Belediyenin encümen kararı bir salı günü e-Devlet'e düşer; bir memurun atama işlemi elden imzayla teslim edilir; bir vergi dairesinin ihbarnamesi kapıya bırakılır. Üç dosyada da ilk soru aynıdır: dava açmak için kaç gün var ve bu süre hangi günden sayılıyor? Yaygın cevap "altmış gün"dür; oysa vergi mahkemesinde süre otuz gündür, ihale ve acele kamulaştırma işlemlerinde otuz, merkezî sınavlarda on gündür. İdareye yapılan başvuruya cevap verilmemesi hâlinde ret sayılma süresi de 2021'den beri altmış değil otuz gündür; internette dolaşan pek çok metin hâlâ eski rakamı taşır.
İdari yargıda süre, davanın esasına geçilmeden önce bakılan ilk kapıdır ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) süresi geçirilmiş davanın esastan incelenmesine imkân tanımaz. Danıştay içtihadında yalnız yok hükmündeki işlemlere, yani yetki gaspı gibi ağır ve açık sakatlık taşıyan işlemlere karşı dava açılmasının süreye bağlı olmadığı kabul edilmektedir; bu, dar yorumlanan bir istisnadır.
İYUK m.7: idare mahkemesinde ve Danıştay'da altmış, vergi mahkemesinde otuz gün
Genel kural İYUK m.7/1'dedir: "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür." Cümlenin ilk yarısı, kuralın kendisi kadar önemlidir. Özel bir kanun farklı süre öngörüyorsa altmış günlük genel süre uygulanmaz; tablo hâlinde aşağıda gösterilen istisnalar bu ayrık hükümlerden doğar.
Altmış günlük süre hem iptal davası hem tam yargı davası için geçerlidir. Bir atama, disiplin, ruhsat iptali ya da imar para cezası kararına karşı idare mahkemesinde açılacak iptal davası, kural olarak işlemin yazılı bildirimini izleyen günden itibaren altmış gün içinde açılır. Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda (örneğin Cumhurbaşkanı kararları ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemler) aynı süre işler.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümler ile bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda süre otuz gündür. Sürenin bu uyuşmazlıklarda hangi tarihten itibaren sayılacağı da ayrıca düzenlenmiştir (İYUK m.7/2-b): tahakkuku tahsile bağlı vergilerde tahsilat, tebliğ yapılan hâllerde tebliğ, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahibine ödeme, tescile bağlı vergilerde tescil tarihi esas alınır. İhbarnamelere karşı izlenecek yol ve dilekçe yapısı vergi cezasına itiraz dilekçesi sayfasında ayrıca anlatılmıştır.
Süre yazılı bildirimi izleyen gün başlar; e-tebligatta beşinci gün, bildirim yoksa öğrenme tarihi esas alınır
İYUK m.7/2-a'ya göre idari uyuşmazlıklarda süre, "yazılı bildirimin yapıldığı" tarihi izleyen günden başlar. Kanunun sürelerle ilgili genel esasları düzenleyen m.8/1'i de aynı yöndedir: süreler tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işler. Tebliğ günü sayılmaz; sayım ertesi günden başlar ve tatil günleri sürenin içindedir.
Elektronik tebligatta tarih, mesajın açıldığı gün değildir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.7/a uyarınca elektronik yolla tebligat, "muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır." Kamu idareleri, özel hukuk tüzel kişileri, noterler, avukatlar, arabulucular ve bilirkişiler için zorunlu olan bu yolda süre, beşinci günün bitimini izleyen günden işlemeye başlar. Uygulamada sık karşılaştığımız hata, sürenin bildirimin okunduğu ya da çıktısının alındığı tarihten hesaplanmasıdır; tebligatın gerçek tarihi Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi kaydından okunmalıdır.
