İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Ahşap kaplı uzun bir koridor; sol duvardaki kafesli pencerelerden gelen ışık zemine desen düşürüyor

Emsal Kararlar Kütüphanesi

Yargıtay, İstinaf ve Anayasa Mahkemesi'nin güncel ve emsal niteliğindeki kararlarını, hukuki incelemelerimizle birlikte bu arşivde bulabilirsiniz.

58 sonuç bulundu Ceza Hukuku kategorisindeFiltreleri temizle
Yargıtay26.03.2026
2025/125 2026/2209

Nitelikli Kasten Öldürmede Haksız Tahrik ve Takdiri İndirim İtirazları Yargıtay'da Nasıl Sonuçlanır?

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, nitelikli kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 82/1-f, 62 ve 53. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezasına hükmedilen sanık hakkındaki kararı, her iki tarafın temyiz sebeplerini de reddederek onadı. Sanık müdafii öldürme kastının bulunmadığını ve haksız tahrik koşullarının oluştuğunu; katılan kurum vekili ise sanığın eşe karşı nitelikli kasten öldürme suçundan cezalandırılması ve takdiri indirimin uygulanmaması gerektiğini ileri sürmüştü. Daire, yargılama işlemlerinin usul ve kanuna uygun yapıldığını, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin gerekçeli kararda açıkça gösterildiğini, alınan raporların hüküm kurmaya elverişli olduğunu, eylemin kasten gerçekleştirildiğinin saptandığını ve maktulden sanığa yönelen haksız tahrik oluşturabilecek nitelikte söz veya davranış bulunmadığını belirtti. Takdiri indirimin ise mahkemenin takdir yetkisi kapsamında yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulandığını kabul etti. Temyiz incelemesi 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesiyle sınırlı yapılmış ve hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir. Karar, sanık yönünden ALEYHE (müebbet hapis kesinleşmiştir), katılan kurumun ağırlaştırma talepleri yönünden de olumsuz sonuçlanmıştır; takdiri indirimin uygulanması sanık lehine korunmuştur. Karar 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay26.03.2026
2025/6922 2026/2211

Öldürmeye Teşebbüs Suçlaması Silahla Tehdide Dönüşür mü? Bozma Sonrası Yeni Hüküm

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, daha önce kasten öldürmeye teşebbüs suçundan mahkûm edilen sanık hakkında kendi bozma kararı üzerine yeniden kurulan silahla tehdit hükmünü onadı. Daire 20.01.2025 tarihli ilk kararında, sanığın eyleminin silahla tehdit suçunu oluşturduğunu gözetmeden kasten öldürmeye teşebbüsten hüküm kurulmasını suç vasfında hata olarak nitelendirip bozmuş ve dosyayı ilk derece mahkemesine göndermişti. İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesi bozmaya uyarak sanığı 5237 sayılı Kanun'un 106/2-a maddesi uyarınca 4 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırmış, takdiri indirim uygulamamış ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar vermiş; dosya 5271 sayılı Kanun'un 307/3. maddesi uyarınca doğrudan Yargıtay'a gönderilmiştir. Sanık müdafiinin suçun işlenmediği, delillerin hatalı değerlendirildiği, fazla ceza verildiği, takdiri indirim uygulanması gerektiği ve tekerrür koşullarının oluşmadığı yönündeki itirazları reddedildi: Daire, cezanın gerekçesi gösterilerek eylemle orantılı belirlendiğini, takdiri indirimin yeterli gerekçeyle uygulanmadığını ve tekerrür hükümlerinin isabetli uygulandığını belirtti. Karar, ilk bozmayla ceza türünü hafifleten sanık yönünden bu aşamada ALEYHEDİR: silahla tehdit mahkûmiyeti ve mükerrir infaz rejimi kesinleşmiştir. Karar 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay26.03.2026
2025/1341 2026/2205

Öldürmeye Teşebbüste Adli Tıp Raporu Ne Zaman Hüküm Kurmaya Elverişli Sayılır?

