İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Ahşap kaplı uzun bir koridor; sol duvardaki kafesli pencerelerden gelen ışık zemine desen düşürüyor

Emsal Kararlar Kütüphanesi

Yargıtay, İstinaf ve Anayasa Mahkemesi'nin güncel ve emsal niteliğindeki kararlarını, hukuki incelemelerimizle birlikte bu arşivde bulabilirsiniz.

58 sonuç bulundu Ceza Hukuku kategorisindeFiltreleri temizle
Yargıtay30.03.2026
2022/7546 2026/3047

8 Günlük Haksız Gözaltı İçin 800 TL Manevi Tazminat Yeterli mi? Yargıtay'ın Miktar Ölçütleri

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, terör örgütüne üye olma suçlamasıyla 23.11.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 8 gün gözaltında kalan ve yargılama sonunda beraat eden davacıya koruma tedbirleri nedeniyle 800 TL manevi tazminat ödenmesine ilişkin hükmü, tazminatın eksik belirlenmesi nedeniyle bozdu. Davacı 2.000 TL maddi ve 1.000.000 TL manevi tazminat talep etmiş; ilk derece mahkemesi maddi tazminatı reddedip 800 TL manevi tazminata hükmetmiş, bölge adliye mahkemesi maddi tazminatı 345,52 TL olarak belirleyerek istinaf başvurularını düzelterek esastan reddetmişti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı onama görüşü bildirmişti. Daire, davanın 5271 sayılı Kanun'un 142. maddesindeki süre içinde açıldığını ve tazminat şartlarının oluştuğunu kabul ederek davacı vekilinin gözaltı masrafları ve vekâlet ücretine ilişkin sair temyiz sebeplerini reddetti; ancak manevi tazminat miktarını hukuka aykırı buldu. Gerekçeye göre nesnel bir ölçüt bulunmamakla birlikte manevi tazminat; davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faiziyle birlikte elde edilecek parasal değer dikkate alınarak hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak belirlenmelidir; 800 TL bu ölçütlere uymayacak ölçüde eksiktir. Hüküm Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle bozuldu. Karar davacı LEHİNEDİR. Karar 30.03.2026 tarihlidir.

Kararı İncele
Yargıtay25.03.2026
2026/1243 2026/2198

İstinaf Beraat Kararını Mahkûmiyete Çevirebilir mi? İkinci Kez Mükerrirde Ceza Nasıl İnfaz Edilir?

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin kasten yaralama suçundan verdiği beraat kararının bölge adliye mahkemesince duruşmalı inceleme sonucunda kaldırılarak sanığın 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin hükmü, tek bir düzeltmeyle onadı. Daire, eylemin mağdurun aşamalardaki beyanları ve raporla saptandığını, zincirleme suç ve ağırlaştırıcı nedenlerin koşullarının oluşmadığını, takdiri indirimin yasal ve yeterli gerekçeyle uygulandığını ve cezanın eylemle orantılı olduğunu belirterek hem sanığın hem de katılan kurum vekilinin temyiz sebeplerini reddetti. Buna karşılık, hükümden sonra 04.06.2025'te yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle 5275 sayılı Kanun'un 108/3. maddesinde yapılan değişikliği gözeterek, ikinci kez mükerrir sanık hakkında "koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına" ilişkin ibareyi hüküm fıkrasından çıkardı. Karar, esas yönünden sanık ALEYHİNE (mahkûmiyet onandı), infaz rejimi yönünden sanık LEHİNE sonuç doğurmuştur: ikinci kez mükerrir hükümlü artık koşullu salıverilme hakkından tümüyle yoksun bırakılmamaktadır. Katılan kurumun üst sınırdan ceza ve zincirleme suç talepleri de reddedilmiştir; Daire, cezanın eylemle orantılı ve takdiri indirimin gerekçeli olduğunu vurgulamıştır. Karar 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay25.03.2026
2025/263 2026/2197

İkinci Kez Mükerrir Hükümlü Koşullu Salıverilmeden Yararlanabilir mi? (7550 Sonrası)