Yazılı bildirim hiç yapılmamışsa süre işlemez mi? Danıştay içtihadı bu durumda ilgilinin işlemi bütün unsurlarıyla öğrendiği tarihi başlangıç olarak kabul etmektedir. Danıştay 6. Dairesi, acele kamulaştırmaya ilişkin bir Cumhurbaşkanı kararına karşı açılan davada bu çizgiyi açıkça ortaya koymuş; "Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından" bu kararların "usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği" sonucuna varmıştır (E. 2025/1871, K. 2026/24, 5 Ocak 2026). Öğrenme tarihinin ispatı ise tartışmaya açıktır; idare, ilgilinin işlemi daha önce öğrendiğini dilekçe, tutanak ya da başka bir belgeyle gösterirse süre o tarihten hesaplanır.
Kanun yolu ve süre gösterilmemişse özel süre işletilmez
Anayasa m.40/2, devlete işlemlerinde ilgililerin başvuracağı kanun yollarını, mercileri ve süreleri belirtme yükümlülüğü yükler. Danıştay bu yükümlülüğü özel süreler bakımından somut bir sonuca bağlamaktadır. Aynı kararda Daire, "özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir" tespitini yapmıştır. Otuz ya da on günlük kısa bir süreye tabi olan işlemin tebliğ belgesinde bu süre gösterilmemişse, ilgili genel süreden yararlanır.
Bu kural, kısa süreyi gözden kaçıran taraf için bir güvence olmakla birlikte, dava stratejisinin dayanağı yapılmamalıdır. Tebliğ belgesinde süre gösterilip gösterilmediği, belgenin hangi sayfasının tebliğ edildiği ve ekinin bulunup bulunmadığı yargılamada ayrı bir uyuşmazlık konusu olabilir. Güvenli hesap, kısa sürenin işlediği varsayımıyla yapılır.
İlan yoluyla bildirim ve düzenleyici işlemler: on beş gün sonra başlayan süre ve uygulama işlemiyle açılan yol
Adresi belli olmayanlara özel kanunlarına göre ilan yoluyla bildirim yapıldığında süre, özel kanunda aksine hüküm yoksa son ilan tarihini izleyen günden itibaren on beş gün sonra işlemeye başlar (İYUK m.7/3). İlan tarihi ile sürenin başlangıcı arasında on beş günlük bir aralık vardır; bu aralık sürenin bir parçası değildir, sürenin başlamasından önceki bekleme dönemidir.
Yönetmelik, genelge, imar planı gibi ilanı gereken düzenleyici işlemlerde süre ilan tarihini izleyen günden başlar (İYUK m.7/4). Aynı fıkra ikinci bir yol da açar: düzenleyici işlemin uygulanması üzerine ilgililer düzenleyici işleme, uygulama işlemine ya da ikisine birden dava açabilir ve "Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz." Yıllar önce yürürlüğe girmiş bir yönetmelik hükmü, ancak bugün bir kişiye uygulandığında dava konusu edilebilir; süre bu kez uygulama işleminin tebliğinden işler.
İmar planlarında askı süresinin son günü ve beş yıllık dış sınır
İmar planları bir ay süreyle askıda ilan edilir ve bu süre içinde plana itiraz edilebilir (3194 sayılı İmar Kanunu m.8/1-b). Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, plana karşı dava açma süresinin başlangıcını askının son gününe bağlamıştır: askı süresinde itiraz edilmemişse dava, ilan-askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren İYUK m.7'deki süre içinde açılmalıdır; itiraz edilmişse süre, itirazın açıkça ya da zımnen reddinden sonra işler (E. 2025/2931, K. 2025/2978, 2 Aralık 2025). Kurul aynı kararda, plana dayanan parselasyon, ruhsat ya da alt ölçekli plan gibi uygulama işlemleri üzerine planın da dava süresi içinde dava konusu edilebileceğini hatırlatmıştır.
Bu yolun bir dış sınırı vardır. 2020'de 3194 sayılı Kanun m.8'e eklenen fıkraya göre "Kesinleşen imar planları veya parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren her halde beş yıl içinde dava açılabilir." Uygulama işlemi üzerine plana karşı dava açma imkânı, imar ve parselasyon planları bakımından bu beş yıllık sınırla birlikte değerlendirilir. İmar para cezası ve yıkım kararlarında sürenin nasıl işlediği imar para cezası ve yıkım kararına itiraz yazısında ayrıca ele alınmıştır.