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, katılanı ele geçirilemeyen kesici-delici aletle boyun, göğüs ve karın bölgesinden hayati tehlike geçirecek şekilde yaralayan sanığın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29, 62 ve 53. maddeleri uyarınca aldığı 7 yıl 6 ay hapis cezasını onadı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Tebliğname'de bozma görüşü bildirmişti; Daire bu görüşe katılmadı ve Adli Tıp Kurumu'nun 22.06.2022 tarihli raporunun, yaralanmaların yerini ve hayati tehlikeyi açıkça gösterdiği için suç niteliğinin ve yaptırımın belirlenmesi bakımından hüküm kurmaya elverişli olduğunu belirtti. Sanık müdafiinin eksik inceleme, suç vasfı ve öldürme kastının bulunmadığı yönündeki temyiz sebepleri reddedildi: eylemin sanık tarafından işlendiği saptanmış, suç vasfı doğru belirlenmiş, katılandan sanığa yönelen haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve boyutu gözetilerek belirlenen indirim oranı isabetli bulunmuş, takdiri indirim ise mahkemenin gerekçeli takdiri kapsamında kabul edilmiştir. Karar sanık ALEYHİNEDİR: mahkûmiyet kesinleşmiştir; ancak haksız tahrik ve takdiri indirim uygulaması korunmuştur. Karar 26.03.2026 tarihinde, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay26.03.2026
2025/2278 2026/2208

Yalnız Sanık İstinafa Gitmişse Suç Vasfı Ağırlaştırılabilir mi? Kazanılmış Hak ve İnfaz Süresi

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, iki ayrı katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından verilen 9 yıl ve 10 yıl hapis cezalarına ilişkin hükümleri onadı. İkinci katılan yönünden bölge adliye mahkemesi, yalnızca sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine duruşmalı inceleme yapmış, eylemi 5237 sayılı Kanun'un 82/1-e maddesindeki nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs olarak vasıflandırıp 14 yıl hapis cezası belirlemiş; ancak 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesindeki kazanılmış hak kuralı gereği cezanın 10 yıl hapis cezası olarak infazına karar vermişti. Daire, yargılama işlemlerinin usul ve kanuna uygun yapıldığını, raporların hüküm kurmaya elverişli olduğunu, eylemin doğrudan kastla gerçekleştirildiğini, suç vasıflarının doğru belirlendiğini, hata hükümlerinin koşullarının oluşmadığını, teşebbüs cezasının alt ve üst sınırlar arasında isabetli belirlendiğini ve takdiri indirimin gerekçeli olarak uygulanmamasında hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek sanık müdafiinin tüm temyiz sebeplerini reddetti; ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre gözetilerek tahliye talebi de reddedildi. Karar sanık ALEYHİNEDİR: mahkûmiyetler kesinleşmiştir. Kararın ilkesel değeri, yalnız sanığın kanun yoluna başvurduğu dosyada suç vasfı ağırlaştırılsa bile infaz edilecek cezanın ilk derece cezasını aşamayacağını teyit etmesidir. Karar 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay26.03.2026
2025/8331 2026/2214

Aile Bireyine Karşı Yaralamada "Tasarlayarak Öldürmeye Teşebbüs" İddiası Neden Kabul Edilmedi?

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, kendi bozma kararı üzerine kasten yaralama suçundan yeniden kurulan hükmü onadı. Daire 03.10.2024 tarihli ilk kararında, sanığın kasten yaralama suçundan cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle önceki mahkûmiyet hükmünü bozmuş ve dosyayı ilk derece mahkemesine göndermişti. Bozmaya uyan İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığı aile bireyine karşı kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 86/3-a ve 29. maddeleri uyarınca haksız tahrik indirimiyle 4 ay 15 gün hapis cezasına mahkûm etmiş ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar vermiştir. Katılan kurum vekili eylemin tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs olduğunu, haksız tahrik koşullarının oluşmadığını ve cezanın eksik belirlendiğini; sanık müdafii ise suç kastı bulunmadığını ve beraat gerektiğini ileri sürmüştür. Daire, eylemin yaralama kastıyla gerçekleştirildiğinin saptandığını, suç vasfının doğru belirlendiğini, cezanın eylemle orantılı olduğunu ve katılandan kaynaklanan haksız tahrik oluşturan davranışların boyutuna göre uygulanan indirimin isabetli olduğunu belirterek her iki tarafın temyiz sebeplerini de reddetti. Karar, öldürmeye teşebbüs iddiasının reddi yönünden sanık LEHİNE, mahkûmiyetin ve mükerrir infaz rejiminin kesinleşmesi yönünden sanık ALEYHİNE sonuç doğurmuştur. Karar 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay25.03.2026
2024/340 2026/177

