İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Ahşap kaplı uzun bir koridor; sol duvardaki kafesli pencerelerden gelen ışık zemine desen düşürüyor

Emsal Kararlar Kütüphanesi

Yargıtay, İstinaf ve Anayasa Mahkemesi'nin güncel ve emsal niteliğindeki kararlarını, hukuki incelemelerimizle birlikte bu arşivde bulabilirsiniz.

58 sonuç bulundu Ceza Hukuku kategorisindeFiltreleri temizle
Yargıtay24.03.2026

Tazminat Talebinin Bir Kısmı Karara Bağlanmazsa Ne Olur?

Bu karar, haksız gözaltı nedeniyle açılan koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında verilmiş ve DAVACI LEHİNE bozma ile sonuçlanmıştır. Kararın ayırt edici yanı, tazminat talebinin tek bir hukuki sebebe indirgenemeyeceğini göstermesidir. Davacı hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, hükümeti ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından soruşturma yürütülmüş, davacı 11 Ağustos 2016 ile 22 Ağustos 2016 tarihleri arasında 11 gün gözaltında kalmış, soruşturma 2019 yılında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla kapanmıştır. Davacı dava dilekçesinde CMK m.141 hükmünün birinci fıkrasının (a), (d) ve (e) bentlerine birlikte dayanmasına rağmen yerel mahkeme davayı yalnızca (e) bendi kapsamında incelemiş, diğer taleplere ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar vermemiştir. İlk derece mahkemesi 477,02 TL maddi ve 600,00 TL manevi tazminata hükmetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi manevi tazminatı 1.000,00 TL'ye yükseltmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, hem karşılanmayan talepler yönünden eksik inceleme yapıldığı hem de hükmedilen manevi tazminatın ölçütlere uymayacak kadar düşük olduğu gerekçesiyle kararı, Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle bozmuştur.

Kararı İncele
Yargıtay24.03.2026

Kovuşturmaya Yer Olmadığında Manevi Tazminat Neye Göre Belirlenir?

Bu karar, hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen bir kişinin açtığı koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında verilmiş ve DAVACI LEHİNE bozma ile sonuçlanmıştır. Davacı, dört ayrı devletin güvenliğine karşı suç isnadıyla 2 Ağustos 2016 ile 13 Ekim 2016 tarihleri arasında toplam 72 gün gözaltında ve tutuklu kalmış, soruşturma 2019 yılında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla kapanmıştır. İlk derece mahkemesi 250.000,00 TL'lik manevi tazminat talebini kısmen kabul ederek 20.000,00 TL'ye hükmetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise bu tutarı 7.500,00 TL'ye indirmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, indirilen tutarın manevi tazminatta aranan ölçütlere uymadığı gerekçesiyle kararı oy birliğiyle bozmuştur. Daire, manevi tazminatın nesnel bir ölçütü bulunmamakla birlikte davacının sosyal ve ekonomik durumu, isnat edilen suçun niteliği, tutuklanmaya yol açan olayın cereyan tarzı, özgürlükten yoksun kalınan süre ve tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faiziyle birlikte elde edilecek parasal değerin birlikte gözetilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Karar ayrıca pratikte sıkça gözden kaçan bir usul sonucunu göstermektedir: aynı hüküm davalı idare bakımından kesin nitelikteyken, davacı bakımından temyiz yolu açık kalabilmektedir.

Kararı İncele
Yargıtay24.03.2026

Beraat Eden Kamu Görevlisi Maddi Tazminat Alabilir mi?

Karar, haksız gözaltı ve tutuklama nedeniyle açılan tazminat davasında iki ayrı soruyu ayırıyor: maddi zarar gerçekten doğmuş mudur ve manevi tazminat miktarı yeterli midir? Davacı, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 21.07.2016 - 30.09.2016 tarihleri arasında toplam 71 gün gözaltında ve tutuklu kalmış, yargılama beraatle sonuçlanmış ve karar kesinleşmiştir. Kamu görevlisi olan davacı aynı gün görevden uzaklaştırılmış, beraat sonrasında göreve iade edilmiş ve parasal hakları kendisine ödenmiştir. İlk derece mahkemesi maddi tazminat talebini bu nedenle reddetmiş, manevi tazminata hükmetmiştir. Bölge adliye mahkemesinin manevi tazminatı indirmesi Daire tarafından bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılamada 71 gün için 37.000,00 TL manevi tazminata karar verilmiştir. Davacı, miktarın hâlâ düşük olduğu ve maddi tazminata da hükmedilmesi gerektiği iddiasıyla temyiz etmiş; Yargıtay 12. Ceza Dairesi bu kez hükmü ONAMIŞTIR. Yani karar, sonucu itibarıyla davacının temyiz istemi bakımından ALEYHEDİR; bununla birlikte bozma üzerine belirlenen tazminat davacı lehine kesinleşmiştir. Kararın pratik değeri, koruma tedbiri tazminatında maddi zararın varsayımla değil fiilî gelir kaybıyla ortaya konması gerektiğini ve bozmadan sonra ölçütlere uygun biçimde belirlenen manevi tazminatın temyiz denetiminde korunduğunu göstermesidir.

Kararı İncele
Yargıtay25.03.2026
2022/7309 2026/2911

İki Suçtan Tutuklanıp Birinden Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı Alan Kişi Tazminat Alabilir mi?

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından 22.07.2016 tarihinde tutuklanan davacının koruma tedbirleri nedeniyle açtığı tazminat davasının reddine ilişkin hükmü onadı. Davacı hakkında ilk suçtan ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, ancak silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan davada 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm edilmiş ve bu karar Yargıtay 16. Ceza Dairesince düzeltilerek onanarak kesinleşmişti. Daire, davacının tutuklandığı suçlardan birinden mahkûm olduğunu ve mahkûmiyeti aşan bir tutukluluk süresinin bulunmadığını UYAP üzerinden saptayarak tazminat koşullarının oluşmadığına hükmetti. İlk derece mahkemesi davayı ceza yargılamasının henüz kesinleşmediği ve tutukluluğun sürdüğü gerekçesiyle reddetmişti; Daire, davaların süratle sonuçlandırılmasını öngören Anayasa'nın 141. maddesi uyarınca sonucun kesinleşmiş mahkûmiyete göre değerlendirilmesi gerektiğini belirterek ret kararını sonucu itibarıyla doğru buldu. Karar davacı ALEYHİNEDİR: aynı tutuklama birden fazla suça dayanıyorsa, suçlardan birinden kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi tek başına tazminat hakkı doğurmaz; belirleyici olan, tutukluluğun mahkûmiyetle karşılanıp karşılanmadığıdır. Karar 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay25.03.2026

Beraatle Biten Tutuklulukta Tazminat Nasıl Hesaplanır? (Yargıtay 12. CD Bozma)

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, devletin güvenliğine karşı suçlar ve silahlı terör örgütü isnadıyla 342 gün gözaltında ve tutuklu kaldıktan sonra beraat eden ve bu arada kamu görevinden ihraç edilen davacının koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasını inceledi. Derece mahkemeleri 12.646,90 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminata hükmetmiş, istinaf başvurularını esastan reddetmişti. Karar davacı lehinedir: Daire, maddi tazminatın ihracı izleyen ayın on beşinden başlatılmasının ancak ihraç ayına ait maaşın fiilen ödenip ödenmediği araştırılarak yapılabileceğini, bu araştırma yapılmadan hüküm kurulmasının eksik inceleme olduğunu belirtti. Manevi tazminat bakımından ise davacının sosyal ve ekonomik durumu, isnat edilen suçun niteliği, tutuklanmaya yol açan olayın cereyan tarzı, tutukluluk süresi ve davanın kesinleşmesine kadar faiziyle elde edilecek parasal değer ölçütlerini sayarak 30.000 TL tutarını bu ölçütlere uymayacak biçimde eksik buldu. Bölge adliye mahkemesi kararı, tebliğnamedeki onama görüşüne aykırı olarak oybirliğiyle bozuldu. Karar, ihraç edilen kamu görevlilerinin tazminat hesabında maaş ödeme tarihinin belgeyle saptanması gerektiğini ve uzun tutukluluklarda sembolik manevi tazminatın bozma sebebi olduğunu gösteriyor.

Kararı İncele
Yargıtay13.03.2026
2024/5595 2026/1974

Denetimli Serbestlikten Yararlanırken Yeni Ceza Gelen Hükümlü İkinci Kez Yararlanabilir mi?