İdareye başvuruya cevap verilmezse istek otuz günde reddedilmiş sayılır; bekleme dört ayı aşamaz
Her uyuşmazlık idarenin yaptığı bir işlemle başlamaz. Emekli ikramiyesinin yeniden hesaplanması, bir kadroya atanma, yapılmış bir ödemenin iadesi gibi taleplerde önce idareye başvurulur ve dava, bu başvuruya verilen cevap üzerine açılır. İYUK m.10 ilgililere, "haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için" idari makamlara başvurma hakkı tanır.
İdare cevap vermezse sessizlik ret anlamına gelir. 8 Temmuz 2021 tarihli 7331 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra İYUK m.10/2'nin kuralı şudur: başvuruya otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve ilgili, otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde dava açabilir. Eski metindeki bekleme süresi bunun iki katıydı. Değişiklik 14 Temmuz 2021'de yürürlüğe girmiştir; İYUK geçici m.10'a göre bu tarihten önce yapılmış başvurularda eski süreler uygulanır, bugün yapılan bir başvuruda zımni ret süresi otuz gündür.
Kanun, kesin olmayan cevap için ayrı bir kural koyar. İdare otuz gün içinde "inceleniyor", "görüş istendi" gibi kesin olmayan bir cevap verirse ilgili bu cevabı ret sayarak dava açabilir ya da kesin cevabı bekleyebilir; bekleme hâlinde dava açma süresi işlemez. Bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez (7331 sayılı Kanundan önce altı ay). Dört ay dolduğunda süre, kesin cevap gelmemiş olsa da işlemeye başlar.
Zımni ret hesabının dayanağı başvurunun idareye ulaştığı tarihtir. Dilekçenin evrak kaydına alındığı gün, alındı belgesi, e-Devlet ya da kurumun elektronik başvuru sisteminin verdiği kayıt numarası ve tarih saklanmalıdır; elektronik posta ile yapılan ve kayda alınıp alınmadığı belirsiz kalan başvurular, otuz günün hangi gün dolduğu konusunda yargılamada tartışma doğurabilir. Aynı talep için kısa aralıklarla birden fazla dilekçe verilmişse hangisinin süreyi başlattığı da ayrıca değerlendirilir. Kayıtlı elektronik posta ya da iadeli taahhütlü gönderi, tarih ispatı bakımından güvenli yollardır.
Süre geçtikten sonra cevap gelirse
Aynı fıkranın son cümlesi az bilinen bir kapı açar: dava açılmamışsa ya da dava süreden reddedilmişse ve otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makam cevap verirse, ilgili cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilir. Zımni retten sonra dava süresini kaçıran başvurucu için idarenin geç verdiği açık ret cevabı yeni bir süre başlatır.
Bu kapı, süresi çoktan geçmiş bir işlemi canlandırmak için kullanılamaz. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu yukarıda anılan kararında, plana karşı dava süresi geçirildikten yıllar sonra yapılan değişiklik başvurusunun reddi üzerine açılan davayı süre aşımından reddetmiş ve "bu süreler geçirildikten sonra yapılacak başvuruların ise, dava açma süresini ihya etmeyeceği açıktır" demiştir. Karar oyçokluğuyla verilmiş, karşı oyda ise İYUK m.10 uyarınca "işlem tesisi talebiyle her zaman başvuru yapılabileceği" görüşü savunulmuştur. Yeni bir hukuki durum ya da yeni bir işlem talebi ile kesinleşmiş işlemin yeniden gözden geçirilmesi talebi arasındaki ayrım, bu tür dosyalarda belirleyici olmaktadır.
Üst makama başvuru dava süresini durdurur, yeniden başlatmaz
Kanunun 11. maddesi, dava açmadan önce işlemin kaldırılmasını, geri alınmasını, değiştirilmesini ya da yeni bir işlem yapılmasını üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapan makamdan isteme imkânı verir. Bu başvuru dava açma süresi içinde yapılmalıdır ve "işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur." Başvuruya otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır (7331 sayılı Kanundan önce altmış gün).
