinin ispatlanamadığını ve birlikte yaşayarak bakımın artık mümkün olmadığını kabul ederek TBK m.617/2 uyarınca feshin yerine ömür boyu gelir bağlanması yolunu açmıştı. Bozmaya uyan mahkeme aylık 6.000 TL irada hükmetmiş, ancak tutarı hangi ölçüye göre belirlediğini göstermemiş ve artırım oranı yazmamıştır. Daire, bozmaya uyulmakla doğan usuli kazanılmış hakkı hatırlatarak tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın alım gücü ve devredilen payın değeri gözetilmeden belirlenen iradın düşük kaldığını, ÜFE ya da TÜFE artışının hükümde gösterilmesi gerektiğini belirtmiştir. Karar bakım alacaklısı lehinedir; fakat lehe sonuç iradın miktarı ve artırımıyla sınırlıdır, tapunun geri dönmesi talebi bu aşamada yeniden açılmamıştır. Kararın lafzıyla gerekçede karşı oy yazan üye, bozma sonucuna katılmakla birlikte, bakım borçlusunun konutu terk ettiğini ve desteği kestiğini, bu nedenle feshin ve tapu iptalinin kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Karar, fesih ile irat arasındaki seçimin bakımın kimin kusuruyla aksadığının ispatına bağlı olduğunu gösteren yol gösterici bir örnektir.

Kararı İncele
Yargıtay13.04.2021
2017/1038 2021/458

Düğünde Damada Takılan Altın Kimin? Hukuk Genel Kurulu'na Göre Ziynette İspat Yükü

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 13 Nisan 2021 tarihli kararında düğünde takılan ziynetin kime ait olduğunu ve bu konuda ispat yükünün hangi tarafta bulunduğunu ele almıştır. Davacı kadın, düğünde takılan altın ve bileziklerin aynen iadesini ya da bedelini istemiş; davalı erkek, yöre adetine göre takıların erkek tarafına ait olduğunu savunmuştur. Aile mahkemesi, köy muhtarının “kıza takıldıysa kızın, oğlana takıldıysa oğlanın olur” yönündeki beyanına dayanarak erkeğe takılanları erkeğin kişisel malı saymış ve 3. Hukuk Dairesinin bozmasına direnmiştir. Genel Kurul direnme kararını bozmuştur. Mevzuatta açık hüküm bulunmadığından örf ve adet hukuku uygulanır ve yerleşik uygulamaya göre düğünde takılan ziynet, kim tarafından hangi eşe takılırsa takılsın, aksine anlaşma ya da adet yoksa kadına bağışlanmış sayılır. Genel kuraldan ayrılmayı isteyen erkeğin daha köklü bir adetin varlığını ispatlaması gerekir; tek tanık beyanı yeterli görülmemiştir. Karar davacı kadın lehinedir. Ancak kadının ilk kararda reddedilen beş bileziği temyiz etmemesi davalı lehine usulü kazanılmış hak doğurmuş, bu kalem yönünden direnme isabetli bulunmuştur. Karar oy çokluğuyla verilmiş, karşı oyda yöresel adetin kanıtlandığı görüşü yer almıştır.

Kararı İncele
Yargıtay24.05.2023
2022/400 2023/514

Eşini Evden Uzaklaştıran Eş Eve Dön İhtarıyla Terk Davası Açabilir mi?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24 Mayıs 2023 tarihli kararı, eşini evden ayrılmaya zorlayan eşin sonradan gönderdiği eve dön ihtarına dayanarak terk sebebiyle boşanma isteyip isteyemeyeceğini ele alan bir direnme bozmasıdır. Karar, ihtarı alan ve evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı gerekçesiyle dava açan kadın lehine, terk sebebine dayanan erkek aleyhine sonuç doğurmuştur. Tanık anlatımlarına göre erkek çalıştığı işlerde sebat etmemiş, evin masraflarını karşılamamış, bir tartışmada eşinin boğazını sıkmış ve kadının ailesini arayarak onu boşadığını söylemiştir. Eşler barışıp yeniden bir araya gelmiş, ancak kadın dört ay sonra ailesinin yanına dönmüş; erkek noter aracılığıyla eve dön ihtarı çektikten sonra terk sebebiyle dava açmıştır. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, barışmadan sonra erkeğe yüklenebilecek bir kusurun ispatlanamadığını kabul ederek erkeğin davasını kabul etmiş; bölge adliye mahkemesi direnme kararında kadının ihtarı etkisiz bırakmak için dava açtığını da belirtmiştir. Genel Kurul, erkeğin birlik görevlerini yerine getirmeme ve ekonomik şiddet davranışlarının barışmadan sonra da sürdüğünü, bu nedenle af olgusunun gerçekleşmediğini ve kadının ortak konutu terke zorlandığını kabul etmiştir. Diğerini ortak konutu terke zorlayan eş kanun gereği terk etmiş sayıldığından, terk sebebiyle boşanma davası açma hakkı bulunmamaktadır. Direnme kararı oy birliğiyle bozulmuştur.