Ceza Genel Kurulu Bozmasına Uyularak Verilen Hüküm "Direnme" Sayılır mı? Dosya Hangi Daireye Gider?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, çocuğun basit cinsel istismarı suçundan yürütülen ve sekiz yıldır kanun yolları arasında dolaşan bir dosyada, esasa girmeden bir ön sorunu karara bağladı: Ceza Genel Kurulunun bozma ilamına uyularak bölge adliye mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmü direnme kararı mıdır, yoksa yeni hüküm müdür? Dosyada ilk derece mahkemesi 10 yıl hapis cezasına hükmetmiş, bölge adliye mahkemesi cezayı 6 yıl 8 aya düzeltmiş, Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi delil yetersizliği gerekçesiyle bozmuş, bölge adliye mahkemesi direnmiş, Ceza Genel Kurulu 18.01.2023 tarihinde direnme kararını "bozma sonrası 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesine göre yeniden hüküm kurulması gerekirken düzelterek esastan ret kararı verilmesi" nedeniyle bozmuştu. Bölge adliye mahkemesi bu bozmaya uyarak 6 yıl 8 ay hapis cezasıyla yeni hüküm kurmuş, 9. Ceza Dairesi dosyayı direnme sayarak Genel Kurula göndermişti. Genel Kurul, 5271 sayılı Kanun'un 307/4. maddesindeki "Ceza Genel Kurulu kararlarına karşı direnilemez" hükmü karşısında uymaya dayalı bu hükmün direnme olarak nitelendirilemeyeceğini, yeni hüküm olduğunu ve önce Özel Dairece temyiz incelemesinden geçmesi gerektiğini belirterek dosyayı 9. Ceza Dairesine gönderdi; asıl uyuşmazlık olan sübut sorunu değerlendirilmedi. Karar usule ilişkindir; sanık yönünden sonucu, hükmün Özel Dairece hukuka uygunluk yönünden yeniden incelenecek olmasıdır. Karar 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay22.04.2026

Zorunlu Müdafi Olmadan Yapılan Yargılama Bozma Sebebi midir?

Ceza Genel Kurulu, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçta sanığa zorunlu müdafi atanmadan ve sorgusu müdafi hazır bulunmaksızın yapılarak hüküm kurulmasının, CMK m.289 anlamında mutlak hukuka aykırılık oluşturduğuna karar vermiştir. Kurula göre CMK m.150 uyarınca görevlendirme zorunluluğu ile CMK m.188'deki hazır bulunma şartı birbirini tamamlar; hazır bulundurmak, öncelikle görevlendirilmiş bir müdafiin varlığını gerektirir. Bu nedenle bölge adliye mahkemesinin CMK m.280 kapsamındaki yetkisine dayanarak hükmü bozmasında hukuka aykırılık yoktur ve Özel Dairenin aksi yöndeki bozması kaldırılmıştır. Kurul ayrıca 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun ile bozma sebeplerinin genişletilmiş olmasının, daha önce verilen hükümlere uygulanamayacağını belirtmiştir. İkinci uyuşmazlıkta ise konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükmün ceza miktarı itibarıyla kesin nitelikte olduğu, suç vasfına yönelik bir tartışma ve aleyhe başvuru bulunmadığından temyizen incelenemeyeceği kabul edilmiştir. Karar savunma hakkı güvencesi yönünden sanık lehine, temyiz istemi yönünden ise aleyhedir; oy çokluğuyla verilmiş, üç üye Özel Daire bozmasının isabetli olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. Karar, kanun yolu dilekçesi hazırlanırken her hüküm için ceza miktarına göre ayrı bir yol belirlenmesi gerektiğini de somut biçimde göstermektedir.

Kararı İncele
Yargıtay02.03.2026

Kuruma Yönelik Hakarette Kurum Davaya Katılan Olabilir mi?