Sürenin nasıl hesaplanacağı m.11/3'tedir: isteğin reddedilmesi ya da reddedilmiş sayılması hâlinde süre yeniden işlemeye başlar ve "başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." Sayım sıfırlanmaz, kaldığı yerden devam eder. Tebliğden sonraki yirminci günde üst makama başvuran ilgilinin önünde, başvurunun reddi ya da otuz günün dolmasıyla reddedilmiş sayılmasından sonra kalan kırk gün vardır. Elli beşinci günde başvuran ilgilinin ise yalnız beş günü kalır.
Kanun durdurucu etkiyi dava açma süresi içinde yapılan başvuruya bağlar ve m.11/3 uyarınca süre, başvuruya kadar geçen günler hesaba katılarak yeniden işler; aynı talebin art arda tekrarlanmasıyla süreyi yeniden durdurma imkânı kanunda öngörülmemiştir. Başvurunun gerçekten işlemin geri alınması ya da değiştirilmesi talebini taşıması, yalnız bilgi istemekle yetinmemesi de gerekir. Disiplin cezası gibi özel kanunda ayrıca itiraz yolu öngörülen işlemlerde itirazın dava süresine etkisi o kanunun hükmüyle birlikte değerlendirilir; memur disiplin cezalarındaki yedi günlük itiraz süresi ile altmış günlük dava süresinin ilişkisi memur disiplin cezasına itiraz ve iptal davası yazısında ele alınmıştır.
Durdurma etkisi olmayan yollar
İvedi yargılama usulüne tabi işlemlerde ve merkezî sınavlara ilişkin davalarda kanun m.11'in uygulanmayacağını açıkça söyler (İYUK m.20/A-2-b ve m.20/B-1-b). İhale işlemine ya da sınav sonucuna karşı idareye yapılan başvuru dava süresini durdurmaz. Buna karşılık bazı özel kanunlar kendi itiraz yollarına durdurucu etki tanır: 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu m.13'e göre bilgi edinme istemi reddedilen başvuru sahibi on beş gün içinde Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu'na itiraz edebilir ve "Kurula itiraz, başvuru sahibinin idarî yargıya başvurma süresini durdurur."
İdari eylemlerde süre başvuruyla açılır: bir yıl, beş yıl ve ardından dava süresi
Zarar bir işlemden değil idarenin fiilî bir eyleminden doğmuşsa (yol çalışması sırasında yıkılan duvar, belediye aracının çarptığı araç, kanalizasyon taşkını) doğrudan dava açılmaz. Kanun bu durumda önce idareye başvuruyu şart koşar: İYUK m.13/1'e göre idari eylemden hakkı ihlal edilenler, eylemi yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmak zorundadır.
Başvuru kısmen ya da tamamen reddedilirse dava, ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren dava süresi içinde açılır. İdare otuz gün içinde cevap vermezse (7331 sayılı Kanundan önce altmış gün) bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi işler. Bir yıllık başvuru süresi öğrenmeye, beş yıllık süre eyleme bağlıdır; zararın geç ortaya çıktığı dosyalarda beş yıllık dış sınır öğrenme tarihinden bağımsız olarak işler.
İşlemden doğan zararda ise İYUK m.12 seçenek tanır: ilgili, iptal ve tam yargı davasını birlikte açabilir, doğrudan tam yargı davası açabilir ya da önce iptal davası açıp bu davada verilen kararın (kanun yoluna başvurulmuşsa son kararın) tebliğinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilir. İptal kararı tebliğ edildikten sonra tazminat için yeniden altmış günlük bir süre işlemeye başlar.