Kararı İncele
Yargıtay25.09.2024
2023/3510 2024/2560

Depozitodan Hangi Kesintiler Yapılabilir? Hor Kullanma ile Olağan Aşınma Sınırı

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kiracının depozito iadesi için başlattığı takibe yapılan itirazın iptali davası ile kiraya verenin hor kullanma tazminatı istediği karşı davayı birlikte incelemiş ve bölge adliye mahkemesinin kararını 25 Eylül 2024 tarihinde onamıştır. Karar, depozitonun iadesini isteyen kiracı aleyhine sonuçlanmıştır: kiracının kusurlu kullanımından doğan zarar depozitoyu aştığı için iade şartlarının oluşmadığı kabul edilmiş, depozito bu zarardan mahsup edilmiş ve kalan 14.496 TL kiracı ile müteselsil kefilden tahsil edilmiştir. Kararın kiracı yönünden sınırlayıcı bir yanı da vardır. Kiraya veren başlangıçta onarım bedeli, depo masrafı ve geç tahliye zararı dâhil yaklaşık 295 bin TL maddi zarar ileri sürmüş; mahkeme bunun yalnız hor kullanma olarak nitelenebilen kalemlerini, yani iç kapılar, mutfak dolapları, bahçe aydınlatması ve otopark kapısındaki hasarı ve onarım süresince yoksun kalınan kirayı hesaba katmıştır. Kiraya verenin olağan kullanımdan doğan yıpranmanın da kiracıya yüklenmesi gerektiği yönündeki temyiz itirazı reddedilmiştir. Daire ayrıca tek taraflı hazırlanan ve itiraza uğrayan tespit dosyasındaki bilirkişi raporuna dayanarak hesap yapılamayacağını, teknik sorunun yargılamada alınan bilirkişi raporuyla çözülmesi gerektiğini vurgulamıştır. Karar, depozitodan yapılacak kesintinin ispatlanmış hasarla sınırlı olduğunu ve teslim anındaki durumun nasıl belgelendiğinin sonucu belirlediğini gösteren bir örnektir.

Kararı İncele
Yargıtay04.05.2026
2026/1787 2026/2440

Paydaş Paydaştan Ecrimisil İsteyebilir mi? İntifadan Men Koşulu ve İstisnaları

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 4 Mayıs 2026 tarihli kararı, miras kalan bir evde oturan paydaştan istenen ecrimisilin hangi tarihten başlayacağını intifadan men koşuluna bağlayan bir bozma kararıdır. Karar, evi kullanan davalı paydaş lehine, ecrimisili mirasbırakanın ölüm tarihinden itibaren isteyen davacı paydaş aleyhine sonuç doğurmuştur. Bodrum'daki avlulu evde mirasbırakanın ölümünden sonra kardeşlerden biri oturmuş, diğer kardeş el atmanın önlenmesi ve ölüm tarihinden itibaren ecrimisil istemiştir. İlk derece mahkemesi ecrimisili ölüm tarihinden başlatmış, bölge adliye mahkemesi de taşınmaz üzerinde konut bulunduğu için intifadan men aranmayacağını kabul etmiştir. Daire, paydaşların intifadan men edilmedikçe birbirinden ecrimisil isteyemeyeceğini hatırlatmış ve bu kuralın istisnalarını Hukuk Genel Kurulu içtihadına dayanarak saymıştır: kamu malı, doğal ürün veren ya da kiraya verilerek gelir elde edilen yer, paydaşlığın inkârı, kullanım anlaşması, önceki dava veya icra takibi, kendiliğinden oluşan ürünler ve gelir getiren işletmeler. Konut istisnası kiraya verilen yerler içindir; evin tamamı davalı tarafından konut olarak kullanıldığından intifadan men şartı aranmıştır. Davacının ihtarnamesinde verilen yedi günlük sürenin dolduğu tarihte şartın gerçekleştiği kabul edilmiş, ecrimisilin ölüm tarihinden başlatılması bozma nedeni sayılmıştır. Davalının diğer temyiz itirazları ise yerinde görülmemiştir.