Karar, ceza yargılamasında sık karşılaşılan iki usul sorusunu birlikte cevaplıyor: bir kamu kurumu hakaret suçundan davaya katılabilir mi ve hangi hükümler temyiz edilebilir? Sanık hakkında hakaret ile kamu malına zarar verme suçlarından yargılama yapılmış, ilk derece mahkemesi hakaret suçundan mahkûmiyet kurmuş, bölge adliye mahkemesi düzelterek istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Hem sanık müdafii hem de katılan sıfatıyla hareket eden bakanlık vekili kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükmün kesin nitelikte olduğunu ve temyiz incelemesine tabi bulunmadığını saptamıştır. Hakaret suçu yönünden ise belirleyici tespit şudur: bu suçun mağduru ancak gerçek kişi olabilir; bakanlık somut olayda suçtan doğrudan zarar görmediği için katılan sıfatını alamaz. Bu nedenle katılan vekilinin temyiz istemi reddedilmiştir. Sanık müdafiinin temyiz istemi ise esastan incelenmiş, delil değerlendirmesinde ve nitelendirmede hukuka aykırılık görülmediğinden hüküm ONANMIŞTIR. Karar sanık bakımından ALEYHE, mahkûmiyet kesinleşmiştir; kurumun katılma talebi yönünden ise kurum aleyhinedir. Pratik değeri, katılma sıfatının kanun yoluna başvurmanın ön şartı olduğunu göstermesidir.

Kararı İncele
Yargıtay09.03.2026

Yaralama mı Öldürmeye Teşebbüs mü? Yargıtay Suç Vasfını Neye Göre Belirliyor?

Aynı olayda ilk derece mahkemesi eylemi neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama sayarak 9 yıl hapis cezası vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise bu hükmü kaldırarak eylemi nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirmiş ve cezayı 18 yıla çıkarmıştır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanık müdafiinin temyiz istemini esastan reddederek hükmü oy birliğiyle onamıştır; karar bu yönüyle sanık aleyhinedir. Daire, suç vasfının belirlenmesinde kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişliliğini, darbe yerleri ve sayısını, hedef alınan vücut bölgelerini, yaralanmanın ağırlığını, failin tutum ve sözlerini ve engel nedenin varlığını birlikte değerlendirmiştir. Katılanı bayılttıktan sonra kulağını kesip yüzüne fırlatma ve baygın hâldeki kişiyi motosikletle yaklaşık 30-40 metre sürükleme biçimindeki hareketler, ölümü meydana getirme bakımından zorunlu olmayan vahşice hareketler kabul edilmiştir. Gönüllü vazgeçme koşullarının oluşmadığı, katılandan sanığa yönelen haksız söz veya davranış bulunmadığı için haksız tahrik indiriminin uygulanamayacağı da belirtilmiştir. Karar ayrıca aynı dosyadaki hakaret hükmünün kesin nitelikte olması nedeniyle temyiz incelemesine tabi olmadığını, dolayısıyla tek dosyada iki hükmün farklı kanun yollarına tabi olabileceğini göstermektedir.

Kararı İncele
Yargıtay10.03.2026

Kasten Öldürmede “Canavarca His” Nitelikli Hâli Hangi Delille Kabul Edilir?

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, nitelikli kasten öldürme suçundan 24 yıl hapis cezasına mahkûm edilen sanığın canavarca hisle öldürme nitelikli hâlinden cezalandırılmasını ve haksız tahrik hükmünün uygulanmamasını istemiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi bu istemi karşılamamıştır. Daireye göre canavarca hisle öldürme, sırf öldürmüş olmak için ya da ölenin acı çekmesinden zevk duymak için öldürmeyi; eziyet çektirerek öldürme ise öldürme kastının yanında işkence veya eziyet çektirme kastını içeren, ölümü meydana getirmek bakımından zorunlu olmayan ve ölüme takaddüm eden vahşice hareketleri ifade eder. Dosyada sanığın bu saiklerle hareket ettiğini kabule yeterli, her türlü kuşkudan uzak ve kesin kanıt bulunmadığı saptanmıştır. Haksız tahrik yönünden belirlenen indirim oranı, maktulden sanığa yönelen eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut karşısında isabetli görülmüş; takdiri indirimin uygulanmaması da mahkemenin takdir yetkisi içinde, yasal ve yeterli gerekçeye dayandığı için hukuka uygun bulunmuştur. Sonuç sanık açısından lehedir: aleyhe ve lehe temyiz sebeplerinin tümü reddedilerek hüküm oy birliğiyle onanmış, tahliye talepleri ise ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak reddedilmiştir.

Kararı İncele