Özel kanunlardaki süreler genel kuralın önüne geçer
Genel kuraldaki "özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde" kaydı, genel kuralın en sık kaçırılan yanıdır. Aşağıdaki tablo, uygulamada en çok karşılaşılan ayrık süreleri kanun metinlerinden derlenmiş hâliyle gösterir. Tablodaki özel (kısa) dava süreleri tebliğ belgesinde gösterilmemişse, yukarıda anılan Danıştay çizgisi gereği genel süre gündeme gelebilir; İYUK m.13'teki başvuru süreleri ve imar planlarındaki beş yıllık dış sınır ise belgede gösterilip gösterilmemesinden bağımsız olarak işler.
| Uyuşmazlık | Süre | Başlangıç | Dayanak |
|---|---|---|---|
| İdare mahkemesi ve Danıştay'da genel süre | 60 gün | Yazılı bildirimi izleyen gün | İYUK m.7/1 |
| Vergi mahkemesinde genel süre | 30 gün | Tebliğ, tahsilat, tescil veya ödeme | İYUK m.7/1, 7/2-b |
| Zımni ret (cevapsız başvuru) | 30 gün bekleme, ardından dava süresi | Başvuru tarihi | İYUK m.10/2 |
| Kesin olmayan cevapta bekleme | En çok 4 ay | Başvuru tarihi | İYUK m.10/2 |
| İvedi yargılama: ihale (yasaklama hariç), acele kamulaştırma, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları, 2634 sayılı Kanun kapsamındaki satış, tahsis ve kiralama, çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) kararları, 6306 sayılı Kanun kapsamındaki Cumhurbaşkanı kararları | 30 gün; m.11 uygulanmaz | Yazılı bildirim | İYUK m.20/A |
| Millî Eğitim Bakanlığı ve Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi merkezî sınavları | 10 gün; m.11 uygulanmaz | Sonucun bildirimi veya ilanı | İYUK m.20/B |
| Olağan kamulaştırma işlemi (iptal davası) | 30 gün | Mahkemece yapılan tebligat veya gazete ilanı | 2942 s.K. m.14 |
| Ödeme emrine itiraz | 15 gün | Ödeme emrinin tebliği | 6183 s.K. m.58 |
| Vergi cezasında uzlaşmanın sağlanamaması | Kalan süre 15 günden azsa 15 güne uzar | Uzlaşmazlık tutanağının tebliği | VUK ek m.7 |
| Bilgi edinme başvurusunun reddi (Kurula itiraz) | 15 gün; dava süresini durdurur | Ret kararının tebliği | 4982 s.K. m.13 |
| İdari eylemden doğan zarar (idareye başvuru) | 1 yıl, her hâlde 5 yıl | Öğrenme / eylem tarihi | İYUK m.13/1 |
| Kesinleşmiş imar ve parselasyon planları | Her hâlde 5 yıl | Kesinleşme tarihi | 3194 s.K. m.8 |
| Görevsiz adli yargı yerinden sonra idari dava | 30 gün | Görevsizlik kararının kesinleşmesi | İYUK m.9 |
Tablonun dipnotları: ödeme emri, uzlaşma ve idari para cezası
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.58, ödeme emrine karşı on beş günlük süreyi madde metninde hâlâ "vergi itiraz komisyonu" nezdinde itiraz olarak anar. 1982 tarihli 2576 sayılı Kanun m.13'e göre diğer kanunlardaki "itiraz komisyonu" deyimi vergi mahkemesi, "itiraz" deyimi vergi mahkemesinde dava açılması anlamını taşır; ödeme emrine itiraz bugün vergi mahkemesinde dava olarak görülür. Süre on beş gündür ve otuz günlük genel vergi süresiyle karıştırılması sık görülen bir hatadır.
Olağan kamulaştırmada da süre kısadır: 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu m.14'e göre malik, mahkemece yapılan tebligattan ya da tebligat yapılamayanlar için gazete ilanından itibaren otuz gün içinde kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açabilir.
Uzlaşma tarafında da güncel metin önemlidir. 2024'te 7524 sayılı Kanunla Vergi Usul Kanunu'ndaki tarhiyat sonrası uzlaşma, vergi aslını kapsamaktan çıkarılarak cezalarla sınırlanmıştır. Ceza için uzlaşma sağlanamazsa dava, uzlaşmazlık tutanağının tebliğinden itibaren genel hükümlere göre açılır; dava açma süresi bitmiş ya da on beş günden az kalmışsa süre tutanağın tebliğinden itibaren on beş gün olarak uzar (VUK ek m.7).