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan verilen hapis cezasının "ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre" çektirilmesine ve koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin hüküm fıkrasını, hükümden sonra yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un getirdiği değişiklik nedeniyle düzelterek onadı. 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7550 sayılı Kanun'un 14. maddesi, 5275 sayılı Kanun'un 108/3. maddesindeki "hükümlü koşullu salıverilmez" ibaresini "birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır" şeklinde değiştirmişti. Daire, sanık lehine olan bu değişikliğin gözetilmesinin yasal zorunluluk olduğunu belirterek "koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına" ibaresini hüküm fıkrasından çıkardı; suç vasfı, kast ve delil değerlendirmesine yönelik temyiz sebeplerini ise yerinde görmedi. Ayrıca sanığın eşi sıfatıyla mağdurun sanık lehine yaptığı temyiz istemi, 5271 sayılı Kanun'un 262/1. maddesi gereği hak ve yetki yokluğundan reddedildi. Karar, infaz rejimi yönünden hükümlü LEHİNE sonuç doğurmuştur: ikinci kez mükerrir olan hükümlü, artık koşullu salıverilmeden tamamen yoksun bırakılmamaktadır. Karar 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiş; suç vasfına ilişkin itirazlar reddedilerek hüküm düzeltilerek onanmıştır.

Kararı İncele
Yargıtay25.03.2026
2024/1801 2026/4992

Temyizde İleri Sürülmese de Yargıtay Lehe İnfaz Değişikliğini Kendiliğinden Gözetir mi?

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçundan mahkûm edilen ve ikinci defa mükerrir sayılan sanık hakkında "cezanın infazında koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına" ilişkin hüküm fıkrasını, sanık müdafii bu yönde bir temyiz sebebi ileri sürmemiş olmasına rağmen kendiliğinden gözeterek düzeltti. Sanık müdafiinin temyiz istemi yalnızca kast yokluğuna ve delil yetersizliğine dayanıyordu; Daire bu sebepleri 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294. maddeleri çerçevesinde inceleyip yerinde görmedi. Ancak 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik 5275 sayılı Kanun'un 108. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ikinci defa tekerrür hâlinde birinci fıkradaki koşullu salıverilme sürelerinin uygulanacağını belirterek, sanık hakkında koşullu salıverilmeye yer olmadığına karar verilemeyeceğini saptadı. Hüküm Tebliğname'ye aykırı olarak bozuldu; aykırılık 5271 sayılı Kanun'un 303/1-d maddesi kapsamında düzeltilebilir nitelikte olduğundan ilgili ibare 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümden çıkarılarak hüküm onandı. Karar, mahkûmiyet yönünden sanık aleyhine, infaz rejimi yönünden sanık LEHİNE sonuç doğurmuştur. Karar 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay25.03.2026
2025/2842 2026/2158

Öldürmeye Teşebbüste Eksik Adli Rapor ve TCK 62 İndirimi Bozma Sebebi midir?

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilen sanık hakkındaki kararı üç ayrı gerekçeyle bozdu. İlk olarak, katılanın kafatası, burun ve bel omurlarındaki kırıkların "organ işlevinin sürekli zayıflaması" niteliğinde olup olmadığı ve yüzde sabit iz bulunup bulunmadığı Adli Tıp Kurumundan sorulmadan, her yaralanma için 5237 sayılı Kanun'un 86 ve 87. maddeleri uyarınca ayrı rapor alınmadan hüküm kurulmasını eksik araştırma saydı; teşebbüs indirimi (5237 sayılı Kanun m.35) bu raporlara göre belirlenmelidir. İkinci olarak, hükümden sonra yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 5275 sayılı Kanun m.108/3'te yaptığı değişikliği gözeterek ikinci kez mükerrir sanığın koşullu salıverilmeden yoksun bırakılmasını hukuka aykırı buldu. Üçüncü olarak, yargılamada olumlu davranışı bulunmayan ve benzer suçlardan sabıkalı sanığa 5237 sayılı Kanun m.62 takdiri indirimi uygulanmasını "eksik ceza tayini" olarak nitelendirdi. Beraat eden diğer sanık yönünden ise zorunlu müdafi bulunsa bile Hazine aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek hükmü düzelterek onadı. Karar, mahkûm sanık yönünden ceza miktarında ALEYHE (eksik ceza ve TCK 62 bozması), infaz rejimi yönünden LEHE sonuç doğurmuştur.