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, denetimli serbestlik altında cezasını infaz ederken yeni bir mahkûmiyeti kesinleşen ve cezaları 2 yıl 8 ay olarak içtima edildikten sonra yeniden kapalı kuruma alınan hükümlünün durumuna ilişkin kanun yararına bozma istemini reddetti. Daire dört ilke ortaya koydu: (1) Kanunda denetimli serbestlikten yalnızca bir kez yararlanılabileceğine dair kısıtlayıcı hüküm yoktur; koşullu salıverildikten sonra gelen yeni cezalar için 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesindeki koşullar oluştuğunda hükümlü yeniden yararlanabilir. (2) Koşullu salıverilme tarihinden önce kesinleşen cezalar ise önce toplanır; yeni koşullu salıverilme tarihine göre 105/A koşulları değerlendirilirken daha önce denetimli serbestlikte geçirilen süre (bu dosyada 238 gün) 1 yıllık süreden düşülerek kalan süre belirlenir. (3) Suç tarihleri 30.03.2020'den sonra olduğundan geçici 6. maddedeki 3 yıllık süre uygulanmaz. (4) 7456 sayılı Kanun'la eklenen geçici 10. maddenin altıncı fıkrasındaki "üç yıl erken yararlanma" imkânı, yalnızca 31.07.2023 tarihinde kapalı kurumda veya geçici 9/6 kapsamında açık kurumda bulunan hükümlülere tanınmıştır; o tarihte denetimli serbestlikte olan hükümlü kapsam dışıdır ve düzenleme yorumla genişletilemez. Karar hükümlü ALEYHİNEDİR: itiraz merciinin denetimli serbestlik talebini reddeden kararı yerinde bulunmuştur. Karar 13.03.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay14.01.2026
2022/5956 2026/577

Farklı Tarihlerde Patlayıcı Bulundurma Eylemleri Tek Suç mu Sayılır? TCK 174 ve Terör Artırımı

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2014 yılında molotof kokteyli ve yapım malzemeleri üzerinde parmak izi tespit edilen ve 2015 yılında silahlı terör örgütünün talimatıyla sokaklara mayın döşediği saptanan sanık hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma veya el değiştirme suçundan kurulan hükmü, tek bir ibare düzeltmesiyle onadı. Bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesinin iki ayrı suçtan verdiği cezaları kaldırıp eylemleri tek suç sayarak 5237 sayılı Kanun'un 174/1 ve 174/2. maddeleri ile 3713 sayılı Kanun'un 3 ve 5/2. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 240 TL adli para cezasına hükmetmiş, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar vermişti. Daire, sanık müdafiinin delil yetersizliği ve Cumhuriyet savcısının "iki ayrı suç" yönündeki temyiz sebeplerini reddederek, suçun temadi etmesi nedeniyle eylemlerin tek suç oluşturduğu kabulünde isabetsizlik görmedi ve Tebliğname'deki bozma görüşüne katılmadı. Tek hukuka aykırılık, taksitlendirilen adli para cezasının ödenmemesi hâlinde "hapse çevrileceği ihtarı" yerine 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesine atıf yapılmasıydı; bu ibare 5237 sayılı Kanun'un 52/4. maddesine uygun biçimde düzeltildi. Karar, "ayrı ayrı cezalandırma" talebinin reddi yönünden sanık LEHİNE, mahkûmiyetin ve terör artırımının kesinleşmesi yönünden ALEYHE sonuç doğurmuştur. Karar 14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay14.01.2026
2024/25019 2026/585

El Bombası Bulundurmada Ceza Neden Alt Sınırdan Verilmez? TCK 174 ve Orantılılık İlkesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Cumhuriyet savcısının hazır bulunduğu yer gösterme işlemi sırasında iki adet el bombası ele geçirilen sanık hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 174/1, 174/2, 62, 52 ve 53. maddeleri uyarınca verilen 6 yıl 8 ay hapis ve 160 TL adli para cezasını onadı. Kimya ekspertiz raporuna göre bombalar askerî amaçlarla fabrikasyon üretilmiş, RDX-TNT ve amonyum nitrat içeren, tapa grubu takılı, sağlam ve kullanıma hazır savunma tipi el bombalarıydı. Sanık müdafii suçun unsurlarının oluşmadığını, delillerin hukuka aykırı elde edildiğini, savunma ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, 5237 sayılı Kanun'un 221. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğini ve cezanın orantısız olduğunu ileri sürmüştü. Daire, sanık savunmaları, tanık beyanları, kolluk tutanakları ve uzmanlık raporu karşısında eylemin sabit olduğunu; 5237 sayılı Kanun'un 61/1. maddesindeki ölçütler ve 3/1. maddesindeki orantılılık ilkesi gözetildiğinde temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığını, delillerin hukuka uygun elde edildiğini ve savunma hakkının ihlal edilmediğini belirterek tüm temyiz sebeplerini reddetti. Duruşmalı inceleme talebi de takdiren reddedilmiştir. Karar sanık ALEYHİNEDİR. Karar 14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay20.01.2026
2024/4972 2026/893

Telefon Konumu ve Hassas Terazi Uyuşturucu Ticaretini Nasıl İspatlar? Kullanım Sınırı Savunması

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, yol kontrolünde durdurulan aracın sürücüsünün çelişkili beyanları üzerine cep telefonunda görülen açık konum bilgisiyle ulaşılan ikinci araçta yüklü miktarda uyuşturucu madde ve hassas terazi ele geçirilmesi olayında üç sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan kurulan hükümleri onadı. Sanıklardan ikisi 5237 sayılı Kanun'un 188/3 ve 188/5. maddeleri uyarınca 15'er yıl hapis ve 30.000 TL adli para cezasına mahkûm edilmiş ve cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmişti. Sanıklar delil yetersizliği, aramanın hukuka aykırılığı, ele geçen maddelerin kullanım sınırında olduğu, etkin pişmanlık ve takdiri indirim uygulanması gerektiği ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde temyiz sebepleri ileri sürmüştü. Daire, olayın intikal şekli, olay tutanağı, uzmanlık raporu, araçta hassas terazi bulunması ve sanıkların nakil sırasında birbirleriyle mesajlaşıp konum paylaştıklarının telefon incelemesiyle tespit edilmesi karşısında, ele geçen madde miktarı da gözetildiğinde sanıkların kullanım amacı dışında nakil suretiyle ticaret suçunu işlediklerinin sabit olduğunu belirtti; aramaların usulüne uygun yapıldığını kabul etti. Daire ayrıca madde miktarına göre cezanın alt sınır aşılarak belirlenmesi gerektiğini, ancak aleyhe temyiz bulunmadığından bunun bozma sebebi yapılmadığını vurguladı. Tahliye talepleri reddedildi. Karar sanıklar ALEYHİNEDİR. Karar 20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay20.01.2026
2022/5774 2026/801

Birden Fazla Kişiye Ruhsatsız Silah Satmak Zincirleme Suç mu, Tek Suç mu?

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, iş yerinde ruhsatsız silah ve mermi ticareti yaptığı iletişimin tespiti kayıtları, fiziki takip, arama tutanakları ve kriminal raporlarla saptanan sanık hakkında 6136 sayılı Kanun'un 12/1. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca verilen 6 yıl 3 ay hapis ve 12.500 TL adli para cezasını, zincirleme suç artırımı yönünden bozdu. Daire, sanığın suçu işlediğine ilişkin kabulde isabetsizlik görmedi; tape kayıtları, farklı tarihlerdeki iki fiziki takipte alıcıların üzerinde ele geçirilen tabancalar, alıcıların "silahı sanıktan aldık" beyanları ve sanığın telefonundaki silah görüntüleri delil olarak yeterli bulundu. Ancak 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçunun temadi eden suçlardan olduğunu; aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, hukuki veya fiilî kesinti oluşana kadar gerçekleştirilen eylemlerin tek suç oluşturduğunu belirterek, farklı tarihlerdeki satışlar nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca ceza artırımı yapılmasını hukuka aykırı buldu. Karar oy çokluğuyla verilmiş; karşı oyda, 43/1. maddeye eklenen "mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır" cümlesi ve Dairenin uyuşturucu ticaretindeki uygulaması gerekçe gösterilerek zincirleme suç artırımının yerinde olduğu savunulmuştur. Karar sanık LEHİNEDİR: ceza artırımı kaldırılmak üzere bozulmuştur. Karar 20.01.2026 tarihlidir.

Kararı İncele