Her idari yaptırım idari yargıya gitmez. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.27/1, idari para cezasına karşı kararın tebliğ veya tefhiminden itibaren en geç on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvuruyu öngörür ve süresinde başvurulmazsa kararın kesinleşeceğini düzenler. Trafik cezaları bu yoldadır. İmar para cezası gibi özel kanunla idari yargıya bırakılmış yaptırımlarda ise İYUK süreleri işler. Yanlış yargı koluna başvurunun sonucu aşağıda, görev başlığı altında anlatılmıştır.
Tatil günü ve çalışmaya ara verme süreyi kısaltmaz; yalnız son günü ileri taşır
Tatil günleri sürelere dahildir (İYUK m.8/2). Sürenin son günü resmî tatile ya da hafta sonuna rastlarsa süre, tatili izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar. Ara günlerdeki bayram ya da hafta sonu süreyi uzatmaz.
Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri her yıl 20 Temmuz'dan 31 Ağustos'a kadar çalışmaya ara verir (İYUK m.61/1). Ara verme süresince dava açma süresi işlemeye devam eder; kanun yalnız sürenin bu döneme rastlayan sonunu korur: m.8/3'e göre sürenin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa süre, "ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır." Haziran ortasında tebliğ edilen bir işlemin altmış günlük süresi Ağustos'ta dolacaksa son gün Eylül'ün ilk haftasına kayar; Temmuz başında dolacak bir süre ise ara vermeden etkilenmez.
Bu uzatmanın bir istisnası vardır. m.61/1'e göre bölge idare mahkemesinin bulunduğu il merkezi dışında kalan ve yalnız bir idare ya da bir vergi mahkemesi bulunan yerlerdeki mahkemeler çalışmaya ara vermeden yararlanamaz. Bu mahkemeler için çalışmaya ara verme dönemi işlemediğinden, m.8/3'teki yedi günlük uzatmaya dayanılması tartışmaya açıktır; bu yerlerde süre olağan son güne göre hesaplanmalıdır.
Süre kaçırılırsa dava süre aşımından reddedilir; yanlış mahkemeye başvuru tarihi ise korunur
İlk inceleme konuları arasında süre aşımı da sayılır: İYUK m.14/3-e uyarınca dilekçe bu yönden incelenir ve süre aşımı bulunan dava m.15/1-b uyarınca reddedilir. m.14/6, bu hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi hâlinde de davanın her safhasında m.15'in uygulanacağını öngörür. Taraflarca ileri sürülmese de süre aşımı mahkemece kendiliğinden gözetilir; esasa ilişkin savunma vermiş olan idarenin süre itirazında bulunmamış olması sonucu değiştirmez.
Aynı işleme karşı süre aşımından reddedilmiş bir dava yeniden açılamaz; yukarıda anıldığı gibi sonradan yapılan başvurular da süreyi ihya etmez. Zımni retten sonra gelen geç cevabın açtığı kapı ile m.7/4'teki uygulama işlemi yolu, süresi geçmiş bir işlemle karşılaşan ilgilinin incelemesi gereken iki ayrı imkân olarak kalır.
Görevsiz ya da yetkisiz yere açılan dava
Kanun, yanlış mercie başvuran ilgiliyi korur. İdari yargının görevli olduğu bir uyuşmazlık adli yargıda açılır ve görev yönünden reddedilirse, görevsizlik kararının kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli idari yargı yerinde dava açılabilir ve görevsiz yargı merciine başvurma tarihi idari yargıya başvurma tarihi sayılır (İYUK m.9/1). Otuz gün geçmiş olsa bile idari dava açma süresi henüz dolmamışsa o süre içinde dava açılabilir (m.9/2).