Kararı İncele
Yargıtay25.03.2026
2025/8423 2026/2865

Beraatle Sonuçlanan 586 Günlük Tutukluluk İçin Ne Kadar Manevi Tazminat Alınabilir?

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, nitelikli cinsel saldırı suçlamasıyla 16.05.2019 - 22.12.2020 tarihleri arasında 586 gün tutuklu kalan ve yargılama sonunda beraat eden davacıya koruma tedbirleri nedeniyle 370.000 TL manevi tazminat ödenmesine ilişkin hükmü onadı. Dava süreci üç aşamalıdır: ilk derece mahkemesi 120.000 TL manevi tazminata hükmetmiş, bölge adliye mahkemesi bu tutarı 78.000 TL'ye düşürmüş, Daire ise miktarı düşük bularak hükmü bozmuştur. Bozma üzerine yapılan yargılamada 370.000 TL'ye hükmedilmiş ve bu tutar tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle onanmıştır. Maddi tazminat talebi ise reddedilmiştir: davacı tutuklandığı dönemde kamu görevlisi olduğundan eksik maaş ödemesine ilişkin talepler idari yargıda ileri sürülebilir. Daire ayrıca davanın 5271 sayılı Kanun'un 142. maddesindeki süre içinde yetkili mahkemede açıldığını, tutukluluk süresinin mahsuba konu yapılmadığını ve tazminat şartlarının oluştuğunu saptamıştır. Karar davacı LEHİNEDİR: uzun süreli haksız tutukluluğun suçlamanın ağırlığıyla birlikte değerlendirilerek yüksek manevi tazminatla karşılanması gerektiğini teyit eder. Davalının davanın reddi, miktarın fazlalığı ve faiz başlangıcının hatalı olduğu yönündeki itirazları da reddedilmiştir. Karar 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay26.02.2026
2021/12345 2026/2259

Uyuşturucu Ticaretinde "Okula 200 Metre" Artırımı Delil Olmadan Uygulanabilir mi?

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünü iki noktada düzelterek onadı. Birincisi ceza artırımına ilişkindir: sanıkta ele geçen uyuşturucu maddenin niteliği 5237 sayılı Kanun'un 188/4-a maddesindeki artırımı gerektirmekle birlikte, ticaretin 188/4-b maddesinde sayılan okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi yerlere 200 metreden yakın mesafede yapıldığına dair dosyada delil bulunmadığı hâlde mahkeme "sehven" b bendindeki artırımı da uygulamıştı. Daire bu artırımı hüküm fıkrasından çıkararak yalnızca 188/4-a artırımını bıraktı. İkincisi hak yoksunluklarına ilişkindir: mahkeme, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararına yanlış anlam vererek 5237 sayılı Kanun'un 53/1-b maddesini uygulamamış; hükümden sonra yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun değişiklikleri de gözetilmemişti. Daire, 53. maddenin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin iptal kararı ve 7242 sayılı Kanun sonrası duruma göre uygulanmasına karar verdi. Her iki husus da yeniden duruşma gerektirmediğinden hüküm 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilerek onandı; diğer temyiz itirazları reddedildi. Karar, artırımın kaldırılması yönünden sanık LEHİNEDİR; mahkûmiyet ise kesinleşmiştir. Karar 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay26.02.2026
2025/9065 2026/2268

Okula 206 Metre Mesafede Uyuşturucu Satışında "200 Metre" Artırımı Uygulanır mı?

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûm edilen üç sanıktan ikisi hakkındaki hükümleri onarken, üçüncü sanık hakkındaki hükmü 5237 sayılı Kanun'un 188/4-b maddesindeki artırımın koşulları bulunmadığı gerekçesiyle bozdu. Mahkemece yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda, 30.07.2022 tarihli 4 numaralı güven alımının gerçekleştiği yer ile meslek lisesi arasındaki mesafe 206 metre olarak ölçülmüştü. Daire, kanunun aradığı "200 metreden yakın mesafe" koşulunun gerçekleşmediğini gözetmeden sanık hakkında temel cezanın iki nitelikli hâl nedeniyle teşdit uygulanarak belirlenmesini ve ayrıca 188/4-b uyarınca artırım yapılmasını fazla ceza tayini olarak nitelendirdi; hüküm Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama görüşüne aykırı olarak oy birliğiyle bozuldu. Diğer iki sanık yönünden ise ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin suçun vasfı, sübutu, delillerin değerlendirilmesi ve delillerin hukuka uygun toplandığına ilişkin takdirlerinde isabetsizlik görülmedi; suçun unsurlarının oluşmadığı, delillerin hukuka aykırı toplandığı ve 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanmaması gerektiği yönündeki temyiz sebepleri reddedildi, salıverilme talepleri de ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre gözetilerek reddedildi. Karar, artırımı kaldırılan sanık yönünden LEHE, diğer iki sanık yönünden ALEYHE sonuç doğurmuştur. Karar 26.02.2026 tarihlidir.