Kararı İncele
Yargıtay23.10.2024
2023/654 2024/530

Hazine Arsasındaki Bina İçin Muhdesat Tespiti İstenebilir mi? Hukuki Yarar Şartı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23 Ekim 2024 tarihli kararı, başkasına ait arsa üzerine yapılan bir binanın kime ait olduğunun tespiti için açılan davada hukuki yarar şartının sınırını çizen, tespit isteyen davacı aleyhine ve davalı lehine bir karardır. Dosyada davacı, Hazine adına kayıtlı bir arsa üzerine kendisinin bina yaptığını, dairelerden birini kardeşine geçici olarak bıraktığını ileri sürmüş; kardeşine karşı el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve binanın kendisine ait olduğunun tespitini istemiştir. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi davayı kabul etmiş, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin bozma kararına bölge adliye mahkemesi direnmiştir. Genel Kurul oy çokluğuyla direnme kararını bozmuştur. Gerekçeye göre kalıcı yapı arazinin bütünleyici parçasıdır, arz malikinden ayrı bir mülkiyete konu olmaz ve muhdesat sahibine yalnız kişisel bir hak tanır. Muhdesatın aidiyeti istemli dava bir tespit davasıdır; tapu malikine karşı açılır ve güncel hukuki yarar ister. Derdest ortaklığın giderilmesi davası, kentsel dönüşüm ya da kamulaştırma gibi istisnai durumlar dışında, arz maliki olmayan bir üçüncü kişiye karşı bu tespiti istemekte hukuki yarar bulunmadığı kabul edilmiştir. Daireyi kimin yaptığı ispatlanamadığından el atma ve ecrimisil istemleri de reddedilmelidir. Karşı oy, Hazine arsalarındaki satış önceliği nedeniyle hukuki yararın bulunduğunu savunmuştur.

Kararı İncele
Yargıtay11.02.2025
2024/2695 2025/2210

Borçlunun Babasına Yaptığı Devir: Tasarrufun İptalinde Akrabalık Karinesi Nasıl İşler?

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 11 Şubat 2025 tarihli kararı, borçlunun alacaklılardan kaçırdığı ileri sürülen bir değeri yakın akrabasına devretmesi hâlinde tasarrufun iptali yolunun nasıl işlediğini gösteren, alacaklı lehine ve borçlu ile akraba üçüncü kişi aleyhine bir karardır. Dosyada borçlu, bir şirketten mahkeme kararıyla hak ettiği alacağı noterde düzenlenen temliknameyle babasına devretmiş; baba, oğlunun şirket kredileri için ortak hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle kendisinin de alacaklı olduğunu savunmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, akrabalar arasındaki ivazlı tasarrufları kesin olarak bağışlama sayan kuralın baba ile oğul ilişkisini kapsayan ibaresinin Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini ve bu iptalin derdest dosyalarda uygulanması gerektiğini kabul etmiştir. Temlik bu nedenle bağışlama sayılmamış, ancak İcra ve İflas Kanunu m.280 kapsamında incelenmiştir. Kanunun üçüncü fıkrasına göre üçüncü kişi borçlunun usul veya füruu ise borçlunun mali durumunu bildiği farz olunur; baba bunun aksini m.279 son fıkrasına göre ispat edememiştir. Genel Kurul, ticari örfe dayalı ödeme savunmasını da temlikin şirketlerle yapılmadığı gerekçesiyle dikkate almamış ve direnme kararını değişik gerekçeyle uygun bulmuştur. Daire kalan temyiz itirazlarını inceleyerek temliknamenin iptaline ilişkin hükmü onamıştır. İcra ve İflas Kanunu m.278 ise 25 Aralık 2025'ten itibaren yeni metniyle uygulanmaktadır.

Kararı İncele
Yargıtay10.06.2024
2023/2204 2024/4868

Menfi Tespit Davasında İspat Yükü Kimde? Senetli ve Senetsiz Borçta Fark

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 10 Haziran 2024 tarihli kararında teminat ibareli bir bonoya dayanan takipte borçlu şirketin açtığı menfi tespit davasının reddini onamıştır. Karar senet hamili alacaklı yönünden lehe, borçlu yönünden aleyhedir. Daire, menfi tespit davalarında ispat yükünün kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden davalıda olduğunu, alacak kambiyo senedine dayanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği yükün borçluya geçtiğini, alacaklının senetteki düzenlenme sebebini değiştirecek şekilde talilde bulunması hâlinde ise yükü yeniden üzerine aldığını açıklamıştır. Bu son dönüş yalnız düzenleyen (keşideci) ile lehtar arasındaki ilişkide işler; senedi ciroyla edinen hamilin tarafı olmadığı temel ilişkiyi talil etmesinden söz edilemez. Somut olayda 315.000 ABD doları bedelli bononun teminat için verildiği ileri sürülmüş, ancak hangi ilişkinin teminatı olduğu senette yazılmamış ve ayrı bir yazılı belgeyle kanıtlanmamıştır. Ciro üzerinde tahsil içindir kaydı bulunmadığından ciro temlik cirosu sayılmış, hamilin bilerek borçlunun zararına hareket ettiği de ispatlanamamıştır. Karar, senetsiz borçta alacaklının, bonoya dayalı borçta ise borçlunun ispat yükü taşıdığı ayrımını ve teminat ibaresinin tek başına bononun niteliğini değiştirmediğini göstermesi bakımından yol göstericidir.

Kararı İncele