İdari yargı içinde görevli ya da yetkili olmayan mahkemeye açılan dava reddedilmez; dosya görevli veya yetkili mahkemeye gönderilir (m.15/1-a). Dilekçenin görevli idari mercie tevdii hâlinde de ilk başvuru tarihi merciine başvurma tarihi sayılır (m.15/2). Dilekçenin şekil eksikleri nedeniyle reddedildiği hâllerde ise otuz gün içinde yenilenme imkânı vardır (m.15/1-d); bu süre kaçırılır ya da aynı yanlışlık tekrarlanırsa dava reddedilir.
Dava açıldıktan sonra yürütmenin durdurulması ve kanun yolu süreleri ayrı işler
Dava açma süresi ile davadan sonraki süreler birbirine karıştırılmamalıdır. Dava açılması işlemin yürütülmesini durdurmaz (İYUK m.27/1); yürütmenin durdurulması talebi hakkında verilen karara karşı tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus itiraz edilebilir (m.27/7). İvedi yargılama ve merkezî sınav davalarında bu kararlara itiraz yolu kapalıdır (m.20/A-2-e, m.20/B-1-d).
İdare ve vergi mahkemesi kararlarına karşı istinaf süresi, kararın tebliğinden itibaren otuz gündür (İYUK m.45/1); istinaf dilekçesinin içeriği ve parasal sınırlar idari istinaf dilekçesi örneği ve bölge idare mahkemesine istinaf sayfalarında anlatılmıştır. Bölge idare mahkemesi kararlarına karşı Danıştay'da temyiz de tebliğden itibaren otuz gün içinde ve yalnız m.46/1'de sayılan dava türlerinde mümkündür; temyiz dilekçesinin yapısı Danıştay temyiz dilekçesi sayfasındadır. İvedi yargılamada istinaf yolu yoktur (m.45/8); nihai karara karşı tebliğden itibaren on beş gün içinde doğrudan temyize gidilir (m.20/A-2-g).
Tebligat geldiği gün tespit edilmesi gereken beş husus
İdari dava süresinde hata çoğunlukla hesaplamada değil, başlangıç noktasının yanlış seçilmesinde ortaya çıkar. Tebligatın alındığı gün aşağıdaki hususların yazılı olarak tespit edilmesi, sonraki tartışmaların büyük kısmını önler:
- Gerçek tebliğ tarihi: Elden tebliğde imza tarihi, e-tebligatta sisteme ulaşma tarihini izleyen beşinci günün sonu, ilanda son ilan tarihinden on beş gün sonrası. Sayım bu tarihi izleyen günden başlar.
- Uygulanacak süre: İşlemin konusu ivedi yargılamaya, merkezî sınava, vergi uyuşmazlığına, kamulaştırmaya ya da başka bir özel kanuna giriyor mu? Tebliğ belgesinde süre ve merci gösterilmiş mi?
- Son gün: Son gün hafta sonuna, resmî tatile ya da 20 Temmuz–31 Ağustos arasına rastlıyor mu? Mahkeme ara vermeden yararlanan bir mahkeme mi?
- Başvuru yapılacaksa tarihi: Üst makama başvuru düşünülüyorsa başvurunun hangi gün yapıldığı ve o güne kadar geçen gün sayısı; ivedi ve sınav davalarında bu başvurunun süreyi durdurmadığı.
- Zımni ret tarihi: İdareye yeni bir işlem için başvurulduysa otuzuncu günün bittiği tarih ve kesin olmayan cevap alındıysa dört aylık bekleme sınırının dolacağı tarih.
Hesapta en erken tarih esas alınır. Aynı işleme hem tebliğden hem öğrenmeden hesaplanabilecek iki süre varsa, daha erken dolan süreye göre dava açmak, sonradan doğabilecek "öğrenme daha önceydi" tartışmasını baştan kapatır.
Sık Sorulan Sorular
İdari dava açma süresi kaç gündür?
Özel kanunda ayrı süre yoksa idare mahkemesinde ve Danıştay'da altmış, vergi mahkemesinde otuz gündür (İYUK m.7/1). İhale ve acele kamulaştırma gibi ivedi yargılamaya tabi işlemlerde süre otuz, Millî Eğitim Bakanlığı ve Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî sınavlarda on gündür. Süre, yazılı bildirimi izleyen günden işlemeye başlar.
Zımni ret süresi hâlâ altmış gün mü?
İdareye yapılan başvuruya cevap verilmemesi hâlinde istek, 14 Temmuz 2021'den beri otuz gün sonunda reddedilmiş sayılır (7331 sayılı Kanunla değişik İYUK m.10/2). Bu tarihten önce yapılmış başvurulara eski süre uygulanır. Zımni retten sonra dava, İYUK m.7'deki dava süresi içinde açılır.
İdareye itiraz dilekçesi vermek dava süresini durdurur mu?
İşlemin geri alınması ya da değiştirilmesi talebiyle dava süresi içinde üst makama, üst makam yoksa işlemi yapan makama yapılan başvuru süreyi durdurur (İYUK m.11). Süre yeniden başladığında başvuruya kadar geçen günler düşülür; süre sıfırlanmaz. İvedi yargılama ve merkezî sınav davalarında bu başvurunun durdurma etkisi yoktur.
E-tebligatta süre hangi gün başlar?
Elektronik tebligat, bildirimin muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır (Tebligat Kanunu m.7/a). Dava açma süresi bu beşinci günü izleyen günden işlemeye başlar. Bildirimin daha önce açılıp okunmuş olması bu tarihi öne çekmez.
Tebliğ edilmeyen bir işleme karşı ne zaman dava açılabilir?
Yazılı bildirim yapılmamışsa Danıştay içtihadı, ilgilinin işlemi bütün unsurlarıyla öğrendiği tarihi sürenin başlangıcı kabul etmektedir. Öğrenme tarihinin ispatı tartışmalı olabildiğinden, işlemin öğrenildiği ilk belge ya da başvuru tarihinden hesaplama yapılması güvenli yoldur.
Adli tatilde dava açma süresi işler mi?
İdari yargıda 20 Temmuz–31 Ağustos arasındaki çalışmaya ara verme döneminde süre işlemeye devam eder. Süre bu dönemde doluyorsa, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır (İYUK m.8/3). Ara vermeden yararlanmayan tek mahkemeli yerlerde bu uzatmaya dayanmak tartışmaya açık olduğundan süre olağan son güne göre hesaplanmalıdır.
Süresi geçmiş bir yönetmelik hükmüne karşı dava açılabilir mi?
Düzenleyici işlemin kendisine karşı süre ilan tarihinden işler ve geçmişse doğrudan dava açılamaz. Bu düzenlemeye dayanan bir işlem ilgiliye uygulandığında, uygulama işlemiyle birlikte düzenleyici işleme de dava süresi içinde dava açılabilir (İYUK m.7/4). İmar ve parselasyon planlarında bu imkân, kesinleşmeden itibaren beş yıllık dış sınırla birlikte değerlendirilir.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.
Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Son Savunma Alınmadan Memurluktan Çıkarılan Personel Maaş Kaybını Geri Alabilir mi?
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 15.12.2025

Sosyal Medyada Yayılan Mahrem Görüntü Gerekçesiyle Memurluktan Çıkarma AYM'ye Göre İhlal mi?
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru, 21.01.2015

Özel Hayat Gerekçesiyle Sözleşme Feshi: Anayasa Mahkemesi Ne Arıyor?
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru, 13.10.2016
Bu konuyla ilgili yazılar

Tam Yargı Davası: İdarenin Hizmet Kusuru ve Kusursuz Sorumluluğu, Başvuru ve Tazminat
16 Ekim 2026, 17 dk okuma

İmar Para Cezası ve Yıkım Kararına İtiraz (3194 m.32, m.42): Mühürleme, Süreler ve İptal Davası
11 Ekim 2026, 20 dk okuma

Memur Disiplin Cezasına İtiraz ve İptal Davası: Savunma Hakkı, Zamanaşımı ve Süreler
8 Ekim 2026, 18 dk okuma