Kararı İncele
Yargıtay26.02.2026
2026/1373 2026/2262

Mobese ve Kamera Görüntüleri Toplanmadan Uyuşturucu Ticaretinden Hüküm Kurulabilir mi?

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünü, savunmanın "eksik araştırma" itirazına rağmen onadı. Sanık müdafii temyizinde eylemin sabit olmadığını ve beraat kararı verilmesi gerektiğini, aksi hâlde eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğunu ve iş yerini gören mobese ile güvenlik kamerası görüntüleri temin edilmeden eksik araştırmayla hüküm kurulduğunu ileri sürmüştü. Daire, Kayseri 8. Ağır Ceza Mahkemesi ile Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin suçun sübutu ve vasfına, delillerin değerlendirilmesine ve hukuka uygun toplanmasına, 5237 sayılı Kanun'un 188/4-a maddesinin uygulanmasına ilişkin takdirlerinde isabetsizlik bulunmadığını belirtti. Eksik araştırma itirazı yönünden ise dosyada eylemin sübutu ve vasfının tespiti için yeterli delil bulunduğunu, bu nedenle eksik araştırmadan söz edilemeyeceğini ifade etti. Temyiz incelemesi 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesiyle sınırlı yapılmış, hükümde hukuka aykırılık görülmemiş ve hüküm Tebliğname'ye uygun olarak onanmıştır; hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre gözetilerek salıverilme talebi reddedilmiştir. Karar sanık ALEYHİNEDİR: mahkûmiyet ve 188/4-a artırımı kesinleşmiştir. Kararın ilkesel değeri, kamera kaydı toplanmamasının ancak mevcut delillerin sübut ve vasıf için yetersiz kaldığı hâllerde eksik araştırma sayılacağını göstermesidir. Karar 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay26.02.2026
2026/1374 2026/2257

Koltuk Altında Bulunan Uyuşturucuyu "Benim" Demek Etkin Pişmanlık Sayılır mı? TCK 192/3

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, aracın sağ ön yolcu koltuğunun altında net 17,2 gram sentetik kannabinoid ele geçirilen sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükmü onadı. Sanık müdafii eylemin sabit olmadığını, aksi hâlde kullanmak için bulundurma suçunu oluşturduğunu, maddenin içeriği için yeniden bilirkişi raporu alınması ve daha yüksek oranda etkin pişmanlık indirimi uygulanması gerektiğini ileri sürmüştü. Daire, istihbari bilginin içeriği, olayın oluş şekli, maddenin ele geçtiği yer ve sanığın cep telefonunda yapılan inceleme birlikte değerlendirildiğinde maddenin sanığa ait olduğunun sabit olduğunu belirtti; suçun vasfı, 5237 sayılı Kanun'un 188/4-a ve 192/3. maddelerinin uygulanması ve uzmanlık raporunun yeterliliği yönünden isabetsizlik görmedi. Kararın asıl vurgusu etkin pişmanlığa ilişkindir: Daire, sanığın beyanıyla kendi suçunu ortaya çıkardığından söz edilemeyeceği gözetilmeden 5237 sayılı Kanun'un 192/3. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını eksik ceza tayini olarak eleştirdi; ancak aleyhe temyiz bulunmadığından bunu bozma sebebi yapmadı. Duruşmalı inceleme talebi ceza süresine göre reddedildi, salıverilme talebi de ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre gözetilerek reddedildi. Karar sanık ALEYHİNEDİR; ancak aleyhe temyiz yokluğu nedeniyle uygulanan indirim korunmuştur. Karar 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele